Skip to content

Ekolojik Anayasa Konferansı 22 Mayıs’ta

by 18/03/2011

Seçimlerden sonra başlaması beklenen yeni Anayasa yazım sürecine etki etmek isteyen ekolojistler bir platform kurarak yeni Anayasa’nın ekolojik olması için çalışmaya başladı. Seçimler öncesinde en önemli etkinlik 22 Mayıs’ta yapılacağı açıklanan konferans olacak. Benim de çağırıcıları arasında bulunduğum Konferans’la ve “ekolojik bir Anayasa”nın ana hatlarıyla ilgili bilgileri de içeren çağrı metni 17 Mart 2011 Perşembe günü yapılan bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Sonunda çağırıcıların toplu listesinin ve iletişim bilgilerinin de yer aldığı metin şu şekilde:

EKOLOJİK ANAYASA GİRİŞİMİ

Ön Hazırlık Amaçlı Atölye Çalışmasının Sonuç Bildirgesi ve Çağrı Metni – 14 Mart 2011

Türkiye yeni bir Anayasa için canlı bir tartışma süreci yaşıyor. 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan mevcut 1982 Anayasası’ndan kurtulmak ve toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla yapılması gereken yeni, demokratik ve sivil bir Anayasaya katkıda bulunmak için siyasi partilerden sivil toplum örgütlerine, akademisyenlerden aktivistlere kadar çok sayıda kişi ve çevrenin katkı sunduğu çeşitli girişim ve platformlar tartışıyor, görüş oluşturuyor.

Yeni Anayasanın demokratik ve sivil olmanın yanı sıra özgürlükçü, sosyal ve ekolojikbir niteliğe de sahip olması gerekiyor. Yaşadığımız dünya ağır bir ekolojik krizin etkisi altında. İklim değişikliği, çevre kirliliği ve doğanın tahribi sadece bugün yaşayanların değil, gelecek kuşakların da yaşam hakkını tehdit ediyor. Yeni Anayasacılık anlayışı katılımcı bir yöntemi zorunlu kıldığı gibi, insan-doğa ilişkisini yeniden tanımlayan, doğanın haklarını tanıyan, ekolojik bir Anayasayı da mümkün kılıyor.

Ekolojik Anayasa Girişimi işte bu anlayış çerçevesinde Yeni Anayasanın doğayı bir hak öznesi olarak gören, ekolojik bir Anayasa olabilmesi için hangi ilkelerin gözetilmesi gerektiğini ortaya koymak amacıyla kuruluyor.

Bu amaçla Yeşiller Partisi tarafından yapılan bir çağrıyla İstanbul Yeşil Ev’de bir araya gelen isimler tarafından 19 Şubat 2011 tarihinde bir atölye çalışması yapıldı. Bu çalışmaya katılan akademisyen, politikacı, yazar, hukukçu ve aktivistler ekolojik bir Anayasa için gerekli temel ilkeleri ve önümüzdeki süreçte yapılacak olan çalışmanın ana hatlarını saptadılar.

Aşağıda belirtilen ilkeler ve yöntem çerçevesinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılacak hazırlık toplantılarının ve son olarak da 22 Mayıs 2011 tarihinde yapılacak olan Ekolojik Anayasa Konferansı’nın sonucunda Ekolojik Anayasa Girişimi’nin önerileri kamuoyuna sunulacaktır.

Hazırlanacak olan öneride;

1-      Anayasanın ruhunu yansıtması beklenen başlangıç bölümü için ekolojik bir toplumun genel değerlerini ve ilkelerini, doğanın bir hak öznesi olarak tarifini ve doğanın haklarının nasıl tanımlanması gerektiğini içeren bir ya da iki paragraflık bir giriş bölümü oluşturulacak,

2-      Anayasa için önerilecek ekolojiye ve doğanın haklarına ilişkin maddelerin genel gerekçesi ve madde gerekçeleri yazılacak,

3-      Anayasa’da yer alması önerilen konuyla ilgili maddelerin ana hatları veya taslağı kaleme alınacaktır.

Ayrıca sadece konuyla ilgili olanların değil, Anayasadaki tüm maddelerin, tüm yasaların ve mevzuatın ekolojik bir yaklaşımla ele alınması, eksiksiz demokrasi ve katılım için de %10 seçim barajının kaldırılması ve örgütlenme, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engel ve yasakların kaldırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Ekolojik Anayasa Girişimi tarafından yapılacak olan çalışmada aşağıdaki belgelerin temel kaynaklar olarak kullanılması öngörülmektedir: Toprak Ananın Hakları Evrensel Beyannamesi, Halkların İklim Değişikliği Bildirgesi, Afrika Halkları Haklar Bildirgesi, Latin Amerika İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokolü, Ekvator Anayasası, Karadağ Anayasası, Portekiz Anayasası, Fransa Yeşil Şartı, Yeryüzü Şartı, Stockholm Bildirgesi, Rio Deklarasyonu, Aarhus Konvansiyonu.

19 Şubat günü yapılan atölye çalışmasında iki sorunun yanıtı aranmıştır:

1-      Doğa yeni Anayasada bir hak öznesi olarak nasıl tanımlanabilir? Tüm canlıların hakları ve hayvan hakları nasıl formüle edilebilir?

2-      Doğa yaşam alanlarının tahribini, suyun, madenlerin, ormanların, tarım alanlarının özelleştirilmesini ve/veya amaç dışı kullanımını önleyecek ilkeler Anayasa’ya nasıl dahil edilebilir? Halkın ve yerel toplulukların, yaşam alanlarını korumak için, yerel, bölgesel ve diğer karar mekanizmalarına katılımı nasıl güvence altına alınabilir?

Atölye çalışmasının sonucunda aşağıdaki temel noktalar, tartışılmak üzere not edilmiştir:

–        Yeryüzünün bütünlüğü ve sürekliliği içerisinde insanların ve tüm canlıların yaşam hakkı esastır. Yaşam hakkı en üst düzeydeki haktır ve insanın da bir parçası olduğu Doğayı korumak yaşamı korumak demektir. Doğaya verilen zarar insana da verilmiş olur.

–        Doğa bir hak öznesi olarak tanımlanmalıdır. Yeryüzünün/Doğanın haklarından, devletin ve bireyin ise bu hakları güvence altına almak üzere görev ve sorumluluklarından söz edilmelidir. Bu noktada doğanın ve yeryüzünün tanımlanması da gerekir, çünkü bu kavramların doğru tanımlanmaması yanlış anlamalara ve kötüye kullanıma yol açabilir. Bu arada Anayasadaki orman tanımının değiştirilmesi ve ormanın bir ağaçlar topluluğu olarak değil, bir ekosistem olarak tanımlanması da son derece önemlidir.

–        Su, tohum ve diğer doğal varlıkların kaynak olarak değil, Doğanın bir parçası ve onlara bağlı yaşayan tüm canlılara ait olarak görülmesi bir hak öznesi olarak Doğanın tanımlanmasında önemli bir kavramsal açılım olacaktır.

–        İnsan, çıkarları ve geleceği doğadan ayrı ve bağımsız varlık olarak kabul edilemez. Bu nedenle insan merkezli (antroposentrik) değil yaşam ve ekoloji merkezli (biyo/ekosentrik) bütüncül bir hak anlayışı tercih edilmelidir.

–      İnsan, Doğanın/Yeryüzünün emanetçisi olarak görülmelidir. Doğal varlıkların insana emanet edilmiş olduğu, insanın gerektiği takdirde kendi haklarını savunmayacak olan doğanın ve diğer canlıların vekilliğini üstlenebileceği kabul edilmelidir. Emanetçilik kavramı aynı zamanda nesiller arası adalet ve sürdürülebilirlik kavramlarıyla da ilgilidir. Kaynakların, üretim tarzlarının, ürün çeşitliğinin ve biyolojik çeşitliğin gelecek kuşakların emaneti olarak korunması son derece önemlidir.

–        Ekolojik kriz, iklim değişikliği, kaynakların tüketilmesi ve doğanın tahribi nedeniyle geleceği tehlikeye giren yeryüzünün korunması için bugün yaşayan insanlar ve diğer canlılar kadar, gelecek kuşakların hakları da mutlaka güvence altına alınmalıdır.

–      Doğanın hakları çerçevesinde, çevre sorunlarının ve kirliliğin ulusal sınırlarla sınırlandırılamayacağı, küresel bir anlayışın zorunlu olduğu kabul edilmelidir.

–      Dilsel ve kültürel çeşitlilikle biyolojik çeşitlilik arasındaki bağın dikkate alınarak dillerin ve kültürlerin de doğa ile birlikte korunmasının güvence altına alınması sağlanmalıdır.

–        Vatandaşın ödevleri dahilinde doğayı korumak ve emanetçisi olmak anlamındaEkolojik vatandaşlık kavramına anayasal bir içerik kazandırılmalıdır.

–      Çevre konularında yerel karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi için sivil toplumun ve yerel halkın ilgili komisyonlarda yer almasının sağlanması, referandum gibi aktif katılım sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi ve ademi merkeziyetçilik vazgeçilmez ilkelerdir. Ayrıca şeffaflık ve hesap verebilirliğin anayasal güvence altına alınması sağlanmalıdır.

–      Kamu yararı ilkesinin ekolojik bakış açısıyla yeniden tanımlanması, Doğa ile ilgili kamusal kararları denetleyecek özerk kamu denetçisi mekanizmasının anayasada yer alması gerekmektedir.

–      Ekolojik olarak sürdürülebilir, sosyal olarak adil bir ekonomik sistemin geliştirilmesi anayasal olarak güvence altına alınmalıdır. Doğal sistemlerin kendini var etme ve yenileme yetisine zarar vermeyen, uyum içinde bir varoluş sağlamak için ekonomik önceliklerin değiştirilmesi, yapılan tüm insani faaliyetlerin biyolojik kapasite göz önüne alınarak yapılması sağlanmalıdır.

–        Doğayla insanın etkileşimine dair her türlü ekonomik girişim için kullanılanihtiyatlılık ilkesine anayasal bir içerik kazandırılmalıdır.

–        Temiz suya erişimin bir insan hakkı olarak tanımlanması, gıda hakkına ve sağlıklı beslenme hakkına temel insan hakları arasında yer verilmesi son derece önemlidir.

–        Hayvanlara yönelik işlenen suçların kabahat kapsamından çıkarılarak hayvan haklarıanlayışı çerçevesinde suç olarak tanımlanması ve hayvan haklarına anayasal bir içerik kazandırılması son derece önemlidir.

–        İklim değişikliği, küresel ısınma, çevre kirliliği ve doğanın korunması ile ilgili tümuluslararası anlaşmaların imzalanması ve iç hukuka aktarılması sağlanmalıdır.

Atölye çalışmasında yukarıda sayılan öneriler çerçevesinde doğanın bir hak öznesi olarak tanımlanmasını içeren genel ilkeler ve gerekçelerin yanı sıra çeşitli maddelerin de formüle edilmesi gerektiği dile getirilmiştir.

Bu maddeler arasında doğa hakkının tanımlanacağı maddelerin yanı sıra devletin şekline ve cumhuriyetin niteliklerine dair 1. ve 2. maddelerin de geliştirilmesinin yer alabileceği, bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, sosyal ve laik olmanın yanı sıra ekolojik bir hukuk devleti olduğu ve insan haklarına olduğu kadar doğanın haklarına da saygılı (ya da dayalı) olduğu tespitine yer verilmesinin önerilebileceği belirtilmiştir.

Aşağıda isimleri yazılı olan atölye katılımcıları olarak, yukarıda belirlenen yöntem, ilke ve anlayış çerçevesinde ekolojik bir anayasa için gerekli ilkelerin geliştirilmesi amacıyla başlatılacak tartışma sürecini derinleştirme çağrısı yapıyoruz.

Bu amaçla öncelikli olarak bu sonuç bildirgesinin kamuoyunda tartışılması ve gerekli eleştiri ve öneriler yapılarak ekolojik bir anayasa için gerekli temel ilkelerin geliştirilmesi için çevre ve ekoloji hareketlerini, sivil toplum örgütlerini, siyasi partileri, üniversiteleri, ilgili kurum ve kuruluşları, akademisyenleri, aydınları, politikacıları, yazar ve sanatçıları, aktivistleri, çevreci, ekolojist, doğa korumacı ve yeşil bireyleri ve konuyla ilgilenen tüm yurttaşları tartışma sürecine katkı sunmaya davet ediyoruz.

Görüş ve önerilerinizi aşağıda belirtilen iletişim adresleriyle Ekolojik Anayasa Girişimi sekretaryasına iletebilir, ya da bu amaçla açılan web sitemize doğrudan yorum olarak girebilirsiniz.

Ayrıca bütün ilgilenenleri Ekolojik Anayasa Girişimi tarafından önümüzdeki süreçte düzenlenecek hazırlık toplantılarına ve 22 Mayıs 2011 tarihinde yapılacak olan Ekolojik Anayasa Konferansına katılmaya çağırıyoruz. Gerekli duyuruları web sitemizden, e-posta iletişim listelerinden ve basından takip edebilirsiniz. Sürece katılmak için sekretaryaya başvurabilirsiniz.

Gelin ekolojik bir Anayasa için hep birlikte çalışalım!

ÇAĞRICILAR: Ali Alper Akyüz, Alidost Numan, Ali Kerem Saysel, Ali Osman Karababa, Arif Ali Çangı, Ayşe Bilge Dicleli, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Candaş, Barış Doğru, Barış Gencer Baykan, Bülent Müftüoğlu, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Defne Koryürek, Deniz Ataç, Fatoş Çırnaz, Fikret Adaman, Gediz Akdeniz, İsmail Duygulu, Kemal Tuncaelli, Korhan Gümüş, Melda Onur, Mahmut Boynudelik, Mehmet Horuş, Meryem Koray, Muammer Sakaryalı, Neşet Kutluğ, Nilüfer Oral, Oya Ayman, Ömer Madra, Pelin Batu, Sebahat Tuncel, Semra Cerit Mazlum, Sevgi Mutlu, Serkan Köybaşı, Şenol Karakaş, Tolga Öztorun, Uygar Özesmi, Ümit Şahin, Yakup Okumuşoğlu, Yüksel Selek

SEKRETARYA: Yeşiller Partisi – İstiklal cad. Balo sok. 21/1 Beyoğlu-İstanbul, Telefon: 212-2447780

WEB SİTESİ: www.ekolojikanayasa.org

E-POSTA: ekolojikanayasa@gmail.com

From → Haberler

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: