Skip to content

Akif Beki’nin dezenformasyon çabası

by 19/05/2011

Akif Beki’nin 17 Mayıs’ta Radikal Gazetesi’nde yayınlanan yazısı kanımca tam bir dezenformasyon (yanlış bilgilendirme) çabası. Demokratik bir tepkiyi küçülten ve özgürlük karşıtı gibi sunan bu yazıyı protesto etmek ve yanlış yerine doğru bilginin yayılması gerektiğini düşündüğümden bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.

15 Mayıs’ta Türkiye’nin birçok kentinde olduğu gibi İstanbul’da da gerçekleştirilen “İnternetime Dokunma” yürüyüşüne, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden arkadaşlarımla birlikte ben de katıldım. Taksim Meydanı’nda toplanan ve Tünel Meydanı’na kadar devam eden yürüyüşe çeşitli kaynaklara göre 30 ila 50 bin kişi katıldı. Katılımcıların çoğu genç internet kullanıcılarıydı ve kadın-erkek eşitliği de göze çarpıyordu.

İnternet başta olmak üzere her alanda özgürlük isteyen bu demokrasi göstergesi büyük topluluğu hor gören, hatta iftira niteliğinde Ergenekoncu ve  pornoculukla suçlayan Akif Beki interneti filtrelemek yoluyla sansürleyen baskıcı zihniyete destek ve Radikal Gazetesi’nin özgürlükçü modern görüntüsüne zarar verdi.

Öncelikle, bu eylemi en başından beri takip etmeme rağmen, Akif Beki’nin internet eylemiyle ilgili kullandığı “internet baharı” lafını ilk kez duyuyorum. Oysa kendisi biz isyankârların eyleme bu adı verdiğini söylüyor. Hiçbir zaman kullanmadık ama güzel öneri, teşekkürler.

Bizi “din elden gidiyor” diyerek Meşrutiyet rejimine karşı çıkanlarla bir tutan görüşü ise anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Yazının o bölümünü defalarca okudum ama Sayın Beki’nin algısına bir türlü vakıf olamıyorum. O bağlantıyı anlayan biri beş yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi anlatabilir mi bana?

Sayın Beki yazısında filtre sistemiyle ilgili BTK Başkanı Acarer’den daha fazlasını söylemiyor; büyük bir olasılıkla bu konuda hiçbir fikri olmadığı için aslında söyleyemiyor. Eğer söyleyebileceğiniz düşünceler ancak başkalarınınkilerden ibaretse, bir başka deyişle kendi düşüncenizi oluşturabilecek bilgi seviyesinde değilseniz, başkalarının söylediklerini aktarmak yerine susup, zaten söylenmiş sözü sahibine bırakmak gerekmez mi? Tekrarın ne gereği var?

Beki’ye göre biz sansürü kullanıp ülkede yasakçılık havası yaratıyormuşuz. Çünkü Sayın Beki’ye göre şu anda internette yasakçılık yok! Bu konuda kendisini BTK Başkanı’na yönlendiriyoruz. Çünkü o biliyor şu anda kaç internet sitesinin yasaklı olduğunu (bu bilginin acilen kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor). 5 bin ila 30 bin sitenin yasaklı olduğuna dair bilgiler dolaşıyor ortalıkta. Demek ki en iyi ihtimalle en az 5 bin siteye girilemiyor çünkü yasak. Bu siteler arasında evrim kuramıyla ilgili olanlardan Kürt haber sitelerine, LGBT örgütlerinin web sayfalarından porno sitelere kadar bir çok alana dair site var. Ama Beki’ye göre internette yasak yok. Biz de olmayan yasaklara karşı çıkarak ortalığı karıştırmaya çalışan anarşistleriz. Hayır Sayın Beki, biz sadece mağdur olan site sahipleri değil, bu sitelere erişemeyerek bilgiye erişim ve bilgi edinme hakkını kullanamayan vatandaşlarız.

Beki’nin filtre seçeneklerini “seçenekler artıyor, demek ki özgürlük de artıyor” diyerek olumlu şekilde sunması ise olsa olsa şaka olabilir. Anlaşılan bizden, en fazla yasak içeren filtreden daha az yasak site içeren filtreyi seçebildiğimiz için şükretmemiz isteniyor. Akif Beki’ye Voltaire’in Candide’ini okumasını tavsiye ediyorum.

“Cinsellik ve şiddet dahil her türlü içeriğe sınırsız erişim” istediğimizi iddia eden Beki, hakları koruyor ya, bunları ekranında görmek istemeyenlerin mağdur olmaması gerektiğini belirtiyor. Doğru, mağdur olmamaları gerekir. Ama biz “sansüre hayır” diyerek “muzır içerikten kimse sakınamasın” istiyormuşuz. Halbuki muzır içerikten sakınmak isteyenlerin cinsellik ve şiddet içeren sayfaların adlarını arama çubuğuna yazmamaları yeterli. İstenmeyen içerik ekranlarında zinhar gözükmez. Denesin, kendisi görsün. Açsın bilgisayarını ve arama çubuğuna hiçbir şey yazmasın. Ya da “ntvmsnbc.com” veya “zaman.com.tr” yazsın. Ne cinsellik, ne şiddet. Bakın, kimse mağdur olmadı.

Bunun yanında kimse çocuk pornografisi, terör örgütleriyle bağlantılı propaganda veya halkı suça teşvik edenler gibi zaten tüm dünyada suç olan site ve uygulamalara yapılan engellemelerin kaldırılmasını istemiyor. İstediğimiz, yasakların sadece bunlardan ibaret olması.

Akif Beki’nin “cinsellik ve şiddet” kalıbı ise başlı başına sorunlu. Cinsellik Sayın Beki’nin de dünyaya gelmesini sağlayan bir süreçtir ve şiddetle birlikte anılmasının hiçbir anlamı yoktur. Cinsellik ne yasak, ne de ayıp. Cinselliği geçtim porno dahi, oyuncuların filmde oynamak için tehdit edilmediği, çekime zorlanmadığı veya tecavüze uğramadığı hallerde demokratik ülkelerde yasal bir film türüdür. Hatta bu filmlerde oynayanlar sigortalı çalışandır ve porno sektörü oldukça büyük bir ekonomidir. Bu filmleri izlemek isteyenler dükkanlardan veya internetten bu tür filmleri edinir ve seyreder. Şimdiye kadar kimseye zorla porno seyrettirildiğini ne gördüm, ne de duydum. O yüzden, Beki’ninkine ters bir bakış açısıyla, asıl porno seyretmek, başkalarına zarar vermeyen bir eylem olarak bir özgürlük alanıdır ve hak talebi konusudur. O yüzden porno içerikli sitelere erişim engeli bir hak ihlalidir.

Gelelim Akif Beki’nin, yazısının başlığında da kullandığı en önemli dezenformasyon malzemesine: “Tam bağımsız internet” söylemi. Öncelikle, ne bu yürüyüşe katılanlar, ne de bu yürüyüşü organize edenler hiçbir zaman bu sloganı kullanmadı. Bu laf internet ortamında da hiçbir zaman kullanılmadı. “Tam bağımsız internet” söylemi tamamen Akif Beki tarafından uydurulmuş bir söylemdir. Neden böyle bir uydurmaya başvurma gereği duyuyor Akif Beki? Çünkü şöyle bir zihniyete sahip: Bu eylemler AK Parti hükümeti tarafından yapılan internetle ilgili düzenlemelerle ilgili. Demek ki AK Parti karşıtı. O halde ulusalcı olmalı. Ulusalcılar da “tam bağımsızlık” terimini kullanıyor, demek ki bu sanal anarşistlerin sloganı da olsa olsa “tam bağımsız internet”tir. Bu, kusura bakmayın, hastalıklı bir düşünce. Beki’ye göre ya AK Parti’lisiniz, ya da ulusalcı. AK Parti’den daha fazla özgürlükçü olmanız mümkün değil!

Hayır Sayın Akif Beki, biz, gözleri AK Parti karşıtlığıyla bağlanmış, ortalığı karıştırmak isteyen anarşist, pornocu veya ulusalcı değiliz. Biz, AK Parti’nin özgürlük anlayışına hapsolmak istemeyen özgürlükçüleriz. Biz daha fazla ve gerçek özgürlük, daha fazla ve gerçek demokrasi istiyoruz. Ve sadece AK Parti’nin ve dolayısıyla sizin kalıbınıza girmeyi değil, bütün kalıplara girmeyi reddediyoruz. Bu uğurda, sizin ifadenizle, isyankârız ve öyle olmaya devam edeceğiz.

Bu yazı, buradaki yazıdan etkilenerek yazılmış ve Akif Beki’nin mail adresine ve Radikal Gazetesi’ne gönderilmiştir. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: