Skip to content

ÜÖÜD: “İktidar Osman Can’a nihayet üniversite buldu.”

by 28/06/2011

Osman Can (fotoğraf: Today's Zaman web sitesi)

Yakın bir zamanda doçent olan Anayasa Mahkemesi’nin eski raportörlerinden Osman Can Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı’na atandı. Ancak bu atamanın “hükümetten ısmarlandığını” iddia eden Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği bir basın açıklamasıyla atamaya tepki gösterdi. Açıklama şu şekilde:

İktidar Osman Can’a Nihayet Üniversite Buldu!

Anayasa Mahkemesi eski raportörü Osman Can’a iktidarın anayasa projelerine verdiği destek karşılığında saygın devlet üniversitelerinde kadro yaratılmaya çalışılmasında ikinci hamle Marmara Üniversitesi’nde atıldı.

Daha önce sadece iki doçentin görev yapıyor olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku ABD’da kendisi için ilan edilen kadroya, ataması yapılacakken üniversite yönetimi tarafından  bu atama durdurulmuştur. Ancak durdurma nedeni açıklanmamıştır. Atamanın hangi nedenle durdurulduğunun, atama yöntemi kadar akademia içinde tartışılmasını önemsemekteyiz. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü atamanın yapılamaması gerekçelerini açıklamalıdırlar.

İstanbul Üniversitesi’ne yerleştirilemeyen Osman Can’a, yeni bir üniversite bulunmuş, bu sefer tıpkı İ.Ü. deki gibi Anabilim Dalı’nın görüşü alınmadan tamamen hukuka ve akademik teamüllere aykırı olarak Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku ABD’na ataması yapılmıştır. Konu ile ilgili  olarak Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku ABD Başkanı Prof.Dr. İbrahim Kaboğlu’nun değerlendirmesini aşağıda ve ekte kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.

Bizler, Osman Can’ın bir üniversiteye atanmasına karşı değiliz. Ancak eskiden olduğu gibi tüm akademisyenlere uygulanan yasa, yönetmelik, akademik teamüllere ve bilimsel liyakata  uygun bir biçimde olması gerekliliğini hatırlatmak isteriz.

İktidar, YÖK ve Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, hepsi birlikte, hukuka ve akademik yaşamın gereklerine aykırı, telafisi mümkün olmayan bu atamayı gerçekleştirirken üniversiter tüm değerleri yok etmişlerdir. Atanan Osman Can, bu yok edilişin üstünde nasıl bir akademik yaşam sürdürebilecektir, bunu kendi etik değerleri gösterecektir.

Bu ilk değildir ve son yıllarda bu tip atamalar sık görülmeğe başlanmıştır.

YÖK’ü ve Rektörleri yasalara ve akademik teamüllere uymadığı için bir kez daha kınıyoruz.

İktidar gücünü (kim olursa olsun), üniversiteye dokunmamaya davet ediyoruz.

 Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı İbrahim Kaboğlu’nun Fakülte Dekanlığı’na yönelik olarak yazdığı ve Osman Can için düzenlenen jürinin oluşumunda ve sonrasında gerçekleşen atamadaki hukuka aykırılıkları  belirttiği dilekçesi ise şu şekilde:

MARMARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE (iletilmek üzere) HUKUK FAKÜLTESİ DEKANLIĞ’NA,

 İlgi: B.30.2.MAR.0.71.00.02/8148 ( ARAS kargo ile 11/05/2011 günü ulaşan dosya ve Rektörlük yazısı)

Konu: Doç.Dr. Osman CAN’ın müracaatı.

  Konuyla ilgili olarak, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı sıfatıyla, hukuki durum ve  görüşlerim aşağıda yer almaktadır:

 I.- Kadro ilanı:

Rektörlük makamının 3628 sayılı yazısı ile, anabilim dalının doçentlik kadrosu talebi olmaksızın, doğrudan Rektörlükçe doçentlik kadro ilanı için görüş sorulmuştur. Bu talebe ilişkin 04.04.2011 tarihli yazımızda, “Araştırma görevlisine ilişkin kadro talebimizi tekrar eder”ek, “doçent kadrosuna ihtiyaç duyulmadığı” bildirilmiştir. Ancak, Anayasa Hukuku Anabilim Dalının görüşü alınmadan önce, Doçentlik kadrosuna ilişkin ilan gazetelere verilmiştir. Bu tutum, kadro ihtiyacı konusunda Anabilim Dalı görüşünün  dikkate alınmasına gerek duyulmamış olduğunu açıkça göstermektedir.

II.- Jürinin oluşturulması

Nitekim, Rektörlükçe jüri üyeliğine seçildiğime dair 29 Nisan 2011 tarihli yazı, aday O. Can tarafından dosyası ile birlikte ARAS kargo ile gönderilmiş ve tarafıma 11 Mayıs 2011 günü ulaşmıştır. İzlenen bu usul, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı olarak değil, sadece adayın jürisinde yer alan bir üye olarak muhatap alındığımı ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, anabilim dalına alınacak öğretim üyesi için oluşturulacak jüri hakkında görüşüm alınmadığı gibi, diğer jüri üyelerinin kimler olduğu konusunda bilgi bile verilmiş değildir. Rapora ilişkin yazının gönderilme tarzı ise, Üniversite Rektörlüğünün bir Anabilim dalı başkanına gönderdiği yazı olmayışı yanısıra, bir başka üniversiteden gelen yazı izlenimini yaratmaktadır.

Doçentlik kadrosuna başvuran kişinin, Erzincan Hukuk Fakültesi kadrosunda olan ve Anayasa Mahkemesi Raportörlüğü sırasında kamu oyuna yaptığı açıklamalarla gündeme gelen Osman Can olduğu anlaşılmaktadır. Aynı kişi, Başbakanlıkta görevlendirilmiş görünmektedir. Aday Can, kadro ilanından daha önce, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığına  mesaj yoluyla  talebini iletmiştir.Bu talep, üniversite gelenekleri ve akademik teamüller gereği, Anabilim dalında görev yapan bütün öğretim üyeleri ile birlikte değerlendirilmiş ve kendisine öğretim üyesi ihtiyacı bulunmadığı bildirilmiştir.

 III.- Durumun mevzuat ve yargısal içtihat  açısından değerlendirilmesi

2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunun 25. maddesinin b fıkrasında, “Üniversiteler, doçentlik kadrosuna atama için, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler.” denilmektedir. Bu hüküm gereğince “Marmara Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atama Kriterleri” Yönergesi kabul edilmiştir. Yönergenin “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu kriterler 2547 sayılı Kanunun 65. maddesi ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği gereğince hazırlanmış olup, Yardımcı Doçentlik, Doçentlik ve Profesörlüğe yükseltilme, atanma ve uzatmalarda uygulanacak esasları düzenler” denilmektedir. “Amaç” başlıklı 2. maddesinde ise, “Bu Kriter, akademik kadrolara başvuracak adayların kendilerini hazırlamalarını, durumlarını değerlendirmelerini kolaylaştırmak ve başvuran adaylar hakkında rapor hazırlayacak jüri üyelerinin daha sağlıklı karar vermelerine ve değerlendirmelerinde nesnellik sağlamalarında yardımcı olmak amacını da taşır” denilmektedir.

 Doçentliğe başvuran adaylara ilişki “Temel ilkeler” başlıklı 3. maddesinde, “Doçentliğe atamalarda… ilan edilen kadroya başvurabilmek için… b. Üniversitemiz Senatosu tarafından kabul edilen işbu Yönergede belirtilen ilave kriterleri sağlamak zorundadır” denilmektedir. Bu hükümler, açıkça göstermektedir ki, doçentlik kadrosuna yapılacak atamalarda bu ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir.

Bu açık düzenlemeler karşısında, aday O. Can’ın başvurusu ve başvurunun kabul ve incelenmesi, Üniversite tarafından tüm adaylar için öngörülen koşullara uygun değildir. Yönergenin 14. maddesinde “Doçentlik Kadrosuna Başvuru” koşulları belirlenmiştir. Buna göre, “b. Aday, ekteki Başvuru Düzenine uygun olarak yayınlarını ve diğer çalışmalarını düzenler. Bu düzen için Üniversite web sayfasında mevcut Formu kullanır. Yayın listesini hazırlarken Doçentlik kadro başvurusu için doktora sonrası ve …çalışmalarını diğerlerinden ayırır. Kendisinin Lisansüstü tezlerinden üretilmiş yayınlarını belirtir…e. Aday, Başvuru Dosyası Düzeni’ni gösteren Başvuru Formu’nda bulunan puanlama kolonuna Akademik Yükseltilme Puanlama Formu’nda ve Madde 4.’de belirtilen değerlendirme ilkelerine göre kendi değerlendirmesini yazar ve toplam puanını belirleyerek Formu imzalar ve Başvuru Dosyası’na koyar.” Yönergenin 15. maddesine göre, “Adayların başvuru dosyaları, nicelikleri açısından Ek’te verilen Akademik Değerlendirme ve Yükseltilme Puanlama Formu’na göre Adayın kadro için başvurduğu Fakülte/Enstitü/Y. Okul tarafından seçilen üç kişilik bir Komisyon tarafından asgari kabul koşulları, şekil ve usul yönünden bir ön değerlendirmeye tabi tutulur. Marmara Üniversitesi Senatosu tarafından kabul edilmiş asgari puanların altında kalan ve başvura koşullarını sağlamayan başvurular değerlendirmeye alınmaz.”

Bu açık hükümlere karşın, aday Yönergede belirtilen Puanlama Formunu doldurmamış ve adayın başvuru dosyasının incelenmesi için bir ön inceleme jürisi oluşturulmamıştır.

 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 25/a. maddesinde, “Üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde doçentlik kadroları boşaldığında, rektörlükçe boşalan kadroları ve o kadro ile ilgili olarak adaylarda aranacak nitelikleri kadronun devamlı veya kısmi statüde olduğunu da belirterek ilan edilir.” hükmüne yer verilmiş; aynı Kanunun 13/b-3 maddesinde “Üniversitenin yatırım programlarını, bütçesini ve kadro ihtiyaçlarını, bağlı birimlerinin ve üniversite yönetim kurulu ile senatonun görüş ve önerilerini aldıktan sonra hazırlamak ve Yükseköğretim Kuruluna sunmak” rektörün görevleri arasında sayılmış; 16/b-3 maddesinde ise, “Fakültenin ödenek ve kadro ihtiyaçlarını gerekçesi ile birlikte rektörlüğe bildirmek, fakültenin bütçesi ile ilgili öneriyi fakülte yönetim kurulunun da görüşünü aldıktan sonra rektörlüğe sunmak”, dekanın görevleri arasında sayılmıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Yasası temel alınarak çıkarılan Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliğinin “Anabilim veya Anasanat Dalı” başlıklı 16. maddesinde; anabilim veya anasanat dalı, bölümü oluşturan ve en az bir bilim veya sanat dalını kapsayan eğitim öğretim uygulama ve araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü akademik birim olarak tanımlanmış, “Yöneticilerle İlgili Hükümler” başlıklı 18. maddesinde ise, anabilim dalı başkanı yönetici olarak nitelendirilip seçimi ve görev sürelerine ilişkin usuller tespit edilmiştir. Ayrıca anılan Yönetmeliğin Anabilim Dalı Kurulu’nun tanımlandığı 16. maddesinin son fıkrasında, anabilim dalı kurulunun ilgili anabilim dalı programlarının planlanması ve uygulanmasında anabilim dalı başkanına görüş bildireceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda alıntısı yapılan Yasa ve yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendiren Danıştay istikrarlı içtihadında, “üniversitelerin kadro ihtiyacını belirleyerek buna göre gerekli prosedürü takip edip ilan vermenin rektörün görevleri içerisinde olmakla birlikte yönetici konumunda olan ana bilim dalı başkanınca programların planlanması ve uygulamasında anabilim dalı kurulundan görüş alacağı dikkate alındığında, anabilim dalı ile ilgili kararların alınmasında, öğretim üyesi ihtiyacının belirlenmesinde ve nihai olarak eğitim öğretim faaliyetinin düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinde ilk elden sorumlu olduğu tartışmasızdır”.  denilerek, kadro ilanı ve atamalarda anabilim dalının ilk elden sorumlu olduğu ve görüşünün alınması gerektiğini aramaktadır. (DANIŞTAY 8. DAİRE, E. 2009/5454, K. 2009/7028, T. 4.12.2009).

Aktarılan mevzuata ilişkin düzenlemeler ve yargı kararları yanısıra, Akademik teamüller gereği de, atama jürisinin oluşturulmasında ilgili Fakülte ve Anabilim Dalının görüşü alınır. Bu aynı zamanda kürsülerin özerkliği ilkesi açısından da demokratik bir yaklaşımdır. Rektörlük makamı, yine Rektörlükçe  hazırlanan Yönerge gereğince adayın başvurusunun ön değerlendirilmesi için belirtilen Jüri oluşturmadığı gibi asıl jürinin belirlenmesinde de anabilim dalının görüşünü sormadan doğrudan Jüri üyelerini kendi belirlemiştir. Öyle ki, jüri üyesi olarak belirlenen Anabilim Dalı Başkanına (bu sıfat belirtilmeksizin) hitaben yazılan yazı, (başvuru dışında) Üniversite ile resmi bir bağlantısı olamayan adaya teslim edilmiş, aday ise, Taksim’den bu yazıyı ARAS kargo yoluyla, 06.05.2011’de (sy. 4976-4974-4966) yeniden Üniversiteye göndermiştir.

Görüldüğü gibi, kadro ilanı, adayın başvurusunun kabulü ve jürilerin oluşturulması sırasında izlenen usul ve yöntem, mevzuata ve akademik geleneklere ve özerklik ilkesine aykırıdır.

 IV.- Hukuka ve kamu hizmeti gereklerine aykırılık:

            Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalında ilan edilen doçentlik kadrosu ve atama yöntemi tamamen hukuka aykırıdır. Ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, kadro ihtiyacının belirlenmesine ve akademik kadro ilanına çıkılmasına ve başvuruların kabul edilmesi ve jürinin belirlenmesine ilişkin yasal süreç izlenmeden Rektörlükçe doçentlik kadrosu için verilen ilan ve izlenen  atama süreci, Üniversitemizin belirlemiş olduğu ölçütlere, Yönetmeliğe, 2547 sayılı Kanuna, Danıştay içtihadına, Anayasa’ya, hatta Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelere açıkça aykırıdır.

            İşlem, kamu hizmeti  ve yerindelik gereklerine aykırıdır:

Kadro ilanında kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınmamıştır. Anayasa Hukuku Anabilim Dalında, bir Profesör, bir Doçent ve iki Yardımcı Doçentten oluşan dört öğretim üyesi bulunurken, sadece bir araştırma görevlisi bulunmakta; o da, doktora tez aşamasında bulunmaktadır. Anabilim dalında her bir öğretim üyesi ders yükünü dolduramamaktadır. Buna karşın, sınavlarda, pratik çalışmalarda öğretim üyelerine destek verecek asistan mevcut değildir. Hizmetin gerekleri açısından, Anabilim dalı, daha önce, defalarca dekanlık Makamı aracılığıyla Rektörlük Makamından  araştırma görevlisi  kadrosu talebinde bulunmuştur.Bu taleplerin, -diğer anabilim dallarına sürekli kadro verildiği halde- hiçbir biçimde karşılanmamış olması bir yana, tam tersine, Anabilim dalının görüşü bile alınmadan doçentlik kadrosu ilan edilmiştir.

Yerindelik bakımından ise, Üniversitemizde, çalışan öğretim üyeleri doçentlik unvanını aldıktan sonra, doçentlik kadro talepleri en az bir yıl geçtikten sonra karşılanırken, dışarıdan bir adayın bu yöndeki talebine çok kısa bir sürede  ve anabilim dalının görüşü hilafına kadro ilanı yapılmış olması, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dışında kişiye özel bir işlem yapıldığını ve siyasi saiklerle hareket edildiğini göstermektedir. Nitekim, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim dalında hiç profesör bulunmadığı gibi, yeteri kadar öğretim üyesi mevcut olmadığı halde, adayın bu Üniversiteye atamasının neden yapılmadığının haklı bir nedenini ortaya koymak kolay değildir.

 Sonuç olarak;  Türkiye’de üniversiteler sıralamasında en büyük ilk beş Üniversitesi arasında yer alan ve uluslar arası alanda da tanınan Marmara Üniversitesi’nin, anabilim dalı temelinde yapılanan üniversite özerkliğine, kendisince belirlenmiş olan nitelik kriterlerine, öğretim üyeliğine atanma yönetmeliğine, 2547 sayılı Kanuna, Anayasa’ya, yargı kararlarına ve Türkiye’nin taraf olduğu yükseköğrenime ilişkin uluslar arası kurallara aykırı bir tasarrufta bulunmayacağına inanıyorum.

Saygılarımla.

 Prof. Dr. İbrahim Ö. KABOĞLU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

From → Haberler

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: