Skip to content

AYM: Tam Gün Yasası bilimsel özerkliğe ve yaşam hakkına aykırı

by 12/09/2011

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 16 Temmuz 2010 tarihli ve 2010/29 esas sayılı kararı, 26 Ağustos 2011’de Resmî Gazete’de yayınlanan ve üniversitelerde çalışan doktorların muayene açmasını yasaklayan bir düzenlemeyi de içeren 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yeniden gündeme geldi. Aslında ilgili KHK’nin adı şu şekilde: “Adalet Bakanlığı’nın teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun hükmünde kararname.” Bu çok önemli ve tartışmalı düzenlemenin bir KHK ile yapılmasına ve KHK’nin adının yanıltıcı olduğuna dair eleştiriler basında yer buldu.[1] Türk Tabipler Birliği, KHK’nin iptali için bireysel başvuru yoluyla AYM’ye başvurulacağını açıkladı.

Anayasa Mahkemesi’nin 2010 tarihli ilgili bahsettiğim kararı bu tartışmalı 650 sayılı KHK vesilesiyle yeniden gündeme gelince incelemek elzem oldu.

CHP’nin açtığı dava 21 Ocak 2010 tarihli ve 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la değiştirilen çeşitli kanunların bazı maddelerinin iptali amacını taşıyordu. Biz bunlardan sadece ikisini, bugün yeniden gündeme gelen içerikle ilgili olanları inceleyeceğiz.

Doktorlar tercihe zorlanıyordu

Bunlardan ilki, Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasıyla Yükseköğretim (YÖK) Kanunu’nun 36. maddesinde yapılan değişiklik. Bu değişikliğe göre öğretim elemanları, Yükseköğretim Kanunu ile diğer kanunlarda belirlenen görevler ve telif hakları hariç olmak üzere, yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli ve ücretsiz, resmî veya özel başka herhangi bir iş göremez, ek görev alamaz ve serbest meslek icra edemezdi. Bu düzenleme, üniversitelerde çalışan öğretim elemanlarının mesleklerini üniversite dışında da icra etmesini engelliyordu. Bu düzenleme özellikle üniversitelerin tıp fakültelerinde çalışan öğretim elemanlarını ilgilendiriyordu.

Buna ek olarak doktorlar için ayrıca başka bir sınırlama daha getirilmişti. Kanun’un 7. maddesi 1928 senesinde çıkan ve hâlâ yürürlükte olan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da değişiklik yapıyor ve doktorlar, diş doktorları ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların,

–          ya kamu kurum ve kuruluşlarında,

–          ya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, SGK ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri,

–          ya da SGK ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, SGK ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversitelerinde çalışabileceğini veya sadece serbest meslek icra edebileceklerini belirtiyordu.

Bu üç kategoriden iki veya üçünün aynı anda gerçekleşmesi mümkün değildi. Bir başka deyişle devlet memuru niteliğine sahip doktorların aynı anda özel bir sağlık kuruluşunda ya da vakıf üniversitesinde veya serbestçe mesleklerini icra etmeleri mümkün değildi. Doktorlar bir tercihe zorlanıyordu.

YÖK Kanunu’ndaki değişiklik

AYM, öğretim elemanlarının üniversite dışında çalışmasını engelleyen değişikliği incelerken Anayasa’nın yükseköğretim kurumlarını düzenleyen 130. maddesini göz önünde bulundurdu. “(…) çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirme amacı ile kurulan üniversitelerin kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olduğu, öğretim üyeleri ve yardımcılarının serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabileceklerini” belirten AYM, madde gerekçesinde de, yasaya bırakılan konuların “bilimsel özerklik” ilkesi göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerektiğinin vurgulandığına dikkat çekti. Böylece üniversitenin diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirildiğini düşünen Mahkeme yargıçları, öğretim üyelerinin de “kamu görevlisi olmakla birlikte genel sınıflandırma içinde ayrı bir yeri” olduğunu belirtti. Bu nedenle, öğretim üyeleri, diğer kamu görevlileri gibi değerlendirilmemeliydi.

Meclis’in öğretim elemanlarının unvan ve statülerine ilişkin bazı sınırlandırmalar getirebileceğini ifade eden AYM, ancak bu sınırlamaların bilimsel faaliyeti sınırlandırıcı nitelikte olamayacağını söyledi. AYM’ye göre yapılan değişikliğin Anayasa’nın 130. maddesine aykırı olmasının gerekçesi şu şekilde: “İptali istenen bu düzenleme ile üniversitelerin bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişime ve kalkınmaya destek olmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek gibi görevlerini yerine getirmesinin engellendiği, ayrıca, üniversitelerde görev yapan öğretim görevlileri, okutmanlar, öğretim yardımcıları ile akademik olarak belirli bir yetkinliğe sahip öğretim üyeleri arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın mesai sonrası ücretsiz de olsa resmî veya özel herhangi bir iş yapmalarının yasaklandığı anlaşılmaktadır.” Bir başka deyişle AYM, tam gün üniversitede çalışan bir öğretim elemanının mesai saatinin ardından, kendi isteğiyle, başka bir yerde çalışmasının engellenmesinin akademik özerkliğe ve bilimin yayılmasına aykırı olduğuna karar verdi.

Birden fazla yerde çalışma yasağına ilişkin değişiklik

Bilindiği üzere, doktorluk yapma hak ve yetkisini kazanan Tıp Fakültesi mezunları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu veya özel kanunlarına göre Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında, üniversitelerde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde, Adlî Tıp Kurumu’nda, sağlık birimi bulunan diğer kamu kurum ve kuruluşlarında veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışabilmekte, ayrıca muayenehane açarak mesleklerini serbest olarak da icra edebilmekte.

İptali istenen düzenleme doktorların kısmî zamanlı çalışmasını engelliyor, kamuda çalışan doktorlara tam gün çalışma koşulu getiriyor ve mesleğini serbest olarak icra etmek isteyen doktorların da kamuyla olan bağını kesiyordu.

AYM bu düzenlemeye oldukça farklı bir açıyla baktı. Doktorluğun Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan ve bireyin en önemli hakkı olan yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile doğrudan ilgili bir meslek olduğunu ifade eden yüksek mahkeme yargıçları, kişilerin mutlu ve huzurlu olabilmelerinin başlıca şartının ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerine ulaşıp bu hizmetlerden yararlanmak olduğunu belirtti. AYM’ye göre, bir düzenleme bu amaca ters düşüyorsa Anayasa’ya aykırı kabul edilmeliydi.

Sağlık hizmetlerinin, doğrudan yaşam hakkıyla ilgili olması nedeniyle diğer kamu hizmetlerinden ayrıldığını ve bu nedenle doktorların da diğer kamu görevlileri gibi düşünülmemesi gerektiğini düşünen Mahkeme’ye göre düzenlemenin bu farklılığı gözetecek şekilde yapılması gerekiyordu.

Bunun yanında, bazı uzmanlık dallarında doktor sayısının az olması ve kamunun yanında özel sağlık kuruluşlarının da bu dallarda uzman doktora ihtiyaç duymasının, bu uzman doktorların mesleklerini mesai saatleriyle sınırlı olmaksızın icra etmelerini gerektirebileceğini ifade eden AYM, bu durum dikkate alınmaksızın yapılacak bir sınırlamanın kişilerin yaşam hakkını ihlal edeceğine karar verdi. Bu nedenle Mahkeme, doktorlar, diş doktorları ve uzman doktorların çalışma alanı gruplarından yalnızca birinde çalışılabileceğine dair düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

 

 

 

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: