Skip to content

Konusu HSYK olan 6. Anayasa Yazım Yarışması’nda birinci olan dosya

by 12/12/2011

Bu günlerde hazırlıklarına devam ettiğim Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi 7. Anayasa Yazım Yarışması öncesinde, konusu Anayasa’daki Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’yla ilgili düzenlemelerin yeniden yazılması olan geçen yarışmanın birincilerinden güzel haber geldi. 9 Mayıs 2011’de yapılan yarışmada jüri üyeleri ve seyircilerden gelen oylar sonucunda birinci olan çalışma, bir makale haline getirilerek İstanbul Barosu Dergisi’nin Kasım-Aralık 2011 sayısında yayınlanmış.

Bu vesileyle, Hukuk Fakültesi’nde yalnızca birinci sınıfta oldukları bir zamanda bugünkü yeni Anayasa yazımına yol gösterebilecek nitelikte bir iş ortaya koyan Afra Uysal, Esra Aydın, Kahraman Can Coşkun, Lokman Burak Çetinkaya ve Salih Tayfun İnce’yi bir kez daha tebrik ediyorum. Gurur duyduğumuz çalışmalarınızın devam etmesi dileğiyle dosyanızı aynen aşağıya ekliyorum.

Ankara’da çalışmalarına devam eden TBMM Anayasa Hazırlık Komisyonu üyeleri’nin bilgisine…

Anayasa Değişiklik Teklifi

YARGIÇLAR YÜKSEK KURULU

I.          Kuruluş

Yargıçlar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi esaslarına göre görev yapmak üzere 16 asıl ve 9 yedek üyeden oluşur, üç daire halinde çalışır. Kurulun 4 asıl ve 4 yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 2 asıl ve 2 yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 4 asıl ve 2 yedek üyesi adli yargı yargıçlarınca, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı yargıçları arasından; 2 asıl ve 1 yedek üyesi idari yargı yargıçlarınca, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargıçları arasından; 3 asıl üyesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından nitelikleri yasada belirtilen Hukuk profesörleri arasından; 1 asıl üyesi Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, en az 20 yıl eylemli avukatlık yapmış olanlar arasından seçilir. Oy hakkı tanınmaksızın, Adalet Bakanı, soruşturma ve disiplin süreçleri dışında, Yargıçlar Yüksek Kuruluna katılabilir.

Yargıçlar Yüksek Kurulu üyelerinin görev süresi her üç yılda bir üyelerin yarısının değişmesi koşuluyla 6 yıldır. Bu sistemin işlerlik kazanması için bu hükmün uygulanmasıyla oluşturulacak ilk Yargıçlar Yüksek Kuruluna Üniversitelerarası Kurul, Türkiye Barolar Birliği ve Yargıtay Genel Kurulunca seçilen üyeler bir defaya mahsus olmak üzere 3 yıl görev yapacaklardır. Süresi biten üyeler yeniden seçilemezler.

Kurulun asıl üyeleri görevlerinin devamı süresince, yasada belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Yargıçlar Yüksek Kurulu, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kendi içinden başkanı seçer. Kurulun yönetim ve temsili kurul başkanına aittir. Kurul kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkan vekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev sürelerinin dolmasından önceki 60 gün içinde yapılır. Üniversitelerarası Kurul ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından, seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden 60 gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.

Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarından seçilecek kurul üyeliği için her üyenin, en fazla seçilecek üye sayısı kadar adaya oy kullanacağı seçimlerde en fazla oy alan adaylar sırasıyla asil ve yedek üye seçilir. Bu seçimler gizli oy esasına göre yapılır.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve iş bölümü, kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile sekretaryanın kuruluş ve görevleri ve bütçe esasları yasa ile düzenlenir. Yasanın düzenlenmesinde sekretaryanın kurula özgülenmesi ve bütçenin özerk oluşu esas alınır.

II.        Görev ve Yetkiler

Yargıçların bütün özlük işleri hakkında karar verme yetkisi Yargıçlar Yüksek Kurulundur. Bir yargıcın, her ne sebeple olursa olsun, meslekten çıkarılması hakkında karar, kurul üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır.

Yargıçlar Yüksek Kurulunun kararları, kişilik haklarının korunması göz önünde bulundurularak açık ve gerekçeli olarak ulaşılabilir kılınır.

Hakkında karar verilen yargıç, disiplin ve meslekten çıkarma cezaları ile ilgili kararların kurulca bir defa daha incelenmesini isteyebilir. Yargıçlar Yüksek Kurulunun kararlarına karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılabilir.

Yargıçların görevlerini; yasa, tüzük, yönetmelik ve genelgelere (yargıçlar için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri gereklerine uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Yargıçlar Yüksek Kurulu Başkanın oluru ile kurul müfettişlerine yaptırılır. Bu müfettişler, yargıç ve Cumhuriyet savcıları ile bu mesleklerden sayılanlar arasından Yargıçlar Yüksek Kurulunca atanır. Müfettişlerin nitelikleri ile atanma usulleri, hakları, ödevleri, ödenek ve yollukları, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulaması, yargıçlık güvencesi esaslarına göre yasa ile düzenlenir.

Bir mahkemenin veya bir yargıcın kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi, Yargıçlar Yüksek Kurulunun uygun görmesine bağlıdır. Kendi isteği olmaksızın bir yargıcın görev yerinin olağan süre içinde değiştirilemez.

SAVCILAR YÜKSEK KURULU

I.          Kuruluş

Savcılar Yüksek Kurulu, 16 asıl ve 9 yedek üyeden oluşur. Kurulun 4 asıl ve 4 yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 2 asıl ve 2 yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 4 asıl ve 2 yedek üyesi adli yargı savcılarınca, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı savcıları arasından; 2 asıl ve 1 yedek üyesi idari yargı savcılarınca, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı savcıları arasından; 3 asıl üyesi, Üniversiteler Arası Kurul tarafından nitelikleri yasada belirtilen Hukuk profesörleri arasından; 1 asıl üyesi Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca en az 20 yıl eylemli avukatlık yapmış olanlar arasından seçilir. Oy hakkı tanınmaksızın, Adalet Bakanı, soruşturma ve disiplin süreçleri dışında Savcılar Yüksek Kuruluna katılabilir.

Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin görev süresi her üç yılda bir üyelerin yarısının değişmesi koşuluyla 6 yıldır. Bu sistemin işlerlik kazanması için bu hükmün uygulanmasıyla oluşturulacak ilk Savcılar Yüksek Kuruluna Üniversiteler Arası Kurul, Türkiye Barolar Birliği ve Yargıtay Genel Kurulunca seçilen üyeler bir defaya mahsus olmak üzere 3 yıl görev yapacaklardır. Süresi biten üyeler yeniden seçilemezler.

Kurulun asıl üyeleri görevlerinin devamı süresince, yasada belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Savcılar Yüksek Kurulu, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kendi içinden başkanı seçer. Kurulun yönetim ve temsili kurul başkanına aittir. Kurul kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkan vekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev sürelerinin dolmasından önceki 60 gün içinde yapılır. Üniversiteler Arası Kurul ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından, seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden 60 gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.

Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarından seçilecek kurul üyeliği için her üyenin, en fazla seçilecek üye sayısı kadar adaya oy kullanacağı seçimlerde en fazla oy alan adaylar sırasıyla asil ve yedek üye seçilir. Bu seçimler gizli oy esasına göre yapılır.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve iş bölümü, kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile genel sekreterliğin kuruluş ve görevleri ve bütçe esasları yasa ile düzenlenir. Yasanın düzenlenmesinde genel sekreterliğin özerk niteliği ve bütçenin özerk oluşu esas alınır.

II.        Görev ve Yetkiler

Savcıların bütün özlük işleri hakkında karar verme yetkisi Savcılar Yüksek Kurulunundur. Bir savcının, her ne sebeple olursa olsun, meslekten çıkarılması hakkında karar, kurul üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır. Savcılar Yüksek Kurulunun kararları, kişilik haklarının korunması göz önünde bulundurularak açık ve gerekçeli olarak ulaşılabilir kılınır.

Hakkında karar verilen savcı disiplin ve meslekten çıkarma cezaları ile ilgili kararların kurulca bir defa daha incelenmesini isteyebilir. Savcılar Yüksek Kurulunun kararlarına karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılabilir.

Savcıların görevlerini; yasa, tüzük ve yönetmeliklere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri gereklerine uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanın oluru ile kurul müfettişlerine yaptırılır. Bu müfettişler, yargıç ve Cumhuriyet savcıları ile bu mesleklerden sayılanlar arasından Savcılar Yüksek Kurulunca atanır. Müfettişlerin nitelikleri ile atanma usulleri, hakları, ödevleri, ödenek ve yollukları, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulaması yasa ile düzenlenir.

Bir savcının kadrosunun kaldırılması Savcılar Yüksek Kurulunun uygun görmesine bağlıdır.  Kendi isteği olmaksızın bir savcının görev yeri olağan süre içinde değiştirilemez.

Savcılar Yüksek Kuruluna bağlı adli kolluk kuvvetinin kuruluşu, görevleri ve yetkileri yasa ile düzenlenir.

     GEREKÇE

– Savcılık ve yargıçlık makamının işlevleri gereği farklı kurumlar olması nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, Savcılar Yüksek Kurulu ve Yargıçlar Yüksek Kurulu şeklinde iki kurula ayrılması, daha verimli ve isabetli çalışma imkânı sağlayacaktır. Zira Anayasa’nın 138 ve139. Maddelerinde yargıçlar için bağımsızlık ve yargıçlık güvencesi söz konusu iken savcılar için sadece güvence yer almaktadır.[1] Kurulların 1961 Anayasası’ndaki gibi Yüksek Hâkimler Kurulu ve Yüksek Savcılar Kurulu[2] şeklinde değil, Yargıçlar Yüksek Kurulu (YYK) ve Savcılar Yüksek Kurulu (SYK) şeklinde adlandırılması daha uygun olacaktır. Zira Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu[3]‘nun da raporunda belirttiği gibi Türkiye’de yargıç ve savcıların hepsi yüksek yargıç ve savcı statüsündedir.

– Erkler ayrılığı ilkesinden hareketle, yasama ve yürütme erklerinin SYKve YYK’nin oluşumunda ve işleyişindeki etkinliğinin sona erdirilmesi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı bakımından hayati önem taşımaktadır. Dönemin egemen politik görüşünün hukuka yön vermesi olasılığının engellenmesi adına, bu kurulların, farklı sesleri buluşturan geniş katılımlı bir yapı arz etmesi gerekmektedir.  Hukukun tarafsızlığını esas alan ve bağımsızlığını bu esasın gereği olarak gören anlayışla[4] bakıldığında görüleceği üzere YYK ve SYK, ancak yasama ve yürütme erklerinin müdahalesinden uzaklaştıkça verimli çalışma olanağı bulacaktır. Biz de yargının bağımsızlığının tarafsızlığına hizmet edeceğini düşünerek bu kurulların oluşumunda ve işleyişinde yasama ve yürütme erklerinin herhangi bir rolünün olmamasını uygun gördük. Ayrıca Avrupa Yargıçları Danışma Konseyi’nin 1 no’lu görüşü de bu yöndedir.[5] Venedik Komisyonu’nun 2011’de açıkladığı 610 sayılı “Opinion on the Draft Law on Judges and Prosecutors of Turkey”[6] görüşünde Türkiye’de yargının diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha merkezi olduğunu, Ankara’daki otoritelerin ihraç, terfi, derecelendirme, disiplin gibi konularda etkili olarak yargıç ve savcıları kontrol ettiğini ve verecekleri kararlarda etkili olduğunu belirterek bunların sakıncalarına değinmiştir. Bu nedenle yargı erki, mümkün olduğunca siyasi etkiden uzak tutulmalıdır ki merkeziyetçi yapısı da değişebilsin. Fransa gibi bazı Avrupa ülkelerinin anayasasında, parlamentonun da bu kurumlara üye seçmesi öngörülmüştür.[7] Ancak DİSK’in anayasa taslağında[8] da belirtildiği gibi bu durum erkler ayrılığını zedelemektedir. Yargının yine siyasallaşma tehlikesi ortaya çıkmakta ve toplumda yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına duyulan güven zedelenebilmektedir.

– Zaten yürütmenin bir parçası olma özelliği gösteren Cumhurbaşkanı’nın, 2007 Anayasa değişikliği ile halk tarafından seçilme usulünün getirilmesi, bu makamın tamamen siyasallaşması anlamına gelmektedir. Hayli geniş yetkileri olan böylesi bir makamın siyasallaşmasının, yetkilerinin yeniden düzenlenmesi için yeterli bir neden olduğu kanaatindeyiz.[9] Başta da belirtildiği üzere zaten yürütmenin bir parçası olması nedeniyle bu makamınSYK ve YYK’ye üye seçmemesi isabetli olacaktır. Dolayısıyla Anayasa’nın bütünlüğünü korumak adına, Cumhurbaşkanı’nın HSYK’ye 4 üye göndermesini öngören 104. maddenin yeniden düzenlenmesi ve böylesi bir yetkinin kaldırılması gerekecektir. Ayrıca yürütmenin bir başka unsuru olan Adalet Bakanı’nın kurulun doğal başkanı olması uygulaması terk edilecek ve kurul kendi görüşünü yansıtan başkanını kendi içinden ve kendisi seçer hale gelecektir. Koordineli ve verimli çalışma sistemine katkı sağlayacağı düşünülerek, Adalet Bakanı’nın soruşturma ve denetim süreçleri hariç tutulmak üzere ve oy hakkı olmaksızın kurul toplantılarına katılabileceği belirtilmiştir. Soruşturma ve denetim süreçlerine Adalet Bakanı’nın katılamamasının nedeni, bu süreçlerin mümkün olduğunca hassas bir şekilde siyasi etkiden uzak tutulmaya çalışılmasıdır. Adalet Bakanı’na oy hakkı tanınmaması ise daha evvel belirtildiği üzere erkler ayrılığı prensibine dayandırılmıştır. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından 2003 yılında hazırlatılan “Türkiye Cumhuriyeti’nde Yargı Sisteminin İşleyişi” adlı istişari ziyaret raporunda da “Hâkimlerin Bağımsızlığına Dair Avrupa Konseyi Tavsiye Kararının 1 (2) (c)

         Prensibiyle uyum arz etmesi açısından; Türk Anayasasının 159.     Maddesinin, Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarının Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulundan çıkartılmasını sağlayacak şekilde tadil edilmesini tavsiye ediyoruz.” denilmiştir.[10]

– YYK ve SYK’ye ayrı ayrı Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca birer üye ve Üniversitelerarası Kurul tarafından ise üçer üye seçilmesi öngörülmüştür. İtalyan Anayasası’nın 104. maddesi[11] ve Türkiye’deki avukatlık mesleğinin işleyiş süreci göz önünde bulundurularak, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun üyeleri en az 20 yıl eylemli avukatlık yapmış kimseler arasından seçmesi tercih edilmiştir. Hukukun uygulayıcısı olanların yanı sıra hukuka şekil veren ve bir anlamda ona ruh üfleyen akademisyenlerin de bu kurullarda bulunmasının, meselelere farklı pencerelerden bakılmasına imkân hazırlayacağını düşünüyor ve bunu hayli önemsiyoruz. Her ne kadar Üniversitelerarası Kurul’un daha çoğulcu ve özerk yapıda olmasının gerektiği kanaatinde isek de, Üniversitelerarası Kurul’un Türkiye genelinde akademik yapının en geniş temsil mercii olması dikkate alınarak üye seçimi yetkisi bu kurula verilmiştir. (Üniversitelerarası Kurul, üniversite rektörleri, Genelkurmay Başkanlığının Silahlı Kuvvetlerden dört yıl için seçeceği bir profesör ile her üniversite senatosunun o üniversiteden dört yıl için seçeceği bir profesörden oluşur. Rektörler, Üniversitelerarası Kurula, bir yıl süre ile, üniversitelerin Cumhuriyet dönemindeki kuruluş tarihlerine göre, sıra ile, başkanlık yaparlar.)[12] Önemine binaen, mesleki kariyerinin vermiş olduğu bilgi ve tecrübe birikimini bu kurullara yansıtabilecek üçer Hukuk profesörünün bu kurullara Üniversitelerarası Kurul’ca seçilmesi benimsenmiştir. Avukatlık ve Üniversite’de hocalık yapmış kimselerin bu kurullarda yer almasının, yargıç ve savcılar arasında mesleki dayanışmadan kaynaklanan sorunları önleyeceği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Yargı organının toplumdaki değişmelere duyarsız kalmaması adına bu “kooptasyon” sistemine son verilmesi, kurulların karar alma sürecine olumlu etki edecektir.[13]

– Yargıç ve savcıların, kendileriyle ilgili pek çok konuda karar alan böylesi kurullarda seçimle belirledikleri üyeler eliyle temsil edilmeleri, pratik hayattaki meselelerin kurulun gündemine girmesini kolaylaştıracaktır. Bu meslek gruplarının üyesi olmaları nedeniyle, mesleki deneyimin kurula yansıması sağlanmış olacaktır. Adli yargı örgütünün idari yargı örgütüne nispeten daha geniş yapılanması göz önüne alınarak, birinci derece adli yargı yargıç ve savcılarının kendi kurullarına aralarından dörder üye; birinci derece idari yargı yargıç ve savcılarının ise aralarından ikişer üye seçmesi öngörülmüştür.

– SYKve YYK üyeleri için 6 yıllık görev süresi ve her 3 yılda bir üye tamsayısının yarısının değişmesine yönelik seçimlerin öngörülmesinin nedeni olarak evvela ifade edilmesi gereken husus, yargının siyasal hareketin uzağında tutulması isteğidir. Meclis genel seçimlerinin 4 yılda bir ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin (2007 Anayasa değişikliği ile 7 yıl olan görev süresi 5 yıla indirilmiştir.) 5 yılda bir yapılacağı düşünüldüğünde, seçim ortamında oluşan siyasi baskının periyodik olarak YYK ve SYKseçimlerini etkileme ihtimali önlenmek istenmiştir. Üyelerinin görev süreleri uzun tutularak politik etkiden uzak tutulmaya çalışılan kurulların güncelliğini yitirmemesi ve farklı görüşleri içerebilmesi adına 3 yılda bir üye tamsayısının yarısının değişimi öngörülmüştür. Burada görülen görev süresi ve seçim sistemi öngörüleri, tamamen yargının tarafsızlığının sağlanmasına yönelik olarak oluşturulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri Senatosu için uygulanan benzer dinamik yapının olumlu etkileri ve Türkiye’nin özel koşulları göz önüne alınarak, bu sistem, YYK ve SYK’ye uyarlanmak istenmiştir (Görev süresi 6 yıl olan Amerikan Senatosu üyelerinin üçte biri 2 yılda bir değişmektedir[14]). “Bu sistemin işlerlik kazanması için bu hükmün uygulanmasıyla oluşturulacak ilk Yargıçlar Yüksek Kuruluna Üniversitelerarası Kurul, Türkiye Barolar Birliği ve Yargıtay Genel Kurulunca seçilen üyeler bir defaya mahsus olmak üzere 3 yıl görev yapacaklardır.” Bu hükmün konmasıyla hem oluşturulan yeni sisteme işlerlik sağlanmış hem de YYK’nin Yargıtay ve Danıştay’a üye seçme görevi de dikkate alınarak[15], Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca seçilip gelecek üyelerin farklı zamanlarda seçilmesi sağlanmıştır. Görev süresi dolan üyenin yeniden seçilememesi, yeniden seçilme kaygısı ve beklentisi güden üyelerin kararlarına bu etkiyi yansıtma olasılığının ortadan kaldırmaktadır.

– Yargıtay ve Danıştay’ın bu kurullara üye seçim yetkisi korunmuştur.

– 1999 yılına kadar HSYK’nin hâkim üyelerinin kuruldaki varlıklarının ek görev niteliğinde olması ve aynı süre içerisinde Yargıtay ve Danıştay’daki asıl görevlerini devam ettirmeleri, bu üyelerin HSYK’ye etkin katılımını engellemiştir. Hâkim üyelerin kuruldaki görevi şekli niteliğe bürünmüştür. Bundan ötürü YYK veSYKüyelerinin, yasada belirlenenler dışında başka bir görev almaları veya kurul tarafından başka bir göreve atanmaları ve seçilmeleri engellenerek kurullarda etkin çalışma ortamı kurulmaya çalışılmıştır.

– Yeni taslakta kurul başkanlığı Adalet Bakanı’ndan alınarak kurulun salt çoğunluğu ile seçilen kurul üyesine verilmiştir. Zaten kurullarda Adalet Bakanı yer almamaktadır. Kurul başkanın kurul üyelerince seçilmesi başkanın ve yaptığı işlemlerin meşruiyetini artıracak, siyasal etkiyi engelleyecektir.

– Ayrı bir örgütü, özerk bütçesi ve sekretaryası bulunmayan ve işleri Adalet Bakanlığı memurları tarafından yapılan bir kurulun, Bakanlık merkez örgütünün herhangi bir biriminden pek farklı bir görüntü oluşturmayacağı açıktır.[16] Bu gerekçeye binaen kurula bağımsız çalışma imkânı sağlaması adına özerk bütçe ve kurula özgülenmiş sekretarya oluşturulması öngörülmüştür.

– Yargıçların atanması, yer değiştirilmesi, yükseltilmesi, denetim ve disiplin gibi özlük işleri konusunda karar verme yetkisi YYK’nindir. Bu düzenleme ile bu gibi önemli konuların yürütmenin etkisinden kurtarılması hedeflenmiştir.

– Bir yargıcın ya da savcının, her ne sebeple olursa olsun, meslekten çıkarılması hakkında karar, genel kurul üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır. Böylece meslekten çıkarma konusunda yürütmenin etkisi engellenirken, bu kararın verilmesinde çoğulcu ve demokratik bir biçimde düzenlenmiş olan YYK veSYK’nin üye tam sayısının salt çoğunluğunun (9 oy) oyu aranarak bu kararın alınması zorlaştırılmıştır.

– YYK ve SYK’nin kararlarının gerekçeli ve ulaşılabilir şekilde kamuya açık olmasında kurul işlem ve kararlarının şeffaflaşması gözetilmiştir. Bu sayede kararlar gerekçeli olarak her ilgili tarafından incelenebilecek, herhangi bir usulsüz ya da haksız karar fark edilecek ve bu yanlışların düzeltilmesi sağlanacaktır. Kararların gerekçeli olarak herkes tarafından incelenebilmesi, kararı veren kişilerin daha dikkatli olmasını sağlayarak ihmallerin de önüne geçilmesini sağlayacaktır. Kararların gerekçeli bir şekilde ulaşılabilir olması aynı zamanda DİSK’in Anayasa Taslağı’nda[17] da belirtildiği gibi yapılacak araştırmalar için kaynak olarak kullanılması amaçlanmıştır. Böylece de kararlar hukuk alanında araştırma yapan akademisyenlere yol gösterici olacak ve hukuk biliminin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Yasada, kararların gerekçeli ve ulaşılabilir bir şekilde açıklanmasında tek koşul olarak bu açıklamanın kişilik haklarını ihlal eder şekilde olmaması belirtilmiştir. Venedik komisyonunun 610/2011 sayılı görüşünde de belirttiği gibi kararda yer alan tıbbi raporların ve disiplin soruşturmalarının gerekçeli olarak açıklanacak kararda bulunması uygun olmayacaktır.[18] Sonuçta bu karar hukuka yararlı olunması ve şeffaflık için kamuya açılmaktadır. Kimsenin kişilik haklarına bu yolla bir saldırıda bulunulamamalıdır.

– Yeni maddeye göre hakkında karar verilen yargıç ve savcı, disiplin ve meslekten çıkarma cezaları ile ilgili kararların kurulca bir defa daha incelenmesini isteyebilir. Böylece verilen kararların ciddiyetine binaen, kararların çift denetime tabi tutulması sağlanmıştır.

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (64119/00 ve 76292/01) no’lu Kayasu davasında[19], İHAM, İHAS’ın 10.maddesi ile birlikte 13.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuran, kanaatlerini açıklamasından ötürü kendisine uygulanan disiplin cezalarına itiraz etmek için iç hukukta başvuru yolu bulunmamasından ve Anayasa uyarınca HSYK kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasından şikâyetçi olmuştur. İHAM, Kayasu’nun davranışının meslek ahlakına ne ölçüde aykırı olduğuna karar verme yetkisinin HSYK’nin görev alanı içinde olduğuna; fakat başvuranın, 159.madde uyarınca mahkûm edilmesinin uygulanabilir kurallarda tanımlanan görevden azil kriterlerine uygun olmadığına karar vermiştir. Ve sonucunda İHAM, ihraç kararının kaldırılmasına ve tazminata hükmetmiştir. Daha sonraki Necati Özdemir’e de bu dava emsal olmuştur. [20]Ayrıca DİSK de, Anayasa Raporunda (Haziran 2009)[21] nesnelliğin sağlanması açısından yargıç veya savcı hakkında meslekten ihraca kadar varan disiplin yaptırımlarına neden olan eylemlerin yasada somutlaştırılarak belirlenmesinin önemini vurgulamıştır. Ayrıca DİSK raporunda yargıç ve savcılar bakımından disiplin soruşturması veya bir suç nedeniyle soruşturma açılıp açılmamasına karar verme yetkisinin Adalet Bakanında olmaması gerektiği ve yargıç ve savcıların adil yargılanma haklarının korunması gerektiği hususunu vurgulamış, HSYK kararlarına karşı yargı yolunun açık olmasını öngörmüştür. Bu bağlamda yeni taslakta gerek İHAM kararlarını, gerek DİSK raporunu gerekse Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013) Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nu[22] referans alınarak Yargıçlar Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararlarına karşı yargı yolu öngörülmüş olup, bunlara karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılabilmesi kabul edilmiştir. Böylece temel kişi hak ve hürriyetleri içerisinde yer alan adil yargılanma hakkı güvence altına alınmış olup, kurum içerisinde oluşabilecek taraflı karar verme ihtimalinin önüne geçilmiş olacaktır.

– Yeni taslağa göre yargıçların görevlerini; yasa, tüzük, yönetmelik ve genelgelere (yargıçlar için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri gereklerine uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Yargıçlar Yüksek Kurulu Başkanın oluru ile kurul müfettişlerine yaptırılır. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasında Yüksek Hâkimler kuruluna bağlı müfettişler eliyle yapılan yargıçların denetimini, Adalet Bakanlığı’na bağlı müfettişlere vermiştir. Yapılan denetim ve soruşturma sonucunda, her türlü disiplin cezası yine Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nca verilse de, soruşturma sonucunun verilecek olan kararı da büyük ölçüde etkileyeceğinden, soruşturmanın siyasi bir makam olan Adalet Bakanlığı tarafından başlatılması ve ona bağlı müfettişlerce yapılması yargıç bağımsızlığı ve yargıç ve savcı güvencesi ilkelerine aykırıdır.[23] Bu nedenle yeni taslakta bu konudaki işlemler ve kararlar ile ilgili yetki YYK veSYK’ye verilerek siyasi etki engellenmiştir.

– Yeni taslakta bir mahkemenin veya bir yargıcın kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi, Yargıçlar Yüksek Kurulunun uygun görmesine bağlanmıştır. Bu sayede bu konudaki işlem ve kararların siyasi etkilere açık olması önlenmiş ve keyfi kararlar alınmasının önüne geçilmiştir.

– Yeni taslakta, kendi isteği olmaksızın bir yargıcın görev yerinin olağan süre içinde değiştirilemeyeceği belirtilmiştir. Tabii ki bu hüküm YYK ve SYK’nin nedensiz yaptığı tayinleri engellemek için konmuştur. Bir yargıç ya da savcının hakkında yapılan inceleme ve soruşturma sonucu yerinin değiştirilmesi doğal olarak bu hükümle ilgili değildir.  Evrensel hukuk ilkelerine göre, yargıçların sahip olması gereken güvenceler vardır. Bunlar, azledilmeme güvencesi, emekliye sevk edilememe güvencesi, mali güvence, idari göreve atanmama güvencesi, coğrafi güvence ve savcılık sınıfına atanmama güvencesi olarak sayılabilir.[24] Anayasaya koyulan bu hükümle Türkiye gibi bölgesel eşitsizliklerin yüksek olduğu bir ülkede yargıçların görev yerlerinin nedensizce değiştirilmesinin bir baskı unsuru olarak kullanılması önlenmek istenmiştir. Bu amaçla olağan süre içinde yer değiştirme için yargıcın muvafakatinin aranması zorunlu hale getirilmiştir. Sayılan diğer güvencelerin önemli bir kısmı Anayasa madde 139 ve 140/2 de yer almaktadır.

– Yeni taslakta “Savcılar Yüksek Kuruluna bağlı adli kolluk kuvvetinin kuruluşu, görevleri ve yetkileri yasa ile düzenlenir.” fıkrası ile ülkemizin en büyük gereksinimlerinden biri olan adli kolluk gücünün oluşturulması amaçlanmıştır. Bu konuda SYK’nin kendisine özel bir kolluk kuvvetinin olması ve savcılık makamının kolluk kuvveti sebebiyle İçişleri Bakanlığına bağlı olmasının önüne geçilmesi sağlanmıştır. İspanya Anayasası da 126.maddesinde adli kolluk kuvveti öngörmektedir.[25]  Yine Fransa, Belçika ve İsviçre’de adli kolluk uygulaması etkindir.[26] Adli kolluk kuvveti savcıların daha bağımsız çalışmasını ve görevini daha başarılı biçimde yerine getirmesine sağlayacaktır. Türkiye Barolar Birliği tarafından 2007 yılında hazırlatılan Anayasa Önerisi’nde de savcıya bağlı adli kolluk kuvveti kurulması görüşü benimsenmiştir.[27]

– Yargıç ve savcı adaylarının belirlenmesinde ve sınava tabi tutulmasında YYK,SYKve Adalet Bakanlığı’nın ortaklaşa oluşturduğu bir komisyonun yetkili olması, bu işlemlerin güvenilir ve sağlıklı bir biçimde yerine getirilmesi açısından grubumuzca önerilmekle birlikte, bu konunun maddi olarak anayasa konusu değil de yasa konusu olduğu düşünüldüğü için taslağımızda yer almamıştır.

– 1982 Anayasası’nın 10. Maddesinde kadın erkek eşitliğine yönelik açık ifadeler yer almaktadır.[28] Yargıda kadın temsil oranının artırılması için Anayasal düzenlemeden ziyade toplumsal yapıda gelişmeye gereksinim duyulduğundan kadın yargı üyesi sayısının artırılması desteklenmekle birlikte Anayasa’ya böylesi bir hükmün konulmasına gerek görülmemiştir.


[1] B. TANÖR, N. YÜZBAŞIOĞLU, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, 9. Bası, s.445,446.

[2] http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa61.htm (erişim tarihi: 30.04.2011)

[4] Serap Yazıcı da bu görüştedir.

[9] Erdoğan Teziç de 09.09.2009 tarihli “Yargı Bağımsızlığı ve Demokrasi” panelinde bu görüşü dile getirmiştir.

[10] http://www.abgm.adalet.gov.tr/pdf/ist1tr.pdf (erişim tarihi: 07.05.2011)

[12] http://www.uak.gov.tr/kurul/kanun.pdf (erişim tarihi: 30.04.2011)

[13] E. ÖZBUDUN, Türk Anayasa Hukuku, s.335.

[16] B. TANÖR, N. YÜZBAŞIOĞLU, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, 9. Bası, s.446.

[18] http://www.venice.coe.int/docs/2011/CDL-AD%282011%29004-e.pdf paragraf 58 (erişim tarihi: 30.04.2011)

[23] B. TANÖR, N. YÜZBAŞIOĞLU, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, 9. Bası, s.448.

[24] K. GÖZLER, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, 9. Baskı, s.408,409.

[28]  “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.”

From → Haberler

6 Yorum
  1. komik gerçekten komik yeni olan ne burada onu anlamadım
    şu soruya cezap versinler helal olsun
    2802 sayılı kanuna tabi olarak görev yapan hakim ve cumhuriyet savcıları hakkında her türlü tasarrufu yapacak kurum üyelerini neden sadece o statüye tabi olanlar yani 2802 ye tabi olanlar seçmiyor da statüleri farklı olup farklı yasalara tabi olanlar yaniyargıtay ve danıştay üyleri seçiyor bunu izah edin helal olsun 2802 ye tabi olanlar onların daire başkanlığı ve diğer seçimlerinde söz hakkı sahibi mi ki bunun adı en hafif ifadesiyle dangalaklıktır dangalakık

  2. Sayın Başel,

    Bu eser, sizin de kolayca görebileceğiniz üzere Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri tarafından dipnotlu-gerekçeli olarak kaleme alınmış, iki elemeli bir çalışmanın ardından ortaya çıkmış ve çok değerli hukukçuların denetiminden geçerek bir akademik yarışmada birincilik almış bir eserdir. Kaldı ki, ardından da İstanbul Barosu Dergisi’nin denetiminden geçerek yayınlanmaya layık bulunmuştur. Sırf bunlar bile “komik” veya “dangalakça” olmadığını ortaya koyar.

    Akademik bir çalışmayı “komik” veya “dangalaklık” gibi hukuksal olmayan ifadelerle yermeniz ifadenizin kalitesini düşürüyor. Düşüncelerinizi aynı şekilde akademik olarak dile getirirseniz dikkate alınması mümkün olabilir.

    Saygılarımla

  3. ebubekir başel permalink

    sayın köybaşı kullandığım kelimelerle ilgili eleştirilerinizde haklısınız ancak içeriye yönelik olarak söylediklerimde hiç bir eleştiri getirememişsiniz ki bunlar ifadelerin yerinde olduğunu ortaya koyuyor diğer yandan bir metnin salt dipnotlu gerekçeli yazılması ve postal akademciliğinin onayını alması o metni değer yüklenmesi için yeterli değildir diye düşünüyorum. ek olarak tekrar soruyorum statüleri farklı olan ve kendini yargının agası zanneden yüksek yargı neden 2802 ye tabi olanlar hakkında işlem tesis edebiliyorlar nasıl bir demokrasi nasıl bir anlayış

  4. Maalesef yanılıyorsunuz, içeriĞe yönelik olarak söylediklerinize eleştiri getirmemiş olmam ifadelerinizin yerinde olduğunu ortaya koymuyor. Daha net ifade etmem gerekirse, söylediklerinize katılmıyorum.

    Eleştirileriniz benim bir eserime yönelik değil. O yüzden içerikle ilgili eleştirilerinizi benim yanıtlamam gerektiğini düşünmüyorum. Daha önce ifade ettiğim gibi bu eser Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri tarafından kaleme alındı. Dolayısıyla muhatap ben değilim. Ancak, yine de bir şey söylememi istiyorsanız, söyleyebileceğim tek şey, denetim görevi de olan bir kurumun denetleyeceği kişilerden değil de daha farklı statüdeki kişilerden oluşması ve kurum üyelerinin seçiminde de genel seçimlerdekinden farklı usuller benimsenmiş olması hem mantıklı hem de olağandır. Örneğin YÖK üyelerinin bir kısmı Cumhurbaşkanı tarafından, bir kısmı Bakanlar Kurulu tarafından, bir kısmı da Üniversitelerarası Kurul tarafından atanır. Ve üstüne üstlük, bunlardan Bakanlar Kurulu tarafından atananların akademisyen olması da şart değildir (Yükseköğretim Kanunu, mad.6/b).

    Saygılarımla

  5. ebubekir başel permalink

    peki bu yök kanunu ideal hukuk açısından doğrumudur sizce veya siz bahse konu hsyk modeline katılıyormusunuz

  6. Hukukta her zaman tek bir doğru yoktur. Her düzenleme yenilenmeye ve iyileştirmeye açıktır. Bu, Yükseköğretim Kanunu ve yukarıdaki HSYK düzenlemesi için de geçerli.

    Saygılarımla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: