Skip to content

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi, İmralı Cezaevi’yle ilgili raporunu yayımladı

by 14/03/2014

cpt_heyeti_imralidan_dondu_h38663Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT), 16-17 Ocak 2013 tarihinde Türkiye’de İmralı Cezaevi’ne gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili raporunu 13 Mart 2014’te yayımladı. İngilizce olan raporun tamamına buradan ulaşılabiliyor.

Ziyareti gerçekleştiren delegasyon, CPT’nin 2010 yılında İmralı Cezaevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonucu CPT tarafından Hükümet’e verilen tavsiyelerin yerine getirilip getirilmediğini gözlemlemeyi amaçlıyordu. Bu yüzden hali hazırda cezaevinde olan ve aralarında Abdullah Öcalan’ın da olduğu altı kişiyle görüşüldü. Raporu başlıklar halinde kısaca çevirmeye çalıştım. Bu arada, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi bugün 18 Mart Salı günü Abdullah Öcalan’ın yaptığı başvuru hakkında kararını açıklayacağını duyurdu. Öcalan, bu raporda da yer verilen cezaevinde zehirlendiği ve avukatları ve ailesiyle görüşemediği iddiasıyla başvuru yapmıştı.

–          Kötü Muamele İddiaları

2010 yılında olduğu gibi, bu ziyaret sırasında da cezaevinde olan mahpuslar tarafından herhangi bir kötü muamele şikayeti  yapılmamış.

–          Cezaevi Koşulları

2010 yılı ziyareti sonrasında –disiplin cezası nedeniyle Abdullah Öcalan hariç- diğer beş mahpusun haftasonları dahil her gün iki saatten iki kez, toplamda dört saate kadar açık havaya çıkma hakları olduğu görülmüş. CPT, şu an her gün bir saatten iki kez, toplamda iki saate kadar açık havaya çıkma hakkını kullanan Öcalan’ın durumunun da diğer mahpuslarla eşitlenmesi gerektiğini söylüyor.

CPT ayrıca 2009 yılında başka cezaevlerinden İmralı adasındaki cezaevine transfer edilen beş mahpusun Öcalan ve birbirleriyle olan iletişimini de inceliyor. Buna göre, beş mahpus haftada sadece 8 saat birbirlerini görebiliyor. Bu da haftada 160 saat tecritte kalmak demek. Bu yüzden CPT, tıpkı İmralı’ya transfer olmadan önce ve diğer F Tipi cezaevlerinde olduğu gibi, mahpusların açık hava egzersizleri sırasında bir arada olabilmelerinin ve cezaevinde bulunan geniş alanın bu amaçla kullanılmasının önünün açılmasını istiyor. Yine 2010 yılı raporunda belirtildiği gibi, Öcalan’ın da açık hava egzersizleri sırasında diğer mahpuslarla birlikte olmasının sağlanması isteniyor. CPT’ye göre diğer mahpuslarla iletişimin/görüşmenin engellenmesi hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz.

Yine CPT, sadece İmralı cezaevi için değil bütün cezaevleri için, özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahpuslara karşı uygulanan sistemin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. CPT’ye göre, Türkiye hükümeti bu konudaki politikalarını gözden geçirmeli ve yasal değişikliğe gitmeli.

–          Dış Dünya ile Temas

CPT, mahpusların dış dünya ile temas halinde olmasını kötü muameleye karşı korunmaları için hayati önemde görüyor ve raporun bu bölümünde İmralı’daki mahpusların avukatları ve aileleri ile görüşüp görüşemediklerini inceliyor.

Bu bağlamda, Öcalan’ın 27 Temmuz 2011’den bu yana avukatlarıyla görüşememesi büyük bir endişeyle karşılanıyor. Şubat ve Haziran 2012 tarihlerinde CPT ve Hükümet yetkilileri arasında bu konuya ilişkin gerçekleşen görüşmelerde, hükümet tarafından Öcalan’ın avukata erişim hakkını kötüye kullandığı ve halihazırda tutuklu olan 35 avukatı aracılığıyla örgüte mesaj ulaştırdığı söylenmiş.

İmralı Cezaevi’nde kalan diğer 5 mahpus da avukatlarıyla yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alınmasını protesto etmek amacıyla Nisan 2011’den bu yana avukatları ile görüşmeyi reddediyor.

CPT’ye göre, terör faaliyetleriyle bağlantılı olduğu iddiasıyla seçilmiş bir avukata erişimin engellendiği istisnai durumlarda dahi, bağımsız başka bir avukata erişim hakkı garanti altına alınmalı. Bu yüzden hükümet, İşkencenin Önlenmesine Karşı Sözleşme’nin 3. ve 10. maddesi uyarınca, gecikmeksizin, İmralı Cezaevi’ndeki mahpusların avukatları ile görüşmesini sağlamalı.

Ailelerle yapılan görüşmeler açısından ise CPT, mevcut kurallar uyarınca mahpusların her ay iki kez 30 ile 60 dakika arası aileleriyle görüşebileceğini söylüyor ve bu hakka getirilen çeşitli sınırlandırmalara karşı cezaevi yöneticisinin Bursa – İmralı arası genelde beş saat süren gemi yolculuğunu ve cezaevinde aynı anda sadece bir mahpusun ailesiyle görüşebildiğini gerekçe göstermesini inandırıcı bulmuyor.

–          Sağlık Durumları ve Hizmetleri

CPT, 2010 yılındaki ziyaretten bu yana sağlık hizmetlerinin tavsiyeler doğrultusunda geliştirildiğini söylüyor. Şuan İmralı cezaevinde ciddi sağlık sorunları yaşayan hiçbir mahpus bulunmuyor. İhtiyaç halinde ise mahpuslar uzman doktorlar tarafından tedavi ediliyor.

CPT, cezaevi yöneticileri ve yetkililerinin mahpuslarla ilgili sağlık raporlarına erişebilmelerini eleştiriyor ve Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın işbirliği ile gizlilik konusunda gerekli önlemlerin alınmasını istiyor.

From → İnsan hakları

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: