Skip to content

İHAM: Şık ve Şener’in özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü ihlal edildi.

by 08/07/2014

ahmet nedim2011 yılında ODA TV davası kapsamında tutuklanan ve tutuklanmaları ulusal ve uluslararası alanda büyük tepkiyle karşılanan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’in İHAM’a yaptıkları başvuruda karar bugün çıktı. Mahkeme, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in ilgisiz ve yetersiz delillerle bir yıl boyunca tutuklu kaldığını ve gizlilik sebebiyle soruşturma dosyasında aleyhlerine gösterilen delilleri göremediklerini söyleyerek İHAS’ın 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkını; ayrıca yazdıkları kitaplar nedeniyle -yine ilgisiz ve yetersiz delillerle bir yıl boyunca- tutuklu kalmalarının İHAS’ın 10. maddesi ile korunan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, Nedim Şener’in uzun süren ifade ve sorgu işlemleri sebebiyle uykusuz kaldığı gerekçesiyle insanlık dışı muameleye maruz kaldığı iddialarını ise dayanaktan yoksun buldu.

Fransızca yazılan kararlar için tıklayınız: Ahmet ŞıkNedim Şener

Ahmet Şık ve Nedim Şener

Başvurucu Ahmet Şık, araştırmacı gazeteci, muhabir, fotoğrafçı ve yazar. Daha önce soruşturmaya tabii tutulan iki ciltli Ergenekon kitabının yazarlarından biri ve 1994-2011 yılları arasında 11 ödül aldı.

“İmamın Ordusu” isminde bir kitap hazırlığı içindeyken 2011 yılında kitabın taslaklarına el konuldu. Kitap daha sonra “000Kitap Dokunan Yanar” ismiyle basıldı.

Başvurucu Nedim Şener, araştırmacı gazeteci. Uluslararası Basın Enstitüsü ve PEN tarafından basın özgürlüğü ile ilgili verilmiş ödülleri var.

Ergenekon Davası Süreci

2007 yılında İstanbul savcılığı, aralarında gazetecilerin, iş adamlarının, politikacıların ve ordu mensuplarının da olduğu kişiler hakkında anayasal düzeni bozdukları iddiasıyla ömür boyu hapis cezası istenen bir soruşturma başlattı. 5 Ağustos 2013 tarihinde Mahkeme, çoğu kişi hakkında mahkumiyet kararı verdi. Gerekçeli karar hala bekleniyordu.

Başvurucuların Tutuklanması

3 Mart 2011 tarihinde İstanbul savcılığının talimatıyla Ahmet Şık ve Nedim Şener’in evlerine ve iş yerlerine baskın yapıldı. Terör örgütü üyeliği ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri iddiasıyla gözaltına alındılar. İki gazetecinin gözaltına alınması ulusal ve uluslararası alanda pek çok tepki ve protestoyla karşılandı.

4 Mart 2011 tarihinde gazetecilerin avukatları gözaltı kararına ve yapılan aramalara itiraz etti, itirazları  reddedildi.

Savcı, ifade sırasında Ahmet Şık’a, Ergenekon’la bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada İmamın Ordusu kitabının Oda Tv sitesinde bulunduğunu söyledi. İfade ve sorgu sırasında Ahmet Şık’a İmamın Ordusu kitabı nedeniyle 13 soru soruldu. Nedim Şener’e ise yine Ergenekon soruşturmasıyla bağlantılı olduğu iddia edilen Ulusal Medya Planı’yla ilgili 5 soru soruldu.

5 Mart 2011 tarihinde Ahmet Şık ve Nedim Şener tutuklandı. 8 Mart’ta avukatları tarafından tutukluluklarına karşı yapılan itiraz, 16 Mart 2011 tarihinde suçun mahiyeti, delil durumu, kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimali gerekçe gösterilerek reddedildi.

4 Nisan 2011 tarihinde avukatlar tutukluluğa tekrar itiraz etti, itirazları 8 Nisan’da reddedildi. 8 Nisan’da verilen itiraz kararına 15 Nisan’da yapılan itiraz da 19 Nisan’da reddedildi. 3 Mayıs, 3 Haziran ve 4 Haziran tarihlerinde yapılan itiraz ve tahliye talepleri de her defasında suçun mahiyeti, delil durumu, kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimali gerekçe gösterilerek reddedildi.

26 Ağustos 2011 tarihinde başvurucular hakkında “silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianame tamamlandı.

12 Mart 2012 tarihinde Ahmet Şık ve Nedim Şener tahliye edildi.

Dosyaya erişim

Bu sırada, 3 Mart 2011 tarihinde başvurucunun avukatı, soruşturma dosyasının müvekkiliyle ilgili kısımlarının bir kopyasını savcıdan istedi. Savcı, 6 Mart 2011 tarihinde gizlilik sebebiyle bu istemi reddetti. Avukat tarafından bu karara karşı yapılan itiraz, suçun mahiyeti ve soruşturmanın devam ettiği gerekçe gösterilerek reddedildi.

İmamın Ordusu

23 Mart 2011 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, İmamın Ordusu kitabının taslağının toplatılmasına ve basımının yasaklanmasına karar verdi. Avukatların 25 Mart 2011 tarihinde yaptıkları itirazları reddedildi.

İhlal İddiaları

Nedim Şener’in insanlık dışı muamele gördüğü iddiası

Nedim Şener, başarılı bir gazeteciyken hiçbir delil olmadan tutuklanmasının ve uzun süren ifade ve sorgu aşamaları sırasında uykusuz bırakılmasının İHAS’ın 3. maddesinde düzenlenen insanlık dışı muamele yasağını ihlal ettiğini iddia etti.

Hükümet, Şener’in iç hukukta bu iddiaları hiç ileri sürmediğini ve iç hukuk yollarını tüketmediğini söyleyerek bu iddiaya karşı çıktı.

Mahkeme’ye göre, bir muamelenin 3. madde altında incelenebilmesi için belirli bir seviyeye ulaşması gerekmektedir. (asgari vehamet eşiği) Bu asgari seviyenin değerlendirilmesi, muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ve bazı durumlarda mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi, davanın koşullarına bağlıdır.

Mahkeme’ye göre, uzun süre uykusuz bırakma ya da başka araçlarla birlikte uykusuz bırakma 3. maddeye aykırı bir muamele olarak değerlendirilebilir. Uykusuz bırakma, önceden tasarlanarak,  yaralayarak ya da ruhsal veya mental acı vererek yapılırsa insanlık dışı muamele olarak kabul edilebilir. Mağdurun psikolojik ve moral direncini yıktığı, onda korku ve aşağılanma hissi yarattığı zaman ayrıca aşağılayıcı muamele olarak da tanımlanabilir.

Söz konusu başvuruda, başvurucu aralar dahil olmak üzere 7 saat süreyle ifade/sorguda kalmıştır. Ayrıca, başvurucunun ifade ve sorgu sırasında aşağılandığına/bunun 3. madde anlamında gereken asgari eşiğe ulaştığına dair bir veri bulunmamaktadır.

Bu nedenle İHAM, Nedim Şener’in insanlık dışı muameleye maruz kaldığına yönelik iddiaları İHAS’ın 35. maddesi bağlamında dayanaktan yoksun buldu.

Özgürlük ve Güvenlik Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Başvurucular, polis ve savcı tarafından alınan ilk ifadelerinden bu yana terör örgütü üyesi olduklarını gösteren bir delil bulunmadığını ve tutuklanmaları için kuvvetli şüphe olmadığını iddia etmişti. Ahmet Şık’a göre, bir sosyalist olarak milliyetçi bir örgüte üye olduğunun iddia edilmesi onun gözünde bir çelişkiydi.

Başvurucular, 3 Mart 2011 tarihinde gözaltına alındı, 5 Mart 2011 tarihinde tutuklandı, 12 Mart 2012 tarihinde tahliye oldu. Buna göre, tutuklulukta geçen süre 1 yıl 1 haftadır.

İHAM’a göre, başvurucunun 1 yıl boyunca tahliye edilmemesinin gerekçeleri açıklanamamıştır. Tahliye talepleri mevcut delil durumu, suçun mahiyeti gibi basmakalıp gerekçelerle reddedilmiştir.

Mahkeme, hükümetin başvurucuları kara propaganda yapmakla suçladığını ancak bunun ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmediğini gözlemlemektedir. Söz konusu kitapların gerçekten buna yönelik bölümler içerdiği kabul edilse bile, bunun cezası -örgüt üyeliği, örgüte yardım gibi suçlara göre- daha hafiftir ve tutuklamayı gerektirmez.

Bu nedenle, soruşturmanın başından bu yana başvurucuların  tutukluluğu için gösterilen gerekçeler yetersiz ve ilgisizdir. İHAS’ın 5. maddesinin 3. fıkrası ihlal edilmiştir.

Soruşturma Dosyasına Erişilemediği İddiası

Başvurucular, gizlilik kararı gerekçe gösterilerek soruşturma dosyasında aleyhlerine delil olarak gösterilen delilleri göremediklerini, bunun tutukluluğa itiraz etmelerinde bir engel olduğunu iddia etmişti.

İHAM’a göre, İHAS’ın 5. maddesinin 4. fıkrası yakalama ya da tutuklama durumunda özgürlüğünden yoksun kılınan herkes için özgürlükten yoksun kılınmaya karşı garantiler içeren bir yargı yoluna başvurma hakkını içermektedir. Bu yolun, savcı ve gözaltındaki/tutuklu kişi gibi, taraflar arasında eşitliği de içermesi gerekmektedir. Eğer avukat, gözaltındaki/tutuklu müvekkiliyle ilgili hayati öneme sahip delillere ulaşamıyorsa taraflar arasında eşitlikten (silahların eşitliği) söz edilemez.

Mahkeme’ye göre, ne avukat ne de başvurucu özgürlükten yoksun kılınmanın hukuka uygun olup olmadığına karşı yapacakları başvuru için hayati önemi olan bu bilgileri bilmektedir ve buna karşı geçerli bir gerekçe de gösterilmemektedir. Bu nedenle Mahkeme, İHAS’ın 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiğine karar verdi.

İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası

Ahmet Şık ve Nedim Şener, devlet organlarını eleştiren kitapları nedeniyle tutuklanmalarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini, bu tutuklamanın gazetecilik yapmalarını engellediğini, ayrıca gazetecilik yapmak isteyen meslektaşları için de caydırıcı etki yarattığını iddia etmişti.

İHAM, ifade özgürlüğünün düzenlendiği 10. maddenin sınırlandırma sebeplerini içeren 2. fıkrası uyarınca inceleme yapmaktadır.

Buna göre İHAM ilk önce müdahalenin yasa ile düzenlenip düzenlenmediğine bakmaktadır. Başvurucuların bir yıl tutuklu kalmasına sebep olan suç Ceza ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmektedir.

İkinci inceleme, müdahalenin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığına yöneliktir. Hükümet, iki amacı olduğunu bildirmiştir: suçun önlenmesi ve yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması. Mahkeme, bu konuyu ilerleyen bölümlerde incelemek üzere açık bırakmıştır.

Üçüncü inceleme, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığıyla ilgilidir. Ahmet Şık, İmamın Ordusu kitabında hükümet politikalarını ve halihazırda kamuoyunda çok tartışılan bir yargı kararıyla ilgili yazdığını, bu yüzden tutuklanmasının kendisinin bir ihlal olduğunu ve diğer gazetecilerin gazetecilik yaparken ‘sansür’e başvurmasına sebep olabileceğini iddia etmiştir. Hükümet ise Ahmet Şık’ın yazdığı kitap nedeniyle değil, bu kitap aracılığıyla suç örgütü olduğu iddia edilen Ergenekon’a yardım ettiği için yargılandığını ayrıca mafya tipi hiçbir örgüte tolerans gösteremeyeceklerini, bunun yargı bağımsızlığını tehlikeye atabileceğini söylemiştir.

İHAM’a göre, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden biridir. 10. maddenin 2. paragrafı uyarınca, bu kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren “bilgiler” ve “fikirler” için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz.

İHAM’a göre, görüşler şiddete tahrik içermediği sürece – yani şiddet eylemlerine ya da kanlı bir intikama başvurmayı savunmuyor, partizanlarının hedeflerini gerçekleştirmesi amacıyla terör eylemlerini haklı göstermiyor, ve kimliği belli kişilere karşı derin ve mantıksız bir nefret duygusunun oluşmasını desteklemiyor ise – Taraf Devletler, toprak bütünlüğü, milli güvenliğin korunması veya suç ve asayişsizliğin engellenmesini gerekçe göstererek medyanın üzerine ceza kanununun yüklenmesi suretiyle halkın bilgi alma hakkına sınırlama getiremez.

Buna göre, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in bir yıl boyunca yetersiz ve ilgisiz sebeplerle tutuklu kalması, ifade özgürlüğü açısından meşru bir amaç taşımamaktadır. Ayrıca İHAM’a göre, başvurucuların bir yıl boyunca yetersiz ve ilgisiz sebeplerle tutuklu kalması, kendilerine oto-sansür uygulamalarına sebep olabilir ve fikirlerini ifade etme noktasında caydırıcı bir etki yaratabilir.

Bu sebeplerle, İHAM, başvuruculara yönelik müdahalenin meşru bir amaç taşımadığına ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığına, bu yüzden İHAS’ın 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: