Skip to content
Tags

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

2016’da İHAM’ın Türkiye’ye Karşı Verdiği İhlal Kararları ve Türkçe Özetleri

by 27/12/2016

Merhaba,

2016, çok zor ve çok kötü bir yıldı. Her gün “ölüm cezası geri getirilemez” diyerek yaşam hakkı, “işkence mutlak yasaktır” diyerek işkence yasağı, “barış istemek ya da gazetecilik suç değildir” diyerek ifade özgürlüğü gibi en temel haklarımızı korumak için bile insanüstü bir çaba sarf etmek zorunda bırakıldığımız, yıllardır çok büyük mücadeleler sonucu kazanılan hak ve özgürlüklerin kanun hükmünde kararnameler ile bir gecede elimizden alındığı yorucu ve boğucu bir yıl geçirdik.

Geri dönüp baktığımızda 2016, bütün bu hak ihlallerine karşı her geçen gün artan baskı ve tehditlere rağmen mücadele etmeye devam eden insan hakları hukukçuları ve savunucuları için de bir dönüm noktası olarak anılacak. 28 Kasım 2015 tarihinde insan hakları avukatı Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle başlayan bu yeni süreç, hak ihlallerini İHAM’a taşıyan ve bu konuda raporlar yazan avukat ve insan hakları savunucularının tutuklanması ile hız kazandı ve KHK’ler aracılığıyla savunma hakkının tamamen yok sayılması ve hak örgütlerinin kapatılmasıyla devam etti.

Aşağıda bütün bu hak ihlallerini yargıya taşıyacak avukatların ve insan hakları savunucularının başvurularında kullanması amacıyla 2016 yılında İHAM tarafından Türkiye’ye karşı verilmiş bütün ihlal kararlarını ve bazı önemli kabul edilemezlik kararlarını bulacaksınız. Artık geleneksel hale getirdiğimiz bu çalışmada kararları İHAS’ta yer alan madde başlıkları ve sırası altında, kronolojik olarak özetledim. Karar adlarının üzerine tıkladığınızda kararların Türkçe çevirilerini bulabilirsiniz. Henüz Türkçe’ye çevrilmemiş olan kararlar çevrildiğinde buraya da ekleyeceğim.

2014 yılında ve 2015 yılında İHAM’ın Türkiye’ye karşı verdiği ihlal ve bazı kabul edilemezlik kararlarını da buradan okuyabilirsiniz.

Bu sene, kadın hukuk fakültesi öğrencilerini insan hakları ve anayasa hukuku alanında çalışmaya teşvik etmek için her ay düzenli olarak yayımladığımız AYM ve İHAM kararları bültenlerinde kadın öğrencilerle birlikte çalışmaya başladık. Her ayın ilk haftası, bir önceki ay çıkan önemli AYM ve İHAM kararlarını paylaştığımız bültenlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz: https://anayasagundemi.com/tag/bulten/

2017; hayatta, sağlıklı ve özgür olacağımız bir yıl olur umarım, görüşmek üzere.

İnsan Hakları Savunucularına

Yaşam Hakkı ve Etkili Soruşturma Yükümlülüğü (2. madde)

2 Şubat – Muhacır Çiçek v. Türkiye, başvuru no. 41465/09

Yüksekova’da jandarmaya yönelik saldırı yapılacağı ihbarını alan jandarmaların olay yerinden geçen ve aralarında başvurucuların çocuğu ve kardeşleri olan Reşat Çiçek’in de bulunduğu üç kişiyi durdurması, grubun jandarmanın üzerine açtığı ateşe karşılık jandarmanın da ateş etmesi üzerine Çiçek’in hayatını kaybetmesi, ölüme ilişkin yürütülen soruşturma nedeniyle etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir. [Mahkeme bu başvuruda yaşam hakkının esası, yaşam hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağı ve işkence yasağı altında ileri sürülen iddialardan ihlal bulmadı.]

2 Şubat – Tınarlıoğlu v. Türkiye, başvuru no. 3648/04

1998 yılında Bodrum’da tatil yaptığı sırada yüzerken aynı yerde bir sürat teknesinin çarpması sonucu sakatlanan başvurucunun devletin sahillerde yeterli güvenliği sağlayamadığı ve 4 yıl 5 ay 11 gün süren yargılamanın yaşam hakkını ihlal ettiği iddiasında İHAM, üçüncü kişilerin kasıtlı ve öngörülebilir olmayan hareketlerinden devletin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, yaşam hakkı ihlali bulmadı. [Başvurucu yaşadığı talihsiz olayın aile hayatını etkilediğini, bu nedenle İHAS’ın 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştü. Mahkeme 2. maddeden ihlal bulunmadığı için bu maddeden de ayrıca ihlal bulunmadı.]

23 Şubat – Civek v. Türkiye, başvuru no. 55354/11

1987’de evlendikten sonra 2010 yılında boşanmalarına kadar eşinden sayısız kez şiddet gören ve buna karşı sayısız şikayette bulunan Selma Civek’in boşanmasına ve 6284 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’a göre bazı koruma tedbirleri uygulanmasına rağmen eski eşi tarafından takip edilmeye ve ölümle tehdit edilmeye devam edilmesi ve 2011 yılında sokak ortasında 22 kez bıçaklanarak öldürülmesi, Devlet’in şikayetlere ve yasaya rağmen öldürüleceği bilinen kadını korumak için etkili önlemler almaması nedeniyle yaşam hakkını ihlal eder.

26 Nisan – Başbilen v. Türkiye, başvuru no. 35872/08

Aselsan’da mühendis olan oğullarının arabasının içinde boğazı ve bileği kesilmiş olarak bulunmasının ardından başlatılan soruşturmada olay yeri, parmak izi incelemesi ve arabada bulunan intihar notu nedeniyle savcının intihar ettiğine karar vererek takipsizlik kararı vermesi, yabancı medyada çıkan “işbirliği yapmayan mühendislerin intihar süsü verilerek öldürüldüğü”ne ilişkin haberden sonra yeniden şikayette bulunulmasının ardından başlatılan soruşturmanın hala sonuçlandırılmamış olması ve ölümden bu yana geçen 9 senede etkili soruşturma yürütülmemesi, yaşam hakkı bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir.

26 Nisan – Cangöz ve Diğerleri, başvuru no. 7469/06

17-18 Haziran 2005’te MKP üyesi 17 kişinin güvenlik güçleri tarafından silahlı çatışma sırasında öldürülmesi, cenazelerinin teşhir edilmesi ve soruşturmanın “meşru müdafaa” denerek kapatılması, yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü ihlal eder.

3 Mayıs – Cerf v. Türkiye, başvuru no. 12938/07

HADEP’li siyasetçi Sefer Cerf’in 1994’te Yüreğir’de bir cafede otururken vurularak öldürülmesinin ardından, eşinin siyasi faaliyetleri nedeniyle Hizbullah ya da Hizbullah destekli devlet yetkilileri tarafından öldürüldüğünü iddia eden eşinin ve çocuklarının güvenlik güçleri tarafından taciz ve tehdit edilmesi, polis ve terörle mücadele ekiplerinin cinayetten sonra olay yeri incelemesi yapmaması, tek görgü tanığının öldürülerek tanığın eşinin de polisler tarafından tehdit edilmesi, faillerin Hizbullah üyesi olduklarını itiraf ettikleri ve eldeki tek delil olan ifadenin işkence ile alınması, yaşam hakkı bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü ihlalidir.

10 Mayıs – Kalkan v. Türkiye, başvuru no. 37158/09

3 Temmuz 2007’den bu yana PKK üyesi olduğu ve silahlı eylemlere katıldığı iddiasıyla aranan Nusret Kalkan’ın Mardin’de piknik yaptıkları sırada silahsız olarak ailesinin yanına gitmeye çalışırken jandarma tarafından uyarı yapılmadan tek kurşunla öldürülmesi, savcının, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nin ve Yargıtay’ın jandarmanın yasal yetkisini kullanarak “Terörle Mücadele Kanunu’na uygun şekilde vurduğu” yönünde takipsizlik ve beraat kararı vermesi, yaşam hakkını ve yaşam hakkı bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü ihlal eder.

14 Haziran – Güvener v. Türkiye, başvuru no. 61808/08

Başvurucunun oğlunun 23 Şubat 2007 tarihinde zorunlu askerlik hizmetini yaptığı sırada, nöbette diğer arkadaşlarıyla uyuyakalması ve komutanı tarafından uyandırıldıktan sonra telsizden ‘hoşçakalın arkadaşlar’ mesajı paylaşarak silahıyla kendini vurarak intihar etmesinin ardından savcının, başvurucuların oğullarının öldürüldüğü iddiasını reddederek intihar ettiği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermesi yaşam hakkını etkili soruşturma yükümlülüğü bağlamında ihlal etmez.

21 Haziran – Şahinkuşu v. Türkiye, başvuru no. 38287/06

4 Aralık 2003 tarihinde başladığı zorunlu askerlik hizmeti sırasında emre itaatsizlik ettiği iddiasıyla arkadaşlarının önünde aşağılanan, iki gün hastalık izni alan Ferid Şahinkuşu’nun yatakhanede asker arkadaşının silahı ile kendini vurarak intihar etmesi ve götürüldüğü hastanede hayatını kaybetmesi üzerine açılan davada sanıklara verilen 1 ay 20 günlük hapis cezasının ertelenmesi, yaşam hakkını etkili şekilde soruşturma yükümlülüğünü ihlal etmez.

30 Ağustos – Aydoğdu v. Türkiye, Başvuru no. 40448/06

2005 yılında İzmir’de devlet hastanesinde prematüre doğan ve solunum yolu rahatsızlığı geçiren bebeklerinin özel-teknik cihazların olmaması nedeniyle sevk edildiği hastanede yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için yine gerekli cihazlarla tedavi edilememesi üzerine durumunun kötüleşmesi ve nakledildiği başka bir hastanede hayatını kaybetmesi üzerine başvurucuların hastane ve doktorlar aleyhine açtıkları davanın İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesi, yaşam hakkının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir. [Mahkeme bu başvuruda hastanelerde ve sağlık sistemindeki yapısal eksikliklerin giderilmesi, bu ihlallere yönelik başlatılacak idari ve disiplin soruşturmalarına karşı, ailelerin de bir parçası olabilecekleri şekilde, tarafsız, bağımsız, hızlı ve etkili soruşturma makamları oluşturulması ve yargılama sırasında mahkemeler tarafından atanacak uzmanlara yönelik Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan rehber dikkate alınarak adli tıp sistemine ilişkin güvenceler alınması yönünde İHAS’ın 46. maddesi uyarınca Türkiye’ye yükümlülükler yükledi.]

30 Ağustos – Toptanış v. Türkiye, başvuru no. 61170/09

2008 yılında askeri bölge yakınlarında arkadaşlarıyla buluştuğu sırada göğsüne isabet eden bir kurşunla yaralanan ve hayati risk taşıdığı gerekçesiyle kurşunun kaburgalarının arasından çıkarılmadığı başvurucunun yaralanmasına ilişkin yaptığı şikayetin kurşun balistik incelemeye gönderilmeden, olay yerindeki tanıkların silah sesi duymadıklarını söylemelerine dayanılarak delil yetersizliği nedeniyle reddedilmesi, yaşam hakkı bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir.

6 Eylül – Yasemin Doğan v. Türkiye, başvuru no. 40860/04

12 Mart 2003 tarihinde ofisinde intihara teşebbüs eden ve iki gün hastanede kaldıktan sonra hayatını kaybeden başvurucunun eşinin ölümüne ilişkin açılan davada delil yetersizliğinden karar verilmemesiyle ilgili davada İHAM, yaşam hakkının esastan ihlal edilmediğine ancak etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verdi.

6 Eylül – Döndü Günel v. Türkiye, başvuru no. 34673/07

9 Kasım 2004 tarihinde Tunceli’de MKP’ye yönelik operasyonda öldürülen oğlunun öldürülmeden de teslim alınabileceğini iddia eden başvurucunun şikayetlerinin savcılık tarafından askerlerin meşru müdafaada bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesi, yaşam hakkını ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü ihlal eder.

6 Eylül – Altın ve Kılıç v. Türkiye, başvuru no. 15225/08

3 Aralık 2003 tarihinde Diyarbakır’da bir apartmanda bomba yapıldığı ihbarı üzerine 42 polisten oluşan bir ekibin apartmanın etrafını çevirmesi ve çıkan çatışmada Hüseyin Altın ve İbrahim Kılıç’ın hayatını kaybetmesi üzerine Savcılık’ın ilk kurşunun evden sıkıldığı ve polisin meşru müdafaada bulunduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı vermesini İHAM, etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne aykırı buldu. Başvuruda yaşam hakkının esasının ihlal edilmediğine karar verdi.

13 Eylül – Sıdıka İmren v. Türkiye, başvuru no. 47384/11

Petrol şirketinde sekreter olarak çalışan başvurucunun 18 Aralık 2002 tarihinde odun sobasından çıkan yangın sonucunda hayatını kaybetmesi üzerine şirket sahibi ve yangına sebebiyet veren çalışan hakkında verilen cezanın Yargıtayca bozulması, ailenin şirket aleyhine açtığı maddi-manevi tazminat davasının sonucu için Yargıtay kararının bekletici mesele yapılması nedeniyle yedi sene boyunca karar verilmemesi ve şirketin bu süre içerisinde kapanması nedeniyle ailenin tazminat alamaması, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırıdır.

13 Eylül – Üstdağ v. Türkiye, başvuru no. 41642/08

Zorunlu askerlik hizmeti sırasında başka bir asker arkadaşı tarafından vurulan ve hastanede hayatını kaybeden oğullarının ölümüne ilişkin başlatılan soruşturmada askeri mahkemenin yaralanma ile ölüm arasında illiyet bağı olmadığı yönünde karar vermesi, etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal eder.

20 Eylül – Güzelaydın v. Türkiye, başvuru no. 26470/10

2008 yılında zorunlu askerlik hizmetine başlayan oğullarının 30 Ocak 2009 tarihinde yatakhanede silahla ağır yaralanmış halde bulunması ve hastanede hayatını kaybetmesi üzerine başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına yönelik karar verilmesi, yaşam hakkı bağlamında etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal eder.

4 Ekim – Çevrioğlu v. Türkiye, Başvuru no. 69546/12

Başvurucunun 10 yaşındaki oğlunun, Antakya Belediyesi’nin iskan sahasında özel bir şantiye alanında su dolu geniş bir çukura düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi ve başvurucunun devlet makamlarının oğlunun yaşam hakkını koruyamadıkları iddiasıyla yaptığı başvuruda İHAM, yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

11 Ekim – Hasan Yaşar v. Türkiye, Başvuru no. 5059/11

2008 yılında Hakkari’deki nevruza katılan ve açılan ateş sonucu hayatını kaybeden İkbal Yaşar’ın ölümünden sorumlu polislerin daimi arama kararı verilerek hala teşhis edilememiş olması, yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir.

11 Ekim – Sayan v. Türkiye, Başvuru no. 81277/12

18 Ekim – Mızrak ve Atay v. Türkiye, Başvuru no. 65146/12

30 Mart 2006 tarihinde 14 gerillanın öldürülmesini protesto için Diyarbakır’da düzenlenen eyleme katılan başvurucunun gaz kapsülüyle başından vurulup hayatını kaybetmesi ve sorumluluğu tespit edilen üç polis hakkında açılan davanın (İHAM’a başvurunun yapıldığı 2014 yılında) hala yerel mahkemeler önünde sonuçlandırılmamış olması, yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne aykırıdır.

15 Kasım – Hamdemir ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 41896/08

19 Aralık 2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevi’nde yapılan Hayata Dönüş Operasyonu’nda hayatını kaybeden 11 kişinin yakınlarının operasyon sırasında aşırı ve orantısız güç kullanıldığı iddiasında İHAM, yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

6 Aralık – Sarıhan v. Türkiye, Başvuru no. 55907/08

Olay tarihinde 12 yaşında olan ve çobanlık yapan başvurucunun etrafı uyarılarla ve dikenli telle çevrili mayınlı bir araziye girmesi sonucu ellerinden ve göğsünden ciddi şekilde yaralanması, yaşam hakkını ihlal etmez.

İşkence Yasağı ve Etkili Soruşturma Yükümlülüğü (3. madde)

26 Ocak – Alpar v. Türkiye, başvuru no. 22643/07

Nişanlısını zorla arabaya bindirmeye çalıştığını gören polis tarafından kimlik kontrolü için durdurulan ve 10 gün iş göremez raporu alacak kadar darp edilen başvurucunun hakkında polise hakaretten iki ay hapis cezası verilirken; polisler hakkında yapılan şikayetin 5 yıl 6 ay sonra, gerekli delil ve gerekçelendirme yapılmadan zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı ile sonuçlanması, insanlıkdışı muamele iddialarını etkili şekilde soruşturma yükümlülüğünün ihlalidir.

23 Şubat – Özen ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 29272/08, Karar tarihi: 23.02.2016

Karakolda polis tarafından dövüldükleri ve buna karşı yaptıkları şikayetin sadece polislerin ifadeleri dikkat alınarak reddedildiği iddiasında İHAM, 3. madde altında esastan ve usulden ihlal bulmamıştır.

31 Mayıs – Ersin Erkuş ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 40952/07

Sultan Öner’in ifadesi alınmak üzere götürüldüğü karakolda saçından çekilerek yerde sürüklendiği ve polisler tarafından copla dövüldüğü iddiası ve sorumlu polisler hakkında beraat kararı verilmesi, insanlıkdışı muamele yasağı bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir.

30 Ağustos – Nasrettin Aslan ve Zeki Aslan v. Türkiye, başvuru no. 17850/11

2010 yılında Barış ve Demokrasi Partisi’nin Hakkari’de düzenlediği bir eylemde aralarında çocukların da olduğu göstericilerin polise ve polis aracına taş attığı iddiasıyla o sırada bir akrabasını hastaneye götürmek için olay yerinde olduğunu söyleyen başvurucunun ve kardeşinin polis tarafından durdurulması ve çıkan tartışma sonucu gözaltına alınırken ve karakola götürülürken başvurucuların darp edildikleri iddiası, başvuruculara karşı polise mukavemetten dava açılıp ceza verilirken başvurucuların polisler hakkında yaptığı şikayete karşı verilen takipsizlik kararına karşı yapılan şikayetin başvuru tarihinde hala sonuçlandırılmamış olması, İHAS’ın 3. maddesi bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlalidir.

7 Haziran – Enver Aydemir v. Türkiye, başvuru no. 26012/11

Vicdani retçi Enver Aydemir’in dini sebeplerle askerlik yapmayı reddetmesi nedeniyle 24 Temmuz 2007 tarihinde zorla askere alınması, burada askeri üniforma giymeyi ve emirlere itaat etmeyi reddettiği için askeri mahkeme tarafından tutuklanarak götürüldüğü cezaevinde zorla üniforma giydirilmeye çalışılması, gece yatak ve kıyafet verilmeden çıplak uyumaya zorlanması, bu kötü muamelelere karşı yaptığı şikayetlerin kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi, insanlıkdışı muamele yasağını ve etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal eder. [Mahkeme bu başvuruda başvurucunun din ve vicdan özgürlüğünün de ihlal edildiği iddiasını, başvurucunun ‘seküler Türk ordusu için savaşmayacağını’ ama ‘Kur’an’a dayalı bir orduya hizmet edebileceğini’ söylemesi nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemezlik kararı verdi.]

5 Temmuz – Rahmi Şahin v. Türkiye, başvuru no. 39041/10

12 Aralık 2009 yılında Hakkari’de polisle göstericiler arasında çıkan çatışmaya katıldığı iddiasıyla gözaltına alınan başvurucunun gözaltına alınırken silahın kabzasıyla başına vurularak polis aracına bindirildiği iddiası ve savcılık’ın şikayetlerine ilişkin takipsizlik kararı vermesi, insanlıkdışı muamele yasağını ve etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal eder.

13 Eylül – A.Ş. v. Türkiye, başvuru no. 58271/10

Maltepe Çocuk Cezaevi’nde 27-31 Mart 2010 tarihleri arasında olay tarihinde 15 yaşında olan başvurucunun 17 yaşındaki tutuklulardan birinin istismarına uğraması ve diğer üç tutuklu tarafından dövülmesi üzerine yaptığı şikayetin Kartal savcılığı tarafından ‘kendisini fiziksel ve zihinsel olarak tecavüzden koruyabileceği’ ve zaten artık şikayetçi olmak istemediği gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandırılması, insanlıkdışı muamele yasağına aykırıdır. [Başvurucunun makul olmayan bir süre tutuklu kaldığı ve özgürlük ve güvenlik hakkının bu nedenle ihlal edildiği iddiası, CMK’nin 141. maddesindeki tazminat yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulundu.]

18 Ekim – Ali Aba Talipoğlu v. Türkiye, Başvuru no. 16408/10

2000 yılında avukatların cezaevlerine girişte üstlerinin aranmasına ilişkin getirilen düzenleme hakkında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) tarafından yapılan basın açıklamasına katılan başvurucunun diğer 26 avukatla birlikte gözaltına alınması, bu sırada beş gün iş göremez raporu alacak şekilde darp edilmesi, başvurucunun polislerle ilgili şikayetinde zamanaşımı kararı verilmesi ve haksız gözaltı nedeniyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi, insanlıkdışı muamele yasağının ve bu yasak bağlamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edilmesine yol açmaktadır.

18 Ekim – G.U. v. Türkiye, Başvuru no. 16143/10

Başvuru tarihinde 18 yaşından küçük olan başvurucunun üvey babası tarafından silah zoruyla cinsel istismara uğradığı şikayetinin, iki erkek polis tarafından alınan kendi ifadeleri dikkate alınmadan ve avukatının talebine rağmen herkese açık görülen bir duruşma sonucunda ve kadın psikologlarla görüştürülmeden, ikna edici başkaca bir gerekçe gösterilmeden beraatle sonuçlandırılması, Ağır Ceza Mahkemesi’nin üvey babanın ‘iktidarsız’ olduğu ve eşiyle bir yıldır cinsel ilişkiye girmediği iddiası başvurucunun annesi tarafından  yalanlanmasına rağmen üvey babanın ifadesinin dikkate alınması, Mahkeme’nin başvurucunun “karşı koyabilecek konum”da olup olmadığına dair Adli Tıp’a soru sorması, üvey babası tarafından istismar edilmiş bir çocuğun duruşmasının bu faktörler değerlendirilmeden herkese açık olarak görülmesi ve bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde çocuğun travmasının artması nedeniyle insanlıkdışı muamele ve özel hayata saygı hakkının ihlalidir.

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı (5. madde)

2 Şubat –Kan v. Türkiye, başvuru no. 54898/11

Asker olan başvurucuya disiplin cezası olarak beş gün oda hapsi cezası verilmesi, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalidir.

10 Mayıs – Babajanov v. Türkiye, başvuru no. 49867/08

24 Eylül 2008 tarihine kadar geçici oturma izni olan Özbek sığınmacı başvurucunun 12 Eylül 2008 günü imza vermek üzere gittiği karakolda gözaltına alınması ve oturma iznine rağmen zorla İran’a sınırdışı edilmesi; sınırdışı edildikten sonra insan ticareti yapan bir grup tarafından kaçırılarak serbest kalması için fidye ödemek zorunda kalması; birkaç gün sonra Türkiye’ye yeniden “illegal” yollardan giren başvurucunun mültecilik statüsü için yaptığı başvuruya yetkililer tarafından cevap verilmemesi, başvurucunun haksız şekilde gözaltına alınması nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaline yol açmaktadır. [Mahkeme bu başvuruda ayrıca, başvurucunun sınırdışı edilmesi nedeniyle insanlıkdışı muamele yasağının ihlal edildiğine karar verdi.]

31 Mayıs – Mergen ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 44012/09 ve Ayşe Yüksel ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 55835/09

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği üyesi olan başvurucuların Ergenekon soruşturması kapsamında örgüt üyesi oldukları iddiasıyla ev ve işyerlerine yapılan baskınlar sonucu gözaltına alınması ve/veya tutuklanması, hukuka aykırı ve keyfi şekilde gözaltı ve tutuklama kararı nedeniyle İHAS’ın 5. maddesinin 1. fıkrasını ihlal eder.

21 Haziran – Ayboğa ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 35302/08

27 Temmuz 2007 tarihinde suç örgütü kurdukları ve bu örgüte üye oldukları iddiasıyla tutuklanan başvurucuların 24 Haziran 2008 tarihine kadar hakim karşısına çıkartılmaması, tutuklama kararına yönelik itirazlarının duruşma yapılmaksızın ve gerekçe gösterilmeden reddedilmesi, özgürlük ve güvenlik hakkına aykırıdır.

21 Haziran – Deniz Seki v. Türkiye, başvuru no. 44695/09

24 Şubat 2009 tarihinde uyuşturucu kullandığı ve üçüncü kişilere uyuşturucu temin ettiği iddiasıyla tutuklanan şarkıcının 1 Ekim 2009 tarihine kadar geçen sürede hakim karşısına çıkartılmaması ve tahliye taleplerinin sözlü olarak dinlenmeden reddedilmesi, İHAS’ın 5. maddesinin 4. fıkrasını ihlal eder.

5 Temmuz – Ali Osman Özden v. Türkiye, başvuru no. 42969/04

Özel harekat komando merkezi inşaatında yönetici olarak çalışan başvurucu hakkında askeri savcılık tarafından yolsuzluk yaptığı iddiasıyla soruşturma başlatılması, 30 Nisan 2004 tarihinde tutuklanan başvurucunun askeri mahkeme tarafından 40 yıl hapis ile cezalandırılması nedeniyle bir sivil olarak askeri mahkemenin tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin karar vermede görevsiz olduğu iddiasının dikkate alınmaması, İHAS’ın 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarına aykırıdır.

6 Eylül – Alimov v. Türkiye, başvuru no. 14344/13

Dini inancı nedeniyle karşı karşıya kaldıkları baskılardan kaçmak için Özbekistan’dan Türkiye’ye gelen, eşine Gaziantep’te oturma izni verilen ancak kendi ücretini ödeyemediği için kendisine oturma izni alamayan başvurucunun Kumkapı Yabancılar Şube’ye götürülerek burada Temmuz – Ağustos 2012 tarihleri arasında tutulması, 5. maddenin 1., 2., 4. ve 5. fıkralarına aykırıdır. [Mahkeme bu başvuruda başvurucunun Kumkapı’da tutulduğu kalabalık ve kirli koşullar nedeniyle aşağılayıcı muamele yasağının ve buna karşı başvurabileceği etkili bir yol olmadığı için 13. maddenin de ihlal edildiğine karar verdi.]

6 Eylül – Erkenov v. Türkiye, başvuru no. 18152/11

Çeçenistan’da bir camiye bombalı saldırıda bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan başvurucunun Rusya’dan Türkiye’ye kaçması ve burada El-Kaide’ye yönelik bir operasyonda gözaltına alınarak götürüldüğü Gaziantep Yabancılar Şubesi’nde 18 ay tutulması, 5. maddenin 1., 2., 4. ve 5. fıkralarını ihlal eder.

22 Kasım – Kerman v. Türkiye, başvuru no. 35132/05

Nüfuzu kötüye kullanma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından tutuklanan askeri doktorun tarafsız ve bağımsız olmayan askeri mahkemede yargılanması, tutuk itirazlarının reddedilmesi ve zararlarını telafi edecek etkili bir tazminat yolunun olmaması nedeniyle İHAM, İHAS’ın 5. maddesinin 3., 4. ve 5. fıkralarının ihlal edildiğine karar verdi.

Adil Yargılanma Hakkı (6. madde)

12 Ocak – Irmak v. Türkiye, başvuru no. 20564/10

1996 yılında Hizbullah üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve avukat yokluğunda baskı altında alınan ifadesi sonucu tutuklanan, tahliye edildikten sonra hala devam eden dava kapsamında yeniden gözaltına alınan ve yine avukat yokluğunda ifade veren ve yine tutuklanan başvurucunun 2008 yılında bu suçtan hüküm giymesi, avukata erişim hakkının ihlalidir.

2 Şubat – Gürbüz ve Özçelik v. Türkiye, başvuru no. 11/05

Örgüt üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan başvurucuların emniyette avukat yardımından yoksun bırakılarak ifadelerinin alınması ve yargılamanın 5 yıl 8 ay sürmesi, avukatla temsil ve makul sürede yargılanma haklarının ihlalidir.

2 Şubat – Aydın Çetinkaya v. Türkiye, başvuru no. 2082/05

Başvurucunun gözaltında elektrik verilerek, kolları bir demire beş gün boyunca kelepçelenerek işkence gördüğü ve ifadesinin bu koşullar altında alındığı, baskı altında alınan ifadesinin de hükme esas alındığı iddiası, adil yargılanma hakkı ihlalidir.

9 Şubat – Hayatı Çelebi ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 582/05

17 Ağustos 1999 depreminde yakınlarını kaybeden, evleri yıkılan ve eşyaları zarar gören 20 başvurucunun açtıkları davanın “bina inşaatnın 1975’te tamamlandığı ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu” gerekçesiyle reddedilmesi üzerine yaptıkları temyiz başvurusunun da aynı sebeple reddedilmesi üzerine Yargıtay’ın başka bir dairesi tarafından aynı depremle ilgili başka bir kararda 10 yıllık zamanaşımını gerekçe olarak kabul etmemesini İHAM, Yargıtay’ın farklı dairelerinin aynı konuda çelişkili kararlar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlali olarak gördü.

23 Mart – Kars ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 66568/09

2000 yılında F-Tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla pekçok cezaevinde eşzamanlı olarak başlayan ölüm orucu ve açlık grevlerine katılan başvurucuların Bayrampaşa Cezaevi’nde güvenlik güçlerinin aşırı ve orantısız şiddetine maruz kalmaları ve haklarında açılan davanın makul sürede sonuçlandırılmaması, adil yargılanma hakkı ihlalidir. [Mahkeme burada ayrıca yaşam hakkı ve işkence yasağı altında da ihlaller buldu.]

29 Mart – Gökbulut v. Türkiye, başvuru no. 7459/04

Anadolu Federe İslam Devleti üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve avukat yokluğunda ifade veren başvurucuya 18 yıl 9 ay hapis cezası verilmesinde temel dayanak olan altı tanığın duruşmalar sırasında dinlenmemesi, başvurucuya soru sorma imkanı tanınmaması, avukata erişim hakkının ve tanık dinletme hakkının ihlalidir.

24 Mayıs – Abdulgafur Batmaz v. Türkiye, başvuru no. 44023/09

1994 yılında Hizbullah üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp emniyette avukat yokluğunda ifade veren başvurucunun mahkeme önünde, emniyetteki ifadesini baskı altında verdiğini, emniyette sol kolunu kullanamayacak şekilde şiddete maruz kaldığını, ifadesini gözleri bağlıyken zorla imzaladığını söylemesi, avukata erişememesi ve baskı altında verdiği ifadenin hükme esas alınması nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.

31 Mayıs – Sürer v. Türkiye, başvuru no. 20184/06

Zorunlu askerlik hizmeti sırasında nöbet yerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden oğulları için Savunma Bakanlığı’na başvurup tazminat talebinde bulunan ailenin taleplerinin reddedilmesine karşı başvurulan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde iki askeri hakim bulunması, Mahkeme’nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı bakımından adil yargılanma hakkının ihlalidir.

12 Temmuz – Kaçan v. Türkiye, başvuru no. 58112/09

2005 yılında uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı suçuyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Ağır Ceza Mahkemesi tarafından telefonlarının dinlenmesine karar verilen 14 şüpheliden bazılarıyla telefonla konuşan başvurucunun bu soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklanması ve kendi telefonu hakkında mahkeme tarafından verilmiş dinleme kararı olmamasına rağmen diğer şüphelilerle yaptığı görüşmelere dayanılarak 16 yıl 3 ay hapis cezası alması, adil yargılanma hakkını ihlal etmez.

4 Ekim – Ürün v. Türkiye, Başvuru no. 36618/06

1998 yılında bir eyleme katıldığı için gözaltına alınıp beraat ettikten sonra haksız gözaltı kararına karşı 2000 yılında tazminat talep eden başvurucunun talebinin 2006 yılında reddedilmesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlalidir.

18 Ekim – Alkaşı v. Türkiye, Başvuru no. 21107/07

Milli Saraylar Daire Başkanlığı’nda sekreter olan başvurucunun çalışma arkadaşlarından biriyle anlaşmazlığa düşmesi sonucu bir profesörün isteği üzerine rütbesinin düşürülmesi, başvurucunun bu profesörü tanıyan bir arkadaşının sürekli olarak cinsel taciz ve şiddet tehdidi içeren telefon aramaları gerçekleştirmesi, bu arkadaşı ve olayla ilişkili bulunması sebebiyle de başvurucu hakkında ceza kovuşturmasına başlanması, arkadaşının başvurucunun teşvikinin söz konusu eylemlerde etkili olduğunu iddia etmesinin karşısında başvurucunun arkadaşını profesör ile arasında uzlaşmacı gibi görmesi ve işe iadesine fırsat sağlayacağını düşünmesi, ağır ceza mahkemesinin başvurucunun delil yetersizliğinden beraatine karar verirken arkadaşının mahkumiyetine karar vermesi, bu esnada işten çıkarılan başvurucunun iş akdinin haksız feshi sebebiyle tazminat talebinde bulunarak iş mahkemesine başvurması, ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasına rağmen iş mahkemesinin başvurucunun arkadaşını söz konusu eylemlerinde teşvik etmiş olduğuna karar vermesi ve suça teşvikte bulunarak işvereninin güvenini ihlal ettiği gerekçesiyle başvurucunun taleplerini reddetmesi, masumiyet karinesine aykırıdır.

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı (8. madde)

2 Şubat – Sodan v. Türkiye, başvuru no. 18650/05

28 Şubat döneminde Ankara’da vali yardımcısı iken eşinin başörtüsü nedeniyle başvurucu hakkında “irticai faaliyette bulunduğu kanıtlanamamış olsa da çağdaş görünüş beklentisi gereği temsil yetkisi olmayan bir kadroya atanması” kararı verilmesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına aykırıdır. [Mahkeme bu başvuruda Danıştay aşaması da dahil, yargılamanın 6 yıl 2 ay sürmesini adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirdi.]

7 Haziran – Cevat Özel v. Türkiye, başvuru no. 19602/06

Avukat olan başvurucunun telefonunun İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İmarbankası’ndan bankacılıkla ilgili suçlarla bağlantılı olarak iki kişi ile görüştüğü iddiasıyla 2004 yılında üç ay süre ile dinlenmesine karar verilmesi nedeniyle bu kararı veren üç hakime karşı açtığı tazminat davasının reddedilmesi, özel hayata saygı hakkına aykırıdır.

7 Haziran – Şahin Kuş v. Türkiye, başvuru no. 33160/04

Damascus Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı eğitimi alan ve 16 Ağustos 1993 yılında YÖK’ten denklik aldıktan sonra Selçuk Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başlayıp bir ilkokulda öğretmenlik yapan başvurucunun denklik belgesinin 1997 yılında YÖK tarafından alınan yeni bir karar ile geçersiz sayılması ve başvurucunun bu nedenle işinden atılması, özel hayata saygı hakkını ihlal eder.

7 Haziran – Karabeyoğlu v. Türkiye, başvuru no. 30083/10

Ergenekon soruşturması kapsamında telefonunun 14 Eylül 2008 tarihinden itibaren önce üç ay, daha sonra uzatılan bir süre ile dinlenilmesine karar verilen ve aynı zamanda bir savcı olan başvurucunun telefon kayıtlarının imha edilmesine ve yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verilmesine rağmen bu kayıtların başvurucuya açılan disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılması, özel hayata saygı hakkına aykırıdır. [Mahkeme bu başvuruda başvurucunun bu ihlale karşı başvuracak bir iç hukuk yolu olmadığı gerekçesiyle İHAS’ın 13. maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi.]

13 Aralık – Eylem Kaya v. Türkiye, Başvuru no. 26623/07

Avukatına yazdığı mektupların cezaevi tarafından okunması ve ‘görüldü’ mührünün basılması, avukat-müvekkil gizliliğine aykırı, özellikle örgüt üyeliği ile bağlantılı suçlardan tutuklu olan kişilerin avukatları ile yaptıkları yazışmaların sistematik olarak okunmasına izin veren, yeterli ve gerekli güvenceleri taşımayan iç hukuk düzenlemeleri nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlalidir.

Din ve Vicdan Özgürlüğü (9. madde)

26 Nisan – İzzettin Doğan ve Diğerleri v. Türkiye, Büyük Daire kararı, başvuru no. 62649/10

Aralarında Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın da olduğu 203 başvurucunun cemevlerinin ibadethane sayılmaması, Alevilerin devletin sağladığı dini ve kamusal hizmet ve olanaklarından yararlanamaması ve bu hizmetin sadece Sünni İslama mensup Müslümanlara verilmesi nedeniyle İHAM, Devlet’in ve Diyanet’in din ve vicdan özgürlüğünü ve bu özgürlük ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine karar verdi.

24 Mayıs – Yehova Şahitlerini Destekleme Derneği ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 36915/10 ve 8606/13

İzmir’de ve Mersin’de yaşayan iki Yehova Şahidi başvurucunun ibadet yeri bulamaması ve Dernek’in ibadethane yeri için yaptığı başvuruların reddedilmesi, inanç özgürlüğünün ihlalidir.

İfade Özgürlüğü (10. madde)

19 Ocak – Görmüş ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 49085/07

Genelkurmayla ilgili gizli bilgilerin sızdırılması üzerine Darbe Günlükleri başlıklı haber nedeniyle 2007 yılında Askeri Mahkeme kararıyla Nokta Dergisi’ne yapılan baskın sırasında dergideki belge ve bilgisayarlara el konulması ve devlet görevlisi olan haber kaynağının (whistle-blower) açıklanmasının istenmesi, ifade özgürlüğüne aykırıdır.

2 Şubat – Erdener v. Türkiye, başvuru no. 23497/05

2002 yılında Milliyet Gazetesi’nde dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in sağlık durumuyla ilgili olarak “Başkent Hastanesi’nin Ecevit’i öldürmek istediği”ni söyleyen başvurucu hakkında doktorlar tarafından iftira ve itibar zedeleme nedeniyle manevi tazminat davası açılması, 10. maddenin ihlalidir.

8 Mart – Bilen ve Çoruk v. Türkiye, başvuru no. 14895/05

2003 yılında Gölcük Depremi’nde hayatını kaybedenler için bağış toplayan ve hükümetin Kürtlere yönelik politikalarını eleştiren bildiri dağıtan Emek Partisi üyelerinin jandarma tarafından gözaltına alınıp Mahkeme tarafından yetkililerden izin almadan bildiri dağıttıkları için 50 Euro’luk para cezasına çarptırılmaları, Ceza Kanunu ve Dernekler Yasası’nda bildiri dağıtımının izne tabi tutulmasıyla ilgili hükümlerin kanun niteliğini haiz olmaması ve başvurucular açısından öngörülebilir olmaması nedeniyle ifade özgürlüğü ihlalidir. [Mahkeme bu başvuruda, yargılama sırasında duruşma düzenlenmemiş olmasını ve başvurucuların mahkeme önünde kendilerini savunma haklarının engellenmiş olmasını adil yargılanma hakkına da aykırı buldu.]

13 Eylül – Semir Güzel v. Türkiye, başvuru no. 29483/09

Olay tarihinde HAK-PAR isimli siyasi partinin başkan yardımcısı olan başvurucu ile birlikte 13 kişiye partinin 4 Ocak 2004 tarihindeki kongresinde Siyasi Partiler Kanunu’nun (SPK) 81. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak kongrede Kürtçe afiş asıldığı ve Kürtçe konuşmalar yapıldığı iddiasıyla dava açılması ve başvurucuya 1 yıl hapis cezası verilmesi, SPK’nin 81. maddesindeki ifadelerin verilecek ceza açısından yeterince açıklayıcı olmaması ve kanunla düzenlenmiş olma ve öngörülebilir olma şartını taşımadığı gerekçesiyle ifade özgürlüğünü ihlal eder.

15 Kasım – Savda v. Türkiye, no. 2, başvuru no. 2458/12

Vicdani retçi olan başvurucunun 1 Ağustos 2006 tarihinde Anti-Militarist Platform üyeleriyle birlikte İsrailli vicdani retçilere destek amacıyla düzenlenen basın açıklamasında ‘İsrailli Vicdani Retçilerle Dayanışma İçindeyiz’ başlıklı bir yazı okuması nedeniyle beş ay hapis cezasına çarptırılması, ifade özgürlüğü ihlalidir.

22 Kasım – KAOS GL v. Türkiye, başvuru no. 4982/07

KAOS-GL dergisinin pornografi konulu Yaz 2006 tarihli 28. sayısının ‘genel ahlakın korunması’ amacıyla toplatılması ve 5 yıl 7 ay boyunca dağıtımının engellenmesi, ifade özgürlüğüne aykırıdır. Mahkeme bu sonuca ulaşırken LGBT hareketi ve cinsellik üzerine yayın yapan derginin toplumun belli bir grubuna yönelik olduğu dikkate alınmadan ve reşit olmayan kişilerin dergiye erişimine karşı +18 ibaresi konulması gibi tedbirler alınmadan toplatılmasının genel ahlakı koruma amacıyla orantılı ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığını vurgulamıştır.

6 Aralık – Belge v. Türkiye, Başvuru no. 50171/09

2005 yılında Cizre’de DEHAP tarafından düzenlenen bir eylemde DEHAP Şırnak başkanı olan başvurucuya yaptığı konuşma sırasında ‘Kürt halk önderi Öcalan’, ‘gerilla’ dediği, eylemde PKK lehine sloganlar atıldığı, Öcalan’ın fotoğraflarının ve sarı-kırmızı-yeşil bayrakların taşındığı iddiasıyla örgüt propagandasından 10 ay hapis cezası verilmesi, ifade özgürlüğü ihlalidir.

Toplantı ve Dernek Kurma Özgürlüğü (11. madde)

19 Ocak – Gülcü v. Türkiye, başvuru no. 17526/10

14 Temmuz 2008’de Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarıyla ilgili Diyarbakır’da düzenlenen eyleme katılıp polise taş attığı iddiasıyla henüz 15 yaşındayken tutuklanan ve örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7.5 yıl hapis cezası alan başvurucunun ulusal ve uluslararası hukuk kuralları doğrultusunda yaşı ve alternatif tedbirler dikkate alınmadan iki yıl süre ile tutuklu kalması, toplantı ve gösteri hakkını ihlal eder.

26 Nisan – Cumhuriyet Halk Partisi v. Türkiye, başvuru no. 19920/13

Anayasa Mahkemesi’nin, 2007-2009 dönemine ait siyasi parti mali denetim kararında CHP’nin usulsüz harcamalar yapmasını gerekçe göstererek partinin üç milyon liradan fazla tutan malvarlığına el koyarak Hazine’ye devretmesi, 11. maddenin ihlalidir.

24 Mayıs – Süleyman Çelebi ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 37273/10

Aralarında DİSK ve TBB’nin o dönemki başkanlarının da olduğu 19 başvurucunun 2008 yılında İstanbul Valiliği tarafından yasaklanan 1 Mayıs eylemleri sırasında polis saldırısına maruz kalmaları, DİSK binasına girilmesi ve bazı başvurucuların sıkılan biber gazı ve tazyikli su nedeniyle hastaneye kaldırılması; polis şiddetine karşı dönemin başbakanı Erdoğan, üç bakan, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü ve polisler hakkında yapılan tüm şikayetlerin reddedilmesi, buna rağmen bazı başvurucular hakkında karşı dava açılması, 11. maddeye aykırıdır. [Mahkeme bu başvuruda insanlıkdışı muamele yasağının da ihlal edildiğine karar vererek, Türkiye’de güvenlik güçlerinin toplumsal eylemlere orantısız şiddetinin sistematik olduğunu ve bu şiddetin cezasız bırakılmasının kişileri eyleme katılmaktan caydırabileceğini söyleyip İHAS’ın 46. maddesi uyarınca genel önlemler alınmasına hükmetti.]

5 Temmuz – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 20347/07

Kasım 2005’te ücretsiz eğitim hakkı için Ankara’da eylem yapmak isteyen Eğitim-Sen’e Valilik’in yasalara göre önceden izin alınmazsa eylemin hukuka aykırı olacağını söyleyip güvenlik önlemi için jandarmaya haber vermesi, eylem günü sendika üyelerinin eylem yapmalarına izin verilmemesi ve tazyikli su ile biber gazı ile saldırıya uğrayan sendika üyelerinin Ankara Valisi ve güvenlik güçleri hakkında yaptıkları şikayete karşı İç İşleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermemesi, toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlalidir. [Mahkeme bu başvuruda insanlıkdışı muamele yasağının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine de karar verdi.]

Ayrımcılık Yasağı (14. madde)

23 Şubat – Çam v. Türkiye, başvuru no. 51500/08

2004 yılında İTÜ Devlet Konservatuarı sınavını kazanmasına, hastaneden okuması yönünde herhangi bir engeli olmadığına dair rapor almasına rağmen ve öğrenciliğe kabul şartları arasında buna engel bir düzenleme olmamasına rağmen görme engelli öğrencinin konservatuara kaydının yapılmaması, eğitim hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlalidir. [Kararın 64-68. paragrafları, devletin engelli öğrencilere yönelik ayrımcılığa karşı yükümlülükleri açısından ayrı bir önem taşıyor.]

22 Mart – M.G. v. Türkiye, başvuru no. 646/10

Evliliği boyunca ve boşandıktan sonra eski eşinden sistematik olarak şiddet gören başvurucunun yaptığı şikayetlere rağmen savcının ifade almak için 5 ay, dava açmak için ise 5 yıl 6 ay beklemesi ve Türkiye’de adli makamların kadınlara yönelik şiddete karşı yapılan şikayetler sırasında pasif tutum izlemesi, ayrımcılık yasağını ihlal eder.

28 Haziran – Halime Kılıç v. Türkiye, başvuru no. 63034/11

16 Temmuz 2008 tarihinde yedi çocuğuyla birlikte eşinden yıllardır şiddet gördüğü gerekçesiyle 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun uyarınca koruma ve evden uzaklaştırma kararı verilmesi talebiyle eşinden şikayetçi olan başvurucunun talebinin kabulüne rağmen eşinden şiddet görmeye devam etmesi, eşinin iki çocuklarını kaçırması ve başvurucuyu tehdit etmeye devam etmesi üzerine başvurucunun eşinin tutuklanması için yaptığı şikayetin mahkeme tarafından reddedilmesi ve başvurucunun 7 Kasım 2008 tarihinde eşi tarafından öldürülmesi nedeniyle yapılan şikayette savcılığın takipsizlik kararı vermesi, yaşam hakkının ve etkili soruşturma yükümlülüğü ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlalidir. Mahkeme bu sonuca varırken Opuz v. Türkiye kararına atıf yaparak Türkiye’deki hakim ve savcıların kadına yönelik şiddete ilişkin şikayet ve davalarda, kadınları koruma, şiddeti önleme ve cezalandırma konusunda tekrarlanan şiddete karşı ‘gözlerini kapattıklarını’ ve yükümlülüklerini ihlal ettiklerini vurgulamıştır.

Mülkiyet Hakkı (Ek 1. Protokol Madde 1)

31 Mayıs – Kahyaoğlu ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 37203/05

Savunma Bakanlığı tarafından TEİAŞ yararına arazisi kamulaştırılan başvurucuların başvurusunda kamulaştırma prosedürüne uyulmaması ve mahkemenin yanlış yüzde üzerinden değerinin çok altında tazminata hükmetmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.

7 Haziran – Knick v. Türkiye, başvuru no. 53138/09

Demirbank’ın Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu kararı ile 31 Ocak 2001 tarihinde TMSF’ye devredilmesi üzerine başvurucunun Demirbank’taki hisselerinden kanuna aykırı şekilde yoksun kalması ve yaşadığı kayba karşı herhangi bir tazminat alamaması, mülkiyet hakkının ihlalidir.

15 Kasım – Keriman Tekin v. Türkiye, başvuru no. 22035/10

Diyarbakır’da evlerinin yakınlarında yapılan bir okul inşaatı nedeniyle başvurucuların evlerini terk etmeye zorlanmaları ve inşaat nedeniyle yaşadıkları çevrenin insan yerleşimine uygun olmayan bir hale gelmesi, mülkiyet hakkına aykırıdır.

6 Aralık – Dökmeci v. Türkiye, Başvuru no. 74155/14

Ermenek’te bir hidroelektrik santral yapımı amacıyla baraj inşaatından etkilenen tarla sahibine Devlet tarafından acele kamulaştırma yolu uygulanarak ödenen tazminatın, iki yıl sonra bilirkişilerce belirlenen ve olağan kamulaştırma yolu uygulanarak yeni bedel biçilen tazminattan önemli ölçüde eksik olduğunun anlaşılması, mülkiyet hakkı ihlalidir. [Bu karar, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun kabul edilmesinden sonra Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilemez bulunan bir başvurunun İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ihlal kararı ile sonuçlandırıldığı ilk karar.]

13 Aralık – Kutlu ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 51861/11, Karar tarihi: 13.12.2016

Başvurucuların arazilerinin yakınına kurulan hidroelektrik santral nedeniyle başvurucunun arazilerini kullanamamaları, devletin kamulaştırma da yapmadan arazinin kullanımını kısıtlaması, mülkiyet hakkına aykırıdır.

Serbest Seçim Hakkı (Ek 1. Protokol Madde 3)

12 Ocak – Demokratik Toplum Partisi ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 3870/10

Demokratik Toplum Partisi’nin 2009 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması ve parti eş başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’a siyaset yasağı getirilmesi, serbest seçim hakkının ihlalidir. [Mahkeme bu başvuruda, 11. maddede düzenlenen toplantı ve dernek kurma özgürlüğünün de ihlal edildiğine karar verdi.]

Bazı Kabul Edilemezlik Kararları

17 Mayıs – Dağlı v. Türkiye, başvuru no. 18386/07

6 Eylül 2001 tarihinde anayasal düzeni bozmaya teşebbüs ettiği iddiasıyla gözaltına alınan, 14 Eylül 2001 tarihinde tutuklanan ve müebbet hapis cezası 6 Şubat 2008 tarihinde Yargıtay tarafından onanan başvurucunun tutukluluk süresinin uzunluğu nedeniyle İHAS’ın 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiği iddiasında İHAM, başvurucunun CMK’nin 141. maddesine dayanarak tazminat yoluna gitmediği gerekçesiyle iç hukuk yollarının tüketilmemesinden kabul edilemezlik kararı verdi. Mahkeme bu başvuruda Tutaş ve Diğerleri v. Türkiye kararına atıf yaparak, normalde iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin başvuru tarihi esas alınarak yapıldığını ancak burada söz konusu kuraldan ayrıldığını belirtmiştir.

21 Haziran – Alifeyyaz Osman Paksüt v. Türkiye, başvuru no. 6250/10

AYM’de hakim olan başvurucu Paksüt’ün, Ergenekon davasında 2 yıl 6 ay hapis cezası alan eşi nedeniyle telefonlarının savcılık tarafından izinsiz olarak teknik takibe alınmasının özel hayata saygı hakkını; AYM’nin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, medyada da yer alan, ‘AYM’de görülen davalarla ilgili basına bilgi sızdırdığı’ iddiası üzerine başlattığı ön incelemede savunmasının alınmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvurusunda İHAM, başvurucunun medyada çıkan haberlere ve telefonunun izinsiz olarak dinlenmesine ilişkin iç hukukta herhangi bir şikayette bulunmaması nedeniyle iç hukuk yolları tüketilmediği için, AYM tarafından başlatılan ön incelemede de takipsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle başvurucunun 6. madde bağlamında mağdur sıfatını haiz olmadığı gerekçesiyle kişi bakımından kabul edilemezlik kararı verdi.

30 Ağustos – Cumhuriyet Halk Partisi v. Türkiye, başvuru no. 16572/15

30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Ankara belediyesi başkanlığı için yarışan Mansur Yavaş’ın 1385038 oy, Melih Gökçek’in ise 1.416.770 oy aldığını, seçimlerde hile yapıldığı iddiası ile oyların yeniden sayılması gerektiğini söyleyerek YSK ve AYM’ye başvuran CHP’nin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayeti, 6. maddenin yerel seçimler gibi siyasi haklarla ilgili bir uyuşmazlıkta uygulanamayacağı gerekçesiyle; AYM’nin seçimlerde hile yapıldığı iddiasını konu bakımından yetkisiz olduğunu söyleyerek reddetmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayeti ise, başvurucu partinin değerlendirmesiyle bağlı kalınmayarak serbest seçim hakkı altında incelenerek, yerel seçimlerin ‘yasama faaliyeti’ kapsamında olmadığı gerekçesiyle kabul edilemez bulundu.

27 Eylül – Özel Feza Eğitim Öğretim Yurt ve Kantin İşletmeciliği Ticaret Anonim Şirketi v. Türkiye, başvuru no. 16318/16

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 18 Aralık 2015 tarihinde yayımlanan 2015/25 sayılı genelge ile Gülen hareketi ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle lisansı iptal edilen dershanenin, bu nedenle mülkiyet hakkının, eğitim hakkının, adil yargılanma hakkının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasında İHAM, ilgili şikayetlerin idari yargı ve Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürülmemiş olması nedeniyle iç hukuk yolları tüketilmediği için kabul edilemezlik kararı verdi.

8 Kasım – Ozan Barış Sanlısoy v. Türkiye, başvuru no. 77023/12

Otizmli olduğu için kayıt yaptırmak üzere başvurdukları özel bir okul tarafından öğrenci olarak okula alınmayan başvurucunun ailesi tarafından okul yöneticileri hakkında ‘ayrımcılık yasağını ve eğitim hakkını ihlal ettikleri’ yönünde yapılan suç duyurusunun takipsizlikle ve buna yapılan itirazın da red kararı ile sonuçlanması üzerine İHAM’a yapılan başvuruda İHAM, her ne kadar eğitim sisteminde otizmli öğrencilerle ilgilenebilecek eğitmen eksiği olduğu yönünde genel bir şikayet olsa da, başvurucunun şuan halihazırda okumakta olduğu bir devlet okulu olduğunu ve bir okul tarafından öğrenci olarak kabul edilmemesinin eğitim hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerini ihlal etmeyeceğini söyleyerek başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun buldu.

15 Kasım – Özevin ve Diğerleri v. Türkiye, başvuru no. 39214/12

Mayın patlaması sonucu hayatlarını kaybeden başvurucuların yakınlarının devletin yakınlarını koruma yükümlülüğünü yerine getiremediği iddiasında İHAM, açılan ceza davasında sorumluların ceza aldıklarını, ayrıca, başvuruculara yeterli miktarda tazminat ödendiğini dikkate alarak başvurucuların artık ‘mağdur’ olarak kabul edilemeyeceği ve kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı verdi.

17 Kasım – Mercan v. Türkiye, başvuru no. 56511/16

Giresun’da hakimlik yapan ve 16 Temmuz’da HSYK kararı ile meslekten ihraç edilen 2.900 hakim ve savcıdan biri olan başvurucunun, 17 Temmuz’da Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması operasyonu kapsamında gözaltına alınması ve 18 Temmuz’da tutuklanması üzerine yaptığı itirazın 8 Ağustos’ta reddedilmesi nedeniyle makul şüphe/somut delil olmaksızın tutuklandığı ve uzun süredir tutuklu kaldığı gerekçesiyle özgürlük ve güvenlik hakkının; cezaevi koşulları nedeniyle insanlıkdışı muamele yasağının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasında İHAM, AYM ve diğer iç hukuk yolları tüketilmediği için kabul edilemezlik kararı verdi. [Bu karar İHAM’ın 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili verdiği ilk karar. Detaylı incelemesi ve Türkçe karar özeti burada.]

8 Aralık – Zihni v. Türkiye, başvuru no. 59061/16

672 sayılı OHAL KHK’si ile ihraç edilen öğretmenin davasında İHAM, Danıştay tarafından 4 Ekim 2016 tarihinde verilen üç karara ve Mercan v. Türkiye kararına atıf yaparak başvurucunun idari yargı ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru gibi iç hukuk yollarını tüketmediğini belirterek başvuruyu kabul edilemez buldu.

Cizre, Sur ve Silopi’de İlan Edilen Sokağa Çıkma Yasaklarıyla İlgili Yapılan 34 Başvuruda Verilen Kısmen Kabul Edilemezlik Kararları

2015 yılının Ağustos ayından bu yana başta Cizre, Sur ve Silopi olmak üzere Türkiye’nin güneydoğusundaki pek çok il ve ilçede 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak kaymakam ve valiler tarafından hukuka aykırı olarak ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında yaşam hakkı, işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, özel hayata saygı hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı ve bireysel başvuru hakkı gibi hakların ihlal edildiği iddiasıyla yapılan ve öncelikli olarak incelenmesine karar verilen 34 başvuruda İHAM, kısmen kabul edilemezlik kararları vererek Hükümet’ten savunma istedi. 34 başvuruda verilen kararların ve Hükümet’ten istenen savunma kapsamında sorulan soruların Türkçe çevirilerini buradan okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: