Skip to content

İHAM’ın terör operasyonu, yaşam hakkı ve soruşturma yükümlülüğüyle ilgili Tagayeva v. Rusya kararının özet çevirisi

by 01/06/2017

Merhaba,

Bugün başta Ankara ve Suruç katliamı davaları ve sokağa çıkma yasağı başvuruları için çok önemli olabilecek bir İHAM kararının Türkçe özet çevirisini paylaşıyoruz. Karar, Rusya’nın daha önce hakkında istihbarat sahibi olmasına rağmen bir terör operasyonunu planlama, yürütme, bu operasyon sırasında güç kullanımına ve operasyon sırasında rehin alınan, hayatını kaybeden ya da yaralanan kişilerin ya da yakınlarının yaptığı şikayetleri cezasız bırakmasına ilişkin son dönemde İHAM’dan çıkan en önemli yaşam hakkı kararlarından biri.

Karara konu olan başvurular, 2004 yılının Eylül ayında Rusya’nın Kuzey Osetya bölgesinde Beslan’da bir okula yapılan ve 180’den fazlası çocuk 330’dan fazla sivilin ölümü ve 750’den fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan terör saldırısı ile ilgiliydi. Karar, terör saldırısı sonucu yaralanan yahut rehin alınan ya da saldırıda yaralanan, ölen ve rehin alınan kişilerin aile üyelerinden oluşan 409 kişinin 2007 ve 2011 yılları arasında yaptığı yedi farklı başvuruya ilişkin olarak verildi. Rus hükümetinden 10 Nisan 2012’de bu başvurulara ilişkin görüş istendi ve 14 Ekim 2014 tarihinde İHAM Büyük Dairesi önünde bir duruşma düzenlendi.

Aşağıda İHAM’ın 13 Nisan 2017 tarihinde başvurucuların yaşam haklarının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin Tagayeva ve Diğerleri v. Rusya kararının, bültenlerdeki İHAM çevirilerinden de tanıdığınız Esin Bozovalı ve İlke Özenç tarafından yapılan özet çevirisini okuyacaksınız.

Tagayeva ve diğerleri v. Rusya, Başvuru no. 26562/07, Karar Tarihi: 13.04.2017

(İngilizce yazılan kararın tamamı için tıktık.)

Olayların Özeti

Rusya, 2004 yılını yüzlerce sivil ölümün yaşandığı çok sayıda terör saldırısına maruz kalarak geçirdi. Ağustos 2004’te Kuzey Osetya İç işleri Bakanlığı Çeçen ovalarından harekete geçen yasa dışı silahlı grupların terör eylemi gerçekleştireceklerine dair bir ihbar aldı ve bunun üzerine güvenlik önlemleri artırılmaya başlandı. Silahlı grubun, sivillerin hedef alındığı bir terör eylemi gerçekleştireceği ve ülke liderliğini ele geçirmeyi planladıkları öğrenildi.

1 Eylül 2004 tarihinde Beslan’da 1 no’lu okul, akademik yıl açılış törenleri sırasında Çeçen destekli teröristlerce kuşatıldı. Farklı cephelerden etrafı sarılan okulda bu eylemler sırasında çok sayıda sivil öldürüldü ve yaralandı. Aralarında altı yaş altı çok sayıda çocuğun da yer aldığı bir grup, okulun spor salonunda rehin alındı.

Yetkili makamlarla yürütülen müzakereler sırasında, teröristlerin Rusya’dan Çeçenistan’daki birliklerin çekilmesini ve Çeçenistan’ın bağımsız bir devlet olarak tanınmasını talep ettikleri öğrenildi. Erkek rehinelerin bir grubu salonda infaz edildi. Sağ bulunan rehinelere günlerce su, yemek verilmedi, tuvalet ihtiyaçlarını gidermelerine izin verilmedi. 3 Eylül sabahı kurtarma operasyonları sırasında okul sınırlarında ardı ardına şiddetli patlamalar yaşandı. Güvenlik güçleri ile teröristler arasında çatışmalara şahit olundu, okul ateşe verildi.  Teröristlerin nötralize edilmesi amaçlanıyordu. Patlamalar sırasında kritik görev ve bölgelerdeki teröristlerle birlikte çok sayıda sivil öldü, bir kısmı ateşli silahlar dolayısıyla yaralandı, bir kısmının vücutları farklı derecede ağır yanıklarla kaplandı. Bir kısmı da savaş sonrası nevrozu yaşıyordu. Bedenlerdeki ağır yanıklar nedeniyle pek çoğunun gerçek ölüm nedeni ise kesin şekilde tespit edilemedi. 4 Eylül günü operasyonlar sona erdirilmişti. Okul sahasında 180’inden fazlası çocuk 330’dan fazla kişinin cenazesine ulaşıldı.

Yürütülen cezai soruşturmalar kapsamında, somu olayın koşulları bakımından yürütülen operasyonun ve meydana gelen ölümlerin yasal ve makul olduğu, terör saldırısı ile ilgili mağdurların ölüm ve yaralanmaları ile devlet ajanlarının herhangi bir eylem ya da ihmalinin bağlantısının bulunmadığı sonucuna varıldı. Mağdurların ve yakınlarının polisler ve İç İşleri Bakanı hakkında yaptığı grup şikayetleri de sonuçsuz kaldı. Sağ yakalanan tek terörist Nurpashi Kulayev ise ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

 Başvurucuların İhlal İddiaları

Başvurucular, Rusya Devleti’nin saldırıyı önceden bilmesine rağmen önleyici tedbirler almadığını, bu sebeple saldırganların uzun süre boyunca örgütlenip, bir araya gelme, antreman yapma, seyahat etme imkanı bulabildiğini, ölenlerin ölüm sebeplerinin yeterince araştırılmadığını ve ölümler hakkında etkili bir soruşturma yürütülemediğini, bazı başvurucular devletin saldırıya müdahalesindeki güç kullanımının güç kullanım ilkelerine aykırılık teşkil ederek saldırıların zararını artırdığını, müdahaleyi gerçekleştiren ekipler arasında koordinasyon eksikliği olduğunu iddia ederek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bir grup başvurucu da buna ek olarak devletin mağdur ve yakınlarına verdiği tazminat dışında etkili soruşturma yürütmek gibi yükümlülüklerini yerine getirmeyerek etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

  1. Yaşam Hakkının İhlali

Sözleşme’nin yaşam hakkını koruyan 2. maddesi devletlere, bir kimseyi yetkililerin sorumluluğu altında bulunurken üçüncü kişilerin ölümcül eylemlerine ya da bazı özel koşullarda kendi eylemlerine karşı korumaları amacıyla birtakım tedbirleri almalarını içeren pozitif yükümlülükler yüklemektedir.

Yaşam hakkının pozitif yükümlülüğü açısından, Çeçen ayrılıkçı grupların büyük sayıda ölüme sebep olduğu eski saldırılara benzer şekilde 1 Eylül tarihinde bir eğitim kurumuna terör saldırısı yapmayı planladıklarına dair günler öncesinden bilgi alınması ve bu durumun potansiyel hedef gruplar için gerçek ve acil bir tehdit yaratmasına rağmen, otoriteler bu tehdide karşı saldırıyı önleme ya da en azından saldırının zararlarını azaltmaya yönelik yeterli derecede önlem almamıştır. Saldırıyı gerçekleştirenlerin herhangi bir önlemle karşılaşmadan bir araya gelebilmeleri, hazırlık yapabilmeleri, seyahat edebilmeleri ve hedeflerini rehin alabilmeleri alındığı söylenen önlemlerin yetersiz olduğunu göstermektedir. Rus otoritelerinin bilinen bu riski önlemek ya da zararı azaltmak adına elindeki kaynakları belirlemek, saldırıya maruz kalabilecekler için savunma mekanizmaları oluşturmak ve görev ekipleri arasında etkin bir iletişim kurmak gibi önlemler almaması  bireylerin yaşam hakkının korunması konusunda devletin pozitif yükümlülüklerini ihlal ettiğini göstermektedir. Bu sebeplerle, İHAM, oy birliği ile, tüm başvurucular bakımından, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle yaşam hakkının  ihlal edildiğine karar verdi.

Yaşam hakkının usuli yükümlülüğü açısından, ölen yakınlarının defalarca kez yakınlarının bedenlerinin mezardan çıkarılarak üzerlerinde daha detaylı araştırmalar yapılması ve ölüm sebeplerinin kesin olarak araştırılması konusundaki başvurularına rağmen taleplerinin sonuçsuz kalması, saldırı sonucu ölenlerin çoğunun bedeninde şarapnel ve kurşunları çıkarma, işaretleme, eşleştirme gibi ek işlemler yapılmadan yalnızca yüzeysel bir inceleme yapılması sonucu ölenlerin üçte birinin ölüm sebebi kesin olarak belirlenememiştir. Buna ek olarak, rehinelerin tutuldukları okuldaki yerlerinin kesin olarak işaretlenmemesi, kayıt altına alınmaması ve yerlerin belirlenmemesi rehinelerin ölüm sebeplerinin belirlenmesini de engellemiştir.

Ayrıca soruşturma sırasında delillerin düzgün bir şekilde toplanmaması ve kayıt altına alınmaması devletin saldırıyı önlemek adına ilk saatlerde yaptığı rastgele silah kullanımının tespitini de engellemiştir. Objektif bilgilerin yetersizliği sebebiyle ölümler hakkında devlet otoritelerinin ve kişilerin sorumlulukları tespit edilememiştir. Bu sebeple soruşturmalar sonucu rehine ölümlerinde devletin sorumluluğu olmadığı sonucuna varılmıştır.

Etkili bir soruşturma yapılabilmesi için öncelikli bir şekilde gerekli olan ölenlerinin yerlerinin belirlenmesi, kayıt altına alınması, delillerin düzgünce toplanması gibi işlemlerin yerine getirilmemesi yaşam hakkının usuli yükümlülüklerinden olan etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılık oluşturmuştur. Bu sebeplerle İHAM, oy birliği ile, tüm başvurucular için yaşam hakkının korunması yönünden Ruysya Devletinin usuli yükümlülüklerini ihlal ettiğine karar vermiştir.

Operasyonu merkezde idare eden ekibin koordinasyon, kaynak paylaşımı, arkaplan desteği ve güvenlik idaresi konularındaki eksiklikler, saldırıda görev alan güvenlik, askeri ve sivil otoritelerin tekrarlanan iletişim aksaklıkları saldırının sonuçlarının büyümesine yol açmıştır. Mahkeme, operasyonda resmi bir yöneten olmamasının, karar alma süreçlerinde bir sürü hataya ve aksaklığa yol açmasını, iki buçuk gün boyunca herhangi bir kurtarma operasyonu hazırlanamaması, idari birimler arası iletişim kurulmaması, bedenlerin muhafazası ve otopsi aletleri gibi adli konularda etkili bir hazırlık yapılmaması, idari birimler arası önemli kararların kim tarafından ve nasıl alındığının bilinmemesi, kriz önlemeden sorumlu ekibin olaylar başladıktan ancak 30 saat sonra belirlenmesi ve görevlendirilmesi gibi rehineleri kurtarmak için hazırlık ve koordinasyonda anahtar rol oynayacak aksaklıkların bir açıklaması olamayacağını vurgulamıştır.

Spor salonundaki ilk patlama ve kaçmaya çalışan rehinlerin üzerine saldırganlar tarafından ateş açılması, çok sayıda insanın zarar göreceği ihtimalini gösterdiği için devlet otoriteleri güç kullanarak müdahale etmeleri zorunda kalmıştır. Fakat Mahkeme, güvenlik güçlerinin kurtarma operasyonları sırasında saldırganlar ve rehineler bir aradayken rastgele ateş başlamaları gibi güç kullanımının sınırlarını aşan uygulamalar sonucu devletin güç kullanarak yaptığı müdahalenin rehinelere verilen zararı artırdığını tespit etmiştir.

Mahkeme saldırıları ve tehdidi önleme konusundaki acele ile alınan operasyonel talimatların araç ve yöntemlerine dair kararların saldırıları önlemek dışında asıl olarak binden fazla rehinenin durumunun da göz önüne alınarak verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Olayda rastgele ateş açılmasının o koşullarda yaratacağı büyük tehlikenin kararı verenler tarafından öncesinde açıkça görülebilecek olmasına rağmen gerekli önlemler alınmamış, kullanılan çok çeşitli silahların bazılarının çok güçlü olması, saldırganlar ve rehineler ayırt edilmeden çok fazla sayıda insana zarar verilmesini sağlamıştır.

Mahkeme, silah kullanılarak yapılan müdahalelerin tüm gerekli koşullar dikkatle değerlendirilerek, rehinelerin risk durumu en aza indirilerek, sıkı bir kontrol ve takip altında olması gerektiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesinin asıl amacının öncelikli olarak şiddet altında olan rehineleri korumak olması gerektiğini, devlet güçleri tarafından bu denli ağır silahların rastgele bir şekilde kullanılmasının devlet güçlerinin ölümcül silah kullanarak yaptıkları operasyonlarda uymaları gereken özen şartına ve operasyonun amacına aykırılık teşkil ettiğini, bu denli güçlü silahların rastgele bir şekilde insanların hayatını risk edecek şekilde kullanımının bu koşullar altında gerekli sayılamayacağını belirtmiştir.

Ayrıca, Rusya Devleti iç hukukundaki Sözleşme’nin zorunlu tuttuğu en önemli ilkelerden yaşam hakkı ve güç kullanımı sınırlandırmalarına aykırılık teşkil edecek şekilde düzenleme eksikliği bulunmaktadır. Anti-terör operasyonları sonucu oluşan zararlara karşı sorumsuzluklara ilişkin düzenlemeler yaşam hakkının korunması açısından tehlikeli bir boşluk yaratmaktadır. Rusya güç kullanımının sınırlarının aşılması ve keyfiyeti önleyecek tedbirleri iç hukukunda düzenlememiştir. Bu sebeplerle İHAM, çoğunluk ile, bazı başvurucular için yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

  1. Etkili Başvuru Hakkı

 Etkili başvuru hakkı açısından, Mahkeme tüm başvurucuların devletten tazminat alması, tazminatların ceza soruşturmasının sonucuna bağlı olmadan zarara göre tüm mağdurlar için belirlenmesi, tüm Beslan halkının dehşet verici saldırının zararlarını giderebilmeleri ve kaybedilenlerin anmaları için çaba harcanarak, saldırıdan etkilenen herkes için çalışmalar yapılmasını genel zarar giderimi çalışmaları olarak yorumlamıştır. Etkili başvuru hakkı tazminat mekanizmaları dışında doğru bilgiye erişim ve mağdurlar açısından yapılan ihlallerin ortaya çıkarılması ile birlikte adalete ulaşımı ve cezasızlığın önlenmesini de kapsamaktadır. Olayda ceza soruşturmalarının dışında canlı yakalanan bir saldırganın yargılanarak ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılması, polis memurları için iki ayrı soruşturma başlatılarak Kuzey Osetya Parlementosu Duma Eyaleti komisyonları tarafından araştırmalar yapılması gibi başka usuli işlemler de uygulanmıştır. Bu araştırmalar sonucu oluşturulan raporlar sayesinde başvurucular tarafından devlet silahlı kuvvetlerinin, güç kullanımı ilkelerini ve büyük insan hakları ihlallerinin ortaya çıkması sağlanmıştır. Bu raporlama çalışmalarının olguları açığa çıkarması, devletlerin madde 2 ve 3’teki usuli yükümlülüklerinden farklı olarak etkili bir çözüm olarak kabul edilebilmektedir. Bu sebeplerle İHAM, çoğunluk ile tüm başvurucular için başvurucuların etkili başvuru hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

3. Kararın Bağlayıcılığı ve Yükümlülükler

Kararların bağlayıcılığı ve infazı açısından, Mahkeme bu madde ile yargılamaya dahil olmayan konular hakkında da bilgi toplanması ve gerçeğin açığa çıkarılması, güç kullanımında sınırın aşılması hakkında kınama, polis ve askerin uluslararası kriterlere uygun olarak daha iyi bir şekilde eğitilmesi gibi kişisel ve kolektif çeşitli yaptırımları da öngörmektedir. Gelecekteki saldırılara müdahalede benzer hak ihlalleri yaşanmaması için asker, güvenlik güçleri ve sivil idarelerin birbirleri ile beraber çalışabilmelerini güçlendirmeyi ve güç kullanımında sınırlamalarını uluslararası ilkelere uygun olarak belirlemeyi de maddenin yasal çerçevesinde görmektedir.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: