Skip to content

Nisan ve Mayıs 2017 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

by 14/06/2017

Merhaba,

Nisan ve Mayıs ayı içerisinde yayımlanan önemli 5 Anayasa Mahkemesi ve 10’u Türkiye’ye karşı verilmiş 23 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarına yer verdiğimiz bültenimiz hazır. Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu yedinci bültende İHAM karar çevirilerini Esin Bozovalı, İlke Özenç, Serde Atalay, İrem Şanlı ve Merve Kılıç ile birlikte yaptık.

Ağustos 2015’ten bu yana çıkan bültenlere buradan ulaşabilirsiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

AYM Kararları

İşkence Yasağı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü

9 Mayıs 2017

A.A. ve A.A. Başvurusu, Genel Kurul, Başvuru no. 2015/3941, Karar tarihi: 01.03.2017

Irak’tan dört çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye yasal yollarla giriş yapan başvurucuların idari gözetim altına alınarak Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmesi, haklarında sınırdışı edilme kararı verilmesi, sınırdışı edilmeleri halinde daha önce IŞİD tarafından evlerinin bombalanması ve can ve mal güvenliklerinin olmaması nedeniyle Irak’ta yaşam haklarının ve kötü muameleye maruz kalmama haklarının ihlal edilebileceği iddiası – İhlal yok.

Adil Yargılanma Hakkı

6 Nisan 2017

K.V. başvurusu, Başvuru no. 2014/2293, Karar tarihi: 01.12.2016

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin 54.55 TL tutarındaki karar düzeltme para cezasını ödeme emrinin usulünce tebliğ edilmemesi nedeniyle 184 TL olarak ödeyen, tahsil işlemine karşı açtığı davada aleyhine 600 TL vekalet ücretine hükmedilen, bu yargılama için 114.85 TL harç ve 100 TL posta ücreti ödeyen (toplam zararı 1.058, 85 TL) başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası – Anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı [Bu karar, AYM’nin İHAM’ın ‘önemli dezavantaj’ ilkesini yorumlayarak uyguladığı ilk karar. Bu karar ile birlikte AYM, başvuruların kabul edilebilirliğine ilişkin yeni bir kriter getirmiş oldu.]

23 Mayıs 2017

İbrahim Kızılkaya başvurusu, Başvuru no. 2014/2517, Karar tarihi: 05.04.2017

2010 yılında Van’da KCK – örgüt üyesi olduğu iddiasıyla hakkında dava açılan başvurucunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine ya da müdafiine tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğ iddiası – Anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı [Başvurucunun yasal bir partinin seçim faaliyetlerine katıldığı için hapis cezasıyla cezalandırılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği yönündeki şikayeti, açıkça dayanaktan yoksun bulunarak reddedildi.]

Eğitim Hakkı

5 Mayıs 2017

Özcan Özsoy Başvurusu, Başvuru no. 2014/5881, Karar tarihi: 15.02.2017

2002 yılında pek çok üniversitede Kürtçe’nin seçmeli ders olması için başlatılan sivil itaatsizlik eylemine katılarak bu taleple dilekçe verdiği için İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından hakkında disiplin soruşturması başlatılan ve YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca üniversiteden atılan başvurucunun Danıştay’ın kendisi lehine verdiği kararına kadar geçen üç yıla yakın sürede eğitim ve öğrenim olanağından mahrum kalması ve kendisine maddi ve manevi tazminat verilmemesi – Eğitim hakkı ihlali

Mülkiyet Hakkı

5 Mayıs 2017

Ali Ekber Akyol ve Diğerleri Başvurusu, Başvuru no. 2015/17451, Karar tarihi: 16.02.2017

Pembelik Barajı ve hidroelektrik santral inşası için Bakanlar Kurulu tarafından barajın bulunduğu havzadaki taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma kararı verilmesi, bu karara karşı verilen yürütmenin durdurulması kararının dikkate alınmayarak taşınmaların Hazine adına tescil edilmesi – Mülkiyet hakkı ihlali

İHAM Kararları

Yaşam Hakkı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü

Güzelyurtlu ve Diğerleri v. Kıbrıs ve Türkiye, Başvuru No. 36925/07, Karar Tarihi: 04.04.2017

Başvurucuların yakınları olan Kıbrıs Türkü kökenli ve Güney Kıbrıs vatandaşı Elmas, Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu’nun 15 Ocak 2005’te Lefkoşa-Larnaka otoyolunda bir cinayete kurban gitmesi, bunun üzerine Kıbrıs Rum kesimi otoritelerinin derhal cinayeti soruşturmaya başlaması, gerekli koruma tedbirlerinin alınması ve delillerin toplanması üzerine hızlı bir şekilde sekiz adet şüphelinin tespit edilmesi, bunun üzerine yurt içinde ve Avrupa genelinde arama emri çıkarılması ve Kıbrıs Rum kesimi polisinin talebi üzerine Interpol’ün şüpheliler hakkında kırmızı bülten yayınlaması, sekizinci şüphelinin sınırda yakalanıp sonrasında delil yetersizliğinden serbest bırakılması, soruşturmanın Kıbrıs Rum kesiminin kontrolü dışındaki bölgelere genişletilmesi, dosyanın kalan şüphelilerin tutuklanmasına kadar beklemeye alınması, ardından dosyanın sorgu hakimine intikali ve tahkikatın açılması, sorgu hakiminin dosyayı tekrar başsavcıya intikal ettirmesi, son kertede Kıbrıs Rum kesimi otoritelerinin altı şüpheli hakkında Türkiye’den iade talebinde bulunması fakat Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimini devlet olarak tanımama tutumundan ötürü talep karşısında sessiz kalması;

Mağdurların cenazelerinin KKTC’ye götürülmesinin ardından  KKTC otoritelerinin eş zamanlı olarak soruşturma açması, 2005 Şubatının sonuna kadar tüm şüphelilerin tutuklanması, yedi şüphelinin evlerinin aranması, şüphelilerin ifadelerinin alınması ancak delil yetersizliğinden ötürü serbest bırakılmaları, delil toplanmaya devam edilmesi, önceden serbest bırakılan beşinci şüphelinin Türkiye’de tutuklanarak sorguya çekilmesi ancak yine delil yetersizliğinden ötürü serbest bırakılması, şüphelilerin serbest kalması üzerine KKTC otoritelerinin dosyaya “çözülmemiş” şerhi düşmesi, 2010 yılında birinci ve ikinci şüphelilerin tekrar ifadelerinin alınması, Kıbrıs Rum kesiminde yürütülen soruşturmaya ilişkin dosyanın mahkeme kanalıyla ulaştırılmasından ve alınan ifadelerden sonra KKTC başsavcısının soruşturma dosyasını tekrar incelemesi ancak yine delil yetersizliğinden ötürü kovuşturmaya başlanamaması;

İki tarafta da soruşturmaların durma noktasına gelmesi ve aralarındaki hassas politik durumdan ötürü tarafların işbirliği yapmamaları, sürece işlerlik kazandırmak için Kıbrıs Birleşmiş Milletler Barış Güçlerinin iki taraf arasında aracı olmayı kabul etmesi, ancak tarafların ısrarcı tutumları nedeniyle bu aracılığın da bir sonuç vermemesi ve dava dosyasının son sekiz senedir hiçbir işlem yapılmadan beklemesi, bu nedenlerle İHAS’ın 2. maddesinin maddi ve usuli boyutunun ve ayrıca 2. maddenin usuli boyutuyla ilişkili olarak 13. maddenin ihlal edildiği iddiası – Davalı tarafların ayrı ayrı yürüttükleri soruşturmalar bakımından 2.maddenin usuli boyutuna ilişkin ihlal bulunmamakla birlikte, iki tarafın işbirliği yapmadaki başarısızlığı nedeniyle yaşama hakkının usuli boyutu bağlamında ihlali. [Mahkeme somut olayda 2. maddenin maddi boyutuna ve 13. maddeye ilişkin ihlal iddialarını incelemeye değer bulmamıştır.]

Huseynova v. Azerbaycan, Başvuru no: 10653/10, Karar tarihi: 13.4.2017

Başvurucu Rushaniya Saidovna Huseynova‘nın Azerbaycan’da ünlü bir muhalif gazeteci olan eşi Elmar Huseynov‘un -başvurucunun iddiasına göre gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla ve devletin de desteğiyle- vurularak öldürülmesi, Azerbaycan otoritelerinin FBI ve Türk Emniyet Teşkilatıyla işbirliği içinde suçu soruşturmaya başlaması ve iki adet şüphelinin tespiti, şüpheliler hakkında Interpol nezdinde uluslararası arama emrinin çıkarılması ve Gürcistan’dan iade talep edilmesi, akabinde talebin reddi, Gürcistan’ın iki ülke arasındaki adli yardımlaşma anlaşmasına dayanarak soruşturmanın kendi sınırları içinde doğrudan Gürcistan otoritelerince yürütülmesini önermesi, soruşturma doğrudan onlara teslim edilmemekle birlikte Gürcistan’ın yetkili mercilerinin sürece dahil olması ve şüphelilerden birini sorguya çekmesi, süreç uzadıkça başvurucunun önce avukatı aracılığıyla, sonra doğrudan kendisinin soruşturma mercilerinden arka arkaya soruşturmanın gidişatına ilişkin bilgi ve soruşturma dosyasına erişim talep etmesi ancak bu taleplerin iç hukuk gerekçe gösterilerek her seferinde reddedilmesi, cezai takibat sürerken gazetecinin yaşam hakkının, ölümünden devlet sorumlu olduğu için esasa ilişkin boyutunun ve ölümü hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediği için usuli boyutunun, buna ek olarak ölümünün gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklanması nedeniyle gazetecinin ifade hürriyetinin ihlal edildiği iddiasıyla İHAM’a başvurulması – Mahkeme yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 2. maddesinin esasa ilişkin boyutu bakımından ihlal bulmamakla birlikte, davalı devletin etkili bir soruşturma yürütmeyerek 2. maddenin usuli boyutunu ihlal ettiğine hükmetmiştir. [Mahkeme 10. maddeye ilişkin ihlal iddiasını incelemeye değer bulmamıştır.] (Bu karar, Gazetecilerin korunması ve güvenliği ile ilgili Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından alınan CM/Rec(2016)4 numaralı tavsiye karara atıf yapılan ilk karar.)

Tagayeva ve diğerleri v. Rusya, Başvuru no. 26562/07, Karar Tarihi: 13.04.2017

Bu kararın uzun özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Sarur v. Türkiye, Başvuru no. 55949/11, Karar tarihi: 02.05.2017

21 Ekim 2005 tarihinde, henüz 16 yaşındayken, sınıra yerleştirilen mayının patlaması üzerine yüzü ve ellerinden ciddi şekilde yaralanan, ellerini ve gözünü kaybeden başvurucu hakkında İdil savcısının başvurucunun kendi suçu olduğu ve babasının şikayette bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermesi, İdare Mahkemesi’nde ve Danıştay’da açılan tazminat davasının ise etrafı dikenle ve uyarılarla çevrili araziye başvurucunun bilerek girdiği gerekçesiyle reddedilmesi – Yaşam hakkı ihlali yok.

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

Güner v. Türkiye, Başvuru  No:10914/11, Karar Tarihi: 16.05.2017

Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararına göre başvurucunun soruşturmasının incelenmesinin Ceza Usul Kanunu 153. Maddeye dayanarak sınırlandırılması, ardından suç örgütü kurmak ve kredi kartı dolandırıcılığı şüphesiyle tutuklanıp gözaltına alınması, başvurucunun avukatının da katılımıyla polis tarafından alınan ifadesinde,sorgu sırasında başvurucuya ait ele geçirilen telefon konuşmalarının okunması ve bunlara ilişkin sorular sorulması, başvuranın bu konuşmaları yaptığını inkâr etmemesi ancak konuşmaların kendisinin suçlu olduğunu kanıtlamadığını iddia etmesi, sorgu yargıcının sorgusunda başvurucunun, bir suç örgütünde bulunduğunu reddederek,yeniden ele geçirilen telefon görüşmelerinin suçlu olduğunu kanıtlamadığını ileri sürmesi, yargıcın söz konusu suçun işlenmiş olması kuşkusu, delilleri tahrif etme riski ve bazı tanıkları ve mağdurları zorlama riski taşıdığı  şüphesiyle, başvuranı  emniyette tutma talimatı vermesi, başvurucunun farklı tarihlerde yargılama sürecinde serbest bırakılmayı talep etmesine rağmen, bu taleplerinin, başvuranın suçlandığı suçun niteliğini,söz konusu suçu işlemiş olduğu yönündeki güçlü şüphelerin varlığını, delilleri kaçırma riski göz önünde bulundurarak, Mahkeme tarafından duruşma yapmaksızın reddedilmesi, bir süre geçtikten sonra başvuru üzerine, başvuranın tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak başvuranın serbest bırakılmasına karar verilmesi – 5. maddenin ihlali

Aydın v. Türkiye, Başvuru No:34170/07, Karar Tarihi:16.05.2017

Başvuruyu yaptığı sırada Edirne F tipi cezaevinde tutuklu olan başvuucunun TKP / ML-TIKKO’ nun üyeliği şüphesiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polis memurları tarafından gözaltına alındıktan sonra diğer on kişiyle birlikte anayasal düzeni bozmaya çalışmaktan tutuklanması, görülen davalarda ilk derece mahkemesinin başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermesi ve başvurucunun itirazının duruşma yapılmaksızın, başvurucu ya da temsilcisine dahi bildirilmeyen savcılık görüşüne dayanarak reddedilmesi, başvurucu hakkında verilen ömür boyu hapis cezasının Yargıtay tarafından onanıp kesinleşmesi – 5. Maddenin ihlali

Avcı v. Türkiye, Başvuru no. 39322/12, Karar tarihi: 23.05.2017

Dönemin Barış ve Demokrasi Partisi İstanbul İl Başkanı ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun eski Genel Sekreteri olan başvurucunun 2011 yılında başlatılan KCK operasyonları kapsamında 30 Ekim 2011’de gözaltına alınıp tutuklanması ve 24 Nisan 2014 tarihinde tahliye edilmesiyle ilgili başvuruda Sözleşme’nin 5. maddesinin 1., 4. ve 5. fıkralarının ihlal edildiği iddiası – 5. maddenin 4. ve 5. fıkralarının ihlali [Mahkeme, başvurucunun CMK’nin 98. maddesine aykırı olarak yakalanıp gözaltına alındığı iddiasını CMK’nin 141. maddesine başvurmadığı gerekçesiyle, tutuklamanın makul şüpheye dayanmadığı yönündeki şikayetini ise başvurunun hala Anayasa Mahkemesi önünde olması nedeniyle iç hukuk yolları tüketilmediği için kabul edilemez buldu.]

Adil Yargılanma Hakkı

Matanović v. Hırvatistan, Başvuru No. 2741/12, Karar Tarihi: 04.04.2017

Yolsuzluk suçlarından 11 yıllık mahkumiyeti bulunmakta olan başvurucu Hırvatistan Özelleştirme Fonu başkan yardımcısı Josip Matanović’e üzerinde çalıştıkları yatırım projesi temsilcilerinden ve sonrasında soruşturmada muhbir olarak da görev yapan biri tarafından yöneltilen projenin gerçekleştirilmesi için rüşvet teklif ettiği iddiaları, başvurucunun başka yollarla izlemenin imkansız yahut çok olduğu gerekçesi ile telefonunun dinlenmesi, muhbirden yararlanılması gibi gizli denetim tedbirleri ile izlenmesine hakim tarafından gizli denetim tedbirlerine başvurulması zorunluluğu gerekçelendirilmeksizin izin verilmesi,  başvurucunun rüşvet alma, rüşvete imkan tanıma ve güveni suistimal nedenlerine dayalı suçlamalarla tutuklanması, başvurucunun gizli denetim tedbiri uygulamalarının hukuki olmadığı, muhbir tarafından suç teşkil eden eylemlere teşvik edildiği ve tüm suça ilişkin kanıtların açığa çıkarılmadığı iddiaları – Gizli denetim tedbirleri aracılığıyla elde edilen ve fakat suçlamalarla ilgisi bulunmayan kişilerle ilgili bulunan delil ve kayıtlara başvurucunun erişiminin engellenmesi bakımından adil yargılanma hakkının ihlali [Mahkeme bu başvuruda özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ihlaline de karar verdi.]

Simeonovi v. Bulgaristan, [Büyük Daire], Başvuru No: 21980/04, Karar Tarihi: 12.05.2017

Burgas’ta işlenen bir silahlı soygun ve adam öldürme suçu hakkında başlatılan soruşturma sonucunda başvurucunun ve A.S. isimli bir şüphelinin suçla bağlantısının tespit edilmesi, polis tarafından 9 Temmuz 1999’da başvurucu hakkında -bir müdafinin yardımından yararlanma hakkı olduğunu da ifade eden- bir tutuklama kararı çıkarılması, başvurucunun 3 Ekim 1999’da Sofya’da tutuklanması ancak tutuklama kararının kendisine tebliğ edildiğine dair bir bilgiye dosyada rastlanmaması, başvurucunun tutukluluk süresinin 4-5 Ekim tarihlerinde müdafiden yararlanma hakkı bildirilmeden ve imzası da alınmadan uzatılarak Burgas’a transfer edilmesi ve 3-6 Ekim tarihleri arasında tutukluluğu sürerken dört kez bir müdafinin yardımını talep ettiği halde talebinin dikkate alınmadığı iddiası, yine aynı tarihler arasında sorguya çekildiği ve sorguda silahlı soygunda yer aldığını belirtmekle birlikte adam öldürme suçlamasını reddettiği yönündeki beyanı, ancak dosyada bu tarihler arasında yapılmış herhangi bir sorguya ilişkin bir belgeye rastlanmaması, aynı dosyada suça iştirakten şüpheli olan A.S.’nin başvurucu aleyhine yazılı beyanının bulunması ve sonrasında A.S.’nin 7 Ekimdeki sorgusu esnasında da silahlı soygunla birlikte adam öldürme suçunu da başvurucunun işlediğini iddia etmesi, 6 Ekimde başvurucuya devlet tarafından bir müdafi atanması ve aynı gün başvurucu hakkındaki suçlamaların resmileşmesi, başvurucunun 8 Ekimde bu kez kendi seçtiği müdafinin de hazır bulunduğu sorgusu esnasında sessiz kalma hakkını kullanması ancak 21 Ekimdeki sorgusunda silahlı soygun suçlamasını itirafla birlikte adam öldürme suçlamasını reddetmesi, takip eden süreçte çeşitli delillerin toplanması ve 4 Ocak 2000’de başvurucunun itirafını geri alması, 7 Martta başvurucuya yeni bir suçun yüklenmesi ve aynı gün başvurucunun ifadesini değiştirerek atılı suçları üçüncü bir şahsın işlediğini öne sürmesi, yerel mahkemede görülmeye başlanan davada başvurucunun, müdafinin de eşliğinde, yine ifadesini değiştirmesi ve A.S. ile birlikte olay gününde Burgas’a gittiklerini, atılı silahlı soygun suçunu işlemeye niyetlendiklerini ancak sonra fikir değiştirerek Sofya’ya geri döndüklerini beyan etmesi, dava sonucunda yerel mahkemenin başvurucuyu A.S. ile birlikte işlediği ve iki şahsın ölümüyle sonuçlanan silahlı soygun suçundan müebbet hapis cezasına mahkum ederek başvurucunun özel bir cezaevi rejimine tabi tutulmasına karar vermesi, kararın istinaf mahkemesine götürülerek istinaf mahkemesi hakimlerinin topluca çekilmesinin ve ayrıca yeni bazı delillerin toplanmasının talep edilmesi ve akabinde taleplerin reddedilerek istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesinin yaptığı incelemenin hukuka uygun bulunup kararının onanması, başvurucunun müdafinin özellikle müvekkilinin bir müdafinin yokluğunda sorguya çekildiği ve kendi seçimi dışında bir müdafinin yardımından yararlanırken hakkında suçlamalarda bulunulduğu için bu kez hukuki sorunun çözümü noktasında hukuka aykırılık iddiasıyla kararı temyize götürmesi, temyiz mercinin de istinaf mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak onaması, başvurucunun üç farklı cezaevinde tabi olduğu özel rejim dolayısıyla temel ihtiyaçlarını karşılamaktan da yoksun halde, son derece ağır koşullarda ve izole bir biçimde cezasını çekerken maruz kaldığı ağır cezaevi koşullarından ötürü İHAS’ın 3. maddesinin ve tutukluluğunun ilk günlerinde bir müdafinin yardımından mahrum bırakıldığı için İHAS madde 6 §§ 1 ve 3(c) bağlamında savunma hakkının ihlali iddiası – Mahkeme oybirliğiyle 3.maddenin ihlaline karar vermiş, ancak tutukluya yönelik cezai takibatın genel itibariyle adil bir süreç olduğu ve başvurucunun tutuklu olduğu 3-6 ekim 1999 sürecinde bir müdafinin yardımından yararlanamamasının sürecin adil yargılamanın gereklerine uygunluğunu telafi edilemez şekilde ihlal etmediği konusunda hükümetin yeterli delil sunduğu gerekçesiyle m. 6 §§ 1 ve 3(c) bakımından ihlal bulmamıştır.

Baştürk v. Türkiye, Başvuru No:11318/10, Karar Tarihi: 16.05.2017

Başvurucunun disiplin kurallarına ve ahlaka aykırı davranışları nedeniyle ordudaki görevinden uzaklaştırılmasına karşı Yüksek Askeri idare Mahkemesi’nde açtığı davada Savunma Bakanlığı tarafından sunulan belgelerin ‘gizli’ olduğu gerekçesiyle başvurucuya ve avukatına tebliğ edilmemesi üzerine başvurucunun bu karara karşılık karar düzeltme yoluna başvurması ve bu başvurunun da reddedilmesi – Adil yargılanma hakkı ihlali

Çevikel v. Türkiye, Başvuru no. 23121/15, Karar tarihi: 23.05.2017

1992 yılında PKK ile güvenlik güçleri arasındaki çatışma nedeniyle köyünü terk eden başvurucunun 5233 sayılı yasa kapsamında zararının karşılanması için tazminat talebinde bulunması, bu talebin Batman Valiliği ve İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesi, Danıştay’ın bozduğu bu kararı İdare Mahkemesi’nin tekrar reddetmesi, AYM’nin ise 2014 yılında açıkça dayanaktan yoksunluk gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı vermesi – Makul sürede yargılanma hakkının ihlali

Paluda v. Slovakya, Başvuru No:33392/12, Karar Tarihi: 23.05.2017

Slovakya Yüksek Mahkemesi’nde hakimlik yapan başvurucunun Yüksek Mahkeme başkanının görevini kötüye kullandığı yönünde şikayette bulunmasının ve basın açıklaması yapmasının ardından o dönem Yüksek Mahkeme başkanının başkanlığında görev yapan Hakimler Konseyi tarafından Eylül 2009’da hakkında disiplin soruşturması başlatılması, Aralık 2012’ye kadar görevinden uzaklaştırılması, maaşının yarısına el konulması, iş yeri olan Mahkeme’ye girişinin zorunlu haller dışında engellenmesi ve bu karara karşı yaptığı şikayetlerin Hakimler Konseyi kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olması nedeniyle reddedilmesi – Mahkemeye erişim hakkı bağlamında adil yargılanma hakkının ihlali

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Karajanov v. Makedonya, Başvuru no. 2229/15, Karar tarihi: 06.04.2017

Komünist rejim döneminde devlet güvenlik güçleriyle çalıştığı ya da işbirliği içinde hareket ettiği iddiasıyla 2013 yılında temizleme/lustration komisyonu tarafından başvurucunun ailesi ve bir çalışma arkadaşından edinilen bilgiye dayanarak kişisel bilgileriyle birlikte komisyonun internet sitesinde yayımlanan duyuru ile kamu görevinden ihraç edilmesi – Başvurucunun itibarının ve onurun zedelenmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlali [Mahkeme bu başvuruda ayrıca başvurucunun yargı kararı olmadan, hiçbir aşamada sözlü savunma yapmasına izin verilmeden ve sunduğu deliller incelenmeden gerekçe gösterilmeksizin ihraç edilmesini adil yargılanma hakkına da aykırı buldu.]

Sommer v Almanya, Başvuru no. 73607/13, Karar Tarihi: 23.04.2017

Müvekkillerinden biri hakkında organize dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatılan, bu nedenle kendi mesleki banka hesabı hakkında da gerekçe gösterilmeden izleme kararı verilen avukatın hakkında ceza soruşturması açılmaması ya da kendisinin suç işlediğine dair yeterli bir şüphe bulunmamasına rağmen mesleki banka işlemlerinin üç yıla yakın bir süre toplanması, daha sonra bu bilgilerin incelenmesi ve depolanması, soruşturma dosyasında 53 işlemin hesap özetinin ifşası, tüm bunların başvurucunun mesleki faaliyetleri ve müvekkilleri hakkında genel olarak bilgi veriyor olması, bu durumun ise savunma avukatı olarak müvekkilleri ile arasındaki gizlilik ve güven ilişkine zarar vermesi – Özel hayata saygı hakkının ihlali

Pakhtusov v. Rusya, Başvuru no. 11800/10, Karar Tarihi: 16.05.2017

Taksi şoförü olan başvurucunun trafik polisi tarafından durdurulduğunda ehliyet gösterememesi nedeniyle bir gece boyunca hücrede tutulmasının akabinde ehliyeti iptal edilip 15 gün idari tutukluluğuna karar verilmesi, bu süreç içinde başvurucunun ailesinin ziyaret etmesine ilişkin yetkili merciilere talepte bulunması ancak yasada böyle bir zorunluluk olmadığı gerekçesiyle bu talebinin reddedilmesi – Aile hayatına saygı hakkının ihlali

Trabajo Rueda v. İspanya, Başvuru No: 32600/12, Karar Tarihi: 30.05.2017

Başvurucunun şahsi bilgisayarını arızalı veri kaydedicisini değiştirmek üzere bir bilgisayar tamircisine götürmesi üzerine bilgisayar tamircisi tarafından çocuk pornografisi ögelerinin yer aldığı içeriklerin tespit edilerek doğrudan polise ihbar edilmesi ve bilgisayarının polislere teslim edilmesi, polis tarafından herhangi bir mahkeme izni olmaksızın inceleme ve denetimlerin tamamlanmasının ardından bilgisayara el konulması ve başvurucunun tutuklanması ve küçüklere ait pornografik görüntülerin saklandığı ve dolaşımının sağlandığı gerekçesiyle 4 yıl hapis cezasına mahkum edilmesi, başvurucunun  bilgisayar ve birtakım dosya içeriklerine polis tarafından erişilmesi ve bunların incelenmesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali anlamına geldiği ve bu sebeple delillerin geçersiz sayılması gerektiğine dair iddiaları –  Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali

Din ve Vicdan Özgürlüğü

Klein ve Diğerleri v. Almanya, Başvuru No: 10138/11, Karar Tarihi: 06.04.2017

Kamu tüzel kişiliği statüsünü haiz olan Alman Katolik ve Protestan kiliselerinin mensuplarından kanun gereği kilise vergisi toplanıyor olması nedeniyle ilk başvurucuya eşiyle birlikte vergi beyanında bulunma yolunu seçtiği için kendisi kiliseye mensup olmamasına rağmen eşinin oluşundan ötürü kilise vergisi eklenerek tarhiyat yapılması, bu tarhiyatın başvurucunun 9. Maddeyle korunan inanç özgürlüğünün negatif boyutuna zarar verdiği iddiası – Birinci başvurucu açısından Mahkeme’nin hakka müdahalenin varlığının ve yasallığının kabulü, müdahalenin oranlılığı ve meşruluğu konusunda ise eşlerin ortak vergi beyan etmesinin yalnızca mali kaygılarla olduğuna ve anılan kilise vergisiyle ilgili mahsup işlemi yapılmış olduğundan yapılan mahsup işleminin başvurucular açısından finansal kayba yol açmadığı, ayrıca uzlaşma kurumuna gidilmediğini gözlemlemesi nedeniyle ihlal yok. [Mahkeme, iki ve beşinci başvurucuların haklarına herhangi bir müdahale olmadığı kanaati ile açıkça dayanaktan yoksunluk kararı, üç ve dördüncü başvurucuların iddialarına karşılık yalnızca bir eşin vergi mükellefi görünüyor olması nedeniyle, ayrıca gerçek bir finansal kayıp söz konusu olmadığı kanaati ile açıkça dayanaktan yoksunluk kararı vermiştir.]

İfade Özgürlüğü

Sarıgül v. Türkiye, Başvuru no. 28691/05, Karar tarihi: 23.05.2017

Erzurum Cezaevi’nde hükümlü olan başvurucunun 1 Aralık 2004 tarihinde avukatına teslim edilmek üzere cezaevi yönetimine verdiği kendi el yazısıyla yazılmış bilimkurgu içerikli roman taslağına cezaevinin kitap okuma komisyonu tarafından ‘içinde polisi aşağılayan, terör örgütlerini destekleyen ifadeler barındırdığı’ gerekçesiyle el konulması, başvurucunun bu karara karşı başvuruda bulunmak üzere avukatına yazdığı mektubun avukatına teslim edilmeden şikayetlerinin reddedilmesi, daha sonra aleniyet şartı gerçekleşmediği için takipsizlikle sonuçlansa da başvurucu hakkında TCK’nin 301. maddesinden soruşturma başlatılması – Müdahalenin yasal dayanağı olarak gösterilen Cezaevi Kuralları Yönetmeliği’nin 144. ve 147. maddelerinin Sözleşme anlamında ‘yasa ile öngörülme şartı’nı taşımadığı gerekçesiyle ifade özgürlüğü ihlali

Toplanma ve Dernek Kurma Özgürlüğü

Tek Gıda İş Sendikası v. Türkiye, Başvuru no. 35009/05, Karar tarihi: 04.04.2017

2003 yılında TUKAŞ Gıda Sanayi ve Ticaret Şirketi’ne ait üç fabrikadaki bir grup işçinin başvurucu sendikaya üye olmasının ardından kırk işçinin sendika üyeliği sebebiyle işten atılması ve açılan davalar sonucu işe iade edilmelerine karar verilmesine rağmen fabrika tarafından yalnızca tazminat ödenerek çalışmalarına izin verilmemesi – Sendikal hakların ihlali

Ayrımcılık Yasağı

Balşan v. Romanya, Başvuru no. 49645/09, Karar tarihi: 23.05.2017

Başvurucunun eşi tarafından birden çok kez şiddete maruz kaldığı, ölümle tehdit edildiği ve zaman zaman evin kapısı kilitlenerek dışarıda bırakıldığı ve ev içi şiddete maruz kaldığını belirterek eşi hakkında polise şikayette bulunmasından sonra başlatılan soruşturmada yerel mahkemenin başvurucunun yetişkin kızları C.B.A ve C.C.A’nın başvurucunun alkolik olduğu ve aslında şiddet görmediği ifadelerine dayanarak eşi N.C’yi yalnızca 500 lei para cezasına hükmetmesi, fakat çocukların bir sonraki ifadelerinde babalarından korktukları için bu ifadeyi verdikleri iddiasını ve ayrıca şiddetin devam etmesi sebebiyle başvurucunun koruma talebini de dikkate almaması, başvurucunun adli yardıma dayalı olarak avukat talep etmesine rağmen davanın niteliği gereği avukat bulundurmak gerekmediğinden bu talebinin de reddedilmesi nedeniyle başvurucunun kamu otoritelerinin hareketsiz kalmasıyla kendisine yöneltilen şiddeti önlemek için devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ayrıca kadın olmasından hareketle gördüğü şiddet karşısında kamu tarafından ayrımcılığa uğradığı iddiası –  Romanya’da kadına yönelik şiddetin yaygınlığını ve devletin kadına yönelik ev içi şiddete karşı izlediği pasif tutumun yol açtığı hoşgörü ve cezasızlık politikasını ortaya koyan istatistikler ve uluslararası raporlar da dikkate alınarak, kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlali [Mahkeme bu başvuruda ayrıca, başvurucunun avukata erişememesinin, mağdurun adli yardımdan yararlanamadığı ve soruşturmaya efektif katılımda bulunamayacağı anlamına geleceği, koruma talebinin yerine getirilmemesinin ve çeşitli iddiaların dikkate alınmamasının pozitif yükümlülüklere aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle 3. maddenin de ihlal edildiğine karar verdi.]

Mülkiyet Hakkı

Yaşar Holding A.Ş. v. Türkiye, Başvuru no. 48642/07, Karar ctarihi: 04.04.2017

1999 yılında Yaşar Bank’ın Bakanlar Kurulu kararı ile TMSF’ye devredilmesi ve bu karara karşı Danıştay’a yapılan başvurunun reddedilmesi – mülkiyet hakkı ihlali

Serbest Seçim Hakkı

Davydov ve diğerleri v. Rusya, Başvuru no. 75947/11, Karar Tarihi: 30.05.2017

Rusya Federasyonu ve St Petersburg yasama meclisi üyesi seçimlerinde, kayıtlı seçmen ve muhalif parti adayı olan 11 başvurucunun iktidar partisini destekleyen bazı seçim bölgelerinde 50.000’den fazla oyun şeffaflığa ve seçimin usuli garantilerine aykırı bir şekilde sebebi belirtilmeden yeniden sayımı yapılması üzerine sonuçlarda iktidar partisi lehine farklı sonuçlar çıkması üzerine devletin farklı otoritelerine yaptığı şikayetlerin etkili bir şekilde değerlendirilmemesi ve yeniden seçim sayımı işleminin araştırılmaması –  Seçim işleminin birçok insanın katıldığı karmaşık bir işlem olması sebebiyle şeffaflık, idarenin bağımsızlığı ve tarafsızlık ilkelerine zarar gelmedikçe bazı hataların serbest seçim hakkını ihlal etmeyeceği fakat seçmenlerin özgür iradelerini ortaya koymalarını engelleyen usuli yükümlülüklere aykırı davranılması yönünde yapılan şikayetlerin etkili bir şekilde araştırılmadığı, ilk sayımı iptal eden bölge seçim komisyonunun karar alırken muhalif partilerin üyelerini dışarıda bıraktığı, oyların 1/5’inin büyük çoğunluk ile seçimi kazanan iktidar partisinin lehine bir şekilde yeniden sayıldığı, AGİT isimli bağımsız ve uluslararası bir örgüt tarafından başvurucuların iddialarını destekleyen kanıtlar sunulduğu gerekçesiyle serbest seçim hakkının ihlali

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: