Skip to content

Litvanya’da Avukatların Baro Levhasına Kaydedilmemesiyle İlgili İHAM Kararının Özet Çevirisi

by 11/07/2017

Merhaba,

27 Haziran 2017 tarihinde İHAM, rüşvet suçundan hüküm giyen stajyer avukat başvurucu Jankauskas’ın ve hakkında açılan ceza davaları devam ederken ismini baro levhasından sildiren avukat başvurucu Lekaviciene’nin isimlerinin avukat olarak baro levhasına kaydedilmemesinin avukatlık yapmalarını engellendiği gerekçesiyle özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruda ihlal bulmadı. 

Aşağıda bu kararın, bültenlerde İHAM kararlarını çeviren ekibimizde de yer alan avukat Esin Bozovalı tarafından yapılan özet çevirisini okuyacaksınız. 

Jankauskas v. Litvanya, Başvuru no. 50446/09, Karar Tarihi: 27.06.2017 (Karar)

ve

Lekaviciene v. Litvanya, Başvuru no. 48427/09 Karar Tarihi: 27.06.2017 (Karar)

Olayların Özeti

Başvurucu Jankauskas Bakımından

Hukuk fakültesi mezunu başvurucu önceden polis merkezinde soruşturmacı olarak çalışırken görevi kötüye kullanma ve rüşvet suçlarından yargılanarak hüküm giymiştir. Cezası bittikten sonra baroya stajyer avukat olmak için başvurmuş ve başvurusunda geçmişindeki suçlamalardan bahsetmemiştir. Baro tarafından başvurucu hakkındaki eski suçlamalar öğrenildiğinde ise başvurucu, Avukat Onuru Mahkemesi kararı ile başvurucunun saygınlığına ilişkin gerekli bilgileri sakladığı gerekçesiyle avukatlık meslek ilkelerine uygun olmadığından baro listesinden çıkartılmıştır. Başvurucunun bu karar karşısında yaptığı iç hukuk yolu itirazları sonuçsuz kalmıştır.

Başvurucu Lekavičienė Bakımından

Baroya kayıtlı bir avukat olan başvurucu, 2003 yılında adli yardım servisinde görev aldığına ilişkin yalan beyanları ile işlediği fiiller sebebiyle otuzun üzerinde dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından yargılanmış ve bu sırada hakkında açılan ceza davaları sebebiyle baro levhasından ismini kendisi sildirmiştir. Başvurucunun 2007 yılında cezaları bittikten sonra yeniden baroya yazılmak istemesine rağmen, işlediği suçların niteliği ve aradan geçen sürenin kısalığı sebebiyle baro bu talebi, başvurucunun avukatlık meslek onuruna ve ilkelerine uygun olmayan davranışlar sergilemesi sebebiyle reddetmiştir. Başvurucunun bu karar karşısında yaptığı itirazlar sonuçsuz kalmıştır.

Başvurucuların İhlal İddiaları

İki başvurucu da baro levhasına kaydedilmemelerinin özel hayata ve aile hayatına saygı haklarını ihlal ettiğini ve kendilerine avukatlık mesleği hakkında uygulanan standartların diğer hukuk insanlarına uygulanan standartlardan çok daha ağır olduğunu iddia etmiştir.

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Mahkeme, başvurucuların baro levhasına kayıt isteklerinin reddedilmesinin kişilerin mesleki saygınlıkları ve profesyonel ilişkilerini etkilediğinden ve kişilerin özel hayatına ve aile hayatına saygı hakkına müdahale olacağından olayı Sözleşme’nin 8. maddesi altında değerlendirerek, baronun levhadan çıkarma kararlarındaki müdahalesinin, Litvanya iç hukukundaki Avukatlık Etik Kuralları’na ve Baro Kanunu’na uyumlu bir şekilde verildiği için hukuka uygun olduğunu ve başkalarının haklarını koruma amacını taşıdığı ve avukat sorumlulukları ile yargı sisteminin düzgün işleyebilmesi amacı ile uyumlu olduğu için meşru amaca hizmet ettiğini vurgulamıştır.

Buna ek olarak, Mahkeme içtihadında, avukatların adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynadıkları kabul edilmekte ve Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun (2000) 21 sayılı Tavsiye Kararı’nda da belirtilen ilkelerle benzer şekilde bu rolün avukatlara iş hayatlarında dürüst ve şerefli olmak ve sır tutmak gibi özellikleri barındıran pek çok sorumluluk ve kısıtlama yüklediği için başvurucuların levhaya yazılmamaları ile haklarına yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli sayılacağını belirtmiştir. 

Kararda, Litvanya iç hukukunda avukatlık mesleği için yüksek standartlar öngörüldüğü, Jankauskas isimli başvurucunun işlediği suçlar ve Lekaviciene isimli başvurucunun defalarca kez mahkemeye karşı para için hile yapması avukatlık mesleği ile bağdaşmayacağı için yerel mahkemelerin kararlarının hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, Jankauskas’ın işlediği suçlar yanında bunları barodan saklamış olması ve sahtecilik suçlamalarından yargılanan Lekaviciene’in yargılamasının üzerinden geçen dört senenin yeniden ilkeli bir tutum sergileyeceğini göstermesi için yeterli bir süre olmadığı vurgulanmıştır. Kararda altı çizilen bir diğer nokta da her iki başvurucunun da ilerleyen yıllarda baroya yeniden başvurmalarının önünde iç hukukta ve ilgili yerel mahkeme kararlarında herhangi bir engel olmadığıdır.

Başvurucuların kendilerine uygulanan standartların diğer hukuk insanlarına uygulanan standartlardan çok daha ağır olduğu iddiasına karşılık Mahkeme, savcı ve hakimlerde aranan özelliklerin çok daha sıkı olduğunu belirtmiş, başvuruculara uygulanan yaptırımların ve müdahalenin başkalarının haklarını korumak ve yargı sisteminin iyi işlemesini sağlamak amacıyla yapılmasının demokratik bir toplumda gerekli sayılabileceğinden özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

 

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: