Skip to content

Temmuz 2017 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

by 07/08/2017

Merhaba,

Temmuz ayı içerisinde yayımlanan önemli 8 Anayasa Mahkemesi ve 3’ü Türkiye’ye karşı verilmiş 12 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarına yer verdiğimiz bültenimiz hazır. Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu dokuzuncu bültende İHAM karar çevirilerini İlke Özenç, Serde Atalay, Sıla Sunar, Ayşenur Keskiner, Merve Kılıç ve İrem Şanlı ile birlikte yaptık.

Ağustos 2015’ten bu yana çıkan bültenlere buradan ulaşabilirsiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

AYM KARARLARI

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

20 Temmuz 2017

Devran Duran başvurusu, Başvuru no. 2014/10405, Karar tarihi: 25.05.2017

Mardin’de 2011 yılında jandarma komutanı ve MİT’e bağlı bir memurun üzerlerine bir araçtan açılan ateş sonucu öldürülmesiyle ilgili başlatılan soruşturmada tutuklanan başvurucunun kuvvetli suç şüphesi olmadığı iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunarak; tutukluluğun makul süreyi aştığı ve matbu gerekçelerle tutuk halinin devamı kararı verildiği iddiası CMK’nin 141. maddesine başvurulmadığı için kanun yolları tüketilmediğinden; tutuk itirazlarının duruşmasız yapıldığı iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunarak; savcı görüşünün tarafına tebliğ edilmediği iddiası ise anayasal ve kişisel önemden yoksun bulunarak kabul edilemez bulundu.

Adil Yargılanma Hakkı

26 Temmuz 2017

Remziye Duman başvurusu, Başvuru no. 2016/25923, Karar tarihi: 20.07.2017 – Ramazan Korkmaz başvurusu, Başvuru no. 2016/36550, Karar tarihi: 19.07.2017 – Sait Orçan başvurusu, Başvuru no. 2016/29085, Karar tarihi: 19.07.2017

Anayasa Mahkemesi, öğretmen olan ve 672 sayılı OHAL KHK’si ile kamu görevinden çıkartılan Remziye Duman’ın, 667 sayılı OHAL KHK’si ile kapatılan özel bir eğitim kurumunda çalışan Ramazan Korkmaz’ın ve 673 sayılı OHAL KHK’si ile öğrencilikle ilişiği kesilen Sait Orçan’ın başvurusunu 685 sayılı OHAL KHK’si ile kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na başvurmadıkları gerekçesiyle olağan kanun yolları tüketilmediği için kabul edilemez buldu. AYM’ye göre OHAL Komisyonu:

  • Valilikler ve ilgili kurumlar aracılığıyla ve masrafsız bir şekilde başvuru imkanı tanıdığı için ulaşılabilir bir yoldur.
  • Başvuru konusu işlemi incelemeye, kabul ederek icra edilebilir bir karar vermeye, bilgi/belgelere ulaşma ve incelemeye yetkisi olması; komisyon üyelerinin ve yapısının önceden belirlenmiş olması; kararlarına karşı yargı yolunun açık olması ve bu nedenle adil yargılanma güvencelerine sahip olması nedeniyle “makul bir başarı şansı sunma kapasitesine sahip”tir.
  • Kamu görevine dönme imkanı, alınan kararların icrasının hızlı şekilde gerçekleştirilmesine (15 gün) ilişkin hükümler, göreve iade halinde mali kayıpların giderimi/tazmini imkanı içermesi nedeniyle “yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip”tir.

Pınar Bayram başvurusu, Başvuru no. 2016/22302, Karar tarihi: 20.07.2017

667 sayılı OHAL KHK’si ile kapatılan bir eğitim kurumunda öğretmen olan başvurucunun kurumun kapatılması üzerine çalışma izninin iptal edilmesi – İdari ve yargısal yollara başvurmadığı için kabul edilemezlik kararı

İfade Özgürlüğü

5 Temmuz 2017

Sabah Yıldızı Radyo Başvurusu, [Genel Kurul], Başvuru no. 2014/12727, Karar tarihi: 25.05.2017

Isparta, Kahramanmaraş, Antalya, Hatay, Mersin ve Adana illerinde ve Kaş, Kemer, Alanya ve İskenderun ilçelerinde 2006’dan itibaren yayın yapan başvurucu radyonun 2011 yılında RTÜK tarafından Isparta ve Kahramanmaraş’taki yayınlarının durdurulmasına karar verilmesi üzerine İdare Mahkemesi ve Danıştay’da açtığı davanın reddedilmesi – Açıkça dayanaktan yoksunluk gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı (AYM, yapılan bireysel başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama, başvuru formunu özenle, ihlal iddialarını tüm olayları gösterecek ve hükmün esaslarını etkileyecek argümanları yazacak/ekleyecek şekilde doldurma yükümlülüğü olduğunu, sadece Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ilgili maddelerine değinmenin yeterli olmadığını belirterek başvurucunun neden ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasını temellendiremediği gerekçesiyle başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun buldu.)

Toplanma ve Dernek Kurma Özgürlüğü

20 Temmuz 2017

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) ve Diğerleri Başvurusu, [Genel Kurul], Başvuru no. 2014/920, Karar tarihi: 25.05.2017

Batman’da öğretmenlik yapan Eğitim-Sen üyesi Gülhan Oktay’a 8 Mayıs 2013’te Sendika’nın düzenlediği bir basın açıklamasına katıldığı için 182 TL idari para cezası kesilmesi ; Eğitim-Sen Çanakkale şube başkanı olan Talat Koç’a ve Eğitim-Sen’e, Sendika’nın aldığı 4-5 Haziran 2013 tarihinde 2 günlük iş bırakma kararının duyurulması için basın açıklaması yaptığı için 182 TL idari para cezası kesilmesi – Başvurucu Oktay’ın Anayasa Mahkemesi tarafından istenen delilleri sunmamış olması nedeniyle başvurusu açıkça dayanaktan yoksun bulunurken, Koç’un idari para cezasına itiraz etmesi üzerine cezanın kaldırılması nedeniyle başvurusu kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu. Eğitim-Sen’e kesilen idari para cezası ise, toplanma ve dernek kurma özgürlüğü altında sendika hakkının ihlali olarak kabul edildi.

Seçme – Seçilme Hakkı

5 Temmuz 2017

Nurullah Efe ve Halkın Kurtuluşu Partisi Başvurusu, başvuru no. 2017/20127, Karar tarihi: 07.06.2017

16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen anayasa referandumu sırasında Yüksek Seçim Kurulu tarafından sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulaları ve zarfların dışarıdan getirildiği kanıtlanmadıkça geçerli sayılmasına karar verilmesi – Konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı

İHAM KARARLARI

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

Oravec v. Hırvatistan, Başvuru No: 51249/11, Karar Tarihi: 11.07.2017

Başvurucunun uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle gözaltına alıp tutuklandığı davada, dava devam ederken bir tanığın ifadesini geri çekmesi nedeniyle serbest kalması üzerine savcının başvurucu hakkında daha önce benzer bir suçtan ceza verilmiş ve hakkında hala benzer suçlardan devam eden yargılamalar olması, işi ve geliri olmaması nedeniyle verilen tahliye kararına itiraz etmesi ve başvurucunun ya da avukatının hakim karşısına çıkamadan, sözlü ya da yazılı olarak savcının iddialarına cevap verme hakkını kullanamadan tekrar tutuklanması – madde 5/4 ihlali

Hazni Bayam v. Türkiye, Başvuru no. 50332/12, Karar tarihi: 18.07.2017

30 Aralık 2011 tarihinde örgüt üyesi olduğu ve örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklanan başvurucunun 1 Ekim 2012 tarihinde hakkında iddianame kabul edilene kadar geçen dokuz aylık sürede hakim önüne çıkartılmaması – madde 5/4 ihlali

Adil Yargılanma Hakkı

Moreira Ferreira v. Portekiz, [Büyük Daire], Başvuru No: 19867/12, Karar Tarihi: 11.07.2017

Birtakım kişilerle girdiği tartışma sonrası başvurucu hakkında tehditkâr davranış gerekçesiyle dava açılması, soruşturma sırasında başvurucunun zihinsel kapasitesinin sınırlı olduğunun ancak bu durumun cezai sorumluluğuna engel olmadığının bilirkişi raporuyla ortaya konması, yerel mahkemenin, başvurucunun sınırlı cezai sorumluluğu olduğu yönündeki savunmasını reddederek başvurucu hakkında tehdit ve aşağılayıcı muamele nedeniyle para cezasına ve ayrıca mağdurların zararının giderilmesine hükmetmesi, akabinde başvurucunun psikiyatrik rahatsızlıkları nedeniyle fiillerinin hukuka aykırı olduğunu ayırt etme gücünden yoksun olduğu ve dolayısıyla cezai sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmesi, temyiz mahkemesinin başvurucunun yokluğunda bir duruşma gerçekleştirmesi ve 19 Aralık 2007 tarihinde yerel mahkemenin hükmünü bozmaksızın yalnızca verilen para cezasını azaltmakla yetinmesi, başvurucunun para cezasını ödemesi ve 15 Nisan 2008’de temyiz mahkemesindeki duruşmada kendisi bizzat dinlenilmeden hakkında hüküm kurulmasının İHAS’ın 6. maddesini ihlal ettiği iddiasıyla İHAM’a başvurması, İHAM’ın 5 Temmuz 2011’de başvurucunun yokluğunda duruşma yapılarak hüküm kurulmasının 6. maddenin ihlali teşkil ettiğine karar vermesi ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine hükmetmesi, İHAM kararı üzerine Portekiz hükümetinin Bakanlar Komitesine, verilen karara uygun olarak Ceza Muhakemesi Kanununda gerekli değişikliklerin yapılması yönünde teklifte bulunması fakat yapılan girişimlerden bu karar tarihi itibariyle bir sonuç çıkmamış olması, tüm bunlarla eş zamanlı olarak başvurucunun temyiz mahkemesi kararının İHAM’ın kararına uygun olmadığını öne sürerek yargılamanın yenilenmesi talebiyle Yüksek Mahkeme’ye başvurması, Yüksek Mahkeme’nin, usule ilişkin bir aykırılık teşkil eden gıyapta duruşma yapılmasının yargılamanın yenilenmesine sebebiyet verecek nitelikte olmadığına ve temyiz mahkemesinin kararının İHAM kararına aykırı olmadığına hükmederek başvurucunun istemini reddetmesi, başvurucunun, Yüksek Mahkeme’nin Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükmünü ve İHAM’ın kararını yanlış yorumlayıp uyguladığı ve “hak dağıtmaktan imtina ettiği” gerekçesiyle 6. madde ve ayrıca 46. maddenin ihlal edildiğini öne sürmesi – Büyük Daire, Yüksek Mahkeme’nin verdiği karardaki gerekçelendirmesini, taraf devletlerin Sözleşme nezdinde sahip olduğu takdir yetkisini de göz önünde tutarak İHAM’ın 2011 tarihli kararının yanlış şekilde yorumlanması olarak görmemiş ve Yüksek Mahkemenin vardığı sonucu keyfi bulmayarak 6. maddenin ihlal edilmediğine hükmetmiştir. [Büyük Daire 46. maddenin ihlali iddiasına ilişkin olarak konu bakımından yetkisiz olduğuna hükmetmiştir.]

M v. Hollanda, Başvuru no: 2156/10, Karar tarihi: 25.07.2017

Genel İstihbarat ve Güvenlik Servisi’nde (Buradan sonra “İstihbarat Servisi” olarak anılacaktır.) ses düzenleyici ve yorumcu olarak çalışan ve bu kapsamda gizli bilgilere erişimi olan başvurucunun bu gizli evrakları, İstihbarat Servisi tarafından terör faaliyetlerine ilişkin bağlantıları nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen kişilerle paylaştığı şüphesiyle 30 Eylül 2004’te tutuklanması; başvurucunun İstihbarat Servisi tarafından hala gizlilik yükümlülüğü altında olduğu ve dolayısıyla avukatı ile bu yüküm kapsamında bilgileri paylaşması durumunda daha ciddi suçların ortaya çıkabileceği hususunda uyarılması, başvurucu ile avukatının görüşmelerinin kısıtlanması, soruşturmanın temelini oluşturan İstihbarat Servisi’nin kurum içi nitelikte düzenlediği raporun dosyada bulunmaması ve sızdırıldığı düşünülen diğer evrakların belli kısımlarındaki yazıların okunamayacak şekilde kapatılması; 4 Mart 2005’te İstihbarat Servisi başkanının başvurucuyu gizlilik yükümlülüğü kapsamındaki hususlarda, yalnızca avukatıyla sadece dosyada mevcut olan konularda savunma açısından mutlak gereklilik olduğu takdirde İstihbarat Servisi çalışanlarının kimliklerini ifşa etmemek suretiyle yargılamanın son aşamasına kadar konuşabileceğine dair bilgilendirmesi ve bu doğrultuda 15 Nisan 2005’te Yerel Mahkeme’nin gizlilik yükümlülüğünün koşulsuz olamayacağına dair kararı, 17 Haziran 2005’te tanıkların gizli bir yerde seslerinin değiştirilerek dinlenilmesi kararı üzerine yapılan duruşmada gizli tanıkların bir İstihbarat Servisi yetkilisinin müdahelesi nedeniyle savunma tarafından yöneltilen soruların çoğuna cevap verememeleri sonucunda 14 Aralık 2005’te başvurucunun Yerel Mahkeme tarafından 4 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edilmesi; başvurucunun temyizi üzerine 28 Eylül 2006’da başlayan yargılama sonucunda Temyiz Mahkemesi’nin teknik hata nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozarak başvurucuyu 4 yıl hapis cezasına mahkum etmesi; başvurucunun itirazı üzerine Yüksek Mahkeme’nin 7 Temmuz 2009’da başvurucunun uzun yargılama sebebiyle uğradığı zararın tazmin edilmesi ve bu tazminatın cezadan mahsup edilmesi suretiyle başvurucuyu 3 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum etmesi – Alıkonulan deliller ve belirli belgelerin bir kısmında bulunan yazıların kapatılması hususunda Mahkeme başvurucunun yargılamanın çeşitli noktalarında delillerin alıkonulmasına itiraz etme fırsatına sahip olması ve devlet sırrı niteliğindeki delillerin söz konusu olması nedeniyle 6. Maddenin 1. fıkrasının ve 3. fıkrasının b bendinin ihlal edilmediğine hükmetti; Başvurucunun avukatla görüşmelerinin kısıtlanması hususunda Mahkeme 6. Maddenin 1. fıkrası ve 3. fıkrasının c bendinin ihlal edildiğine karar verdi; İstihbarat Servisi’ne mensup bazı tanıkların dinlenilip savunma tarafından sunulan bazı tanıkların dinlenilmemesi hususunu ise delillerin kabulünün yerel mahkemelerin değerlendirmesine tabi olacağını bu konuda ancak her bir delilin yargılamanın bütünü içinde kabulünün adil olması hususunda değerlendirme yapabileceğini belirterek 6. Maddenin 1. fıkrası ve 3. fıkrasının d bendinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Ž.B. v. Hırvatistan, Başvuru No: 47666/13, Karar Tarihi: 11.07.2017

Yıllardır ev içi şiddete maruz kalan başvurucunun Mayıs 2007’de eşinin kendisine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı gerekçesiyle eşinden şikayetçi olması üzerine açılan davada eşine verilen cezanın temyiz sonrası bozulması ve yeniden yargılamaya başlanacak Ocak 2013 tarihinde 2011 yılında Ceza Kanunu’nda değişiklik yapıldığı ve ev içi şiddet suçunun yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmesi – 8. maddenin ihlali

M.S. v. Ukrayna, Başvuru No: 2091/13, Karar Tarihi: 11.07.2017

Başvurucu ve eşi V.’nin evliliklerinin kötüye gitmesinin ardından V.’nin 2011 yılının Eylül ayında başvurucuyla kızlarını alarak başvurucunun rızası olmadan başka bir köye taşınması, başvurucunun 2011 yılının Aralık ayında çocuğunun bir çocuk bakım merkezinde olduğunu öğrenmesinin ardından vücudundaki yaralar için doktor kontrolüne götürmesi ve çocuğun annesi tarafından şiddet gördüğü, annesi ile bir akrabasının gözünün önünde cinsel ilişkiye girdiği, bu kişinin çocuktan cinsel organına dokunmasını istediği yönünde şikayette bulunması, polislerin çocuk kaçırma ve çocuk istismarı şikayetlerini dikkate almaması, başvurucunun ve annesinin V.’nin çocuk istismarına karşı Mart ve Nisan 2012’de yaptığı şikayetlerin önce takipsizlikle sonuçlanması, daha sonra Mayıs 2013’te başlatılan soruşturmanın Ocak 2016 itibarıyla hala devam ediyor olması, Haziran 2012de bölge mahkemesinin çocuğun V. ile yaşamasına karar vermesi – 8. maddenin ihlali

Jugheli ve Diğerleri v. Gürcistan, başvuru no: 38342/05, Karar tarihi: 13.07.2017

Başvuruculardan her birinin ayrı ayrı yaşadığı dairelerin bulunduğu binaya yaklaşık 400 metre mesafede olan termik santralin birtakım zehirli maddeleri atmosfere salması sonucu başvurucuları ve sağlıklarını olumsuz yönde etkilemesi, bina sakinlerinin bu hususta belediyeye başvurması üzerine olayın hükümete intikali sonucu termik santralin yerinin değiştirilmesinin ülkede mevcut olan enerji krizi nedeniyle kamu yararına olmayacağı bunun yerine termik santralden etkilenen bölgedeki bina sakinlerine tazminat olarak ücretsiz elektrik, ısı ve sıcak su temin edilmesi konusunda anlaşılması fakat teknik zorluklar ve ilgili otoriteler arasında işbirliğinin yetersizliği sebebiyle bu anlaşmanın uygulanmaması- Mahkeme devletin termik santralden faydalanan kamunun yararı ile başvurucuların özel ve aile hayatlarına saygı haklarının etkili biçimde kullanılması arasında adil denge kurmada başarısız olduğuna hükmetmiş, termik santralde filtre niteliğinde ekipmanların yokluğu ve termik santral ile binalar arasında yeterli boş alan olmamasını 8. Madde kapsamında pozitif yükümlülüklerin ihlali olarak değerlendirmiştir.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu v. Türkiye, Başvuru no. 27473/06, Karar tarihi: 18.07.2017

O dönem Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi olan Sami Tetik’in, Diyarbakır MİT bölge başkanının isteğiyle 6 Mayıs 2005’te tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsayacak şekilde 1.5 ay boyunca iletişimin dinlenmesi ve elektronik iletişimin takibi kararı vermesinin ardından dönemin Diyarbakır Barosu başkanı olan başvurucu tarafından özel hayatın gizliliği hakkının ihlali iddiasıyla bu kararın alınmasını isteyen ve bu kararı uygulayan hakim, savcı ve MİT yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunması, suç duyurusunun takipsizlikle sonuçlanması ve Adalet Bakanlığı’nın milli güvenlik gerekçesiyle sorumlu kişiler hakkında işlem yapmaması – 8. maddenin ihlali [İHAM bu başvuruda 13. maddede düzenlenen ‘etkili başvuru yolu hakkı’nın da ihlal edildiğine karar verdi.]

Din ve Vicdan Özgürlüğü

Belcacemi ve Oussar v. Belçika, Başvuru No: 37798/13, Karar Tarihi: 11.07.2017 

1 Haziran 2011 tarihli kanun ile yüzü tamamen ya da kısmen örten ve gizleyen giysilerin kamusal alanda yasaklanması üzerine kendilerini Müslüman olarak ifade eden iki başvurucu Belçikalı Belcacemi ile Faslı Oussar’ın dini inanışlarına dayalı olarak kamusal alanda peçe giymeyi sürdürmesiyle beraber birinin cezalandırılmaktan ve toplumsal baskıdan korktuğu için örtüsünü çıkarmayı düşündüğü, diğerinin ise bu sebeplerle evinden dışarıya çıkmamayı tercih ettiğine dair iddialarını gerekçe göstererek kanunun iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruların reddedilmesi nedeniyle başvurucuların özel ve aile hayatına saygı hakkı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı haklarının ihlali iddiaları başta olmak üzere sair hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği gerekçesiyle İHAM’a başvurması – İhlal yok. Mahkeme, bu kapsamda önceki kararlarına atıfta bulunarak devletlerin din ve inançların dışavurumuna ilişkin olarak getirilecek sınırlamaların gerekli olup olmadığı ve hangi oranda sınırlama getirilebileceği konusunda geniş bir takdir marjının bulunduğuna ve diğerlerinin hak ve özgürlüklerini koruma amacının bir parçası olarak birlikte yaşam şartlarını muhafaza amacıyla uygulanan sınırlamanın demokratik toplum için gerekli, amaca uygun ve orantılı olduğuna karar verdi.

Dakir v. Belçika, Başvuru No: 4619/12, Karar Tarihi: 11.07.2017

Belçika’nın üç farklı belediyesi tarafından 2008 yılında çıkarılan bir kararname ile yüzü örten giysilerin kamusal alanda yasaklanması üzerine bir Müslüman olarak dini inanışları doğrultusunda peçe giydiğini ifade eden başvurucu Fouzia Dakir’in söz konusu yasağın kaldırılması ile ilgili olarak yasağın bilhassa kendisinin giydiği İslami peçeye dair olduğu, müdahalenin meşru bir amaç barındırmadığı ve peçe giyiminin mutlak bir yasaklamaya tabi olamayacağı iddialarıyla Danıştay’da açtığı davanın kabul edilemez bulunması akabinde başvurucunun özel ve aile hayatına saygı hakkı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ile etkili başvuru ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle İHAM’a başvurması – Mahkeme, Balcacemi kararındakine benzer şekilde özel ve aile hayatına saygı hakkı, düşünce vicdan ve din özgürlüğü ile ayrımcılık yasağı yönünden ihlal bulmazken, Dakir’in Danıştay nezdindeki başvurusunun reddinin aşırı şekilcilik teşkil etmesi sebebiyle mahkemeye erişim yönünden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Toplantı ve Gösteri Özgürlüğü

Mesut Yıldız ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 8157/10, Karar tarihi: 18.07.2017

18 Mart 2003’te yaklaşık üç bin kişinin katıldığı nevruza katıldıkları ve organizasyon ekibinde yer aldıkları gerekçesiyle 4 Nisan 2003’te Denizli Cumhuriyet Savcılığı tarafından Nevruz sırasında yasadışı ve ayrılıkçı sloganlar atılıp marşlar söylendiği gerekçesiyle başvurucular hakkında 2911 sayılı Yasa’ya muhalefetten açılan davada başvuruculara verilen 1 yıl 6 ay hapis cezası ile 343 TL para cezası verilmesi, temyizden sonra yeniden aynı cezaya hükmedilmesi ancak bu kez 5 yıl süre için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi – 11. madde ihlali

Ayrımcılık Yasağı

Carvalho Pinto De Sousa Morais v. Portekiz, Başvuru no. 17484/15, Karar Tarihi: 25.07.2017

21 Mayıs 1995’te Bartolin kisti nedeniyle ağrılar çeken başvurucunun vajinasının sol tarafındaki kisti aldırmak için girdiği ameliyatta vajinasının sağ ve solundaki kistlerin alınması ancak taburcu edildikten belli bir süre sonra başvurucunun dayanılmaz ağrılar çekmesi, idrarını tutamaması, yürüyememesi ve oturamaması, vajinasında his kaybı yaşaması ve cinsel ilişkiye girememesi nedeniyle depresyona girmesi üzerine 26 Nisan 2000 tarihinde Lizbon İdare Mahkemesi’nde uğradığı zarar nedeniyle açtığı manevi tazminat davasında Mahkeme’nin manevi tazminata, maddi zarar için ayrıca maddi tazminata ve başvurucuya ev işlerinde yardımcı olacak hizmetçi için de ayrıca ücret belirlenmesine karar vermesine rağmen kararın temyiz edilmesinden sonra 9 Ekim 2014 tarihinde Yüksek İdari Mahkeme’nin İlk Derece Mahkemesi’nin kararına karşı bilimsel temelden yoksun bir şekilde, başvurucunun iki çocuğunun yaşları itibarıyla annelerinin bakımına muhtaç olmadığını, başvurucunun bakmakla yükümlü olduğu tek kişinin eşi olduğu ve başvurucunun 50 yaşında olduğu gerekçesiyle “başvurucu 50 yaşında değil de daha genç olsa ve hiç çocuk sahibi olmasa daha yüksek bir tazminata hükmedilebilirdi” diyerek daha düşük bir tazminata hükmedilmesi – İHAM, kararda Portekiz’de daha önce ellili yaşlarında olup başvurucu gibi tıbbi müdahale sonucu cinsel hayatı zarar gören iki erkek hakkında -yaşına da bakılmaksızın daha yüksek tazminata hükmedilmiş olmasının ve  sağlıklı bir cinsel hayatın kadınlar için öneminin dikkate alınmamış olmasını Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi’ndeki cinsiyet temelli ayrımcılığa ilişkin gözlemleri esas alarak başvurucunun yaşı ve cinsiyeti nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığına, bu sebeple İHAS’ın 8. maddesiyle bağlantılı olarak 14. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

 

 

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: