Skip to content

İHAM Kararlarının İcrası ve Davaların Kayıttan Düşürülerek Bakanlar Komitesi’ne Gönderilmesi: Burmych ve Diğerleri v. Ukrayna Kararının Özet Çevirisi

by 06/12/2017

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 12 Ekim 2017 tarihinde yayımladığı Burmych ve Diğerleri v. Ukrayna Büyük Daire kararıyla;

  • yediye karşı on oyla, Mahkeme önünde, 15 Ekim 2009 tarihinde verilen İvanov v. Ukrayna pilot kararında belirlenen yükümlülüklerle ilgili bekleyen yeni 12.143 başvurunun birleştirilmesine,
  • yediye karşı on oyla, birleştirilen bu başvuruların İHAS’ın 37. maddesi uyarınca esaslarına girilmeksizin kayıttan düşürülerek İHAM kararlarının icrasını denetleyen organ olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderilmesine karar verdi.

İHAM tarafından ilk kez verilen bu karar, bireysel başvuru hakkının özü, Mahkeme’nin artan iş yüküne karşı geliştirdiği yeni yöntemler, Sözleşme sistemine etkileri ve taraf Devletlerin İHAM kararlarını uygulama yükümlülüklerine ilişkin yeni soruları beraberinde getiriyor. Bütün bu soru(n)ların cevaplarını yaşayıp göreceğiz ama öncesinde kararı özet olarak çevirmek istedik.

Aşağıda kararın stajyer avukat Serde Atalay tarafından yapılan özet çevirisini bulacaksınız. Kararın İngilizce yazılan ve önemli muhalefet şerhleri içeren orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz. Bu özenli ve önemli çevirisi için Serde’ye bir kez daha teşekkür ederim.

Burmych ve Diğerleri v. Ukrayna [Büyük Daire], Başvuru No: 46852/13 ve diğerleri, Karar Tarihi: 12.10.2017

Başvurucular

Lidiya Ivanivna Burmych

Grygoriy Yaremchuk

Oleg Varava

Yuriy Neborachko

Izolyatsiya, PAT (A.Ş)

Olayların Özeti

Dava kapsamındaki başvurular, daha önce Mahkeme’de görülmüş olan Yuriy Nikolayevich Ivanov v. Ukrayna (Ivanov) adlı pilot karara benzer şekilde, başvurucuların kesinleşmiş mahkeme kararlarının vaktinde yerine getirilmediği iddialarına ilişkindir. Bu davadaki başvurular, toplam 12,143 adet Ivanov-benzeri davanın müteakip başvurularıdır.

Ivanov davasından önce, Ukrayna’daki bütçe yetersizliğinden ötürü mahkeme kararlarının icra edilememesinden dolayı İHAM önüne pek çok başvuru gelmiş, Mahkeme de çok fazla artan başvuru sayısıyla baş edebilmek adına konuya ilişkin Ivanov kararını pilot karar olarak belirlemiştir. Bu kararda İHAM, ülkedeki bütçe yetersizliği, görevlilerin ihmali ve yasal düzenlemedeki yetersizliklerden ötürü İHAS madde 6 § 1 (adil yargılanma hakkı) ve Sözleşmeye ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi (mülkiyet hakkı) ihlali bulmuştur. Mahkeme’nin gerekçesine göre ihlali doğuran tüm faktörler Ukrayna otoritelerinden kaynaklıdır ve dolayısıyla kararların icra edilmemesinden Ukrayna tamamıyla sorumludur. Ayrıca Mahkeme, mevzubahis kararda, ihlali gidermek için iç hukukta etkili hukuksal çarelerin bulunmadığından bahisle İHAS’ın 13. maddesinin (etkili başvuru yolu) ihlal edildiğine de hükmetmiştir.

Yine Ivanov davasında Mahkeme, kesinleşen kararların yerine getirilmemesi ve buna karşı iç hukukta etkili bir hukuki çare bulunmaması şeklinde iki temel sorun bulunduğunu ve Ukrayna’nın, artan başvurular karşısında, ihlalleri gidermek için herhangi adım atmadığını ifade etmiş ve Ukrayna’nın yerine getirmesi gereken yükümlülüklerine işaret etmiştir. Bunun üzerine o dönemde Mahkeme’ye yapılan Ivanov-benzeri tüm başvurular Mahkeme kurallarına uygun şekilde Ukrayna’ya bildirilerek gerekli adımları atması için devlete süre verilmiştir. Ukrayna, verilen süre içinde başvuruların bir kısmı bakımından tek taraflı beyanname ya da başvuruculara barışçıl çözüm önerileri sunmuş, bir kısmı içinse ek süre istemiştir. Beyannamelerin ve barışçıl çözüm önerilerinin kabul edildiği davalar Mahkemece listeden çıkarılmış, bir kısım süre uzatım talepleri kabul edilmiş, bir kısmı ise kabul edilmeksizin Bakanlar Komitesinin (Komite) kararına kadar beklemeye alınmıştır.

Yaklaşık 6 ay sonra Mahkeme, Ukrayna tarafından etkili bir hukuki girişimde bulunulmaması üzerine başvuruları incelemeye devam etme kararı almıştır. Bu süreçte Ukrayna’da kesinleşen mahkeme kararlarından doğan alacakların Hazinece ödenmesini sağlayacak 2012 tarihli bir yasa kabul edilmiş, buna karşın Mahkeme’ye yapılan Ivanov-benzeri başvurular artarak devam etmiştir. Bunun üzerine Mahkeme, 3 Temmuz 2012’de ilk kez pek çok başvuru için toplu şekilde karar vermiş ve takip eden başvuruları da Ukrayna’ya bildirerek, eğer devletçe tek taraflı beyanname sunulmaz ve başvurucuların zararları makul şekilde telafi edilmezse bu başvurular bakımından da gruplar halinde karar verme yolunun izleneceğini duyurmuştur. 2013’e kadar bu suretle Ivanov-benzeri başvurularda hüküm veren Mahkeme, 20 Haziran 2013 tarihli kararından itibaren de aynı içerikteki tüm başvurular bakımından 2,000 EURO maddi ve manevi zarara, ayrıca halen icra edilirliği haiz kararların icra edilmesi gerektiğine hükmetmeye başlamıştır.

Bu süreçte açılan bir başka aynı içerikli davada, başvurucunun çıkan yasayla ödenen sosyal yardımların miktarının düşürülmesinin İHAS madde 6 § 1, madde 13 ve Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ihlali teşkil ettiği yönündeki iddiasını Mahkeme, yasanın orantısız olmadığı ve ekonomik zorunluluklardan kaynaklandığı gerekçesiyle kabul edilemez bulmuş ve takip eden 5,600 davada da benzer yönde hüküm kurmuştur. 2 Eylül 2014’te ise Mahkeme, artan başvuru miktarı nedeniyle Ivanov-benzeri davaların görülmesini bir yıl ertelemiş ve durumu altı ay içinde tekrar gözden geçirmeye karar vermiştir. 20 Ocak 2015’te ise Ivanov-benzeri davaların görülmesine devam edilmesi kararlaştırılmıştır.

Başvuruların Ukrayna hükümetine bildirilmesi sürdükçe, Hükümetin talebi üzerine, artan başvurular karşısında 23 Mayıs 2015’ten başlanarak her ay 250 başvuru hakkında Hükümet’in görüş sunmaya başlamasına karar verilmiştir. Takip eden süreçte Hükümet tek taraflı beyannameler ve zararların giderimi için tazminat teklifleri sunmaya başlamıştır. Ancak işbu davanın daire tarafından Büyük Daire’ye tevdii ile Mahkeme Ivanov-benzeri davalarda hüküm kurmayı ve dolayısıyla Hükümet de tek taraflı beyanname sunmayı bırakmıştır. Ayrıca bu süreçte Mahkeme, önceki davaların başvurucularından, Hükümet’in tek taraflı beyannamelerinin veya Mahkeme’nin kararlarının gereklerini yerine getirmediğine dair şikâyet mektupları almıştır.

İşbu davanın tarihi itibarıyla Ivanov-benzeri davalar bakımından istatistiki olarak durum şu şekildedir:

  • Hüküm kurulan başvuru sayısı: 3,941
  • Kabul edilemezlik kararı verilen başvuru sayısı: 289
  • Barışçıl çözüm önerisi üzerine listeden çıkarılan başvuru sayısı: 1,103
  • Tek taraflı beyanname üzerine listeden çıkarılan başvuru sayısı: 1,233
  • Diğer gerekçelerle listeden çıkarılan başvuru sayısı: 40
  • Tek hâkim tarafından kabul edilemezlik kararı verilen başvuru sayısı: 8,274
  • 1999’dan beri toplam Ivanov-benzeri başvuru sayısı: 29,000
  • Ayrıca 2016 başından itibaren ayda 200’den fazla aynı yönde başvuru alınmaya devam edilmektedir.

Başvurucuların İhlal İddiaları

Başvurucular, lehlerine verilmiş yerel mahkeme kararlarının icra edilmemesinden ya da geç icra edilmesinden şikâyet etmişlerdir. Bu gerekçeyle İHAS madde 6’nın ve Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiasındadırlar. Ayrıca Lidiya Ivanivna Burmych ve Izolyatsiya, PAT (A.Ş), kararların icrasının sağlanması için başvurulabilecek etkili hukuki çarelerin mevcut olmadığından bahisle İHAS madde 13 ihlali iddiasında bulunmuşlardır.

Başvuruculara göre başvurularının Ivanov davasından farklı hiçbir yanı yoktur. Aksine, davalarının durumu, Ivanov davasında tespit edilen ulusal sistemdeki tıkanmanın bir göstergesidir. Başvurucular, Mahkeme’nin sabit 2,000 Euro’ya hükmetme yönündeki uygulamasının, İHAS madde 41 (adil tazmin) anlamında yeterli bir çare olmadığını, nitekim 2014 ve 2015 yıllarında ciddi bir enflasyon gözlendiğini ve icra edilmeyen kararlardan ötürü bu süreçte ciddi zarara uğradıklarını öne sürmüşlerdir. Ayrıca, devlet borçlarına uygulanan temerrüt faizi oranının, ticaret ve hukuk davalarına göre düşük olduğunun da göz önünde tutulması ve bu nedenlerle Mahkeme’nin öngördüğü tazminat miktarları bakımından başvurucuların enflasyon nedeniyle uğradıkları zararın dikkate alınması gerektiğini vurgulamışlardır.

Başvurucular, 2012 tarihli yasanın, hiç icra edilmemiş ya da geç icra edilmiş kararlara karşı uygun ve yeterli bir hukuki çare sağlamaktan yoksun olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca başvuruculara göre bu denli başvuru olmasının nedeni, devlet yetkililerinin görevlerini ihmallerine karşın herhangi bir şekilde sorumlu tutulmamalarıdır. Başvurucular ayrıca Mahkeme’den başvurularını incelemeye devam etmesini, aksi takdirde Hükümet’i gerekenleri yapmaya zorlayacak ve onları koruyacak bir mekanizma kalmayacağını ifade etmişlerdir.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

Mahkeme, işbu davadaki başvuruların Ivanov davasındaki ile aynı sistematik ihlalleri içerdiği gerekçesiyle başvuruları birleştirerek incelemeye karar vermiştir.

Davaya konu başvuruların temelinde, taraf devletlerce İHAS’a ve ekli protokollerine uyulduğunu gözetmekle görevli olan İHAM ile Mahkeme’nin kararlarının yerine getirilip getirilmediğini izlemekle görevli Bakanlar Komitesi arasındaki yetki bölüşümü yatmaktadır. Mahkeme’nin Broniowski kararından itibaren uygulamaya geçirdiği pilot karar yaklaşımı, benzer ihlallerden kaynaklı tekrar niteliğindeki başvuruların incelenmesi bakımından Mahkeme’nin ve Komite’nin rollerine yeni bir boyut eklemiştir.

Mahkeme, bu dava bakımından da Ivanov davasındaki tespitlerini tekrarlamak durumundadır. Buna göre Mahkeme’nin önündeki mesele son derece geniş çaplı ve karmaşık olup, yasama ve yürütmeye ilişkin kapsamlı ve karmaşık tedbirlerin alınmasını gerektirir niteliktedir. Bu bağlamda, bu tedbirlerin alınıp alınmadığını tespit bakımından Komite’nin daha ehil olduğu belirtilmelidir. Ancak yine de Mahkeme, Ukrayna’da benimsenecek yasama ya da yürütmeye ilişkin önlemlerin bir an önce uygulanmasının, Mahkeme’nin kararlarına ve İHAS’ın gereklerine uygunluk bakımından önemli olduğunu vurgulamalıdır. Buna karşın, Ivanov kararından bu yana Ukrayna hükümeti, Komite’nin rehberliğine karşın, 1999’dan beri toplamda 29,000 kadar başvuruya konu olmuş sistematik sorunları gidermek için iç hukukta etkili hukuki çareler öngörememiştir. Ukrayna’nın bu konudaki süregiden başarısızlığı, kesinleşen mahkeme kararlarının icra edilmemesi şeklindeki sistematik sorunu çözümsüz bırakmış ve devamlı artan sayıda müteakip başvurunun önünü açmıştır. Bu durum, Mahkeme’nin önünde sadece Ivanov-benzeri davaların değil, ciddi insan hakları ihlali iddialarını içeren pek çok başvurunun beklediği düşünülürse, Mahkeme’nin İHAS madde 19 ile belirlenen görevini gereği gibi yerine getirmesini oldukça zorlaştırmaktadır.

Artan başvurular karşısında Mahkeme’nin benimsediği, kısa ve sadece ihlal olduğunu tespit ile zararların tazmini gereğine hükmedilen birbirinin aynı hızlı kararların da soruna bir çözüm teşkil etmediği, Ivanov kararından beri sayıları katlanarak artan aynı yönde başvurular düşünülürse ortadadır. Nitekim Komite de Mahkeme’nin aynı yönde vereceği kararların bir çözüm olmadığını, sorunun kökenine yönelik bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Bu noktada, Mahkeme’nin doğrudan “iç hukukta alınan kararların gecikerek icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesi sorununa uygun ve yeterli bir hukuki çare öngörülmesini” buyurması, Mahkeme’nin Sözleşme sistemine göre ülkelerin iç hukukuna göre ikincil konumda bulunduğu prensibiyle uyuşmamaktadır. Ayrıca bu yaklaşım, pilot karar mantığına da uymaz. Bu nedenle burada yapılması gereken, pilot kararın mantığına uygun olarak bu soruna nasıl işaret edilebileceğinin ve Mahkeme’nin tekrar eden başvurular karşısında tazminata hükmeden bir mekanizma olarak hareket edip etmeyeceğinin belirlenmesinden ibarettir.

Mahkeme, yaklaşık 20 yıldır ülkelerin sistematik insan hakları ihlallerinden kaynaklı, tekrar eden ve sayıları devamlı artan geniş çaplı başvurulara bakmaktadır. Pilot karar mekanizması, bu soruna yönelik olarak, birbirinin aynısı çok sayıda başvuru incelenirken İHAS’ın etkinliğinin de gözetilebilmesi adına benimsenmiş bir çözümdür. Burada amaç hem İHAS’ın etkinliğini korumak, hem de kişilere maruz kaldıkları ihlaller karşısında en hızlı ve etkili hukuki çareleri sunabilmektir. Böylece hem mevcut ve potansiyel mağdurların hem de başvuru sahiplerinin korunmasına çalışılmaktadır.

Pilot karar mekanizmasında Mahkeme’ye düşen, sistematik problemin ve genel itibariyle buna yönelik hukuki çarelerin icra edilmesi için gerekenlerin tespitinden ibarettir. Kendisine karşı karar verilen ülke, Sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri çerçevesinde bu karara uymakla yükümlüdür ve ülkenin kararın gereklerini yerine getirip getirmediği Komite tarafından denetime açıktır. Dolayısıyla, pilot kararın yarattığı etki, kararların icrası bakımından müteakip davalarda başvurucuların mağduriyetlerinin giderilmesidir. Mahkeme’nin, yüksek sayıda başvuruda sürekli olayları inceleme ve tazminat hesaplama gibi bir kapasitesi ve işlevi olmayıp, bu işlev esasen iç hukuk mahkemelerince yerine getirilmelidir. Bu nedenlerle Mahkeme’nin önündeki davaya sadece başvurucular özelinde değil, diğer potansiyel mağdurların menfaatlerini de göz önünde bulundurarak bakması gerekmektedir.

Bu çerçevede, pilot kararın mantığına uygun olarak davalı devlet, ihlalin kaynağındaki sorunları ve gerek bu davadaki başvurucuların gerekse diğer aynı içerikteki tüm davaların başvurucularının zararlarını gidermelidir. Böylece davalı devlet tarafından benimsenecek genel nitelikli önlemlerle diğer tüm mağdurlar da pilot kararın yerine getirilmesi sürecinin bir parçası haline gelecektir.

Geçmişteki pilot karar uygulamaları çerçevesinde, aleyhlerine karar verilen devletlerce gerekli genel hukuki çarelerin öngörülmesi sonrasında Mahkeme kendisine yapılan başvuruları öncelikle iç hukuk yollarının tüketilmesi gereği nedeniyle reddetmiştir. Yine bu şekilde çözümlenen davalarda Mahkeme yapılan başvuruların bir kısmını listeden çıkarmıştır. Ayrıca Mahkeme’nin, geçmişteki pilot karar uygulamalarında, pilot kararı müteakiben gelebilecek benzer nitelikli başvurularda nasıl bir prosedür izleneceğine ilişkin hükümler de öngördüğü (kararın gerekleri yerine getirilene kadar tüm başvuruların incelenmesini bekletmek gibi) gözlenmiştir.

Ancak, Ivanov sonrası dönemde, Mahkeme’nin başvuruya konu nitelikteki olaylar bakımından yeni bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Çünkü şu ana kadar bu hususta Mahkeme’nin yaptığı şey, Ivanov kararındaki hükmü tekrarlayarak adil bir tazminata hükmetmekten ya da Hükümet’in ihlale ve tazminat ödenmesi gereğine yönelik ikrarını kabul etmekten ibaret olmuştur.  Bu durumun ise Sözleşme sistemine ve Mahkeme’nin etkinliğine zarar verdiği ve soruna bir çözüm sunmadığı açıktır.

Tüm bu hususlar, Mahkeme’nin aynı sistematik ihlalden kaynaklı müteakip davalara muamele şeklini değiştirmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla burada yapılmasına gereken, iddialara tek tek cevap verilmesi değil, sorunun kökenindeki nedenlere yönelik kati bir yaklaşımın benimsenerek kararların icrasına ilişkin sorunlara bir çözüm bulunmasının sağlanmasıdır. Bu yaklaşım, aynı zamanda Mahkeme’nin, Komite’nin ve davalı ülkenin Sözleşme sistemindeki rollerine de uygun düşmektedir. Nitekim Mahkeme’nin görüşüne göre, son 16 yıldır yaptığı gibi Ivanov-benzeri davalarda devamlı aynı kararı vermesi ne bir işe yarayacak ne de adaletin gerçekleşmesine hizmet edecektir. Tam aksine böyle bir tavır, Sözleşme kapsamında insan haklarının korunması gereğine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bu gerekçelerle Mahkeme, Ivanov-benzeri davaların görülmeye devam edilmesinin meşru olup olmadığını ve eğer meşru bir gerekçe bulunamazsa İHAS madde 37 § 1 (c) hükmü uyarınca davayı kayıttan düşürüp düşürmeyeceğini değerlendirmelidir.

Bu çerçevede, İHAS madde 19 çerçevesinde Mahkeme, pilot karar prosedürünün amacına uygun şekilde eğer bir devletin sistematik ihlalleri giderici önlemleri almasını sağlayamıyorsa, Mahkeme’nin aynı içerikteki tüm davalar için ayrı ayrı tazminata hükmetmesi hem faydasızdır, hem de Mahkeme’nin Sözleşme’nin uygulanmasının gözetilmesi şeklindeki esas görev tanımına uymaz.

Mahkeme’nin verdiği kararların gereğinin derhal ve etkili şekilde taraf devletlerce yerine getirilmesi hem Sözleşme’nin etkinliğinin sağlanması hem de devamlı tekrar eden aynı içerikteki davaların önüne geçilmesi bakımından çok önemlidir. İHAS’ın 46. maddesi ile öngörülen hükmün amacı da budur. Nitekim taraf devletler de Interlaken ve İzmir Deklarasyonları ile Mahkeme’nin kararlarının derhal ve bütünüyle yerine getirilmesini sağlayacaklarını ve bu hususta Komite ile işbirliği yapacaklarını teyit etmişlerdir. Ayrıca Brighton Deklarasyonu ile taraf devletlerce tekrar eden başvuruların Sözleşme sistemi bakımından tehlikeli olduğu ve bunun önüne geçilmesi için iç hukuklarda gerekli adımların atılması gereği vurgulanmıştır.

Bu noktada asıl sorumluluk devletlerin olup, Mahkeme verdiği kararların uygulanıp uygulanmadığını denetleyemez ya da bu hususta bir cebri icra mekanizması gibi davranamaz. Kararların uygulandığını izleme konusunda görev Komite’ye düşmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde Ivanov-benzeri davalarda başvuruların kaynağındaki problemlerin büyük ölçüde finansal ve politik olduğu gerçeği ve Ivanov davasından sonra yaşananlar göz önünde bulundurulursa, sorunun çözümünün Mahkeme’nin yetkisinin ötesinde olduğu açıktır. Burada asıl sorumluluk davalı devlet ile İHAS m. 46 § 2 çerçevesinde Komite’ye düşmektedir. Komite ve davalı devletin hem sorunun kökten çözümüne yönelik genel tedbirlerin alınması, hem de bireylerin hukuken tatmin edilmesi için uygun çarelerin öngörülmesi noktasında gerekeni yapmaları beklenir.

Mahkeme sistematik sorunları ve bunların İHAS’ı ihlal ettiğini tespit edip, İHAS madde 46 çerçevesinde alınması gereken genel tedbirler konusunda yol göstererek pilot kararın nasıl icra edileceği hususunda üzerine düşeni yapmıştır. Mahkeme’nin rolünün ikincil olması prensibi karşısında, burada esas mesele taraf devletçe Mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin sağlanmasından ibarettir. Mahkeme önündeki 12,143 başvuru ile gelecekte açılması muhtemel tüm davalar, pilot kararın icrası sürecinin bir parçasıdır.  Buradaki taleplere cevap verilmesi, davalı devletin alacağı tedbirlerle mümkün olup, bunun denetimini ise Komite sağlamakla yükümlüdür. Tüm bu gerekçelerle, İHAS madde 19 ve madde 46 hükümleri çerçevesinde, Mahkeme artık önündeki bu davalarla şu ana kadar yaptığı şekilde ilgilenmesinde herhangi bir fayda görmemektedir. Bu nedenle de Ivanov-benzeri davalara bakılmaya devam edilmesinde İHAS madde 37 §1 (c) çerçevesinde meşru bir yan kalmamıştır. Ayrıca, madde 37 § 1’deki “insan haklarının gözetilmesinin gerektirdiği haller” bu davalar bakımından bir istisna teşkil etmemektedir; aksine Sözleşme sisteminin etkinliğinin korunması gereği Mahkeme’nin çıkarımını destekler niteliktedir. Sonuç olarak Mahkeme, İHAS madde 37 § 2’deki yetkisine halel gelmemek kaydıyla, madde 37 § 1 (c)’ye dayanarak başvuruları listesinden çıkarmaya karar vermiştir.

Bu noktada Büyük Daire, (mevcut ya da potansiyel) benzer başvurularda ne şekilde hareket edeceğine karar vermelidir. Yani Büyük Daire’nin pilot karar mekanizmasından kaynaklanan başvurularda, daire tarafından kendisine tevdi edilen bu dava ile aynı sonuca sahip diğer davaları da dairenin el çektiği bu dava ile birleştirip birleştiremeyeceği veya diğer davalar yönünden farklı bir karar mı vermesi gerektiği belirlenmelidir. Dairelerin bu şekilde birleştirme yapabileceği ve ayrı karar vermek zorunda olmadığı Mahkeme’nin kuralları gereğince açıktır. Evleviyetle, Mahkeme’nin en yüksek merciinin bu yetkiye sahip olmaması için bir neden yoktur. Bu çerçevede Mahkeme, Ivanov başvurularına şu şekilde yaklaşmayı uygun görmektedir:

  1. Bekleyen başvurular, işbu davaya dahil edilmelidir. Buna göre karara ekli I ve II numaralı listelerdeki bu başvurular da Mahkeme’nin dava listesinden çıkarılmalıdır.
  2. Gelecekte yapılacak başvurularda, Mahkeme başvuruları -kabul edilemez bulunanlar hariç- doğrudan listesinden çıkararak Komite’ye yönlendirebilir.
  3. Mahkeme’nin müteakip Ivanov davalarını listeden çıkarması, koşullar gerektirirse İHAS madde 37 § 2 uyarınca bu davaları tekrar listeye almasına engel değildir. Bunun için Mahkeme bu kararın verilmesinden itibaren iki yıllık bir süreçte durumu tekrar değerlendirmeyi uygun görmektedir.

From → Haberler

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: