Skip to content

İHAM’ın Cem Uzan v. Türkiye kararının özet çevirisi: Bir siyasetçiye Başbakana ‘Densiz’, ‘Kalleş’ ve ‘Allahsız’ dediği için hakaret suçundan hapis ve para cezası verilmesi ifade özgürlüğü ihlali

by 02/04/2018

Merhaba,

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 20 Mart 2018 tarihinde yayımladığı Cem Uzan v. Türkiye kararında, Genç Parti lideri Cem Uzan’ın 2003 yılında Bursa’da yaptığı bir konuşma sırasında dönemin Başbakanı Erdoğan’a ‘densiz’, ‘eşkıyalık’, ‘kalleş’, ‘Allahsız’ gibi ifadelerle seslenmesi nedeniyle hakkında Başbakana Hakaret suçundan açılan davada hapis cezasına ve para cezasına mahkum edilmesi, daha sonra beş yıl süreyle denetimli serbestliğe alınması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.

Fransızca yazılan karara buradan, Ayşe Nur Keskiner tarafından yapılan özet çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Uzan v. Türkiye, Başvuru no: 30569/09, Karar tarihi: 20.03.2018

Başvurucu

1960 doğumlu iş adamı başvurucu Cem Uzan, olay tarihinde İstanbul’da ikamet etmektedir ve 3 Kasım 2002 tarihinde kurduğu Genç Parti’nin genel başkanıdır.

Olayların Özeti

11 Haziran 2003’te Enerji Bakanı, başvurucunun büyük çoğunluklarına hissedar olduğu ÇEAŞ ve KEPEZ isimli iki şirketle olan kamu sözleşmesini sonlandırmıştır. Aynı gün, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası düzensizliklerin tespit edildiği gerekçesiyle bu şirketlerin hisselerinin kayıtlarını daimî olarak askıya almıştır.

13 Haziran 2003’te, başvurucu Bursa’da yaptığı bir konuşmasında, büyük çoğunluğunun hissedarı olduğu şirketlerin mallarına el konulduğunu da belirterek dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ciddi biçimde eleştirmiştir ve bu konuşma, başvurucu tarafından Mahkeme’ye sunulan belgeye göre; “eşkıyalık” , “kalleş” , “densiz” ve “Allah ’sız herif” gibi ifadeler içermektedir.

16 Haziran 2003’te, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nun 159. maddesi altında düzenlenen hükümeti kötüleme ve aşağılama suçu kapsamında, başvurucu da dahil olmak üzere sekiz kişi hakkında ön soruşturma başlatabilmek için Adalet Bakanı’na izin almak üzere başvurmuştur.

Aynı gün Başbakan başvurucuyu kamu önünde hakaret ettiği için şikâyet etmiştir.

Soruşturma izni alındıktan sonra, Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma  başlatmış ve bu kapsamda 15 Temmuz 2003’te, başvurucunun 13 Haziran 2003’te yapmış olduğu konuşmanın ilgili ceza hükümleri ışığında incelenmesi için ceza hukukçusu akademisyen üç bilirkişi tayin etmiştir.

21 Temmuz 2003’te savcı, Bursa Ceza Mahkemesi’nde iki dava açmıştır. Başvurucu ilk olarak başbakana hakaret ile, ikinci olarak diğer yedi kişiyle beraber hükümeti kötüleme ve aşağılama suçu ile suçlanmıştır.

11 Eylül 2003’te ceza hukukçusu akademisyen bilirkişiler, başvurucunun sözlerinin hükümetin eleştirisi olarak görülmesi gerektiğini ve dolayısıyla ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, öte yandan başvurucunun sözleri doğrudan başbakana yöneldiği için hakaret suçu teşkil edebileceğini belirttikleri raporu sunmuşlardır.

20 Şubat 2004’te başvurucu ifade özgürlüğü altında korunduğunu belirten savunmasını dava dosyasına eklemiştir.

28 Nisan 2004’te Ceza Mahkemesi, 21 Temmuz 2003’te açılan iki ayrı davayı birleştirmeye karar vermiştir.

11 Ekim 2004’te başvurucu, bir siyasi partinin genel başkanı olarak yaptığı konuşmanın siyasi hayatın zorlukları ve karmaşası içinde normal görülebilecek nitelikte bir eleştiri olduğunu ve bu anlamda sadece kullanmasının makbul olduğu silahları bu konuşmada kullandığını belirten ikinci bir savunmayı ibraz etmiştir.

Aynı gün, Ceza Mahkemesi başvurucuyu başbakana hakaret suçundan sekiz ay hapis cezası ve 693 TL para cezasına mahkum etmiştir. Başvurucu diğer yandan hükümeti aşağılama ve kötüleme suçundan beraat etmiştir.

31 Ekim 2007’de, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay davayı görmeye başlamıştır.

Eylül 2008’de başvurucu sekiz ay hapis cezasına ve 688 TL para cezasına mahkûm edilmiştir. Fakat hâkim hükmün icrasını, başvurucunun üç aylık bir sürede bir öfke kontrol programına katılmasını ve kişisel gelişim üzerine beş kitap okumasını temin edecek bir danışmanın bir sene boyunca gözetiminde olacak şekilde beş yıl boyunca denetimli serbestlik altında olması koşuluyla ertelemiştir. Ekim 2009’da Denetimli Serbestlik Kurumu başvurucunun daha fazla iş birliği yapmaması nedeniyle İnfaz Kurumu’nu bilgilendirmiş; kovuşturma yeniden açılmıştır. Bu esnada, başvurucu ülkeyi terk etmiştir ve Fransa’ya siyasi sığınma talebinde bulunmuştur.

Başvurucunun İhlal İddiaları

Başvurucu, cezaya mahkûm edilmesinin, Sözleşme’nin 10. maddesi tarafından korunan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmektedir. Başvurucu ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası kapsamında yargılamanın süresinin uzunluğundan şikâyet etmektedir.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

1) İHAS’ın 10. Maddesinde Korunan İfade Özgürlüğü Bakımından

Başvurucunun mahkumiyeti ve bu kapsamda kendisine uygulanan tedbirler ve yüklenen yükümlülükler Sözleşme’nin 10. maddesinin koruduğu haklara şüphesiz olarak müdahale teşkil etmektedir. Mahkeme ayrıca Sözleşme’nin 10 § 2 maddesi bağlamında, müdahalenin kanunla öngörüldüğü ve başkalarının şöhret ve haklarının korunması meşru amacı olduğu konusunda tartışma olmadığını belirtmektedir. Fakat taraflar müdahalenin “demokratik toplumda gerekli” olup olmadığı hususunda anlaşamamaktalardır.

Mahkeme, başvurucunun başka bir siyasi parti lideri ve hükümetin tedbirlerine maruz kalan iki şirketin büyük hissedarı olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ifadelerinin, hükümetin icraatlarıyla ilgili bir konuda yapılan bir siyasi konuşmanın parçası olan ve bu anlamda telaffuz edilen ifadeler olarak görülebileceğini belirtmektedir. Mahkeme’nin gözünde, söylenilen ifadelerin çağrıştırdığı hasmâne anlamlara rağmen, siyasetçiler arasındaki böyle bir tartışmanın bu bağlamda engellenmesi düşünülemez.

Mahkeme, başbakana hakaret suçunu yargılayan yerel hakimlerin “gerçekler” ve “değer yargıları” arasında herhangi bir ayrım yapmadığını, sadece ilgili kanun hükmü çerçevesinde sarf edilen kelimelerin saldırgan olup olmadığı ve şikayetçinin şöhreti ve kişiliğini aşağılama niteliğinde olup olmadığına karar verdiğini gözlemlemektedir.

Mahkeme bu bağlamda; hakaret içeren dilin sebepsiz kötüleme teşkil etmesi, durumun Sözleşme’nin 10. maddesinin koruması dışında kalmasına sebep olmasına rağmen, Mahkeme’ye göre, söylemin tarzı onun bir parçasıdır; söylem bir ifade biçimidir ve bu madde tarafından ifadenin içeriğiyle aynı şekilde korunmaktadır. Buna ek olarak, mevcut davada şikayetçi kaçınılmaz olarak eleştiriye maruz kalmıştır fakat başbakan olarak bu eleştirinin tarzını da içerecek şekilde özel bir tolerans göstermesi gerekirdi; özellikle bu davada bu ifadeler bir konuşma esnasında sarf edilmiştir. Siyasetçilerin elbette özel hayatlarının dışında bile şöhretlerinin korunması hakkı vardır fakat bu korumanın kaçınılmaz sonucu siyasi meselelerin özgürce tartışılması ilkesinin aleyhine olacaktır dolayısıyla ifade özgürlüğünün istisnaları dar yorumlanır.

Mahkeme’ye göre bu koşulları değerlendirirken Sözleşme kapsamında başvurucuya uygulanan cezanın orantılılığının göz önünde bulundurulması önemlidir. Bu anlamda, 10. madde tarafından korunan ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin orantılılığının ortaya konulması birçok davada, yetkililerin cezai yaptırım yerine başka bir araç kullanabilecek olup olmamasına bağlıdır. Mahkeme aynı zamanda verilen ceza “sembolik para” ödeme cezası veya cezanın ertelenmesi gibi ne kadar ılımlı yanlara sahip olsa bile, bunun yine bir cezai yaptırım teşkil ettiğini ve hiçbir şekilde başvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahalenin meşru olmasına tek başına yetemeyeceğini belirtmektedir. 

Mevcut davada Mahkeme, yargılamanın ilk aşamasında Yerel Mahkeme beş sene boyunca belli koşulları içermek suretiyle başvurucunun denetimli serbestliğine hükmetse de bunun yine de cezai nitelikte olan bir yaptırım teşkil ettiği gerçeğine önemli ağırlık vermektedir. Her halükârda cezanın ertelenmesi başvurucunun beş sene boyunca yargılanma ve hapis cezasına çarptırılma riskine maruz kalmasına neden olmaktadır. Bu anlamda başvurucunun en nihayetinde hapis ve para cezasına çarptırıldığını da belirtmek önem teşkil etmektedir.


Mahkeme bu koşullar çerçevesinde, başvurucuya uygulanan cezai nitelikteki yaptırımın amaçla orantılı olmadığına ve Sözleşme’nin 10. maddesi anlamında başkalarının şöhreti veya haklarının korunması için demokratik toplumda gerekli olmadığına hükmetmiştir. Dolayısıyla Mahkeme mevcut davada Sözleşme’nin 10. maddesi ile korunan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir.

2) İHAS’ın 6. Maddesinde Düzenlenen Makul Sürede Yargılanma Hakkı Bakımından

Mahkeme yargılamanın süresinin 21 Temmuz 2003’te, savcının başvurucu ve diğer yedi kişi hakkında açtığı dava ve başvurucuya başbakana hakaretten açılan dava ile başladığını; 13 Aralık 2010’da, Yargıtay’ın ilk derece hükmünü onadığı tarihte bittiğini dolayısıyla iki dereceli yargılamanın yedi yıl beş ay sürdüğünü belirtmektedir. 

Mahkeme yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın koşullarına ve başvurucunun ve yetkili makamların davranışları veya davanın karmaşıklığı gibi kendi içtihadında oluşturduğu kriterlere bağlı olduğunu belirtmektedir. Aynı zamanda, cezai meselelerde, makul süre içinde yargılanma hakkı “kişinin kaderinin belirsizliği içinde uzun süre kalmasıyla cezalandırılması” durumunu engellemeyi amaçlamaktadır.

Mahkeme bu davanın özellikle karmaşık olmadığını gözlemlemektedir. Yerel makamların davranışları hususunda ise, ikinci derece yargılamanın süresi kritik olmamasına rağmen ilk derece yargılamanın süresinin üç senesi bir tek Yargıtay’a başvurmak için olmak üzere toplamda beş sene beş aydan fazla olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme bu konudaki içtihadı ışığında, mevcut meselede yargılamanın süresinin “makul süre” teşkil etmediğine karar vermiştir. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: