Skip to content

İHAM’ın Mammadli v. Azerbaycan kararının özet çevirisi: “Seçim usulsüzlüklerini raporladığı için bir insan hakları savunucusunu tutuklamak, insan hakları savunucularını susturma ve cezalandırma amacı taşır”

by 20/04/2018

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 19 Nisan 2018 tarihinde Azerbaycan’a karşı yayımladığı Mammadli v. Azerbaycan kararında Azerbaycan’ın ünlü sivil toplum kuruluşu liderlerinden insan hakları savunucusu Anar Asaf Oglu Mammadli’nin 2013 yılının Aralık ayında gözaltına alınıp tutuklanması ve hüküm giydiği Mayıs 2014’e kadar tutuklu kalmasının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, başvurucunun 2013 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde meydana gelen usulsüzlüklere ilişkin raporunun yayınlanmasının ardından tutuklanmasında makul şüphe bulunmadığına, başvurucunun tutuk haline ilişkin itirazlarının hukuka uygun olarak incelenmediğine ve başvurucunun Sözleşme’nin 18. maddesine aykırı olarak, sivil toplum kuruluşlarını ve insan hakları savunucularını susturmak ve çalışmaları nedeniyle onları cezalandırmak amacıyla tutuklandığına karar verdi.

Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarına ve insan hakları savunucularına yönelik artan baskılar ve özellikle erken seçim dönemine girdiğimiz göz önüne alınınca Azerbaycan’a karşı verilmiş bu kararın bütün insan hakları savunucuları bakımından ayrı bir önemi olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Polat Yamaner’le birlikte bu kararı özet olarak çevirmek istedik.

Mammadli v. Azerbaycan, Başvuru no. 47145/14, Karar tarihi: 19.04.2018 – Kararın İngilizce yazılan orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Olaylar

Başvurucu, Anar Asaf Oglu Mammadli, 1978 yılı doğumlu bir Azeri vatandaşıdır ve Bakü’de (Azerbaycan) yaşamaktadır. Kendisi, seçim izlemeleri üzerine yoğunlaşan çeşitli sivil toplum kuruluşlarının (STK) kuruculuğunu üstlenmiş olup bu örgütler kamu otoriteleri tarafından ya feshedilmiş ya da tescil kaydı yapılmamıştır. Bu STK’ler Hükümet’i seçim usulsüzlüklerine ilişkin düzenli olarak eleştirmektedirler.

2013 Aralık ayında, tescil edilmemiş STK’lerden birinin 2013 başkanlık seçimlerine ilişkin kritik raporunun yayınlanmasından birkaç ay sonra, Mammadli yakalanmış ve kendisine yasadışı girişimcilikte bulunma, geniş çapta vergi kaçakçılığı ve görevi kötüye kullanma suçları isnat edilmiştir. Yüksek miktarda zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçları da sonradan ek olarak isnat edilmiştir.

Mahkemeler savcılık makamlarının istemi üzerine, ‘isnat edilen suçların ağırlığı’ ve ‘suçların tekrar işlenebilmesi riski’ sebeplerini alıntılayarak tutukluluk kararı vermiştir. Başvurucunun kefaletle tahliye edilme ya da tutukluluğun ev hapsine çevrilmesine ilişkin devamlı taleplerine karşın tutukluluk kararı temelde aynı gerekçelere dayanılarak 2014 Mayıs ayına dek uzatılmış ve söz konusu tarihte başvurucu isnat edilen tüm suçlardan suçlu bulunarak beş buçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Mammadli’nin tutuklanması ve devamında yürütülen cezai süreç gerek ulusal gerekse uluslararası mecralarda kınanmıştır. Bu esnada Azerbaycan iktidar partisinden politikacılar ve kamu görevlileri, STK aktivistlerini ve insan hakları savunucularını ülkenin yurtdışındaki olumsuz itibarına katkıda bulunmak sebebiyle sert biçimde eleştirmişler ve kendilerine casusluk, vatan hainliği ve yabancı ajanlık ithamlarında bulunmuşlardır.

Başvurucunun İhlal İddiaları

Mammadli, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. ve 3. paragraflarını ileri sürerek, (özgürlük ve güvenlik hakkı / makul süre içinde yargılanma ya da yargılanma süresince serbest bırakılma hakkı) yakalama ve tutuklama işlemlerinin kendisinin suç işlediğine dair herhangi bir makul şüpheye dayanmadığı ve yargılama öncesi tutukluluğun devamının gerekliliğinin mahkemeler tarafından gerekçelendirilmediği sebepleriyle şikâyetçi olmuştur. Ayrıca 5. maddenin 4. paragrafını ileri sürerek (tutukluluk işleminin hukuka uygunluğu hakkında mahkeme tarafından ivedi şekilde kararı verilmesi hakkı) başvurucu, tahliyeye ilişkin olarak, sabıka kaydının bulunmaması, kalıcı bir ikametgâhının bulunması ve ailesinin ekonomik anlamda kendisine bağlı olduğu yönündeki iddialarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını iddia etmektedir. Son olarak, 5. madde ile birlikte ele alınacak olan 18. madde kapsamında (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) başvurucu, yakalanmasının ve tutukluluğunun siyasi amaçlarla gerçekleştirildiğini ve insan hakları savunucuları ve STK aktivistlerini susturmaya yönelik bir baskı politikasının parçası olarak hedef alındığını iddia etmiştir.

Başvurucu, 17 Haziran 2014 tarihinde İHAM’a başvurmuştur.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Human Rights House Foundation ve Freedom Now davaya müdahil taraf olarak üçüncü taraf görüşü bildirmişlerdir.

Mahkeme’nin Kararı

Özgürlük ve Güvenlik Hakkının İhlali (Mammadli’nin yakalanması ve tutuklanması, tutuk itirazlarının değerlendirilmemesi)

Mahkeme ilk olarak, temelde dernek tesciline ilişkin yeni düzenlemeler nedeniyle, son yıllarda Azerbaycan’da STK’lerin faaliyette bulunmasına dair gittikçe artan zorlu bağlama işaret etmiştir. Bu zorluklar sebebiyle, Mammadli tescil edilmemiş STK’leri için, ayrı ve tescilli STK’ler aracılığıyla hibe almak mecburiyetinde kalmış ve bu aktiviteler, ithamda bulunulan kusurlu davranışların temelini oluşturmuştur. Ortada “yasadışı girişimcilikte bulunma”, “vergi kaçırma” ya da “görevi kötüye kullanma” suçlarının işlenişine dair şüpheyi destekleyecek herhangi bir bilgi ya da delil bulunmamaktadır.

Ayrıca ulusal mevzuat, STK’lerin devlet tescili olmadan faaliyette bulunmasını yasaklamamaktadır. Ek olarak, ne ulusal kamu otoriteleri ne de Hükümet, ayrı ve devlet tescilli bir STK’den hibe almayı spesifik olarak cezai hale getiren bir Ceza Kanunu hükmüne işaret etmiştir. Hibelerin verilmesinin gerçek amacının, yani 2013 Başkanlık seçimlerinin izlenmesinin finanse edilmesi ya da Mammadli’nin söz konusu hibeler ile bulunduğu işlemlerin yasadışılığı kamu otoriteleri tarafından hiçbir zaman iddia edilmemiştir. Kaldı ki, hibede bulunan hiç kimse paranın üzerinde anlaşılan amaç dışında kullanıldığını iddia etmemiştir. Bu sebeple, Mammadli’nin faaliyetlerinin ticari bir amacı olmadığı, hukuken yasaklanmadığı ve kar amacı gütmediği farz edilebilir. Savcılık makamları yargılamanın herhangi bir aşamasında bunun aksine işaret eden herhangi bir delil gösterememişlerdir.

Bu sebeplerle Mahkeme, 5. maddenin 1. paragrafı kapsamında gerekli görülen hukuka uygun yakalama ve tutuklama çerçevesinde, savcılık makamlarının öne sürdüğü olayların Mammadli’nin ilk isnatta bulunan üç suçu işlediğine temel oluşturacak şüphe için yetersiz olduğu sonucuna varmıştır. Ek isnatlar ise mahkemenin son kararının ardından Mart 2014’te getirilmiş olup tutukluluk süresini uzatmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkındaki makul şüphenin değerlendirilmesinde herhangi bir önemleri bulunmamaktadır.

Mahkeme bu nedenle, başvurucunun tutuklanmasını gerektirecek makul bir şüphe olmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu sebeple Mahkeme, 5. madde 3. paragraf kapsamında yapılmış şikâyetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.

Son olarak Mahkeme, Mammadli’nin tutukluluğunun hukuka uygunluğuna ilişkin olarak yeterli inceleme yapılmaması sebebiyle 5. maddenin 4. paragrafının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkeme’ye göre yerel mahkemeler başvurucunun yakalanıp tutuklanmasını makul bir şüpheye dayandığını ispatlamaktan ısrarla kaçınmıştır ve yerel mahkemelerin bu kararlarında temelde savcılık makamlarının tutukluluk uzatımına dair istemlerini otomatik olarak kabul ettiği ve başvurucunun itirazlarını reddetmek için kısa, basmakalıp ve muğlak formülasyonlar kullandığı Mahkeme tarafından ayrıca ve özellikle vurgulanmıştır. Bu nedenle Mahkeme, yerel mahkemelerin sadece Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca değil, aynı zamanda Azerbaycan Yüksek Mahkemesi’nin kararlarında belirttiği standartlara da aykırı şekilde başvurucunun tutuk haline ilişkin gerçek bir değerlendirme yapılmadığına ve Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Siyasi Amaçlı Tutuklama Yasağı – (Mammadli’nin yakalanması ve tutuklanmasına dair gizli saik nedeniyle Sözleşme’nin 5. maddesi ile birlikte ele alınan 18. Maddesinin İhlali)

Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesiyle bağlantılı olarak 18. maddenin ihlal edildiğine karar verdiği daha önceki içtihatlarını dikkate alarak bir değerlendirmede bulunmuştur.

Buna göre Mahkeme ilk olarak, “yasal düzenlemelerin giderek artan ağır ve kısıtlayıcı” gelişimine bakmaktadır. İkinci olarak Mahkeme, başvurucuların hükümet yanlısı basın ve üst düzey devlet yetkilileri tarafından hedef gösterilmelerini dikkate almaktadır. Mahkeme, sivil toplum kuruluşlarının ve insan hakları savunucularının düzenli olarak ‘vatan haini’, ‘yabancı ajan’, ‘yabancı örgütlerin maşası’ denilerek yaftalanmasını ve ülkedeki insan hakları durumunu raporlayarak ülkeleri hakkında yurtdışında ‘olumsuz bir imaj’ çizmekle eleştirilmelerini basit birer açıklama olarak kabul edememekte, bu açıklamaların sivil toplum kuruluşlarını ve insan hakları savunucularının faaliyetlerini hedef aldığını düşünmektedir.

İHAM bu noktada üçüncü ve son olarak, başvurucuların tutuklanmalarının “izole” bir olay olmadığını dikkate almaktadır. Mahkeme; 2014 yılında Azerbaycan’da insan hakları savunucularını hedef alan geniş bir politikanın parçası olarak Mammadli’nin yakalandığı ve tutuklandığı iddiasının, başvurucu ve davaya müdahil tarafların da öne sürüldüğü üzere, çeşitli faktörlerin birleşimi ile desteklendiği görüşündedir.

STK faaliyeti ve fonlamasına ilişkin sert ve kısıtlayıcı düzenlemelerin olduğu, devlet görevlilerin STK’ler ve yöneticileri hakkındaki yorumlarda bulunduğu, tanınmış başka insan hakları aktivistlerinin de benzer şekilde tutuklanıp benzer iddialarla yargılandığı ve Mammadli hakkında başlatılan cezai sürecin zamanlamasının, STK’sinin son başkanlık seçimleri sonuçlarına dair raporunun yayınlanmasından birkaç gün sonraya tekabül ettiği genel bağlam Mahkeme tarafından özel olarak dikkate alınmıştır.

Bu sebeplerle Mahkeme, Mammadli’nin yakalanması ve tutuklanmasının asıl hedefinin bir insan hakları savunucusu olarak kendisini susturmak ve seçim izlenmesine dair çalışan bir sivil toplum kuruluşundaki aktivitelerinden ötürü kendisini cezalandırmak olduğuna ve suç işlendiğine dair makul şüpheden kaynaklanarak adli makamlar önüne çıkarmak olmadığına hükmetmiştir. Dolayısıyla 5. madde ile birlikte alınan Sözleşme’nin 18. maddesi ihlal edilmiştir.

Adli Tazmin (41. madde)

Mahkeme, Azerbaycan’ın Mammadli’ye 20,000 Euro manevi tazminat ve 2,500 Euro olan masraf ve giderlerin ödenmesine hükmetmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: