Skip to content

Nisan 2018 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

by 02/05/2018

Merhaba,

Nisan 2018’de çıkan 2 Anayasa Mahkemesi ve 6’sı Türkiye’ye karşı 18 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu on altıncı bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Sıla Sunar, Ayşenur Keskiner, Sude Elverdi, Büşra Lena Mısır, İlkay Nadir ve Deniz Çelikkaya ile birlikte yaptık. Bir karar çevirisini ise Polat Yamaner ile birlikte hazırladık.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

AYM Kararları

Adil Yargılanma Hakkı

11 Nisan 2018

Orhan Kılıç [Genel Kurul] başvurusu, Başvuru no. 2014/4704, Karar tarihi: 01.02.2018

Kendisini Sertif Kılıç olarak tanıtarak polislere uyuşturucuya ihtiyaçları olup olmadığını soran başvurucunun üzerinde daha fazla uyuşturucu madde ele geçirmek için polislerin savcılık ve mahkeme kararı olmadan başvurucunun yaşadığı eve giderek evde bulunan uyuşturucu maddeye el koyması ve bu delillere dayanarak başvurucuya uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hapis cezası verilmesi –Başvurucunun evinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler muhafaza altına alındıktan on sekiz saat sonra durum Cumhuriyet savcısına bildirildiği için hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak ceza verilmesi adil yargılanma hakkının ihlali

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

12 Nisan 2018

Halil Berk başvurusu, Başvuru no. 2017(8758, Karar tarihi: 21.03.2018

15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ/PDY üyeliğinden tutuklanan başvurucunun OHAL’le birlikte diğer tutukluların ayda bir açık görüş hakkı bulunuyorken kendisine yasal dayanak olmadan iki ayda bir açık görüş hakkı tanınması – Kapalı görüşlere kısıtlama getirilmediği için, ihlal yok.

İHAM Kararları

Adil Yargılanma Hakkı

Brudan v. Romanya, Başvuru No: 75717/14, Karar tarihi: 10.04.2018

Petrol ürünleri ile ilgili bir dolandırıcılık olayına karıştığı şüphesiyle 23 Mart 2000’de önleyici tutuklama altına alınan başvurucu hakkında Mart 2003’te hapis cezası verilmesi ve bu cezanın ertelenmesi fakat Kasım 2005’te yeni bir uzman raporu gerekliliği nedeniyle yargılamanın Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilmesi, Mayıs 2008’de başvurucunun tekrardan yeni bir hapis cezasına mahkum edilmesi, başvurucunun bu kararı temyizi, Eylül 2012’de başvurucunun güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyeti, Yerel Mahkeme’nin eski hapis cezası için çoktan başkanlık affının çıkarıldığını belirtmesi ve zamanaşımına uğrayan belli suçlar açısından yargılamanın sonlandırılması fakat bu kararın temyizi üzerine Yüksek Mahkeme’nin Haziran 2013’te başvurucuyu mahkum eden mahkemenin 2006’daki bir yasa değişikliğinden dolayı yetkili olmadığını belirterek bu kararı bozması, 3 Mart 2014’te ilk derece mahkemesinin bir çok suçlamanın zaman aşımına uğradığını belirterek başvurucudan bir miktar paranın alınmasına karar vermesi, başvurucunun temyiz talebinin reddi üzerine 8 Haziran 2014’te yargılamanın sona ermesi- Yargılamanın 14 yıldan uzun sürmesi nedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesinde düzenlenen makul sürede yargılanma hakkının ihlali

Cihangir Yıldız v. Türkiye, Başvuru no. 39407/03, Karar tarihi: 17.04.2018

1983 yılından bu yana Çankaya Belediyesi’ne bağlı arazide gecekonduda yaşayan başvurucunun 1983 yılında ve 1999 yılında mülkün kendisine tahsisi için başvuruda bulunması, gerekli belgeleri sunmadığı için talebinin reddedilmesi üzerine ilk kez belgeleri sunduğu Danıştay’ın belgeler üzerinde inceleme yapmaması – Adil yargılanma hakkı ihlali

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Eryiğit v. Türkiye, Başvuru no. 18356/11, Karar tarihi: 10.04.2018

1997 yılında sırasıyla Süleymaniye, Şişli Etfal ve Zeynep Kamil hastanelerinde muayene olan ve ikiz bebek beklediği söylenen başvurucunun 8 Kasım 1997 tarihinde tek çocuk dünyaya getirmesi üzerine diğer bebeğinin kaybolduğu iddiasıyla yaptığı şikayette “başvurucunun fazla kilosu nedeniyle yanlış teşhis konulduğu” gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmesi ve tazminat davasının da ‘böyle hataların sıklıkla yaşandığını’ söyleyerek aynı gerekçelerle reddedilmesi – 8. maddenin ihlali

Leonov v. Rusya, Başvuru no. 77180/11, Karar Tarihi: 10.04.2018

Başvurucunun, eşinin evden üç yaşındaki çocuğuyla ayrılması üzerine mahkemeden çocuğun kendisiyle ikamet etmesine yönelik karar verilmesini talep etmesi, karşı tarafın mahkemeden çocuğun kaçırılması tehlikesine karşı ihtiyati tedbir talebinde bulunmasını takiben mahkemenin başvurucunun annenin izni olmadan çocuğuyla iletişim kurmasını geçici olarak yasaklaması, bu süreçte çocuk bakımıyla ilgili yetkililerin tarafların yaşam alanlarını çocuğa uygun olup olmaması açısından incelemesi ve hazırladıkları ilk raporda üç yaşındaki çocuğun beş yaşına kadar annesiyle yaşamasının ileride çocukta meydana gelebilecek olumsuz özellikleri engelleyeceğini bildirmesi, dava sürecinde başvurucunun çocuğuyla iletişim kurma taleplerinin ihtiyati tedbir kararından hareketle çeşitli makamlar tarafından reddedilmesi, başvurucunun çocuğuyla halka açık bir plajda iletişim kurma girişiminin anne tarafından engellenmesi ve başvurucuya fiziksel saldırıda bulunması ve bu saldırı üzerine anne hakkında ceza davası açılması, mahkemenin talebi üzerine hazırlanan raporda uzmanların hem başvurucunun hem de annenin çocuğu yetiştirmeye ehil oldukları ve çocuğun iki tarafa da eşit düzeyde bağlı olduğunun tespit edilmesi, çocuk bakım yetkililerinin hazırladıkları başka bir raporda çocuğun yaşının küçük olmasından ve halihazırda annesiyle bir süredir yaşamasından ötürü çocuğun yaşam alanının değişmesinin onu psikolojik olarak olumsuz etkileyeceğinden hareketle annesiyle kalması gerektiğinin belirtilmesi ve yerel mahkemenin bu rapora dayanarak, ayrıca anneye karşı ceza davası açılması olgusunun davanın esasına etkili bir olgu olmadığından hareket ederek çocuğun annesiyle ikamet etmesine karar vermesi üzerine, kararın, küçük yaştaki çocukların anneleri tarafından yetiştirilmesi gerektiği algısına dayanarak verildiği ve davanın gereksiz uzatıldığı iddiasıyla Mahkeme’ye başvurması – Mahkeme, başvurucunun aile hayatına saygı hakkına müdahalenin olduğunu tespit etmekle birlikte, yerel mahkemenin kararının küçük çocukların daima anne tarafından yetiştirilmesi algısına dayanarak verilmediği, çocuğun menfaatinin gözetilerek verildiği, ayrıca dava süresinin uzunluğunun hazırlanan raporlar, temyiz başvuruları dikkate alındığında normal olduğu ve davanın gereken özenle yürütüldüğü ve böylece aile hayatına saygı hakkının ihlalinin olmadığına karar vermiştir. [Mahkeme ayrıca Rus yasalarının cinsiyete dayalı ayrımcılık yasağına aykırı hüküm içermediğine ve olayda da kararın annelerin lehine olacak şekilde bir varsayımdan ziyade çocuğun menfaati doğrultusunda verildiğinden hareketle aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı olarak cinsiyete dayalı ayrımcılık yasağının ihlal edilmediğine ve son olarak da Rus yasalarında eşler arasında ayrımcılık yaratan yasal bir düzenleme bulunmamasından hareketle eşler arasında eşitlik hakkının ihlalinin olmadığına hükmetmiştir.]

Magomadova v. Rusya, Başvuru No:77546/14, Karar Tarihi:10.04.2018

Ayrılıklarından sonra partneri E. İle anlaşarak ortak çocuklarının başvurucu ile yaşayacağına fakat E’nin düzenli olarak ziyaret edebileceğine karar vermelerine rağmen E’nin çocuğu Çeçenya’ya götürmesi, başvurucunun, oğlunu görmek için Grozni’ye kadar gitmesi, ancak bu ziyaretin E. tarafından engellenmesi, çocuğun Çeçenya’ya götürülmesinden sonra oğlunun velayeti için başvurması; çocuğun doğduktan itibaren kendisiyle yaşadığını (E. Çeçenya’ya götürene kadar), birbirlerine çok bağlı olduklarını, istikrarlı bir gelire, geniş bir daireye sahip olduğunu, iyi referanslarının olduğunu ve çocuğun ihtiyacı olan yaşam masraflarını, eğitimi ve gelişimi açısından gerekli olan her şeyi sağlama imkanına sahip olduğunu, ayrıca, çocuğun kendisinden alınmasından bu yana oğlunu ziyaret etmek için birçok girişimde bulunmasına rağmen E.’nin onu görmesini engellediği iddiası; yetkililerin, başvurucunun dairesini ziyaret etmesi ve yaşam koşullarını küçük bir çocuk için uygun bulması, devam eden incelemeler sırasında, E.’nin, Ağustos 2013’te başvurucuya saldırmaktan ve yaralamaktan suçlu bularak E.’nin saldırı ve darptan suçlu bulunup, cezaya çarptırılması,  E. ‘nin yakın zamana kadar çocuğun gerçekten de annesiyle yaşadığını kabul etmesi, ancak birbirlerine o kadar bağlı olmadıklarını, kendisinin finansal olarak sürekli yardımda bulunduğunu ve düzenli olarak ziyaret ettiğini belirtmesi, başvurucunun ‘doğru bir yaşam tarzına sahip olmadığı’ ve çocuğun üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini ileri sürmesi, Yerel Çocuk Koruma Otoritelerinin baba hakkındaki olumlu raporlarına bakarak yerel mahkemenin Magomodova’nın velayet talebini reddederek, velayeti (talep etmemiş olmasına rağmen) E.’ye vermesi, başvurucunun bu karara itirazla; çocuğun gelişimi için ihtiyaç duyduğu her şeye  mükemmel bir şekilde sahip olabileceğini, çocuklara bakmak için yeterli zamanının bulunmadığına dair iddialarının, herhangi bir asılsız olduğunu, Mahkemenin, bu kadar kısa bir süre içinde, doğumundan kaçırılmasına kadar beraber yaşadığı annesinden daha fazla nasıl bağlanabileceğini açıklamadığını, son olarak,  E.’nin oğlunu görmesini engellediğinden şikayetçi olduğunu ve bunun Çocuk Koruma Servisi temsilcisi tarafından mahkemede doğrulanması, Temmuz 2014’te Çeçen Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinin, kararın hukuki, mantıklı ve haklı olduğunu belirterek temyiz kararını onaması, yargılamanın, çocuğun yaşı, babasına olan bağlılığı ve E.’nin çocuğun yetiştirilmesi ve gelişimi için uygun koşullar yaratma yeteneği dikkate alınarak çocuğun çıkarlarına dayanmakta olduğunun belirtmesi ve Magomadova’nın temyiz başvurusunun Kasım 2014’te reddedilmesi; Eylül 2014’te Çocuk Koruma Otoritelerinin, E. hakkındaki raporun yanlış ve eksik bilgilere dayandığını, baba hakkındaki olumlu raporu hazırlamış olan yetkilinin disiplin cezası aldığını, özellikle babanın yüksek bir geliri olduğuna ilişkin ifadelerinin  kontrol edilmediğini, rapordaki ifadesinde, Magomadova’nın çocuğun yetiştirilmesine katkıda bulunmadığına ilişkin iddianın herhangi bir kanıta dayanmadığını, çocuğun ebeveynlerin her biri ile yaşadığı sürenin tespit edilemediği hakkında başvurucunun mektupla bilgilendirilmesi; Başvurucunun, bu mektuba atıfta bulunarak bir temyiz başvurusunda bulunması fakat Kasım 2014’de, Çeçen Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinin, yargılamanın sonucunu etkilemiş olan maddi veya usuli hukuka aykırı herhangi bir ihlal tespit etmediği gerekçesiyle, başvuranın temyiz başvurusunu  Mahkeme Başkanlığı’na göndermeyi reddetmesi, çocuk koruma yetkililerinin Nisan 2014 tarihli raporuna dayanarak, I.’nin babasının yanında yaşamanın onun menfaatine olduğu tespitinin ardından E.’nin Aralık 2014’te bir araba kazasında ölümünden sonra çocuğun bir süre babaannesiyle yaşaması, 2016 yılında Magomadova’ya iade edilmesi üzerine, başvurucu yerel mahkemelerin ailenin durumunu ve çocuğun çıkarlarını yeterli titizlikle değerlendirmediğini, özellikle doğumundan, E. tarafından kaçırılıncaya kadar kendisiyle birlikte yaşadığı gerçeğinin göz ardı edildiğini, ayrıca, E.’nin kendisine karşı işlenen bir suçtan sabıka kaydı olduğunun dikkate alınmadığını, kendisinin ve E.’nin mali durumunun ve ailevi durumlarının veya çalışma programlarının doğru bir şekilde değerlendirilmediğini, ayrıca Çocuk Koruma Dairesinin, yaşam koşullarını incelemeden E.’ile yaşaması gerektiğine kararı verildiği iddiası – Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali

Guliyev ve Sheina v. Rusya, Başvuru No: 29790/14, Karar tarihi: 17.04.2018

Rus vatandaşı ikinci başvurucu Sheina ile 2004 yılından beri beraber yaşayan ancak resmi olarak evli olmayan ve  2007 ve 2011 yılında dünyaya gelen iki çocuklarının resmi olarak adına kaydettiremeyen Azerbaycan vatandaşı olan ilk başvurucu baba Guliyev’in Rusya’da herhangi bir oturma izni veya vatandaşlık başvurusu olmadan kalmaya devam etmesi  üzerine 2013 yılında para cezasına çarptırılması, sınır dışı edilmesi, beş yıllık ülkeye giriş yasağına karar verilmesi ve kararın onanması üzerine aile hayatına saygı ilkesinin ihlali iddiasıyla mahkemeye başvurulması – Mahkeme, başvurucuların uzun zamandır birlikte yaşaması, iki çocuklarının olması ve ikinci başvurucunun üçüncü çocuklarına hamile olması nedeniyle aile yaşamının varlığında kuşku olmaması ve ülkeye giriş yasağının uzunluğunun da göz önünde bulundurulması ile aleyhe olan tedbirin meşru amaç ile orantılı olmaması sebepleriyle Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlaline karar vermiştir.

Lozovyye v. Rusya Karar No: 4587/09 Karar Tarihi: 24.04.2018

Rusya’da yaşayan başvurucu ebeveynlere 1 Aralık 2005 tarihinde öldürülen oğullarının öldüğünün bildirilmemesi ve oğullarının cenazesinin ‘kimsesiz’ olarak gömüldüğünü öğrenen ailenin isteği üzerine cenazenin mezardan çıkartılıp ailenin istediği bir mezara tekrar gömülmesi, Haziran 2006’da Primorskiy Bölge Mahkemesi’nin ilgili cinayet davasındaki sorumlu müfettişin merhumun akrabalarına kolayca ulaşılabilmelerini sağlayacak gerekli belgeler bulunmasına rağmen yeterli araştırmayı yapmadığına ilişkin bir ara karar vermesi, başvurucuların konuya ilişkin açtıkları tazminat davasının sorumlu müfettişin herhangi bir hukuka aykırı eylemde bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi – Mahkeme, yetkililerin başvurucuları oğullarının ölümünden haberdar etmeme ve onları bilgilendirmek için gerekli adımları atmamaları nedeniyle 8. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca mahkeme, ölümün akrabalara bildirilmesi konusunda ulusal mevzuatın net olmadığına dikkat çekmiştir.

Benedik v. Slovenya, Başvuru no. 62357/14, Karar Tarihi: 24.04.2018

2006 yılında Valais Kantonu’na bağlı İsviçreli yetkililer tarafından, Razorback isimli ağ üzerinde yapmış oldukları inceleme neticesinde bazı kullanıcıların ¨p2p¨adlı dosya paylaşım ağı üzerinden içerisinde çocuk pornosu da bulunan yasadışı içerikleri birbirleriyle paylaştıklarının tespiti üzerine Slovenya polisinin İsviçre polisinden elde ettiği dinamik IP adresine dayanarak, ISP adlı internet sağlayıcısı şirketten bir mahkeme kararı olmadan, bu IP adresine ilişkin bilgileri paylaşmasını talep etmesi, şirketin, abone olarak kayıtlı olan Başvurucunun babasının ad ve adresini paylaşması, polisin savcılıktan sorgu hakimine başvurup ilgili IP adresiyle bağlantılı tüm kişisel verilerin ve veri trafiğinin paylaşılmasına ilişkin karar alınmasını istemesi ve mahkemenin talebe uygun kararı vermesi, yine sorgu hakimi kararıyla Başvurucunun evinin aranması sonucunda babasının şüpheli konumunda değerlendirilmesi, ardından aile üyeleriyle yapılan görüşmeler neticesinde şüphenin Başvurucuya yönelmesi, evde yapılan aramalarda elde edilen hard disklerde çocuk pornosuna ilişkin materyallerin bulunması, Başvurucunun eMule adlı bir dosya paylaşım programıyla farklı kullanıcılarla dosya paylaşımında bulunduğunun tespiti ve Başvurucu hakkında adli soruşturma başlatılması, Başvurucunun dosyalardaki yasadışı materyallerden haberinin olmadığı ve ISP’nin mahkeme kararı olmaksızın kanuna aykırı bir şekilde verilerini polisle paylaştığını belirtmesi, yerel mahkemenin, bilgisayar uzmanı bir kişinin Başvurucunun dosya içeriklerini bilmemesinin mümkün olmadığına dair görüşüne ve ISP’nin de ilgili kanuna uygun bir şekilde veri paylaşımında bulunduğuna dayanarak hapis cezasına hükmetmesi, Başvurucunun elde edilen verilerin kanuna aykırı elde edildiği için delil olarak değerlendirilemeyeceği iddiasıyla sırayla yüksek mahkemeye,  temyiz mahkemesine ve Anayasa Mahkemesine başvurması, Anayasa Mahkemesinin isteği üzerine İstihbarat Delegesi’nin polisin mahkeme kararı olmaksızın bilgi almasına izin veren kanunun anayasal anlamda sorunlu olduğunu bildirmesi ve Anayasa Mahkemesinin, Başvurucunun internete girerken IP adresini gizlemeyerek kendisini kamuya açık ettiğini ve bu nedenle IP adres kullanıcısının mahkeme kararı olmaksızın tespitinin haberleşmenin gizliliğinin ihlali sayılmayacağı gerekçesiyle talebini reddetmesi – Mahkeme, ISP’nin başvurucunun babasına ait bilgileri açıklamasının dolaylı yoldan başvurucunun kimliğini açık etmesinden ötürü olayın Başvurucunun özel hayatıyla bağlantılı olduğunu, Başvurucunun Razorback adlı ağ üzerinden karşılıklı yasadışı içerik paylaşmasının ve dinamik IP adresini gizlememesinin, Başvurucunun online aktivitelerde bulunurken anonim bir şekilde hareket ettiği gerçeğini değiştirmediğini makul saygı beklentisi kapsamında değerlendirerek olayın özel hayat kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, olayda özel hayata müdahale olduğu ve mahkeme kararı olmaksızın polise IP adresine ilişkin bilgileri isteme yetkisi tanıyan yasanın yetki kullanımı için koşulları düzenlememesi ve polisin bu yetki kullanımını denetleyecek bağımsız bir mekanizmanın olmayışı sebebiyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini tespit etmiştir.

Hoti v. Hırvatistan ,  Başvuru no. 63311/14, Karar Tarihi: 26.04.2018

Başvurucunun ailesinin o doğmadan ve Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti dağılmadan önce Arnavutluktan Kosova’ya siyasi mülteci statüsünde gelmesi, başvurucunun burada doğması ve on yedi yaşında YSFC’nin bir parçası olan Hırvatistan’a yerleşmesi, burada uzun yıllar yaşaması, o dönem Hırvatistan’daki ikamet statüsünün Kosova’daki yerleşimine ve ailesine tanınan mülteci statüsüne dayanması, YSFC dağıldıktan sonra Hırvatistan’daki ikamet statüsünün değişikliklere uğraması ve başvuru anında insani gerekçelerle geçici olarak yerleşim izninin birer yıllık süreyle uzaltılması, vatansız olması ve hiçbir akrabasıyla iletişim halinde olmaması, vatansız olmasına rağmen Hırvatistan vatandaşlığı başvurusunda kendisinden geçerli seyahat dökümanının istenmesi, bunu sağlayamadığı için başvurusunun reddedilmesi – Mahkeme, başvurucunun on yedi yaşından elli bir yaşına kadar Hırvatistan’da yaşadığını, burada çeşitli işlerde çalıştığını ve her sene birer yıllık geçici yerleşim izninin uzatılmasının başvurucu açısından belirsizlik yarattığı ve vatansız birinden geçerli seyahat dökümanı istenemeyeceği gerekçeleriyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali olduğunu tespit etmiştir.

İfade Özgürlüğü

Ergündoğan v. Türkiye, Başvuru no. 48979/10, Karar tarihi: 17.04.2018

2005 yılında Birgün gazetesinde yazdığı ‘mürdileri Haydar Baş’a başkaldırdı’ başlıklı köşe yazısında Bağımsız Türkiye Partisi başkanı Baş’ın da aralarında olduğu dört kişiye hakaret ettiği iddiasıyla başvurucuya 2010 yılında 2100 TL adli para cezası verilmesi ve cezanın ertelenmesi – İfade özgürlüğü ihlali

Hajibeyli ve Aliyev v. Azerbaycan, Başvuru no. 6477/08 ve 10414/08, Karar tarihi: 19.04.2018

İnsan hakları alanında çalışan avukat başvurucuların Azerbaycan Barolar Birliği’nin işleyişi ve ülkede hukuk mesleğinin icrasının geldiği durumla ilgili belirttikleri görüşleri nedeniyle Azerbaycan Barolar Birliği’ne kabul edilmemeleri –  İfade özgürlüğü ihlali [Başvurucuların İHAM’a yaptıkları başvurulara Azerbaycan Hükümeti tarafından 2.5 ay süreyle el konulması ise bireysel başvuru hakkına aykırı bulundu.] Kararın özet çevirisi

Ottan v. Fransa, Başvuru No: 41841/12, Karar Tarihi: 19.04.2018

2 Mart 2003 gecesi bir araba takibi esnasında bir jandarma tarafından öldürülen, çoğunlukla işçi sınıfının bulunduğu bir mahallede yaşamış olan ve yabancı kökenli bir topluluğa mensup olan 17 yaşındaki gencin babasının avukatı olan başvurucunun, birden fazla el ateş etmek suretiyle gencin ölümüne sebep olan ve Ceza Mahkemesi önünde taksirle adam öldürme suçu ile suçlanan jandarma mensubunun 1 Ekim 2009’da beraat ettiği duruşmada mahkeme kararının açıklanmasından birkaç dakika sonra duruşma salonunun önünde kendisine gazeteciler tarafından sorulan soruya yanıt olarak “böyle bir kararın çıkabileceğini her zaman biliyordum, çoğunlukla beyazlardan oluşan ve her grubun temsil edilmediği bir jüriden beraat kararı çıkması sürpriz olmadı” ifadelerini kullanması, 2 Nisan 2010’da başvurucunun “mahkeme salonunun hemen dışında aleni olarak mahkeme ve jürinin ırkçı ve yabancı düşmanı önyargılara sahip olduğu hakkında isnatta bulunmasının avukatlık mesleğinin temel etiğini özellikle de hassaslık ve ılımlılık yükümlülüğünü ihlal etmesi” nedeniyle Montpellier Mahkemesi’ne bağlı Baro’nun disiplin mercii önüne çağırılması fakat sonrasında 11 Haziran 2010’da aklanması, Savcı’nın dava açması üzerine 17 Aralık 2010’da Montpellier Mahkemesi’nin, başvurucunun ifadelerinin savunma hakkı kapsamında olmaktan ziyade jürinin ırksal kökenine “beyaz” kelimesinin çağrıştırdığı karalayıcı yan anlam vasıtasıyla atıf yapmak suretiyle jüri üyelerinin tarafsızlığı hakkında şüphe uyandırma amacına sahip olması nedeniyle başvurucuya kınama cezası vermesi, 5 Nisan 2012’de başvurucunun yaptığı itiraz üzerine Temyiz Mahkemesi, avukatların görevlerini icraları nedeniyle sahip oldukları yargısal bağışıklığın mahkeme salonu dışında çalışmadığını belirterek bu başvuruyu reddetmesi- İfade özgürlüğü ihlali

Fatih Taş v. Türkiye (no. 3), Başvuru no. 45281/08, Karar tarihi: 24.04.2018

Fatih Taş v. Türkiye (no. 4), Başvuru no. 51511/08, Karar tarihi: 24.04.2018

Aram Basım Yayıncılık sahibi ve genel yayın yönetmeni olan başvurucuya ilk başvuruda 2003 yılında toplatılan ve 17 örgüt üyesini anan ve içinde Abdullah Öcalan için ‘PKK lideri’ ve ‘başkan’, güvenlik güçleri için de ‘düşman’ ifadeleri geçen ‘Kırbaşı Baskını – PKK’nin Doğum Gecesi’ kitabını bastığı için 2007 yılında terör örgütü propagandası yapma suçundan 5 ay hapis ve 285 TL adli para cezası verilmesi (davanın zamanaşımı nedeniyle düştüğü için başvurucu hapse girmemiş) ve ikinci başvuruda ise ‘Tufan’da 33 Gün’ isimli kitabı bastığı için 2008 yılında 20 ay hapis ve para cezası verilmesi (davanın 2012 yılında zamanaşımından düşmesi nedeniyle başvurucu yine hapse girmemiş) – 10. madde ihlali [İlk başvuru yönünden Mahkeme ayrıca başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğine karar verdi.]

Toplanma ve Dernek Kurma Özgürlüğü

Bektashi Community ve Diğerleri v. Makedonya Cumhuriyeti, Başvuru No: 48044/10, 75722/12 ve 25176/13, Karar Tarihi: 12.04.2018

Makedonya Cumhuriyeti’nde yüzyıllardır var olan ve dini aktivitelerde bulunan Bektaşi Topluluğu (“Topluluk”) ’nun 1997’de çıkan Dini Topluluklar ve Gruplar Yasası (“1997 Yasası”) doğrultusunda Dini Topluluklar ve Gruplar Komisyonu (“Komisyon”) tarafından İçişleri Bakanlığı’nın sicilinde aktif faaliyet gösteren dini topluluk ve grupları içeren listeye alınması, 2007’de çıkan Kilise, Dini Topluluk ve Grupların Hukuki Statüsü Yasası (“2007 Yasası”) ’nın bir dini topluluğun hukuki statüsünü devam ettirebilmesi için kayıt mahkemesine başvurarak kayıt olmasını zorunlu kılması ve Komisyon’un listesinde 1998’e kadar kayıtlı olan toplulukların hukuki statülerini koruyabileceğini belirtmesi, bunun üzerine Topluluk‘un hukuki statüsünü öğrenmek amacıyla Komisyon’a başvuruda bulunması ve 1998’den sonra listeye kayıt yaptırdığı için mahkemeye tekrar kayıt için başvuruda bulunması gerektiğinin bildirilmesi, topluluğun kayıt mahkemesine süregelen hukuki statülerini onaylaması ve mahkeme siciline kaydetmesi için başvuruda bulunması, kayıt mahkemesinin Topluluk’un isteğini 1997 Yasası doğrultusunda Topluluk’un yasa yürürlüğe girmeden önce İçişleri Bakanlığı’na bildiride bulunmadığı ve 2007 Yasası’na göre de 1998’den önce veya yasa yürürlüğe girmeden önce Komisyon tarafından kaydı olmadığı, ”Bektaşi” kelimesinin mahkemede kayıtlı başka bir dini kuruluşun adında yer alması, öğreti kaynaklarının kayıtlı başka bir dini kuruluşun kaynaklarıyla aynı olması ve başvurucunun kayıt başvurusunda belirttiği genel merkez binası üzerinde mülkiyete sahip olduğunu gösteren herhangi bir kanıt sunmadığı gerekçeleriyle reddetmesi, bu kararın üzerine Topluluk’un temyize başvurması, temyiz mahkemesinin kayıt mahkemesinin kararını hangi dini topluluğun “Bektaşi” kelimesini kullandığını belirtmemesi, dini toplulukların aynı öğreti kaynaklarını kullanmasını yasaklayan bir yasa hükmünün varlığını göstermemesi ve kayıt başvurularının genel merkez binasının mülkiyeti hususunda yeterli kanıt gösterilmemesinden ötürü reddedilmesini belirten bir yasa hükmünün olmadığı gerekçeleriyle bozması, bunun üzerine kayıt mahkemesinin “Bektaşi” kelimesinin önceden kayıtlı Ehlibeyt Bektaşi Makedonya Dini Grubu tarafından kullanıldığı ve mevcut yasanın kayıtlı başka bir toplulukla aynı ada sahip bir topluluğun kaydına izin vermemesi ve öğreti kaynaklarının yüzyıllardır var olan ve 2008’den beri mahkemede kayıtlı olan İslam Dini Topluluğu’ndan farklı olmaması gerekçeleriyle kararında direnmesi ve tekrar başvuruyu reddetmesi, bunun üzerine Topluluk’un kayıtlı başka bir toplulukla aynı ada sahip olmadığı, 2007 Yasası’nın amacının Hıristiyan, Yahudi gibi genel ve münhasır anlamları olmayan terimleri yasaklamak olmadığı ve birçok dini kuruluşun öğreti kaynaklarının aynı olabileceği, bunların ideolojik ve sabit bir yapısının olduğu dolayısıyla kayıt mahkemesinin öğreti kaynaklarını yanlış yorumladığı gerekçeleriyle temyize başvurması, temyiz mahkemesinin kayıt mahkemesinin kararını Topluluk’un adının kayıtlı diğer toplulukla tamamen aynı olmamasına rağmen ikisi de “Bektaşi” terimini içerdiği için  inananlar açısından bir karışıklık yaratacağını ve bu terimin tek başına dini topluluğun belirleyici bir parçası olduğunu belirterek onaması, bunun üzerine Topluluk’un anayasanın koruduğu din ve ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği ve ayrımcılığa uğradıkları gerekçeleriyle anayasal temyize başvurması, anayasa mahkemesinin topluluğun kayıt başvurusunun reddinin  din ve ifade özgürlüğünü ihlal etmediği ve dini bir ayrımcılığa uğramadıklarını belirterek anayasal temyizi reddetmesi- Madde 9 kapsamında Madde 11’in ihlali

Sadrettin Güler v. Türkiye, Başvuru no. 56237/08, Karar tarihi: 24.04.2018

KESK tarafından 2008 yılında organize edilen 1 Mayıs eylemlerine işten izin almadan katıldığı gerekçesiyle işyeri tarafından başvurucuya uyarı disiplin cezası verilmesi – 11. madde ihlali [Mahkeme bu başvuruda başvurucunun o dönemde disiplin cezasına karşı başvuracağı yol olmadığı gerekçesiyle 13. maddenin de ihlal edildiğine karar verdi.]

Hak ve Özgürlüklerin Amacı Dışında Sınırlandırılması Yasağı

Mammadli v. Azerbaycan, Başvuru no. 47145/14, Karar tarihi: 19.04.2018

İHAM, Ünlü sivil toplum kuruluşu liderlerinden insan hakları savunucusu Anar Asaf Oglu Mammadli’nin 2013 yılının Aralık ayında gözaltına alınıp tutuklanması ve hüküm giydiği Mayıs 2014’e kadar tutuklu kalmasının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, başvurucunun 2013 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde meydana gelen usulsüzlüklere ilişkin raporunun yayınlanmasının ardından tutuklanmasında makul şüphe bulunmadığına, başvurucunun tutuk haline ilişkin itirazlarının hukuka uygun olarak incelenmediğine ve başvurucunun Sözleşme’nin 18. maddesine aykırı olarak, sivil toplum kuruluşlarını ve insan hakları savunucularını susturmak ve çalışmaları nedeniyle onları cezalandırmak amacıyla tutuklandığına karar verdi. Kararın özet çevirisi.

Bireysel Başvuru Hakkı

A.S. v. Fransa, Başvuru No: 46240/15, Karar Tarihi:19.04.2018

30 Nisan 2010 ve 2013 yılları arasında Fransa, Fas, İran ve Afganistan’da terör eylemleri yürütmek amacıyla komplo kurmak suçundan suçlu bulunan, Mayıs 2014’te vatandaşlıktan çıkartılan, öncesinde Fransa- Fas vatandaşlığı bulunan başvurucunun; hapis cezası süresince Fas’a dönerse kötü muamele ve işkence görebileceği gerekçesiyle sığınma başvurusunda bulunması, başvurusunun reddedilmesi, kendisine haber verilmeksizin Fransa İç işleri Bakanı tarafından kendisini Fas’a sınır dışı etme kararı verilmesi, başvurucunun avukatının geçici tedbir talebinde bulunmasının mahkeme tarafından onaylanmış olmasına rağmen başvurucunun Fas’a sınır dışı edilmesi, varışı ile birlikte tutuklanması ve 5 yıl hapis cezasına çarptırılması, temyiz mahkemesi tarafından Fransa’da gerekli hapis cezasını çektiği gerekçesiyle serbest bırakılması, 21 Aralık 2016 tarihinde İltica Hakkı Ulusal Mahkemesi’ne yapılan Fransa Mülteci ve Vatansız Kişilerin Korunması Dairesi’nin (OFPRA) kararına ilişkin temyiz başvurusunun reddedilmesi – Başvurucu hakkında sınırdışı kararı alınmasına rağmen, bu kararın başvurucuya bir aydan uzun bir süre sonra 22 Eylül 2015 tarihinde tebliğ edilmesi ve tebliğ ile birlikte başvurucunun sınırdışı edilmek üzere hemen havaalanına götürülmesi, başvurucunun tedbir talep etme hakkını elinden aldığından 34. maddede düzenlenen bireysel başvuru hakkının ihlali [Mahkeme ayrıca, Fas’ın kötü muameleyi önleme ve riskleri kaldırma politikası içerisinde bulunması ile birlikte, tutukluluk koşullarının 3. maddenin ihlal edilmesi için gerekli olan şiddet eşiğini aştığına dair herhangi bir kanıt sunulamaması nedeniyle 3. maddenin ihlal edilmediğine karar vermiştir.]

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: