Skip to content

İHAM’ın M.L. ve W.W. v. Almanya kararının özet çevirisi: Halkın internet arşivindeki haberlere erişim hakkı, başvurucuların ‘unutulma hakkı’ndan üstündür.

by 12/07/2018

İHAM, 28 Haziran 2018 tarihinde yayımladığı M.L. ve W.W. v. Almanya kararında bir oyuncuyu öldürdükleri gerekçesiyle haklarında verilen hapis cezasıyla ilgili Deutschlandradio, Der Spiegel ve Mannheimer Morgen basın kuruluşlarının internet sayfalarında yer alan haberlere internet kullanıcılarının erişiminin engellenmesinin Federal Adalet Mahkemesi tarafından reddedilmesini, başvurucuların Sözleşme’nin 8. maddesi ile korunan özel hayatlarına saygı hakları ile Sözleşme’nin 10. maddesinin koruduğu basın kuruluşlarının ifade özgürlüğü hakkı ve kamunun bilgi alma hakkı arasında adil bir denge kurulduğunda halkın internet arşivindeki haberlere erişim hakkının başvurucuların ‘unutulma hakkı’ndan üstün olduğu gerekçesiyle Sözleşme’ye aykırı bulmadı.

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan, Ayşe Nur Keskiner tarafından yapılan özet çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.

M.L. ve W.W. v. Almanya, Başvuru No: 60798/10, 65599/10, Karar Tarihi: 28.06.2018

1953 doğumlu başvuruculardan ilki Münih’te, ilk başvurucunun üvey kardeşi olan 1954 doğumlu ikinci başvurucu ise Erding’de ikamet etmektedir.

Olayların Özeti

Başvurucuların ünlü oyuncu W.S.’yi öldürmeleri sebebiyle 21 Mayıs 1993 tarihinde haklarında açılmış olan ceza davası sonucunda delillere dayanılarak başvurucular müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş, itirazları 1994 yılında reddedilmiştir. Alman Federal Anayasa Mahkemesi 1 Mart 2000 tarihinde başvurucuların ceza mahkemelerinin kararlarına karşı yaptığı anayasa şikâyetlerini reddetmiştir. Başvurucular yargılamanın yenilenmesi için birçok başvuru yapmışlar ve 2004’te yaptıkları son başvuru 2005’te reddedilmiştir. Bu son yargılama esnasında başvurucular yargılamanın yenilenmesi usulüne ilişkin olan ve diğer belirsiz evrakları da sağlamak suretiyle basına konuşmuşlardır. Başvuruculardan ilki Ağustos 2007’de, diğeri ise Ocak 2008’de koşullu salıverilmişlerdir.

  • Deutschlandradio Radyo İstasyonunca yapılan yayın

14 Temmuz 2000’de bir kamu tüzel kişisi olan Deutschlandradio ünlü oyuncunun ölümünden sonra 10 yıl geçtiğine dair bir röportaj yayınlamış ve bu yayınında başvurucuların tam adlarını zikretmek suretiyle müebbet hapis cezasına çarptırıldıkları, hala masum olduklarını iddia ettikleri ve bu doğrultuda yaptıkları yargılamanın yenilenmesi taleplerinin Alman Federal Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiği belirtilmiştir. Bu röportajın metni radyo istasyonunun internet sitesinin arşiv sayfalarında “daha eski haberler” bölümünde 2007’ye kadar yayınlanmıştır.

Başvurucular 2007’de, radyo istasyonunun internet sitesinde yayınlanmış olan haklarındaki belgelemedeki kişisel verilerinin anonimleştirilmesi talebiyle Deutschlandradio’ya karşı Hamburg Mahkemesi’nde dava açmışlardır. 29 Şubat 2008’de Hamburg Mahkemesi, başvurucuların mahkûmiyetlerinden çok zaman sonra geçmişteki hareketleriyle yüzleştirilmemeleri menfaatlerinin, kamunun bilgi alma menfaatine üstün geldiği gerekçesiyle başvurucuların taleplerini kabul etmiştir. Temyiz Mahkemesi bu kararı onamıştır. Federal Adalet Mahkemesi, radyo istasyonunun ifade özgürlüğü hakkı ve kamunun bilgi alma menfaatinin Temyiz Mahkemesi tarafından yeterli ölçüde dikkate alınmamış olması gerekçesiyle bu kararı bozmuştur. Alman Federal Anayasa Mahkemesi ise başvurucular tarafından yapılan anayasal itirazları Temmuz 2010’da reddetmiştir.

  • Der Spiegel haftalık dergisinin internet sitesinde bulunan yayın

Haftalık dergi Der Spiegel’ in internet sitesinde, 1991-1993 yılları arasında derginin hem online hem de basılmış versiyonlarında yayınlanan beş makaleyi içeren, belli bir ücret karşılığında ulaşılabilen ünlü aktörün cinayetiyle ilgili bir dosya yayınlanmıştır. Bu dosyadaki haberlerde başvurucuların isimleri zikredilerek hayatları hakkında, ikinci başvurucunun 24 yaşındayken maktulün annesinin arkadaşı olan varlıklı dul bir kadın tarafından evlat edinildiği ve ilk başvurucunun, üvey kardeşi olan ikinci başvurucunun birahanesinde az maaşla çalışıyor olduğu bilgisi gibi kesin detaylar verilmiştir. Haberlerin iki tanesine ayrıca, başvurucuların Ceza Mahkemesi’nde bir fotoğrafı, ilk başvurucunun bir cezaevi görevlisiyle fotoğrafı ve son olarak da ikinci başvurucunun maktul ile fotoğrafı eklenmiştir.

Başvurucuların Hamburg Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru üzerine 18 Ocak 2008’de derginin, başvurucuların isimlerini belirten ve fotoğraflarını gösteren bu dosyaya olan halkın erişim olanağına son vermesine karar verilmiştir. Temyiz Mahkemesi bu kararı onamıştır. 9 Şubat 2010’da Federal Adalet Mahkemesi Der Spiegel dergisinin bu karara itirazını kabul etmiş ve başvurucuların dava konusu fotoğraflara erişimi engelletmekte meşru menfaatlerinin olmadığı gerekçesiyle iddialarını reddetmiştir. 6 Temmuz 2010’da Alman Federal Anayasa Mahkemesi başvurucuların anayasa şikâyetlerini reddetmiştir.

  • Mannheimer Morgen gazetesinin internet internet sitesi bulunan yayın

Mannheimer Morgan gazetesinin internet sayfasında “daha eski haberler” bölümünde bulunan ve sadece günlük abonelerin ve bazı belli başlı basılmış yayınların alıcılarının erişimine açık olan 22 Mayıs 2001 tarihine ait unlu aktörün öldürülmesi ve başvurucuların yargılanmalarına ilişkin haber 2007’ye kadar yayınlanmıştır. Ayrıca yine gazetenin internet sitesinde tüm internet kullanıcılarının erişimine açık olan haberle ilgili kısa bir açıklama metninde başvurucuların tam isimleri kullanılmıştır.

2007’de başvurucular gazeteye karşı Hamburg Mahkemesi’nde dava açmışlardır. 16 Kasım 2007’de Hamburg Mahkemesi başvurucuların taleplerini kabul etmiştir. 19 Ağustos 2008’de Temyiz Mahkemesi bu kararı onamıştır. 20 Nisan 2010’da Federal Adalet Mahkemesi gazete tarafından karara karşı yapılan itirazı kabul etmiştir. 23 Haziran 2010’da Alman Federal Anayasa Mahkemesi başvurucular tarafından yapılan anayasa şikayetlerini reddetmiştir.

Başvurucuların İhlal İddiaları

Başvurucular, kendi ceza yargılamaları ile alakalı olan Deutschlandradio, Der Spiegel ve Mannheimer Morgen basın kuruluşlarının internet sayfalarında yer alan haberlere internet kullanıcılarının erişiminin engellenmesinin Federal Adalet Mahkemesi tarafından reddinin Sözleşme’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğinden yakınmaktalardır.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

İHAS’ın 8. Maddesinde Düzenlenen Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı Bakımından

Mahkeme başvuruları değerlendirirken, başvurucuların Sözleşme’nin 8. maddesi ile korunan özel hayatlarına saygı hakları ile Sözleşme’nin 10. maddesinin koruduğu basın kuruluşlarının ifade özgürlüğü hakkı ve kamunun bilgi alma hakkı arasında olması gereken adil bir denge ölçütünün incelenmesinin gerekliliğinden söz etmektedir.

Mahkeme, Federal Adalet Mahkemesi’nin başvurucuların mahkumiyetleriyle daha fazla yüzleştirilmeme hususundaki menfaatlerini kabul etmesine rağmen kamunun gündemde olan bir olay hakkında bilgi alma ve geçmiş olaylar üzerinde araştırma yapabilme imkanına sahip olma menfaatlerini daha çok vurguladığı görüşüne, ayrıca medyanın görevlerinden birinin de arşivlerinde sakladığı eski haber içeriklerini kamuya sunmak suretiyle demokratik düşüncenin oluşturulmasına katılmak olduğunu belirttiği görüşüne tamamıyla katılmaktadır.   

Mahkeme başvurucuların kişisel bilgilerinin anonimleştirilmesi talebinin tüm haberlerin silinmesinden daha az kısıtlayıcı bir tedbir olduğunu kaydetse de haberlerdeki bilgilerin ne derecede kısıtlanarak aktarılacağının gazetecilerin özgürlükleri kapsamında olduğu ve bu bağlamda Sözleşme’nin 10. Maddesi gereğince hangi detayların yayınlanacağına karar verme özgürlüğünün gazetecilere ait olduğunu ve bu kararların da gazetecilik mesleğinin etik ve deontolojik kurallarını ilgilendirdiğini belirtmektedir. Bu itibarla Mahkeme, özellikle fazlasıyla dikkat çeken ceza davaları hakkında haber yapılırken, ilgili kişinin tam ismini verme gibi bireysel bilgileri habere dahil etmenin, basının işi açısından önemli bir husus olduğunu söylemektedir.

Mahkeme, başvurucuların başvurularını yaptıkları sırada medyanın internet sitelerinde başvurucuların yalanladığı haberlerin bulunmasının zaman içerisinde azalmayan bir kamu menfaati tartışmasına katkıda bulunmaya devam ettiği sonucuna varmaktadır.

Başvurucuların ne kadar tanınır olduklarına ilişkin olarak Mahkeme başvurucuların anonimlik talebinde bulundukları esnada onların halk tarafından tanınmayan sıradan kişiler olmadıklarını gözlemlemektedir. Yayınlanan haberlerin ya ceza davası süreci ya da başvurucuların yargılamanın yenilenmesi talepleriyle ilgili olduğunu dolayısıyla da demokratik toplumdaki bir tartışmaya katkı niteliğinde bilgilendirme teşkil ettiğini belirtmektedir.

Mahkeme ayrıca başvurucuların 2004’teki en son yargılamanın yenilenmesi talepleri esnasında birçok belgeyi de aktarmak suretiyle basınla iletişime geçtiğini ve gazetecileri bu hususta halkı devamlı olarak bilgilendirmeye davet ettiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvurucuların basınla birebir iletişimini göz önünde bulundurarak, internetteki arşiv haberler vasıtasıyla başvurucuların geçmişteki mahkûmiyetleriyle yüzleştirilmeme yönündeki menfaatlerine daha az önem verilmesi gerektiğini kaydetmektedir. Bu nedenle başvurucuların haberlerdeki isimlerinin anonimleştirilmesi yönündeki meşru talepleri veya unutulma hakları çok kısıtlı olacaktır.

Mahkeme ayrıca dava edilen yayınlara ulaşılabilirlik konusunda yaptığı değerlendirmede ise yayınlara erişimin kendi kapsamı içinde sınırlı olduğunu hatta özellikle bazı içeriklere abonelik veya ücretli erişim ile ulaşılabildiğini gözlemlemektedir. Son olarak da Mahkeme başvurucuların kendileri hakkındaki içeriklere erişimin zorlaştırılması yönünde arama motorlarına herhangi bir başvuruda bulunmadıklarını kaydetmektedir.

Sonuç olarak Mahkeme, iki çatışan menfaat bulunduğunda yerel makamlara bırakılan takdir hakkı, hukuki olarak kabul edilmiş haberlere erişimin sürdürülebilirliğinin önemi ve mevcut olayda başvurucuların medyayla birebir iletişimini göz önünde bulundurmak suretiyle, Alman Devleti’nin başvurucuların özel hayatlarına saygı hakkı kapsamında pozitif yükümlülüklerini ihlal etmediğine karar vermiş ve Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: