İçeriğe geç

Eylül 2018 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

by 08/10/2018

Merhaba,

Eylül 2018’de çıkan 11 Anayasa Mahkemesi ve 19’u Türkiye’ye karşı 31 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, İrem Şanlı, İlkay Nadir ile birlikte yaptık. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

AYM Kararları

Yaşam Hakkı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü

28 Eylül 2018

Baskın Oran başvurusu, Başvuru no. 2014/4645, Karar tarihi: 18.04.2018

1 Ekim 2004 tarihinde İbrahim Kaboğlu ile birlikte Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu’nu yayımladıktan sonra sözlü ve fiziki saldırıların hedefi olan başvurucuya aynı gazetede yazdığı Hrant Dink’in katledilmesinden sonra Türk İntikam Tugayı’ndan gelen tehditlerin artması – Yaşam hakkı ve ifade özgürlüğü bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlali

İşkence Yasağı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü

20 Eylül 2018

İbrahim Kaptan başvurusu, Başvuru no. 2017/30510, Karar tarihi: 18.07.2018

15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanıp İzmir’de bulunan Menemen T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na konulan başvurucuya 19 Ekim 2016 tarihinden 8 Haziran 2018 tarihine kadar “tutuklular hakkında uygulanacak eğitim ve iyileştirme faaliyetinin uygulanması” başlıklı kararla FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan kişilere eğitim-iyileştirme faaliyetlerine katılma izni verilmemesi – Kötü muamele yasağının ihlali iddiası açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

27 Eylül 2018

Ç.Ö. başvurusu [Genel Kurul], Başvuru no. 2014/5927, Karar tarihi: 19.07.2018

5 Haziran 2012’de gözaltına alınan, 7 Haziran 2012’de tutuklanan, 29 Ocak 2014’te 6 yıl 8 ay ve 4 yıl 2 ay hapis cezası alan başvurucunun mahkumiyetle birlikte verilen tutuk halinin devamı kararına 30 Ocak 2014’te yaptığı itirazın 16 Haziran 2014’te reddedilmesi ve verilen cezanın gerekçeli kararının 27 Mayıs 2014’te yayımlanması – Mahkumiyete bağlı tutulma ve tutukluluk haline itirazın geç karara bağlanması nedeniyle 19/8 (İHAS md. 5/4) ihlali iddiası açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı

Adil Yargılanma Hakkı

26 Eylül 2018

Nihat Akbulak başvurusu [Genel Kurul], Başvuru no. 2015/10131, Karar tarihi: 07.06.2018

Amcasının kızına cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla 29 Kasım 2011’de mahkum olan başvurucunun 9 Ağustos 2014 tarihli ‘kızdığım için şikayet ettim, senin bir suçun yoktu’ mesajının temyiz incelemesinde gözetilmesi talebine rağmen 17 Eylül 2014’te cezanın Yargıtayca onanması ve başvurucunun yeni delillerin ortaya çıkması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi – Konu bakımından yetkisiz nedeniyle kabul edilemezlik kararı [Paragraf 39’da bu konunun iki istinası olarak AYM ve İHAM tarafından verilen ihlal kararlarının sonuçlarının ortadan kaldırılması gösterilmiş.]

Veli Saçılık başvurusu, Başvuru no. 2014/16192, Karar tarihi: 03.07.2018

4 Temmuz 2000’de Burdur ceza infaz kurumu’nda düzenlenen operasyonda sol kolu dirsek üzerinden koparılan başvurucuyu açtığı tam yargı davasının 13 yıl 6 ay sürmesi – Makul sürede yargılanma hakkının ihlali [Başvurucunun kolu kopması nedeniyle işkence yasağının ihlal edildiği iddiası zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı ile; tam yargı davasında İHAM’ın verdiği ihlal kararının dikkate alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise bu taleplerin İHAM’ın ihlal kararında karşılandığı ve başvurucuya 10.000 Euro tazminat ödendiği gerekçesiyle düşme kararı ile sonuçlandı.]

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

19 Eylül 2018

S.K.(B) başvurusu, Başvuru no. 2014/18275, Karar tarihi: 04.07.2018

İstanbul Genelevi’nde çalışmak için başvuruda bulunan başvurucunun talebinin genelevin fiziki koşullarının can ve mal güvenliğinin sağlanmasına olanak vermemesi nedeniyle reddedilmesi – 8. madde bakımından konu bakımından yetkisizlik gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı

20 Eylül 2018

Bayram Sivri başvurusu, Başvuru no. 2017/34955, Karar tarihi: 03.07.2018

15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanıp İzmir’de bulunan Menemen T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na konulan başvurucunun 667 sayılı OHAL KHK’sinin 6/1/e bendine göre 15 günde bir telefonla haberleşme hakkından faydalanması – Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme özgürlüğünün ihlali yönünden açıkça dayanaktan yoksunluk gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı

İfade Özgürlüğü

25 Eylül 2018

Miyase İlknur ve Diğerleri başvurusu, Başvuru no. 2015/15242, Karar tarihi: 18.07.2018

Cumhuriyet Gazetesi’nde 16 Mart 2015 tarihinde yayımlanan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir şirket tarafından üstlenilen projeden AKP’li siyasetçilerin ev aldığı iddiasına dayanan ‘İşte merkez evlerin çok özel malikleri’ haberine dönemin valisi Hüseyin Avni Coş tarafından 5651 sayılı yasanın 9. maddesine dayanılarak erişimin engellettirilmesi – İfade ve basın özgürlüğü ihlali

Sinan Baran başvurusu, Başvuru no. 2015/11494, Karar tarihi: 11.06.2018

Dönemin Ankara Büyükşehir Belediye başkanı olan Melih Gökçek’in Twitter hesabı üzerinden bir kadına ‘sen çok mu kürtaj yaptırdın, bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?’ yazması nedeniyle başlatılan #edepsizsinmelihgökçek hashtagine başvurucunun da bir tweet atması ve açılan hakaret davasında başvurucuya 1.500 TL para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi – İfade özgürlüğü ihlali

Mustafa Nihat Behramoğlu ve Güneş Basım Yayım Organizasyonu Tic. LTD. ŞTİ başvurusu, Başvuru no. 2015/11961, Karar tarihi: 11.06.2018

ODTÜ ormanına yol çalışması yapılacağının duyurulmasının ardından gazetenin 27 Ekim 2013 tarihli nüshasına “Vızzzz gelir” başlıklı köşe yazısı yazan ve Melih Gökçek’e ‘yolsuzluk şampiyonu’ diyen başvurucunun 1.250 TL manevi tazminat ödemesi – İfade özgürlüğünün ihlali

Toplantı, Gösteri ve Dernek Kurma Özgürlüğü

28 Eylül 2018

Ferhat Üstündağ başvurusu, Başvuru no. 2014/15428, Karar tarihi: 17.07.2018

4 Mart 2009’da Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde DTP mitingine katılan, yüzü kapalı askeri disiplin içinde “Ararat’ın özgürlük şahinlerinden İmralı’ya bin selam” yazılı pankart, Öcalan’ın ve HPG’nin bayrak ve flamaları ve “Biji Serok Apo”, “dişe diş kana kan, seninleyiz Öcalan”, “Beyazıt ovası, Apocular yuvası” sloganları ile yürüyen başvurucuya örgüt propagandasından 1 yıl hapis cezası verilmesi – İhlal yok. [Bu karar, AYM’nin örgüt propagandasıyla ilgili ilk kararı]

İHAM Kararları

Yaşam Hakkı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü

Saidani v. Almanya, Başvuru No. 17675/18, Karar Tarihi: 04.09.2018

Frankfurt’ta yaşayan Tunus vatandaşı başvurucu Haykel Ben Khemais Saidani’nin IŞİD için eylemlerde bulunması nedeniyle ulusal güvenlik bakımından tehdit teşkil ettiği gerekçesiyle sınır dışı edilmesi için Hessen İçişleri Bakanı tarafından hakkında emir çıkarılması, Saidani’nin geçici önlem talebiyle Federal İdare Mahkemesi’ne yaptığı talebin Tunuslu yetkililerin diplomatik teminatlar sağlaması şartıyla reddedilmesi ancak bu karardan altı ay kadar sonra aynı mahkemenin kararını değiştirerek Saidani’nin talebini tamamen reddetmesi, ret kararına ilişkin gerekçesinde mahkemenin, Saidani’nin Tunus’a iadesi halinde ölüm cezasına çarptırılmasının kaçınılmaz olması açık olmakla birlikte, bu cezaya yönelik erteleme ile Tunuslu otoritelerin verdikleri teminatlar çerçevesinde Saidani’nin infaz edileceğini düşündürecek bir durumun olmadığını, zaten uygulamada da ülkedeki tüm ölüm cezalarının bir af ile müebbet hapis cezasına çevrildiğinin ve 15 yıl hapis cezası çekildikten sonra da mahkûmlara yeniden inceleme ile şartlı tahliye imkânı verildiğinin bilindiğini belirtmesi, akabinde federal anayasa mahkemesine yapılan şikâyetin de idare mahkemesinin incelemesinin olgular ve hukuk yönünden yeterli olduğu gerekçesiyle reddedilmesi, İHAM’ın da Saidani’nin Almanya’dan Tunus’a iadesinin durdurulmasına yönelik tedbir talebini reddetmesi, başvurucunun İHAS m. 2, m. 3 ve 13 No.lu Protokol m. 1’in ihlal edildiği iddiasıyla İHAM’a başvurması – Mahkeme, Alman mahkemelerinin gerekçelerini yerinde bularak ve Tunus hukuku çerçevesinde Saidani’ye tanınan usul güvencelerinin Mahkeme’nin kriterlerine uyduğuna kanaat getirerek başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.

Yirdem ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 72781/12, Karar tarihi: 04.09.2018

Ağustos 2003’te hastaneye kaldırıldıktan 3 gün sonra ölen başvurucu yakınının otopsi raporuna göre heptan ve tolüen zehirlenmesi sonucu kalp krizi sonucu öldüğünün anlaşılması üzerine görevi ihmalden açılan davada hastane çalışanlarının beraat etmesi – Etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlali [Esastan ihlal bulunmadı.]

İşkence Yasağı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğü

Abdurrahman Tekin v. Türkiye, Başvuru no. 42899/11, Karar tarihi: 25.09.2018

18 Şubat 2009’da Diyarbakır’da bir eylem sırasında etrafta yürüyen başvurucunun polisler tarafından yüzüne gaz sıkılması, dövülmesi, tabancanın kabzasıyla kafasına vurulması, 28 Aralık 2009’da Diyarbakır Valiliği’nin 4483 sayılı yasaya göre polisler hakkında soruşturma izni vermemesi üzerine 15 Haziran 2010’da Diyarbakır Savcılığı’nın takipsizlik kararı vermesi ancak dosyaya sunulan fotoğrafları dikkate alan Siverek Ağır Ceza Mahkemesi’nin takipsizlik kararını kaldırması fakat bu ‘münferit olayın’ işkence olarak tanımlanamayacağına karar vermesi – 3. madde ihlali

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

Aydeniz ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 20815/12, Karar tarihi: 04.09.2018

2009 yılında başlayan KCK operasyonları kapsamında 13 Şubat 2010-15 Şubat 2012 tarihleri arasında gözaltına alınan 142 başvurucunun 16 Şubat 2010-16 Şubat 2012 tarihleri arasında örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklanması ve 4 ay 10 gün ile 47 ay 23 gün süreyle tutuklu kalması – Soruşturma dosyasının gizli olması ve savcının tutuk haliyle ilgili görüşlerinin başvuruculara tebliğ edilmemesi nedeniyle 5/4 ihlali

Alkaya v. Türkiye, Başvuru no. 2765/09, Karar tarihi: 04.09.2018

9 Nisan 2003’te örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan, 13 Nisan 2003’te tutuklanan, 23 Temmuz 2003’te örgüt üyeliği ve anayasal düzeni devirmeye teşebbüs suçlarından iddianame hazırlanan, 10 Kasım 2008’de ilk duruşmasına çıkan, 27 Kasım 2008’de tutuk itirazı savcı görüşüne dayanılarak reddedilen başvurucunun 4 Mayıs 2011’de verilen müebbet hapis cezasının 25 Eylül 2012’de onanması – 8 yıl 25 ay süren uzun tutuk hali nedeniyle 5/3’ün ihlali ve ayrıca savcı görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle 5/4 ihlali

Frroku v. Arnavutluk, Başvuru No: 47403/15, Karar Tarihi: 18.09.2018

2015 yılında milletvekili olan ve hakkında yalan beyanda bulunma, kasten insan öldürme ve para aklama suçlarından üç ayrı ceza davası açılan başvurucu hakkında ilk iki suç nedeniyle Parlamento’nun onayı ile 26 Mart 2015 tarihinde ev hapsine alınması kararı verilmesi, ikinci ve üçüncü suç nedeniyle başlatılan yargılamanın 1 Nisan 2015 tarihinde birleştirilmesi nedeniyle 2 Nisan 2015 tarihinde Parlamento’nun yeniden bir ev hapsi kararı vermesi ve Yüksek Mahkeme’nin başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesini dikkate alarak tutukluluğun hukuka uygun olduğuna karar vermesinin ardından başvurucunun Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı şikayetin de reddedilmesi – Başvurucunun üçüncü suç nedeniyle ev hapsinde tutulmasına ilişkin olarak Parlamento’nun onayının alınmadığı iddiasında özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edilmediğine karar verildi.

Onat v. Türkiye, Başvuru no. 26826/10, Karar tarihi: 25.09.2018

12 Mayıs 2009’da kısıtlama kararı alınan soruşturma dosyası kapsamında 31 Eylül 2009’da gözaltına alınıp 2 Kasım 2009’da tutuklanan başvurucuya ifade ve sorgu sırasında telefon konuşmalarının okunarak sorulması ve kısıtlama kararının kaldırılması için yapılan itirazların 4 Kasım 2009 tarihinde iddianamenin kabulüne kadar reddedilmesi – Kısıtlama kararı yönünden açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı [Mahkeme, başvurucunun tutuk haliyle ilgili savcılık görüşlerinin kendisine ya da avukatına tebliğ edilmemesi nedeniyle 5/4 ve 5/5’in ihlal edildiğine karar verdi.]

Adil Yargılanma Hakkı

Ömer Güner v. Türkiye, Başvuru no. 28338/07, Karar tarihi: 04.09.2018

2002 yılının Temmuz ayında çalıştığı otelde Bolşevik Parti – Kuzey Kürdistan örgütünden iki kişiye oda verdiği ve arabasını kullandırdığı iddiasıyla örgüte yardım ve yataklık etme suçundan gözaltına alınıp Mart 2006’da 10 ay hapis cezası alan başvurucunun avukat yokluğunda ifade vermesi – 6/1-3/c ihlali

Denisov v. Ukrayna (Büyük Daire), Başvuru No: 76639/11, Karar Tarihi: 25.09.2018

Başvurucu Denisov’un Adalet Yüksek Konseyi tarafından Kiev Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı görevinden alınması, ancak aynı mahkemede yargıç olarak görevine devam etmesine karar verilmesi, başvurucunun ise görevden alınma kararının hukuksuz ve herhangi bir temele dayanmaması iddialarıyla Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvurması ve ayrıca tazminat talebinde bulunması, Yüksek İdare Mahkemesi tarafından ilgili görevden alma kararının hukuka uygun olduğuna ve tazminat talebinin reddine karar verilmesi, bu sebeplerle başvurucu görevden alınma kararının bağımsız ve tarafsız şekilde verilmemesi ve ek olarak Yüksek İdare Mahkemesi’nin de davaya yeterli özeni göstermemesi sebepleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası – Adil yargılanma hakkının ihlali [Mahkeme, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını olay bakımından başvurucunun yakın çevresinde sahip olduğu yaşantısının etkilendiğine dair önemli bir delil olmadığından kabul edilemez bulmuş, ayrıca 18. madde bakımından başvurucunun şikayetinin 2017 yılında Büyük Daire’ye gönderme aşamasında yapılmasından dolayı altı aylık başvuru süresi sınırını aşması sebebiyle süre yönünden kabul edilemez bulmuştur.]

 Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Kasat v. Türkiye, Başvuru no. 61541/09, Karar tarihi: 11.09.2018

Ekim 2003’te askerliğe elverişli olduğu raporlanan, Kasım 2003’te askere başladıktan sonra sırt ağrıları nedeniyle ameliyat olan ve askerliğine son verilen başvurucunun hastalığının askerlik nedeniyle olduğuna dair tazminat için önce Savunma Bakanlığı’na sonra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvurması – İhlal yok. [Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlali]

Solska ve Rybicka v. Polonya, Başvuru no. 30491/17, Karar tarihi: 20.09.2018

Polonya Hava Kuvvetleri’nin 2010’daki uçak kazasında hayatını kaybeden başvurucu yakınlarının rızaları olmadan 2016 yılında ölüm nedenlerinin anlaşılması için otopsi yapmak üzere soruşturma kapsamında cenazelerinin mezardan çıkartılmasına (fethi kabir) karar verilmesi – 8. madde ihlali [Cenazenin mezardan çıkartılmasının 8. maddenin kapsamında değerlendirildiği ilk karar.]

Jishkariani v. Gürcistan, Başvuru no. 18925/09, Karar tarihi: 20.09.2018

2005 yılında Adalet Bakanı’nın bir televizyon programında canlı yayında ve bir gazetede röportaj sırasında sivil toplum kuruluşu aktivisti ve psikiyatrist olan başvurucuyu para karşılığı sağlık raporu hazırlamakla suçlaması – 8. maddenin ihlali

Tuheiava v. Fransa, Başvuru No: 25038/13, Karar Tarihi: 20.09.2018
Avukatlık yapmakta olan ve 21 Eylül 2008- 30 Eylül 2014 tarihleri arasında senatör olan başvurucu hakkında 11 Eylül 2008 tarihinde Baro tarafından disiplin soruşturması açılmasına karar verilmesi, 25 Eylül 2009’da başvurucunun disiplin kuruluna sevk edilmesinin ardından 13 Kasım 2009’da vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini ve kira sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve müvekilleriyle olan ilişkilerinde ciddi ihmal ve kötü hal ve hareketleri ve bunlara ek olarak Baro Başkanı’na ve diğer Baro üyelerine olan saygı yükümlülüğünü ihlal etmesi nedenleriyle verilen Baro Konseyi kararıyla başvurucunun avukatlık mesleğinin icrasından bir yılı ertelenmiş olmak üzere iki yıllık bir süre boyunca men edilmesi, başvurucunun bu karara itiraz etmesi, İstinaf Mahkemesi’nin itirazını reddetmesi üzerine başvurucunun kendisinin olmadığı bir vakitte Baro Başkanı’nın başvurucunun hukuk bürosuna yaptığı ziyaretten tekrar şikayetçi olmak suretiyle bu kararı temyiz etmesi, Temyiz Mahkemesi’nin ise bu tedbirin hukuka uygun ve Baro Başkanı’nın zorunlu görevi olduğuna dair İstinaf Mahkemesi’nin yaptığı değerlendirmeyi doğru bulduğunu belirtmesi suretiyle bu temyiz başvurusunu reddetmesi- Mahkeme Sözleşme’nin 8. Maddesi açısından yaptığı değerlendirmede başvurucunun hukuk bürosuna kendisinin olmadığı bir vakitte Baro Başkanı tarafından yapılan ziyaretin bir müdahale teşkil ettiğini fakat müdahalenin hukuka uygun olduğunu ve kamu yararı için yapıldığını ve bu bağlamda suçun önlenmesi ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması meşru amaçlarına dayandığını tespit etmiş ve baroların gözlem ve denetim yetkileri nedeniyle müdahalenin gereklilik açısından sorun teşkil etmediğini belirtmiştir. Ayrıca Mahkeme Baro’ya başvurucunun müvekillerinden birçok şikayet geldiğini gözlemlemektedir ve bu nedenle müdahaleyi orantısız bulmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun Sözleşme’nin 8. Maddesi altında yaptığı şikayeti temelsiz bulmak suretiyle reddetmiştir. Ayrıca disiplin soruşturmasısürecinde hazırlanan tüm raporlar ve evraklar Baro Konseyi önünde yargılanmadan hemen önce başvurucuya ibraz edilmiş ve başvurucu bunlar hakkında bilgilendirilmiştir, başvurucu ayrıca bu yargılamaya avukatıyla katılmıştır, bu nedenlerle başvurucunun Sözleşme’nin 6. Maddesi altında yaptığı şikayet temelsiz bulunmuş ve reddedilmiştir.

Din ve vicdan özgürlüğü

Lachiri v. Belçika, Başvuru no. 3413/09, Karar Tarihi: 18.09.2018

Erkek kardeşinin öldürülmesi nedeniyle açılan ve sanığın “kasıtsız ölüm ile sonuçlanan önceden tasarlanmış saldırı ve yaralama suçu” ile suçlandığı ceza davasına, ailesinin diğer üyeleri ile birlikte tazminat talebiyle katılan sıfatıyla dahil olan başvurucunun ve diğer katılanların suçun cinayet olarak tanımlanması ve sanığın Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanması talepleriyle yaptıkları temyiz başvurusu üzerine Brüksel Temyiz Mahkemesi Suçlamalar Dairesi önünde yapılan duruşmada, duruşma salonunda yer gösteren kişinin mahkeme başkanının kararına uygun olarak başvurucuyu başörtüsünü çıkarmadığı sürece duruşma salonuna giremeyeceği yönünde bilgilendirmesi, başvurucunun ise bu karara uymayı reddedip duruşmaya katılmaması ve bu karara yaptığı itirazın başarısız olması-  Mahkeme yaptığı değerlendirmede yerleşik içtihadına göre (Leyla Şahin v. Turkiye, 44774/98, § 78, Doğru v. Fransa, 27058/05, § 47)  türban takmanın “bir din veya dini inanç nedenli ya da bir din veya dini inançtan esinlenilmiş” bir eylem olduğunu belirterek, başörtüsünü çıkarmayı reddettiği için başvurucunun duruşma salonundan çıkartılmasını, başvurucunun dinini gösterme hakkının icrasına yapılan bir “kısıtlama” olarak nitelendirmiştir. Hakkın icrasına yapılan bu müdahalenin dayandığı kanun hükmünün niteliği itibariyle meşru amacın “kamu düzeninin korunması” olduğunu belirtmekle beraber, müdahalenin demokratik toplumda gerekliliği hususunda yaptığı değerlendirmede, aslında duruşma salonunun, çesitli inançlar karşısında tarafsızlığın dinini gösterme hakkına üstün gelebileceği bir kamu alanı olarak görülebileceğini fakat mevcut davada, başvurucunun duruşma salonundan çıkarılmasındaki nedenin, kamu alanının tarafsızlığını sağlamak olmadığını aksine mahkemeye karşı saygısızlığın önlenmesi ve duruşma düzeninin korunması olduğunu ve bu noktada başvurucunun duruşma salonuna girmesinin herhangi bir saygısızlık teşkil etmediğini veya duruşma düzenini bozacak nitelikte olmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla müdahalenin demokratik toplumda gerekli olmadığına kanaat getirerek, Sözleşme’nin 9. Maddesi’nin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

 İfade Özgürlüğü

 Çetin ve Gedik v. Türkiye, Başvuru no. 29899/07, Karar tarihi: 04.09.2018

Yazdıkları mektuplarda Öcalan’a ‘sayın’ dedikleri için başvuruculara sırasıyla 11 ve 12 gün disiplin cezası verilmesi – 10. maddenin ihlali

 Çalağan ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 46162/07, Karar tarihi: 04.09.2018

Yazdıkları mektuplarda Öcalan’a ‘sayın’ dedikleri için başvuruculara sırasıyla 11 ve 15 gün disiplin hapis cezası verilmesi – 10. maddenin ihlali

 Babayiğit v. Türkiye, Başvuru no. 42728/08, Karar tarihi: 04.09.2018

10 Aralık 2007’de milletvekillerine yazdığı mektupta Öcalan’a ‘Kürt halk önderi’ dediği için başvurucuya Bolu F Tipi cezaevinde 13 gün tecrit- disiplin hapis cezası verilmesi – 10. maddenin ihlali

 Çelik v. Türkiye, Başvuru no. 25834/09, Karar tarihi: 04.09.2018

17 Temmuz 2008 tarihinde Halfeti Savcılığı’na Öcalan’a ‘sayın’ diyerek mektup gönderen başvurucuya suçu ve suçluyu övmeden 2 ay 15 gün hapis ve daha sonra 1.500 TL para cezası verilmesi – 10. maddenin ihlali [Mahkeme bu başvuruda ayrıca verilen cezanın temyiz sınırının altında kalması nedeniyle 6. maddede düzenlenen mahkemeye erişim hakkından da ihlal verdi.]

Fatih Taş v. Türkiye (no. 5), Başvuru no. 6810/09, Karar tarihi: 04.09.2018

Aram Yayıncılık olarak bastıkları Kayıpsın Diyorlar isimli kitapta 1994 yılında Siverek’te kaybedilen gazeteci Nazım Babaoğlu’nun Bucak’ta korucular ve kontrgerilla tarafından kaybedildiğine yer verilmesi nedeniyle 9 Haziran 2004’te başvurucu hakkında eski TCK’nin 159. maddesinde (şimdiki TCK 301) düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen aşağılama suçundan 6 ay hapis cezası verilmesi ve Yargıtay’ın daha sonra bunu 1.650 TL para cezasına çevirmesi – İfade özgürlüğünün ihlali [Mahkeme bu davada 46. madde uyarınca ‘mahkeme’nin daha önceki kararlarını da dikkate alarak eski 159 – yeni TCK 301’in İHAM içtihadıyla uyumlu hale getirilmesi çağrısında bulundu.]

Big Brother Watch ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, Başvuru numaraları: 58170/13, 62322/14 ve 24960/15, Karar tarihi: 13.09.2018

İletişim bilgilerinin geniş çapta ele geçirilmesi, istihbarat paylaşımı ve iletişim servisi sağlayıcılarından iletişim bilgilerinin edinilmesi amacıyla yapılan yasal değişikliğin yeterli güvenceleri sağlamaması ve gerekli denetimlerin yapılmaması – Özel hayata saygı hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlali [Kararın özet çevirisi için tıktık]

Polat ve Tali v. Türkiye, Başvuru no. 5782/10, Karar tarihi: 25.09.2018

Doğu Bilimsel Araştırmalar Kooperatifi tarafından 30 Mayıs – 1 Haziran 2005 tarihinde Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali kapsamında organize edilen ‘Savaşın Tanıkları Konuşuyor’ etkinliğinde ölen PKK üyelerinin ve güvenlik güçlerinin, cezaevinde öldürülen ve zorla kaybedilen kişilerin fotoğraflarının yer alması ve yakınlarının Güneydoğu’da yaşananlardan duydukları rahatsızlıkları ve barış taleplerini içeren konuşma yapması nedeniyle örgüt propagandasından soruşturma başlatılması ve ‘PKK-TSK arasındaki çatışmaların savaş olarak tanımlanması, gerilla denmesi’ gibi gerekçelerle ceza verilmesi – İlk başvurucu bakımından 10. maddenin ihlali [İkinci başvurucuya verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilmediği için, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verildi.]

Ayaydın v. Türkiye, Başvuru no. 20509/10, Karar tarihi: 25.09.2018

29-30 Mart 2006’da Diyarbakır’da polis ve göstericiler arasındaki çatışmalarla ilgili 30 Mart’ta DTP Kızıltepe binası önünde basın açıklaması okuyan ve o sıradan ‘dişe diş kana kan, seninleyiz Öcalan’ sloganı atılması nedeniyle başvurucuya örgüt propagandasından 10 ay hapis cezası verilmesi – 10. maddenin ihlali

Yüksel v. Türkiye, Başvuru no. 30682/11, Karar tarihi: 25.09.2018

21 Mart 2007’de İzmir Buca’da düzenlenen Nevroz’da katılımcılara Kürtçe seslenen ve ‘Nevroz şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu’na davet eden başvurucunun evi basılarak gözaltına alınması, tutuklanması ve alandaki kişiler zafer işareti yaptığı ve PKK lehine slogan atıldığı gerekçesiyle TMK 7/2’den ceza verilmesi – 10. maddenin ihlali

Kınık v. Türkiye, Başvuru no. 39047/11, Karar tarihi: 25.09.2018

DTP Ergani başkanı olan başvurucuya Öcalan’ın yakalanma yıldönümü olan 15 Şubat 2005’te düzenlenen ve ‘çözüm İmralı’da’, ‘tecrit insanlık suçudur’, ‘ne AB ne ABD çözüm Öcalan’da’, ‘gençlik Apo’nun fedaisidir’, ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘güneşe güneşe özgürleşmeye’, ‘dişe diş kana kan’, ‘yaşasın halkların kardeşliği’, ‘AKP şaşırma, sabrımızı taşırma’, ‘barışa uzanan eller kırılsın’ sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklaması okuduğu için örgüt propagandasından 10 ay hapis cezası verilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması – 10. maddenin ihlali

Düzel v. Türkiye, Başvuru no. 64375/12, Karar tarihi: 25.09.2018

Öcalan’ın cezaevi koşulları ve zehirlenme iddialarını protesto için 20 Eylül 2007’de DTP binası önünde ‘insanlık zehirleniyor’ pankartı taşıyarak ‘be serok jiyan na be’ sloganı atan başvurucuya örgüt propagandasından 10 ay hapis cezası verilmesi – ifade özgürlüğünün ihlali

Yıldırım v. Türkiye, Başvuru no. 74054/11, Karar tarihi: 25.09.2018

Tunceli’de 5 Nisan 2007’de düzenlenen Grup Yorum konserine katılan başvurucuya ‘Mahir, Hüseyin, Ulaş, Kurtuluş’a kadar savaş’, ‘devrim şehitleri ölümsüzdür’, ‘devrimci tutsaklar onurumuzdur’, ‘dağlarda zafer, cephede kurtuluş, yaşasın zafer ve direniş’, ‘türküler susmaz, halaylar sürer’, ‘baskılar bizi yıldıramaz’ gibi sloganlar atıldığı gerekçesiyle DHKP-C propagandası yapmaktan 10 ay hapis cezası verilmesi – 10. maddenin ihlali

Annen v. Almanya (No.2), Başvuru No: 3682/10, Karar Tarihi: 20.09.2018

Kürtaj karşıtı kampanyalar yürüten ve kürtaj karşıtı bir internet sitesini işleten bir Alman vatandaşı olan başvurucu Klaus Günter Annen’in söz konusu internet sitesinde kürtajı Yahudi soykırımıyla karşılaştıran, kürtaj yapan doktorlara dua çağrısında bulunulan, Almanya’da kürtaj yapan tüm doktorların isim ve adreslerinin yazıldığı bir listenin yer aldığı ve söz konusu doktorların “ağırlaştırılmış cinayet” işledikleri şeklinde söylemlere yer veren içeriklerin bulunması, listede yer alan doktorlardan biri olan Dr. Q’nun mahkemeye başvurarak isim ve adresinin listeden silinmesini talep etmesi, yerel mahkemenin Dr. Q’nun gerçekten kürtaj yapıyor olması ve internet sayfasının geri kalanının ifade özgürlüğü çerçevesinde korunması gerekçesiyle başvuruyu reddetmesi, Dr. Q’nun talebini değiştirerek yaptığı temyiz başvurusunda başvurucuya Dr. Q tarafından yapılan şekliyle kürtajı “ağırlaştırılmış cinayet” olarak nitelendirmekten vazgeçmesinin emredilmesini talep etmesi, temyiz mahkemesinin internet sayfasının genel içeriğini ve tartışma konusu ifadeleri dikkate alarak söz konusu nitelemenin Dr. Q aleyhine şahsi bir suçlama gibi algılanmasının mümkün olması nedeniyle başvuruyu kabul etmesi, başvurucunun federal mahkemeye yaptığı adli yardım başvurusunun başvurucunun niyetlendiği temyizin başarı şansı olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi, federal anayasa mahkemesinin başvurucunun şikâyetini gerekçe göstermeden kabul edilemez bularak reddetmesi, başvurucunun İHAS m. 10 ihlali iddiası ile İHAM’a başvurması – Mahkeme, temyiz mahkemesinin gerekçesini yerinde bularak, başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahalenin başkalarının itibarını ve haklarını korumak bakımından demokratik bir toplumda gerekli olduğuna ve dolayısıyla 10. maddenin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Annen v. Almanya (No. 5), Başvuru No: 70693/11, Karar Tarihi: 20.09.2018

Bu başvurunun No. 2 versiyonundaki aynı başvurucunun tartışmaya konu internet sitesinin Çocuklara Zararlı Yayınlar İçin Federal Denetleme Kurulu (“Federal Review Board for Publications Harmful to Minors”) tarafından çocuklara zararlı internet siteleri listesine alınması, akabinde başvurucunun sitenin görünüşünü revize ederek kürtajla ilgili içeriği M.H. adlı ve arkadaşı olarak bahsettiği bir şahsın işlettiği Avusturya uzantılı bir internet sayfasına yüklemesi ve bu sitenin linkini de linkin içeriğini açıklayarak orijinal Almanya uzantılı siteye kalın karakterle koyması, Avusturya uzantılı bu ikinci sitenin esasında sakıncalı addedilen orijinal siteyle aynı içerikte olması, söz konusu içerikte kürtajın Yahudi soykırımıyla karşılaştırılarak aynı kefeye konulduğu ve “ağırlaştırılmış cinayet” olarak nitelendirildiği, ayrıca çeşitli linklerle konuyla ilgili başka internet sayfalarına yönlendirmelerin bulunduğu pek çok ekstrem içeriğe yer verilmesi, hatta başvurucunun No. 2 başvurusuna konu olaydaki temyiz mahkemesinin kararına atıfla doktorları katil olarak nitelemedikleri ancak kürtajın ağırlaştırılmış cinayet olduğunun açık olduğu şeklinde açıklamalara yer vermesi, yine yönlendirilen sayfalardan birindeki link aracılığıyla No. 2 davasında tartışma konusu olan, kürtaj yapan doktorların isim ve adreslerinin yazılı olduğu listeye erişimin sağlanması, bu listede adı geçen ve ailesi Yahudi soykırımı mağduru olan Dr. F’nin söz konusu içeriğin kendisi gibi kürtaj yapan doktorlarla Üçüncü Reich arasında bağlantı kurarak doktorların eylemlerini Üçüncü Reich’in suçlarıyla bir tuttuğu ve kendisini bir katil olarak yaftaladığı gerekçesiyle başvurucu ve M.H. aleyhine men ve kişilik haklarının ihlali nedeniyle tazminat davası açması, bölge mahkemesinin söz konusu talepleri kabul ettiği kararında internet sayfalarının içeriğini ve Dr. F’in itibarı ile kişilik hakları üzerindeki etkisini, bağlamı içerisinde söz konusu söylemlerin ve içeriklerin ağırlığını dikkate alarak değerlendirmesi ve buna uygun olarak M.H. ile başvurucu aleyhine müştereken ve müteselsilen 10.000 EUR tazminata hükmetmesi, ayrıca “ağırlaştırılmış cinayet” ifadesinin kullanılmasını men etmesi, temyiz mahkemesinin bildirici mahiyette bir ön kararla muhtemel bir temyiz başvurusunu düşük başarı şansı nedeniyle reddetme niyetini başvurucuya bildirmesi ve bu konudaki mahkeme görüşüne karşı beyanlarını sunması için başvurucuya imkan tanıması, ancak başvurucunun bu imkanı değerlendirmeyerek doğrudan temyize başvurması, temyiz mahkemesinin ön karardaki gerekçelerine dayanarak temyiz istemini reddetmesi, sonrasında federal anayasa mahkemesinin de başvurucunun şikâyetini gerekçe göstermeden kabul edilemez bularak reddetmesi, başvurucunun İHAS m. 10 ihlali iddiası ile İHAM’a başvurması – Mahkeme, bölge mahkemesinin gerekçesini yerinde bularak, başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahalenin başkalarının itibarını ve haklarını korumak bakımından demokratik bir toplumda gerekli olduğuna ve dolayısıyla 10. maddenin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Toplantı, Gösteri ve Dernek Kurma Özgürlüğü

Mushegh Saghatelyan v. Ermenistan, Başvuru no: 23086/08, Karar Tarihi: 20.09.2018

Şubat 2008’de Ermenistan’da yapılan başkanlık seçimlerinin ön sonuçlarının açıklanmasının ardından muhalefet adayının destekçilerine seçim usulsüzlüklerini protesto etmek adına meydanda toplanma çağrısında bulunmasının üzerine aralarında başvurucunun da bulunduğu binlerce insanın ulusal çapta günlük mitingler düzenlemeleri ve bunlardan birkaç yüzünün şehir meydanında kamp kurmaları, protestoların dokuzuncu gününde sabahın erken saatlerinde 800 polisin çadırların ve protestocuların bulunduğu meydana baskın yapması ve başvurucu da dahil birçok protestocunun tutuklanmasından sonra başvurucunun gözaltına alınıp polis memuruna saldırmak ve yasadışı silah taşımak suçuyla yargılanması ve başvurucunun, gözaltına alınması sırasında ve polis merkezinde bulunduğu süre boyunca kötü muameleye maruz kaldığı, konuyla ilgili etkili bir kovuşturma yürütülmediği, gözaltına alınmasının hukuki sebepleriyle ilgili derhal bilgilendirilmediği ve tutukluluğunun makul şüpheye dayanmadığı, kovuşturma sürecinin sadece polis tanıklığına dayandırıldığı ve böylelikle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, tanık gösterme hakkının ihlal edildiği ve göstericilerin dağıtılması ve buna müteakip kovuşturmanın ve mahkumiyetinin ifade özgürlüğü ve barışçıl toplantı haklarını ihlal ettiğinden hareketle sözleşmenin 3,5,6, 10 ve 11. maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla İHAM’a başvurması- Mahkeme, başvurucunun  polis operasyonu sırasında göstericiler ve polis arasında yaşanan arbede sırasında yaralandığı ve dövüldüğü iddiasını çürütmekte yetersiz kaldığını, “yaralanmalar polisin hukuki ve orantılı güç kullanımı sırasında gerçekleşmiştir” şeklinde yaptığı savunmanın tartışmaya açık olduğunu ve herhangi bir delille desteklenmediğini belirtmiştir. Bunun yanı sıra, mahkeme, olaylardaki sivil ölümlerinde ve yaralanmalarda herhangi bir polisin sorumlu tutulmamasına paralel olarak başvurucunun, kovuşturma sırasında defalarca polisin kötü muamelesine maruz kaldığını ve sağlık kontrolünden geçmek istediğini belirtmesine rağmen yerel birimlerin konuyla ilgili araştırma yapmakta yetersiz kaldığını vurgulamıştır. Ayrıca mahkeme, başvurucunun iddialarıyla ilgili başvurulan tek adli sağlık raporunun istenmesinden 8 gün sonra yerine getirildiğini belirtmiş ve bu durumun delil kaybı ya da doğru olmayan sonuçlara sebep olduğunu belirtmiştir. Son olarak, Savcı veya yerel mahkemenin başvurucunun iddialarının dayanaksız polis ifadelerinin doğru olduğuna karar verirken bunun hukuki sebeplerini açıklamakta yetersiz olduğunu belirtmiş ve Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bunun yanı sıra Mahkeme, başvuranın sabah saat 6.30’da polis merkezine götürülmesi fakat tutuklanma kaydının akşam saat 10.30’da oluşturulması nedeniyle arada geçen süre zarfında başvurucunun durumuyla ilgili bilgi alamamasını incelerken, kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasında sözleşmede de öngörüldüğü üzere tutuklanmanın yasallığı üzerinde durmuştur. Yerel mahkemenin 6.30’da başvurucunun yerel muhakeme kanununa göre polis merkezine “getirildiği” ve tutuklama ile bu statü arasında fark olduğu iddiası mahkemeye göre hukuki kesinlikten ve öngörülebilirlikten uzaktır. Başvurucunun polis merkezine götürülmesi de en nihayetinde “özgürlükten mahrum bırakılması” sonucunu doğurur ve bu eylemin hukuki ve yasa tarafından öngörülmüş olma şartlarını karşılaması gerekmektedir. Başvurucunun tutukluluk durumu polis merkezine getirilmesinden tam 16 saat sonra resmiyet kazanmış ve bu süre zarfında başvurucu avukatı olmadan sorgulanmış, ailesine haber verilmesi söz konusu olmamış, kişisel özgürlüğü ve güvenliğiyle ilgili bilgilendirilmemiştir. Buna ek olarak, başvurucu hakim önüne çıkarılmadan önce 84 saat gözaltında kalmış ve iç hukukun hakim önüne çıkarılmadan gözaltında geçirilebilecek azami süre olarak belirlediği 72 saatlik süreyi aşmıştır. Tüm bu sebeplerle Mahkeme Sözleşme’nin 5. Maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucunun yerel mahkemenin kararını sadece başvurucu aleyhine olan iddialara dayanarak verdiğini iddia etmesi üzerine Mahkeme, kovuşturma sırasında yerel mahkemenin olayın tarafı da olan polis memurlarının ifadelerini doğrulamakta yetersiz kaldığını ve başvurucunun tanık gösterme isteğinin ikna edici olmayan sebeplerle geri çevrildiğini belirtmiş ve Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bunun yanı sıra, başvurucu, protestoların yapıldığı Özgürlük Meydanı’nda kamusal tartışmaların yapıldığı önemli bir alan olduğunu ve başkanlık seçimlerinde hile yapıldığı iddiasıyla yapıla söz konusu protestoların da polisin göstericilerin yasadışı silah taşıdığı iddiasıyla alana gelene kadar barışçıl bir şekilde devam ettiğini belirtmiştir. Mahkeme, protestoların başlamasından polis baskınına kadar olan 9 günlük süreçte hükümetin iddialarına paralel hiçbir şiddet ve taşkınlığın yaşanmadığını belirtmiş ve yerel mahkemenin göstericilerin yakın zamanda kamusal bir karmaşaya neden olacakları ve yanlarındaki silahlarla şiddet içeren eylemler sergileyeceklerine ilişkin iddiaları destekleyecek kanıt sunmakta yetersiz kaldığını vurgulamıştır. Üstelik bu iddianın kaynağı ve doğruluğu kovuşturma sırasında hiçbir şekilde tartışılmamış ve hükümetin polis baskınından sonra protesto alanından elde edildiğini söylediği çok sayıda farklı nitelikteki silaha ilişkin hiçbir delil sunulmamıştır. Buna göre yapılan müdahale her ne kadar “yasa tarafından öngörülmüş” olsa da alınan tedbirin hükümetin iddia ettiği gibi Sözleşme’nin 11. maddesinin 2. fıkrasındaki “suçun önlenmesi” şeklindeki meşru amaca uymadığını çünkü söz konusu tedbirlerin “demokratik toplumda gerekli” olma koşulunu sağlamadığını belirtmiştir. Mahkeme, yerel mahkemenin göstericilerin silahlarla eylem planında olduklarına ilişkin ispat yükünü yerine getirmekte yetersiz kaldığını ve 800 polisin teçhizatlı bir şekilde katıldığı bu polis baskının önceden planlanmış olduğunu bunun basit bir teftiş niteliğinde olmadığını belirtmiştir. Üstelik, gösterinin dağıtılmasının ve başvurucu aleyhine alınan tedbirlerin diğer muhalifler açısından, protesto etmek ve siyasi tartışmalara girmek konusunda caydırıcı etkiye sahip olabileceğini belirten Mahkeme, tüm bu sebeplerle, oybirliği ile Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Ayrımcılık Yasağı

 Can v. Türkiye, Başvuru no. 2437/08, Karar tarihi: 25.09.2018

17 Ekim 1999 yılında girdiği sınavı kazanarak 27 Haziran 2000 yılında güvenlik görevlisi olarak işe başlayacağı TEDAŞ’ta girdiği sınavı kazandığı halde “askerliğini yapmış olmak” şartını taşımadığı yani erkek olmadığı için başvurucunun işe alınmaması – Özel hayatla bağlantılı olarak cinsiyet temelli ayrımcılık yasağının ihlali

Haklara Getirilecek Kısıtlamaların Sınırlanması (18. Madde)

Aliyev v. Azerbaycan, Başvuru no. 68762/14, Karar tarihi: 20.09.2018

Mahkeme, Aliyev v. Azerbaycan davasında tutuklamaya gerekçe oluşturacak, başvurucunun suç işlediğine dair makul şüphenin yetersizliği nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının düzenlendiği 5. maddenin 1. fıkrasının c bendinin; tutukluluğun uygun bir hukuki denetimden geçirilmemesi eksikliği sebebiyle 5. maddenin 4. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucunun evinin ve ofisinin aranması ve İHAM’a yapılan başvuru dosyalarına el konulması özel hayata saygı hakkının ihlali olarak görülmüştür. Mahkeme ayrıca başvurucuya yapılan müdahalelerin Sözleşme’de tanınan meşru sebepleri taşımadığını ve başvurucunun insan hakları faaliyetleri sebebiyle susturulmasını ve cezalandırılmasını amaçladığını tespit ederek 18. Maddenin (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanması) özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayata saygı hakkı bağlamında ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bu karar, Mahkeme’nin Sözleşme’nin 18. maddesinin 5. madde dışında bir madde ile bağlantılı olarak ihlal edildiğine (8. madde ile) karar verdiği ilk karardır. [Kararın özet çevirisi için tıktık]

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: