İçeriğe geç

İHAM’ın Ter-Petrosyan v. Ermenistan kararının özet çevirisi: “Seçim usulsüzlüklerini protesto etmek için eyleme katılan muhalefet liderinin zorla eylem alanından çıkartılması, gösteri hakkını ve etkili başvuru yolu hakkını ihlal eder”

by 03/05/2019

İHAM, 24 Nisan 2019 tarihinde Ermenistan’a karşı verdiği kararda 19 Şubat 2008 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine muhalefetin adayı olarak giren başvurucunun, seçimde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla 20 Şubat 2008 tarihinde başlayan ve 1 Mayıs 2008 akşamına kadar devam eden, on kişinin hayatını kaybettiği ve sonunda ülkede OHAL ilan edildiği 1 Mayıs 2008 tarihinde katıldığı eylemden polisler tarafından zorla arabaya bindirilerek eve götürülmesini toplantı ve gösteri özgürlüğüne aykırı buldu. Mahkeme ayrıca, başvurucunun gösteri özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına karşı başvuracağı etkili bir başvuru yolu olmadığı gerekçesiyle etkili başvuru yolu hakkının da ihlal edildiğine karar verdi.

Söz konusu kararın İlkay Nadir tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Ter-Petrosyan v. Ermenistan, Başvuru no: 36469/08, Karar tarihi: 24.04.2019

Olayların Özeti

Başvurucu 1945’te Erivan’da doğmuş olup 1991-1998 yılları arasında Ermenistan’ın başbakanlığını yapmıştır ve 2008’deki başbakanlık seçimleri için de adaylığını koymuştur. 19 Şubat 2008’de gerçekleşen seçimden sonra ilk sonuçlar ilan edilmeye başlandıktan kısa bir süre sonra, başvurucu kendisini destekleyenlerden Özgürlük Meydanı’nda seçim sürecinde yaşanan usulsüzlükleri protesto etmek amacıyla toplanmalarını istemiş ve seçimlerin adil ve özgür bir şekilde gerçekleştirilmediğini vurgulamıştır.

20 Şubat itibarıyla, Başvurucu’nun destekleyicileri tarafından ulusal çapta protestolar başlatılmış ve ana toplanma noktası olan Özgürlük Meydanı ve çevresindeki parkta binlerce insan toplanmış, bazıları gece de kalmak üzere kamp kurmuştur. Başvurucu da gösterilerde muhalefet lideri ve başbakan adayı olarak yer almış ve gösteri süresi boyunca Özgürlük Meydanı’nda günde iki ya da üç kere gösterilere devam edilmesi için destekleyenlerine çağrı yapmak ve devam eden seçim süreci ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmek üzere konuşmalar yapmıştır, bu süre zarfında geceleri de toplanma alanında kalmış, günde sadece birkaç saat meydandan ayrılmıştır.

Başvurucu, 23 Şubat 2008’de Emniyet Müdürü, Silahlı Kuvvetler Komutanı ve Ulusal Güvenlik Amiri ile özel görüşme yapmış ve kimsenin ülkedeki durumları karıştırmasına izin vermeyeceğini belirtmiştir. Bu toplantılardan sonra kendisini destekleyenlere yönelik işkenceler başlamış ve Başvurucu’yu desteklediğini daha önce açıklamış olan birçok siyasi, kamuya mal olmuş kişi ve Başvurucu’nun seçim kampanyasını yürütenler tutuklanmış, farklı hükümler isnat edilerek suçlanmışlardır. Dahası, birçoğu polis merkezlerinde, psikolojik baskı ve kötü muameleye maruz kalmış, sosyal haklardan mahrum bırakılmış ve işinden olmuştur. Başvurucu’nun ve destekleyenlerinin telefon konuşmaları dinlenmiş, parti merkezinin telefon hatları kayda alınmıştır.

24 Şubat 2008’de Merkezi Seçim Komisyonu diğer adayın %52, Başvurucu’nun %21 oranında oy aldığını açıklamıştır.

29 Şubat 2008’de gösteriler tam hızıyla devam ederken, uluslararsı seçim gözlemcileri ülkeden ayrılmışlardır. Başvurucu’nun iddiasına göre iktidar Özgürlük Meydanı’ndaki toplanmanın hukuksuz olarak dağıtılması için heyetin ülkeden ayrılmasını kasten beklemiştir. Aynı gün Başvurucu, seçim sonuçlarının iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.

1 Mart 2008’de sabah saat altı civarında Özgürlük Meydanı’na polis intikal etmiştir. Bu sırada Başvurucu meydanda park halinde olan arabasında uyumaktadır. Kamp halindeki göstericilerin büyük çoğunluğu da bu sırada uyumakta olup, polisin meydan dolayısına geleceği haberini öğrendiklerinde uyanmaya başlamıştır. Korumaları tarafından uyandırılan Başvurucu Meydan’ın merkezine doğru gitmiştir ve bu sırada meydandaki göstericilerin etrafı polis tarafından sarılmıştır. Polisin copları kalkanlarına vurarak göstericileri korku ve paniğe sürüklemesi sonrasında Başvurucu, göstericilere sakin olmaları gerektiğini, polislere herhangi bir temasta bulunmadan onlarla diyalog kurmamaları gerektiğini vurgulamış ve polisler bir şey söylemek istiyorsa dinlemeye hazır olduklarını belirtmiş sabırlı olmalarını ve uzaklıklarını korumaları gerektiğini anons etmiştir. Göstericiler Başvurucu’yu dinlemiş ve polise uzaklıklarını korumuştur. Bu sırada, polis herhangi bir uyarıda bulunmadan doğrudan göstericilere saldırmış ve plastik coplarla göstericileri darp etmiş ve kampı dağıtmıştır. Dakikalar içinde göstericiler Meydan’ın dışına çıkarılmıştır. Bu sırada göstericiler yaş veya cinsiyet fark etmeksizin polis tarafından vahşice dövülmüştür.

Bu sırada, Başvurucu, Ulusal Güvenlik Servisi’nin Devlet Koruma Departmanı Müdürü (aynı zamanda Başbakanlık Koruma Grubu’nun amiri) tarafından Meydan’daki heykellerden birinin yanına getirilmiş ve Devlet Koruma Departmanı tarafından çevrelenen bankta oturması emredilmiş ve sonrasında Özgürlük Meydanı’nı terk etmesi emredilmiştir. Başvurucu, gönüllü olarak Özgürlük Meydanı’nı terk etmeyeceğini bunu istiyorlarsa kendisini tutuklamaları gerektiğini belirtmiştir. Görevliler Başvurucu’yu zorla arabaya bindirmiş ve Erivan’daki evine götürmüştür. Evine götürüldükten sonra, evden ve bahçesinden çıkmasına izin verilmemiş ve Özel Güvenlik Güçleri tarafından eve giden sokak başları kapatılmış ve evi sürekli olarak gözlem altına alınmıştır. Bu sürede, Başvurucu’nun evine Kolluk Güçleri’nin izni olmadan giriş çıkışlar engellenmiş ve Başvurucu’yu ziyaret etmek isteyenlerin evi ve üzeri aranmış, kimlikleri ve geliş sebepleri ile ilgili sorgulama yapılmadan eve giriş çıkışlarına izin verilmemiştir.

Bu sırada Özgürlük Meydanı’nda başlayan toplanma Fransız Konsolosluğu’nun yanına taşınmış ve önceki sabah saatlarinde Özgürlük Meydanı’nda yaşanan olayları protesto etmek üzere binlerce kişi toplanmıştır. Gece saatlerinde kolluk kuvvetleri ve protestocular arasından yaşanan gerginlik sonrası 8’i sivil 10 kişi ölmüş, birçok kişi yaralanmış ve ülkede olağanüstü hal ilan edilmiştir. Hükümet, ohal ilanından 20 gün sonrasına dek herhangi toplanmayı ve kitlesel kamu hareketlerini yasaklamıştır.

Hükümet, öncelikle, 1 Mart’ta Özgürlük Meydanı’na düzenlenen operasyonun sebebinin kolluk kuvvetlerine alanda çok sayıda silah bulundurulduğu ve provakatif eylemler düzenleneceğine dair aldıkları istihbarat olduğunu belirtmiştir. Meydan’a bu istihbaratın doğru olup olmadığını araştırmak üzere ulaştıklarında ise; göstericilerin direnişiyle karşılaştıklarını ve göstericilerin kendilerine tahta ve metal sopalarla, taşlarla saldırdıklarını söylemiştir. İkinci olarak, Meydan’da vuku bulan şiddet içeren eylemler nedeniyle Özel Güvenlik Güçleri’nin olaya müdahale ettiğini ve Başvurucu’nun güvenliğini sağlamak amacıyla kendisini çevrelediklerini belirtmişlerdir. Sonrasında, kendisine alanı terk etmesini ve eve gitmesini teklif etmişler fakat Başvurucu iddiaya göre bunu reddetmiştir, hatta bu sırada bir gazeteci Başvurucu’nun yanına gelip kendisiyle özgürce ropörtaj dahi yapabilmiştir. Başvurucu sonrasında, Özel Güvenlik Güçleri’nin aracına gönüllü olarak binmiş ve eve kadar kendisine eşlik edilmiştir çünkü evinden başka bir yere gitmek istediğini beyan etmemiştir. Sonraki günlerde, tamamen Başvurucu’nun güvenliğini sağlamak ve tansiyonun daha da fazla yükselmesini engellemek için devlet adına evinin yakınlarına kolluk kuvveti konuşlandırılmıştır. Kolluk görevlileri Başvurucu’nun evine giriş çıkışlarda kişilerle ilgili araştırma yapmaları üzerine görevlendirilmiş ve fakat ziyaretçileri engelleme yetkisi kendilerine tanınmamıştır. Başvurucu sadece 1 Mart günü Fransız Konsolosluğu’na gitmek üzere evden ayrılma isteğini belirtmiş ve Özel Güvenlik Güçleri kendisine buraya gitmek konusunda özgür olduğunu ama kolluk görevlilerinin kendisine hukuksuz bir toplanma için eşlik etmelerinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Yine, iddiaya göre Başvurucu devlet koruması olmadan evden ayrılmak istememiştir.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri 1 Mart’ta Ermenistan’da yaşananlarla ilgili endişeli olduğuna güvenlik güçlerinin şiddet içeren eylemlerine derhal son vermeleri gerektiğine ve Başvurucu başbakan adayının derhal ev hapsinden salıverilmesi gerektiğine ilişkin bir deklarasyon yapmıştır.

Aynı gün, Özel Güvenlik Güçleri, Başvurucu’nun özellikle eski Başbakan olarak ülke adına güvenliğini sağlamak üzere operasyon düzenlendiğini ilan etmişlerdir. Ülkede var olan gerginlikler nedeniyle, Başvurucu’nun güvenliğini garanti altına almak ve olası bir tehlikeyi önlemek istendiği belirtilmiştir.

4 Mart 2008’de, Başvurucu’nun temsilcileri Anayasa Mahkemesi’ne Başvurucu’nun de facto ev hapsine alındığı ve kendisinin celselerde bulunması için gerekli tebdirlerin alınmasını istediklerine dair bir istemde bulunmuşlardır. Mahkeme, Başsavcılık’ın iddia edilen konuyla ilgili derhal açıklama yapmasını ve iddialar doğruysa ivedilikle Başvurucu’nun celselerde bulunmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almaları gerektiğini beyan etmiştir. Başsavcılık, Başvurucu’nun özgürlüğünden mahrum bırakılmadığını, seyahat özgürlüğünün kısıtlanmadığını kaldı ki ev hapsi kurumunun yerel hukukta yeri olmadığını beyan etmiştir, bu bağlamda oturuma katılmasını sağlamanın Başsavcılık’ın görevi olmadığını da eklemiştir.

Başvucu’nun ev hapsi 20 Mart 2008’e kadar sadece 5 Mart 2008 günü Anayasa Mahkemesi’ndeki duruşmaya bir saatlik katılımı hariç aralıksız sürmüştür.

Hükümet Anayasa Mahkemesi’ndeki celseye katılımından sonra bizzat Özel Güvenlik Güçleri tarafından eve bırakılmak üzere teklifte bulunulduğu ve Başvurucu’nun o tarihten olağanüstü halin kaldırıldığı taih olan 20 Mart’a kadar evden çıkma konusunda bir isteği olmadığını belirtmiştir. 16 Mart’ta evin yakınlarındaki kolluk kuvveti bölgeden çekilmiştir. Bu sürede eve birçok kimse gelmiş hiçbirinin ziyareti engellenmemiştir.

3 Mart’ta Anayasa Mahkemesi Başvurucu’nun başvurusunu rededetmiştir.

Başvurucu’nun Şikayetleri

Başvurucu, polis operasyonları sırasında Özel Güvenlik Güçleri tarafından önce ablukaya alınması ve daha sonra evine götürülerek orada da de facto ev hapsine tabi tutulması nedeniyle 4 No’lu Protokol’ün 2. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş, Mahkeme söz konusu iddialarla ilgili Sözleşme’nin 5. maddesinin üzerinde durulması gerektiğini belirtmiştir.

Başvurucu, ayrıca, barışçıl toplantı hakkının ihlal edildiği ve göstericilerin Özgürlük Meydanı’nda dağıtılması sırasında polisin orantısız ve usulsüz güç kullanımına maruz kaldığı ve söz konusu olaylarla ilgili etkin başvuru hakkının engellendiği iddiasıyla Sözleşme’nin 11 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Son olarak, Başvurucu, başvuruya konu olan ev hapsi ve barışçıl toplantı hakkının engellenmesinin politik sebepler ve ayrımcılık olduğunu iddia ederek 12 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş, Mahkeme bu şikayetle ilgili Sözleşme’nin 14. maddesi üzerinde durulması gerektiğini belirtmiştir.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

Mahkeme, tarafların 1 Mart 2008 sabahı gerçekleşen operasyon sırasında özgürlüğü ve seyahat hakkının engellenip engellenmediğine dair beyanlarında görüş birliğinde olmadıklarını belirtmiştir; Hükümet, Başvurucu’nun eve götürülmesi sırasında herhangi bir güç kullanımı olduğuna, evden birkaç hafta boyunca ayrılmasının ve Anayasa Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılmasının engellendiği iddialarına itiraz etmiştir. Taraflar tanık beyanlarını mahkemeye sunmuştur. Bu bağlamda Mahkeme, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Gözlem Komitesi, İnsan Hakları İzleme Komitesi, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği (aynı zamanda Başvurucu ile 12-15 Mart tarihleri arasında görüşme yapmıştır) raporlarında Başvurucu’nun ev hapsine tabi tutulduğuna dair beyanları dikkate almıştır.  Bu raporlardaki beyanlar, her ne kadar tedirgin edici olsa da, yerel mahkemeler önünde tartışılmamış ve iddialarla ilgili tartışmasız ve açık/kesin delillere ulaşılamamıştır ki bu da Başvurucu’nun Özel Güvenlik Güçleri tarafından abluka altına alındığı ve seyahat özgürlüğünün engellendiğine dair iddialarının mı yoksa Hükümet’in iddia ettiği gibi sadece Başvurucu’nun güvenliğini sağlamak üzere birtakım tedbirler mi alındığının doğruluğu hususunda tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşulamamasına neden olmuştur. Sunulan deliller Mahkeme’nin Başvurucu’nun özgürlük ve seyahat hakkının engellendiğine dair iddialarını doğrulaması için yeterli olmadığından; Mahkeme, 4 No’lu Protokol’ün 2. maddesinin ve Sözleşme’nin 5. maddesinin ihlal edilip edilmediğine ilişkin bir sonuca varabilecek konumda olmadığını belirtmiştir.

Mahkeme, Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal iddiasını incelerken öncelikle, Sözleşme tarafı olan Hükümetler’in sadece pozitif hukuk kuralları ile etkili iç hukuk yolları sunmakla değil uygulamada da iç hukuk yollarının etkili ve yeterli olmasını sağlamakla mükellef olduklarını belirtmiştir. Söz konusu olayda, Başvurucu kendisine Özgürlük Meydanı’na düzenlenen polis operasyonu ve gösterinin dağıtılması ile ilgili etkili başvuru hakkı tanınmadığını iddia ederken; Hükümet, Başvurucu’nun daha önce söz konusu iddialarını yerel mahkemeler önüne taşıyabileceğini ve fakat kendisinin bu yola gitmeyerek iç hukuk yollarını tüketmediğini iddia etmiştir (bu bağlamda ilgili İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 68. maddesine dayanmıştır). Mahkeme, Hükümet’in iç hukuktaki ilgili maddeleri gösterdiğini fakat Yerel İdari Mahkemesi’nin konu ile ilgili hukuki uygulamasını göstermede yeterli delil sunamadığını belirtmiştir. Gösterilen hükümlerden birinde açıkça Başvurucu’nun İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun bir maddesine dayanarak dava açtığı belirtilmiş fakat diğer hükümler konu ile ilgili sessiz kalmıştır. Dahası, Hükümet’in gösterdiği üç hükmün tümü, idari düzenlemelerin ihlali ile ilgili itirazlara ilişkin olup kolluk kuvvetlerinin gösteri sırasındaki müdahalesi eylemlerine (zorla dağıtma ve güç kullanımı gibi) ilişkin değildir dolayısıyla Hükümet iç hukuk maddelerinin somut olayla ilişkilendirilmesinde başarısız olmuştur. Durum, hüküm incelendiğinde; maddenin eldeki gibi durumlara uygulanabilirliğinin de açıkça anlaşılmamasıyla daha da belirginleşmektedir. Özellikle, bu maddenin 3. fıkrası incelendiğinde, müdahelenin kanuna aykırılığının ikrarı “artık yasal gücü olmayan” eylemlerde aranırken Başvurucu’nun somut olayda müdahalenin kanuna aykırılığının tanınmasında meşru bir yararı olduğu göz önüne alındığında maddenin somut olaya uygulanabilirliğinin tartışmalı olduğu görülecektir. Yerel uygulamanın da belirsizliği göz önüne alındığında tüm bu nedenlerle Mahkeme, Başvurucu’nun barışçıl toplantı hakkının ihlaliyle ilgili kendisine etkili başvuru hakkı sunulduğu hususunda Hükümet’in iddialarını kanıtlayamadığını belirtmiş ve Sözleşme’nin 13. maddesi’nin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Ayrıca, Mahkeme, Hükümet’in barışçıl toplantı hakkına yapılan müdahale ile ilgili savunma yapmakta yetersiz olup sadece toplantının barışçıl olmadığını iddia ettiğini belirtmiştir. Dahası, Özgürlük Meydanı’ndaki gösterinin dağıtılmasının göstericilerin barışçıl toplantı hakkına müdahale teşkil ettiğini, Başvurucu’nun da toplantının seçimlerdeki ana muhalefet adayı olarak öncülü olduğu için bu durumun ona da uygulandığını tekrarlamıştır. Mahkeme, müdahalenin, Sözleşme’nin 11. maddesinde yazılı hukuk tarafından öngörülmüş olma, meşru amaç ve demokratik bir toplum bakımından gerekli olma şartlarını sağlayıp sağlamadığını incelerken, somut olayda, polisin herhangi bir uyarıda bulunmadan müdahale ettiğini ve bu sırada aşkın güç kullanımı dolayısıyla orantısız müdahalede bulunulduğunu vurgulayarak, 11. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, Başvurucu’nun ayrımcılığa dayalı olarak ev hapsine tabi tutulduğu iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin 14. maddesinin ihlal edildiği iddiasını reddetmiş fakat barışçıl toplantı hakkına yapılan müdahaleyle bağlantılı olarak 14. maddenin ihlali iddiasını kabul etmiştir.

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: