İçeriğe geç

İHAM’ın Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 3) kararının çevirisi: “Şiddete teşvik etmeyen konuşmalar nedeniyle örgüt propagandası yapma suçundan HAGB ya da erteleme kararı verilse de hapis cezası verilmesi, ifade özgürlüğü ihlalidir.”

by 09/07/2019

İHAM, bugün yayımladığı Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 3) kararıyla Demirtaş’ın 2005 yılında bir televizyon kanalına telefonla bağlanarak yaptığı konuşma nedeniyle örgüt propagandası yapma suçundan (Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi) on ay hapis cezasıyla cezalandırılmasını, sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kararı verilse de, ifade özgürlüğüne aykırı buldu. Mahkeme’ye göre söz konusu açıklama bir bütün olarak incelendiğinde şiddete ya da silahlı direnişe teşvik etmediği ve nefret söylemi içermediği için, propaganda suçundan hapis cezası verilmesi demokratik toplumda gerekli değildir.

Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 3), Başvuru no. 8732/11, Karar tarihi: 09.07.2019. Fransızca yazılan kararı buradan okuyabilirsiniz. 

Başvuru Konusu Olayların Özeti

Başvurucu Selahattin Demirtaş, başvuru tarihinde İnsan Hakları Derneği Diyarbakır şubesi başkanı ve Diyarbakır Demokrasi Platformu sözcüsüdür.

Başvurucu, 5 Temmuz 2005 tarihinde Roj TV’ye telefonla bağlanarak özetle “(…) Bugün yapılan açıklamanın tek amacı, Öcalan’ın durumuna, durumun hassasiyetine ve buna karşı gösterilen sessizliğe dikkat çekmektir. (…) Kürtler’in liderleri olarak kabul ettiği (Öcalan) İmralı’da tek başına tutukludur. (…) Bu bağlamda, üç talebimiz var: Birincisi, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine getirilen yasağın kaldırılması. (…) İkincisi, Öcalan’ın tecrit edilmesine ilişkindir. Biz bütün haklarının tanınmasını ve ağır tecrit koşullarının derhal kaldırılmasını istiyoruz. Üçüncüsü, Hükümet’in Öcalan’ın Kürt sorununun barışçıl çözümünde oynayacağı rolü dikkate almasını talep ediyoruz. (…)” demiştir.

20 Aralık 2005 tarihinde Diyarbakır savcılığı başvurucu hakkında örgüt propagandası yapma suçundan iddianame hazırlamıştır. 28 Eylül 2010 tarihinde Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucuya 10 ay hapis cezası vermiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde, “Öcalan’ı ve örgüt üyelerini savunarak PKK/Kongra-GEL örgütünün propagandasını yapan başvurucunun konuşmasının bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında korunamayacağını” belirtmiştir. 7 Aralık 2010 tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş’ın avukatları tarafından HAGB kararına yapılan itirazı reddetmiştir. 29 Temmuz 2013 tarihinde Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 6352 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi nedeniyle verilen hapis cezasının üç yıl ertelenmesine karar vermiştir.

Başvurucunun İhlal İddiaları

Başvurucu, Sözleşme’nin 9. ve 10. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkeme ise başvuruyu sadece Sözleşme’nin 10. maddesi altında incelemeye karar vermiştir.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

Mahkeme’ye göre, başvurucuya verilen on aylık hapis cezasında önce hükmün beş yıl süreyle açıklanmasının geri bırakılmasına, daha sonra ise üç yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş ve böylece başvurucu bu süreçte hiç tutuklanmamış olsa da başvurucu, benzer açıklamalar yapması halinde cezaevine girme riski altında yaşamak zorunda kalmıştır. Bu nedenle, ifade özgürlüğünün kullanımına yönelik bir müdahale söz konusudur. (bkz. Nedim Şener v. Türkiye, Başvuru no. 38270/11, 08.07.2014, para. 94-96; Ahmet Şık v. Türkiye, Başvuru no. 53413/11, 08.07.2014, para. 83-85; Dilipak v. Türkiye, Başvuru no. 29680/05, 15.09.2015, para. 49-50)

Mahkeme daha sonra bu müdahalenin kanun tarafından öngörülüp öngörülmediğini incelemiştir. Mahkeme, her ne kadar Yavuz ve Yaylalı v. Türkiye kararında TMK’nin 7. maddesinin 2. fıkrasının öngörülebilirliğiyle ilgili şüphelere yer vermişse de, bu başvuruda bu konuyu incelemeye gerek görmemiş ve müdahalenin “milli güvenliğin ya da kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi” meşru amacına dayandığına karar vermiştir.

Müdahalenin (demokratik bir toplumda) gerekliliğine ilişkin ise Mahkeme, siyasi ifadelere ve kamuyu ilgilendiren tartışmalara yönelik sınırlandırmaların dar yorumlanması gerektiği yönündeki içtihadını hatırlatmıştır. Mahkeme’ye göre, şiddete teşvik etmediği sürece, taraf devletler Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan meşru amaçlarla ifade özgürlüğünü sınırlandıramaz.

Söz konusu davada Mahkeme, başvurucu Demirtaş’ın Kürtler tarafından Öcalan’ın Kürtlerin lideri olarak görüldüğünü aktarmasını, bu nedenle Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesi için Öcalan’ın sahip olduğu potansiyel rolle ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi gerektiğiyle ilgili düşünce ve fikirlerini açıklamasını demokratik toplumu ilgilendiren bir konu olarak görmüştür.

Demirtaş’ın açıklamalarını detaylı bir şekilde inceleyen Mahkeme, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, konuşmanın şiddete, silahlı direnişe ya da isyana teşvik etmediğine ya da nefret söylemi içermediğine kanaat getirmiştir.

Bu nedenle Mahkeme, başvurucuya ‘örgüt propagandası yapma’ suçundan dava açılması, demokratik bir toplumda gerekli değildir ve Sözleşme’nin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal etmektedir.

From → Haberler

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: