İçeriğe geç

Kasım 2019 – İHAM Kararları Bülteni

by 16/12/2019

Merhaba,

Kasım 2019 içinde çıkan 3’ü Türkiye’ye karşı 12 İHAM kararının özetlerinin yer aldığı bülten yayında. Bu bülteni Esin Bozovalı, İlkay Nadir, Gözde Engin, Polat Yamaner, Alp Cerrahoğlu ve Serkan Köybaşı ile birlikte hazırladık. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

N.A. v. Finlandiya, Başvuru No: 25244/18, Karar Tarihi: 14.11.2019 

1996 doğumlu ve Finlandiya’da yaşayan başvurucunun Sunni Müslüman Arap olan babasının Irak’ta Saddam döneminde ve rejimin çökmesinden sonrasında bir Amerikan şirketine bağlı olarak askerlik yapması ve Irak’ta 2007 ve 2015 yılları arasında İçişleri Bakanlığına bağlı olarak insan hakları suçları ve yolsuzluk dosyalarına ilişkin ve bazen de istihbarat servisi görevlilerine yönelik tehlikeli soruşturmalar yürütmesi, 2015 yılında başvurucunun babasının Şii bir iş arkadaşı ile kavga etmesi ve bu iş arkadaşının terfi alarak istihbarat servisinde çalışmaya başlaması, 2015 Şubat ayında başvurucunun babasına öldürülme girişiminde bulunulması fakat şikayete rağmen bu olayın soruşturulmaması, kendisini artık Irak’ta güvende hissetmeyen başvurucunun babasının Mart 2015’te istifa etmesi, Mart 2015’te başvurucunun babasının ve annesinin arabadan çıkmasının ardından arabalarında bomba patlaması ve başvurucunun kendisinin Mayıs 2015’te kaçırılma girişimine maruz kalması üzerine ailenin Eylül 2015’ta sığınma amacıyla Finlandiya’ya ulaşarak uluslararası korumaya başvurması, göç idaresinin başvurucunun babasının ileri sürdüğü durumlar ile birlikte Irak’ta Şii ve Sünni gruplar arasında yaşanan çatışmaları ve Amerikan şirketler için çalışan Iraklılara yönelik gerçekleştirilen saldırıları da tespit etmesine rağmen güncel olarak Sünni Arapların Irak’ta risk altında olmadığı gerekçesi ile 2016 Aralık’ta başvurucunun babasının sığınma başvurusunu reddetmesi ve buna yönelik yapılan itirazın idare mahkemesi tarafından başvurucunun babasının uğradığı saldırıların iş arkadaşı ya da İçişleri Bakanlığı ile ilgisi olmadığını ve Irak’ın genel o dönemki genel güvenlik durumu ile ilgili olduğunu ve artık Sünni olması sebebiyle Irak’ta bir risk altında olmadığı gerekçesi ile  2017 Eylül’de reddedilmesi ve başvurucunun babasının üst mahkemeye yaptığı başvurunun da 2017 Kasım’da reddedilmesi üzerine başvurucunun babasının 2017 Kasım’da gönüllü geri dönüş desteği alarak Irak’a dönmesi, başvurucunun ailesinin önceden saklanma yeri olarak kullandığı halasının evine 2017 Aralık’ta saldırı gerçekleştirilmesi, başvurucunun babasının kimliği belirlenemeyen bir silahlı kişi tarafından Bağdat’ta sokakta üç kez vurularak öldürülmesi, başvurucunun babasının Irak’a gönderilmesinin gönüllü olmadığı ve eğer zorla gönderilirse Irak otoritelerinin daha fazla dikkatini çekeceğinden ve kendisine iki senelik Schengen vize yasağı koyulacağından gönüllü dönmeyi seçmesi ile gerçekleştiğinden babası açısından yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği gerekçesi ile 2. ve 3. madde ihlalinden ve kendisi için de babasının öldürülmesine dair çektiği acının ciddi bir seviyeye ulaştığı sebebiyle 3. madde ihlalinden İHAM’a başvurması – 2. ve 3. maddenin ihlali, Mahkeme Finlandiya yetkililerinin başvurucunun babasının Irak’ta içinde bulunduğu riski sığınma görüşmelerinde ve mahkeme değerlendirmesinde tespit etmesine rağmen bu durumu Irak’taki genel güvenlik durumu ile ilişkilendirmesinin ve babasına yönelik gerçek zulüm riskinin 2. ve 3. maddenin gerektirdiği ölçüde araştırılmamasının (babası gönüllü geri dönüş yapmış olmasına rağmen) ilgili maddeleri ihlal ettiğine karar vermiş, başvurucunun kendisinin dolaylı mağdur olduğu yönündeki şikayetini ise başvurucunun babasının durumu hakkında 15 gün boyunca haber alamamasının ve babasının öldürülmesine dair çektiği acının olayın direkt tanığı da olmaması gerekçeleri ile insanlık dışı muamele oluşturacak düzeyde olmadığından ve açıkça dayanaktan yoksun olduğundan (iç hukuk yolu tüketmesine ilişkin değerlendirme yapmaya gerek görmeden) kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

İşkence, insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

A.A v. İsviçre, Başvuru no. 32218/17, Karar tarihi: 05.11.2018

Başvurucu A.A’nın Mart 2014’te İsviçre’ye gelen, Ticino Kantonu’nda yaşayan ve 1996 doğumlu olduğunu iddia eden bir Afgan vatandaşı olması, başvurucunun İslam dininden Hristiyanlık dinine geçtiği için Afganistan’da can güvenliği tehlikesi bulunduğunu belirterek iltica başvurusunda bulunmuş olması, Devlet Göç Sekreteryası’nın iltica gerekçelerini güvenilir bulmayarak başvuruyu reddetmiş olması, Federal İdare Mahkemesi’nin başvurucunun din değiştirme iddiasının gerçek olduğunu tespit etmesi fakat aynı zamanda Devlet Göç Sekreteryası’nın iltica gerekçelerinin güvenilirliği hakkındaki kararını da onaylamış olması, Federal Mahkeme’nin başvurucunun yaşadığı değişim ile ilgili Afganistan’da ciddi bir zarara maruz kalmayacağı kanaatinde olması ve başvurucunun iade edilmesine karar vermesi, Federal Mahkeme’nin ayrıca başvurucunun menşe bölgesine (Ghazni) iade edilememesinin ve yakınlarının yaşadığı Kabil’e dönmesinin bir iç korumayı da sağlayacağını belirtmesi, Federal Mahkeme’ye göre başvurucunun Kabil’deki akrabaları İsviçre’de gerçekleşen din değiştirmeyi bilemeyeceğinden bu durumun belirleyici bir faktör olmaması, Mayıs 2017’de Mahkeme İç Tüzüğü’nün 39/4. Maddesi uyarınca atanan nöbetçi yargıcın İç Tüzüğün 39. Maddesi uyarınca Mahkeme önündeki süreç sonuçlanıncaya kadar İsviçre Hükümeti’nin A.A.’yı Afganistan’a iade etmemesine hükmetmesi-

Mahkeme, Afganistan’daki durumla ilgili birçok uluslararası belgeye dayanarak, sonradan Hristiyan olmuş ya da din değiştirdiğinden şüphelenilen Afgan vatandaşlarının farklı gruplar tarafından zulme uğrama riski altında olduğunu belirtmiştir.  Mahkeme’ye göre bu durum devlet zulmüne dönüşebilir ve hatta kişi ölüm cezası ile karşı karşıya kalabilir. Mahkeme’ye göre, davayı inceleyen tek yargı organı sıfatına haiz Federal İdare Mahkemesi, başvurucunun İsviçre’de vaftizinden sonra Hristiyan inancını uygulayıp uygulamadığını ya da eğer iade edilirse Afganistan’da bu inancı devam ettirip ettiremeyeceğini değerlendirmemiştir. Federal Mahkeme yalnızca Kabil’deki akrabaların bu durumu bilmediğini ve dolayısıyla başvurucunun bir iç korumaya sahip olduğunu varsaymıştır. Mahkeme’ye göre ise bu durumda başvurucu iade edildiğinde sosyal davranışlarını kesinlikle değiştirmek zorunda kalacak ve bütün hayatını bir aldatma şeklinde geçirecektir. Son olarak Mahkeme, başvurucunun Afganistan’da hala ayrımcılığa maruz kalmaya devam eden Hazara topluluğunun mensubu olduğunu belirtmiş ve her ne kadar başvurucu iltica başvurusunda etnik kökene özel olarak dayanmamış olsa da, bu hususu tamamen görmezden gelemeyeceğini belirtmiştir. Sonuç olarak Mahkeme, Federal Mahkeme’nin yeterince ciddi bir inceleme yapmadığına ve eğer başvurucu Afganistan’a iade edilirse bu durumun Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye tabi tutulmama hakkının ihlali anlamına geleceğine karar vermiştir. 

A v. Rusya, Başvuru no. 37735/09, Karar tarihi: 12.11.2019

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 12 Kasım 2019 tarihli A. v. Rusya davasında o sırasında 9 yaşında olan başvurucunun olay yerinde olduğu gözetilmeksizin babasına karşı gerçekleştirilen ve şiddet içeren yakalamanın başvurucunun psikolojisini bozması ve buna yönelik kapsamlı bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3. maddesinin (İnsanlık Dışı ve Aşağılayıcı Muamele Yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

M.M.B. v. Slovakya, Başvuru No: 6318/17, Karar Tarihi: 26.11.2019

2008 doğumlu başvurucunun babası tarafından cinsel istismara uğradığından şüphe eden başvurucunun annesinin 2012 yılında özel bir merkeze başvurması ve bu merkezde çalışan psikoloğun başvurucunun yaşına göre farklı cinsel davranışlarda bulunması ve babasının portresini yapmayı reddetmesi gibi durumların cinsel istismardan kaynaklandığını tespit etmesi, bunun üzerine annenin başvurucunun babası tarafından cinsel istismara uğradığı hakkında şikayette bulunması ve mahkeme kararı ile babanın evden uzaklaştırılması, bu olaya ilişkin 2012 ve 2014 yıllarında iki ayrı soruşturma kapsamında yedi ayrı uzman raporu alınması, bu raporların bazılarında cinsel istismarın tespit edilmeyerek başvurucunun güçlü bir hayal gücü olduğu kanısına varılması, savcılık tarafından istenen ve 2014 yılında uzman bir merkezden alınan raporu da içeren diğer raporlarda ise başvurucunun bu hikayeleri yaşamadan hayal etmesinin mümkün olmadığının tespit edilmesi ve ayrıca raporlarda anne ve babaya ilişkin değerlendirmelerde de çatışma bulunması, soruşturma makamının bir araştırma merkezinden talep ettiği yedinci uzman raporunda başvurucunun cinsel istismara maruz kalması ihtimalinin yüksek olduğunun, başvurucunun dışavurumlarındaki tutarsızlığın devam eden süreçten kaynaklanabileceğini ve başvurucunun çizimlerinin de cinsel istismara uğradığını yansıttığını vurgulamasına rağmen soruşturma makamının 2015 yılında yedinci raporun tespitlerinin cinsel istismarı kanıtlamak için yeterli olmadığı gerekçesi ile ve diğer raporlarda belirtildiği üzere başvurucunun gerçek ile hayali birbirine karıştırdığı, boşanma sürecindeki annenin başvurucuyu manipüle etmiş olabileceği ve babanın cinsel sapkınlığa ya da agresifliğe dair herhangi bir bulgu taşımaması sebeplerine dayanarak baba aleyhine yürütülen soruşturmaya devam etmeme kararı alması üzerine başvurucu yetkili makamların cinsel istismarın yaşandığına dair uzman raporlarına rağmen etkili bir soruşturma yürütememesinden ve özellikle yürütülen soruşturmayı sonlandırmasından dolayı özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile İHAM’a başvurması – 8. maddenin ihlali, Mahkeme özel hayat, insan onuru ve psikolojik bütünlük hakkına saygı için özellikle bir çocuğun istismar ve şiddet mağduru olduğu durumlarda devlet yetkililerinin çocuk haklarını ve çocuğun üstün yararını gözeterek 3. ve 8. madde kapsamında etkin ceza hukuku yollarını da kullanarak daha büyük özen göstermesi gerektiğini vurgulamış, dava konusu olayda başvurucu çocuğun cinsel istismara uğradığının birçok uzman  raporunda tespit edilmesine, Slovakya ceza hukukunda suç sayılmasına, çocuğun hassasiyeti, onuru ve hakları gözetilerek etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi konusunda devletin sorumlu olmasına, iki soruşturma kapsamında farklı uzmanlar tarafından verilen raporlarda ve uzman bir merkezden alınan raporda çocuğun istismara uğradığı kanısına varılmasına rağmen soruşturmaların sonlandırılması, babanın yeterince soruşturulmaması, soruşturmanın sonlandırma kararının yeterince gerekçe ya da bilgi içermemesi sebepleriyle ceza hukuku araçlarının söz konusu olayda kullanımının devletin 8. maddeye ilişkin usuli yükümlülüklerini yerine getirmeye yetmediğinden özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir – Karşı oy: Yargıç Lemmens Mahkeme’nin çoğunluğunun az sayıdaki rapora dayanarak böyle bir karar vermesinin yerinde olmadığına ve Mahkemenin işinin babaya karşı yöneltilen suçların gerçekçi olup olmadığını araştırmak olmadığına ayrıca şikayet yapıldığı zaman anne ve babanın çekişmeli bir boşanma sürecinde olduğuna ve çocuğun yalnızca 4 yaşında olduğuna dikkat çekerek, çocuğun geleceği ya da babanın aile hayatına ve kariyerine büyük zarar verilebilecek bu istismar dosyasında çok dikkat ile hareket edilmesi gerektiğini ifade ederek  raporlara ve bu raporların çoğunluğunun cinsel istismarın gerçekleşmediği kanısına varmasına rağmen iki ayrı soruşturmanın yürütülmesinin 8. madde kapsamında yeterli olduğu ve maddenin ihlal edilmediği yönünde karşı oy sunmuştur.

İfade Özgürlüğü

Herbai v. Macaristan, Başvuru no. 11608/15, Karar Tarihi: 05.11.2019

Bir bankanın insan kaynakları departmanında yönetim uzmanı olarak çalışan Başvurucunun 2011 yılında bir başka kişiyle birlikte insan kaynakları yönetimi ile bağlantılı konularda internet üzerinden makalelerin yayımlandığı ve etkinliklerin paylaşıldığı bir bilgi paylaşım sitesi kurması, titr, fotoğraf ve bankanın adını vermemekle birlikte büyük yerel bir bankada çalıştığı bilgilerinin de sitede yer alması, Başvurucunun, internet sitesi üzerinden yayımladığı makalelerle insan kaynakları yönetimi ile ilgili bilgilendirme sağlayarak işyerinin ekonomik/ticari çıkarları ile çatıştığı ve işvereninin gizlilik standartlarının ihlali sebepleriyle iş sözleşmesinin feshedilmesi, Başvurucunun iş akdinin feshedilmesinden sonra yerel mahkemede dava açması ve mahkemenin Başvurucunun davranışlarının bankanın ticari çıkarlarını tehlikeye attığı ve paylaştığı bilgilerin söz konusu bankada çalıştığı sırada edindiği donanımdan kaynaklandığı gerekçeleriyle başvuruyu reddetmesi, ifade özgürlüğü hakkının ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurması ve Anayasa Mahkemesi’nin dava konusu makalelerin ve internet sitesinin içeriklerinin uzmanlık alanı gerektiren özel bir konuda olması nedeniyle kamu yararı kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında koruma altına girmeyeceğini vurgulayarak ret kararı vermesi, bunun üzerine Başvurucunun Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle İHAM’a başvurması- Mahkeme, öncelikle ifade özgürlüğü kapsamına belirli tipteki bilgi ve fikirlerin girmediğini ve işyerine ilişkin ifade özgürlüğünün sadece kamuyu ilgilendiren konuları kapsamına almadığını uzmanlık gerektiren konuları da kapsadığını vurgulayarak Anayasa Mahkemesi ile ifade özgürlüğü değerlendirmesinin yapılabilmesi için “kamusal bağlantı” olması gerektiği konusunda aynı fikirde olmadığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra, Yerel Mahkeme’nin Başvurucunun saf kişisel çıkar veya hırs gözeterek bu paylaşımları yaptığına dair bir bulguya ulaşamadığını ve bir uzmanlık alanına ait olan bu makalelerin bilgi paylaşımı amacıyla yapılıp yapılmadığına dair bir araştırma yapılmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Üçüncü olarak, Mahkeme, Başvurucunun internet sitesinde yayımladığı makalelerin söz konusu bankaya verme zarar verme ihtimalinin bulunduğu iddiasına yoğunlaşıldığını bu noktada paylaşılan bilgilerin Başvurucunun bankada çalıştığı sırada edindiği bilgiler olduğunun ileri sürüldüğü ve fakat paylaşımların herhangi bir şekilde bankayı kötü yönde nasıl etkilediğinin tartışılmadığını vurgulamıştır. Bunun yanı sıra, Başvurucunun internet sitesinde yayımladığı makalelerle ilgili işten çıkarılması sonucunun ciddi bir müeyyide olduğu ve alınabilecek daha hafif önlemler göz önünde bulundurulmadan bu yola gidildiğini belirtmiştir. Son olarak, Mahkeme, Başvurucunun işten çıkarılmasına yönelik müeyyidenin ifade özgürlüğü değerlendirilmeden banka ve Başvurucu arasındaki iş uyuşmazlığı kapsamında gözetildiğine ve yerel mahkemelerin iki tarafın haklarının adil bir biçimde dengede tutulması doğrultusunda yetersiz kaldığına karar vermiştir. Tüm bu sebeplerle, Mahkeme, Sözleşme’nin 10. Maddesinin ihlal edildiğine ve Başvurucuya 10,000 Euro manevi hasar tazminatı ve 4,800 Euro masraf ve gider ücreti ödenmesine karar vermiştir.

Necdet Atalay v. Türkiye, Başvuru no. 76224/12, Karar tarihi: 19.11.2019

28 Mart 2006 tarihinde Diyarbakır’da polisle çatışan dört PKK üyesinin “çok yaşa önder Apo”, “dişe diş kana kan intikam”, “şehitler ölümsüzdür” sloganlarının atıldığı cenazesine katıldığı için başvurucu hakkında örgüt propagandası yapma suçundan 10 ay hapis cezası verilmesi – İfade özgürlüğünün ihlali

Yurtdaş ve Söylemez v. Türkiye, Başvuru no. 9662/10, Karar tarihi: 19.11.2019

Demokratik Toplum Partisi Tunceli il örgütünün 16 Eylül 2008 tarihinde yaptığı basın açıklamasına katılan yüze yakın kişi arasında bulunan başvurucuların “biji serok Apo” sloganı attıkları iddiasıyla haklarında suçu ve suçluyu övme suçundan iddianame düzenlenmesi ve Yurtdaş’a 500 TL para cezasına çevrilen 25 gün hapis cezası, Söylemez’e ise 600 TL para cezasına çevrilen 30 gün hapis cezası verilmesi, daha sonra çıkan yasayla bu cezaların ertelenmesi – İfade özgürlüğü ihlali

Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü

Obote v. Rusya, Başvuru no. 58954/09, Karar tarihi: 19.11.2019

Rusya Hükümet ofisinin önünde ağızlarını bantla kapatıp ellerine boş beyaz bir kağıt alarak bir anda eylem yapmaya başlayan altı kişiden polisin dağılmalarını istemesi üzerine başvurucunun bunun nedenini sorduğu için karakola götürülmesi ve önceden haber vermeden eylem yaptığı için yaklaşık 22 Euro idari para cezası ödemek zorunda kalması – 11. maddenin ihlali

Razvozzhayev v. Rusya ve Ukrayna ve Udaltsov v. Rusya, Başvuru no. 75734/12, Karar tarihi: 19.11.2019

Razvozzhayev v. Rusya ve Ukrayna ve Udaltsov v. Rusya (başvuru no. 75734/12 ve iki diğerleri) davası, İHAM’ın önceki tarihli birçok kararında da esaslı bir olay ele aldığı Mayıs 2012 tarihli muhalif protestolar ve protestoların neticesinde Moskova şehir meydanında ortaya çıkan karışıklıklara ilişkin olarak, iki kişinin olaylardaki payları sebebiyle “kitlesel kargaşa” organize etme suçundan mahkûmiyet hükmü almaları ile ilgilidir. Kararın özet çevirisine buradan ulaşabilirsiniz. 

Haklara Getirilecek Sınırlandırmaların Sınırlandırılması

Natig Jafarov v. Azerbaycan, Başvuru no. 64581/16, Karar tarihi: 07.11.2019

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) 7 Kasım 2019 tarihli Natig Jafarov v. Azerbaycan kararı, Bay Jafarov’un anayasa değişikliği referandumu sırasında inandırıcı deliller bulunmadan gözaltına alınması, tutuklanması ve mahkemede metal bir kafese kapatılması ile ilgilidir. Başvurucunun davası, Mahkemenin daha önce incelemiş olduğu Azerbaycan’daki diğer muhalefet ve sivil toplum aktivistlerinin davalarına benzer özelliktedir. Mahkeme özel olarak, başvurucuya karşı ceza davası açılması için herhangi bir temel bulunmadığını ve başvurucunun bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebepler bulunmaksızın gözaltına alındığını ve tutuklandığını tespit etmiş ve Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının c bendinin ve 4. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucu gibi muhalefet ve sivil toplum aktivistlerinin faaliyetlerinin bastırılması için bir örgü halinde söz konusu tedbirlerin uygulandığını tespit ettiği geçmiş tarihli içtihadını bir kez daha vurgulamıştır. Bu sebeple başvurucuya karşı uygulanan tedbirlerin de gizli bir amaç taşıdığı tespit edilmiştir. Demokratik tartışma ortamı aracılığıyla önemli bir kamusal fonksiyonu canlandırmaya özgülenmiş muhalif bir siyasetçi olarak başvurucunun tutuklanmasının başvurucu üzerinde yıldırıcı bir baskı kurulduğunu, bu itibarla, söz konusu tedbirler yalnızca başvurucuyu ya da ortak muhalif aktivistleri ya da destekçileri değil; bireysel özgürlüklerin yalnızca kamu yararı için kısıtlanabileceği bir toplum örgütlenmesi olan demokrasinin çekirdeğini etkilemiş durumdadır. Bu suretle, yukarıda belirtilen unsurlar bir bütün olarak alındığında, haksız nitelikteki tedbirlerin arkasında yatan gerçek gizli amacın başvurucunun aktif politik faaliyetlerinden ötürü cezalandırılması ve referandum kampanyasına muhalefetin bir temsilcisi olarak katılmasının önlenmesi olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle Sözleşme’nin 18. maddesi, 5. maddeyle bağlantılı olarak ihlal edilmektedir. Mahkeme ayrıca, başvurucunun duruşmalar sırasında metal kafes içinde tutulmasını Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bulmuştur. 

Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz. 

Mülkiyet Hakkı

S.A. Bio d’Ardennes v. Belçika, Başvuru no. 44457/11, Karar tarihi: 12.11.2019

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 12 Kasım 2019 tarihinde Belçika’ya karşı verdiği kararda malta humması hastalığına yakalanan 253 hayvanın öldürülmesine karşı başvurucu şirkete tazminat ödenmemesi nedeniyle yapılan başvuruda başvurucu şirketin hayvanların sağlığına ilişkin yasal düzenlemelere aykırı davranması ve yerel makamların kamu sağlığı söz konusu olduğunda devletlerin daha geniş takdir yetkisine sahip olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Kararın özet çevirisine buradan ulaşabilirsiniz. 

 Gkoutas ve Gkounta v. Türkiye, Başvuru no. 8934/13, Karar tarihi: 19.11.2019

3 Haziran 1989 tarihinde Cihangir’de bir apartman sahibi olan dedesini kaybeden başvurucunun söz konusu taşınmazı üstüne almak için açtığı davanın taşınılmaz malın mülkiyetinin kazanması konusunda Yunanistan ve Türkiye arasında mütekabiliyet olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi – Mülkiyet hakkı ihlali

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: