İçeriğe geç

FORUM – Av. Polat Yamaner – Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı: Spor Tahkim Yargılamalarında Yapısal Adil Yargılanma Kriterlerine İlişkin Karşılaştırmalı Notlar

by 24/02/2020

Av. Polat Yamaner

İstanbul Barosu

 

28 Ocak 2020 tarihinde, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (“İHAM” ya da “Mahkeme”) dört futbolcu ve bir hakemin Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Tahkim Kurulu önündeki yargılama süreçlerine ilişkin şikâyetlerini içeren Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye başvurusunu karara bağlamıştır. İHAM, Tahkim Kurulu’nun yapısal eksiklikleri sebebiyle bağımsız ve tarafsız olmadığına ve bu sebeple İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (“İHAS” ya da “Sözleşme”) 6. Maddesinin ilk fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş ve TFF uyuşmazlık çözüm sisteminin kurumsal anlamda yeniden yapılandırılması yönünde çağrıda bulunmuştur.

Söz konusu karar Türkiye’de bulunan futbol uyuşmazlık çözüm mekanizmasıyla ilgili olmakla birlikte, aynı zamanda geniş anlamıyla spor tahkim yargılamalarının yapısı ve yönetimine ilişkin önemli tespitler içermektedir. Bu anlamda kararın Türkiye ile ilgili tespitlerin ötesine geçerek, spor hukukunda adil yargılanma hakkı rejiminin ne şekilde oluşturulup yönetileceğine ilişkin sistemik bir önemi bulunduğu söylenmelidir. Bu rejim kapsamında, kararın diğer Avrupa Konseyi üye Devletleri üzerinde etki doğuracağını öngörmek güç değildir; nitekim Birleşik Krallık temelli Manchester City Futbol Kulübü’nün, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (“UEFA”) ile yaşadığı uyuşmazlığı Spor Tahkim Mahkemesi’ne (“CAS”) götürürken bu karardan faydalanabileceği şimdiden tartışılmaya başlanmıştır.

CAS tarafından verilen kararları temyiz merci sıfatıyla görmeye yetkili İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi (“SFT”), spor federasyonları tahkim kurullarının yargı yetkisi bulunan “gerçek mahkemeler” olarak addedilemeyeceğini, çıkan kararların ancak federasyonun irade beyanı olarak görülmesi gerektiğini hâlihazırda belirtmiş durumdadır. Ancak Ali Rıza ve Diğerleri kararıyla birlikte İHAM, tahkim yoluna başvurmanın zorunluluğu ve çıkan tahkim kararının denetlenebileceği bir yargı merciine başvuru imkânının bulunmaması sebebiyle, spor federasyonları tahkim kurullarının “bağımsızlığına” ilişkin bir bütün olarak daha yüksek standartlar öngörmüş durumdadır.

Söz konusu kararın esastan incelendiği başvurucuların davaları; profesyonel futbolcu Ömer Kerim Ali Rıza’nın sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığı ve hakem Serkan Akal’ın hakemlik statüsüne ilişkin düzenleyici işleme karşı yaptığı itiraz ile ilgilidir. Özel olarak belirtmek gerekir ki, CAS tarafından görülen yargılamalar sırasında adil yargılanma standartlarının sağlanmadığı yönünde yapılan şikâyetler üzerine 2 Ekim 2018 tarihinde karara bağlanan Mutu ve Pechstein v. İsviçre kararı ile Ali Rıza ve Diğerleri kararı arasında konu bakımından yakın bir ilişki bulunmaktadır.

Bu çalışma kapsamında Ali Rıza ve Diğerleri kararına konu olaylar ve sair dava süreçleri özetlenecek ve Mutu ve Pechstein kararı ile benzerlik ve farklılıklar ışığında kararda geçen belirli tespitlere yer verilecektir. Böylece çalışmanın sonunda, spor tahkim kurulu kararları kesin olduğu ve yargı denetimi imkânının bulunmadığı durumlarda uygulanacak temel ilkelerin bir listesinin çıkartılması ve standartların sınırlarının belirlenmesi hedeflenmektedir.

  • Olayların özeti ve İHAM kararı öncesi yürütülen yargılamalar

TFF Tahkim Kurulu, davadaki her başvurucunun aleyhine karar vermiş durumdadır: eski profesyonel futbol oyuncusu ve Birleşik Krallık-Türkiye çifte vatandaşlığı bulunan Ömer Kerim Ali Rıza, eski futbol kulübü ile akdettiği sözleşmenin ihlalinden sorumlu tutulmuştur; Serkan Akal’ın üst klasman yardımcı hakem listesinden çıkartılması ve böylece bölgesel yardımcı hakem olması üzerine yapmış olduğu itiraz reddedilmiştir ve amatör futbolcu olan kalan üç başvurucunun “müsabaka sonucunu etkileme” disiplin suçunu işlediğine karar verilmiştir.

Bu kararlar üzerine İHAM’a başvuruda bulunan her başvurucunun ortak şikâyeti TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığı yönündedir. Yalnızca Ömer Kerim Ali Rıza, İHAM’dan önce CAS’a ve ardından SFT’ye başvuruda bulunmuştur ve SFT kararı üzerine İHAM’a götürdüğü ayrı bir davası bulunmaktadır. Ömer Kerim Ali Rıza’nın bu konudaki diğer davaları kısaca özetlenecek ardından İHAM kararında geçen tespitler ele alınacaktır.

Ömer Kerem Ali Rıza Hakkında Verilen TFF Tahkim Kurulu, CAS ve SFT Kararları

Ömer Kerim Ali Rıza ile kendisinin eski futbol kulübü Trabzonspor Kulübü Derneği arasında sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlığın doğması üzerine kulüp, Ali Rıza’nın sözleşmeyi feshinin haksız olduğundan bahisle uyuşmazlığı TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na götürmüştür. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, başvurucunun sözleşmesini fesihte haksızlığına karar vermiş ve başvurucuyu para cezasına çarptırmıştır. Bu karar Tahkim Kurulu tarafından onanmıştır.

Ali Rıza bu kararı CAS önüne götürmüş, ancak yapmış olduğu başvuru CAS’ın yargı yetkisinin bulunmaması sebebiyle reddedilmiştir.[1] CAS vermiş olduğu bu karar ile yargı yetkisine ilişkin ilginç tespitlerde bulunmuş ve futbol davalarının “uluslararası boyutunu” tartışmaya açmıştır. CAS, 2008 tarihli FIFA Statüsü Madde 63/1 uyarınca, yerel federasyonların uluslararası ve usulünce kurulmuş bir tahkim organına yargı yetkisi tanıması gerekliliğinin, tek başına CAS için bir tahkim klozu olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.[2] Ek olarak CAS, yerel spor tahkim kurullarının bağımsızlığına ilişkin yapılan bir şikâyetin otomatik olarak CAS’ın yargı yetkisini doğuracağı anlamına gelmediğini ifade etmiştir.[3]

CAS, TFF Statüsü’nün yalnızca belirli şartlar altında CAS’a başvuruda bulunabilmeyi düzenlediğini ve uyuşmazlığın “uluslararası boyutta” olmasının söz konusu şartlardan biri olduğunu tespit ederek, Ali Rıza’nın çifte vatandaş olması sebebiyle yargı yetkisi şartının oluşmadığına karar vermiştir. CAS kararına karşı SFT’ye yapılan başvuru aynı sebeplere dayanılarak reddedilmiştir.[4]

İHAM Önündeki Ali Rıza v. İsviçre Davası

SFT’ye yapılan temyiz başvurusunun reddi üzerine Ali Rıza İHAM’a başvuruda bulunmuştur (başvuru no. 74989/11) ve İsviçre’ye komünike edilen bu dosya Mahkeme önünde derdesttir. Başvurucu bu başvurusunda Madde 6/1 temelinde, CAS ve SFT’nin yargı yetkisi yönünden davaları reddetmesi olgularının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına dayanmaktadır.[5] Başvurucu ayrıca CAS ve SFT önünde açık yargılanma hakkının ihlal edildiğini ve SFT önündeki yargılama esnasında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının (silahların eşitliği) ihlal edildiğini iddia etmiş, nitekim davanın diğer taraflarına cevap süresi olarak, dava açma süresinin beş misli zaman tanındığını belirtmiştir.[6]

  • İHAM Kararında Geçen Önemli Tespitler

Amatör Futbol Oyuncularının Davaları Konu Bakımından Madde 6/1 Kapsamında Değildir.

Üç amatör futbol oyuncusunun TFF tarafından görülen davaları şike isnatlarına dayanmaktadır. Gerek Amatör Futbol Disiplin Kurulu, gerek TFF Tahkim Kurulu başvurucuların “müsabaka sonucunu etkileme” disiplin suçunu işlediğine kanaat getirmiş ve başvuruculara bir yıl süreyle müsabakadan men cezası vermiştir.

Sözleşme’nin 6. Maddesinin bir başvuruda değerlendirilebilmesi için, öncelikle başvuruda şikâyet konusu yapılan olguların “suç isnadı” ya da “medeni hak ve yükümlülük” olarak addedilerek konu bakımından yetkinin (ratione materiae) sağlanması gerektiği Mahkeme’nin yerleşik içtihadı ile sabittir. Bu itibarla Mahkeme, bu üç başvurucu özelinde Madde 6/1’in otomatik olarak uygulanmayacağını tekrarlamıştır. Amatör futbol oyuncularına uygulanan disiplin yaptırımı, Mahkeme’nin bu konuda uyguladığı yerleşik içtihadı uyarınca belirlenen “Engels kriterleri” uyarınca suç isnadı olarak görülmemiş, ancak müsabaka sonucunu etkileme eyleminin fair play kurallarıyla bağdaşmayacağı ve sportmenlik dışı bir eylem olduğu belirtilmiştir.[7]

Medeni hak ve yükümlülükler cephesinden bakıldığında ise, her ne kadar disiplin yargılamasının mesleki faaliyetleri yürütme bakımından etki doğurması itibariyle medeni hak ve yükümlülük kapsamında değerlendirilecek bir yargılama süreci olmasıyla birlikte, Mahkeme amatör futbol oyunculuğunun ücret karşılığı yapılmadığını tespit etmiştir.[8] Amatör futbol oyuncusu başvurucular, masraflarının yanı sıra pratikte belirli bir ücret edindiklerine ilişkin yeterli delil sunamadıkları için başvuruları Madde 6/1 kapsamında görülmemiştir.[9] Aynı delil yetersizliği başvurucuların mülkiyet hakkı ihlali iddiası ve etkili başvuru hakkı ihlali iddiasının da reddedilmesine sebep olmuştur.

Bağımsızlık ve Tarafsızlık Kriterlerine İlişkin Ali Rıza ve Diğerleri ile Mutu ve Pechstein Kararlarının Karşılaştırılması

Mahkeme esas bakımından incelemeye geçtiği başvurucular bakımından, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasını kapsamlı şekilde ele almıştır. Söz konusu bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği iddiası TFF’nin yapısal eksikliklerine dayandığından, Mahkeme başvuruya konu edilen Tahkim Kurulu’nun oluşumu ve yapısına ilişkin mevzuat üzerinden tespitlerde bulunmuş ve Madde 6/1’in bu bakımdan yapısal ölçekte ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.

Yapılan inceleme bakımından Ali Rıza ve Diğerleri ile Mutu ve Pechstein kararlarının her ikisinin de, sırasıyla TFF Tahkim Kurumu ve CAS ile ilgili olmak üzere, Madde 6/1 kapsamında spor tahkim kurumlarının yapısal bağımsızlık ve tarafsızlık gerekliliklerini yerine getirip getirmediğine ilişkin olduğu önemle vurgulanmalıdır. Bu sebeple Mahkeme’nin Ali Rıza ve Diğerleri kararında geçen tespitleri Mutu ve Pechstein kararı ile karşılaştırmalı olarak kısaca değerlendirilecektir.

  1. Tahkimin “zorunlu” yapısı

Mahkeme, Mutu ve Pechstein kararında olduğu gibi zorunlu tahkim ve ihtiyari tahkim arasında bir fark bulunduğunu belirtmiştir.[10] Zorunlu tahkim yolunun öngörülmesi durumunda Madde 6/1 güvencelerinin tamamının sağlanması gerekmektedir.[11]

Pechstein davasından farklı olarak, Ali Rıza ve Diğerleri kararında Hükümet Tahkim Kurulu’nun zorunlu olduğunu itiraz konusu etmemiştir.[12] Nitekim spor uyuşmazlıklarının yalnızca spor tahkim kurullarında çözülebileceğine ilişkin münhasır ve zorunlu yetki kuralı kaynağını Anayasa ve ilgili TFF mevzuatından almaktadır ve bu sebeple bu hususta bir tartışma söz konusu olmamıştır.

Mutu davasında ise İHAM, her ne kadar ortada zorunlu tahkim yolu olmamasına rağmen Mutu’nun CAS’ın bağımsızlığını uyuşmazlık konusu yapma hususunda bir feragatte bulunmadığını, bu sebeple Madde 6/1 güvencelerinin her hâlükârda sağlanması gerektiğini tespit etmiştir.[13] Bu itibarla tahkim yolunun zorunlu olması her ne kadar Madde 6/1 güvencelerinin sağlanması yükümlülüğünü kendiliğinden güçlendirici bir olgu olarak dikkate alınsa da, bu hususta başvurucu tarafından yapılmış açık bir feragat olmadığı takdirde güvencelerin sağlanması gerektiği söylenebilecektir.

  1. Tahkim Kurulu’nun Oluşumu ve Kurul Üzerindeki Etki

İHAM Mutu ve Pechstein kararından farklı olarak,[14] Ali Rıza ve Diğerleri kararında Tahkim Kurulu üyelerini, özellikle TFF Yönetim Kurulu’ndan gelebilecek dış baskılardan[15] korumaya yönelik güvencelerin yetersiz olduğunu, nitekim ağırlıklı olarak futbol kulüpleri temsilcilerinden oluşan Yönetim Kurulu’nun Tahkim Kurulu üyelerini atadığını tespit etmiştir.[16]

İHAM, Yönetim Kurulu’nun gerek Tahkim Kurulu[17] gerekse Merkez Hakem Kurulu[18] üzerindeki etkisi üzerinde önemle durmuştur. Tahkim Kurulu ve Merkez Hakem Kurulu üyelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin duyulan bu makul şüphe, Sözleşme’nin Madde 6/1 hükmünün ihlal edildiği konusunda Mahkeme’yi ikna etmiştir.

Mutu ve Pechstein kararında da benzer şekilde CAS hakemlerinin atanması konusunda atletler ve federasyonlar arasındaki yapısal dengesizlik ele alınmıştır. Bununla birlikte İHAM, her ne kadar spor federasyonlarının CAS hakem listelerinin oluşumunda belirli bir etkisinin bulunduğunu tanımış olsa da, bu hususun tek başına CAS hakemlerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığının bulunmadığına ve hakemlerin spor federasyonları etkisi altında olduğu sonucuna çıkmayacağına karar vermiştir.[19]

  1. Bağışıklık, Görev Süresi ve Üyelerin Reddi

İHAM Ali Rıza ve Diğerleri kararında Tahkim Kurulu üyelerine ilişkin bir dizi hususu ayrıntısıyla ele almış ve bir dizi sorun tespit etmiştir. İlk olarak, Tahkim Kurulu üyeleri profesyonel meslek kurallarıyla bağlı değildir, üyeler göreve başlamadan önce yemin etmemekte ya da herhangi bir bağımsızlık beyanında bulunmamaktadır ve görev sorumluluklarına ilişkin bağışıklıkları yoktur.[20]

TFF mevzuatındaki bir diğer önemli eksiklik, Tahkim Kurulu üyelerinin önceden belirli bir görev sürelerinin bulunmaması ve görev süresinin Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi üzerinden belirlenmesidir.[21]

Bağımsızlık ve tarafsızlığa ilişkin en önemli tespitlerden biri olarak, Tahkim Kurulu üyelerinin çekinmesi veya üyelerin reddi ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu anlamda, her ne kadar Tahkim Kurulu üyelerinin bağımsız ve tarafsız şekilde görevde bulunma yükümlülüğü bulunsa da,[22] üyelerin bu bağımsızlık ve tarafsızlığı her davada özel olarak gözetme yükümlülüğü öngörülmemiş ve bağımsızlık ve tarafsızlık itirazına ilişkin izlenmesi gereken usul düzenlenmemiştir.[23]

Ali Rıza ve Diğerleri kararına benzer şekilde, İHAM görev süresi meselesini Mutu ve Pechstein kararında da Spor Tahkim Kodu (“CAS Kodu”) kapsamında değerlendirmiştir. CAS hakemleri dört yıllık yenilenebilir sürelerle ve kaç kere hakem olabileceklerine ilişkin bir sınırlama olmaksızın atanırken, CAS Kodu R35 Maddesi uyarınca Uluslararası Spor Tahkim Konseyi (“ICAS”) tarafından görevden alınabilmektedirler. Bununla birlikte Ali Rıza ve Diğerleri ve Mutu ve Pechstein kararları arasındaki temel fark, CAS hakem listesi 300’ü aşkın hakem içerirken, TFF Tahkim Kurulu bir Başkan, altı Üye ve altı Yedek Üyeden oluşmaktadır.[24]

Ek olarak belirtilmelidir ki Pechstein, CAS hakem listesinde bulunan hakemlerin tamamının objektif tarafsızlığını ve bağımsızlığı şikâyet konusu etmemiş, yalnızca kendi davasını gören panelin başkanı için şikâyetçi olmuş ve bu yöndeki bağımsızlık ve tarafsızlık daha fazla gerekçelendirmemiştir.[25] Bunun tam aksine, Ali Rıza ve Diğerleri kararındaki başvurucular Tahkim Kurulu üyelerinin sübjektif tarafsızlığını şikâyet konusu etmemişler ve yalnızca üyelerin bağımsızlığını ve objektif tarafsızlığı ile ilgili iddialarda bulunmuşlardır.[26]

İki dava arasındaki bir diğer fark ise açık duruşma hakkına ilişkindir, Pechstein davasında ihlal edilen bu hak, Ali Rıza ve Diğerleri kararında hiçbir şekilde öne sürülmemiştir.[27] İHAM, Pechstein tarafından özellikle talep edilmesine rağmen CAS’ta açık duruşma yapılmamasını Madde 6/1’in ihlali olarak görmüş ve bu hak ile ilgili kısıtlamaların belirli davalar için öngörülebileceğini belirtmiştir (disiplin davaları, özel kişileri ilgilendiren davalar, teknik hukuki bilgi ile sınırlı olmayan meseleler vb.).[28]

Son olarak, Mutu ve Pechstein kararına benzer şekilde, Tahkim Kurulu’nun TFF tarafından finanse edilmesi hususunun tek başına bağımsızlık ve tarafsızlığı etkileyemeyeceği belirtilmiştir.[29]

  1. Tahkim Kurulu Kararlarının “Kesinliğinin” Önemi

TFF Tahkim Kurulu kararları ve daha genel anlamıyla Türkiye’deki bütün spor tahkim kurulu kararları kesindir ve bu husus Ali Rıza ve Diğerleri kararında özel olarak dikkate alınmıştır.[30] Kararların kesinliğine ilişkin bu kural kaynağını doğrudan doğruya Anayasa’dan almaktadır; Anayasa’nın “Sporun geliştirilmesi ve tahkim” başlıklı 59. Maddesinin 2. fıkrası şu şekildedir: “Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.”

Buna ek olarak TFF Statüsü Madde 62/3 uyarınca, Tahkim Kurulu kararları kesin ve nihai olduğu düzenlenmiş, kararların idari veya yargısal makamların onayına tabi olmadığı gibi, bu kararlara karşı idari veya yargısal makamlara başvurulamayacağı öngörülmüştür. Bu anlamda TFF Tahkim Kurulu CAS kararlarının etkisinden ayrılmaktadır.[31] Kararların doğrudan kesinliği sebebiyle, Madde 6/1 güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığına ilişkin Tahkim Kurulu’nun daha sıkı bir denetime tabi olacağı açıktır.

  • İHAM’ın Bağımsız ve Tarafsız Spor Tahkim Organları İçin Öngördüğü Kriterler

Ele alınan başlıklar ışığında ve Mutu ve Pechstein kararı paralelinde yapılan bir okuma ile birlikte, İHAM’ın Ali Rıza ve Diğerleri kararıyla spor tahkim yolunun zorunlu olduğu ve tahkim kararlarının yargısal denetime kapalı olduğu durumlar için, Madde 6/1 uyarınca “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” koşullarının genel bir çerçevesini çizdiği görülebilmektedir. Bu temel koşullar, tüketici olmamakla birlikte şu şekilde sayılabilir:

  • Tahkim kurulu üyeleri, spor yönetim organlarından tam anlamıyla bağımsız olmalıdır;
  • Tahkim kurulu üyelerinin görev süreleri açık bir şekilde düzenlenmeli ve bu süreler yönetim organları üyelerinin süreleriyle aynı doğrultuda olmamalıdır;
  • Tahkim kurulu üyelerinin bağımsızlığını ve tarafsızlığı etkileyebilecek her husus her dava özelinde kendilerince re’sen değerlendirilmelidir, genel bir bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinin düzenlenmesi bu yükümlülüğün yerine getirilmesinde yeterli görülmeyecektir;
  • Tahkim kurulu üyelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin (CAS Kodu Madde R34’e benzer şekilde) bir itiraz usulü düzenlenmelidir;
  • Tahkim kurullarının oluşumunda atlet menfaatlerinin dengeli bir şekilde temsil edilmesi göz önünde tutulmalı, mümkünse bu konuda belirli bir kota öngörülmelidir.

Bu standartların uygulanmasında, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlık ya da düzenleyici işlemlere karşı yapılan itirazlar gibi ayrı dava konularının önem arz etmediği belirtilmelidir. Standartların uygulanmasında kilit önem taşıyan hususun, spor tahkim kurulu kararlarının kesinliği ve kararlara karşı yargısal denetimin kapalılığı olduğu hatırlatılmalıdır, bu durumda Madde 6/1’deki her güvence bütünüyle sağlanmalıdır.

Nitekim bu doğrultuda, kesin olmayan ve yargı denetimine açık spor tahkim kararlarıyla ilgili bu ilkelerin sıkı sıkıya uygulanması aranmayabilecektir. Son olarak, amatör atletler ile uyuşmazlıklar “medeni” ya da “cezai” alanda görülmediği için 6. Madde kapsamına girmemektedir ve 6. Madde kapsamındaki güvenceler bu kişilere tanınmayacaktır.

İHAM, spor hukukuna ilişkin yapmış olduğu tespitlerle Avrupa Konseyi çapında yeni bir hak rejimi oluşturmuş ve bu sebeple spor hukuku alandaki temel yargısal aktörler arasına girmiştir. Mahkeme’nin spor yargısına ilişkin 6. Madde ve diğer hak ve özgürlükler kapsamında vereceği kararlarla birlikte spor hukukunda kayda değer ve yön verici bir içtihadi çerçeve çizeceğini öngörmek mümkündür.

 

[1] CAS 2010/A/1996 Omer Riza v. Trabzonspor Kulübü Dernegi & Turkish Football Federation (TFF), 10 Haziran 2010 tarihli kararı. Erişim adresi: https://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/1996.pdf

[2] CAS 2010/A/1996, para. 17.

[3] CAS 2010/A/1996, para. 50.

[4] STF, 4A_404/2010, 19 Nisan 2011 tarihli kararı, 2011. Kararın İngilizce çevirisi ve karara ilişkin bilgi notu için: http://www.swissarbitrationdecisions.com/denial-of-jurisdiction-by-cas-upheld

[5] İHAM, Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye, no. 30226/10, 17880/11, 17887/11, 17891/11 ve 5506/16, 28 Ocak, 2020, para. 24.

[6] İHAM, Ali Rıza v. İsviçre, (Komünikasyon), no. 74989/11, 14 Mart 2019.

[7] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 154.

[8] Ibid., para. 150.

[9] Ibid., para. 155.

[10] İHAM, Mutu ve Pechstein v. İsviçre, no. 40575/10 ve 67474/10, 2 Ekim 2018, para. 95.

[11] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 95.

[12] Mutu ve Pechstein,  para. 115.

[13] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 157.

[14] Mutu ve Pechstein,  para. 157.

[15] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 222.

[16] Ibid., para. 210.

[17] Ibid., para. 218-219.

[18] Ibid., para. 221.

[19] Mutu ve Pechstein, para. 157.

[20] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 212.

[21] Ibid., para. 213.

[22] Ibid., para. 95.

[23] Ibid., para. 215. Mahkeme TFF Tahkim Kurulu ve CAS’ı karşılaştırmış ve CAS’ın detaylı bir itiraz usulü öngördüğünü belirtmiştir; bkz. Mutu ve Pechstein, para. 36 ve 128.

[24] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 92.

[25] Mutu ve Pechstein, para. 157. Ayrıca Mutu da Panel Başkanı ve bir hakemin bağımsızlığına ilişkin şikâyette bulunmuş ancak Mahkeme bu şikâyetleri reddetmiştir.

[26] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 205.

[27] Mutu ve Pechstein, para. 169.

[28] Ibid., para. 177.

[29] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 214; Mutu ve Pechstein, para. 151.

[30] Ali Rıza ve Diğerleri, para. 102 ve 105-106.

[31] Ibid., para. 181.

 

Anayasa Gündemi – FORUM sayfasında yayınlanan yazılar herhangi bir denetimden veya hakem kontrolünden geçmemektedir. Yazıların içeriğinden yalnızca yazar(lar) sorumludur. Yazılar ancak kaynak gösterilerek ve link verilerek kullanılabilir.

From → forum

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: