İçeriğe geç

İHAM’ın Ibrahimov ve Mammadov v. Azerbaycan kararının özet çevirisi: “Eski cumhurbaşkanının heykeline grafiti yapan gençlerin darp edilerek tutuklanması, 3., 5., 10. ve 18. maddeye aykırıdır.”

by 04/03/2020

İbrahimov ve Mammadov v. Azerbaycan (başvuru numaraları 63571/16, 2890/17, 39541/17, 74143/16, 2883/17, 39527/17) davası, iki başvurucunun uyuşturucu isnatlarıyla tutuklanmaları ve yargılanmalarına ilişkindir, başvurucular suç isnadının yanlış olduğunu ve yetkililerin müdahalelerinin esas sebebinin eski cumhurbaşkanının heykeli üzerine politik bir grafiti çizmeleri olduğunu iddia etmektedir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 11 Şubat 2020 tarihli kararıyla, oybirliğiyle:

polisin başvuruculara kötü muamelede bulunması ve etkili soruşturma yapılmaması sebebiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3. Maddesinin (insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ihlal edildiğine,

başvurucuların suç işlediğini gösteren ilişkin makul bir şüphe bulunmaması sebebiyle Madde 5/1’in (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine,

yerel mahkemelerin başvurucuları keyfi tutuklamaya karşı korumaması ve başvurucuların uzun tutuklulukları sebebiyle Madde 5/4’ün (tutukluluğun hukuka uygunluğu) ihlal edildiğine,

başvurucuların gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarının esas sebebinin politik bir grafiti çizmeleri olması sebebiyle 5. Maddeyle bağlantılı 18. Maddenin (Sözleşme’deki kısıtlamaların uygunsuz kullanımı) ihlal edildiğine ve 10. Maddenin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme özel olarak, Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi ve Birleşmiş Milletler raporlarının da dahil olduğu delillere dayanarak, başvurucuların inandırıcı kötü muamele iddialarında bulunduklarını ve Hükümet’in bu iddiaların aksini ispat edemediğini tespit etmiştir. Mahkeme ayrıca keyfi gözaltı ve tutuklamaya ilişkin yerel mahkemelerin sistematik sorunları için yapmış olduğu önceki tarihli tespitlerini işbu dava için de uygulamıştır.

Bağlamsal unsurlar dikkate alındığında, yargılamadaki eksiklikler ve polislerin faaliyetlerinin zamanlamasından açıkça anlaşıldığı üzere, başvurucuların gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanması ardında yatan esas amaç başvurucuların politik sloganlar içeren bir grafiti çizmeleri olduğu anlaşılmaktadır.

Başvurucuların ifade özgürlüğüne netice itibariyle yapılan müdahale “ağır şekilde keyfi ve hukukun üstünlüğü ilkesi ile bağdaşmaz haldedir” ve söz konusu ilke Sözleşme’ye içkin durumdadır.

Başvuruya Konu Olayların Özeti

Başvurucular Giyas Hasan oglu Ibrahimov ve Bayram Farman oglu Mammadov, sırasıyla 1994 ve 1995 doğumlu iki Azerbaycan vatandaşıdır ve Bakü’de yaşamaktadırlar.

NIDA isimli bir sivil toplum hareketinin mensubu olan başvurucular, Azerbaycan eski cumhurbaşkanı Heydar Aliyev’in heykeli üzerine bir grafiti çizmeleri ve grafiti fotoğraflarını sosyal medyada yayımlamaları üzerine Mayıs 2016’da gözaltına alınmışlardır. Grafiti, “Sistemi s*keyim” cümlesi ile eski cumhurbaşkanının doğum günü anması ile bağlantılı “Mutlu çiçek günü” ifadesinin sözcük oyunu olan “Mutlu köle günü” sözlerini içermektedir.

Başvurucuların iddialarına göre kendileri sivil kıyafetli adamlar tarafından sokakta alıkonulma suretiyle yakalanmış, yumruklanmış ve heykel üzerine grafiti çizmeleri ile ilgili sorgulanmışlardır. Başvurucular Bakü İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmüş, iddiaya göre üzerlerine polisler tarafından uyuşturucu yerleştirilmiş ve uyuşturucu isnatlarını itiraf etmeye zorlama amacıyla kötü muameleye maruz bırakılmışlardır. Başvurucular başta itirafta bulunmayı reddetmiş, polis tarafından kötü muamele görmelerinin ardından itirafta bulunmuşlardır.

Başvurucular daha sonra evlerine götürülmüştür ve başvurucuların iddiasına göre polisin yerleştirmiş olduğu uyuşturucular polisler tarafından bulunmuştur.  Her iki başvurucu da akabinde Narimanov İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde bulunan geçici gözaltı tesisine götürülmüş, orada avluyu temizlemeleri için zorlanmış ve daha fazla dövülmüşlerdir. Başvurucuların avukatları iddia edilen kötü muameleye ve başvurucuların avluyu süpürmelerine tanıklık etmişlerdir.

Başvurucular, derdest davada önleyici tedbirlerin uygulanmasına ilişkin karar alınması için Khatai Bölge Mahkemesi’ne götürülmüş ve başvurucular mahkemeye kötü muameleden mustarip olmaları ve itiraflarının baskı alında alındığından bahisle şikâyetçi olmuşlardır.  Mahkeme başvurucuların kötü muamele iddialarının savcılık makamınca incelenmesi yönünde karar vermiştir. Başvurucuların iddiasına göre, gözaltı tesisine dönüş yolunda başvurucular tekrar kötü muamele görmüştür.

Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu Mayıs 2016’da Azerbaycan’ı ziyaret etmiş ve başvurucularla görüşmüştür; Grup, başvurucuların kötü muamelenin “fiziki neticelerini” taşıdıklarını belirtmiştir.

Hükümet, her iki başvurucunun da uyuşturucu ticaretine karıştıkları bilgisinin polis tarafından edinilmesi ardından başvurucuların gözaltına alındığını ifade etmiştir. Başvurucuların Devlet tarafından karşılanan avukatları olup, delillerin bulunmasının ardından kendilerine suç isnadında bulunulmuştur. Başvurucular ayrıca gözaltı tesisinde tıbbi muayeneden geçirilmiş ve üzerlerinde herhangi bir yaraya rastlanmamıştır. Başvurucuların polis tarafından yapılan kötü muamele şikâyetlerine ilişkin soruşturma başlatılmış ve kötü muamele iddiaları temelsiz bulunmuştur.

Başvurucular derdest dava süresince tutuklu kalmış ve mahkemeler tutuk itirazları ile salıverilme taleplerini reddetmiştir. Başvurucular 2016 yılında uyuşturucu suçlarından mahkûmiyet hükmü almış ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılmışlardır. Başvurucular cumhurbaşkanı affı ile Mart 2019’da salıverilmişlerdir.

Başvurucuların İhlal İddiaları

Başvurucular yakalanmaları ve gözaltında bulunmaları esnasında kötü muameleye maruz bırakılmaları ve söz konusu iddialara ilişkin etkili bir soruşturma yapılmaması sebebiyle 3. Madde kapsamında (işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele) şikâyetçi olmuşlardır.

Başvurucular tutuklanmalarının makul şüpheye dayanmaması iddiasıyla Madde 5/1 (özgürlük ve güvenlik hakkı) kapsamında şikâyetçi olurken, ayrıca tutukluluklarını haklı hale getirecek ilgili ve yeterli sebeplerin mahkemelerce gerekçelendirilmemesi ve tutuk incelemelerinin etkisizliği sebebiyle 5. Madde ile 6. Madde (adil yargılanma hakkı) kapsamında şikâyetçi olmuşlardır.

Başvurucular, Sözleşme’de öngörülen amaçlardan farklı olarak, esasen, politik sloganlar içeren bir grafiti çizmeleri sebebiyle kendilerini cezalandırmak amacıyla özgürlük haklarının kısıtlandığı iddiasıyla 5. Madde paralelinde 18. Madde (haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlanması) kapsamında şikâyetçi olmuşlardır.

Başvurucular son olarak 10. Madde (ifade özgürlüğü) ve 8. Madde (özel hayata ve konuta saygı hakkı) kapsamında, gerek tek başına gerek 18. Madde paralelinde şikâyetçi olmuşlardır.

Başvuru İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne 25 Ekim 2016 tarihinde yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

  1. Madde

Polisin kötü muamelesi

Mahkeme, başvurucuların kötü muameleden mustarip olduğu hususunun taraflar arasında çatışmalı olduğunu, nitekim Hükümet’in başvurucuların bütün iddialarına karşı çıktığını gözlemlemiştir. Hükümet’in beyanları, başvurucular hakkında düzenlenen tıbbi raporlara ve adli tıp inceleme neticesinde yaraya rastlanmaması hususuna dayanmaktadır.

Bununla birlikte Mahkeme ilk bakışta (prima facie) başvurucular lehine deliller bulunduğunu tespit etmektedir: başvurucuların iddiaları Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tespitleri ile uyum içindedir, nitekim Çalışma Grubu başvurucular üzerindeki kötü muamele izlerini bizzat görmüştür; başvurucu avukatları kötü muameleye tanıklık ederek söz konusu iddiaları güçlendirmiştir ve Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi’nin (CPT) Azerbaycan ziyareti sırasında gözlemleri bulunmaktadır.

Hükümet başvurucular tarafından öne sürülen delillere ilişkin hiçbir yorumda ya da açıklamada bulunmamıştır, nitekim Hükümet’in dayanmakta olduğu tıbbi belgeler başvurucu iddialarının reddedilmesi için yeterli sebebi de sağlamamaktadır. Örneğin tıbbi raporlardan biri ilk başvurucunun boynunda “yüzeysel bir kızarıklık” olduğunu belirtmiş, ancak kızarıklığın nasıl olduğuna dair hiçbir açıklama getirmemiştir. Ek olarak, başvurucuların gözaltı merkezine giriş kayıtlarında bulunan zaman dilimlerinde bariz çelişkiler mevcuttur.

Mahkeme ek olarak, gözaltına alınan kişilerin Devlet tarafından karşılanan avukatlar huzurunda ikrar beyanları alınıncaya kadar, kendi seçtikleri avukata erişim hakkı için yaşanan sistemik gecikmelere ilişkin CPT tespitlerine yer vermiştir.  Mahkeme, başvurucuların yalnızca Devlet destekli hukuki temsil imkânı bulunması halinin ile birlikte, kendilerini suçlayıcı beyanlarda bulunmaları hususunun kötü muamele iddialarını desteklediği kanaatindedir.

Mahkeme, başvurucuların iddiasına göre uydurma olan ciddi suç isnatlarını itiraf etmeleri için zorlanmaları amacıyla polis görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldıkları iddiasının, makul şüphenin ötesinde sabit olduğunu tespit etmiştir.

Sunulan deliller ışığında Mahkeme, başvurucuların polis tarafından insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye tabi tutulduklarını tespit etmiş, bu itibarla 3. Maddenin esas yönünden ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucuların kötü muamele iddiasının soruşturulması

Mahkeme, Devlet ya da Devlet görevlileri tarafından gerçekleştirilen kötü muamele iddialarına ilişkin etkili bir soruşturma yapılmasının 3. Maddenin usuli bir yükümlülüğünü teşkil ettiğini yerleşik içtihadı ile birlikte tekrarlamıştır. Mahkeme, Azerbaycan’a karşı görülen diğer davalarda da soruşturmaların, işbu davadaki başvurucular tarafından tecrübe edilen sorunlara benzer sorunlarla zarar gördüğünü tespit etmiştir.

Özel olarak başvurucuların davasında, kötü muamele şikâyetlerinin yapılmasının ardından adli tıp incelemesinin yapılması iki haftayı bulmuştur. Yetkililer ayrıca emniyet müdürlüğündeki ve gözaltı tesisindeki kapalı devre kamera sistemi kayıtlarını, kayıtların tutulduğu yedi günlük süre dolmamasına rağmen muhafaza edememiştir.

Kötü muamele iddialarına bakan savcı da polis merkezini incelemek ve delilleri muhafaza altına almak için gerekli adımları atmamıştır. Savcı bunun yerine, başvurucuların kötü muamele gördüğü emniyet müdürlüğüne yazılı sorular göndermiş ve cevapları yazılı olarak kabul etmiştir.

Mahkeme yetkililerin, inandırıcı kötü muamele iddialarına ilişkin etkili bir soruşturma yapamadığını tespit etmiştir. Hakikaten bakıldığında, CPT söz konusu iddialar için yapılan soruşturmaların etkisizliğinin, “ülkedeki durumu bütün bir Avrupa Konseyi içinde olağanüstü bir hale getirdiğini” belirtmiştir. Mahkeme bu sebeplerle 3. Maddenin usuli yönden ihlal edildiğine karar vermiştir.

Madde 5/1

Başvurucular, suç isnadına ilişkin makul bir şüphe bulunmaksızın gözaltına alındıklarını ve tutuklandıklarını, nitekim evlerinde bulunan uyuşturucuların, heykele çizdikleri grafiti sebebiyle kendilerini cezalandırmak amacıyla polis tarafından yerleştirildiğini iddia etmişlerdir. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.

Mahkeme her iki başvurucunun da hükümet karşıtı eylemler düzenleyen bir gençlik örgütü olan NIDA’nın mensubu olduklarına işaret etmiştir. Mahkeme ayrıca diğer davalarında da yetkililerin NIDA’yı hedef aldığını, NIDA mensuplarının “radikal yıkıcı kuvvetler” içinde değerlendirildiğini tespit etmiştir.

Hükümet başvurucuların tutukluluklarının saha bilgisi ve soruşturma yetkililerince toplanan diğer delillere dayandığını, bu sebeple başvuruculara yöneltilen uyuşturucu isnatlarıyla ilgili mahkemenin ceza davasını görmeye devam ettiğini öne sürmüştür.

Mahkeme ilk olarak, her ne kadar başvurucu davasıyla resmi anlamda ilgili olmasa da, başvurucuların dava sürecinin temel olarak aynı olaylar örgüsünü takip ettiğini, davanın diğer davalar ile aynı koşullar altında İranlılardan uyuşturucu alındığına ilişkin bir iddia üzerine kurulu olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca yetkililerin de aynı soruşturma faaliyetlerinde bulunduğu, hatta ilgili soruşturma belgelerinde kullanılan sözcüklerin bile açıkça kopyalanıp yapıştırıldığı görülmektedir.

Mahkeme ayrıca zamanlamaya vurgu yapmıştır: başvurucuların uyuşturucu ticaretine karıştıkları bilgisi ve gözaltına alınmaları aynı gün gerçekleşirken, başvurucuların gözaltı tesisine götürülmesi ve mahkeme önüne çıkarılması yaklaşık aynı zaman aralığında gerçekleşmiştir.

Mahkeme, başvurucuların uyuşturucu ticaretine karıştıkları hakkında edinilen saha bilgisi  ile soruşturma tedbirlerine ilişkin daha derin bir analizde bulunmuştur.

Özellikle ilk hususa ilişkin olarak, saha bilgisi şüpheli uyuşturucu satıcılarını “Giyas” ve “Bayram” olarak tanımlamış, başvurucuları açıkça ayırt etmemiştir. Mahkeme söz konusu bilginin edinilmesi ile başvurucuların gözaltına alınması arasında bir “delil boşluğu” bulunduğunu tespit etmiştir. Dava dosyasında başvurucuların soruşturma yetkilileri tarafından uyuşturucu ticareti ile nasıl ilişkilendirildiğini gösteren başka bir belge ya da delil yer almamaktadır.

Soruşturma tedbirleri temel olarak, başvurucuların gözaltına alınmaları sonrası üstlerinin ve evlerinin aranması şeklinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte emniyet müdürlüğünde polislerce yapılan üst araması, önceki tarihli davalara benzer şekilde, başvurucuların gözaltına alınmalarının hemen ardından iyi gerekçeler olmaksızın yapıldığı için, muhtemel bir delil “yerleştirmeye” ilişkin meşru kaygılar ortaya çıkarmaktadır.

Başvurucular ayrıca polisin kötü muamele gösterdiği şartlar altında aranmıştır. Ek olarak, başvurucuların gözaltına alınma sebebi uyuşturucu ticaretine karışmaları olsa da, polis başvurucuların söz konusu eylemlerine ilişkin hiçbir delil bulmaya çalışmamıştır, örneğin nakit para, olası tedarikçiler ve alıcılara ilişkin bilgi ya da terazi ve ambalaj malzemesi benzeri teçhizat aranmamıştır.

Bahsedilen sebepler ve diğer unsurlar dikkate alındığında, Mahkeme önüne getirilen maddi olguların, bir bireyin tutuklanması için Sözleşme tarafından öngörülen asgari makul şüphe şartını sağlamadığına karar vermiştir. Bu sebeple başvurucular, suç işlediklerine dair “makul şüphe” olmaksızın özgürlüklerinden yoksun bırakılmışlardır ve Madde 5/1 ihlal edilmiştir.

Madde 5/3 ve 5/4

Başvurucular yerel mahkemelerin kararları ile ilgili 5. ve 6. Madde kapsamında şikâyetçi olmuşlardır. Mahkeme söz konusu iddiaları Madde 5/3 ve 5/4 kapsamında değerlendirmiş, ancak Madde 5/1 kapsamındaki tespitleri sebebiyle şikâyetlerin Madde 5/3 kapsamında değerlendirilmesinin gerekli olmadığına karar vermiştir.

Mahkeme Aliyev v. Azerbaycan davasında, yerel mahkemelerin keyfi ve uzun tutuklamalara karşı koruma sağlamaması sebebiyle ortada sistemik bir sorun bulunduğunu tespit etmiştir. Hükümet başvurucuların davasında farklı bir neticeye varılması gerektiğini gösteren ikna edici bir olgu ya da iddia öne sürememiştir ve bu sebeple Mahkeme başvurucuların Madde 5/4 kapsamındaki haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.

5. Maddeyle bağlantılı 18. Madde

Başvurucular, delil yerleştirmeye dayalı olarak uygulanan gözaltı ve tutukluluk tedbirlerinin arkasında yatan esas sebebin, eski cumhurbaşkanı heykeli üzerine grafiti çizmeleri sebebiyle kendilerini cezalandırmak olduğunu iddia etmişlerdir. Bu durum aynı zamanda, benzer şeyler yapan diğer kişilere bir uyarı mahiyetindedir. Hükümet söz konusu iddiaların spekülasyon olduğunu ve hiçbir eylemin politik amaçlar taşımadığını ifade etmiştir.

Mahkeme başvurucuların davasının; hükümeti eleştiren kişilerin, sivil toplum aktivistlerinin ve insan hakları savunucularının keyfi şekilde gözaltına alındığı ve tutuklandığı, misilleme niteliğindeki yargılamalara maruz bırakıldığı ve ceza hukukunun yanlış amaçlarla kullanılarak 18. Maddenin ihlalini teşkil eden önceki tarihli davalarda izlenen örüntünün bir parçası olduğunu tespit etmiştir.

İlk olarak, Azerbaycan eski cumhurbaşkanının heykeli üzerine politik sloganlar içeren bir grafiti çizmelerinden kısa süre sonra yakalanan ve gözaltına alınan başvurucular, muhalefet odaklı bir örgüt olan NIDA’nın mensubudurlar; ikinci olarak, “makul şüphe” bulunmaksızın kendilerine uyuşturucu ile ilgili ciddi suç isnatlarında bulunulmuştur; üçüncü olarak, önceki tarihli davalar, yetkililerin NIDA’yı ve mensuplarını hedef aldığını göstermektedir; dördüncü olarak, başvurucuların durumu, hükümeti eleştiren kişiler ve diğer aktivistlerin keyfi gözaltı ve tutuklamaları zemininde incelenmelidir.

Mahkeme, başvurucuların özgürlüğünün Sözleşme’nin Madde 5/1/c hükmü amaçları dışında kısıtlandığını tespit etmiş, söz konusu kısıtlamanın esas amacının, eski cumhurbaşkanı heykeli üzerine hükümet karşıtı sloganlar içeren bir grafiti çizmeleri sebebiyle başvurucuları cezalandırmak olduğuna karar vermiştir. Bu sebeple 5. Madde paralelinde 18. Madde ihlal edilmiştir.

Mahkeme vardığı netice itibariyle başvurucuların 8. ve 10. bağlantısıyla 18. Madde ihlali iddialarını ayrıca incelemeye gerek görmemiştir.

10. Madde

Mahkeme, başvurucuların eylemlerinin Sözleşme koruması kapsamında bulunan bir politik ifade şekli olduğunu tespit etmiştir. Başvurucuların tutuklanması ve yargılanması ifade özgürlüğüne bir müdahale teşkil etmiştir, söz konusu müdahale yalnızca belirli şartlar altında haklı hale gelebilmektedir.

Bununla birlikte, hukuki sınırlamalar çerçevesinde hareket etmek yerine, yetkililer, başvurucuların eylemlerini misilleme amacıyla kendilerini uyuşturucu ile ilgili suçlardan yargılamıştır. Başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan böylesi bir müdahale yalnızca hukuka aykırı olmakla kalmayıp, ağır şekilde keyfidir ve Sözleşme’nin başlangıcında açıkça ifade edilen ve Sözleşme’nin her maddesine içkin halde bulunan hukukun üstünlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Mahkeme 10. Maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Adli Tazmin (41. Madde)

Mahkeme, Azerbaycan’ın her iki başvurucuya 30,000 Euro manevi tazminat ve 6.000 Euro olan masraf ve giderleri ödemesine karar vermiştir.

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: