İçeriğe geç

İHAM’ın Dos Santos Calado ve Diğerleri v. Portekiz kararının özet çevirisi: “Portekiz Anayasa Mahkemesi’nin aşırı şekilci davranıp başvuruları kabul edilemez bulması, mahkemeye erişim hakkının ihlalidir.”

by 07/04/2020

31 Mart 2020 tarihli Dos Santos Calado ve diğerleri v. Portekiz (55997/14, 68143/16, 78841/16 ve 3706/17 numaralı başvurular) başvurusunda Daire[i] oy birliğiyle;

55997/14 ve 68143 numaralı başvurularda Sözleşme’nin 6 § 1 (mahkemeye erişim hakkı)    maddesinin ihlal edildiğine ve, 78841/16 numaralı başvuruda Sözleşme’nin 6 § 1 ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Söz konusu dava, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru kabul edilemez ilan edilen Portekizli vatandaşlarla ilgilidir. 55997/14 ve 68143/16 numaralı başvurular aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin üç hakimli heyetinin tarafsız ve bağımsız olmadığı iddiasını içermektedir.

Mahkeme özellikle ihlalin bulunduğu iki davada, Anayasa Mahkemesi’nin kendi yargı yetkisini oluşturan mevzuat hükümlerinin uygulanmasında aşırı şekilci davrandığını tespit etmiştir. Sonuç olarak, söz konusu Mahkeme, başvurucuları mahkemeye erişim hakkından mahrum etmiştir.

Kararın tamamını buradan, Rumeysa Budak tarafından yapılan çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Başlıca Olaylar

İlk başvuruda, başvurucu, idari mahkemelerde emekli maaşı miktarına itiraz eden bir dava açmıştır. İddiaları reddedilmiştir. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuş ve başvuru kabul edilemez ilan edilmiştir. Daha sonra başvurucu Anayasa Mahkemesi’nin üç hakimli heyetine itirazda bulunmuş, söz konusu itiraz da reddedilmiştir.

İkinci başvurudaki başvurucular fiili müfettiş olarak görev yapan Yollar Dairesi yetkilileridir. Mesleklerini düzenleyen yönetmeliklerin eksikliğinden dolayı şikayetçi olmuşlardır. Şikayetleri, Kuzey bölgesi Merkezi İdare Mahkemesi (Merkezi İdare Mahkemesi) ve Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Başvurucular Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuşlardır ve başvuruları reddedilmiştir. Söz konusu karar üç hakimli heyet tarafından onanmıştır.

Nitelikli dolandırıcılıktan hüküm giymiş üçüncü başvurudaki başvurucu, ne bis in idem ilkesinin ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur. Şikayeti birinci ve ikinci derece mahkemeleri tarafından reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuş ve başvurusunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Üç hakimli heyet ise bu kararı onamıştır.

Son olarak dördüncü başvuruda, aile içi şiddet nedeniyle üç yıl iki ay hapis cezasına çarptırılmış olan başvurucu,  mahkumiyetine yol açan olayların tespitine ve kanunun yorumlanmasına itiraz etmiştir. Ayrıca, aile içi şiddet kovuşturmasının zamanaşımına uğradığını iddia etmiştir. Son olarak, mahkumiyetinin ceza hukukunun geriye dönük uygulanması yasağını ve masumiyet karinesini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Birinci ve ikinci derece mahkemeleri şikayetlerini reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuş ve başvurusu kabul edilemez ilan edilmiştir. Üç hakimli heyete itirazda bulunmamıştır.

Şikayetler, Usul ve Mahkeme’nin yapısı

Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine istinaden, başvurucular mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğinden şikayet etmişlerdir. 55997/14 ve 68143/16 numaralı başvurularda, başvurucular ayrıca adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinden dolayı da şikayette bulunmuşlardır.

Başvurucular, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne 6 Ağustos 2014, 2 Kasım 2016 ve 12 Aralık 2016 tarihlerinde başvuruda bulunmuşlardır.

Mahkemenin Kararı

Madde 6 § 1 (mahkemeye erişim) 

Başvuru no. 55997/14 (Dos Santos Calado v. Portekiz)

Başvurucu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda iki konuyu ileri sürmüştür; birincisi yasal bir kuralın anayasaya aykırı olması, ikincisi ise söz konusu kuralın hukuka aykırılığı ile ilgilidir. Her iki davada da başvurucu Anayasa Mahkemesi’nin başvuruları inceleme yetkisinin temelini oluşturan Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşuna İlişkin Kanun’nun 70/1 maddesine dayanmıştır.

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin başvurucunun başvurusunda  hukuka aykırılığını ileri sürdüğü kanun hükmüne ilişkin kısmın Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşuna İlişkin Kanunu’nun yanlış maddesine atıf yaptığı gerekçesiyle kabul edilemez ilan ettiğini kaydetmektedir. Mahkeme, hangi maddeye dayanıldığını belirtme koşulunun aynı kanunda öngörülmüş olması gerekçesiyle yasalara uygun bulmuştur . Ayrıca bu kural, hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesi ve anayasal adaletin uygun şekilde yönetilmesi meşru amacına yöneliktir.

Mahkeme bu nedenle mevcut davada kısıtlamanın orantılı olup olmadığını tespit etmek zorundadır. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin başvurucu tarafından sunulan iki başvuru gerekçesini tespit edebildiğini kaydetmiştir. Bu sebeple kabul edilemezlik kararı, başvuru gerekçesi başvurucunun dilekçesinden anlaşılabildiği ve hakimler tarafından da tespit edilebildiği için yalnızca bir yazım hatasına dayanmıştır.

Sonuç olarak ve içtihadı uyarınca Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin bu yaklaşımını aşırı şekilci bularak başvurucuyu söz konusu meseleye ilişkin iç hukuk tarafından sağlanan bir hukuk yolundan  mahrum ettiği sonucuna varmıştır.

Alternatif olarak, Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin, başvuru nedenlerinin başvurucun dilekçesinden açıkça anlaşıldığını göz önünde tutarak, ilgili kanunda belirtildiği şekilde, başvurucudan hatasını düzeltmesini talep edebileceğini not etmiştir.

Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir. 

Başvuru no. 68143/16 (Amador de Faria e Silva ve diğerleri v. Portekiz)

Mahkeme, öncelikle, Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kabul edilemezlik kararının nedeninin, başvurucuların Merkez idare Mahkemesi önündeki yargılama sırasında anayasaya aykırılık iddiasında bulunmamaları olduğunu kaydetmiştir. 

Mahkeme, bu gerekliliğin Anayasa Mahkemesi’nin yalnızca nihai derece mahkemesi olduğu gerçeğini yansıttığını kabul ederken, yine de başvurucuların Madeira ve Azorların özerk bölgelerindeki yetkililer ile Portekiz’deki yetkililer arasındaki muamele farkı nedeniyle Bakanlıklara cevaben yaptıkları başvurularda anayasaya aykırılık meselesini gündeme getirdiklerini gözlemlemiştir. 

Merkezi İdare Mahkemesi bu konuyu dikkate almamış ve başvurucuların Portekiz’deki yetkililer ile Madeira ve Azorlar’ın özerk bölgelerindeki yetkililer arasında ortaya çıkan muamele farkını ele almak yerine, farklı görevli kategorileri arasında bir ayrım yapmıştır.

Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin, başvurucular tarafından gündeme getirilen anayasaya aykırılık iddiasının yakın tarihte bir Yargıtay kararına konu olmasından dolayı Merkez İdare Mahkemesi’nin kararını tahmin edebilmeleri gerektiğine karar verdiğini gözlemlemiştir.

Ancak Mahkeme, bu davanın başvurucularla ilgili olmadığını ve onların lehine olan ve farklı kategorilerdeki yetkililer arasında ayrım yapmamış olan ilk karardan birkaç ay önce verilmiş olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, başvurucular Merkez İdare Mahkemesi’nin kararı nedeniyle şaşırmış olabilirler.

Sonuç olarak Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin aşırı  şekilci davrandığına ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvuru no. 78841/16 (Antunes Cardoso)

Mahkeme, başvurucunun yasal bir kuralın yorumlanmasına dayanan bir anayasaya aykırılık iddiası dile getirmediğini ve bu nedenle başvurusunun Anayasa Mahkemesi’nin yetkisi dışında kaldığını belirtmiştir.

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin spesifik özellikleri göz önüne alındığında daha katı kabul edilebilirlik şartlarının uygulanabileceğini kabul etmiştir. Dolayısıyla, bir kuralın yorumunun anayasal incelemeye açık olması için oldukça genel ve soyut terimlerle formüle edilmesi gerekmektedir.

Mevcut davada, başvurucu tarafından iddia edilen ne bis in idem ilkesinin ihlali, bu ilkenin birinci ve ikinci derece mahkemeleri tarafından suçlandığı fiillere uygulanmasına ilişkindir.

Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi içtadı anlamında kurallara dayanan bir kriter söz konusu olmamıştır. Dolayısıyla madde 6 § 1 ihlal edilmemiştir.

Madde 6 § 1 (Anayasa Mahkemesi üç hakimli heyetinin tarafsız olmaması)

55997/14 ve 68143/16 numaralı başvurularda başvurucular, söz konusu itiraz edilen kabul edilemezlik kararını veren hakimin aynı zamanda heyetin bünyesinde raportör hakim olarak bulunması nedeniyle heyetin tarafsız olmadığından dolayı şikayetçi olmuşlardır. Başvurucular bu nedenle başvurularının kabul edilebilirliğini inceleyen üç hakimli heyetin tarafsızlığını sorgulamışlardır.

Mahkeme bu heyetin anayasal başvuruların kabul edilebilirliğine ilişkin nihai karar veren organ olduğunu gözlemlemiştir; raportör hakimin söz konusu kararı prosedürde sadece bir aşamadır. Dolayısıyla, heyet söz konusu olayda karar vermesi için başvurulan tam yetkili özerk bir merci değildir.

Dolayısıyla Mahkeme üç hakimli heyetin tarafsızlığına ilişkin şikayetlerin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Adil tazmin (Madde 41)

Mahkeme, Portekiz’in 55997/14 ve 681433/16 numaralı başvurulardaki her bir başvurucuya manevi tazminat olarak 3.300 Euro ödemesine karar vermiştir.

[i] Sözleşme’nin 43 ve 44. maddeleri uyarınca, bu Daire kararı kesin değildir. Herhangi bir taraf, verilmesini izleyen üç aylık süre zarfında kararın Büyük Daireye gönderilmesini talep edebilir. Böyle bir talep yapılırsa, beş yargıçlı bir heyet davanın daha fazla incelemeyi hak edip etmediğini değerlendirmektedir. Bu durumda, Büyük Daire davayı görecek ve nihai kararı verecektir. Gönderim talebi reddedilirse, Daire kararı o tarihte kesinleşecektir. Karar kesinleşince, icrasını denetlemek üzere Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine iletilir.

İcra sürecine ilişkin daha fazla bilgi burada bulunabilir: http://www.coe.int/t/dghl/monitoring/execution.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: