İçeriğe geç

İHAM’ın Carl Jóhann Lilliendahl v. İzlanda (kek) kararının özet çevirisi: “Yazdığı yazıda LGBT bireylere ‘sapkın’ ve ‘sapık’ diyerek nefret söyleminde bulunan ve para cezası verilen kişinin ifade özgürlüğü ihlali iddiası, açıkça dayanaktan yoksundur.”

by 12/06/2020

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, Carl Jóhann Lilliendahl v. İzlanda (kabul edilemezlik) kararında, internet sitesinde yayımlanan bir yazısında homofobik yorumlarda bulunduğu için kendisine mahkumiyet ve para cezası verilmesi nedeniyle yaptığı başvuruyu, oybirliğiyle, kabul edilemez buldu. Karar, kesindir.

Mahkeme, ilk ve orta öğretimde okullarda lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüellikle ilgili derslerin güçlendirilmesiyle ilgili kamuoyu tartışması sırasında yazdığı bir yazıda başvurucunun yaptığı yorumların, yerleşik içtihadı uyarınca nefret söylemi boyutuna vardığını tespit ederek, İzlanda Yüksek Mahkemesi’nin bu yorumların “ciddi, önyargıya dayalı ve ağır bir biçimde yaralayıcı” olduğu kararını desteklemiştir.

Bu nedenle, söz konusu davada yerel mahkemelerin başvurucunun ifade özgürlüğü ile cinsiyet ve cinsel azınlıkların haklarının korunması arasında bir denge kurarak verdiği kararların gerekçeli ve makul olduğuna karar vermiştir.

Kararı buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Carl Jóhann Lilliendahl v. İzlanda, Başvuru no. 29297/18, Karar tarihi: 12.05.2020

Başvuru konusu olaylar

Başvurucu Carl Jóhann Lilliendahl, 1946 doğumlu bir İzlanda vatandaşıdır ve Reykjavik’te yaşamaktadır.

2015 yılının Nisan ayında, İzlanda’da bulunan bir kasaba olan Hafnarfjörður’un yerel yönetimi, ilk ve ortaokulda lezbiyen, gey, biseksüel ya da transseksüellik hakkında verilen eğitimin güçlendirmesi için verilen teklifi onaylamıştır. Bu eğitimler, LGBT derneği Samtökin ’78 ile birlikte verilecektir. Bu karar kamuoyunda gazetelerde ve sosyal medyada başvurucunun da katıldığı bir tartışma başlatmıştır. Başvurucu, internette yayımlanan bir yazıya cevaben yazdığı yorumlarında “kynvilla, cinsel sapkınlık” ve “kynvillingar, cinsel sapık” gibi eşcinselliği aşağılayan kelimeler kullanarak nefretini ifade etmiştir.

Samtökin ’78, başvurucunun yorumlarını polise bildirmiştir. Başlatılan soruşturma sonunda başvurucu hakkında Kasım 2016’da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği de dahil olmak üzere, bir kişiyi ya da bir grup kişiyi kişilik özellikleri nedeniyle dalga geçmek, hakaret etmek, aşağılamak ya da tehdit etmek suçunu düzenleyen Ceza Kanunu’nun 233. maddesinin a bendine dayanılarak iddianame hazırlanmıştır.

Başvurucu, ilk derece mahkemesinde beraat etmiş ancak Aralık 2017’de, Yüksek Mahkeme, beraat kararını bozmuş ve başvurucunun mahkumiyetiyle birlikte 100.000 İzlanda kronu (yaklaşık 800 euro) para cezası ödemesine karar vermiştir.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun yorumlarını “ciddi, önyargıya dayalı ve ağır bir biçimde yaralayıcı” olarak değerlendirmiş ve başvurucunun ifade özgürlüğü ile önyargıyı, nefreti ve tarihsel olarak ayrımcılığa uğrayan sosyal grupların haklarını koruma yükümlülüğü gibi yarışan haklar arasında başvurucunun ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına ağırlık vererek, bunun gerekli ve meşru olduğunu belirtmiştir.

Başvurucunun şikayetleri

Başvurucu, kendisine verilen mahkumiyet kararının Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğüne ve 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu iddia etmiştir.

Başvurucu, 12 Haziran 2018 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurmuştur.

Mahkeme’nin kararı

İlk olarak Mahkeme, yerleşik içtihadı uyarınca başvurucunun yorumlarının “nefret söylemi”nin en ağır biçimi noktasına erişmediğini, bu nedenle bu yorumların Sözleşme’nin 17. maddesi (hakların kötüye kullanılması yasağı) kullanılarak Sözleşme’nin 10. maddesinin korumasından çıkartılmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Yorumlar oldukça önyargılı olsa da, Sözleşme’yle güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesi ya da şiddetin ve nefretin teşvik edilmesi gibi bir amacı olduğu da yeteri kadar açık değildir.

Buna karşın Mahkeme, İzlanda Yüksek Mahkemesi gibi, bu yorumların eşcinsellere yönelik hoşgörüsüzlüğü ve nefreti körüklediği görüşündedir. Bu nedenle, bu yorumların “nefret söylemi”nin “daha az ağır” bir biçimi olduğuna, önceki içtihatlarında da belirttiği üzere, devletlerin bunu sınırlandırma hakkı olduğuna karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca Ceza Kanunu’nun 233. maddesinin a bendinin bu maddenin söz konusu davada kullanılabileceğinin başvurucu bakımından öngörülebileceği yerli açıklıkta yazıldığını belirten Yüksek Mahkeme’ye katılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bu müdahale, kanun tarafından öngörülmektedir ve dahası, “başkalarının haklarını koruma” meşru amacına dayanmaktadır.

Müdahalenin orantılılığı yönünden ise Mahkeme, Yüksek Mahkeme’nin yorumların niteliğini ve ciddiyetini dikkate alarak verdiği kararın makul olduğunu düşünmektedir. Hapis cezası yerine verilen para cezası verildiği dikkate alındığında, yaptırımın aşırı olduğu da söylenemez.

Yüksek Mahkeme, yarışan hakları yani eşcinsel kişilerin özel hayatına saygı hakkına yönelik başvurucunun ifade özgürlüğünü kapsamlı bir şekilde ele almıştır. Bu nedenle Mahkeme, başvurucunun Sözleşme’nin 10. maddesi altında yaptığı şikayetini, açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemezlik kararı vermiştir.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: