İçeriğe geç

İHAM’ın M.K. ve Diğerleri v. Polonya kararının özet çevirisi: “Uluslararası koruma taleplerinin otomatik olarak reddedilmesi, tedbir kararlarının uygulanmaması ve toplu sınırdışı etme niteliğine dönüşen zincirleme geri göndermeler, Sözleşme’ye aykırıdır.”

by 05/08/2020

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 23 Temmuz 2020 tarihli M.K. ve Diğerleri v. Polonya davasında Çeçenistan’dan gelen ve uluslararası koruma talep eden başvurucuların, Belarus sınırında bulunan Polonyalı sınır muhafızları tarafından sınırdan geçmelerinin defalarca kez reddedilmesini Sözleşme’ye aykırı bulmuştur. 

Mahkeme, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3. maddesinin (işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ihlal edildiğine, Sözleşme’nin 4 numaralı Protokol’ünün 4. maddesinin (yabancıların topluca sınır dışı edilmeleri yasağı) ihlal edildiğine, Sözleşme’nin 3. maddesi ve 4 numaralı Protokol’ünün 4. maddesiyle bağlantılı olarak 13. maddenin (etkili başvuru hakkı) ihlal edildiğine ve ayrıca Polonya’nın Sözleşme’nin 34. maddesi (bireysel başvuru hakkı) kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğine oybirliğiyle karar vermiştir.

Mahkeme, başvurucuların defalarca kez Polonya ve Belarus arasında bulunan Terespol sınır bölgesine geldiklerini ve Polonyalı yetkililerin beyanlarının aksine, uluslararası koruma taleplerini açıkça ortaya koyduklarını tespit etmiştir.

Bununla birlikte sınır muhafızları, ilgili taleplere dair uygun bir incelemede bulunmaksızın başvurucuları sürekli olarak Belarus’a geri göndermişlerdir. Ayrıca Hükümet, Avrupa Mahkemesi tarafından başvurucuların gönderilmesini engelleyen ve başvurucuların Sözleşme’ye aykırı olarak zincirleme-geri gönderme [chain-refoulement] riski altında olduklarını belirten geçici tedbir kararlarını görmezden gelmiştir.

Polonya Devleti kişileri Belarus’a geri gönderme yönünde devamlı bir pratik benimsemiş ve ilgili koşullar altında söz konusu politika, yabancıların topluca sınır dışı edilmesi niteliğini kazanmıştır. Yetkililerin Mahkeme’nin geçici tedbir karalarını uygulamayı reddetmesi göz önüne alındığında, Polonya Devleti ayrıca Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirememiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Basın özeti çevirisi av. Polat Yamaner tarafından yapılmıştır. 

M.K. v. Polonya, Başvuru no. 40503/17, 42902/17 ve 43643/17, Karar tarihi: 23.07.2020

Başvuruya Konu Olayların Özeti

M.K. v. Polonya, başvuru no. 40503/17

Başvurucu Temmuz 2016 ila Haziran 2017 tarihleri arasında, Polonya ve Belarus arasındaki sınır bölgesi olan Terespol’a yaklaşık 30 defa seyahat etmiştir. Başvurucu her defasında Polonya sınır muhafızlarına Çeçenistanlı olduğunu ve Rusya’nın bu bölgesinde bulunmanın güvenliği için kendisinde korku uyandırdığını ve uluslararası koruma başvurusunda bulunmak istediğini açık bir şekilde ifade etmiştir. Başvurucu birçok kez yanında yazılı başvuru bulundurmuştur.

Başvurucu, sınır muhafızlarına Çeçenistan’da hukuki bir temeli bulunmaksızın birçok kez gözaltına alındığını, tutuklandığını ve kötü muamele gördüğünü söylemiştir. Başvurucu, Belarus vizesi sona erdiği için artık o ülkede kalamayacağını ve pratikte Belarus’ta uluslararası koruma edinmenin neredeyse imkansız olduğunu ifade etmiştir.

Başvurucunun Polonya’ya girmek için herhangi bir yetkilendirmesi olmadığını ve başvurucunun menşe ülkesinde zulüm görme riski altında olduğunu ifade etmediğini, kendisinin esasen ekonomik ve kişisel nedenlerden göç etmeye çalıştığını belirten idari kararlar temelinde, sınır muhafızları başvurucuyu geri çevirmişlerdir. Başvurucu bu kararların en az birine itirazda bulunmuş ve karar Ulusal Sınır Güvenlik Müdürlüğü tarafından onanmıştır. Onama kararına karşı yapılan itiraz hâlihazırda derdest haldedir.

8 Haziran 2017 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, başvurucu avukatının talebi üzerine, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. kuralı uyarınca Polonya Hükümeti’ne karşı bir geçici tedbir kararı vermiş ve başvurucunun Belarus’a gönderilmemesi gerektiğine hükmetmiştir. Bununla birlikte başvurucu aynı gün içinde Belarus’a geri gönderilmiştir. Başvurucu birçok defa sınır bölgesine geri dönmüş ancak, geçici tedbir kararı olmasına rağmen, her defasında tekrar geri çevrilmiştir.

En az bir olayda, başvurucu sınır bölgesine vardığında, başvurucu avukatı uluslararası koruma talebini email’le, faksla ve kamu hizmetleri İnternet platformu üzerinden Terespol sınır muhafızlarına ve Varşova’da bulunan sınır güvenliği merkezine ulaştırmıştır. Avukat ayrıca, Strazburg Mahkemesi süreci ve geçici tedbir kararını içerecek şekilde, uluslararası insan hakları organları önünde devam eden yargılamalar konusunda Dışişleri Bakanlığı’nın ilgili departmanına bilgi vermiştir.

Mahkeme geçici tedbir kararının kaldırılması yönündeki Hükümet taleplerini iki kez reddetmiştir. Başvurucu en sonunda Çeçenistan’a sınır dışı edilme korkusu sebebiyle Belarus’u terk etmiştir.

M.A. ve Diğerleri v. Polonya, başvuru no. 42902/17

Başvurucular; Bay M.A, Bayan M.A. ve onların reşit olmayan beş çocuklarıdır. Başvurucuların hepsi Rusya vatandaşıdır.

Başvurucular Nisan 2017’de iki kez Terespol sınır bölgesine seyahat etmişler ve Çeçenistan’da güvenlikleri için duydukları korku sebebiyle uluslararası koruma talebinde bulunmak istemişlerdir.

Başvurucular her iki defada da, kendilerinin Polonya’ya girmek için herhangi bir yetkilendirmeleri olmadığı, nitekim menşe ülkelerinde zulüm görme riski altında olduklarını ifade etmediklerini belirten idari kararlar temelinde sınır muhafızları tarafından geri çevrilmişlerdir. Sınır muhafızlarının resmi kayıtlarında başvurucuların esasen ekonomik ve kişisel nedenlerden göç etmeye çalıştıkları ifade edilmektedir.

Başvurucular Nisan ila Mayıs 2017 tarihleri arasında Litvanya’da koruma edinmeye çalışmışlar ve bu durum 2018’in sonlarına doğru ayrı bir Mahkeme kararı konusu olmuştur (M.A. ve Diğerleri v. Litvanya).

16 Haziran 2017 tarihinde başvurucular tekrar Polonya-Belarus sınırına gitmişler ve başvurucular avukatı Mahkeme’den geçici tedbir talebinde bulunmuştur. Mahkeme, İçtüzük’ün 39. kuralı uyarınca başvurucuların Belarus’a geri gönderilmemesi yönünde geçici tedbir kararı vermiş, bununla birlikte başvurucular aynı gün içinde geri gönderilmiştir.

Başvurucular birkaç gün sonra sınıra geri dönmüş ve uluslararası koruma talebi dilekçelerini ve geçici tedbir kararının bir nüshasını yanlarında bulundurmalarına rağmen geri çevrilmişlerdir. Başvurucular avukatı ayrıca ilk başvurucunun koruma talebinin bir nüshasını sınır güvenlik merkezine ve Dışişleri Bakanlığı’na ulaştırmıştır.

Başvurucular Polonya’ya girebilmek için Ağustos ila Aralık 2017 tarihleri arasında defalarca kez başarısız girişimlerde bulunmuşlardır. En nihayetinde ilk başvurucu, Çeçenistan polisinden gelen celp üzerine Belarus Brest’te bulunan polis merkezine gitmiştir. Ardından bütün aile Belarus’u terk ederek Rusya Smolensk’e gitmiş ve ardından ilk başvurucu alıkonularak Çeçenistan’a nakledilmiştir.

İkinci başvurucu ve çocukları Ocak 2018’de Belarus’a geri dönmüş ve Polonya’ya koruma için başvurmuş ve bu sefer mülteci kabul merkezine alınmıştır. Birinci başvurucu Çeçenistan’da alıkonulmasının ardından salıverilmiş ve kötü muamele gördüğüne ilişkin ciddi iddialarda bulunmuştur. Birinci başvurucu Terespol’a seyahat etmiş ve mülteci kabul merkezine alınarak ailesiyle birleşmiştir.

Aile Mayıs 2018’de Almanya’ya seyahat etmiş ve Almanya’daki yetkililer ailenin Polonya’ya geri dönmesi için talepte bulunsa da, bu talep şimdiye dek yerine getirilmemiştir. Başvurucuların Polonya’ya girmesi ve en sonunda ülkeden ayrılmasıyla birlikte, Mahkeme başvurucuların davasında geçici tedbir kararını kaldırmaya karar vermiştir.

M.K. ve Diğerleri v. Polonya, başvuru no. 43643/17

Başvurucular; Bay M.K, Bayan Z.T. ve onların reşit olmayan üç çocuklarıdır. Başvurucuların hepsi Rusya vatandaşıdır.

Başvurucular Eylül 2016 ila Temmuz 2017 arasında on iki kez Terespol sınır bölgesine seyahat etmişler ve Çeçenistan’da güvenlikleri için duydukları korku sebebiyle uluslararası koruma talebinde bulunmak istemişlerdir.

Başvurucular her defasında kendilerinin Polonya’ya girmek için herhangi bir yetkilendirmeleri olmadığını, nitekim menşe ülkelerinde zulüm görme riski altında olduklarını ifade etmediklerini belirten idari kararlar temelinde sınır muhafızları tarafından geri çevrilmişlerdir. Sınır muhafızlarına göre başvurucular esasen ekonomik ve kişisel nedenlerden Polonya’ya girmek istemektedirler. Başvurucular bu kararlara karşı en az bir kez itirazda bulunmuşlar ancak başarılı bir sonuç alamamışlardır. Bunun itiraz üzerine yapılan başvuru halihazırda derdesttir.

20 Haziran 2017 tarihinde başvurucular tekrar sınır bölgesine gitmiş ve başvurucular avukatı İçtüzük’ün 39. kuralı uyarınca başvurucuların Belarus’a geri gönderilmesini engelleyecek geçici tedbir talebinde bulunmuştur. Bu talep Mahkeme tarafından kabul edilmişse de, başvurucuların Polonya’ya girmesi aynı gün içinde tekrar reddedilmiştir.

Haziran ila Eylül 2017 tarihleri arasında başvurucular sınır bölgesine en az yedi kez geri dönmüş ancak her defasında geri çevrilmişlerdir. Başvurucular Mahkeme’nin geçici tedbir kararının bir nüshasının ve uluslararası koruma için yazılı başvurularının yanlarında olduğunu ifade etmişlerdir.

Başvurucular sınır dışı edilme riskini bertaraf etmek için açıkça belirtilmeyen bir tarihte Belarus’u terk etmişlerdir. Başvurucular Çeçenistan yetkilileri tarafından bulunacakları korkusuyla saklanmaya devam etmektedirler. Mahkeme, Hükümet’in geçici tedbir talebinin kaldırılması talebini reddetmiştir.

Başvurucuların İhlal İddiaları

Başvurucular 3. madde kapsamında (işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezalandırma yasağı) iltica usulüne erişimlerinin engellenmesi ve Çeçenistan’da Sözleşme’ye aykırı muamele görme riskine maruz kalmaları sebebiyle şikâyetçi olmuşlardır.

Başvurucular ayrıca Sözleşme’nin 4 numaralı Protokol’ünün 4. maddesine (yabancıların topluca sınır dışı edilmeleri yasağı) aykırı şekilde topluca sınır dışı edilmeye maruz kaldıkları ve 13. madde (etkili başvuru hakkı) kapsamında 3. madde ve 4 numaralı Protokol, 4. madde şikâyetlerini, Polonya hukuku kapsamında etkili şekilde yapabilecekleri bir başvuru yolu bulunmaması sebebiyle şikâyetçidirler.

Başvurucular ayrıca Sözleşme’nin 34. maddesi (bireysel başvuru hakkı) uyarınca, Polonya Hükümet’inin Mahkeme’nin geçici tedbir kararlarına uymaması sebebiyle şikâyetçi olmuşlardır.

Başvurular sırasıyla 8, 16 ve 20 Haziran 2017 tarihlerinde yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

3. madde

Benzerlikleri sebebiyle başvurucuların davasını birleştirerek gören Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağının temel önemi üzerinde durmuştur.

Mahkeme’nin iltica taleplerini incelemek gibi bir görevi olmamakla birlikte, Mahkeme başvurucuların keyfi geri gönderme [refoulement] karşısında bir koruma edinmesini sağlayacak etkili güvencelerin varlığını değerlendirmektedir. Eğer bir Sözleşmeci Devlet bir sığınmacının iltica talebini esastan incelemeksizin kendisini bir üçüncü ülkeye gönderiyorsa, Mahkeme ilgili kişinin o ülkedeki yeterli iltica sistemine erişiminin bulunup bulunmadığını değerlendirmelidir.

Mahkeme ilk olarak, başvurucuların sınır bölgesine yaptıkları çeşitli ziyaretler sırasında, uluslararası koruma talebinde bulunma isteklerini belirttikleri ya da güvenlikleri için duydukları korkuyu ifade ettikleri argümanına Hükümet tarafından karşı çıkıldığını tespit etmektedir.

Bununla birlikte Mahkeme başvurucuların ifadelerini daha inandırıcı bulmaktadır, nitekim bu ifadeler, başta Ombdusman ve Çocuk Ombdusmanı olmak üzere ulusal insan hakları kurumları tarafından toplanan diğer tanık ifadeleriyle de desteklenmektedir. Söz konusu kurumların raporları, Polonyalı sınır muhafızlarının resmi kayıtlarında sığınmacı beyanlarının yanlış şekilde yansıtıldığına ilişkin sistemik bir pratiğin benimsendiğini göstermektedir. Ek olarak Yüksek İdare Mahkemesi de [Danıştay] yabancıların sınırda sorgulanmasına ilişkin düzensizlikleri tasdiklemiştir.

Başvurucuların ifadeleri ayrıca ilgili her inceleme sürecine ilişkin belgelerin Mahkeme’ye sunulmasıyla da desteklenmektedir, özellikle başvurucuların sınır bölgesinde yanlarında bulunan uluslararası koruma başvurularının birer nüshasının Mahkeme’ye sunulması başvurucu ifadelerini güçlendirmektedir. Mahkeme, başvurucuların Polonya’ya girmesine ya da Belarus’a geri döndürülmesine karar verecek sınır muhafızlarına bu belgelerin verilmediğine ilişkin iddiayı inandırıcı bulmamaktadır.

Her hâlükârda, başvurucuların uluslararası koruma talepleri, verilen geçici tedbir kararlarıyla birlikte Hükümet’e bildirilmiş durumdadır. Mahkeme’nin bizzat kendisi, başvurucuların uluslararası koruma talebinde bulundukları kanaatinde olduğunu Devlet’e bildirmiştir.

Mahkeme, başvurucuların 3. maddeye aykırı muamele görme riski altında olduklarına ilişkin hiçbir delil sunmadıkları yönündeki Polonya Hükümeti argümanını kabul edememektedir. Hükümet ayrıca başvurucuların neden Belarus’u güvenli üçüncü ülke olarak görmediklerine ve orada “zincirleme-geri gönderme” riski altında olduklarına ilişkin olarak da itirazda bulunmuştur. Ancak söz konusu argümanlar, Belarus’taki iltica usulünün Rusya vatandaşları için etkisiz olduğunu gösteren resmi istatistiklerle temellendirilmiş durumdadır.

Mahkeme, başvurucuların iltica başvurularının Belaruslu yetkililer tarafından ciddiyetle değerlendirilmeyeceği ve başvurucuların Çeçenistan’a geri gönderilmesinin 3. maddeyi ihlal edeceği hususlarında başvurucuların savunmaya elverişli bir iddiada bulundukları sonucuna varmıştır. Bu iddialara ilişkin olarak Polonyalı yetkililerin 3. maddenin usuli yükümlülüklerine uyumlu olarak bir değerlendirmede bulunması gerekmektedir. Polonya ayrıca, ilgili iddialar yerel yetkililerce uygun bir incelemeden geçirilinceye dek başvurucuların Polonya topraklarında kalmasına izin verilmesi başta olmak üzere, başvurucuların güvenliğini sağlamak yönünde de bir yükümlülük altındadır.

Mahkeme, bir Devlet’in, komşu Devlet’te kalmaya devam ederlerse kötü muameleye uğrayabileceklerini iddia eden insanları, böylesi bir riskin giderilmesine yönelik yeterli tedbirler alınmadığı müddetçe geri çeviremeyeceğini ifade etmektedir.

Hükümet, başvurucuların girişinin reddedilmesi sırasında, Avrupa Birliği hukukuna uygun davranıldığını öne sürmüştür. Bununla birlikte Mahkeme, geri göndermeme (non-refoulement) ilkesinin de ayrıca AB hukukunda, özellikle Schengen Sınırlar Tüzüğü’nde yer aldığını tespit etmektedir. Devlet, başvurucuların koruma taleplerini kabul etseydi ve kendilerini Belarus’a geri göndermeseydi böylece bu Tüzük’ün koşullarını da yerine getirebilirdi.

Ek olarak, birinci başvurudaki başvurucunun deneyimleri kötü muameleye ilişkin gerçek riski vurgulamaktadır: başvurucu Rusya’ya geri dönmüş ve iddia ettiğine göre orada gözaltına alınmış ve işkenceye uğramıştır.

Mahkeme, yetkililerin başvurucuların başvurularını Polonya sınırında sunmalarına rağmen; 35, 8 ve 19 veya daha fazla kez incelememesinin 3. maddeyi ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Belarus’taki duruma bakıldığında, Polonyalı yetkililerin başvuruların incelendiği esnada başvurucuların topraklarda kalmasına izin verilmemesiyle birlikte, başvurucuları ciddi bir zincirleme-geri döndürme ve Sözleşmece yasaklanan muamele riski altına soktuğu görülmektedir.

Bu doğrultuda 3. madde ihlal edilmiştir.

4 numaralı Protokol’ün 4. maddesi

Mahkeme içtihadına göre topluca (kollektif) sınır dışı, “yabancıların bir grup olarak ülkeyi terk etmeleri yönünde zorlayıcı her türlü tedbir olup, grupta bulunan her yabancının dosyasının bireysel olarak, makul ve objektif bir değerlendirmeden geçirilmesi sonucu alınan tedbirler bu kapsamın dışınadır” (bakınız Sultani v. Fransa, no. 45223/05, § 81, ECHR 2007-IV (atıflar), ve Gürcistan v. Rusya (I) [BD], no. 13255/07, § 167, ECHR 2014 (atıflar)). Bununla birlikte ilgili koşulların sağlanması durumunda dahi, 4 numaralı Protokol’ün 4. maddesine riayet bakımından sınır dışı kararının icrasında bulunan arka planın hiçbir rol oynamadığı söylenemeyecektir.

Mahkeme önceki tarihli kararlarında, 4 numaralı Protokol’ün 4. maddesinde yer alan sınır dışı kavramının, güncel kullanımda olan genel anlamıyla (“birini bir yerden uzaklaştırmak”) yorumlanması gerektiğini belirtmiştir. Söz konusu kavram, yabancıların Devlet topraklarını terk etmeye zorlayıcı nitelikteki ve Devlet’e atfedilebilir her tür resmi hareketi, yerel hukukta ilgili tedbirler farklı adlandırılsa dahi uygulanmalıdır (örneğin, “sınır dışı” ya da “geri gönderme” yerine “ülke girişine izin talebinin reddedilmesi”).

Mahkeme ilk olarak, Sözleşme terimleri kapsamında, başvurucuların sınır dışı edildiğine karar vermiştir. İncelenmesi gereken husus, bu sınır dışı etmelerin topluca gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Hükümet, mültecilerle mülakatlar yapıldığını ve her biri hakkında bireysel karar verildiğini öne sürmüştür. Bununla birlikte Mahkeme şimdiye kadar yapmış olduğu tespitler ışığında, sınır muhafızlarının başvurucuların uluslararası koruma taleplerine önem vermediğini ve ilgili bireysel kararların, başvurucuların haklı sebeplerle zulme uğrayacaklarından duydukları korkuyu yansıtmadığını tespit etmektedir.

Ek olarak, başvurucular avukat danışmanlık desteğinden yararlanamamış ve başvurucuların sınırda avukatlara erişimi engellenmiştir. Sınırdaki duruma ilişkin bağımsız raporlar; ekonomik göçmen ya da menşe ülkesinde zulüm görmekten korktuğunu ifade eden insanlar olduğu fark etmeksizin, Belarus’tan gelen yabancıların girişine izin verilmemesi yönünde bir politika benimsendiğini göstermekte olup, başvurucu davaları bu duruma bir örnek oluşturmaktadır.

Söz konusu raporlar; kişilerin uluslararası koruma edinmek için yaptıkları açıklamaları göz ardı eden çok kısa mülakatlar yapıldığı yönünde bir pratiği tespit etmekte, kişilerin ekonomik göçmen olarak sınıflandırılmasına cevaz veren ifadelerin özellikle vurgulandığını ve yabancıların beyanlarının yanlış temsil edildiğini ifade etmektedir.

Kişilerin uluslararası koruma taleplerinin incelenmesinin reddedildiği ve Belarus’a geri gönderildikleri yönündeki geniş çaplı bir Devlet politikasının varlığı, Çeçenistan’dan göçmenleri kabul etmeye karşı olduğunu belirten zamanın İçişleri Bakanı’nın beyanları ile ayrıca desteklenmektedir.

Mahkeme, başvurucu dosyalarındaki kararların gereken ilgi gösterilmeksizin alındığı ve bireysel olayların geniş çaplı bir politikanın parçası olduğu sonucuna ulaşmıştır. Söz konusu kararlar, yabancıların topluca sınır dışı edilmesi niteliğini kazanarak 4 numaralı Protokol’ün 4. maddesini ihlal etmiştir.

3. madde ve 4 numaralı Protokol’ün 4. maddesiyle bağlantılı olarak 13. madde

Mahkeme, işbu dava kapsamında şimdiye kadar yaptığı tespitler ışığında, başvurucu şikâyetlerinin 13. madde maksatları doğrultusunda savunulabilir bir iddia teşkil ettiğini tespit etmektedir.

Mahkeme ayrıca başvurucuların iltica arayışında olan sığınmacılar olduğunu ve Polonya’ya alınmalarının reddedilmesi üzerine yapılan itirazların otomatik durdurucu etkisi bulunmadığını, davaya konu olaylardan görülebildiği üzere itirazların başvurucuların Belarus’a geri göndermeyi önlemediğini ve bu sebeple etkili bir başvuru yolu olarak görülemeyeceğini tespit etmektedir. Hükümet de Sözleşme gerekliliklerini karşılayabilecek bir diğer başvuru yoluna işaret edememiştir.

Mahkeme, 3. madde ve 4 numaralı Protokol’ün 4. maddesiyle bağlantılı olarak 13. maddenin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

34. madde

Başvurucular Hükümet’in geçici tedbir kararlarına riayet etmemesi sebebiyle şikâyetçidirler.

Mahkeme geçici tedbir kararlarının, yetkililerin başvurucuları geri döndürmemesi için talimatlar içerdiğini not etmektedir. Mahkeme ayrıca birinci ve ikinci başvurularda, verilen geçici tedbirlerin başvurucuların iltica başvurularının Sınır Güvenlik hizmetleri tarafından alındığı ve ilgili kuruma incelenmesi için yollandığı şeklinde yorumlanması gerektiğini belirtmiştir.

Hükümet devamlı olarak, başvurucuların esasında Polonya’ya girmediklerini ve bu sebeple geri döndürülemeyeceklerini ifade etmiş ve geçici tedbir kararının uygulanma olanağını sorgulamıştır. Her ne kadar Mahkeme geçici tedbir kararının kaldırılması talebinin reddi sırasında bu argümanları da reddetse de, Hükümet geçici tedbir kararlarına karşı söz konusu argümanlara dayanmaya devam etmiştir.

Ek olarak, Hükümet hala birinci ve üçüncü başvurulardaki tedbir kararlarına riayet etmemiş ve yalnızca ikinci başvurudaki tedbirleri uzun bir gecikmeden sonra yerine getirmiştir. Böylece başvurucular, tedbirlerin önlemeyi amaçladığı türden muamele görme riski altına sokulmuştur.

Mahkeme Polonya’nın 34. madde kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varmıştır.

Mahkeme ayrıca birinci ve üçüncü başvurulardaki geçici tedbir kararlarının, işbu karar kesinleşinceye ya da Mahkeme başka bir adım atıncaya kadar yürürlükte kalacağına karar vermiştir.

Adli tazmin (41. madde)

Mahkeme, altı oya karşı bir oyla, Polonya’nın:

40503/17 numaralı başvurudaki başvurucuya, 34,000 Euro manevi tazminat ve 140 Euro olan masraf ve giderleri ödemesine;

42902/17 numaralı başvurudaki başvuruculara, ortaklaşa 34,000 Euro manevi tazminat ve 39 Euro olan masraf ve giderleri ödemesine ve

43643/17 numaralı başvurudaki başvuruculara, ortaklaşa 34,000 Euro manevi tazminat ve 140 Euro olan masraf ve giderleri ödemesine karar vermiştir.

Ayrık Görüşler

Hakim Eicke, adli tazmin hususunda çoğunluk kararına katılmadığını ifade etmiştir. Hakim Eicke’ın ayrık görüşü kararda ek olarak belirtilmiştir.

From → İnsan hakları

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: