İçeriğe geç

Ekim 2020 – İHAM Kararları Bülteni

by 09/11/2020

Merhaba,

Ekim ayında yayımlanan 13’ü Türkiye’ye karşı 29 İHAM kararının yer aldığı bülten yayında. Bu bültendeki çeviriler, Benan Molu, Pınar Baysal, Dicle Demir, Batuhan Karataş, Emre Karaman, İlkay Nadir, Nur Beril Nalbantoğlu, Gizem Demir, Rumeysa Budak, Efekan Sadak, Gözde Gurbet Engin, İdil Özcan tarafından yapıldı.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

İşkence ve insanlıkdışı muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Roth v. Almanya, Başvuru No. 6780/18 ve 30776/18, Karar Tarihi: 22.10.2020

Ziyaretçisi olan her beş mahkumdan birinin görevliler tarafından tekrarlayan bir şekilde, rastgele, anal arama da dahil olmak üzere, çıplak aramaya maruz bırakıldığı hapishanede, başvurucunun da bu aramalara maruz kalması; bu aramanın hapishane güvenliği veya suç önleme gibi bir saikle yapılmaması, dolayısıyla meşru amacın olmaması; başvurucunun yerel mahkemelere başvurması üzerine aramanın hukuka aykırı ve ciddi bir müdahale olduğunun tespit edilmesine karşın yerel mahkemelerin, Federal Anayasa Mahkemesinin anayasaya aykırı bulduğu bu uygulamaların tekrarlanma riskinin düşük olduğunu belirterek hukuka aykırılık kararı verilmesini başvurucunun kişilik haklarına yapılan müdahale karşısında yeterli görmesi – Mahkemeye göre meşru amacı olmaksızın tekrarlayan aramalar, keyfilik düşüncesi ve buna bağlı olarak aşağılık hissi ve kaygı, başka bir insan önünde soyunma zorunluluğu ve anal arama da dahil olmak üzere aranmanın onura dokunması, buna maruz kalan mahkumlar için kaçınılmaz bir şekilde tahammül edilebilir seviyeyi aşan bir aşağılama derecesine ulaşmıştır. 3. maddeyi ihlal eden tedbirler sebebiyle tazminat alabilmesi için iddia sahibinin, yetkililerin kusurunu ve hareketlerinin hukuka aykırılığını kanıtlayabilmesinin gerekmesi, var olan hukuk yollarını etkisiz kılmaktadır. Başvurucunun yetkililerin sorumluluğuna ilişkin açtığı davanın başarı ihtimali, maruz kaldığı tedbirlerin hukuka aykırılığının tespit edilmiş olmasına ve yetkililer tarafında en azından bir kusur ihtimali olmasına rağmen yerel mahkemelerce düşük bulunmuştur ve bu davayı açmak için yapılan adli yardımdan reddedilmiştir. Bu sebeplerle Sözleşmenin 3. maddesi ve ulusal makam önünde 3. madde kapsamındaki şikayetin özünü ele alacak etkili bir hukuk yolu bulunmadığı için 3. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddesi ihlal edilmiştir.

Özgürlük ve güvenlik hakkı

Ragıp Zarakolu v. Türkiye, Başvuru no: 15064/12, Karar tarihi: 15.09.2020

İHAM, BDP siyaset akademilerinde ders verdiği için KCK davasında tutuklanan Ragıp Zarakolu’nun başvurusunda BDP’nin yasal bir siyasi parti olduğunu, akademide ders vermenin suç sayılamayacağını söyleyerek özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlaline karar vermiştir. Bu karar, KCK davalarıyla ilgili 5/1-c ve 10. maddeden çıkan ilk ihlal kararıdır. Kararın tamamının çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

I.S. v. İsviçre, Başvuru No. 602202/15, Karar Tarihi: 06.10.2020

İlk derece mahkemesi kararı ile beraat edilmesine rağmen Nisan-Aralık 2015 tarihleri arasında önleme amacıyla tutukluluğunun uzatılması kararı verilmesi nedeniyle yapılan başvuruda, oybirliği ile, ihlal kararı vermiştir. Kararın özet çevirisi buradan okunabilir.

Udaltsov v. Rusya, Başvuru no: 76695/11, Karar tarihi: 06.10.2020

Sol Cephe hareketinin öncüsü ve Rusya’da tanınan bir politikacı olan Başvurucunun tarihleri önceden belirlenmiş olan “Devlet Duması seçimlerini protesto yürüyüşlerine” katılmasından evvel ilk olarak 10 gün süreyle tutuklanıp tutukevinde açlık grevine girmesi, götürüldüğü hastaneden ayrılmasından sonra birkaç gün içinde tekrar tutuklanması ve tutukluluk süresinin kalanını tutukevinde geçirmesi, hastaneden ayrılmasıyla ilgili olarak idari makamların tutukevinden firar ettiği gerekçesiyle soruşturma başlatması, seyreden iki ay boyunca duruşmalara katılması için kendisine çağrı yapılması, Aralık ayında tam olarak seçim gününde trafik kurallarına uymadığı ve polislere mukavemet ettiği gerekçesiyle polis merkezine götürülmesi, olayla ilintili olarak çıkarıldığı sulh ceza duruşmasında olay sırasında kendisinin yanında olan tanığa haber verilmesi için erteleme talebinde bulunması ve tanığa çağrı yapıldığı fakat gelmediği gerekçesiyle erteleme talebinin reddedilerek başvurucunun 5 gün idari hapse mahkum edilmesi, itiraz esnasında başvurucunun tanık ve suçlamanın aksine polislerin iddia ettiği anda iddia ettiği yerde olmadığına dair internet haberlerini sunmak istemesi ve mahkemenin bu delile gerek olmadığı gerekçesiyle haberlerin mahkemeye sunulmasını reddetmesinden sonra tutuklanması ve başvurucunun açlık grevine girmesi, başvurucunun hastaneye kaldırıldıktan sonra yaptığı başvuru üzerine serbest bırakılmayı beklerken önceki dosyada yapılan çağrılara uymadığı gerekçesiyle zorla duruşmaya getirilmesi, başvurucunun iddiasına göre mübaşirin avukatlarının adliyeye girişini engellemesi, sulh ceza hakiminin bu duruşmada daha önce izinsiz firar ettiği gerekçesine dayanarak 15 gün idari hapis cezası vermesi, itiraz sonrasında Bölge Mahkemesine götürülen başvurucunun sağlık durumu sebebiyle takibatın ertelenmesi ve hastaneye götürülmesi, başvurucunun iddiasına göre yaptığı başvuru sonrasında salıverilmesi gerekirken kolluk kuvvetlerince hastanede tutulması ve ertesi gün Bölge mahkemesinde başvurucunun gelmediği belirtilerek avukatının dinlenmesi, idari hapis cezasının son bulması gereken günde Aralık ayındaki dosya sebebiyle tekrar sulh ceza hakimi önüne çıkarılması ve 10 gün idari hapis cezasına çarptırılması üzerine başvurucunun tüm bu süreçte Sözleşme’nin 3,5,6,7,10,11 ve 18. maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla İHAM’a başvurması- Mahkeme, öncelikle, Başvurucunun Ekim 2011’deki açlık grevine ilişkin yetkililerin tıbbi yardımda bulunmadıklarına dair ayrıntılı delil ileri sürmediğini kaydetmiştir. Bunun yanı sıra, Başvurucunun bu süre zarfındaki açlık grevlerinin büyük kısmını hastanede geçirdiğini ve açlık grevine başladığı her seferde çeşitli tıp uzmanlarının gözetimi altına alındığını da belirtmiştir. Mahkeme, gözaltı süresindeki sağlık muayeneleri konusunda da tıbbi gözetimin eksik olduğuna dair aksi yönde uzman raporu gibi delil ileri sürülmediğinden bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir. İkinci tutuklama açısından Mahkeme, başvurucunun polis karakoluna götürülmeden önce kolluk kuvvetlerinin hangi emirlerine itaatsizlik ettiği konusunda kovuşturma aşaması da dahil bir açıklık getirilmediğini ve duruşmada adli yardımla ilgili sorunu ve mahkemelerin başvurucunun mazeretinin değerlendirilmesine yönelik yüzeysel yaklaşımını da dikkate alarak, idari gözetim cezasının keyfi olduğu ve dolayısıyla Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Aralık ayında hastanede alıkonulması açısından ise öncelikle başvurucunun ağırlaşan sağlık durumu nedeniyle hastaneye kaldırıldığını ve bu doğrultuda çok sayıda test yapıldığını göz önüne alarak hastaneye kaldırılmasının gerekliliğinden şüphe etmek için hiçbir neden olmadığını vurgulamıştır. Ancak, başvurucunun o tarihte hastaneye yatmayı reddetmesine rağmen, ertesi güne kadar hastanede tutulmasının meşru bir amacı olmadığından Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi ihlal edildiğini kaydetmiştir. Aralık ayının sonundaki tutuklama açısından ise Mahkeme, Yüksek Mahkemenin ceza kararını bozma ve yargılamayı durdurma kararının, ilgili idari tutukluluk süresinin Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlali anlamına geldiğinin güçlü bir göstergesi olduğu kanaatindedir. Bu kararın fiili gerekçesini göz önünde bulundurarak (maddi hukuka uyulmaması) özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki olmadığına ve Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlalini teşkil ettiğine kanaat getirmiştir. Mahkeme 6. madde bakımından ise gözaltına alınan başvurucunun çıkarılacağı duruşmada avukata sadece yarım saat önceden haber verildiğini ve başvurucunun o sırada tutuklandığını belirterek geçerli bir savunma yapabilmesi için makul bir fırsat verilmediğini, temyiz yargılamasında da önceki eksikliklerin giderilmediğini ve bu sebeplerle Sözleşme’nin 6. Maddesinin ihlal edildiğini belirtmiştir.

Akengin v. Türkiye, Başvuru no. 46445/13, Karar tarihi: 13.10.2020

2009 yılında başlatılan KCK operasyonları kapsamında 24 Aralık 2009 tarihinde gözaltına alınıp 25 Aralık’ta tutuklanan, 9 Haziran 2010 tarihinde iddianame hazırlanana kadar dosya üzerinden tutukluluk halinin devamına karar verilen başvurucuya daha sonra 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi – Tutukluluk halinin duruşma yapılmadan devam ettirilmesi ve tutukluluğuna etkili bir şekilde itiraz edememesi nedeniyle 5/4 ihlali

Marin Yosifov v. Bulgaristan, Başvuru no. 5113/11, Karar tarihi: 13.10.2020

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), yolsuzluk yaptığı iddiasıyla hakkında dava açılan belediye başkanının 24 saati polis, sonraki 72 saati savcılık kararıyla olmak üzere dört gün boyunca hâkim karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulması ve ofisinin aranmasına ilişkin Marin Yosifov v. Bulgaristan kararında Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının ve 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

İşçi ve diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 67483/12, Karar tarihi: 20.10.2020

2012 yılının Haziran ayında KCK üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanan Eğitim-Sen üyesi başvurucuların sendikal faaliyetleri nedeniyle Şubat ve Nisan 2013’e kadar tutuklu kalması, Anayasa Mahkemesi’nin bu şikayetleri reddetmesi – Makul şüphe olmadan tutuklanmaları nedeniyle 5/1-c ve uzun süre hakim karşısına çıkamamaları nedeniyle 5/4 ihlali

Adil yargılanma hakkı

Köksoy v. Türkiye, Başvuru no. 31885/10, Karar tarihi: 13.10.2020

Başvurucular Abdurrahman Köksoy ve Haydar Köksoy’un, sırasıyla 1953 ve 1959 doğumlu, İstanbul’da yaşayan Türkiye vatandaşları olması, başvurunun bir arsanın sınırlarının belirlenmesi ve özellikle bu arsanın orman arazisi olarak sınıflandırılıp sınıflandırılamayacağı konusuna dair anlaşmazlık ile ilgili olması, başvurucuların 1991 yılında İstanbul Kemerburgaz’da bir arsa satın almış olmaları, 2003 yılında bu arsanın Belgrad Ormanı’nın parçası olduğuna dair Tapu Sicilinde yer alan şerhin kaldırılmasına yönelik dava açmış olmaları, ilk derece mahkemesinin kadastro değerlendirmesi sırasında yapılmış olan hata sonucu bu arazinin orman olarak sınıflandırıldığına hükmetmiş olması, bu kararın 2007 yılında Yargıtay tarafından bozulmuş olması, Yargıtay’ın bozma gerekçesinde aynı ormanın sınırlarında olan bitişik arazilerdeki benzer yargılamaların bilgilerine dayanması ve bu bağlamda başvurucunun arazisinin orman sınırları içerisinde kaldığına hükmetmesi, başvurucuların karar düzeltme talebinde bulunması ve ilk derece mahkemesinin Yargıtay’ın gerekçelerine dayanarak davayı reddetmesi – İhlal yok.

Korkmaz v. Türkiye, Başvuru no. 35935/10, Karar tarihi: 13.10.2020

12 Ocak 2000 tarihinde A.N.N. cinayetini işlediği iddiasıyla gözaltına alınan başvurucunun polis, savcılık ve mahkeme önündeki ifadeleri sırasında avukatla temsil edilmemesi ve verdiği beyanların mahkumiyete esas kabul edilmesi – Avukatla temsil edilme hakkının ihlali

Berk v. Türkiye, Başvuru no. 68496/10, Karar tarihi: 13.10.2020

22 Haziran 2004 tarihinde gözaltına alınan ve terör eylemlerine katıldığını itiraf eden başvurucunun avukat istemediğine dair form imzalaması nedeniyle avukatla temsil edilmeden verdiği ifadelerin müebbet hapis cezasına esas kabul edilmesi – Avukatla temsil edilme hakkının ihlali

Atay v. Türkiye, Başvuru no. 48555/08, Karar tarihi: 13.10.2020

Komşularıyla yaşadığı tartışma nedeniyle iftira suçundan 806 TL, yaralamaya teşebbüs suçundan 360 TL adli para cezası ödemeye mahkum edilen başvurucunun CMK’nin 305. maddesi uyarınca bu para cezasını temyiz edememesi ve yargılama sırasında iki tanığın dinlendiği duruşmalardan birini başvurucu ve avukatına haber vermeyerek duruşmayı onlar olmadan gerçekleştirmesi – Tanıklarla ilgili iddia yönünden yargılamanın bütününü etkileyecek bir durum olmadığından açıkça dayanaktan yoksunluk sebebiyle kabul edilemezlik kararı (temyizle ilgili iddia yönünden adil yargılanma hakkının ihlali)

Çakmak ve diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 33436/10, Karar tarihi: 13.10.2020

Ocak 2004’te PKK üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanan üç başvurucunun avukat istemediklerine dair form imzaladıkları gerekçesiyle avukatla temsil edilmedikleri sırada verdikleri ifadelerine dayanılarak hapis cezasıyla cezalandırılmaları – Üçüncü başvurucu bakımından avukatla temsil edilme hakkının ihlali (birinci ve ikinci başvurucular Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadığı için kabul edilemezlik kararı)

Akbay ve Diğerleri v. Almanya, Başvuru No: 40495/15, Karar tarihi: 15.10.2020

İHAM, 15 Ekim 2020 tarihinde verdiği Akbay ve Diğerleri v. Almanya kararında, oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Dava, birinci başvurucunun ölen eşi N.A.’nın, ikinci ve üçüncü başvurucuların uyuşturucu kaçakçılığından mahkum edilmeleri ve gizli soruşturmacının başvurucuları suça teşvik ettiği iddialarına ilişkindir. Birinci başvurucu, ayrıca, haksız mahkumiyetinden sonra ölen eşinin itibarını yeniden tesis etmek konusunda manevi bir menfaati olması sebebiyle kendi adına başvuruda bulunma hakkı olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme, birinci başvurucunun ölen eşinin suçtan aklanmasında manevi menfaati bulunmasının yanında, söz konusu ihlal iddiasının bir kamu yararı meselesi gündeme getirmesi sebebiyle başvurucuya başvuruda bulunma hakkı tanımıştır. Mahkeme ayrıca, gizli polisin başvurucuları suça teşvik ettiğinin tespit edilmesine karşın, yerel mahkemelerce ulaşılan sonucun Sözleşme’nin 6. maddesinin amaçlarına aykırı olduğunu tespit etmiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Camelia Bogdan v. Romanya, Başvuru No: 36889/18, Karar Tarihi: 20.10.2020

Tarım Bakanlığı’ndaki kişilere eğitim vermiş olmasına rağmen taraflardan birinin Tarım Bakanı olduğu bir davaya baktığı gerekçesiyle 2016 yılında Yargı Müfettişliği Başkanlığı tarafından Yargı Yüksek Kurulu önünde mesleğe aykırı ve yasak eylemler sebebiyle başlatılan disiplin soruşturmasında hakim başvurucu hakkında önce meslekten men edilmesi daha sonra başka bir mahkemeye tayin edilmesi ve maaşının kesilmesi yönünde disiplin cezası verilmesi ve Mahkeme’nin basın ofisi tarafından gizli kalması gereken gerçeğe aykırı bilgilerin basınla paylaşılması – Adil yargılanma hakkının ihlali

Din, vicdan ve inanç özgürlüğü

Perovy v. Rusya, Başvuru no. 47429/09, Karar tarihi: 20.10.2020

İHAM, 20 Ekim 2020 tarihli Perovy v. Rusya kararı, Rus Ortodoks kilisesine mensup olmayan, başka bir Hıristiyan kilisesine mensup iki ebeveyn ve onların haberleri olmadan okulun ilk gününde dini bir törene katılmak zorunda kalan yedi yaşındaki çocukları olan başvurucunun şikayetlerine ilişkindir. Mahkeme, ebeveynlerin Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokolü’nün 2. maddesi altında düzenlenen çocuklarının kendi dini inançları doğrultusunda eğitim aldığını temin etme haklarının ve çocuklarının 9. maddede düzenlenen din özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir. Mahkeme’nin ihlal olmadığına karar vermesinde, ulusal makamların olaydan sonra hızlı ve yeterli bir biçimde harekete geçmesi, okul idaresi ve öğretmeni uyarması, dini tören sırasında herhangi bir endoktrinasyon olmamasının etkisi olmuştur. Karar dört oya karşı üç oy ile alınmıştır. Kararın basın özeti çevirisine buradan ulaşabilirsiniz.

İfade Özgürlüğü

Jecker v. İsviçre, Başvuru No. 35449/14, Karar tarihi: 06.10.2020

Dava, uyuşturucu kaçakçılığına yönelik adli bir soruşturma sırasında ifade vermeye ve yetkili makamlarca kendisine bilgi sağlayan bir hafif uyuşturucu satıcısı hakkındaki gazete makalesinin yayınlanmasının ardından kaynaklarını açıklamaya zorlanan bir gazetecinin şikayetine ilişkindir. Mahkeme, kamu menfaatine ilişkin daha ağır basan bir sebep ile meşru gösterilmediği sürece, demokratik bir toplumda basın özgürlüğü için haber kaynaklarının korunmasının önemi ışığında bir gazeteciye haber kaynaklarını açıklaması için sunulacak herhangi bir zorunluluğun Sözleşme’nin 10. maddesi ile uyumlu olmadığını ifade etmiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Karastelev ve diğerleri v. Rusya, Başvuru no. 16435/10, Karar tarihi: 06.10.2020

Karastelev ve diğerleri v. Rusya davası insan hakları alanındaki bir sivil toplum kuruluşunun başkanı ve başkan vekilinin Rusya’daki radikalizm karşıtı bir yasaya karşı şikayetlerini konu almaktadır. Rus yetkililer, reşit olmayanlarla ilgili bir yasaya karşı bir posterin sergilenmesinin ve gençlerin ilerideki protestolara katılmaları için teşvik edilmesinin mevzuatta düzenlenmiş olan “radikal etkinlik” olduğuna ve suçtan sorumluluk doğurabileceğine karar vermişlerdir. Başvuruculara karşı üç hukuki süreç işlemiştir, esas olarak ihtar edilerek ileride protestolarda yer almamaları, yoksa haklarında kovuşturma başlatılacağı belirtilmiştir ve sonuç olarak başkan görevinden istifa etmiştir. İHAM, Vadim Karastelev ve Tamara Karasteleva bakımından İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Mahkeme, ilgili radikalizm karşıtı mevzuatın geniş olarak düzenlendiğini ve savcıya çok fazla takdir yetkisi alanı bırakarak yasanın uygulanmasını öngörülemez hale getirdiğini belirtmiştir. Ayrıca mevzuat ve uygulama, başvurucuların davasında kullanılan hukuki işlemlere keyfi olarak başvurulmasına karşı yeterli koruma sağlamamıştır. Nitekim, başvurucuların davasında bu eksiklikler vurgulanmıştır; Mahkeme, posterin ve başvurucuların iki gençle iletişiminin, kamu yetkililerinin hukuka uygun faaliyetlerine şiddet veya şiddet tehdidiyle engel teşkil edecek şekilde anlaşılabileceği sonucuna varmanın yetkililer bakımından aşırı olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme ayrıca oybirliğiyle, Bay Karastelev’in başvurduğu yargısal denetim bakımından Madde 6’nın ilk fıkrasının (mahkemeye erişim hakkı) ihlaline karar vermiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Gafiuc v. Romanya, Başvuru no. 59174/13, Karar tarihi: 13.10.2020

Spor gazetecisi olan başvurucuya komünist rejim altında spor aktiviteleri hakkındaki araştırmasını yürütebilmesi için verilen “Securitate” arşivlerine erişim yetkisinin başvurucunun bazı tanınmış spor figürleri hakkındaki bilgileri açığa çıkardığı makaleler yayınlaması üzerine geri alınması- İhlal yok.

Kaboğlu ve Oran v. Türkiye (No. 2), Başvuru No. 36944/07, Karar tarihi: 20.10.2020

Başvuru, sorumlu pozisyonda bulundukları kamu kurumu tarafından hazırlanan azınlıklar ve kültürel haklara ilişkin raporun yayımlanmasını takiben çeşitli tepkilerin hedefi haline gelen iki üniversite profesörü (Kaboğlu ve Oran) ile ilgilidir. Başvurucular öncelikle Millet Meclisinde bir milletvekili tarafından yapılan konuşma ile özel hayata saygı haklarının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca aleyhlerine yürütülen cezai yargılamanın, ifade özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, suçlamalardan beraat etmişlerdir. 8. madde altında yapılan şikayet kapsamında Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucuların itibarlarının korunması hakkı ile milletvekilinin söz konusu ifade özgürlüğü arasında kabul edilebilir bir denge kurduğunu tespit etmektedir. 10. madde altında yapılan şikayet kapsamında Mahkeme, başvurucular aleyhine ceza yargılamasının başlatılmasının, raporlarında başvurucuların fikirlerini açıklamasını suç haline getiren bir yetkili makam tepkisi olarak görülebileceğini, oysa bu fikirlerin Türkiye’deki azınlıkların durumu ve statüleri hakkında kamuoyu tartışmalarına katkıda bulunduğunu tespit etmektedir. Sonuç olarak, ihtilaf konusu tedbir (başvurucular aleyhine ciddi suçlamalarla cezai yargılama başlatılması ve azımsanmayacak bir süre sürdürülmesi) toplumsal bir ihtiyacı karşılamamaktadır ve hedeflenen meşru amaç (milli güvenliğin korunması, ülke bütünlüğü veya kamu güvenliği) ile orantılı veya demokratik bir toplumda gerekli değildir. Kararın çevirisi buradan okunabilir.

Kılıçdaroğlu v. Türkiye, Başvuru no. 16558/18, Karar tarihi: 27.10.2020

İHAM, 27 Ekim 2020 tarihli Kılıçdaroğlu v. Türkiye kararında, ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 31 Ocak ve 7 Şubat 2012 tarihinde Roboski katliamı ve Tortum’da hidroelektrik santral yapılması gibi güncel konular üzerine TBMM içinde meclis grubu toplantılarında yaptığı konuşmalarda dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın itibarını zedelediği iddiasıyla hakkında açılan tazminat davasında tazminat ödemeye mahkum edilmesini, ifade özgürlüğüne aykırı bulmuştur. İHAM, Kılıçdaroğlu’nun ödediği tazminatın miktarını başka kişileri fikirlerini ifade etmekten caydırabilecek miktarda bulmuş, yerel mahkemelerin İHAM içtihadı uyarınca yerleşik ilkeleri dikkate almadığını, başbakanın özel hayatına saygı hakkıyla Kılıçdaroğlu’nun ifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurmadığını vurgulamıştır. Karara milli hakim Saadet Yüksel şerh düşmüştür. Kararın tamamının çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Toplanma, gösteri yapma, dernek kurma özgürlüğü

Ayoub ve diğerleri v. Fransa, Başvuru no: 77400/14, Karar tarihi: 08.10.2020

İHAM’a göre yabancı düşmanlığı yapan, paramiliter güçlerle siyasi programı şiddete teşvik eden ve hatta bir üniversite öğrencisinin ölümüne neden olan aşırı sağcı dernek Troisieme Voie ve onun güvenlik kanadı olan Jeunesses nationalistes révolutionnaires derneklerinin kapatılması kamu düzeninin ve başkalarının haklarının korunması meşru amacını gütmüştür. Kapatma tedbiri bu amaçla orantılıdır ve Mahkeme derneğin kapatılmasının demokratik toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir. Diğer başvurucular L’Oeuvre française ve Jeunesses nationalistes ise Sözleşme’nin temelinde yer alan tolerans, toplumsal barış ve ayrımcılık karşıtlığı gibi değerlere karşı amaçlar gütmüş ve dernek kurma özgürlüklerini kötüye kullanmışlardır. Bu nedenle başvuruları Sözleşme’nin 17. maddesi altında kabul edilemez bulunmuştur. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Jhangiryan v. Ermenistan, Başvuru No: 44841/08, Karar Tarihi: 08.10.2020 ve Smbat Ayvazyan v. Ermenistan, Başvuru No: 49021/08, Karar Tarihi: 08.10.2020

İHAM, Sözleşme’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesinin, adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin ve toplantı özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. İlgili başvurular, Ermenistan’da 19 Şubat 2008 tarihinde gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin hileli ve hukuka aykırı şekilde yürütüldüğünü iddia ederek protestolara aktif katılım gösteren, önce gözaltına alınan ve sonrasında tutuklu yargılanıp mahkûm edilen iki Ermeni vatandaşının şikayetine ilişkindir. İlk derece mahkemesinde “devlet gücünün gaspı” suçlaması ile yargılanan iki başvurucunun davası önce diğer muhalefet liderlerine ve protestocularına yönelen ana ceza davası ile birleşmiş ancak bu suçlamadan mahkûm edilmeyen başvurucular ilgisiz suçlamalardan mahkûm edilmişlerdir. Bu mahkumiyetlere ilişkin ikisinin temyiz başvurusu da reddedilmiştir. Mahkeme, farklı ve bağlantısız gibi gözüken suçlamalar sebebiyle mahkûm olmuş olsalar dahi, başvurucuların mahkumiyetle sonuçlanan kovuşturma süreçlerinin muhalefet tarafından düzenlenen protestolara katılmaları ve desteklerini açıkça ifade etmeleri ile bağlantılı olduğuna yönelik yeterince güçlü, net ve uygun çıkarımlar yapmıştır. Bu sebeple Mahkeme, başvurucuların kovuşturulmalarının ve mahkumiyetlerinin dayandığı tüm hususların başvurucuların toplantı hakkına yönelik müdahale oluşturduğuna karar vermiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Ayata Civelek ve diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 17606/11 30252/11, Karar tarihi: 13.10.2020

Cenazeye katıldıkları, evlerinde Ekmek ve Adalet dergisi bulunduğu, TAYAD için bildiri dağıttıkları iddiasıyla haklarında önce DHKP-C üyesi olma suçundan iddianame düzenlenen başvuruculara daha sonra suç vasfı değiştirilerek örgüte bilerek yardım etme suçundan (TCK 220/7) 3 yıl 9 ay hapis cezası verilmesi – 11. maddenin ihlali

Ayrımcılık yasağı

Aghdgomelashvili ve Japaridze v. Gürcistan, Başvuru no. 7224/11, Karar tarihi: 08.10.2020

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 8 Ekim 2020 tarihli Aghdgomelashvili ve Japaridze v. Gürcistan kararında, Tiflis’te bulunan LGBT hakları derneğinin ofisinin polisler tarafından basılmasını, dernekte çalışan başvurucuların polisler tarafından hakarete ve tehdide ve onların aşağılanmak amacıyla çıplak aramaya maruz bırakılmasını, oy birliğiyle, Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağına aykırı bulmuştur. İHAM, polisin baskın sırasındaki tacizini ve buna ilişkin soruşturmayı Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağıyla bağlantılı olarak ele almış ve Devletin, polisin homofobik ve/veya transfobik tacizinden ve polislerin oldukça ağır uygunsuz davranışlarına ilişkin etkili bir soruşturmadaki eksikliklerden sorumlu olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, polislerin ve Hükümet’in çıplak arama için hiçbir gerekçe göstermemesine ayrı bir önem atfetmiştir ve çıplak arama yapılmasının altında yatan tek amacın, LGBT topluluğunu ve başvurucuların derneklerini utandırma ve cezalandırma olduğu sonucuna varmıştır. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Adam ve diğerleri v. Romanya; Başvuru No: 81114/17, 49716/18, 50913/18, 52370/18, 54444/18; Karar tarihi: 13.10.2020

Başvuru, Macar azınlığın üyeleri olan başvurucuların mezuniyet sınavlarında ayrımcılığa uğradıkları iddialarına ilişkindi: aynı süre içinde etnik Romanlardan daha fazla sınava girmeleri gerekiyordu ve bu sınavlar, başvurucuların ana dilleri Romence olmadığından onlar için daha zordu. Mahkeme özellikle, ırksal bir azınlık topluluğunun Devlet’in resmi dilini öğrenmelerinin önemi ve üniversite sınavlarında bu dilin kullanılması gerekliliği hakkında bir tartışmanın başvuruda yapılmamış olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, sınavlarda hangi konulardan soruların hangi sırayla bulunduğunun Devlet’in yetkisinde (takdir marjı içinde) olduğunu ve bu konuda yorum yapmanın kendi yetkisinde olmadığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucuların girmek zorunda oldukları fazladan sınavlar, kendi anadillerinde eğitim alma kararlarının sonucu olup müfredat içeriği ve sınav programı da başvurucuların haklarının ihlali niteliği taşımamaktadır. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Napotnik v. Romanya, Başvuru no: 33139/13, Karar tarihi: 20.10.2020

İHAM, bir diplomatın, Ljubljana’daki Romanya Elçiliğindeki görevinden hamile olduğu gerekçesiyle geri çağrıldığı yönündeki iddiasına ilişkin Napotnik v. Romanya kararında 12 numaralı Protokol’ün 1. maddesinin (ayrımcılığın genel olarak yasaklanması) ihlalinin bulunmadığına karar vermiştir. Mahkeme, başvurucuya cinsiyet temelinde farklı davranıldığına karar vermiştir, fakat söz konusu davranışlardaki farklılık, elçiliğin konsolosluk bölümündeki işleyişin, örneğin ülke dışındaki Romanyalıların ihtiyaçlarının karşılanması gibi, temelde diğer insanların haklarının korunmasının sağlanması nedenleriyle yerel yetkililer tarafından etkin biçimde haklı gösterilmiştir. Her durumda, başvurucu kayda değer herhangi bir kötüleşmeyle karşılaşmamıştır: işinden uzaklaştırılmamış ya da disiplin cezası almamıştır, hatta iki kere de terfi almıştır. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

B. v. İsviçre, Başvuru No: 78630/12, Karar Tarihi: 20.10.2020

İHAM, dul bir kadından farklı olarak, çocuğunun erginlik yaşına gelmesi sebebiyle dul bir erkeğin dulluk aylığının kesilmesinin cinsiyet temelli ayrımcılık yasağının ihlali olduğuna karar verdi. Kararın özet çevirisi buradan okunabilir.

Eğitim hakkı

G.L. v. İtalya, Başvuru no. 59751/15, Karar tarihi: 10.09.2020

İHAM, 10 Eylül 2020 tarihli G.L. v. İtalya kararında, on üç yaşında sözel iletişim becerisi düşük otizmli bir kız olan başvurucunun ilkokulun ilk iki yılı boyunca (2010/2011 ve 2011/2012) kanunda düzenlenmiş olmasına rağmen, özellikle ekonomik yetersizlikler olduğu gerekçesiyle özel eğitim desteğinden yararlanamamasının eğitim hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlali olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, engeli nedeniyle diğer çocuklardan ayrı koşullara tabii tutulan başvurucunun ilkokula devam edememesinde yetkililerin küçük kızın gerçek ihtiyaçlarını gözetmemesinin ve ona gerekli desteği sağlamamalarının etkili olduğunu, ekonomik yetersizlikleri gidermek için başka ihtimallerin hiç düşünülmediğini, bir çocuğun eğitim hayatının ve sosyal entegrasyonun temelini oluşturan ilkokul eğitimi sırasında böyle bir ayrımcılığa maruz kalmasının ayrı bir önem arz ettiğini belirtmiştir. Bu karar, Mahkeme’nin otizmli öğrencilerin eğitim hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağına maruz kaldığının tespit edildiği ilk ihlal kararıdır. Kararın tamamının çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Yabancıların sınırdışı edilmesi

Muhammad ve Muhammad v. Romanya, Büyük Daire, Başvuru No: 80982/12, Karar tarihi: 15.10. 2020

İHAM Büyük Dairesi, yasalara uygun şekilde Romanya’da bulunan, Pakistan vatandaşları olan başvurucuların olgusal bir veri gösterilmeden güvenlik gerekçesiyle istenmeyen kişiler ilan edilmesi ve sınır dışı edilmesine ilişkin kararında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 7 numaralı Protokol’ün 1. maddesinin (yabancıların sınır dışı edilmesine ilişkin usul güvenceleri) ihlal edildiğine karar vermiştir. Kararın özet çevirisi buradan okunabilir.

From → İnsan hakları

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: