İçeriğe geç

İHAM’ın Association ACCEPT ve Diğerleri v. Romanya kararının özet çevirisi: “Polisin, aşırı sağcıların gey film gösterimine saldırarak katılımcılara homofobik tacizde bulunmalarını önlemede ve etkili soruşturma yürütmede başarısız olması ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

by 23/06/2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 1 Haziran 2021 tarihli Association ACCEPT ve Diğerleri v. Romanya kararında (başvuru no.19237/16) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin, 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) 8. madde (özel ve aile hayatına saygı hakkı) ile bağlantılı olarak ihlal edildiğine oy çokluğuyla, 11. madde (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü) ile bağlantılı olarak ihlal edildiğine ise oy birliğiyle karar vermiştir. 

Söz konusu olay, başvurucu derneğin Şubat 2013 tarihindeki LGBT Tarihi Ayı’nda aynı cinsiyetten bir ailenin gösterildiği bir film esnasında yapılan gösteriler ile ilgilidir. Diğer beş başvurucu da film gösterimine katılmışlardır. Polis koruma sağlamış olsa da sinema, aşırı sağcı ibareler taşıdığı iddia edilen protestocular tarafından istila edilmiştir. Gösterime katılan herkes sözlü tacize uğramıştır.

Başvurucunun derneği ve diğer başvurucuların savcılara yönelttiği şikayetler herhangi bir iddianamenin hazırlanmasına yol açmamıştır. Mahkemeye yöneltilen itiraz üzerine faşist sembollerin kamusal alanda gösterildiğine dair makul şüpheyi aşacak nitelikte delil bulunamadığına karar verilmiştir.

Mahkeme özellikle, olay yerine yeterli çoğunluğu sağlamış olmasına rağmen, polisin homofobik söylemleri önleyemediğini ve söz konusu gösterimin yapılmasını sağlayamadığını saptamıştır. Mahkeme ayrıca yürütülen soruşturmanın başvuruculara karşı yöneltilmiş homofobik tacizi araştırmak için gerekli makul adımları takip etmediğine karar vermiştir.

İngilizce olan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Emre Karaman tarafından yapılmıştır.

Association ACCEPT ve Diğerleri v. Romanya, Başvuru no. 19237/16, Karar Tarihi: 1.6.2021

Temel Olaylar

Başvurucular kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Association ACCEPT ve beş Romanya vatandaşıdır. Başvurucu kuruluş Bükreş merkezli olup 2000 yılında kurulmuştur. Diğer başvurucular ise 1980 ve 1988 yılları arasında doğmuş olup Bükreş’te yaşamaktadır. ACCEPT Romanya’da yaşayan lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel (LGBT) kişilerin çıkarlarının geliştirilmesi için çalışmaktadır.

Başvurucu kuruluşun Şubat 2013 tarihindeki LGBT Tarihi Ayı’nda aynı cinsiyetten olan bir ailenin yer aldığı bir film gösterilmiştir. Diğer beş başvurucu da gösterime katılmıştır. Filme yönelik bir protesto da aynı zamanda meydana gelmiştir.

Yaklaşık elli protestocu oditoryuma girmiş ve gösterimi engellemiş ve “homoseksüellere ölüm”, “ibneler”, ve “aşağılıklar” gibi hakaretlerde bulunmuşlardır. Bu kişilerden bazılarının aşırı sağcı bayraklar taşıdığı iddia edilmektedir. Saldırganların, başka konuların yanında, aynı cins evlilik ve aynı cins evlatlığa açıkça karşı çıkan Noua Dreaptǎ (“Yeni Sağ”) adında aşırı sağcı bir siyasi hareket ile bağlantılı olduğu gözlemlenmektedir.

Organizatörler olay yerindeki polisleri uyarmıştır. Polis odaya girmiş, bazı bayraklara el koymuş ve -kalmaları rica edilmiş olmasına rağmen- mahali terk etmiştir. İlgili polis raporları homofobiye dair bir ibare içermemektedir.

Protestocular projeksiyonların önüne geçmiş, bu nedenle organizatörler film gösterimini durdurmak zorunda kalmıştır.

5 Mart 2013 tarihinde başvurucu kuruluş söz konusu olay hakkında polise şikâyette bulunmuş, ayrımcılığa karşı kışkırtma olduğunu, hakların sınırlandırılması yoluyla görevin kötüye kullanıldığını ve kamusal alanda faşist, ırkçı ve zenofobik sembollerin gösterildiğini iddia etmiştir. Olayla ilgili soruşturma açılmış ve 14 Ekim 2014’te (olay bir “fikir alışverişi” olarak nitelendirilmiş) kapanmıştır ve bu karar yetkili makamlarca onanmıştır.

Faşist sembollerin kullanıldığına dair soruşturmaya ise 11 Ağustos 2017’de son verilmiştir.

Başvurucularca mahkemelere yapılan sayısız şikâyet sonuçsuz kalmış, sonuç olarak iddianame hazırlanmamıştır.

Şikayetler ve Usul

Başvurucular, Sözleşmenin 3. (işkence yasağı), 8. (özel ve aile hayatına saygı hakkı) ve 14. (ayrımcılık yasağı) maddesine, Ek Protokol No.12’nin 1.maddesine (ayrımcılığa dair genel yasak) dayanarak, özellikle, 20 Şubat 2013’te gördükleri muameleye karşı devletin korumasının yetersizliği ve kendi cinsel tercihlerine karşı mevcut ön yargı hakkında şikâyette bulunmuşlardır. Başvurucular, Sözleşme’nin 14.maddesi ile birlikte dikkate alındığında yahut tek başına 11.madde (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü) altında, özellikle, yetkili makamların barışçıl toplanma hakkını koruyamaması nedeniyle kamusal organizasyonlarına müdahale edilmesi hakkında şikayetçi olmuşlardır. Başvurucular, Sözleşme’nin 13.maddesi altında (etkili başvuru hakkı) şikayetleri bakımından herhangi bir etkili çözüm getirilmemesinden şikayetçi olmuşlardır. 

Başvuru, 2 Nisan 2016 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

Sözleşme’nin 3., 8. ve 14.maddeleri ve Ek Protokol No.12’nin 1.maddesi

Koruma Yükümlülüğü

Söz konusu olay kırk beş kişi tarafından sözlü tacize uğrayan, bu nedenle gösterileri bozulan yaklaşık yirmi kişilik bir grup ile ilgilidir. Sayıca mahalde bulunmalarına ve bir yoğunlukla karşılaşmamış olmalarına rağmen, oditoryumda kalmayan polisten olağanca az yardım sağlanmıştır. Mahkemece bu durum efektif bir müdahale olarak görülmemiş ve polis söz konusu zulmü önlememiştir.

Mahkemece ayrıca polislerce ve jandarmalarca hazırlanan raporlarda başvurucuların maruz kaldığı homofobik hakaretlere yer verilmediğini ve olayların homofobiye değinilmeden anlatıldığını belirtmiştir.

Mahkeme, yetkili makamların saldırganların ellerine kalan bireysel başvurucuların üstlendiği riski doğru bir şekilde hesaplamada ve üçüncü kişilerin homofobik saldırılarına karşı bireysel başvurucuların onurunu korumak için yeterli şekilde cevap vermede başarısız olduğuna karar vermiştir.

Araştırma Yükümlülüğü

Mahkeme, polisin olay yerinde olması nedeniyle protestocuların cinsel tercihe yönelik sözlü tacizleri hakkında karineten delile sahip olduğunu belirtmiştir. Yetkililerin bu potansiyel nefret suçunu araştırma hakkında bir yükümlülüğü doğmuştur. Buna rağmen şikâyetin üzerinden bir yıl geçmesine karşın soruşturmayla ilgili kayda değer bir adım atılmamış ve soruşturma dört yıl sekiz ay sürmüştür. Mahkeme soruşturmanın başlangıç aşamasında bu kadar zor olmaması gerektiği görüşündedir. Sonuç olarak yetkili makamlar saldırganların davranışlarına yönelik cezai bir soruşturmayı sonuçlandırmada başarısız olmuşlardır.

Mahkeme, özellikle yetkili makamların sürekli olarak söz konusu sözlü tacize sadece bir “tartışma” veya “fikir alışverişi” olarak yer verdiğini; faillerin aşırı sağ organizasyonların “sempatizanı” olarak ve mağdurların ise aynı cins ilişkilerin “takipçisi” olarak nitelendirildiğini kaydetmiştir. Mahkemenin gözünde bu dil tarafsızlıktan yoksundur ve yerel soruşturmaların verimliliğini sekteye uğratmaktadır.

Mahkeme, yetkili makamların sözlü tacizin homofobik güdülerden kaynaklı olup olmadığını araştırma konusunda makul adımları atmadığı sonucuna varmıştır.

Sonuç

Genel olarak Mahkeme, yetkililerin bireysel başvurucuların onuru (anlamlandırmak gerekirse özel hayatlarını) bakımından yeterli korumayı sağlamakta ve kendilerine karşı yöneltilmiş olan homofobik saldırının gerçek doğasını etkili bir şekilde araştırmada başarısız olduğu sonucuna varmıştır.

11.madde ile birlikte dikkate alındığında 14.madde

Mahkeme barışçıl toplanma hakkının, gerek statik gerekse alay şeklinde, hem özel hem de kamusal alanlardaki toplantıları kapsadığını, buna ek olarak bireysel katılımcılarca ve toplanmayı organize eden kişilerce gerçekleştirilebileceğini yinelemiştir. Mahkeme, bu noktada gösterimin engellenmesinin başvurucuların barışçıl toplanma hakkını ihlal ettiği kanaatindedir.

Mahkeme söz konusu olay ile ilgili olguların, 8.madde ile birlikte dikkate alınarak 14.madde kapsamında öne sürülen şikâyet ile aynı olduğunu dikkate almış ve yetkililerin homofobik söylemlerin mevcut olduğuna dair açık delil olduğu halde meseleyi yatıştırmada başarısız olduğu sonucuna varmıştır.

Sonuç olarak Mahkeme, yetkililerin 11.madde ile birlikte dikkate alındığında 14.madde altında doğan yükümlülüklerini yerine getiremediğine ve söz konusu organizasyonun gerçekleşebilmesini temin edemediği sonucuna varmıştır.

Diğer maddeler

Mahkeme Sözleşme’nin 13.madde ve Ek Protokol No.12’nin 1.maddesi altında öne sürülen iddiaların incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.   

Adil Tazmin (41.madde)

Mahkeme, Romanya’nın başvurucu kuruluşa 7500 Avro, başvurucu her bir kişiye ise 9750 Avro manevi tazminat ödemesine ve bütün başvurucuların toplam 3264 Avroluk yargılama masraf ve giderlerini karşılamasına karar vermiştir.

Karşı Oy

Hâkim Grozev ve Harutyunyan’ın müşterek kısmi muhalefet şerhi karara ekli bulunmaktadır.

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: