İçeriğe geç

İHAM’ın BURESTOP 55 Derneği ve Diğerleri v. Fransa kararının özet çevirisi: “Çevre örgütlerinin nükleer atık depolama projesi hakkında doğru ve güvenilir bilgi alması ve bu bilgilerin niteliğini etkili şekilde yargı denetimine götürebilmesi 10. maddeyi ihlal etmez.”

by 28/09/2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 1 Temmuz 2021 tarihli BURESTOP 55 Derneği ve Diğerleri v. Fransa davasında (başvuru numaraları 56176/18, 56189/18, 56232/18, 56236/18, 56241/18, 56247/18), oyçokluğuyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (mahkemeye erişim hakkı) MIRABEL-LNE Derneği için ihlal edildiğine ve Sözleşme’nin 10. maddesinin (bilgiye erişim hakkı) Burestop 55, ASODEDRA, Fédération Réseau Sortir du Nucléaire, Les Habitants vigilants du Canton de Gondrecourt dernekleri ve CEDRA 52 kolektifi için ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Dava, Grand Est idari bölgesinde bulunan Maas, Haute-Marne ve Vosges alanlarının sınırında bulunan ve Cigéoon the Bure alanı olarak bilinen bölgede jeolojik depolama merkezi kurulması planına karşı çıkan çevre koruma örgütlerine ilişkindir. Merkez, yüksek seviyede bulunan uzun ömürlü radyoaktif atıkların, derin jeolojik depolarda saklanması amacıyla tasarlanmıştır. Bu örgütler, Çevre Kanunu Madde L. 542-12 7° uyarınca zorunlu kamusal bilgiyi paylaşmamaları ve bunun sonucunda ortaya çıkan zararın tazmini için radyoaktif atıkların yönetiminden sorumlu Ulusal Ajans’a (ANDRA) karşı bir dava açmışlardır. Açılan davalar, örgütlerden birinin dava ehliyeti (locus standi) bulunmadığından, diğer beş örgüt yönünden de esastan reddedilmiştir.

MIRABLE-LNE Derneği’nin mahkemeye erişim hakkı yönünden, Mahkeme ilk olarak ret kararını veren Versay İstinaf Mahkemesi tarafından, Çevre Kanunu Madde L. 141-1 uyarınca derneğin resmi olarak tanınması hususunun dikkate alınmadığını kaydetmiştir. Söz konusu tanıma, kural olarak, derneğe dava ehliyeti vermektedir. Ardından Mahkeme, Versay İstinaf Mahkemesi’nin MIRABLE-LNE Derneği’nin tüzüğünde geçen dernek amaçlarının; ne nükleer endüstrisinden ve endüstrinin ilgili faaliyetlerinden ve kalkınma projelerinden kaynaklanan çevre ve sağlık risklerini önleme, ne de radyoaktif atıkların gömülmesine ilişkin tehlikeler hakkında kamuyu bilgilendirmek olduğunu, Dernek’in çevrenin korunması amacını tüzük lafzında çok daha genel anlamıyla geçirdiğini tespit ettiğini kaydetmiştir. Çevre korumasının içkin bir parçasının nükleer atıklara karşı korunmak olduğunu özellikle vurgulayan Mahkeme, Versay İstinaf Mahkemesi’nin vardığı neticenin mahkemeye erişim hakkı yönünden orantısız bir kısıtlama getirdiğine ve açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir. Mahkeme bu yönden Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında belirli koşullar altında gündeme gelebilen bilgiye erişim hakkı yönünden Mahkeme, ilk defa, söz konusu bilginin aldatıcı, hatalı ya da yetersiz olduğu durumlarda bu hakkın hükümsüz hale geleceğini belirtmiştir. Mahkeme, özellikle Devlet’e ait hukuki bir yükümlülükten kaynaklandığı durumlarda, söz konusu hak kapsamının bilginin güvenilebilir olmasını gerektirdiğini ve bir ihtilaf (“uyuşmazlık”) ortaya çıkarsa, ilgili başvuru yolunun bilginin içeriğini ve niteliğini, çekişmeli yargı çerçevesinde incelemesi gerektiği sonucuna varmıştır. Mevcut davada Mahkeme, altı başvurucu örgütten beşinin yerel mahkemelere başvurabildiğini ve tamamen çekişmeli yargı kapsamında yargılamaya katılabildiğini ve Ulusal Ajans’ın radyoaktif atıkların yönetimi ve Bure alanındaki jeotermal potansiyel  hakkında kamuyu bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini etkili şekilde denetletebildiğini kaydetmektedir.

Mahkeme, Ulusal Ajans’ın 21 Temmuz 2009 tarihli birleştirilmiş raporunda geçen belirli unsurların güvenilirliği bakımından yapılan itirazlar hakkında İstinaf Mahkemesi’nin daha bütünlüklü bir gerekçe oluşturması gerektiği kanaatinde olsa da, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki yükümlülükler uyarınca beş başvurucu örgütün yerel bir başvuru yoluna erişebildiği sonucuna varmıştır.

Kararın Fransızca aslını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan basın özeti çevirisin aşağıdan okuyabilirsiniz.

BURESTOP 55 Derneği ve Diğerleri v. Fransa, Başvuru numaraları: başvuru numaraları 56176/18, 56189/18, 56232/18, 56236/18, 56241/18, 56247/18, Karar tarihi: 01.07.2021.

Başvuruya Konu Olayların Özeti

Başvurucular, takip eden çevre koruma örgütlerinden oluşmaktadır: Bar-le-Duc merkez ofisleriyle birlikte Burestop 55 ve MIRABELLNE (Maas bölgesi); Grand (Vosges) merkez ofisleriyle birlikte ASODEDRA; Saint-Dizier (Haute-Marne) merkez ofisleriyle birlikte CEDRA 52; Gondrecourt-le-Château (Maas) merkez ofisleriyle birlikte Les Habitants vigilants du Canton de Gondrecourt [Gondrecourt Kantonunun farkında mukimleri]; Lyon merkez ofisleriyle birlikte Fédération Réseau sortir du Nucléaire [Nükleer enerjiyi terk ağı federasyonu].

Bu çevre koruma dernekleri; yüksek seviyede bulunan uzun ömürlü radyoaktif atıkların, derin jeolojik depolarda saklanması amacıyla tasarlanan ve Cigéo olarak bilinen bölgede jeolojik depolama merkezi planlamasına karşıdırlar. Cigéo’nun, Bure bölgesinde kurulması planlanıp, söz konusu bölge Bure, Ribeaucourt, Mandres-en Barrois ve Bonnet belediyelerinin sınırlarında yer almaktadır (bundan sonra “Bure bölgesi” olarak anılacaktır). Bu bölge Maas, Grand Est idari bölgesinde yer alan Maas, Haute-Marne ve Vosges alanlarının sınırında bulunmaktadır.

Uzun ömürlü radyoaktif atıkların yönetimi yükümlülüğü; radyoaktif atıkların yönetiminden sorumlu Ulusal Ajans’a (ANDRA)[1] aittir, bu kurum kamuya ait endüstriyel ve ticari bir organ olup görevi, “radyoaktif atıkların yönetimi hakkında kamuyu bilgilendirmek ve bu alandaki bilimsel ve teknolojik bilginin yayılmasını desteklemek” olarak tanımlanmıştır.

1998 yılında Hükümet, radyoaktif atıkların derin jeolojik depolarda saklanması üzerine bir araştırma laboratuvarı inşa edilmesi için Bure bölgesini seçmiştir. Çalışmalar 2000 yılında başlamış ve Ulusal Ajans tarafından yürütülen laboratuvar, 2007 yılında çalışmalarına başlamıştır.

2006 yılında Meclis, yüksek ve orta seviyeli ve uzun ömürlü radyoaktif atıkların yönetimi için referans çözümün, derin jeolojik depolarda saklama yöntemi olduğunu benimsemiştir. 2009 yılında Ulusal Ajans, Bure bölgesine yakın 30 km2’lik bir alanı yeraltı depolama merkezinin kurulması için teklife sunmuştur. Hükümet 2010 yılında bu teklifi kabul etmiştir. 15 Mayıs ila 15 Ekim 2013 tarihleri arasında konuya ilişkin kamusal tartışmalar yaşanmıştır. 11 Ocak 2018 tarihinde, nükleer güvenlik yetkilileri konuya ilişkin olumlu görüş sunmuşlardır. 3 Ağustos 2020 tarihinde Ulusal Ajans, Ekolojik Dönüşüm Bakanlığı’ndan Cigéo projesinin sunduğu kamu yararları lehine bir bildirge yayınlamasını ve bu maksatlarla, diğerler taleplerin yanı sıra, gereken arazilerin satın alınmasını talep etmiştir.

Planlama izninin incelenmesi için üç yıllık bir zaman aralığı belirlenmiştir. Projeye olur verilmesi durumunda inşaat çalışmaları 2023 veya 2024 yılında başlayacaktır. Bunun peşi sıra, Cigéo’nun faaliyetlerine başlamasının ardından on-yıllık bir endüstriyel dönem öngörülmüştür.

Bir jeofizik mühendisinin, başta Triyas akiferi olmak üzere Bure bölgesinde “hatırı sayılır” jeotermal enerji bulunduğunu belirten Aralık 2002 tarihli raporunun ardından, başvurucu örgütler Bure laboratuvarına yerel bilgileri ibraz etmiş ve denetleme komitesine test sondajı yapılması yönünde birçok kez talepte bulunmuşlardır. Ulusal Ajans test sondajını 2008 yılında yapmıştır. Ulusal Ajans, bir birleştirilmiş raporunda test sondajı sonuçlarının “aktarım bölgesindeki jeotermal kaynakların düşük seviyede olduğuna” işaret ettiğini belirtmiştir. 17 Aralık 2012 tarihinde başvurucu örgütler, Ulusal Ajans’ın hatalı ve aldatıcı bilimsel ve teknik bilgi yaydığını, ihmal sebebiyle sorumlu olduğunu ve böylece kusurlu davrandığını kabul etmesini talep etmişlerdir.

Başvurucu örgütler 14 Mayıs 2013 tarihinde Ulusal Ajans’a karşı Nanterre Derece Mahkemesi’nde dava açmış, kurumun Çevre Kanunu Madde L. 542-12 7° uyarınca kamuyu bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve böylece yol açtığı zararı tazmin etmesini istemişlerdir. Örgütler, bölgedeki jeotermal potansiyel hakkında Ulusal Ajans’ın vardığı neticenin hatalı olduğunu ve kurumun erişilebilir data’yı taraflı değerlendirdiğini özellikle vurgulamışlardır. Örgütler Ulusal Ajans’ın bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatine varmışlardır.

16 Mart 2015 tarihinde Nanterre Derece Mahkemesi başvurucu örgütlerin davasını reddetmiştir.

Başvurucu örgütler, ret kararını 16 Mart 2015 tarihinde Versay İstinaf Mahkemesi’ne götürmüşlerdir. İstinaf Mahkemesi 23 Mart 2017 tarihli kararıyla, MIRABEL-LNE Derneği tarafından açılan dava yönünden Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Yargıtay diğer başvurucu örgütlerin aldığı kabul edilebilirliğe ilişkin ret kararı yönünden Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Kabul edilebilirlik hakkında İstinaf Mahkemesi, başvurucu örgütlerin tüzüklerinde geçen dernek amaçlarının nükleer endüstrisinden kaynaklanan çevre ve sağlık risklerini önleme ve radyoaktif atıkların gömülmesine ilişkin tehlikeler hakkında kamuyu bilgilendirmek olduğunu, sadece MIRABEL-LNE Derneği’nin bu amacı taşımadığını, bu derneğin tüzüğünde geçen amaçların geniş anlamıyla çevrenin korunması olduğunu belirtmiştir.

Esas yönünden değerlendirme yapan İstinaf Mahkemesi, diğer beş başvurucu örgütün davasını reddetmiştir. Başvurucu örgütler 23 Mart 2017 tarihinde kanun yararına temyiz yoluna gitmişlerdir.

Yargıtay, 24 Mayıs 2018 tarihli kararıyla kanun yararına temyiz talebini reddetmiştir.

Başvurucuların İhlal İddiaları

Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına (mahkemeye erişim hakkı) ve 13. maddesine (etkili başvuru hakkı) dayanan MIRABEL-LNE Derneği, mahkeme hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur. Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına, 8. maddesine (özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine saygı hakkı), 10. maddesine (ifade özgürlüğü) ve 13. maddesine dayanan başvurucu örgütler; yerel mahkemelerin geçerli bir gerekçelendirme yapmaksızın davalarını reddettiklerini, etkisiz hukuki argümanlar kullandıklarını ve gereklilik doğrulamasına ilişkin iddialarının esası hakkında karar vermediklerini belirterek şikayetçi olmuşlardır. Başvurucu örgütler, bilgi edinme haklarının Fransız mahkemeleri tarafından hükümsüz hale getirildiğini, nitekim mahkemelerin Ulusal Ajans tarafından iletilen bilgilerin doğruluğu hakkında bir kontrol sağlamadıklarını ve bu itibarla mahkemelerin, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini; hukuken bilgi verme yükümlülüğü bulunan Ulusal Ajans’ın çevresel riskler ve tehlikeler hakkında hatalı bilgi verdiğini, bu durumun “bilgi vermemek” ile eşit konumda olduğunu ve böylece, söz konusu meselelerin mahkemelerin serbest takdirine bırakıldığını, Yargıtay’ın yukarıda bahsedilen Sözleşme ihlalleri hakkında hüküm kurmayı reddettiğini belirtmişlerdir.

Başvuru İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne 22 Kasım 2018 tarihinde yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

6. Maddenin 1. Fıkrası

Başvurucu örgütlerin davalarının kabul edilmez bulunmasını haklılaştırmak adına Hükümet, davaya konu kolektif menfaati korumaya çalışan örgütlerin mahkemeye erişim şartlarına atıfta bulunmuştur. Bu anlamda, söz konusu ilke kural, Versay İstinaf Mahkemesi’nin 23 Mart 2017 tarihli kararında incelediği üzere, davacı örgütlerin tüzüklerinde geçen amaçlar ile mahkeme önünde savunulmaya çalışılan kolektif menfaat arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığına dayanmaktadır. Hükümet, söz konusu kısıtlamanın mahkemelerin iş yükünü azaltmak amacıyla bulunduğunu ve örgütler tarafından olası bir hakkın kötüye kullanılmasını, örneğin adalete erişim hakkını kar amaçlı kullanma gibi, engelleme amacı taşıdığını öne sürmüşlerdir.

Mahkeme, MIRABEL-LNE Derneği tarafından açılan davanın, 6. maddenin 1. fıkrası maksatları doğrultusunda medeni bir hakka ilişkin uyuşmazlığın çözülmesi hakkında olduğunu tekrarlamaktadır, söz konusu medeni hakka dernek sahiptir (çevresel meselelerde bilgi edinme ve katılım hakkı). Mahkeme, Hükümet tarafından öne sürülen argümanların yalnızca örgütler tarafından kolektif menfaatlerin korunması hakkında olduğunu ve sözü edilen hakka ilişkin yargılama yürütmenin reddedilmesinin bir meşru amaç taşıdığına ve bu durumun meşru amaçla orantılı olduğuna ilişkin hiçbir delil gösteremediğini gözlemlemiştir.

Ek olarak Mahkeme, MIRABLE-LNE Derneği’nin Çevre Kanunu Madde L. 141-1 kapsamında resmi olarak tanınması hususunun Versay İstinaf Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını kaydetmiştir. Hükümet’in de kabul ettiği üzere, söz konusu tanıma kural olarak dava ehliyetini (locus standi) içermektedir. Söz konusu duruma bakıldığında, Çevre Kanunu Madde L. 141-2 hükmünde örgütlere şu şekilde yer verilmiştir: “[örgütler] korumaya çalıştıkları kolektif menfaatlere doğrudan ya da dolaylı şekilde zarar geldiğinde ve doğanın ve çevrenin korunması alanındaki hukuki güvencelerin ihlal edildiği durumlarda, hukuk yargılamasında taraflara tanınan hakları kullanabilirler …bu koruma kirliliğin ya da diğer kötüleşmelerin önlenmesi, nükleer güvenliğin sağlanması ve bu alandaki enstrümanların uygulanması için de geçerlidir”. İkinci olarak Mahkeme, Versay İstinaf Mahkemesi’nin MIRABEL-LNE Derneği tarafından açılan davayı reddederken, diğer başvurucu örgütlerden farklı olarak, Dernek’in tüzüğünde geçen dernek amaçlarının; ne nükleer endüstrisinden ve endüstrinin ilgili faaliyetlerinden ve kalkınma projelerinden kaynaklanan çevre ve sağlık risklerini önleme, ne de radyoaktif atıkların gömülmesine ilişkin tehlikeler hakkında kamuyu bilgilendirmek olduğunu, Dernek’in çevrenin korunması amacını tüzük lafzında çok daha genel anlamıyla geçirdiğini tespit ettiğini kaydetmiştir. Bu yaklaşımın nükleer atıklara karşı korunma ve çevrenin korunması amaçları arasında bir ayrım öngördüğü ve nükleer atıklara karşı korunmanın çevrenin korunması amacına içkin olduğu açıktır. Ek olarak, başvurucu Dernek’in tüzüğünde geçen amaçların bu şekilde yorumlanması, Dernek’in sosyal amaçlarının kapsamını orantısız şekilde kısıtlama etkisi taşımaktadır, özellikle de tüzüğün 2. maddesinde geçen “teknolojik risklerin” önlenmesi amacı göz önüne alınmalıdır.

Yargıtay tarafından onan Versay İstinaf Mahkemesi kararı, mahkemeye erişim hakkı üzerinde orantısız bir kısıtlama öngörmektedir ve bu cihetle açıkça dayanaktan yoksundur.

Bu sebeplerle MIRABEL-LNE Derneği yönünden Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.

10. Madde

Mahkeme, bütün başvurucu örgütlerin iddialarının, çevresel riskler hakkında bilgi edinme hakkı ve bu bağlamda usuli güvencelere riayet ile ilgili olduğunu kaydetmektedir. Başvuruya konu olaylara dair hukuki nitelendirmenin efendisi olan Mahkeme, söz konusu iddiaları 10. madde altında incelemeye karar vermiştir.

Mahkeme Sözleşme’nin 10. maddesinin yetkililer tarafından tutulan bilgilere erişime dair genel bir hak tanımadığını, ancak belirli şartlar ve kapsam altında bilgiye erişim hakkının ve yetkililer tarafından bilginin iletilmesi hakkının bulunduğunu gözlemlemektedir (bkz. Magyar Helsinki Bizottság v. Macaristan). Bu hak aynı zamanda, uygulanması halinde çevre üzerinde etki yaratabilecek projeler hakkında bilgiye erişim için de geçerlidir (bkz. Cangi v. Türkiye).

Bilgiye erişim hakkı, söz konusu bilginin aldatıcı, hatalı ya da yetersiz olduğu durumlarda hükümsüz hale gelecektir. Bilgiye erişim hakkına saygı, özellikle Devlet’e ait hukuki bir yükümlülükten kaynaklandığı durumlarda, söz konusu hak kapsamının bilginin güvenilebilir olmasını gerektirdiğini ve bir ihtilaf ortaya çıkarsa, ilgili başvuru yolunun bilginin içeriğini ve niteliğini, çekişmeli yargı çerçevesinde incelemeyi gerektirmektedir.

Nükleer tehlike gibi büyük çevresel risk arz eden bir proje hakkında bilgi edinmek, bu konuda denetimin sağlanması açısından özel bir önem taşımaktadır. Ulusal Ajans belgeleri tarafından aksi iddia edilen Bure bölgesindeki jeotermal potansiyel ile Cigéo projesinin ortaya çıkardığı nükleer risk arasında gerçek ve doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır.

Mevcut davada, başvurucu örgütler Ulusal Ajans’a karşı bir tazminat davası açmış, kurumun kamuyu bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemekten doğan zarardan ötürü kusurlu olduğunu iddia etmiştir. Her ne kadar örgütlerin derece mahkemesinde görülen davaları reddedilse de, istinaf aşamasında Burestop 55, ASODEDRA, Fédération Réseau Sortir du Nucléaire and Les Habitants vigilants du Canton de Gondrecourt ve CEDRA 52 kolektifi bakımından davalar kabul edilebilir bulunmuştur.

Çekişmeli yargı neticesinde, Versay İstinaf Mahkemesi davada ağır ihmal bulunmadığına karar vermiştir.

İstinaf Mahkemesi, Ulusal Ajans’ın sonuçlarının bütün kurumsal partnerleriyle birlikte ortaya konduğunu, ayrıca nükleer güvenlik yetkilileri ve radyasyon koruma ve nükleer güvenlik enstitüsü ile ulusal değerlendirme komitesi görüşlerine yer verdiğini haklı bir şekilde tartışmıştır. İstinaf Mahkemesi, konunun teknik veçheleri üzerine doğan fikir farklılığının, Ulusal Ajans’ın yetersiz, ihmalkar ya da taraflı bir pozisyona sahip olduğunu ortaya koymakta yetersiz olduğuna ve derinlemesine yapılan çalışmalar ışığında, Cigéo projesinin kurulması lehine varılan sonucun tek başına yanlış görülemeyeceğine karar vermiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucu örgütleri istinaf hakimlerinin verdiği karara karşı kanun yararına temyiz yoluna gidebildiğini kaydetmiştir. Yargıtay, İstinaf Mahkemesi’nin kararını hukuken gerekçelendirdiğine karar vermiştir.

Altı başvurucu örgütten beşi – Burestop 55, ASODEDRA, Fédération Réseau Sortir du Nucléaire, Les Habitants vigilants du Canton de Gondrecourt ve CEDRA 52 kolektifi – bu itibarla, yerel mahkemelere başvurabilmiş ve tamamen çekişmeli yargı kapsamında yargılamaya katılabilmiştir ve Ulusal Ajans’ın radyoaktif atıkların yönetimi ve Bure alanındaki jeotermal potansiyel hakkında kamuyu bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini ve söz konusu bilginin içeriğini ve niteliğini etkili şekilde denetleyebilmiştir. Bununla birlikte İstinaf Mahkemesi kararı eleştiriye açık haldedir. Mahkeme, Ulusal Ajans’ın 21 Temmuz 2009 tarihli birleştirilmiş raporunda geçen, alandaki jeotermal kaynakların düşük seviyede olduğu bilgisinin güvenilirliği bakımından yapılan itirazlar hakkında İstinaf Mahkemesi’nin daha bütünlüklü bir gerekçe oluşturması gerektiği kanaatindedir. Bununla birlikte bu husus, yukarıda anılan beş başvurucu örgütün Sözleşme’nin 10. maddesi gereklilikleri kapsamında bir başvuru yoluna erişebilmesi üzerinde şüphe yaratmak için yetersizdir.

Bu sebeplerle, Burestop 55, ASODEDRA, Fédération Réseau Sortir du Nucléaire, Les Habitants vigilants du Canton de Gondrecourt ve CEDRA 52 kolektifi bakımından Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmemiştir.

MIRABEL-LNE Derneği bakımından Mahkeme, istinaf başvurusunun Versay İstinaf Mahkemesi tarafından reddedilmesinin Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ihlal ettiğini halihazırda tespit etmiş durumdadır. Sonuç olarak, 10. maddenin usuli boyutu bakımından inceleme yapmayı gerektirecek bir koşul ortada bulunmamaktadır.

Adli Tazmin (41. madde)

Mahkeme, Fransa’nın başvurucu MIRABEL-LNE Derneği’ne 3.000 Euro manevi tazminat ödemesine ve 2.713 Euro olan harç ve masraf giderlerini ödemesine karar vermiştir.


[1] Ç.N: Anlam bütünlüğünü sağlamak adına çeviri boyunca “Ulusal Ajans” olarak anılmaktadır.

From → Haberler

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: