İçeriğe geç

İHAM’ın Kartoyev ve diğerleri v. Rusya kararının özet çevirisi: “Terör saldırısı düzenlemekle suçlanan başvurucuların, yargılamalarının gizli gerçekleştirilmesi,  iddia makamı ve savunma makamı arasında silahların eşitliği ilkesinin gözetilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakları ihlal edilmiştir.”

by 15/11/2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 19 Ekim 2021 tarihli Kartoyev ve diğerleri v. Rusya kararında oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 6. maddesinin 1. fıkrasının (kamuya açık duruşma ve tarafsız mahkeme) ve 6. maddesinin 3. fıkrasının d bendinin (silahların eşitliği) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, 2009 yılında iki terör saldırısı düzenlemekle suçlanan dokuz Rus vatandaşı olan başvurucular aleyhindeki ceza yargılamalarıyla ilgilidir. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanmadıklarını, kamuya açık yargılanma haklarından mahrum bırakıldıklarını (duruşmaların kapalı kapılar ardında yapıldığını) ve yargılamalarının adil olmadığını iddia etmişlerdir.

Mahkeme, milli güvenlik istihbaratının korunmasını garanti altına almak ve tarafların güvenliğini sağlamak gerekçesiyle kamuoyunun yargılamadan hariç tutulmasının davanın koşulları ışığında haklı görülmediği kanaatindedir. Mahkeme ayrıca, Yüksek Mahkeme’nin de davayı gizli olarak görmesi nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin daha önce davayı kamuya açık bir şekilde yürütme konusundaki başarısızlığına çözüm getirmediğini kaydetmiştir.

Başvuruculara karşı yürütülen ceza yargılamalarının adilliği konusunda Mahkeme, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan iddia makamı ve savunma makamı arasında silah eşitliğinin sağlanmadığına karar vermiştir.

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Kartoyev ve diğerleri v. Rusya, Başvuru no: 9418/13, 9421/13, 49007/13, Karar Tarihi: 19.10.2021

Temel Olgular

Dokuz başvurucunun tümü Rus vatandaşıdır: Bay Murad Mukhazhirovich Kartoyev (1981 doğumlu ve Tver’de yaşamaktadır), Bay Zelimkhan Yakubovich Aushev (1985 doğumlu ve Ognennyy’de yaşamaktadır), Bay Beslan Umatgireyevich Kartoyev (1977 doğumlu ve Tver’de yaşamaktadır), Bay Tatarkhan Umatgireyevich Kartoyev (1973 doğumlu ve Sol-Iletsk’te yaşamaktadır), Bay Beslan Daudovich Kartoyev (1986 doğumlu ve Tver’de yaşamaktadır), Bay Idris Alikhanovich Kartoyev (1976 doğumlu ve Tver’de yaşamaktadır), Bay İlyas Daudovich Kartoyev (1976 doğumlu Tver’de yaşamaktadır), Bay Magomed Mussayevich Kartoyev (1979 doğumlu ve Tver’de yaşamaktadır) ve Bay Timur Mukhazhirovich Kartoyev (1977 doğumlu ve Tver’de yaşamaktadır).

27 Kasım 2009’da Moskova ile Sankt Petersburg arasında sefer yapan “Nevski Ekspresi” treninin bombalanması sonucu 27 kişi ölmüş, 207 kişi yaralanmıştır. 28 Kasım 2009’da, önceki günkü saldırının soruşturulduğu olay yerinde ikinci bir bombalama gerçekleşmiştir. Olay yerinde Federal Güvenlik Servisi (FSB) müdürü de dahil olmak üzere altı kişi hafif yaralanmıştır. 2 Mart 2010 tarihinde İnguşetya Cumhuriyeti’ne bağlı Ekajevo köyünde düzenlenen özel bir operasyonun ardından başvurucular, saldırıları gerçekleştirdikleri şüphesiyle yakalanmışlardır. Kendilerinden biyolojik örnekler alınmış ve bir Moskova hapishanesinde gözaltında tutulmuşlardır.

Çeşitli inceleme, arama ve adli değerlendirmelerin yapıldığı ön inceleme sonucunda, başvurucuların tümü, yasadışı silahlı bir gruba üye olmak, bireylere ve tüzel kişilere karşı suç işlemek için komplo kurmak ve bir suç teşebbüsünün parçası olarak yasadışı ateşli silah, mühimmat ve patlayıcı satın almak ve bulundurmakla suçlanmışlardır. Başvuruculardan bazıları, ağırlaştırılmış cinayet ve can kaybıyla sonuçlanan terör eylemleriyle de suçlanmıştır. Ceza davası daha sonra hüküm verilmek üzere Tver Bölge Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

Bölge Mahkemesi 22 Mayıs 2012 tarihli kararında, tüm başvurucuları bir suç teşebbüsünün parçası olarak yasadışı ateşli silah, mühimmat ve patlayıcı bulundurmaktan ve yasadışı silahlı bir gruba üye olmaktan suçlu bulmuştur. Dört başvurucu da ölümle sonuçlanan terör eylemlerinden hüküm giymiş ve müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Diğer beş başvurucu yedi ile sekiz yıl arasında hapis cezasına çarptırılmıştır. Başvurucular karara itiraz etmişlerdir.

25 Şubat 2013 tarihinde, Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi, yine kamuya kapalı bir duruşmada, başvurucuların itirazlarını reddetmiştir.

Şikayetler

Başvurucular, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak (kamuya açık yargılama ve tarafsız mahkeme gereklilikleri), davalarının gizli olarak görülmesinin, kamuya açık duruşma haklarını ihlal ettiğinden, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadıklarından ve özellikle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilmesi nedeniyle haklarındaki ceza yargılamasının haksız olduğundan şikâyetçi olmuşlardır.

Başvuru, 25 Ocak 2013 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

6. Madde 1. Fıkra

Mahkeme, önündeki dosyada, başvurucuların savcıların müzakere odasında bulunduğu iddiası nedeniyle mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında herhangi bir endişelerini dile getirdiklerine veya bu duruşma tutanağına itiraz ettiklerine dair herhangi bir kanıt bulunmadığını gözlemlemiştir. Bu nedenle Mahkeme, Bölge Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.

Bölge Mahkemesi’nin yargılamaları gizli tutma kararına ilişkin olarak Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yargılamanın aleni olarak yürütülmesi gerekliliğinin vatandaşları kamu denetimi olmaksızın gizli adalete karşı koruduğunu ve aynı zamanda mahkemelere halkın güvenini korumanın yollarından biri olduğunu hatırlatmaktadır.

Mevcut davada, yetkililerin gizli belgelerin mahremiyetini korumak konusunda meşru bir çıkarı olabilirken, Bölge Mahkemesi, kamunun yargılamadan hariç tutulmasını, izlenen amaca ulaşmak için kesin surette gerekli olanla sınırlandırması gerekmektedir. Buna ek olarak, mahkeme, örneğin yalnızca gizli belgelere erişimin kısıtlanması veya yalnızca belirli duruşmaların kapalı kapılar ardında yapılması gibi, bu tür bir hariç tutmayı sınırlamak için herhangi bir alternatif önlem öngörmemiştir.

Dahası Mahkeme, Bölge Mahkemesi tarafından gerçek bir tehlikeyi gösteren hiçbir somut kanıt sunulmadığı için yargılama sırasında yasadışı silahlı grubun tüm üyelerinin tutuklanmadığı bahanesiyle halkın başvurucular aleyhindeki yargılamalardan hariç tutulmasının haklı görülemeyeceği kanaatindedir.

Ayrıca, Yüksek Mahkeme’nin ceza davasını özel olarak görerek, Bölge Mahkemesi önünde kamuya açık bir yargılama yapılmamasına çözüm getirmediğini kaydetmiştir.

Böylece Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

6. Madde 1. Fıkra ve 3. Fıkra d bendi

Mahkeme, herhangi bir ceza yargılamasının doğası gereği çekişmeli olması ve iddia makamı ile savunma makamı arasında silahların eşitliğini garanti etmesi gerektiğini, bunun adil yargılanma hakkının temel yönlerinden biri olduğunu yinelemiştir. Özellikle, hem iddia makamı hem de savunma makamı, karşı tarafın sunduğu gözlemleri veya kanıtları dikkate alabilmeli ve yetkililer, ellerindeki tüm ilgili kanıtları savunmaya iletmelidir.

Mevcut davada Mahkeme, Bölge Mahkemesi’nin karar verdiği gibi, başvurucular tarafından talep edilen teknik bilgilerin ceza dosyasına dahil edilmemesi gerektiği varsayıldığında bile, çekişme ilkesinin savunmanın bu bilgilere erişmesine izin vermesi gerektirdiğini değerlendirmiştir. Mahkeme, iddia makamı ile savunma makamı arasında silahların eşitliğinin sağlanmadığı sonucuna varmıştır.

Bölge Mahkemesi’nin, başvurucuların, söz konusu maddeleri inceleyen adli tıp uzmanlarının mahkemede dinlenmesi talebini reddetmesine ilişkin olarak, Mahkeme, bu kararın çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine aykırı olduğu kanaatine varmıştır. Bölge Mahkemesi, vardığı sonuçları, mahkemede hiç dinlenmemiş olan bilirkişilerin ifadelerine dayandırmıştır. Mahkeme ayrıca, savunmanın, uzman görüşü sunarak iddia makamı tarafından hazırlanan raporların eksik olduğunu kanıtlamaya çalıştığını, ancak Bölge Mahkemesinin, ilk bakışta alakalarına rağmen, bunları delil olarak kabul etmeyi reddettiğini gözlemlemiştir. Ayrıca, Bölge Mahkemesi’nin, başvurucuların bir bilirkişiye adli tıp raporları hakkında yorum yapma fırsatı verilmesi talebini, söz konusu uzmanın hukuken bir adli bilirkişinin vardığı sonuçlar hakkında yorumda bulunmaya yasal olarak yetkili olmadığı gerekçesiyle reddetmesi, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır.

Mahkeme, savunma makamının talebi üzerine hazırlanan bilirkişi görüşlerinin kabul edilebilirliğine ilişkin yerel mahkemelerin yaklaşımının, savunma ile iddia makamı arasında bir dengesizlik yarattığı ve dolayısıyla silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

Bu nedenle, başvuruculara karşı yürütülen ceza yargılamalarında adil olunmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ve 3. fıkrasının d bendi ihlal edilmiştir.

Adil tazmin (41.Madde)

Mahkeme, ihlal tespitinin başlı başına başvurucuların uğradığı her türlü manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiğine karar vermiş ve iddialarının geri kalanını reddetmiştir.

Karar yalnızca Fransızca olarak yazılmıştır.

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: