İçeriğe geç

İHAM’ın M.H ve diğerleri v. Hırvatistan kararının özet çevirisi: “Sığınmacı ailenin toplu olarak sınır dışı edilmesi ve idari gözetim alınması, zorla geri gönderilme sırasında ölen çocuklarına ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi Sözleşme’nin birden çok maddesini ihlal etmiştir. ”

by 25/11/2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 18 Kasım 2021 tarihli M.H ve diğerleri v. Hırvatistan kararında Afgan ailenin kızının ölümüne ilişkin soruşturmayla ilgili olarak oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 2.maddesinin(yaşam hakkı) ihlal edildiğine; bire karşı altı oyla çocuk başvurucular açısından Sözleşme’nin 3.maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı) ihlal edildiğine; oybirliğiyle yetişkin başvurucular açısından Sözleşme’nin 3.maddesinin ihlal edilmediğine; oybirliğiyle tüm başvurucular açısından Sözleşme’nin 5.maddesinin 1.fıkrasının(özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine; oybirliğiyle başvurucu anne ve beş çocuğu bakımından Sözleşme’ye Ek 4 Numaralı Protokol’ün 4.maddesinin (yabancıların toplu sınır dışı edilmesi yasağı) ihlal edildiğine ve oybirliğiyle tüm başvurucular açısından Sözleşme’nin 34.maddesinin (bireysel başvuru hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, iddiaya göre Hırvat makamları tarafından sığınma talebinde bulunma başvurusu reddedilen ve tren yoluyla Sırbistan’a dönmesi emredilen altı yaşındaki Afgan çocuk MAD.H.’nin Sırbistan’a dönerken bir trenin çarpması sonucu gerçekleşen ölümüyle ilgilidir. Başvuru ayrıca, özellikle başvurucuların uluslararası koruma talep ettiği sırada idari gözetim altında tutulmalarına ilişkindir. Mahkeme, hususi olarak, ölüme ilişkin soruşturmanın etkisiz olduğuna, çocuk başvurucuların idari gözetim altında tutulmasının kötü muamele teşkil ettiğine ve başvurucuların idari gözetim altında tutulmalarına ilişkin kararların özenle ele alınmadığına karar vermiştir. Ayrıca, başvuruculardan bazılarının Hırvatistan’dan toplu olarak sınır dışı edilmeye maruz kaldığına ve Devlet’in, diğer şeylerin yanı sıra, avukatlarına erişimi kısıtlayarak başvurucuların bireysel başvuru haklarını etkili bir şekilde kullanmasını engellediğine karar vermiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

M.H ve diğerleri v. Hırvatistan, Başvuru no. 15670/18 ve 43115/18, Karar Tarihi: 18.11.2021

Temel Olgular

Başvurucular bir erkek, iki eş ve 11 çocuk olmak üzere 14 Afgan vatandaşından oluşan bir ailedir.

Aile, 2016 yılında Afganistan’dan ayrılarak Pakistan, İran, Türkiye, Bulgaristan ve Sırbistan’dan geçerek Hırvatistan sınırına ulaşmıştır.

21 Kasım 2017 gecesi, birinci ve ikinci başvurucuların altı yaşındaki kızı MAD.H., Sırbistan’da Hırvatistan-Sırbistan sınırı yakınlarında bir trenin çarpması sonucu ölmüştür.

Soruşturma

Aralık 2017’de başvurucular, kimliği belirsiz Hırvat sınır polis memurları hakkında, Hırvat topraklarında karşılaştıktan sonra, memurların birinci başvurucu ve altı çocuğunun sığınma talebinde bulunma talebini reddettiklerini ve tren yolu vasıtasıyla Sırbistan’a dönmelerini emrettiklerini belirterek suç duyurusunda bulunmuşlardır. Yolculuk sırasında, MAD.H.’ye tren çarpmış ve ölmüştür.

Ceza soruşturması, başvurucuların sınırı geçmediği ve Hırvatistan’a girmediği, Hırvat polis memurlarıyla konuşmamış veya sığınma talebinde bulunmamış olduğu şeklinde sonuçlanmıştır. Polis memurlarının davranışlarının kazayla ilgisi olmadığı tespit edilmiştir.

Başvurucular, anayasa şikayetinde bulunmuşlar, Anayasa Mahkemesi ölüme ilişkin soruşturmanın etkili olduğuna karar vermiştir. Kararda azınlık görüşü, soruşturmada birden çok ciddi eksikliğin olduğunu belirtmiştir.

Hırvatistan’a giriş ve Tovarnik merkezine yerleştirme

21 Mart 2018 tarihinde Hırvat polisi, başvurucuları Sırbistan’dan Hırvatistan’a gizlice girerken yakalamış ve bir karakola götürmüştür. Başvurucuların yanlarında herhangi bir kimlik belgesi bulunmamıştır. Uluslararası koruma başvurusunda bulunmak istemişlerdir.

Polis, kimliklerini doğrulamak için onları Tovarnik’teki bir transit göçmenlik merkezine yerleştirmiştir. 10 Mayıs’ta polis, başvurucuların kimliklerini hâlâ tespit edemediklerini ifade etmiştir. Başvurucuların başka ülkelere gitmek için Hırvatistan’ı terk etmelerinin mümkün olmasından dolayı var olan kaçma riski nedeniyle, başvurucuların Tovarnik’e yerleştirilmesinin haklı olduğunu dikkate almıştır.

Mayıs 2018’de İdare Mahkemesi, üçüncü başvurucunun idari davasına kısmi olarak kabul etmiş ve kendisiyle beraber iki çocuğunun (yedinci ve sekiz başvurucular) Tovarnik merkezinden serbest bırakılmasını emretmiştir. Geri kalan başvurucuların idari davaları, Tovarnik’e yerleştirilmelerinin hâlâ haklı olması nedeniyle reddedilmiştir. 4 Haziran 2018’de tüm başvurucular Kutina’daki açık tip bir merkeze transfer edilmişlerdir.

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların Tovarnik merkezine yerleştirilme koşullarının Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal etmediğine ve Sözleşme’nin 5 § 1 (f) maddesi uyarınca özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarına karar vermiştir.

Uluslararası Koruma

23 Mart 2018’de başvurucular uluslararası koruma için başvuruda bulunmuşlardır. Bu aydan sonra, İçişleri Bakanlığı başvuruları, güvenli üçüncü ülke olarak görülen Sırbistan’a iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle reddetmiştir. Bu karar, idare mahkemeleri tarafından iki düzeyde onaylanmıştır. Mart 2021’de Anayasa Mahkemesi, idari mahkemelerin Sırbistan’ın güvenli bir üçüncü ülke olarak kabul edilip edilemeyeceğini gerektiği gibi incelemediklerini tespit ederek kararlarını bozmuştur.

Avukatla İletişim

Başvurucuların Mart 2018’de Hırvatistan’a girişleri üzerine, avukatları yetkililerden başvurucularla görüşmek ve onları temsil etmek için izin verilmesini talep etmiştir. Yetkililer, avukatın geçerli bir vekaletnamesi olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetmişlerdir. Ayrıca, başvurucuların vekaletnamedeki imzalarının sahte olduğundan şüphelenerek soruşturma başlatmışlardır.

31 Mart 2018 tarihinde, birinci ve ikinci başvurucular, sorgu yargıcına, ihtilaf konusu vekaletnameyi imzaladıklarını teyit etmişlerdir. Yine de vekaletnameye ilişkin soruşturma devam etmiştir. Polis, avukatın hukuk bürosuna gelmiş ve vekaletnamenin aslını istemiştir. Avukatı ve şirketteki diğer avukatları sorguya çekmişlerdir. Mahkeme, bu soruşturmaya ilişkin gerçekleşen müteakip süreç hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir.

2 Mayıs 2018 tarihinde, Hırvat Çocuk Ombudsmanı, Tovarnik merkezinde başvurucuları ziyaret etmiş; başvurucular, avukatlarının kendileri adına İHAM önünde dava açtığını öğrendiklerini, avukatlarıyla görüşmek ve onun tarafından temsil edilmek istediklerini Ombudsman’a teyit etmişlerdir. 7 Mayıs’ta avukatları başvurucularla bir araya gelmiştir.

İç Tüzük 39

4 Nisan 2018’de başvurucuların avukatı, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca, Mahkeme’den başvurucuların kendisiyle iletişime geçmesine izin vermesi, Tovarnik merkezinden salıverilmelerini emretmesi ve Sırbistan’a gönderilmelerinin engellemesi talebinde bulunmuştur. Başvurucuların “küçüklerin varlığı da dikkate alınarak Sözleşme’nin 3. maddesinin gereklerine uygun bir ortama” yerleştirilmesi gerektiğine ilişkin bir geçici tedbir kararı verilmiş ve bu karar daha sonra uzatılmıştır. Avukatlarına erişimin olmamasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı, taraflardan somut bilgilerin alınmasına kadar ertelenmiştir.

Başvurucuların avukatlarıyla görüşmelerine izin verildiğini ve bu nedenle meselenin çözüldüğünü kaydeden Mahkeme, 11 Mayıs 2018 tarihinde, başvurucuların hukuki temsiline ilişkin İçtüzük’ün 39. maddesi uyarınca yapılan talebi reddetmiştir.

3 Temmuz 2018’de Mahkeme, Hükümet’e başvurucuların Sırbistan’a gönderilmemesi gerektiğini belirten, bir geçici tedbir kararı vermiştir.

Başvurucular Kutina’daki açık tip bir merkeze nakledildikten sonra, birkaç kez Hırvatistan’dan Slovenya’ya gitmeye çalışmışlar ve sonunda bunu başarmışlardır. Daha sonra bulundukları yer, Mahkeme tarafından bilinmemektedir.

14 Mart 2019’da Mahkeme, başvurucuların Hırvatistan’ı terk etmesi nedeniyle iki geçici tedbiri kaldırmıştır.

Şikayetler

Başvurucular 2. maddeye (yaşam hakkı) dayanarak, Taraf Devlet’in kızları ve kız kardeşleri MAD.H.’nin ölümünden sorumlu olduğundan ve onun ölümüyle ilgili soruşturmanın etkisiz olduğundan şikayet etmişlerdir. Tovarnik merkezine yerleştirilmelerinin 3.madde (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı), 5. madde (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 8. maddeyi (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal ettiğinden şikayet etmişlerdir. Sözleşme’ye Ek 4 Numaralı Protokol’ün 4. maddesi (yabancıların toplu sınır dışı edilmesi yasağı) uyarınca, Hırvatistan’dan Sırbistan’a zorla sınır dışı edilmeye tabi tutulduklarından şikayetçi olmuşlardır. 34. madde (bireysel başvuru hakkı) kapsamında, yetkililerin Mahkeme’nin İçtüzüğün 39. maddesine uymamasından ve bireysel başvuru haklarının etkin bir şekilde kullanılmasının engellenmesinden şikayetçidirler. Ayrıca, 3, 5 ve 8. maddeler ve 4 Numaralı Protokol’ün 4. maddesi ve 12 Numaralı Protokol’ün 1. maddesi (genel ayrımcılık yasağı) ile bağlantılı olarak 14. madde (ayrımcılık yasağı) kapsamındaki ayrımcılıktan şikayet etmişlerdir.

Mahkeme’nin Kararı

2.Madde

Mahkeme özellikle, soruşturma makamlarının polis memurlarının ifadeleri arasındaki tutarsızlıkları incelemediğini ve uyuşmazlık konusu olayların hiçbir kaydının olmadığı yönündeki iddialarını hiçbir zaman doğrulamadığını kaydetmiştir. Başvurucular ve Hırvat Ombudsmanın, cep telefonlarından ve polis arabası GPS’inden gelen sinyalleri inceleyerek başvurucular ve polis arasında temasların saptanması önerileri görmezden gelinmiştir ve Sırp makamlarının başvurucuların Sırbistan’a zorla geri gönderildiklerine ilişkin beyanı ele alınmamıştır. Son olarak, yetkililer başvurucuların avukatına soruşturmayla ilgili bilgi vermeyi reddetmiş ve başvurucuların avukatlarıyla ancak gecikmeli olarak görüşmelerine izin vermişlerdir.

Mahkeme, MAD.H.’nin ölümüyle ilgili soruşturmanın etkisiz olduğu ve 2. maddenin usule ilişkin kısmının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

3.Madde

Mahkeme, Tovarnik merkezindeki fiziki koşulların tatmin edici olduğunu ve başvuruculara tıbbi ve psikolojik yardım sağlandığını tespit etmiştir. Bununla birlikte, polis memurlarının varlığı, koridorlardaki bariyerler ve pencerelerdeki parmaklıklar gibi bazı yönler bir hapishaneyi andırmaktadır. Mahkeme, Hırvat Ombudsmanı ve Hırvat Çocuk Ombudsmanı tarafından yapılan özellikle çocukların barınma merkezinin yetersizliğine ilişkin yorumları dikkate almıştır. Ayrıca, çocukların çoğu, kız kardeşlerinin sınırda ölümüne tanık olduklarından, özellikle kırılgan bir durumda oldukları gerçeğine de dikkat çekmiştir. Ayrıca, çocuklar zamanlarını meşgul edecek herhangi bir düzenli etkinlik olmadan neredeyse iki ay geçirmişlerdir. İdari gözetim altında tutulmaları, yerel makamların gereken ivedilikle hareket etmemesi nedeniyle iki ay on dört gün gibi uzun bir süre sürdüğü için, başvurucu çocuklar tarafından sonsuz bir durum olarak algılanmış ve dolayısıyla Sözleşme’nin 3. maddesini devreye sokmak için yeterince şiddetli olmuştur.

Dolayısıyla Mahkeme, başvurucu çocuklar açısından bu maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Yetişkinlerle ilgili olarak Mahkeme, kızlarının ölümünün yasını tuttukları gerçeğini göz önünde bulundurmuş, ancak yetkililerin onlara psikolojik destek sağladığını kaydetmiştir. Çocuklarından ayrılmamışlar ve iltica davalarının gidişatından haberdar olmuşlardır. Mahkeme, yetişkin başvurucular için Tovarnik merkezindeki farklı kabul edilebilir koşulların, özellikle bireysel koşullarına uygun olmadığı sonucuna varamamıştır ve bu madde kapsamındaki haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

5.Madde

Mahkeme’nin, ilgili çocukların sayısı göz önüne alındığında, idari gözetim altında tutulmaya göre daha az zorlayıcı bir alternatif tedbirin mümkün olup olmadığı konusunda yetkililerin bir değerlendirme yapıp yapmadıkları konusunda ciddi şüpheleri oluşmuştur.

Ayrıca Mahkeme, yetkililerin başvurucuları kimliklerini doğrulamak amacıyla 21 Mart 2018’de idari gözetim altına aldıklarını, ancak Hırvat Ombudsman tarafından yapılan bir soruşturmanın ardından kimliklerini yalnızca 10 Nisan 2018’de kontrol etmeye başladıklarını göz önünde bulundurarak iyiniyetle hareket edip etmediklerini sorgulamıştır. O zamana kadar, başvurucuların uluslararası koruma başvurusu İçişleri Bakanlığı tarafından on gün önce halihazırda reddedilmiştir.

Mahkeme ayrıca, başvurucuların iltica başvurusu ve idari gözetim altında tutulmalarının hukuka uygunluğunun gözden geçirilmesiyle ilgili olarak İdare Mahkemeleri önündeki yargılamaların uzun sürmesini ve bu süre zarfında başvurucuların idari gözetim hallerinin sürdürülmesini eleştirmiştir. Mahkeme, bu davadaki yetkililerin titizliğini sorgulamış ve yetkililerin, başvurucu ailenin idari gözetimini mümkün olduğunca sınırlandırmak için gerekli tüm adımları atmadıklarını tespit etmiştir.

Başvurucuların idari gözetim altında tutulmaları bu nedenle bu maddeye uygun değildir ve bir ihlal ile sonuçlanmıştır.

4 Numaralı Protokol’ün 4.Maddesi

Mahkeme, 21 Kasım 2017’de Hırvat polis memurlarının birinci başvurucunun ve çocuklarının bireysel durumlarını dikkate almadan onları Sırbistan’a iade etmelerinin doğru olup olmadığını değerlendirmiştir.

Hükümet, başvurucuların Hırvatistan’a giriş için mevcut yasal prosedürleri atlatarak “suçlu davranışta” bulunduklarını ileri sürmüştür. Ancak Mahkeme, önündeki bilgilere dayanarak söz konusu zamanda davalı Devletin başvuruculara, özellikle 3. madde kapsamında koruma talep etmek amacıyla, Hırvatistan’a yasal giriş prosedürlerine gerçek ve etkili erişim sağlayıp sağlamadığını tayin edememiştir.

Dolayısıyla, birinci başvurucu ve çocuklarının 21 Kasım 2017’de Sırbistan’a gönderilmesinin toplu şekilde olduğuna ve Sözleşme’ye Ek 4 Numaralı Protokol’ün 4. Maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

34.Madde

Mahkeme, özellikle, İçtüzük’ün 39. maddesi bağlamında tedbir talep edilmesinden sonra bile başvurucuların avukatıyla görüşmelerinin reddedildiğini ve avukata vekaletname üzerinden, başvurucuların bu vekaletnameyi yerel mahkemeler önünde teyit etmesine rağmen, haksız bir şekilde ceza hukuku baskısının aşırı derecede yapıldığını not etmiştir. Mahkeme, önündeki delillerin, başvurucular ile avukatları arasındaki temasın kısıtlanmasının ve bu avukatın maruz kaldığı ceza soruşturması ve baskının başvurucuların davalarını Strazburg’a götürmekten caydırmayı amaçladığı sonucuna varmak için yeterli olduğu sonucuna varmıştır.

Başvurucuların bireysel başvuru hakkı ihlal edilmiştir.

Diğer Maddeler

Mahkeme, 2. madde kapsamındaki şikayetleri, 5.maddenin 4.fıkrası kapsamındaki şikayeti ve 12 Numaralı Protokol’ün 8. ve 14. maddeleri ile 1. maddesi kapsamındaki şikayetleri incelemenin gerekli olmadığına karar vermiştir. Ayrıca, Mahkeme tarafından belirtilen ihtiyati tedbire uyulmadığı iddiasıyla ilgili olarak Sözleşme’nin 34. maddesi kapsamındaki şikayeti incelemenin gerekli olmadığına karar vermiştir.

Adil Tazmin (41.Madde)

Mahkeme, Hırvatistan’ın başvuruculara 40.000 Euro manevi tazminat ve masraf ve giderler için ise 16.700 Euro ödemesine karar vermiştir.

Ayrık Görüşler

Yargıç Turković farklı nedenlerle çoğunlukla aynı fikirde olduğunu belirtmiştir. Yargıç Wojtyczek, muhalif ve kısmen mutabık görüş bildirmiştir. Bu görüşler kararın ekinde yer almaktadır.

Karar yalnızca İngilizce dilinde yazılmıştır.

From → Haberler

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: