İçeriğe geç

İHAM’ın Dolińska-Ficek ve Ozimek v. Polonya kararının özet çevirisi: “Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme değildir. Polonya, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı için somut adımlar atmalıdır.”

by 02/12/2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 08.11.2021 tarihli Dolińska-Ficek ve Ozimek v. Polonya kararında (Başvuru No. 49868/19, 57511/19) oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 6. maddesinin ilk fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava, iki yargıcın kendi yetkileri dahilindeki dosyalara bakan Yüksek Mahkeme’nin Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’nin kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı yönündeki şikayetlerine ilişkindir.

Başvurucular, özellikle Yüksek Mahkeme’nin yeni kurulan iki daireden biri olan Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi hakimlerinin; Polonya mahkemelerinin ve yargıçlarının bağımsızlığını korumayı amaçlayan, yeni mevzuatın yürürlüğe girmesinden bu yana tartışmaların odağında olan ve artık üye yargıçları yargıçlar tarafından değil parlamentonun alt meclisi olan Sejm tarafından seçilen Ulusal Yargı Konseyi’nin tavsiyesiyle Polonya Cumhurbaşkanı tarafından seçilen hakimlerden oluşmasından şikayetçi olmuşlardır.  

Başvuru, 2017’de başlatılan Polonya yargı sisteminin yeniden düzenlenmesinin çeşitli hususlarına ilişkin 2018-2021 yılları arasında yapılan 57 başvurudan biridir. Mahkeme, görevinin Polonya yargı sisteminin yeniden düzenlenmesinin bir bütün olarak meşruiyetini incelemek değil değişikliklerin Dolińska-Ficek ve Ozimek’in Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile düzenlenmiş haklarını etkileyip etkilemediği ve etkilediyse nasıl etkilediğini belirlemek olduğunu vurgulamıştır.

Mahkeme, yargıçların atanması usulünün yasama ve yürütmeden gereğinden fazla biçimde etkilendiğini tespit etmiştir. Bu durum, tüm süreci kötü etkileyen ve başvurucuların dosyalarını inceleyen Yüksek Mahkeme Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’nin meşruiyetine gölge düşüren temel bir usulsüzlüğe yol açmıştır. Bu sebeple, Yüksek Mahkeme Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi Sözleşme’deki anlamıyla “kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” değildir.

Karar, Temmuz 2021 tarihli Reczkowicz v. Polonya kararına (Başvuru no. 43447/19) çok benzemektedir. Fakat, bu kararda ek olarak belirgin bir iç hukuk ihlali tespit edilmiştir çünkü Polonya Cumhurbaşkanı, hukukun üstünlüğünü açıkça hiçe sayarak, Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’ne yargıç tavsiye eden Ulusal Yargı Konseyi kararının uygulanmasını durduran nihai bir mahkeme kararına rağmen yargıçların atamasını gerçekleştirmiştir.

Başvurucuların haklarının ihlali; Polonya yargısını Ulusal Yargı Konseyi’nin üyelerini seçme hakkından mahrum bırakan ve yasama ve yürütmenin yargıç atama prosedürüne doğrudan ya da dolaylı olarak müdahale etmesine yol açan ve dolayısıyla bu yolla atanan yargıçlardan oluşan bir mahkemenin meşruiyetine sistematik olarak gölge düşüren mevzuatta yapılan değişikliklerden kaynaklandığından Polonya Devleti’nin acilen haksızlığı gideren adımlar atmasına ihtiyaç vardır.

Mahkeme, Sözleşme’nin ihlal edildiğini tespit ettiğinde, devlet Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca ve Bakanlar Komitesi’nin denetimine tabi olarak iç hukukta alınacak Mahkeme’nin işaret ettiği ihlale son verecek genel ve/veya bireysel önlemleri belirleme ve durumu düzeltme yükümlülüğü altındadır. Dolayısıyla ilgili karardan gerekli sonuçları çıkarmak, Mahkeme’nin tespit ettiği ihlallerin temelinde yatan sorunların çözümü için yeterli önlemleri almak ve gelecekte benzer ihlallerin yaşanmasını engellemek Polonya Devleti’ne düşmektedir.

İngilizce olarak kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi ise Dadlez Sabak tarafından yapılmıştır.

Dolińska-Ficek ve Ozimek v. Polonya, Başvuru No. 49868/19, 57511/19, Karar Tarihi 08.11.2021

Temel Olaylar

Başvurucular Monika Dolińska-Ficek ve Artur Ozimek sırasıyla 1979 ve 1966 yıllarında doğan ve Siemianowice Śląskie ve Lublin’de yaşayan Polonya vatandaşlarıdır.

Dolińska-Ficek, Mysłowice’de bir yerel mahkeme yargıcıdır. Ozimek, Lublin’de bir bölge mahkemesi yargıcıdır. Her ikisi de sırasıyla 2017 sonlarında ve 2018 başlarında farklı yerlerde yargıçlık pozisyonlarına başvurmuş ancak Ulusal Yargı Konseyi tarafından ilgili pozisyonlara tavsiye edilmemişlerdir. 2018 yılında Yüksek Mahkeme’ye temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Başvuruları, yargı sisteminde yapılan değişikler sonrasında oluşturulan iki yeni daireden biri olan ve sadece yeni prosedürle atanan yargıçlardan oluşan Yüksek Mahkeme Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi tarafından incelenmiştir. Davaları 2019 yılında reddedilmiştir.

Şikayetler, Usul ve Mahkeme’nin Oluşumu

Başvurucular, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına (adil yargılanma hakkı) dayanarak Ulusal Yargı Konseyi’nin tavsiyeleriyle atanan yargıçlardan oluşması sebebiyle Ulusal Yargı Konseyi kararına karşı yaptıkları temyiz başvurusunu inceleyen Yüksek Mahkeme Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’nin kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını öne sürmüşlerdir. Başvurucular, özellikle 19 Kasım 2019 tarihli bir kararla sona eren Avrupa Birliği Adalet Divanı önündeki yargılamalara ve ardından gelen Polonya Yüksek Mahkemesi’nin Ulusal Yargı Konseyi’nin dahil olduğu prosedürle seçilen yargıçların bulunduğu Yüksek Mahkeme’nin iç hukuka uygun biçimde kurulmuş bir mahkeme olmadığına ilişkin kararlarına atıfta bulunmuştur.

Başvurucular ayrıca Polonya Cumhurbaşkanının Ulusal Yargı Konseyi kararının yasallığına itiraz eden temyiz başvurularının varlığına ve kararların uygulanmasının devam eden yargısal inceleme gereği durdurulmasına rağmen Ulusal Yargı Konseyi tavsiyesiyle yargıç atanmasını şikayet etmişlerdir.

Başvurucular, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne sırasıyla 12 Eylül ve 22 Ekim 2019 tarihlerinde başvuruda bulunmuşlardır. Polonya İnsan Hakları Komiserliği’nden ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu’nda üçüncü taraf olarak görüşleri alınmıştır.

Polonya için seçilen yargıç Krzysztof Wojtyczek davadan çekildiği için davaya mahsus yargıç olarak Michał Balcerzak atamıştır. (Sözleşme’nin 26/4 ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 28/3 ve 29/1 Maddeleri gereği)

Mahkeme’nin Kararı

Madde 6/1 (Adil Yargılanma Hakkı)

Mahkeme, davayı Büyük Daire’nin Aralık 2020’de gördüğü Guðmundur Andri Ástráðsson v. İzlanda (Başvuru no. 26374/18) ve Temmuz 2021’de de Reczkowicz v. Polonya (Başvuru no. 43447/19) davasında kullandığı kriterler ışığında incelemiştir.

Öncelikle Mahkeme, Yüksek Mahkeme’nin Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi yargıçlarının atanması usulüne ilişkin temel kuralların olumsuz biçimde etkilenmesine yol açan açık iç hukuk ihlali tespit etmiştir. Bunun sebebi, 8 Aralık 2017 tarihli Ulusal Yargı Konseyi’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca kurulan Ulusal Yargı Konseyi’nin yasama ve yürütme kuvvetlerinden bağımsızlığına ilişkin yeterli garantiler sağlamamasıdır.

Ardından Mahkeme, Yüksek İdare Mahkemesi’nin Ulusal Yargı Konseyi kararını durduran 27 Eylül 2018 tarihli kararına rağmen Polonya Cumhurbaşkanı’nın Ulusal Yargı Konseyi’nin 331/2018 numaralı kararı üzerine Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’ne yargıçlar atamasının iç hukukun açık bir ihlali olduğunu tespit etmiştir. Bağlayıcı bir yargı kararına kasıtlı olarak uymamak ve yargıçların atanmasına ilişkin derdest yargısal incelemenin geçerliliğini azaltmak amacıyla adaletin işleyişine müdahale ancak hukukun üstünlüğüne karşı açık bir itaatsizlik olarak nitelendirilebilir. Yukarıdakilerin ışığında Mahkeme, Cumhurbaşkanı’nın Yüksek Mahkeme’deki boş kadrolara ilişkin duyurusunun başbakanın imzası olmaksızın yapılmış olmasından kaynaklanan bir iç hukuk ihlali olup olmadığının tespitini gerekli görmemiştir.

Mahkeme, yargıç atanması usulünün gereğinden fazla biçimde yasama ve yürütme kuvvetlerinden etkilenmesinin kendi içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına aykırılık teşkil ettiğini ve dolayısıyla Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’nin meşruiyetini tehlikeye attığını tespit etmiştir. Başvurucuların “kanunla kurulmuş mahkemede” yargılanma hakları zedelenmiştir.

Bu sonuca varırken Mahkeme, özellikle Polonya Yüksek Mahkemesi’nin Ulusal Yargı Konseyi’nin dahil olduğu usulle atanan yargıçların Yüksek Mahkemesi’nin iç hukuka uygun biçimde kurulmuş mahkeme niteliğinde olmadığına dair kararlarına atıfta bulunmuştur. Mahkeme, söz konusu kararların Sözleşme’nin temel standartları ve Avrupa Birliği kanunları perspektifiyle ilgili Polonya kanunlarının kapsamlı ve özenli bir değerlendirmesinden ve ikna edici argümanlardan oluştuğunu kabul etmiştir. Ayrıca, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarının yanı sıra Avrupalı ve uluslararası kurumlar tarafından yapılmış birçok rapor ve değerlendirmeyi de dikkate almıştır.

Mahkeme, başvurucuların davalarını inceleyen Yüksek Mahkeme Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’nin “kanunla kurulan mahkeme” niteliğinde olmadığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.

Mahkeme; aynı usulsüzlüklerin Yüksek Mahkeme Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesi’nin bağımsızlığını ve tarafsızlığını tehlikeye atıp atmadığı sorusuna ilişkin olarak ise, bunun yargısal atamalara ilişkin aynı temel problem olan doğası gereği yetersiz olan prosedürle bağlantılı olduğunu ve söz konusu dairenin “kanunla kurulmuş mahkeme” niteliğine ilişkin şikayetin incelemesinde halihazırda yanıtlanmış olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla daha fazla inceleme gerektirmemektedir.

 Son olarak Mahkeme, başvurucuların Ulusal Yargı Konseyi önündeki yargılamalarda adil yargılanma haklarının ihlaline ilişkin ek şikayetlerine dair ayrı bir karar verilmesine gerek olmadığına hükmetmiştir.

Madde 46 (Kararların bağlayıcılığı ve icrası)

Mahkeme, Sözleşme’nin ihlal edildiğini tespit ettiğinde, devlet Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca ve Bakanlar Komitesi’nin denetimine tabi olarak iç hukukta alınacak Mahkeme’nin işaret ettiği ihlale son verecek genel ve/veya bireysel önlemleri belirleme ve durumu düzeltme yükümlülüğü altındadır.

Başvurucuların haklarının ihlali; Polonya yargısını Ulusal Yargı Konseyi yargıçlarını seçmekten mahrum bırakan, yasama ve yürütmenin doğrudan veya dolaylı olarak yargısal atama usulüne müdahalesinin yolunu açan ve dolayısıyla bu şekilde atanan yargıçlardan oluşan mahkemenin meşruiyetini tehlikeye sokan Polonya mevzuatındaki değişiklerden kaynaklanmaktadır. Bu durumda ve hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı gereği Polonya Devleti’nin acilen söz konusu durumu düzelten adımlar atması gerekmektedir.

Mahkeme, durumu düzeltmek adına alınabilecek bireysel ve/veya genel önlemlerin türü hakkında herhangi bir spesifik belirti vermekten kaçınmakta ve değerlendirmelerini genel hükümlerle sınırlandırmaktadır. Dolayısıyla ilgili karardan gerekli sonuçları çıkarmak, Mahkeme’nin tespit ettiği ihlallerin temelinde yatan sorunların çözümü için herhangi bireysel ya da genel önlemi almak ve gelecekte benzer ihlallerin yaşanmasını engellemek Polonya Devleti’ne düşmektedir.

Madde 41 (Adil Tazmin)

Mahkeme, Polonya’nın başvurucuların her birine manevi tazminat olarak 15.000 Euro ödenmesine hükmetmiştir.

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: