İçeriğe geç

İHAM’ın Milanković v. Hırvatistan kararının özet çevirisi: “Komuta sorumluluğuna dayalı olarak savaş suçlarından mahkumiyet nedeniyle Sözleşme ihlal edilmemiştir.”

by 11/02/2022

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 20 Ocak 2022 tarihli Milanković v. Hırvatistan  kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 7. maddesinin (kanunsuz ceza olmaz) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava, başvurucunun, 1991 yılı Ağustos ayı ortası ile 1992 yılı Haziran ayı ortası arasında Hırvatistan topraklarında, komutası altındaki polis birimleri tarafından Sırp sivil nüfusa ve bir savaş esirine karşı işlenen savaş suçlarından mahkum edilmesiyle ilgilidir. Başvurucu, yerel mahkemelerin kendisini bu suçlardan mahkum ederken, olayların Hırvatistan’ın bağımsızlığından önce ve dolayısıyla uluslararası olmayan bir silahlı çatışma sırasında gerçekleşmesine karşın, yalnızca uluslararası silahlı çatışmalara uygulanabilir bir protokol uyguladıklarından şikayetçi olmuştur.

Mahkeme başvurucunun komuta sorumluluğuna dayanarak savaş suçlarından mahkum edilmesinin, olayların gerçekleştiği sırada, uluslararası hukukta uluslararası olmayan silahlı çatışmaları da kapsayan yeterince açık bir yasal temele sahip olduğu ve komutası altındaki polis birimleri tarafından işlenmelerini engellememesinin kendisini cezai sorumlu kılacağını bilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu suçların Hırvatistan’ın bağımsızlığından önce mi sonra mı işlendiği önemli olmamıştır.

İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özetinini çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Milanković v. Hırvatistan, Başvuru no.33351/20, Karar Tarihi: 20.01.2022

Temel Olgular

Başvurucu Vladimir Milanković, 1962 doğumlu ve Sisak’ta (Hırvatistan) yaşayan bir Hırvat vatandaşıdır.

Haziran 2011’de, Hırvatistan’ın Sisak ve Banovina bölgesinde 1991 yılı Ağustos ayı ortası ile 1992 yılı Haziran ayı ortası arasında Sırp etnik kökenli kişilere karşı işlenen cinayetler ve diğer ceza gerektiren suçlar hakkında kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştır. Söz konusu dönemde, Bay Milanković Sisak-Moslavina Polis Departmanı başkan yardımcısıdır ve 18 Temmuz ile 1 Ekim 1991 tarihleri ​​arasında Sisak ve Banovina’nın daha geniş bölgesinde tüm polis kuvvetlerinin amiridir.

Bay Milanković daha sonra Hırvatistan’ın tam bağımsızlığını ilan ettiği tarih olan 8 Ekim 1991’den önce bir savaş esirine karşı işlenmiş bir savaş suçundan ve 18’i 8 Ekim 1991’den önce işlenmiş olmak üzere, sivil halka karşı işlenen 22 savaş suçundan aleyhinde dava açılmış ve hüküm giymiştir. 22 suçtan üçünün emrini vermekten ve kişisel olarak ikisine katılmaktan ve 18 suçu ihmal suretiyle (savaş esirine karşı olan da dahil olmak üzere), yani komutası altındaki polis birimleri tarafından işlenmesini engellememek suretiyle işlemekten suçlu bulunmuştur. Sekiz yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Yerel mahkeme, onu Temel Ceza Kanunu’nun ve Cenevre Sözleşmelerine Ek Birinci Ek Protokol ile bağlantılı olarak alınan Üçüncü ve Dördüncü Cenevre Sözleşmeleri’nin ilgili hükümlerine dayanarak mahkum etmiştir.

Yargılamalar boyunca Bay Milanković, Temel Ceza Kanunu’nun komuta sorumluluğu kavramını içermediğini ve ilgili maddelerindeki hükümlerin Cenevre Sözleşmeleri’nin Birinci Protokolü ışığında yorumlanamayacağını çünkü bu protokolün yalnızca uluslararası silahlı çatışmalara uygulandığını, oysa Hırvatistan’ın ise bağımsızlık bildiriminin 8 Ekim 1991’de yürürlüğe girdiğini ve ülkenin ilgili sözleşmeleri 15 Ocak 1992’ye kadar uluslararası olarak tanınmamış olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, uluslararası olmayan silahlı çatışmalara uygulanan İkinci Protokolün komuta sorumluluğu sağlamadığını ve her halükârda komuta sorumluluğu kavramının uygulanamadığını çünkü suçların işlendiği sırada yerel polis departmanının başkan yardımcısı olduğunu ve ordu mensubu olmadığını da ifade etmiştir.

Esas alınan delillere dayanarak yerel mahkeme, Bay Milanković’in söz konusu 18 savaş suçunu işleyen polis birimleri üzerinde resmi ve fiili komuta yetkisine sahip olduğunu ve kendisinin bu suçları bildiğini veya bu suçlardan haberdar olduğunu tespit etmiştir. Komutanları olarak bu suçlardan dolayı cezai olarak sorumlu olmuştur. Son olarak yerel mahkeme, askeri-akademi eğitimli bir subay olan Bay Milanković’in davranışının yanlış olduğunun ve Cenevre Sözleşmeleri ile Protokollerini ihlal ettiğinin tamamen farkında olması gerektiğine karar vermiştir.

Yüksek Mahkeme, temyiz üzerine Bay Milanković’in mahkumiyetini onamış ve cezasını on yıl hapis cezasına yükseltmiştir.

Bay Milanković, kararda sunduğu argümanları ele almadığı için daha sonra bir anayasa şikayetinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, olayların gerçekleştiği sırada, uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda savaş suçlarının komuta sorumluluğunun zaten uluslararası örf ve adet hukukunun bir kuralı haline geldiğine karar vererek şikayeti reddetmiştir.

Şikayetler

7.maddenin 1.fıkrasına  dayanarak (kanunsuz ceza olmaz) Bay Milanković, yerel mahkemelerin, kendisini savaş suçlarından mahkum etmek için, komutanların sorumluluğunu sağlayan ve yalnızca uluslararası silahlı çatışmalara uygulanabilir olan Cenevre Sözleşmelerine İlişkin Birinci Protokolü, Hırvatistan’ın bağımsızlığından önce ve dolayısıyla uluslararası olmayan bir silahlı çatışma sırasında gerçekleşen olaylara uyguladıklarından şikayet etmiştir. Ayrıca ordu komutanı olmayıp polis amiri olmasına rağmen mahkûm edildiğinden şikâyetçi olmuştur. Buna ek olarak, uluslararası olmayan silahlı çatışmalardaki savaş suçlarında komuta sorumluluğunun, olaylar sırasında halihazırda bir uluslararası teamül hukuku kuralı haline geldiğine itiraz etmiştir.

Mahkeme’nin Kararı

Mahkeme, Bay Milanković’in şikayetlerini esas olarak, bir iç silahlı çatışmada bir polis amiri olarak komuta sorumluluğuna dayalı olarak savaş suçlarından mahkûm edilmesinin, olayların meydana geldiği tarihte uluslararası hukukta yeterince açık yasal bir temele sahip olup olmadığı ve o sırada, suçların komutası altındaki polis birimleri tarafından işlenmesini engellememesinin kendisini cezai olarak sorumlu kılacağını bilip bilemeyeceği perspektifinden incelemiştir.

Mahkeme, 1 Ocak 1991’den bu yana eski Yugoslavya’da işlenen ciddi uluslararası insancıl hukuk ihlalleri için geçerli olan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) Statüsü’nün genel anlamda bir “yüksek mahkeme” olarak işaret edildiğini ve bu nedenle, uygulamasının yalnızca askeri komutanlarla sınırlı olmadığını veya uluslararası veya uluslararası olmayan silahlı çatışmalar arasında herhangi bir ayrım yapmadığını kaydetmiştir. Kendi içtihatında ICTY, komuta sorumluluğu kavramının bir iç silahlı çatışmada işlenen savaş suçlarına uygulanmasının 1991’de zaten bir uluslararası teamül hukuku kuralı olduğuna karar vermiştir.

Benzer şekilde, tüzüğüne yansıyan yüksek rütbeli sorumluluk ilkesi, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi önüne getirilen birçok davada da teyit edildiği gibi, siyasi liderleri ve yetkili makamlardaki diğer sivil üstleri de kapsamaktadır.

Mahkeme, uluslararası veya ülke içi silahlı çatışmalarda işlenen savaş suçlarından komutanların sorumluluğunun, olayların gerçekleştiği tarihte mevcut bir uluslararası hukuk kuralı olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmadığı konusunda hemfikirdir. Ayrıca, komuta sorumluluğu kavramı, uluslararası ve uluslararası olmayan silahlı çatışma arasında ayrım yapmayan sorumlu komuta kavramından türetilmiştir. Ayrıca, komuta sorumluluğu sadece askeri komutanlar için değil, aynı zamanda askeri olmayan diğer üstler için de geçerli olmuştur.

Emrindeki polis birimlerince işlenen savaş suçlarının niteliğine ilişkin olarak Mahkeme askeri-akademide eğitim görmüş bir subay olan Bay Milanković için bunun açık olması gerektiğini, bu suçların uluslararası veya iç çatışmalar sırasında veya askeri veya askeri olmayan (polis) bir komutan tarafından işlenip işlenmediğine bakılmaksızın sorumlu tutulabileceğini değerlendirmiştir. Ayrıca, Hırvatistan’ın bağımsızlık bildirisi, 8 Ekim 1991’de yürürlüğe girmesine rağmen, 25 Haziran 1991’de yapılmıştır.

Mahkeme bu nedenle Bay Milanković’in komuta sorumluluğu nedeniyle savaş suçlarından mahkum edilmesinin olaylar sırasında uluslararası hukukta yeterince açık yasal bir temele sahip olduğu ve emrindeki polis birimleri tarafından işlenen suçları önlememesinin kendisini cezai sorumlu kılacağını bilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu sonucun, bu suçların 1990’ların başında Hırvatistan’daki savaştan önce veya sonra işlenip işlenmediğine bakılmaksızın, uluslararası bir silahlı çatışma haline geldiğine bakılmaksızın uygulandığını belirtmiştir.

a) Emniyet müdür yardımcısı olması nedeniyle, komutan olarak cezai sorumlu tutulacak yeterli yetkiye sahip olmamasına ve b) bu savaş suçlara ilişkin olarak çoğunun doğrudan faillerinin tespit edilmemiş olmasına rağmen komuta sorumluluğu nedeniyle savaş suçlarından mahkum edildiğine ilişkin başvurucunun geri kalan argümanlarına ilişkin olarak Mahkeme, yerel mahkemelerin, başvurucunun söz konusu suçları işleyen polis birimleri üzerinde resmi ve fiili komuta yetkisine sahip olduğunu ve başvurucunun bu suçlardan haberdar olduğunu tespit ettiğini kaydetmiştir. Mahkeme’nin yerel mahkemelerin bulgularıyla çelişmesine yol açan hiçbir unsur bulunmamaktadır.

Karar yalnızca İngilizce dilinde yazılmıştır.

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: