İçeriğe geç

İHAM’ın Regional Air Services S.R.L. ve Ivaşçu v. Romanya kararının özet çevirisi: “Tuzla Havalimanı yönetim şirketi ve hissedarının açtığı hakaret davasının reddi, Sözleşme’yi ihlal etmemektedir.”

by 05/03/2022

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 22 Şubat 2021 tarihli Regional Air Services S.R.L. ve Ivaşçu v. Romanya (başvuru numaraları 76549/17 ve 76756/17) kararında, oybirliği ile

  • Ivaşçu başvurusu ile ilgili olarak, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme) madde 8’in (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edilmediğine,
  • Regional Air Services S.R.L. başvurusu ile ilgili olarak ise başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir.

Dava, 2014 yılında çeşitli televizyon programlarında ve bir köşe yazısında yapılan açıklamalar nedeniyle başvurucuların bazı gazetecilere karşı itibarlarının korunması için açtıkları hukuk davasının reddine ilişkindir. Başvurular, Romanya’da Tuzla Havalimanı’nın yönetiminden sorumlu Regional Air Services S.R.L şirketi (Şirket) ve başka bir şirket aracılığıyla Şirket’in iki hissedarından biri olan Ivaşcu tarafından yapılmıştır.

Ivaşçu başvurusunda Mahkeme; yerel mahkemelerin, bir yandan başvurucunun özel hayatına saygı hakkı ile diğer yandan gazetecilerin ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi usulüne uygun olarak tarttığı ve bu hakların Mahkeme’nin içtihatlarıyla geliştirilen kriterler ışığında değerlendirdiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, söz konusu müdahale, Sözleşme madde 8’e aykırılık değildir.

Şirket başvurusunda ise Mahkeme, özellikle yerel mahkemelerin başvurucu Şirket’in herhangi bir zarar görmediğine ilişkin tespitini kaydetmiştir. Programlar sırasında ya da yazıda yer alan Şirket’in işleriyle ilgili açıklamaların doğrudan etkisini kanıtlayacak yeterli kanıt bulunmadığından Mahkeme, bu tür bir zararın varlığı yorumunu yapamamaktadır. Dolayısıyla Mahkeme, Şirket’in başvurusunu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Regional Air Services S.R.L. ve Ivaşçu v. Romanya, Başvuru No. 76549/17 ve 76756/17, Karar Tarihi: 22.02.2022

Temel Olaylar

Başvurucu Regional Air Services S.R.L., Romanya kanunlarına göre kurulmuş ve merkez ofisi Tuzla, Romanya’da bulunan bir şirkettir. Başvurucu Dorin Ivaşcu ise 1954 doğumlu ve Bükreş’te yaşayan bir Rumen vatandaşıdır.

Başvurucu Şirket, Tuzla Havalimanı’nın (Romanya) yönetiminden sorumludur. Başvurucu Ivaşcu ise başka bir şirket aracılığıyla Şirket’in iki hissedarından biridir.

2014’te birkaç televizyon programı ve bir gazete makalesi, özellikle Tuzla Havalimanı’nda yeni bir gümrük noktası oluşturulmasını, hava kazalarına karışan iki uçağın bakımını ve başvurucu Ivaşcu’nun Securitate (eski gizli polis) ile iddia edilen bağlantılarını göstermiştir.

2015 yılında, başvurucu Şirket ve Ivaşcu, bu ifadelerin iftira niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilgili gazetecilere karşı Bükreş Bölge Mahkemesi’nde hukuk davası açmış ve tazminat talebinde bulunmuştur.

2016 yılında mahkeme, söz konusu ifadelerin içerik olarak “nispeten agresif” olmalarına rağmen başvuruculara zarar verecek nitelikte olmadığına karar vererek davayı reddetmiştir. Başvurucular, kararı temyiz etmiştir.

2017 yılında Bükreş Temyiz Mahkemesi, başvurucuların herhangi bir zarara uğradıklarını kanıtlamadıklarını tespit ederek, başvurucuların itirazını reddetmiştir. Temyiz Mahkemesi, Tuzla Havalimanı’nda gümrük kapısı açılmasına ve söz konusu hava kazalarının koşullarına ilişkin açıklamaların kamu yararına olduğunu saptamıştır. Tartışılan konuların ulusal öneminin, ifade özgürlüğünün izin verilen sınırlarının belirlenmesinde belirleyici olduğunu değerlendirmiştir. Söz konusu TV programlarında “güvenlikçi” “(securist)” kelimesine verilen anlamın kasıtlı olarak karalayıcı olmadığı kanaatine varmıştır.

Şikâyetler

Başvurucular, ulusal makamların özel hayatlarına saygı gösterilmesini sağlamaya yönelik pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemeleri ve medya kampanyasıyla imajlarının zedelenmesi gerekçeleriyle Sözleşme madde 8’in (özel hayata saygı hakkı) ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurular, Mahkeme’ye 19 Ekim 2017 tarihinde sunulmuştur.

Mahkeme’nin Kararı

Madde 8 (Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı)

Ivaşçu Başvurusu (Başvuru No. 76756/17)

Mahkeme, yerel mahkemelerin söz konusu TV programlarında ve gazete makalelerinde tartışılan konuların genel ilgi alanı olduğu yönündeki tespitini vurgulamıştır. Ayrıca Mahkeme, gazetecilerin başvurucunun özel hayatının herhangi bir mahrem veya kişisel yönü hakkında yazmadıklarını, yalnızca başvurucunun mesleki faaliyetlerine atıfta bulunduklarını gözlemlemiştir.

Gazeteciler, başvurucunun komünist rejimin eski siyasi polisi olan Securitate ile bağlantılı olduğunu ve bu bağlamda “güvenlikçi” (“securist”) terimini kullandığını belirtmişlerdi. Mahkeme daha önce, Romanya’nın özel bağlamında, birini Securitate üyesi olmakla suçlamanın ciddi bir mesele olduğuna ve böyle bir iddia için olgusal bir temel olup olmadığını araştırma görevinin yerel mahkemelere ait olduğuna karar vermişti.

Yerel mahkemeler, başvurucunun menkul kıymetle bağlandığı iddiası için yeterli bir olgusal temel olup olmadığını, başvurucunun kariyerini, başvurucunun beyanda bulunmasına izin veren bir prosedürde incelemişlerdir. Komünist rejim sırasında yurtdışında aldığı görevleri dikkate almışlar ve yalnızca Securitate ile bağlantıları olan kişilerin böylesi görevler alabilecekleri görüşünü ifade etmişlerdir. Ayrıca Temyiz Mahkemesi, başvurucunun Securitate ile işbirliği içerisinde olup olmadığı sorununun, mevcut davanın bulgularının ortaya çıkmasından önce hâlihazırda medya tarafından tartışıldığını belirtmiştir. Bu bağlamda, Mahkeme, başvurucunun bundan önce herhangi bir ayrıntı sağlamadığını ve bu meselenin medya tarafından tartışıldığı gerçeğine itiraz etmediğini vurgulamıştır. Ayrıca, sonuçlarına ulaşmada, yerel mahkemeler, Romen toplumunda, komünist rejim sırasında yurtdışında görev alan bireylerin Securitate bağlantılı olduğunun bilinmesi gerektiğini de belirtmiştir. Mahkeme bu sonucu incelememiştir; çünkü yerel mahkemeler, yerel ihtiyaçlar ve bağlamlar hakkında karar verme konusunda uluslararası bir mahkemeden ilke olarak daha iyi bir konumdadırlar.

Mahkeme; yerel mahkemelerin, başvurucunun adli işlemler sırasında ibraz ettiği CNSAS2 belgesini dikkate aldıklarını, ancak dava dosyasındaki diğer deliller ışığında incelediklerini ve kararlarını daha çok onun komünist rejim sırasındaki profesyonel kariyeri hakkındaki ayrıntılara ve halihazırda kamuya açık olan bilgilere dayandırdıklarını söylediklerini kaydetmiştir. Yerel mahkemeler, kanıtları kapsamlı bir şekilde incelerken ve başvurucunun Securitate ile bağlantıları olduğu iddiası için yeterli olgusal temelin bulunduğuna dair vardıkları sonuçların ayrıntılı bir açıklamasını sunarken, takdir yetkileri dahilinde hareket etmişlerdir.

Son olarak, gazetecilerin ifadelerinin herhangi bir yankısı ile ilgili olarak, Mahkeme, yerel mahkemelerin, başvurucunun özellikle ilgili olaylardan önce Securitate ile olan bağlantılarına ilişkin olarak gerçekleştirilen kamuoyu tartışması sonucunda herhangi bir zarar görmediğine ilişkin tespitini kaydetmiştir.

Sonuç olarak Mahkeme, yerel mahkemelerin, bir yandan başvurucunun özel hayatına saygı hakkı ile diğer yandan gazetecilerin ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi usulüne uygun olarak tarttığı ve bu hakların Mahkeme’nin içtihatlarıyla geliştirilen kriterler ışığında değerlendirdiği sonucuna varmıştır. Sözleşme tarafı Devletlerin sahip olduğu takdir marjı göz önüne alındığında, Mahkeme, kendi görüşünü Romanya mahkemelerininkinin yerine ikame etmek için ciddi bir neden görmemiştir. Bu nedenle, yerel mahkemelerin, başvurucunun eylemine izin vermeyi reddederek, Romanya Devletinin Sözleşme madde 8 anlamında özel hayata saygı hakkını koruma konusundaki pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediği söylenemez. Dolayısıyla, Sözleşme madde 8 ihlal edilmemiştir.

Şirket Başvurusu (Başvuru No. 76549/17)

Mahkeme, bir ticari şirketin itibarının, Sözleşme madde 8 fıkra 1’in amaçları bakımından “özel hayat” kavramına girip girmediği sorusunu aşağıdaki nedenlerle ele almanın gerekli olmadığı görüşündedir.

Mahkeme, yerel mahkemelerin makale ve programların kamu yararını ilgilendiren meseleleri ele aldığı ve Romanya toplumu için haber değeri taşıdığı yönündeki tespitini vurgulamıştır. Ayrıca yerel mahkemeler, Ukrayna sınırının yakınlığı nedeniyle Tuzla’da bir gümrük noktasının açılmasının bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu bile düşünmüşlerdir. Mahkeme, bu şekilde varılan sonucu sorgulamak için bir neden görmemiştir.

Başvurucu Şirket, bilgilerin yayılma şeklinin itibarını zedelediğini iddia etmiştir. Bu noktada Mahkeme, yerel mahkemelerin böyle bir zararın tespit edilemeyeceğine dair vardığı sonuca dikkat çekmiştir. Mahkeme, bir işletmenin manevi boyutu olmayan ticari itibarına verilen zarar ile bir bireyin statüsüne ve dolaylı olarak itibarına ilişkin itibarına verilen zarar arasında bir ayrım yaptığını yinelemiştir. Mevcut davada, yayınlar sırasında veya makalede yapılan açıklamaların başvurucu Şirket’in işleri üzerinde herhangi bir doğrudan etkiye sahip olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığından, Mahkeme, bu tür bir zararın gerçekten meydana gelip gelmediği konusunda bir yorumda bulunamayacaktır. Sonuç olarak, ulusal makamlar takdir sınırlarını aşmamış ve başvurucu Şirket’in itibarına etkili bir şekilde saygı gösterilmesi hakkını güvence altına alma konusundaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemiş değillerdir. Başvurucu Şirket’in şikayeti, bu nedenle açıkça dayanaktan yoksundur ve reddedilmek zorunda kalmıştır.

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: