İçeriğe geç

İHAM’ın Akgün v. Türkiye kararının çevirisi: “FETÖ/PDY örgütüne mensup olduğundan şüphelenilen polis memurunun ByLock mesajlaşma uygulamasını kullandığı iddiasıyla tutuklanması özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 20 Temmuz 2021 tarihli Akgün v. Türkiye (başvuru no. 19699/18) kararıyla bir oya karşı altı oyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (özgürlük ve güvenlik hakkı), 3.fıkrasının (makul bir sürede yargılanma veya yargılama süresince salıverilme hakkı) ve 4.fıkrasının (tutukluluğun hukukiliğinin bir Mahkeme tarafından ivedilikle incelenmesi hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, Türk makamları tarafından “FETÖ/PDY” (“Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması”) olarak adlandırılan bir örgüte üye olma şüphesiyle başvurucunun tutuklu yargılanmasına ilişkindir.

Mahkeme, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliği’nin 17 Ekim 2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verirken, ByLock’un mahiyeti hakkında bu mesajlaşma uygulamasının yalnızca FETÖ/PDY örgütü üyeleri tarafından dahili iletişim amacıyla kullanıldığı sonucuna varmak için yeterli bilgiye sahip olmadığını değerlendirmiştir. Başka bir kanıt veya bilginin yokluğunda, yalnızca başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğunu belirten söz konusu belge tek başına, ByLock’u isnad edilen suçu oluşturacak şekilde kullandığına ilişkin objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek makul şüphenin varlığını ortaya koyamamaktadır.

Mahkeme, Hükümet’in, başvurucunun tutuklandığı esnada, 9. Sulh Ceza Hakimliği önündeki delillerin, başvurucunun tutuklanmasına dayanak yapılan suçları işlemiş olabileceğine dair objektif bir gözlemciyi tatmin edecek şekilde Sözleşme’nin 5. maddesinin gerektirdiği “makul şüphe” standardını karşıladığını gösteremediği sonucuna varmıştır.

Mahkeme, tutuklandığı esnada başvurucunun bir suç işlediğine dair makul şüphenin bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5. maddesinin 1.fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, başvurucunun tutukluluğu için yeterli gerekçe sunulmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasının da ihlal edildiğine karar vermiştir.

Son olarak, Mahkeme, Ankara 1.Sulh Ceza Hakimliği nezdinde söz konusu tutuklama kararına itiraz etmek için büyük önem taşıyan bu münhasır iddia makamı delilinin içeriği hakkında,  ne başvurucunun ne de avukatının, yeterli bilgiye sahip olduğu kanaatine varmıştır. Bu nedenle, Sözleşme’nin 5.maddesinin 4.fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Fransızca olan kararı buradan okuyabilirsiniz. Kararın tamamının çevirisi Rumeysa Budak, Muhammed Canpolat ve Burak Nevfel Conkuş tarafından yapılmıştır.

Akgün v. Türkiye, Başvuru no: 19699/18, Karar Tarihi: 20.07.2021

İHAM’ın D v. Bulgaristan kararının özet çevirisi: “Türk gazetecinin iltica talebi ve kötü muamele riski incelenmeden Bulgar yetkililerce Türkiye’ye iadesi, Sözleşme’nin ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 20 Temmuz 2021 tarihli D (başvuru no. 29447/17) kararında, oy birliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme) madde 3 (işkence ve kötü muamele yasağı) ve madde 13’ün (etkili başvuru hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava; kendi ülkesindeki siyasi zulüm riskinden kaçtığını iddia eden bir Türk gazetecinin, Bulgaristan-Romanya sınırında tutuklanması ve derhal Türkiye’ye iade edilmesine ilişkindir. Olaylar, 2016 yılında Türkiye’de gerçekleşen darbe girişiminden 3 ay sonra cereyan etmektedir.

Mahkeme önünde başvurucu; Bulgar yetkililerin iltica sürecini başlatmayı reddetmelerinden ve kendisini Türkiye’ye geri göndermelerinden, böylece kendisini gerçek bir kötü muamele riskiyle karşı karşıya bırakmalarından şikayetçi olmuştur.

Özellikle Mahkeme, başvurucunun Türkiye’ye döndüğü takdirde kötü muamele ile karşılaşabileceği korkusunu ifade etmiş olması olgusuna rağmen Bulgar yetkililerin başvurucunun uluslararası koruma başvurusunu incelemediğini karara bağlamıştır.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

Uganda’da anti-pornografi kanunu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi

Kadın hakları örgütlerinin baskısının ardından Uganda’da tartışmalı anti-pornografi kanunu iptal edildi.

Hükûmet, kadın ve çocukların korunmasına yardımcı olacağını iddia ettiği kanunu, 2014 yılında pornografinin yayılmasını engellemek amacıyla yürürlüğe sokmuştu.

Ancak muhalifler kanunun kötüye kullanıldığını ve mini etek gibi belli kıyafetler giyen kadınların sokaklarda saldırıya uğramasına neden olduğunu ifade ediyordu.

Kanun sonunda Uganda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Beş kişiden oluşan yargıç heyeti oybirliğiyle kanunun, “uygunsuz” giyinme yasağını da içeren pornografik suçlarla ilgili bölümlerinin anayasaya aykırı olduğuna karar verdi.

Yargıçlar, cinsel heyecana neden olan hareket veya eşyaların bazı yasakların kaldırılması halinde topluma herhangi bir zarar verilmeyeceğini ifade etti.

2014’te -daha en başında “anti-mini etek” kanunu adı takılan- düzenlemenin yürürlüğe girmesi, bazı kadınların mini etek giymeleri nedeniyle tacize ve hakarete uğramalarının ardından, başkent Kampala’da sokak gösterilerine sebep olmuştu.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın J.L. v. İtalya kararının özet çevirisi: “Tecavüze uğrayan başvurucunun ceza yargılaması boyunca cinsiyetçi kalıp yargılarla ikincil mağduriyete uğratılması özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 27 Mayıs 2021 tarihli J.L. v. İtalya (başvuru no. 5671/16) kararıyla altı oya karşı bir oyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesinin (özel hayata ve kişisel bütünlüğe saygı hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, başvurucuya toplu tecavüz ettikleri isnadıyla yedi erkeğe karşı yürütülen ceza yargılaması ve İtalyan mahkemeleri tarafından beraat ettirilmeleri hakkındadır.

Mahkeme, Floransa Temyiz Mahkemesi kararının lafzına bakıldığında, başvurucunun 8. madde kapsamındaki hak ve menfaatlerinin yeterince korunmadığına karar vermiştir. Özel olarak, yerel yetkililerin başvurucuyu yargılamaların tamamı boyunca ikincil mağduriyetten koruyamamasında, yargılamaların kamusal niteliği de özel olarak göz önünde tutulduğunda, kararların lafzının büyük rol oynadığı görülmektedir.

Diğer hususların yanı sıra, Mahkeme başvurucunun biseksüelliği, söz konusu olaylar öncesi ilişkileri ve gündelik cinsel birlikteliklerine atıfta bulunulmasının herhangi bir haklı zemine dayanmadığı kanaatindedir. Mahkeme, Temyiz Mahkemesi tarafından kullanılan dilin ve argümanların İtalyan toplumunda kadının rolüne ilişkin mevcut önyargıları taşıdığını ve tatmin edici hukuki çerçeveye rağmen, bu durumun toplumsal cinsiyet temelli şiddet mağdurlarının etkili şekilde korunmasında engel oluşturabileceğine karar vermiştir.

Mahkeme, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele ve cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması adına üretilecek kurumsal yanıtlar arasında, ceza yargılamalarının ve yaptırımların kilit rol oynadığına emindir. Bu sebeple yargı yetkililerinin mahkeme kararlarında cinsiyetçi kalıp yargılar kullanmaktan, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önemini hafifletmekten, mağdurların adalet sistemine inancını sarsma sonucunu doğurabilecek, kadınları suçlayıcı ve yargılayıcı beyanlarla ikincil mağduriyete uğratmaktan kaçınması gerekmektedir.

Kararın Fransızca aslını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İspanya Anayasa Mahkemesi COVID-19 salgınında vatandaşların eve kapatılmasını anayasaya aykırı buldu

İspanya Anayasa Mahkemesi, geçen sene COVID-19 salgının ilk dalgasının önlenmesi için ülke çapında ilan edilen olağanüstü hal önlemleri içinde yer alan sıkı evde kalma zorunluluğunu anayasaya aykırı buldu.

Geçen sene Mart ayında yürürlüğe sokulan olağanüstü hal, hükûmetin, neredeyse tüm İspanyolları eve kapatmak ve temel ihtiyaçlar dışındaki tüm üretimi durdurmak suretiyle geçici olarak sivil hakları sınırlamasına imkân sağlamıştı.

Yaptığı açıklamada Anayasa Mahkemesi, vatandaşların serbestçe seyahat özgürlüğüne ilişkin olağanüstü hal yönetmeliğinin bazı maddelerini basit çoğunlukla iptal ettiğini duyurdu. Gerekçeli karar yakında açıklanacak.

Olağanüstü hal yönetmeliğini ortadan kaldıran karar, yürürlükte olduğu süre boyunca kapanma önlemlerini ihlal edenlere kesilmiş cezaların da iptal edilmesinin yolunu açıyor.

Mahkeme’nin kararı, önlemlerin aşırı sert olduğunu ve temel hakların sınırlanmasından çok askıya alınması anlamına geldiğini iddia eden aşırı-sağ Vox partisinin başvurusu üzerine verildi.

Vox, önlemlerin ancak, olağanüstü halden bir seviye üstte olan ve yalnızca hükûmetin kabulündense parlamentonun onayını da gerektiren “istisna halinin” ilan edilmesiyle alınabileceğini iddia etmişti.  

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Fedotova ve diğerleri v. Rusya kararının özet çevirisi: “Eşcinsel çiftlerin birlikteliklerini resmi olarak tanıyacak yasal düzenlemelerin olmaması ve eşcinsel çiftlerin evlilik başvurularının reddedilmesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 13 Temmuz 2021 tarihli Fedotova ve diğerleri v. Rusya kararında, eşcinsel çiftlerin evlenmek üzere yaptıkları bildirimin reddedilmesinin ve eşcinsel birliktelikleri tanıyacak yasal düzenlemelerin olmamasını, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak gördü.

Mahkeme, Rusya’nın eşcinsel başvurucuların ilişkilerini iç hukukta tanıyacak ve koruyacak yasal düzenlemeler hazırlayarak başvurucuların özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı duyulduğunu güvence altına alma yükümlülüğü olduğuna karar verdi. Eşcinsel çiftlerin ilişkilerinin resmi olarak tanınmasını sağlayacak imkanın olmaması, başvurucuların sosyal gerçekliği ile hukuk arasında bir çatışma yaratmaktadır. Mahkeme, Hükümet’in toplum menfaati gereği eşcinsel çiftlerin ilişkilerini resmileştirme imkanından yoksun bırakılmalarının meşru olduğu argümanını reddetmiştir.

Mahkeme’ye göre, eşcinsel çiftlerin ilişkilerinin statülerinin resmi olarak tanınmasını reddederek Rus yetkililer, kendilerine tanınan takdir yetkisinin ötesine geçmiştir. Mahkeme, eşcinsel birlikteliklerin hangi biçimde kaydedilmesinin en uygun olacağını seçmek, hala ilgili devletin takdirindedir.

Daha fazlasını oku…

İspanya’da ötanazi kanunu yürürlüğe girdi

İspanya’da ötanazi ve yardımlı intiharı yasal hale getiren bir kanun yürürlüğe girdi. Böylece ülke, ölümcül hastalar ve ağır yaralıların acılarını sonlandırmasına izin veren az sayıdaki ülkeden biri haline geldi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mart ayında kabul edilen kanunun “konu hakkındaki mevcut toplumsal talebe cevap verdiği” ve ötanazinin uygulanmasına ilişkin bazı “güvenceler” içerdiği ifade edildi.

Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’un ardından İspanya, yardımlı intiharı suç olmaktan çıkaran dördüncü Avrupa ülkesi oldu.

Kanun, kamuoyu baskısı yaratan bazı yüksek profilli davanın ardından kaleme alınmıştı. Bu davalar arasında, Oscar ödüllü 2004 yapımı “İçimdeki Deniz” filmiyle ölümsüzleşen Ramon Sampedro’nunki önemli bir yer teşkil ediyor.

Düzenleme, acıyı sona erdirmek amacıyla tıp görevlilerinin hastanın hayatına son verdiği ötanaziye ve süreci hastanın yerine getirdiği yardımlı intihara izin veriyor.

Artık “dayanılmaz acıdan” kurtulmak amacıyla “ciddî veya tedavi edilemez bir hastalığı” olan veya “kronik veya güçten düşüren” bir durumu olan herkes ölmek için yardım talebinde bulunabilecek.

Daha fazlasını oku…

Haziran 2021 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Haziran ayında verilen 9’u Türkiye’ye karşı 15 İHAM kararının özet çevirilerinin yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Özgürlük ve güvenlik hakkı

Ali Bulaç v. Türkiye, Başvuru no. 25939/17, Karar tarihi: 08.06.2021

Zaman gazetesi yazarı olan başvurucunun yazı köşe yazıları sebebiyle darbe girişiminden sonra tutuklanması – Özgürlük ve güvenlik hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlali

Uca v. Türkiye, Başvuru no. 45801/12, Karar tarihi: 28.06.2021

16 yaşındayken örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan başvurucunun tutuk incelemelerinin duruşma yapılmadan incelendiği iddiası – 5/4 ihlali

Tercan v. Türkiye, Başvuru no. 6158/18, Karar Tarihi: 29.06.2021

Darbe girişimi sonrası Anayasa Mahkemesi üyesinin usuli güvencelere aykırı olarak evinin aranması, tutuklanması ve tutukluluk halinin devam ettirilmesi, özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlalidir. Basın özeti çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın A.M. ve diğerleri v. Rusya kararının özet çevirisi: “Cinsiyet uyum sürecinde olan trans kadın başvurucunun cinsiyet kimliği nedeniyle çocukları ile görüşmesinin mahkeme kararıyla yasaklanması, ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 6 Temmuz 2021 tarihli A.M. ve diğerleri v. Rusya kararında, yerel mahkemenin başvurucunun cinsiyet uyum sürecinde olduğu için çocukları ile görüşmesine izin vermemesinin Sözleşme’nin 8. maddesi (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ile bağlantılı olarak 14. maddesini (ayrımcılık yasağı) ihlal ettiğine karar vermiştir.

Mahkeme, özellikle, cinsiyet uyum sürecinin çocuklara herhangi bir zarar verme ihtimaliyle ilgili hiçbir delil olmamasını ve yerel mahkemelerin ailenin özel koşullarını hiç değerlendirmediğini dikkate almıştır. Dahası, Mahkeme, yerel mahkemenin kararının açıkça başvurucunun cinsiyet kimliğine dayandığını, dolayısıyla önyargı içerdiğini belirtmiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Broda ve Bojara v. Polonya kararının özet çevirisi: “Hakim başvurucuların görev sürelerini zamanından önce sonlandıran Adalet Bakanlığı kararlarına itiraz edebilecekleri kanun yolunun olmaması, mahkemeye erişim hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Broda ve Bojara v. Polonya (Başvuru Numaraları: 26691/18 ve 27367/18) başvurularında oy çokluğuyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 6. maddesinin 1. fıkrasının (mahkemeye erişim hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvuru, Kielce Bölge Mahkemesi’nin başkan vekilleri olan başvurucuların, görev sürelerini zamanından önce sona erdiren Adalet Bakanı’nın kararlarına itiraz etmelerini sağlayan herhangi bir kanun yolu olmadığı gerekçesiyle şikayetlerine ilişkindir.

Mahkeme, yargıçların kariyerlerine ilişkin davalarda yargının bağımsızlığının korunmasının ve usul adaletine saygının önemini vurgulamıştır. Mahkeme, başvurucuların görevden alınmalarına uygulanabilecek yasal mevzuatın mahkeme başkanlarının görevden alınabileceği koşulları, bir yargıcın görev süresi boyunca hakimlik teminatının garanti edilmesi gerektiği yönündeki ilkeye istisna yoluyla belirlemediğini gözlemlemiştir. Bu hususlardaki tüm yetkiler yürütme erkinin temsilcisinin ellerinde toplanmış ve özellikle Ulusal Yargı Konseyi gibi yargısal öz-yönetim kurumları süreçten dışlanmışlardır. Mahkeme ek olarak başvuruculara açıklama yapma hakkının sağlanmadığı ve başvurucuların bakanlık kararlarının gerekçeleri hakkında bilgilendirilmediklerini not etmiştir. Son olarak, görevden alma kararları Adalet Bakanlığı’ndan bağımsız bir kurum tarafından incelenmemiştir.

Bir mahkemenin başkan vekilleri olan başvurucuların görev sürelerinin zamanından önce sona erdirilmesinin ne bir adli mahkeme tarafından ne de yargısal görevleri yerine getiren başka bir makam tarafından incelenmemesi sebebiyle davalı Hükümet başvurucuların mahkemeye erişim hakkının esasını ihlal etmiştir.

Broda ve Bojara v. Polonya kararının tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan kararın basın özetinin çevirisi Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…