İçeriğe geç

İtalya’da LGBTQ+ kişileri, kadınları ve engellileri şiddetten koruyan yasa Parlamento’nun alt kanadı tarafından kabul edildi

İtalya Parlamentosu’nun alt kanadı, ayrımcılık karşıtı korumayı kadınlara, engellilere ve LGBTQ+ kişilere genişleten ve bu gruplara şiddeti nefret suçu haline getiren bir kanun tasarısını kabul etti. Mevcut nefret suçu düzenlemesi kişileri yalnızca ırksal, dinsel ve etnik ayrımcılığa karşı koruyor.

Bu yeni yasayla, koruma altına alınan bu yeni gruplara karşı nefret suçu işleyenler dört yıla kadar hapis cezası alabilecek. Yasa aynı zamanda okullarda bir farkındalık kampanyası yapılmasını öneriyor ve ayrımcılık karşıtı örgütlerin finansal desteğinin artırılmasını öngörüyor.

Yasanın hazırlanmasında, yakın zamanlarda yaşanan kuir ve trans bireylere yönelik şiddet olayları etkili oldu. Haziran ayında 25 yaşında bir öğrenci, partnerinin elini tuttuğu için yedi kişi tarafından saldırıya uğraması nedeniyle hastaneye yatırılmıştı. Eylül ayında ise 22 yaşındaki Maria Paola Gaglione, bir trans erkek olan Ciro Migliore’yle ilişkisini onaylamadığı için erkek kardeşi Michele Antonio tarafından öldürülmüştü.

Daha fazlasını oku…

Peru Devlet Başkanı Martin Vizcarra Kongre tarafından görevinden alındı

Peru Kongresi, hükûmet anlaşmalarının dağıtılmasıyla ilgili olarak rüşvet aldığı gerekçesiyle Devlet Başkanı Martin Vizcarra’yı görevden aldı.

Vizcarra kararı kabul ettiğini, herhangi bird ava yoluna gitmeyeceğini ve Devlet Başkanlığı Sarayı’nı terk edeceğini açıkladı.

Kongre sözcüsü Manuel Merino’nun, Vizcarra’nın görev süresinin sonu olan 2021 Temmuz’una kadar devlet başkanlığını üstlenmesi bekleniyor.

Bu, Devlet Başkanı’nın görevden alınması için son iki aydan beri gerçekleştirilen ikinci girişim.

57 yaşındaki Vizcarra, ülkenin güneyindeki Moquegua bölgesi valisiyken 640.000 dolar rüşvet aldığı yönündeki suçlamaları daha önce reddetmişti.

Oylamadan önce de Vizcarra, herhangi bir görevden almanın, zaten Corona salgını nedeniyle ciddi bir durgunlukla mücadele eden ülkeyi karmaşaya sürükleyeceği uyarısında bulunmuştu.

Daha fazlasını oku…

Ekim 2020 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Ekim ayında yayımlanan 13’ü Türkiye’ye karşı 29 İHAM kararının yer aldığı bülten yayında. Bu bültendeki çeviriler, Benan Molu, Pınar Baysal, Dicle Demir, Batuhan Karataş, Emre Karaman, İlkay Nadir, Nur Beril Nalbantoğlu, Gizem Demir, Rumeysa Budak, Efekan Sadak, Gözde Gurbet Engin, İdil Özcan tarafından yapıldı.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Yosifov v. Bulgaristan kararının özet çevirisi: “Belediye başkanının hakim karşısına çıkartılmadan ve hakim kararı olmadan dört gün gözaltında tutulması ve ofisinde arama yapılması, özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), yolsuzluk yaptığı iddiasıyla hakkında dava açılan belediye başkanının 24 saati polis, sonraki 72 saati savcılık kararıyla olmak üzere dört gün boyunca hâkim karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulması ve ofisinin aranmasına ilişkin Marin Yosifov v. Bulgaristan kararında Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının ve 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, Yosifov’un dört gün boyunca hakim ya da kanun tarafından bu yargısal yetki verilmiş başka bir yetkili karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulduğuna, bu sebeple, Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasındaki amaç doğrultusunda derhal serbest bırakılmadığına karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca, olaylar sırasında Yosifov’un, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dört günlük gözaltısının hukukiliğini ve gerekliliğini yerel mahkemeler önüne taşıyabilmesini sağlayabilecek bir başvuru yolunun olmadığına karar vermiştir.

Son olarak Mahkeme, önceden bir hakim tarafından alınmış bir karar olmadan başvurucunun ofisinin aranmasının Bulgaristan kanunları tarafından öngörülmemiştir. Bu sebeple başvurucunun keyfiliğe karşı korunmaktan mahrum bırakılması ve özel hayatına saygı hakkına yönelik müdahale maruz kalması, kanuna uygun değildir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, av. Benan Molu ve Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

FORUM – Ar. Gör. Atagün Mert Kejanlıoğlu – Peşimizi Bırakmayan İhlaller, İç Sıkıntıları ve Büyüyen Karanlıklar: “Berû: Klakson Borîzan û Birt”’in Temsilinin Yasaklanması

Peşimizi Bırakmayan İhlaller, İç Sıkıntıları ve Büyüyen Karanlıklar: “Berû: Klakson Borîzan û Birt”’in Temsilinin Yasaklanması

Arş. Gör. Atagün Mert Kejanlıoğlu[i]MEF Üniversitesi / McGill University

İtalyan yazar Dario Fo’nun Teatra Jiyana Nû (Yeni Hayat Tiyatrosu) tarafından sahneye konulan “Berû: Klakson, Borîzan û Birt” (Yüzsüz: Klakson, Borazanlar ve Bırtlar) adlı oyununun İBB Şehir Tiyatroları’nın Tiyatrolara Destek Projesi kapsamındaki Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde yapılacak olan 13 Ekim 2020 tarihli temsili, oyunun başlangıç saatinden dört saat önce yasaklandı.

Bu yasak maalesef Türkiye’deki sanatsal ifade özgürlüğü üzerindeki baskılara yeni bir halka daha ekliyor. Özellikle İHAM içtihadı yönünden hukuka aykırılığı son derece net olan bu yasağın hala idare tarafından uygulanıyor olması bu alanda çalışan hukukçular için de oldukça iç karartıcı bir hal alıyor. Sonucu belli ve mesleki bir tatmin vermeyen bir tartışmayı sürekli yapmak zorunda kalmak sürekli bir kapana kısılmışlık hissi yaratıyor. Bu karanlığın yarattığı iç sıkıntısından kurtulmak mümkün değil gibi gözükse de hukuka aykırılık hakkında inatla birkaç kelam etmek mühim.

Esasa girmeden önce, diyeceklerimin ağırlıklı olarak yasağın İHAM içtihadına aykırılığına dair olduğunu hemen belirteyim. Bu aykırılığın önemli olmasının en büyük sebebi, neredeyse herkesin malumu olduğu gibi Anayasa’mızın 90. maddesinin son fıkrasına göre milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olması ve hatta temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunlar aynı konuda farklı hükümler içerirse andlaşma hükümlerinin esas alınıyor olması. Bu çerçevede, önce akla mantığa aykırılıklardan –bu yasağın temelindeki bazı sorunlu noktaları başka türlü ifade etmek mümkün değil – sonra da muhtemel hukuka aykırılıklardan bahsedeceğim. Yanlış anlaşılmasın, yasağın hukuka aykırılığı kesin, fakat yasak akla ve mantığa aykırı olduğundan hukuka nasıl aykırı olduğunu ancak olasılıklar üzerinden değerlendirebiliyorum. Son olarak da bu tip yasakların yarattığı umutsuzluğa değineceğim.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Kılıçdaroğlu v. Türkiye kararının çevirisi: “Kılıçdaroğlu’nun meclis grup toplantısında yaptığı konuşmalar nedeniyle Erdoğan’a tazminat ödemeye mahkum edilmesi, ifade özgürlüğüne aykırıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 27 Ekim 2020 tarihli Kılıçdaroğlu v. Türkiye kararında, ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 31 Ocak ve 7 Şubat 2012 tarihinde Roboski katliamı ve Tortum’da hidroelektrik santral yapılması gibi güncel konular üzerine TBMM içinde meclis grubu toplantılarında yaptığı konuşmalarda dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın itibarını zedelediği iddiasıyla hakkında açılan tazminat davasında tazminat ödemeye mahkum edilmesini, ifade özgürlüğüne aykırı bulmuştur.

İHAM, Kılıçdaroğlu’nun ödediği tazminatın miktarını başka kişileri fikirlerini ifade etmekten caydırabilecek miktarda bulmuş, yerel mahkemelerin İHAM içtihadı uyarınca yerleşik ilkeleri dikkate almadığını, başbakanın özel hayatına saygı hakkıyla Kılıçdaroğlu’nun ifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurmadığını vurgulamıştır. Karara milli hakim Saadet Yüksel şerh düşmüştür.

Kılıçdaroğlu v. Türkiye, Başvuru no. 16558/18, Karar tarihi: 27.10.2020

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın tamamı Rumeysa Budak tarafından çevrilmiştir.

İHAM’ın B. v. İsviçre kararının özet çevirisi: “Dul bir kadından farklı olarak, çocuğunun erginlik yaşına gelmesi sebebiyle dul bir erkeğin dulluk aylığının kesilmesi, cinsiyet temelli ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 20 Ekim 2020 tarihli B. v. İsviçre kararında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesiyle (özel hayata ve aile yaşamına saygı hakkı) bağlantılı olarak 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edilmiş olduğuna oybirliği ile karar vermiştir.

Başvuru, dul bir erkeğin en küçük kızı ergin olduktan sonra dulluk aylığı alma hakkını kaybetmesine ilişkindir. Yaşlıların ve Hayatta Kalanların Sigortaları hakkındaki federal yasaya göre dul kadınlardan farklı olarak dul erkeklerin aylığı, en küçük çocukları 18 yaşına geldiğinde sona ermektedir.

Mahkeme, Sözleşme’nin günün koşullarına göre uygulanması gerekli “yaşayan bir belge” olduğunu vurgulamış ve erkeğin, özellikle kadının çocukları varsa, eşine finansal olarak bakmakla yükümlü olması varsayımının artık geçerli olmadığını ve bu varsayımın, başvurucunun mağduru olduğu farklı muameleyi meşrulaştıramayacağını belirtmiştir.

Mahkeme, somut olaydaki cinsiyet temelli muamele farklılığını meşrulaştırmaya yetecek “oldukça ağır sebepler” bulunduğunu kanaatine varamamıştır. Bu sebeple Mahkeme, başvurucuya uygulanan eşitsiz muamele için Hükümet’in yeterli gerekçe gösteremediğine hükmetmiştir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme’nin yayınladığı basın özeti Dicle Demir tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Perovy v. Rusya kararının özet çevirisi: “Rus Ortodoks kilisesine mensup olmayan ilkokul öğrencisinin okulun ilk günü kutsama törenine katılmak zorunda kalması, eğitim hakkı ve inanç özgürlüğünü ihlal eden bir endoktrinasyona yol açmaz.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) 20 Ekim 2020 tarihli Perovy v. Rusya kararı, Rus Ortodoks kilisesine mensup olmayan, başka bir Hıristiyan kilisesine mensup iki ebeveyn ve onların haberleri olmadan okulun ilk gününde dini bir törene katılmak zorunda kalan yedi yaşındaki çocukları olan başvurucunun şikayetlerine ilişkindir. Mahkeme, ebeveynlerin Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokolü’nün 2. maddesi altında düzenlenen çocuklarının kendi dini inançları doğrultusunda eğitim aldığını temin etme haklarının ve çocuklarının 9. maddede düzenlenen din özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir. Mahkeme’nin ihlal olmadığına karar vermesinde, ulusal makamların olaydan sonra hızlı ve yeterli bir biçimde harekete geçmesi, okul idaresi ve öğretmeni uyarması, dini tören sırasında herhangi bir endoktrinasyon olmamasının etkisi olmuştur. Karar dört oya karşı üç oy ile alınmıştır.

Kararın basın özetini buradan okuyabilirsiniz. Basın özetinin ve karşı oyların Türkçe’ye çevirisi İdil Özcan tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Ekim 2020 – AYM Kararları Bülteni

Merhaba,

Anayasa Mahkemesi tarafından Ekim ayı içerisinde verilen 23 kararın yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere, sağlıklı günler.

Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Devrim Zengin Ve Diğerleri Başvurusu, Başvuru Numarası: 2017/26413, Karar Tarihi: 9/7/2020

18 Mart 2012 tarihinde İstanbul Kazlıçeşme’de düzenlenen Nevruz kutlamalarına katılmak üzereyken polisler attığı biber gazı nedeniyle başvurucunun hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi – Yaşam hakkı ihlali iddiasının etkili şekilde soruşturulması yükümlülüğünün ihlali (İstanbul Valiliğinin soruşturulması talebi yönünden açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı)

Daha fazlasını oku…

İHAM Büyük Dairesinin Muhammad ve Muhammad v. Romanya kararının özet çevirisi: “Ulusal güvenlik gerekçesiyle istenmeyen kişi ilan edilen yabancıların olgusal veri olmadan sınırdışı edilmesi, usuli güvencelerin ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Büyük Dairesi, yasalara uygun şekilde Romanya’da bulunan, Pakistan vatandaşları olan başvurucuların istenmeyen kişiler ilan edilmesi ve sınır dışı edilmesine ilişkin 15 Ekim 2020 tarihli Muhammad ve Muhammad v. Romanya kararında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 7 numaralı Protokol’ün 1. maddesinin (yabancıların sınır dışı edilmesine ilişkin usul güvenceleri) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, başvurucuların aleyhindeki suçlamaların yasal niteliği hakkında sadece çok genel bilgiler aldığını, ulusal güvenliği tehlikeye attığı iddia edilen özel eylemlerinin hiçbirinin dosyadan görülmediğini tespit etmiştir. Ayrıca başvuruculara, bu tür belgelere başvurma yetkisine sahip bir avukat aracılığıyla yargılamadaki en önemli aşamalara veya dosyadaki gizli belgelere erişme olasılığı hakkında herhangi bir bilgi verilmemiştir.

Mahkeme, davaları bir bütün olarak ve bu tür konularda Devletlerin sahip olduğu takdir marjını dikkate alarak, başvurucuların Ek 7 numaralı Protokol’ün 1. maddesi uyarınca haklarından yararlanmalarına getirilen kısıtlamaların, bu hakların özünü muhafaza etmek gibi, iç hukukta dengelenmediğine karar vermiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Efekan Sadak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…