Skip to content

Avrupa Adalet Divanı Almanya’nın İranlı öğrenciye vize vermemesini haklı buldu

Avrupa Adalet Divanı, Salı günü, İranlı bir öğrenciye vize vermeyen Almanya’yı haklı buldu. Sahar Fahimian, Almanya’daki bir üniversitede hassas güvenlik konularında eğitim almak için başvurmuştu ancak sonrasında, Alman hükûmeti tarafından, mezun olduktan sonra kullanılabilecek bir çok güvenlik sorunu gerekçesiyle kendisine vize verilmesi reddedilmişti. Divan, güvenlik endişeleri nedeniyle vize yasağının gerekçelendirilmesi kararının ulusal makamlara ait olduğuna karar verdi. Karar, ülkelerin vize başvurularını reddetmesine izin veriyor ancak onlardan ret kararının gerekçesini belirtmesini talep ediyor. Avrupa Adalet Divanı kararında ayrıca, “Alman mahkemesi, öğrencinin vize başvurusunun reddedilmesi kararının usûlüne uygun şekilde gerekçelendirilmiş nedenlere ve yeterli kesinlikte olgusal bir temele dayandırılıp dayandırılmadığını araştırmak zorundadır” dendi. Şimdi Alman mahkemesi, devletin Fahimian’ın vize başvurusunu reddederken geçerli bir nedeni olup olmadığına karar vermek zorunda. Fahimian, hali hazırda bir Avrupa Birliği kurumundan yüksek lisans derecesine sahip ve mobil işletim sistemlerinin güvenliğine odaklanan bir doktora programına kayıt olmaya çalışıyordu.

Kaynak: Jurist

Macaristan Anayasa Mahkemesi İslam ve evlilik eşitliği karşıtı yerel konsey kararını iptal etti

Macaristan haber ajansı MTI’nin bildirdiğine göre, Macaristan Anayasa Mahkemesi, ülkenin güneyindeki Asotthalom kasabası konseyinin kabul ettiği düzenlemeleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

Anayasa Mahkemesi, düzenlemelerin, müezzinlerin kamusal alanlardaki çalışmalarını, burka ve kara çarşafı ve “evliliği bir erkekle bir kadın arasındaki bir bağdan başka şekilde tanıtan propaganda eylemlerini” yasaklayan kısımlarını iptal etti.

Sırbistan sınırına 3 km uzaklıkta bulunan küçük kasabanın konseyi, “topluluğun birlikte yaşam kuralları”na dair kararnamesini geçen Kasım ayında değiştirmişti. Aşırı sağ Jobbik Partisi üyesi belediye başkanı Laszlo Toroczkai tarafından önerilen değişiklik, bütün vücudun ve başın kapatılması yanında yüzün kısmen veya tamamen kapatılmasını da yasaklıyordu. Kararname ayrıca kasabada cami açılmasını ve minare yapılmasını da engelliyordu. Değişiklikle, evliliği, bir erkekle bir kadının birlikteliğinden farklı bir şey olarak tanıtan “her türlü propaganda eylemi” de yasaklanıyordu. Önemli bir geçiş noktasına yakınlığı nedeniyle göçmen akınından etkilenen kasabanın başkanlığı, daha önce de, çok sayıda göçmen karşıtı açıklamalar yapmıştı. Daha fazlasını oku…

Türkiye’deki seçmenler nedeniyle Bulgaristan hükûmeti yurtdışındaki vatandaşların oy hakkını kısıtlamayı önerdi

Bulgaristan Adalet Bakanlığı, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanmak için ikamet etme şartı getiren ve yurtdışında yaşayan Bulgarların hakkını etkili bir şekilde sınırlayan bir yasa değişikliği önerisi hazırladı.

Değişiklik önerisi, Seçim Kanununu değiştirerek Bulgarların, sadece Anayasanın 42. maddesindeki şartları yerine getirmesi halinde değil; parlamento veya cumhurbaşkanlığı seçiminden önceki 3 aylık sürede Bulgaristan topraklarında bulunmuş olması gerektiğini de öngörmekte. 

Bu değişikliğin Anayasa Mahkemesi önüne götürüldüğünde iptal edilip edilmeyeceği merak konusu.

İnternet üzerinden yayınlanan değişiklik önerisi, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan pasaportu sahiplerinin etkisi ile ilgili tartışmaların yoğun olduğu 2017 Mart Genel Seçimlerinin hemen arkasından geldi.

Daha fazlasını oku…

Kaçak göçmen çalıştırmayla ilgili İHAM’dan Türkiye’yi de etkileyecek önemli karar

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, göçmen işçilerin insanlık dışı şartlarda çalıştırılmasıyla ilgili önemli bir karar verdi. 30 Mart’ta Yunanistan’a karşı verilen karar, Türkiye’de “merdiven altı” çalıştırılan, çoğu Suriyeli, çok sayıda göçmen için de emsal teşkil ediyor.

2012-2013’te, yaklaşık 150 Bangladeşli, Yunanistan’da Nea Manolada’daki bir çiftlikteki bögürtlen tarlalarında, ödeme yapılmadan altı ay boyunca çalıştırıldı. Bölgedeki diğer binlercesi gibi, işverenleri, göçmen kağıtlarının ve çalışma izinlerinin olmamasından yararlandı. Başvurucular, genelde haftanın yedi günü, çok uzun saatler çalıştı ve kendilerine vaat edilen ücretler hiçbir zaman ödenmedi. Hak edilen geri ödemenin birikmesi üzerine işçiler greve gitti. İşverenleri işçilerden ya işlerine dönmesini ya da çiftlikten ayrılmalarını istedi. İşçiler, işlerini bırakmaları halinde hiçbir zaman hak ettikleri ücreti alamayacaklarını, tek geçim kaynaklarını terk etmek zorunda kalacaklarını ve insanlık dışı haldeki göçmen tutuk evlerinde tutulma veya sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalabileceklerinden korktu. İşverenleri yeni bir grup işçi getirdiğinde başvurucular tekrar tarlalara giderek ücretlerini talep etti. İşverenin korumaları protesto eden işçilere ateş açtı ve 30’unu yaraladı. Olaya karışan herkes işçi kaçakçılığından yargılandı ancak, işçilerin fiziken çiftliği terk etmekte özgür olması nedeniyle beraat etti. İki koruma tehlikeli yaralamadan mahkum oldu fakat cezaları paraya çevrildi. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, işçilere uygulanan muamelenin, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 4. maddesini ihlal edecek şekilde zorla çalıştırma yasağı seviyesine ulaştığına ve yetkililerin, durumu engellemek veya duruma uygun şekilde önlem almakta başarısız olduğuna karar verdi.

Mahkeme oybirliğiyle Yunanistan’ı, başvurucu 42 göçmen işçiye 12.000 ila 16.000 Avro tazminat ödemeye mahkum etti. Kararın Fransızca tam metnine ulaşmak için buraya tıklayınız.

Kaynak: Open Society Foundations

Mart 2017 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Mart ayı içerisinde yayımlanan önemli Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarına yer verdiğimiz bültenimiz hazır. Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu altıncı bültende bize üç yeni kadın öğrenci daha katıldı ve İHAM karar çevirilerini Esin Bozovalı, İlke Özenç, Ayşenur Keskiner, Sıla Sunar, İrem Şanlı, Serde Atalay, Büşra Korkmaz ve Merve Kılıç ile birlikte yaptık.

Ocak 2017 bültenini buradan, Şubat 2017 bültenini ise buradan okuyabilirsiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM Kararlarının Uygulan(ma)ması Raporu Yayımlandı: Türkiye Üçüncü Sırada

47129_025Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) kararlarının uygulanması hakkında 2016 yılı raporunu 5 Nisan 2017 tarihinde yayımladı. İngilizce yazılan raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yıl onuncusu yayımlanan rapora göre, uygulanmayı bekleyen 2.350 karar ile İtalya birinci sırada. İtalya’yı 1.573 karar ile Rusya, 1.430 karar ile Türkiye, 1.147 karar ile Ukrayna izliyor.

Bakanlar Komitesi önünde taraf devletler tarafından uygulanmayı bekleyen davaların %16’sını güvenlik güçlerinin eylemlerinden kaynaklanan ihlaller, %11’ini kötü cezaevi koşulları, %10’unu haksız gözaltı ve tutuklama kararları, %9’unu yaşam hakkı ve işkence yasağı ihlalleri, %9’unu makul sürede sonuçlanmayan yargılamalar, %6’sını yerel mahkeme kararlarının geç uygulanması ya da hiç uygulanmaması oluşturuyor.

Rapora göre Türkiye, 2016 yılında 20.743.112 Euro’luk tazminat ile birinci sırada. 15.127.536,54 Euro ile İtalya ikinci, 7.380.062,28 Euro ile Rusya üçüncü. Toplam ödenen tazminat miktarı ise 82.288.794,88 Euro.

Daha fazlasını oku…

Türkiye, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’ne Bireysel Başvuru Hakkını Tanıdı.

çocuk haklarıTürkiye, 3 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6979 sayılı Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’ne bireysel başvuru hakkını getirmiş oldu.

19 Kasım 2011 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen, 9 Mart 2017 tarihinde TBMM’de onaylanan ve 3 Nisan 2017 itibarıyla yürürlüğe giren bu Protokol’e göre, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde ve ek protokollerinde yer alan hakları 3 Nisan 2017 itibarıyla ihlal edilen çocuk ya da çocuklar (bireysel olarak ya da grup halinde) iç hukuk yollarını tükettikten sonra, İHAM gibi başka bir uluslararası soruşturma ve anlaşma prosedürüne başvurmamak şartıyla, bir yıl içerisinde Komite’ye başvuru yapabilecek. Komite’den, İHAM’dan olduğu gibi, geçici tedbir talep edebilmek de mümkün.

Kenya Anayasa Mahkemesi’nden Parlamento’ya: Kadın kotasını uygulamazsan seni feshederim!

Kenya Yüksek Mahkemesi, kadın milletvekili sayısının artırılması hakkında yasa çıkarılması için parlamentoya 60 günlük süre verdi ve aksi takdirde parlamentonun fesih ihtimaliyle karşı karşıya kalacağını bildirdi. 

Zamanında eşitlik yönünde atılan büyük bir adım olarak karşılanan 2010 Kenya Anayasası, milletvekili sayısının üçte ikiden fazlasının erkek olamayacağını düzenliyor. 
Bununla birlikte, mevcut erkek egemen parlamento bu düzenlemenin yürürlüğe girmesini defalarca engelledi.
Dört hak aktivisti grup, anayasal bir kriz riski olduğunu söyleyerek, Parlamento’yu 8 Ağustos genel seçimlerinden önce böyle bir kanun çıkarmaya zorlamak için mahkemeye başvurdu.
Yüksek Mahkeme Yargıcı John Mativo gerekli düzenlemenin onaylanmaması nedeniye Parlamento’nun ağır anayasa ihlali nedeniyle suçlu olduğunu söyledi. 

Daha fazlasını oku…

Pakistan Parlamentosu askerî mahkemeleri canlandıran değişikliği kabul etti

Pakistan Millet Meclisi, terör sanıklarının askeri mahkemelerde yargılanması uygulamasının devam etmesini sağlayacak bir anayasa değişikliğini kabul etti.

Düzenleme Salı günü Meclis’in alt kanadında onaylandı ancak hâlâ Senato tarafından da oylanmayı bekliyor. Değişiklik, temel olarak, zaten iki yıldan bu yana yürürlükte olan sistemin süresini uzatıyor. 2015’te kabul edilen önceki değişikliğin iki yıllığına kurduğu uygulamanın süresi, bu Ocak ayında sona ermişti.

Terör sanıklarını askerî mahkemelere gönderen düzenleme, 2014 yılının Aralık ayında, ülkenin kuzeybatısındaki Peşavar’da gerçekleşen ve çoğu öğrenci 154 kişinin ölümüyle sonuçlanan Taliban saldırının ardından kabul edilmişti. Saldırının ardından Pakistan, ölüm cezasını uygulamama tavrını da değiştirmişti.

Kaynak: ABC News

Kanada Yüksek Mahkemesi arama kararı olmadan girilen evdeki delillerle kurulan mahkumiyeti bozdu

Konut dokunulmazlığı hakkını güçlü bir şekilde savunan Kanada Yüksek Mahkemesi, evinde dört adet dolu silah ve yüksek miktarda ecstasy, kokain ve metamfetamin yakalanan kişinin mahkumiyetini, evine arama izni olmaksızın girildiği gerekçesiyle kaldırdı.

Dava, polisin, hukukun karmaşık alanlarında ani kararlar vermesi durumundaki sorumluluğu ve bu tür kararlar aldığında oynadığı riskli kumarla ilgili. Ve dava, 20 yıl önce, bir cinayetten kısa bir süre sonra polisin bir adamın römorkuna girdiği ve Michael Feeney’yi kanlı bir gömlek içinde ve mağdurun yatağının altındaki parasıyla bulduğu bir olayın yansıması. Bay Feeney ikinci derece cinayetten suçlu bulunmuş, ancak Yüksek Mahkeme, polisin bir mahkeme emri çıkartması gerektiğini söyleyerek mahkumiyet kararını kaldırmıştı.

Mevcut dava, öncekinde olduğu gibi, hakimlerin önemli ama az bilinen rolüne vurgu yapıyor. Haklar ve Özgürlükler Şartı uyarınca polisin yasadışı yaptığı bir arama sonucunda elde ettiği kanıtlar bir mahkemede hâlâ kullanılabilmekte, ancak hakim, söz konusu delillerin kullanılmasının mı yoksa dosyanın dışında tutulmasının mı adalet sisteminde kamunun güvenine daha fazla zarar vereceğini kararlaştırmalı. Daha fazlasını oku…