İçeriğe geç

İHAM’ın Toranzo Gomez v. İspanya Kararının Özet Çevirisi: “Bir kişinin yaşadıklarını ‘işkence’ olarak tanımlayarak basın açıklaması yapması nedeniyle iftira suçundan cezalandırılması, ifade özgürlüğüne aykırıdır”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 20 Kasım 2018 tarihinde yayımladığı Toranzo Gomez v. İspanya kararında, işgal ettikleri binanın polisler tarafından tahliye edilmesini protesto eden bir aktivistin basın toplantısı düzenleyerek, elinde polislerin fotoğrafıyla, polisler tarafından fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını anlatması nedeniyle hakkında iftira suçundan dava açılmasını ve para cezası ödemeye mahkum edilmesini, Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğüne aykırı buldu. 

Kararın Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Oğuzhan Ürün tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

Avrupa Adalet Divanı’nın kararına uyan Polonya’da emekliye sevk edilen Anayasa Mahkemesi yargıçları yeniden göreve başlayacak

Polonya Hükûmeti, daha önce zorla emekliye sevk ettiği Anayasa Mahkemesi yargıçlarından bazılarını eski konumlarına iade etti.

Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, yüksek yargıçların üçte birini göreve iade eden işlemi Pazartesi günü imzaladı.

Hükûmet, bu senenin başında, tartışmalı şekilde yargıçların emeklilik yaşını düşürmüş ve böylece birçoğunu görevini terk etmeye zorlamıştı. Muhalifler bunu, Hukuk ve Adalet Partisi’nin siyasal bir hamlesi olarak görmüştü.

Muhalifler, kanunun Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) Yüksek Mahkeme üzerinde kontrol sağlamasına hizmet ettiğini ifade etmişti.

PiS, kanunları veto edebilen ve Polonya’daki tüm yargıçların atanmasından sorumlu kurumu kontrol eden Anayasa Mahkemesi’nin çoğu yargıcını hali hazırda belirlemiş durumda.

Reformların, komünist dönemde atanan yargıçların görevden uzaklaştırılması ve mahkemenin daha verimli çalışabilmesi için gerekli olduğu iddia edilmişti. Daha fazlasını oku…

İspanya Yüksek Mahkemesi: “Birleşmiş Milletler’in Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW Komitesi) kararları da İHAM kararları gibi bağlayıcıdır.”

17 Temmuz 2018 tarihli kararında, İspanya Yüksek Mahkemesi (Yüksek Mahkeme) Devlet’in, Birleşmiş Milletler (BM) sözleşme denetleme organları kararları ile bağlı olduğunu ve kararların icra edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Ele alınan kararda söz konusu BM Sözleşme denetleme organı; Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin (CEDAW, Sözleşme) denetleme organı, Sözleşme’nin 17. maddesi uyarınca kurulan Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi’dir. (CEDAW Komitesi) 

Söz konusu karar, evliliklerinin başından bu yana eşinden şiddet gören başvurucu Ángela González’in yaptığı sayısız şikayete rağmen 7 yaşındaki kızının eski eşi tarafından öldürülmesine karşı verilen CEDAW Komitesi kararının icrasına ilişkindir. 

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararları gibi bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle pek çok kişi, maruz kaldığı hak ihlallerine karşı Birlemiş Milletler organlarına gitmek yerine İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurmayı tercih ediyor. Stajyer avukat Polat Yamaner, EJIL:Talk! ve AltAdvisory bloglarında yayımlanan yazıları esas alarak İspanya Yüksek Mahkemesi’nin kararını özetledi. Ángela González’in Yüksek Mahkeme kararı ardından verdiği röportajı da buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM Büyük Daire’nin Beuze v. Belçika kararının özet çevirisi: “Soruşturma aşamasında avukat yokluğunda ve hakları hatırlatılmadan ifade vermek, avukatla temsil edilme hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Büyük Dairesi, 9 Kasım 2018 tarihinde avukatla temsil edilme/adil yargılanma hakkı ile ilgili en güncel kararını verdi.

Öncelikle gözaltındayken sessiz kalma hakkı ile kendisini suçlamaya zorlanamama hakkına yönelik olarak yeterince bilgilendirilmeksizin hukuki yardımdan yararlanma hakkından mahrum bırakılan ve ikinci olarak da izleyen ifade alımlarında, yargıç sorgularında ve diğer soruşturma eylemlerinde bir avukat tarafından temsil edilmeyen başvurucunun avukatla temsil edilme hakkının yani adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar veren İHAM’ın bu kararını, Mahkeme’nin içtihadına da oldukça kapsamlı şekilde yer veren Serde Atalay özet olarak çevirdi. Özellikle hukukçuların okumasında fayda var. 

Daha fazlasını oku…

Rusya Anayasa Mahkemesi Çeçenistan ve İnguşetya arasındaki sınır anlaşmasını anayasaya uygun buldu

Rusya’daki en yüksek yargı organı olan Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi, Çeçenistan ve İnguşetya Cumhuriyetleri arasında sınır çizilmesine yönelik anlaşmayı onadı.

İki Cumhuriyet Eylül ayında aralarındaki sınırı belirlemek üzere anlaşmıştı. Böylece, Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bölünmesinden bu yana ilk kez sınır belirlenmişti. Anlaşma her iki Cumhuriyet’te Ekim ayında kanun haline gelmişti.

Bir grup İnguş milletvekili kanuna karşı İnguş Cumhuriyeti’nde harekete geçti. Dava İnguş Anayasa Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, kanunun ve anlaşmanın, bir referandumla onaylanmadan hukuken bağlayıcı olamayacağına karar verdi.

Yunus-Bek Yevkurov bu karara karşı Rusya Anayasa Mahkemesi’nde temyize gitti. İddiası, İnguş Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda karar verme yetkisinin olmadığıydı. Onun yerine, bu durum, Rusya Federasyonu içindeki iki bölgenin hükûmetlerinin arasındaki bir anlaşma olduğu için Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi’nin yetkisi dahilindeydi. Daha fazlasını oku…

Ekim ve Kasım 2018 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

İşlerin yoğunluğundan bir süredir bülten çıkartamıyorduk, önce Ekim ve Kasım ayında İHAM tarafından yayımlanan 32’si Türkiye’ye karşı 51 İHAM kararının özet çevirilerinden oluşan bülteni yayına açıyoruz, daha sonra AYM kararlarından oluşan bülteni ayrıca paylaşacağız. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, Esin Bozovalı, Gözde Gurbet Engin, İlkay Nadir, İrem Şanlı ve Elifsu Erdem ile birlikte yaptık. Ayrıca Polat Yamaner ve Devrim Kılıçer’in çevirilerine de yer verdik. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalonya Parlamentosu’nun aldığı krallık karşıtı kararın iptali için yapılan başvuruyu görüşmeye karar verdi

İspanya Kralı’nı eleştiren ve başında olduğu kurumun lağvedilmesini talep eden metin Ekim ayında Katalan Meclisi tarafından kabul edilmişti.

İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalonya Parlamentosu’nun Ekim ayında kabul ettiği monarşi karşıtı kararına karşı temyiz başvurusunu değerlendirmeye karar verdi.

Metin Kral Felipe’yi eleştiriyor ve başında olduğu kurumun lağvedilmesini talep ediyor.

Yine de yargıçlar, genelde olduğu gibi, metnin yasallığıyla ilgili kesin bir karar verirken önleyici olarak askıya alınmasına karar vermedi.

Bunun sebebi, İspanya Hükûmeti’nin bir ay önce kararı Mahkeme’ye taşımasına karşın yürürlüğü durdurma talebinde bulunmamış olması.

Madrid yürütme organı sözcüsü kararın “anayasal sadakat ilkesinin ciddi şekilde ihlal edilmesi” ve “bir cumhuriyet ilanına yönelik tek taraflı bağımsızlık yol haritasına” devam eden bir adım olduğunu iddia etti.

Kral karşıtı karar

Karar, sol eğilimli Catalunya en Comu-Podem (CatECP) tarafından teklif edilmiş ve en önemli iki bağımsızlık yanlısı ve hükûmet ortağı Junts per Catalunya (JxCat) ve Esquerra Republicana (ECR) oylarıyla kabul edilmişti. Daha fazlasını oku…

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri: “Terör-karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılması, ifade özgürlüğünü tehdit ediyor”

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatović, 4 Aralık 2018 tarihinde, insan hakları alanındaki çeşitli meselelere ilişkin olarak hazırladığı yorumlardan en sonuncusunu, terör-karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılmasının ifade özgürlüğü üzerinde yarattığı olumsuz etkiye ilişkin hazırladı.

Komiser’in Avrupa’da bugün ifade özgürlüğüne yönelik en büyük tehditlerden biri olarak algılanan bu kötüye kullanma eğiliminin yaygınlaşmasına ilişkin gözlemlerini ve önerilerini paylaştığı açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’ye de ayrı bir yer ayrılan açıklamayı, bazı bölümleri bire-bir çevirerek avukat Serde Atalay aktardı. 

“Terör-karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılması, ifade özgürlüğünü tehdit ediyor”

Avrupa’da rahatsız edici bir eğilim

Terörizmin insan haklarına ve demokrasiye yönelik ciddi bir tehdit olduğunun ve bu değerlerin korunması için terörizmin önlenmesinin ve terörist eylemlerin yaptırıma uğratılmasının öneminin vurgulandığı yazıda, bu amaç uğruna terörizm karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılmasının ifade özgürlüğü bakımından yarattığı tehdit dile getirildi. Bu durumun Avrupa’da yaygınlaşma eğiliminde olduğu vurgulanarak, terör tehlikesinin eskiliğine ve bugüne kadar pek çok biçimde tezahür etmesine karşın devletlerin terörizm karşıtı politikalarını oluştururken geçmiş deneyimleri hala yeterince göz önünde bulundurmadığı vurgulandı. Özellikle de, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasının terörle mücadelede bir fayda göstermemesine rağmen, teröre verilen ani tepkilerle insan hakları üzerinde yaratılan olumsuz etkilerin dikkate alınmadığı belirtildi.

Değinilen bir diğer husus ise, terörle bağlantılı olarak yaratılan çeşitli suç tiplerindeki belirsizlik oldu. Bu bağlamda “terörizmin özendirilmesi”, “radikal eylemler”, terörizmi “övmek”, “yüceltmek”, “meşrulaştırmak” gibi eylemleri cezalandıran yasaların Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde arttığı belirtilerek, bu suçların tanımlarındaki belirsizlikler ve geniş ifadeler nedeniyle terör-karşıtı yasal düzenlemelerin, hukuka uygun haberciliği ve eleştirileri kısıtlamakta ve susturmakta kullanılan tehlikeli birer araç haline gelmesinin ifade özgürlüğünü tehlikeye atabileceği ve gereksiz ve orantısız sınırlamaların önünü açabileceği vurgulandı. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Magyar Jeti Zrt v. Macaristan kararının özet çevirisi: “Haber sitesinin, bağlantı link verdiği videoda hakaret içeren içerik bulunmasından sorumlu tutulması, ifade özgürlüğü ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 4 Kasım 2018 tarihli Magyar Jeti Zrt v. Macaristan davasında (Başvuru no. 11257/16) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. Maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetti.

Dava, başvurucu şirketin Youtube’da bulunan bir röportaja yönlendiren hyperlink (köprü bağlantı linki) eklemesi ve sonradan bağlantının kişilik haklarını ihlal eden içerik muhteva ettiğinin anlaşılması üzerine sorumlu bulunmasına dayanmaktadır.

Mahkeme, internetin sorunsuz işletilmesi yönünden hyperlinklerin önemini özellikle vurgulamış ve hyperlink kullanımını geleneksel yayıncılık yöntemlerinden ayırmıştır. –hazır bir içerikten ziyade, hyperlinkler kişileri ulaşılabilir başka bir içeriğe yönlendirmektedir.

Bu konudaki içtihadını güncelleyerek, Mahkeme hyperlink ekleme üzerine kişilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için 10. Madde kapsamında değerlendirilmesi gereken unsurları sıralamış ve her dava için kişiselleştirilmiş incelemenin gerekli olduğunu belirtmiştir. 

Mahkeme, Macar yerel hukukunun karalayıcı içerik muhteva eden yayın için öngördüğü objektif (katı) sorumluluk halinin, başvurucu şirketin ifade özgürlüğü için yapılacak anlamlı bir değerlendirme ihtimalini ortadan kaldırdığını ve mahkemelerin konuyu daha büyük bir dikkatle incelemesi gerektiğini belirtmiştir.

Hyperlink kullanımı için öngörülen objektif sorumluluk halinin, İnternetteki bilgi akışını aksatabileceği ve yazarları ve yayıncıları, yönlendirdikleri bilgiyi kontrol edememeleri sebebiyle hyperlink kullanmaktan caydırabileceği tespit edilmiştir. Bu durum İnternette ifade özgürlüğü üzerinde dondurucu etki yaratacaktır. Bütünüyle bakıldığında, başvurucu şirketin haklarına uygunsuz bir müdahalede bulunulmuştur.

Mahkeme’nin internetteki ifade özgürlüğü konusunda içtihadını geliştirdiği bu kararın basın özetini stajyer avukat Polat Yamaner çevirdi. 

Daha fazlasını oku…

ETA Üyelerinin Davasında Mahkeme Başkanının Sorduğu Sorunun Benzer Davalarda Hakimin Tarafsızlığını İhlal Ettiğine Dair İHAM’ın Mondragon ve Diğerleri v. İspanya Kararının Çevirisi

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 6 Kasım 2018 tarihinde verdiği Otegi Mondragon ve Diğerleri v. İspanya kararında ETA örgütü üyesi başvurucunun yargılandığı davada mahkeme başkanının sorduğu sorunun hakimin diğer ETA üyelerinin yargılandığı benzer diğer davalarda da tarafsızlığına gölge düşürdüğüne karar verdi.

Mart 2010’da ilk başvurucu Mondragon’un üç hakimden oluşan bir heyet tarafından ‘terörizmi teşvik etme’ suçundan iki yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığı yargılamada mahkeme başkanı, başvurucuya, “ETA’nın şiddet eylemlerini kınayıp kınamadığını” sormuş, başvurucunun cevap vermeyi reddetmesinin ardından “cevap vermeyeceğinizi biliyordum” demiştir. Başvurucu, hakimin tarafsız olmadığını ileri sürmüştür. 

İlk başvurucu Mondragon gibi ETA üyesi olduğu iddia edilen diğer beş başvurucu hakkında da farklı suçlardan davalar açılmış, bu dava da birinci başvurucuya ceza veren heyetin olduğu mahkemede görülmüştür. Diğer başvurucular da, ilk başvurucuya ceza veren heyetin kendilerine karşı da tarafsız olamayacağı görüşündedir.

İHAM, bu başvuruda başvurucuların tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkı bağlamında adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

Bu kararın özellikle örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla haklarında açılan davalarda neredeyse hiçbir usul kuralının dikkate alınmadan yargılanan Barış İçin Akademisyenler’in davalarında ve Anayasa Mahkemesi başvurularında işe yarayacağını düşündüğümüz için çevirisini yapmayı planlıyorduk ki, kendisi de Barış İçin Akademisyenler’den biri olan Devrim Kılıçer hocanın kararın tamamını çevirdiğini öğrendik. Kendisine hem kararı çevirdiği hem de sitede yayımlamamıza izin verdiği için bir kez daha çok teşekkür ederiz.

Karara buradan, Devrim hoca tarafından yapılan çevirisine ise buradan ulaşabilirsiniz.