İçeriğe geç

KAHUDEV’den Kadın Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Burs: Son Gün 30 Ağustos

kahudev2012 yılında hukuk eğitimi alan ve hukuk alanında faaliyet gösteren kadınların bilimsel ve mesleki gelişimlerine destek olmak amacıyla kurulan Şirin-Ahmet Tekeli Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı, 2013-2014 eğitim yılından bu yana kadın hukuk fakültesi öğrencilerine eğitim destek bursu ve kitap bursu adı altında burs veriyor.

2018-2019 eğitim yılı için burs başvurusunda bulunmak isteyen hukuk fakültesinde okuyan kadın öğrenciler için başvurular bugün başladı. Son başvuru tarihi 30 Ağustos 2018. Detaylı bilgi ve başvuru formu için: http://kahudev.com/ogrenci

AYM Önündeki Uzun Yargılama ve Mahkeme Kararlarının Geç/Eksik İcra Edilmesi ya da Hiç İcra Edilmemesi Başvurularını Tazminat Komisyonu İnceleyecek

Resmi Gazete’de 31 Temmuz’da yayımlanarak yürürlüğe giren “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 20. maddesi, Anayasa Mahkemesi önünde bulunan bazı başvuruların artık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu’na götürülmesi şartını içeriyor.

İnsan Hakları Tazminat Komisyonu, İHAM’ın 20 Mart 2012 tarihli Ümmühan Kaplan v. Türkiye (Başvuru no. 24240/07) kararında, halihazırda kendisi önünde derdest olan ve bireysel başvuru hakkının Anayasa Mahkemesi önünde yürürlüğe girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden önce kaydedilmiş olan uzun yargılama şikayetine ilişkin başvurular hakkında Türkiye’de yeterli ve uygun tazmin sunan etkili bir iç hukuk yolu olması için getirilmiş bir komisyondur. Pilot dava olarak seçilen Kaplan kararının ardından “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Olan Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun” 9 Ocak 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yasalaşmış, 19 Ocak 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

Bu Kanun ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru imkanından yararlanamayacak olan, yargılamalarının makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç ya da eksik icra edildiği veya hiç icra edilmediği iddiasıyla geçmişte İHAM’a başvuran kişiler, İHAM tarafından bir karar verilmesine gerek kalmadan Tazminat Komisyonu’na başvuru yaparak mağduriyetlerinin giderilmesini sağlayabilmekteydi.

31 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayımlanan Kanun’un 20. maddesi ile söz konusu 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’a aşağıdaki madde eklendi: Daha fazlasını oku…

Temmuz 2018 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

Temmuz 2018’de çıkan 16 Anayasa Mahkemesi ve 13’ü Türkiye’ye karşı 24 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, İrem Şanlı, Sıla Sunar, Büşra Lena Mısır, Tuğçe Bozkurt, İlkay Nadir ve Deniz Çelikkaya ile birlikte yaptık. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM: Pussy Riot üyelerinin kilisede söyledikleri şarkı nedeniyle hapsedilmesi ve şarkıya erişim engeli getirilmesi ifade özgürlüğü ihlali

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, muhalif ve feminist punk grubu Pussy Riot üyelerine kilisede söyledikleri şarkı nedeniyle hapis cezası verilmesini ve şarkının görüntülerine İnternet üzerinde erişimin engellenmesini ifade özgürlüğüne aykırı buldu. Mahkeme ayrıca başvurucuların cezaevinden mahkemeye götürülürkenki koşulların ve duruşma sırasında cam bir kafes içinde tutulmalarının insanlıkdışı muamele yasağına; beş ay boyunca gerekçesiz kararlarla tutuk hallerinin devam ettirilmesinin özgürlük ve güvenlik hakkına ve bir ay süren duruşmalar sırasında alınan olağanüstü güvenlik önlemleri nedeniyle avukatları ile iletişim kuramamalarının adil yargılanma hakkına aykırı olduğuna karar verdi.

Türkiye’de de sanat özgürlüğü bağlamında ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin giderek artması nedeniyle, sanat özgürlüğüyle ilgili önemli noktalar içeren bu kararın özet çevirisini yayımlamak istedik. 16 sayfalık bu çeviriyi stajyer avukat Serde Atalay yaptı. 

Mariya Alekhina ve diğerleri v. Rusya, Başvuru No: 38004/12, Karar Tarihi: 17.07.2018 [İngilizce yazılan kararı buradan okuyabilirsiniz.]

Daha fazlasını oku…

Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 – 30 Haziran 2018 Tarihleri Arasına İlişkin Bireysel Başvuru İstatistiklerini Yayımladı.

anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuruAnayasa Mahkemesi, 2012 yılından 2018 yılının 30 Haziran’ına kadarki süreyi kapsayan bireysel başvuru istatistikleri bugün yayımladı. 

2012 yılından 2016 yılına kadar bireysel başvuru sayısında yoğun bir artış gözlenirken, OHAL sonrası yapılan başvuruların iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmasının ardından 2017 ve 2018 yılında yapılan bireysel başvurularda bir azalma görülüyor. Mahkeme’ye göre, 30 Haziran 2018 tarihi itibarıyla Mahkeme’ye 191.371 başvuru yapılmış. 

2012 – 30 Haziran 2018 tarihleri arasında Mahkeme önünde bekleyen derdest başvuru sayısı, 41.458. 

Karara bağlanan 149.613 başvurunun %82’si (123.245) kabul edilemez bulunmuş, 298 başvuruda bir hakkın ihlal edilmediğine karar verilmiş, 2.740 başvuruda ise en az bir hakkın ihlal edildiğine karar verilmiş. 

Yapılan başvurularda Anayasa ve İHAS ile Ek Protokollerinde korunan hak ve özgürlüklerin en az birinin ihlal edildiği iddiası 296.426 kez Mahkeme önüne taşınırken, bu iddiaların %60’ını (176.951) adil yargılanma hakkı ihlali iddiası oluşturuyor. Bunu, %13 (37.294) ile mülkiyet hakkı, %9 (26.358) ayrımcılık yasağı ve %5 (13.439) ile özgürlük ve güvenlik hakkı ihlali iddiası takip ediyor. 

Verilen 2.853 ihlal kararının %76’sı (2.182) adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin. 133 ihlal kararı ile mülkiyet hakkı, 112 ihlal kararı ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, 103 ihlal kararı ile özgürlük ve güvenlik hakkı, en çok ihlal edilen haklar arasında. 

Mahkeme tarafından her üç ayda bir güncelleneceği duyurulan istatistiklerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

ICJ’den Türkiye’de Olağanüstü Hal ve Adalete Erişim Raporu

Cover-from-Turkey-Access-to-justiceUluslararası Hukukçular Komisyonu (ICJ), “Türkiye’de Adalete Erişim ve Olağanüstü Hal” raporunu 18 Temmuz 2018 tarihinde yayımladı.

İngilizce yazılan ve 52 sayfadan oluşan raporda 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin ardından ilan edilen ve iki yıl süren olağanüstü hal sırasında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler ile ihraç edilen aralarında hakim ve savcıların da olduğu kamu görevlilerinin başvurabileceği iç hukuk yolları, Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasa Mahkemesi’nin ve OHAL Komisyonu’nun etkili bir yol olup olmadığı, Türkiye’deki yargı sisteminin genel durumu, hakimlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile ilgili yapısal sorunlar, avukatların savunma – müvekkillerin ise savunulma haklarına getirilen sınırlandırmalar, hukuk örgütlerinin kapatılması, sivil toplum kuruluşlarına ve insan hakları savunucularına yönelik saldırılar gibi konular yer alıyor. 

Raporun son bölümünde ise Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, milletvekilleri ve yargı organlarına çeşitli tavsiyelerde bulunuluyor. 

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Avrupa Konseyi’nden İnsan Hakları Savunucuları ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Baskılara Karşı Korunması İçin İki Yeni Rapor

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komitesi, 6 Haziran 2018 tarihinde Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerde İnsan Hakları Savunucularının Korunması ve 7 Haziran 2018 tarihinde Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerde Sivil Toplum Kuruluşlarının Faaliyetlerine Uygulanan Yeni Kısıtlamalar başlıklı iki yeni raporu ve tavsiye kararları kabul etti.

12 Aralık 2017 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komitesi, oybirliği ile, avukatların ve avukatlık mesleğinin korunması için hazırlanan taslak raporu da kabul etmişti.

Türkiye’deki mevcut duruma da geniş yer ayrılan raporların özetlerine ve kabul edilen tavsiye kararların çevirilerine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Çevirileri Polat Yamaner hazırladı.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın İmret v. Türkiye ile Bakır ve Diğerleri v. Türkiye Kararlarının Özet Çevirisi: TCK’nin 220/7 Maddesi Öngörülebilir Değil

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 10 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye’de Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220. maddesinin 7. fıkrası altında “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılanan ve hapis cezasına mahkum edilen kişiler için çok önemli iki karar verdi. Bir siyasetçi olarak 10 tane eyleme katıldığı, bu eylemlerde Kürtçe konuşmalar yaptığı, Abdullah Öcalan’a ‘sayın’ dediği için bir kişiye önce 6 yıl 3 ay daha sonra kanun değişikliği ile 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verildiği İmret v. Türkiye kararında ve başvuruculara değişik tarihlerde düzenlenen iki eyleme katıldıkları, MLKP sloganları attıkları, üzerinde ESP ve SGD yazan kıyafetler giydikleri gerekçesiyle 6 yıl 3 ay, 7 yıl 6 ay ve 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği Bakır ve Diğerleri v. Türkiye kararlarında İHAM, TCK’nin 220. maddesinin 7. fıkrasının lafzının ve yerel mahkemeler ve Yargıtay’ın 9. Ceza Dairesi tarafından yorumlanıp uygulanış biçiminin çok geniş olduğuna, bu nedenle öngörülebilir olmadığına ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine hükmetti. Bakır ve Diğerleri kararında ayrıca TMK’nin 7. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen örgüt propagandası yapma suçundan da önemli bir ihlal kararı verildi. İngilizce yazılmış olan her iki kararın tamamına, aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. 

İHAM, daha önce benzer bir değerlendirmeyi Işıkırık v. Türkiye kararında TCK’nin 220. maddesinin 6. fıkrası için yapmış ve cenazeye katılan ve burada zafer işareti yaparak slogan atan bir kişiye 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin öngörülebilir olmadığına karar vermişti. Mahkeme 2 Aralık 2014 tarihinde ise Güler ve Uğur v. Türkiye kararında, öldürülen PKK’liler için düzenlenen mevlüde katıldıkları iddiasıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza alan başvuruculara verilen cezanın din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verirken, ilk kez, bu başvuru bağlamında Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) terör örgütü propagandası suçunu düzenleyen 7/2 maddesinin uygulanış biçiminin yeterince öngörülebilir olmadığı için kanun niteliğini haiz olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu.

Cumhuriyet Gazetesi çalışanları ve yöneticileri ve Büyükada’da toplantı yaptıkları sırada gözaltına alınan insan hakları savunucuları gibi, son yıllarda artan sayıda kişi başka bir delil olmaksızın sadece basın açıklamasına, eyleme ya da cenazeye katıldığı için TCK’nin 220/7. ve 314. maddesinden ya da TMK’nin 7/2 maddesinden yargılanıp hapis cezası aldığı için, bu kararın çevirisini özet olarak paylaşmak istedik. Aşağıdaki çevirileri avukat Ramazan Demir ile birlikte yaptık.

Daha fazlasını oku…

Fransa Anayasa Konseyi: “‘Kardeşlik’ ilkesi çerçevesinde hareket edenler göçmen kaçakçılığıyla suçlanamaz”

“Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sadece Fransa’nın düsturu değil, hukuku da. Aslında, ülkenin en yüksek mahkemesinin kararından sonra artık yargılanmaya karşı bir savunma.

Anayasa Konseyi vermiş olduğu tarihî kararında, göçmenleri yasaya aykırı şekilde ülkeye sokan Fransız bir çiftçinin “kardeşlik ilkesi” çerçevesinde hareket etmesi nedeniyle suçlu olmadığına hükmetti.

Konsey, Anayasa’nın iki yerinde bahsi geçen söz konusu ulusal düsturun, birinin ülkeye yasadışı yollarla girmesini suç haline getiren kanundan üstün olduğuna karar verdi.

Konsey’in kararı, göçmenleri Fransa-İtalya sınırından geçiren ve Güney Fransa’daki Roya Vadisi’ne yönlendiren zeytin üreticisi Cédric Herrou davasıyla ilgili olarak verildi.

Onu Yeraltı Demiryolu organizatörlerine benzeten destekçileri Herrou’yu bir halk kahramanına dönüştürdü. Ancak bir mahkeme geçen yıl onu göçmenlere yardım etmekten 3.000 Avro para cezasına çarptırdı.

Anayasa Konseyi ise Herrou’nun hakları çerçevesinde hareket ettiğine karar verdi. «Kardeşlik ilkesi, ulusal sınırlar içindeki yasallığına bakılmaksızın, insancıl amaçlarla, başkalarına yardım etme özgürlüğünü de içerir» diyen Konsey, aynı savunmanın para karşılığı göçmen kaçakçılığı yapanlar için kullanılamayacağını belirtti. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın M.L. ve W.W. v. Almanya kararının özet çevirisi: Halkın internet arşivindeki haberlere erişim hakkı, başvurucuların ‘unutulma hakkı’ndan üstündür.

İHAM, 28 Haziran 2018 tarihinde yayımladığı M.L. ve W.W. v. Almanya kararında bir oyuncuyu öldürdükleri gerekçesiyle haklarında verilen hapis cezasıyla ilgili Deutschlandradio, Der Spiegel ve Mannheimer Morgen basın kuruluşlarının internet sayfalarında yer alan haberlere internet kullanıcılarının erişiminin engellenmesinin Federal Adalet Mahkemesi tarafından reddedilmesini, başvurucuların Sözleşme’nin 8. maddesi ile korunan özel hayatlarına saygı hakları ile Sözleşme’nin 10. maddesinin koruduğu basın kuruluşlarının ifade özgürlüğü hakkı ve kamunun bilgi alma hakkı arasında adil bir denge kurulduğunda halkın internet arşivindeki haberlere erişim hakkının başvurucuların ‘unutulma hakkı’ndan üstün olduğu gerekçesiyle Sözleşme’ye aykırı bulmadı.

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan, Ayşe Nur Keskiner tarafından yapılan özet çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…