İçeriğe geç

İHAM’ın A.L. v. Fransa kararının özet çevirisi: “Başvurucunun biyolojik babalık bağının kurulmasının reddi çocuğun üstü yararına uygundur fakat yerel mahkemeler dava sürecinin uzunluğu hususunda istisnai özen yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 7 Nisan 2022 tarihli A.L. v. Fransa (başvuru no. 13344/20) davasında oy birliği ile; dava özelindeki şartlarda davalı taraf devletin istisnai özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesinin (aile ve özel hayata saygı hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

İşbu dava özel hayata saygı hakkına (Sözleşme’nin 8. maddesi) uygun şekilde yerel mahkemelerin başvurucu ile başvurucunun Fransa’da bulunan taşıyıcı annelik sözleşmesi çerçevesinde dünyaya gelen biyolojik çocuğu ile taşıyıcı anne tarafından çocuğun üçüncü taraf çifte vermesi sonrasında arasında hukuki olarak babalık bağı kurulmasının reddetmesine ilişkindir.

Mahkeme; Temyiz Mahkemesi tarafından desteklenen Yüksek Mahkeme’nin başvurucunun iddia ettiği uygulamadaki biyolojik baba olma gerçeğini nitelendirirken olması gerektiği gibi çocuğun üstün yararına öncelik verdiğini belirtmiştir. Başvurucunun özel hayatına saygı hakkı ile çocuğunun aile hayatına ve özel hayata saygı hakkı arasındaki dengede çocuğun üstün yararını öncelikle gözetilmesi gerektiğinden Mahkeme yerel mahkemeler tarafında ortaya koyulan gerekçelerin Sözleşme’nin 8 § 2 maddesinin amaçlarıyla ilgili yeterli olduğu şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.

Buna rağmen Mahkeme, yargılamanın toplamda 6 yıl 1 ay sürdüğünü ve bu durumun istisnai özen yükümlülüğü ile bağdaşmadığını ifade etmiştir. Konunun mahkemeye taşındığı zaman 4 aylık olan çocuk yerel yargılamalar sona erdiğinde 6,5 yaşındaydı. Kişi ile çocuğu arasındaki ilişkiye ilişkin davalarda, hatırı sayılır bir sürenin geçmesi, hukuki meselenin oldu bitti temelinde belirlenmesine neden olabilmektedir.

Mahkeme, davalı Devletin istisnai özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Ancak Mahkeme, ihlal tespitinin, Rouen Temyiz Mahkemesi’nin çocuğun yüksek yararına ilişkin değerlendirmesini veya Yargıtay tarafından onaylandığı üzere başvuranın taleplerini reddetme kararını sorgulayacak şekilde yorumlanmaması gerektiğini vurgulamıştır.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi av. Zeynep Cemre Demirtaş tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Ricky Gervais, Netflix’teki gösterisine gelen tepkilere karşı ‘tabu’ komedisini savundu

Ricky Gervais, Netflix özel bölümünün yayınlanmasının ardından eleştirilerin hedefi olması üzerine, tabu konularla ilgili şakalar yapılabileceğini savundu.

Stand-up komedyeni Ricky Gervais SuperNature’da; trans bireyler, kadın komedyenler ve aids hakkında ironik ve satirik olarak tanımladığı bir dizi şaka yapıyor. 

Birleşik devletler LGBT hakları grubu Glaad, Salı günü yayınlanmasının ardından gösteriyi “tehlikeli”, “gey karşıtı” ve “trans karşıtı” olarak nitelendirdi. 

Ancak Gervais, Salı günü BBC One kanalının “The One Show” isimli programında komedinin işlevinin bu tabuları yıkmak olduğunu söyledi.

Rick, “Bence komedinin varoluş sebebi bu, gerçekten… Bir şeylerin üstesinden gelmemizi sağlıyor. Tabu konularla uğraşıyorum çünkü seyirciyi daha önce olmadığı bir yere bir anlığına bile olsa götürmek istiyorum” dedi. 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Y ve Diğerleri v. Bulgaristan kararının özet çevirisi: “Ev içi şiddet mağduru kadının şikayetlerine ve uzaklaştırma kararına rağmen korunmaması sebebiyle eşi tarafından öldürülmesi, yaşam hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 22 Mart 2022 tarihli Y ve Diğerleri v. Bulgaristan kararında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 2. maddesinin (yaşam hakkı) ihlal edildiğine ve Sözleşme’nin 2. maddesi ile birlikte değerlendirilen 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Dava, evlilik içi cinayet mağduru olan bir anne ve kızlarının şikayetlerini konu almaktadır. Bayan V., eşinin silahının olduğu ve bu hususta hayatının tehlikede olduğunu düşündüğü sebebiyle bölge savcısına şikayette bulunmasının hemen ardından Sofya’da bir kafede başından vurularak öldürülmüştür. Bayan V., önceki yıllarda da eşinin kendisine karşı olan öfkeli, takıntılı ve şiddet içeren davranışları hakkında benzer şikayetlerde bulunmuştur.

Mahkeme özellikle, yetkililerin Bayan V.’nin inandırıcı şikayetlerine ivedilikle yanıt vermediğini ve ev içi şiddetin özel bağlamı ve dinamikleri ışığında kendisinin içinde bulunduğu riske ilişkin uygun bir değerlendirme yapılmadığını tespit etmiştir. Yetkililer bu değerlendirmeyi yaptıkları takdirde, Bayan V.’nin eşinin, Bayan V.’nin hayatı için gerçek ve doğrudan bir risk oluşturduğunu takdir ederek ve silahına el koyabilir, uzaklaştırma kararının ihlali dolayısıyla onu yakalayabilir ve/veya Bayan V.’yi polis koruması altına alabilirlerdi. Bayan V.’ye yönelik riske karşı koymaya ilişkin bu gibi tüm adımlar, Bulgaristan iç hukukuna göre mümkündür.

Ancak Mahkeme, genel olarak Bulgaristan’da Bayan V.’nin dosyasını ele alışında kadına yönelik şiddete ilişkin herhangi bir kayıtsızlığa işaret eden bir delile rastlamamıştır.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Kürtaj hakkını ilgilendiren karar taslağının sızdırılmasına ilişkin ABD Yüksek Mahkemesi’nin yaptığı basın açıklaması

ABD Yüksek Mahkemesi’nin sırasıyla 1973 ve 1992 yıllarından vermiş olduğu Roe ve Casey kararlarıyla ülke çapında tanımış olduğu kürtaj hakkından döneceğine dönük sinyaller içeren mevcut bir davaya ilişkin Yargıç Samuel Alito tarafından kaleme alınan karar taslağı yakın zamanda Politico haber sitesine sızdırılmıştı ve biz de bu haberi çevirmiştik. Konuya ilişkin Mahkeme’nin yapmış olduğu basın açıklamasını da bu kapsamda yayınlıyoruz.


Dün, bir haber kuruşu görülmekte olan bir davada taslak görüşün bir kopyasını yayınladı. Yargıçlar, Mahkeme’nin gizli müzakere çalışmasının rutin ve önemli bir parçası olarak taslak görüşleri dahilî olarak dağıtır. Dünkü haberlerde açıklanan belge sahih olmakla birlikte, mahkemenin bir kararını veya davaya ilişkin konulardaki herhangi bir üyenin nihaî tutumunu temsil etmez.

Başyargıç John G. Roberts, Jr.’ın ifadesi aşağıdadır:

Mahkemenin güvenine yapılan bu ihanet, işlemlerimizin bütünlüğünü baltalamayı amaçladığı ölçüde başarılı olamayacaktır. Mahkemenin çalışmaları hiçbir şekilde etkilenmeyecektir.

Biz Mahkeme’de, kuruma derinden sadık ve hukukun üstünlüğüne adanmış hem daimî çalışanlar hem de yargıca bağlı çalışan hukuk danışmanlarından oluşan bir işgücüne sahip olduğumuz için kutsandık. Mahkeme çalışanları, yargı sürecinin gizliliğine saygı gösterme ve mahkemenin güvenini koruma konusunda örnek ve önemli bir geleneğe sahiptir. Bu, Mahkeme’ye ve burada çalışan kamu görevlilerine hakaret anlamına gelen, Mahkeme’nin güvenilirliğinin tek ve berbat bir ihlaliydi.

Sızıntının kaynağı hakkında soruşturma başlatması için Mahkeme Güvenlik Amiri’ne talimat verdim.

Kaynak: Supreme Court

Bu haber, BAU Hukuk Fakültesi LAW 2018 Current Constitutional Developments dersi kapsamında çevrilmiştir.

İHAM’ın Wang v. Fransa ve Dubois v. Fransa kararlarının özet çevirisi: “Gözaltında ifadesi alınan kişilere avukat ve/veya çevirmen desteği alma fırsatı verilmeli ve susma hakkı konusunda bilgilendirilmelidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 28 Nisan 2022 günlü oturumunda gördüğü Wang v. Fransa (başvuru no. 83700/17) ve Dubois v. Fransa (başvuru no. 52833/19) başvurularında:

Wang v. Fransa (başvuru no. 83700/17) kararında oybirliği ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6 §§ 1 ve 3. fıkralarının ihlal edildiğine,

Dubois v. Fransa (başvuru no. 52833/19) kararında altı oya karşı bir oyla, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3 (c) bendinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

İki dosya da hukuka aykırı olarak hekimlik yapmakla suçlanarak mahkum edilmiş kişilerle ilgilidir. Başvurucular, gönüllü olarak girdikleri polis sorgularındaki koşullardan yakınmışlardır.

Mahkeme, gönüllü olarak sorguya giren kişilerin haklarını önemli ölçüde güçlendiren yasal reformların sonradan kabul edildiğini – ve bu nedenle başvurucuların durumu üzerinde pratik bir etkisi olmadığını – kaydederken, Sözleşme’nin 6 §§ 1 maddesi tarafından korunan savunma haklarına ilişkin olarak ve Sözleşme’nin 3. maddesi, gerekli güvencelerin polis nezaretine uygulananlarla aynı olması gerektiğidir. Yargılamaların genel adaletine ilişkin değerlendirmesinin bir parçası olarak bu güvencelere uygunluğu incelemeye devam etmiştir.

Daha fazlasını oku…

Sızan taslak karara göre ABD Yüksek Mahkemesi kürtajı hak olmaktan çıkarıyor

Yargıç Alito mahkemede dağıtılan ön çoğunluk taslağında “Roe ve Casey kararlarından dönülmesi gerektiğine inanıyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Yargıç Samuel Alito tarafından yazılan ve POLITICO tarafından ele geçirilen ön çoğunluk taslak kararına göre Yüksek Mahkeme, dönüm noktası niteliğindeki Roe v. Wade kararından dönmek için oy kullandı.

Taslak karar, kürtaj hakkına federal anayasal düzeyde koruma sağlayan 1973 kararının ve bu hakkı büyük ölçüde koruyan devamındaki 1992 -Aile Planlaması v. Casey- kararının tam anlamıyla bir reddi. Taslak kararda Alito “Roe en başından beri feci şekilde hatalıydı” şeklinde yorumlarda bulundu.

Mahkemenin görüşü olarak nitelendirilen belgede şu ifadelere yer verildi: “Roe ve Casey kararlarından dönülmelidir. Artık Anayasa’ya kulak verme ve kürtaj konusunu halkın seçilmiş temsilcilerine bırakma zamanıdır.”

Tartışmalı davalarla ilgili müzakereler geçmişten beri gelgitli bir şekilde devam ediyor. Taslak kararlar tartışmaya açıldıkça önemli kararlar birden fazla taslaktan oluşabildikleri ve bu kararlarda oy değiş-tokuşları yaşanabileceğinden bazen bir kararın açıklanmasından birkaç gün öncesine kadar yargıçlar oylarını değiştirebiliyorlar. Mahkemenin nihaî kararı önümüzdeki iki ay içinde yayınlanana kadar hâkimlerin kararını kestirmek güç.

Daha fazlasını oku…

İHAM Büyük Dairesi’nin NIT S.R.L. v. Moldova kararının özet çevirisi: “Tarafsız, bağımsız ve çoğulcu yayıncılık yapmadığı iddia edilen Moldova televizyon istasyonunun lisansının alınması, ifade özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 5 Nisan 2022 tarihli NIT S.R.L. v. Moldova Cumhuriyeti Büyük Daire kararında üçe karşı on dört oyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 10. maddesinin (ifade özgürlüğü), ikiye karşı on beş oyla Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokol’ün 1. Maddesinin (mülkiyet hakkı) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava, başvurucu şirket olan televizyon kanalının Hükümet’i aşırı derecede eleştirdiği için kapatıldığı ve özellikle iç hukukun, yerel halka açık ağlarında yayın yapan televizyon istasyonlarının haber bültenlerine tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüğü getirip getiremeyeceğine dair iddialarıyla ilgilidir.

Mahkeme, Moldova makamları tarafından seçilen ve 2006 Görsel-İşitsel Yasasında yer alan iç çoğulculuk politikasının Avrupa Konseyi uzmanları tarafından olumlu bir değerlendirme aldığını hatırlatmıştır.

Daha fazlasını oku…

Birleşmiş Milletler, Suriye’de uzun zamandır ertelenen anayasa görüşmelerinin sekizinci oturumunda ilerleme umuyor

Birleşmiş Milletler (“BM”), uzun zamandır ertelenen Suriye’deki yeni anayasa görüşmelerinin sekizinci oturumu için rejim ve muhalefete davetiye gönderdi.

Suriye BM Özel Temsilcisi, Suriye Rejimi ve muhalefete Mayıs’ın sonunda başlayacak olan ve çatışmaların parçaladığı ülkenin anayasasını revize etmeyi amaçlayan görüşmelerin sekizinci oturumu için davetiye gönderdiğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

Suriye BM Özel Temsilcisi Geil Pedersen, revize edilmiş bir anayasa üzerine oluşacak uzlaşının 11 senelik çatışmanın politik bir çözüme kavuşturulmasına katkıda bulunabileceğini BM Güvenlik Konseyi’ne bildirdi.

Pedersen ayrıca delegelerin “oturumda sunumu yapılan bazı metinlerde birkaç revizyon yapılmasını” önerdiği Suriye Anayasa Komitesi’nin yedinci oturumunun 25 Mart’ta bittiğini belirtti.

BM Özel Temsilcisi Yardımcısı Khawla Matar’ın daha sonrasında komitenin eş başkanlarıyla müzakerelerin ileri safhasını yürütmek üzere Şam ve İstanbul’u ziyaret ettiğini aktaran Pedersen, kendisinin de Cenevre’de 28 Mayıs’tan 3 Haziran’a kadar sürecek olan görüşmelerin sekizinci oturumu için davetiye gönderdiğini söyledi.

Daha fazlasını oku…

Yehova Şahitleri Anderlecht Hristiyan Meclisi ve diğerleri v. Belçika kararının özet çevirisi: “2018’den beri Brüksel Başkent Bölgesi’nde Yehova Şahitlerinin cemaatlerine emlak vergisinden muafiyet tanınmaması din özgürlüğü ve mülkiyetin korunması hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 5 Nisan 2022 tarihli Yehova Şahitleri Anderlecht Hristiyan Meclisi ve diğerleri v. Belçika kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 9.maddesi (düşünce, vicdan ve din özgürlüğü) ve Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokol’ün 1. Maddesiyle (mülkiyetin korunması) bağlantılı olarak Sözleşme’nin 14. Maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava, Brüksel Başkent Bölgesi’nde dini ibadet için kullandıkları mülklerle ilgili olarak bir emlak vergisi (précompte immobilier) ödemeden muaf tutulmamaktan şikayet eden Yehova Şahitleri’nin cemaatleriyle ilgilidir. Brüksel Başkent Bölgesi yasama meclisi tarafından çıkarılan 23 Kasım 2017 tarihli bir karara göre, 2018 mali yılı itibariyle muafiyet, başvurucu cemaatleri kapsamayan bir kategori olan yalnızca “tanınmış dinler” için geçerli olmuştur.

Mahkeme, söz konusu vergi muafiyetinin önceden tanımaya bağlı olması ve ayrımcılığa karşı yeterli güvence sağlamayan kurallara tabi olması nedeniyle, başvurucu cemaatlerin maruz kaldığı uygulama farklılığının makul ve nesnel bir gerekçesi olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, diğer hususların yanı sıra, tanımanın ancak Adalet Bakanının inisiyatifiyle mümkün olduğunu ve akabinde yasama organının tamamen takdire bağlı kararına bağlı olduğunu kaydetmiştir. Bu tür bir sistem, doğası gereği bir keyfilik riski taşımaktadır ve dini toplulukların, söz konusu vergi muafiyetinden yararlanma hakkını talep etmek için, asgari hakkaniyet garantilerine dayanmayan ve iddiaların objektif bir değerlendirmesini garanti etmeyen bir sürecin takdirine bırakılmaları makul olarak beklenemez bir durumdur.

Fransızca yazılan karara buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Almanya, Nazi tazminatlarıyla ilgili iddialarını devam ettiren İtalya’yı Uluslararası Adalet Divanı’nda dava etti

Uluslararası Adalet Divanı (“UAD”), yaptığı açıklamada Almanya’nın Cuma günü UAD’ye İtalya aleyhine bir dava getirdiğini, bu davanın temelinde Roma’nın İkinci Dünya Savaşı konusundaki tazminat iddialarını devam ettirmesinin bulunduğunu ve bu durumun Almanya’nın “yargısal dokunulmazlığını ihlal ettiğini” öne sürdüğünü söyledi.

BM’nin en yüksek yargı makamı olan UAD, 2012 yılında verdiği kararda, 1943-1945 yılları arasında Nazilerin işledikleri suçlar nedeniyle mağdur olanların Almanya’dan tazminat talep etmelerine izin verdiği gerekçesiyle İtalya’nın yükümlülüklerini ihlal ettiğine karar vermişti.

Berlin, UAD’ye yaptığı başvuruda, ilgili karara rağmen İtalya mahkemelerinin “2012’den beri önemli sayıda yeni tazminat talebiyle Almanya’nın egemenlikten doğan yargısal dokunulmazlığını ihlal etmeyi sürdürdüğünü” belirtti.

Daha fazlasını oku…