İçeriğe geç

İHAM’ın Høiness v. Norveç kararının özet çevirisi: “Yerel mahkemelerin hakarete varan anonim yorumlardan ötürü İnternet forumunu sorumlu tutmaması, özel hayata saygı hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 19 Mart 2019 tarihinde yayımladığı Høiness v. Norveç davası, bir İnternet forumunda başvurucu Høiness hakkında yapılan kaba yorumların ardından yerel mahkemelerin İnternet forum yer sağlayıcısının hukuki sorumluluğuna gitmeyi reddetmesi hakkındadır.

Mahkeme; başvurucu Høiness’in 8. maddede düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına karşı, haber portalının ve tartışma forumunun 10. madde kapsamındaki ifade özgürlüğü hakkı arasında adil bir denge kurulmasında, yerel mahkemelerin takdirleri dahilinde (“takdir marjı”) hareket ettiklerini belirtmiştir. Ek olarak, yerel mahkemelerin yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılması kararları 8. maddeyi ihlal etmemiştir.

Kararın özet çevirisini stajyer avukat Polat Yamaner yaptı.

Høiness v. Norveç, Başvuru no. 43624/14, Karar tarihi: 19.03.2019, Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

Cinsiyetçiliğin tanımına yer veren ve cinsiyetçilikle mücadele amacıyla hazırlanan ilk uluslararası metin: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararının Türkçe çevirisi

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, çok önemli ve tarihi bir adım atarak, cinsiyetçiliğin önlenmesi ve kadınların toplumsal hayatta yükselmesini engelleyen kadın ve erkek arasındaki eşitsiz ve ayrımcı güç ilişkilerinin ortadan kaldırılması amacıyla bir tavsiye karar hazırladı. 

Cinsiyetçilikle mücadele amacıyla hazırlanan ilk uluslararası yasal metin olmasının yanı sıra, cinsiyetçiliğin uluslararası alanda üzerinde ortaklaşılmış tanımına da ilk kez bu tavsiye kararında yer veriliyor. 

27 Mart 2019 tarihinde kabul edilen karara buradan ulaşabilirsiniz. Stajyer avukat Polat Yamaner, tavsiye kararının tamamını Türkçe’ye çevirdi.

Buradan pdf haline ulaşabilirsiniz. 

 

Jamaika Anayasa Mahkemesi: “Vatandaşın biyometrik bilgisini vermeye zorlanması anayasaya aykırı!”

Jamaika Anayasa Mahkemesi, tartışmalı Ulusal Kimlik ve Kayıt Kanunu’nun bazı kısımlarının Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verdi ve tüm kanunu iptal etti.

Bir süre önce kararı açıklayan Başyargıç Bryan Sykes, Mahkeme’nin oybirliğiyle, Kanun’un kişilere biyometrik bilgilerini verme zorunluluğu getirmesinin Anayasa’da belirtilen özel yaşama saygı gösterilmesi hakkıyla çeliştiğine karar verdiğini ifade etti.

Başyargıç, Kanun’un tamamının iptal edilmesinin, Anayasa’yı ihlal etmeyen kısımların tek başlarına anlam ifade etmemesi nedeniyle Mahkeme’nin kararı olduğunu söyledi.

Dava Halkın Ulusal Partisi Genel Sekreteri Julian Robinson tarafından kendisi, St. Andrew South East seçmenleri ve parti üyeleri adına açılmıştı.

Robinson, Kanun’un çeşitli kısımlarının Anayasa’ya aykırı olduğunu ve Jamaika vatandaşlarının haklarını ihlal eder şekilde yürütüldüğünü iddia etmişti.

 

Kaynak: The Gleaner

İHAM’ın Navalnyy v. Rusya (2) kararının çevirisi: “Muhalif bir siyasetçiyi, iletişim ve haberleşme imkanları kısıtlanarak, kaçma şüphesi olmadan ev hapsinde tutmak, demokrasiyi ve çoğulculuğu boğma amacı taşır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 9 Nisan 2019 tarihinde verdiği Navalnyy v. Rusya (No. 2) kararında, muhalif bir lider olan başvurucunun Sözleşme’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının, 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün ve 18. maddesinde düzenlenen hak ve özgürlüklerin Sözleşme’de öngörülen amaçlar dışında kullanması yasağının ihlal edildiğine karar verdi. 

Dava, Navalnyy’nin hakkında yürütülen bir ceza soruşturması sırasında ev hapsinde tutulması ve bu sırada kendisini kısıtlayıcı önlemlerin uygulanmasına ilişkindir Mahkeme, Navalnyy’nin kaçması ya da soruşturmaya engel olması riskinin ortada bulunmamasını özellikle dikkate alarak, ev hapsinin meşru bir gerekçeye dayanmadığına hükmetmiştir.

İletişimi üzerinde uygulanan sıkı kısıtlamalar da dahil olmak üzere, kendisine uygulanan sınırlandırmaların, isnat edilen suçların niteliği göz önünde bulundurulunca orantısız olduğunu, meşru bir amacı olmadığını belirtilmiştir. Ayrıca başvurucuya bu şekilde davranılmasının esasında kamusal faaliyetlerini engellemek amacı taşıdığının açık olduğu belirtilmiştir.

İHAM Büyük Daire, geçtiğimiz yıl 13 Kasım’da Navalnyy’nin ev hapsine konulmasına neden olan eylemler sırasında tutuklanmasının Sözleşme’nin 5., 11. ve 18. maddelerine aykırı olduğuna karar vermişti. Bu kararı da detaylı bir şekilde çevirmiştik. Buradan okuyabilirsiniz.

Mahkeme, 13 Kasım 2018 tarihli kararın devamı olarak ilk kararda belirlediği ilkeler üzerinden bu kararı verdi, biz de, stajyer avukat Polat Yamaner ile birlikte bu kararı neredeyse bire bir çevirdik. 

Navalnyy v. Rusya (No. 2), Başvuru no. 43734/14, Karar tarihi: 09.04.2019 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Altay v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Cezaevi yetkililerinin ve infaz hakimliğinin gerekçe göstermeden avukat-müvekkil görüşmelerinde süresiz olarak görevli bulunmasına karar vermesi, öngörülebilir değildir ve özel hayata saygı hakkını ihlal eder”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 9 Nisan 2019 tarihinde verdiği kararında müebbet hapis cezası alarak Edirne F tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Mehmet Aytunç Altay’a avukatının kitap ve süreli yayınların olduğu bir posta göndermesi üzerine paketin şüpheli bulunarak incelenmesi ve inceleme sonucu başvurucunun avukatı ile görüşmelerinde bir görevlinin hazır bulunmasına ilişkin süresiz karar verilmesinin 8. maddede düzenlenen özel ve aile hayatına saygı hakkını ve bu kararın verilmesi ve karara yapılan itirazların değerlendirilmesinin duruşmasız olarak yapılmasının 6. maddede düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.

OHAL KHK’leriyle getirilen düzenlemelerle gizli olması gereken avukat-müvekkil görüşmelerinin sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesi, görüşmeler sırasında bir görevlinin hazır bulunması, savunma evrakına dahi el konulabilmesi mümkün hale geldi. Bu yüzden bu kararı çevirmek istedik. Çeviriyi, avukat Esin Bozovalı yaptı.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Alparslan Altan kararının çevirisi: “AYM hakiminin darbe girişiminden sonra suçüstü hali ve tutuklandığı anda somut delil olmadan tutuklanmasında makul şüphe yoktur, tutuklama kararı hukuka aykırıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 16 Nisan 2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin hakkında ‘sosyal çevre bilgisi’ olduğu gerekçesiyle mesleğinden ihraç ettiği Anayasa Mahkemesi eski başkanvekili ve hakimi Alparslan Altan’ın 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin ardından gözaltına alınıp 20 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY örgütü üyeliğinden tutuklanmasıyla ilgili başvuruda başvurucu Altan’ın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Söz konusu kararda Mahkeme, başvurucu hakkında örgüt üyesi olma suçuna dayanak olarak gösterilen dört temel delilin (iki gizli tanık ifadesi, FETÖ üyesi olduğu iddia edilen Anayasa Mahkemesi eski raportörü olan bir kişinin ifadeleri, Bylock aracılığıyla yapılan mesajlaşmalar ve diğer faktörler) başvurucunun tutuklandığı 20 Temmuz 2016 tarihinden uzun bir zaman sonra elde edildiğini, yani, başvurucu hakkında verilen tutuklama kararı anında başvurucunun kendisine isnat edilen suçlamayı destekleyecek bir delil olmadığına, başta başvurucunun tutuklanmasına karar veren Ankara Sulh Ceza Hakimliği ile başvurucunun başvurusunu reddeden Anayasa Mahkemesi’nin bu konuyu hiç dikkate almadan, gerekçesiz bir şekilde karar verdiğini, bu nedenle makul şüphenin varlığından söz edilemeyeceğini vurguladı. 

Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesi gibi üst düzey bir mahkemenin üyesi olan başvurucunun Anayasa ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi Kanunu’nda tanınan güvencelere ve dokunulmazlıklara aykırı olarak ve yine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesinde düzenlenen ‘suçüstü hali’ne aykırı olarak gözaltına alınıp tutuklandığına, bu nedenle Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca özgürlüğünden mahrum bırakılma tedbirinin hukuka aykırı olduğuna ve OHAL tedbiri denilerek haklılaştırılamayacağına karar verdi. 

İngilizce ve Fransızca yazılan bu önemli kararı, avukat Ramazan Demir ile birlikte, neredeyse bire bir şekilde çevirdik. Aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Daha fazlasını oku…

Mart 2019 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Mart ayında çıkan önemli bazı İHAM kararlarının yer aldığı bülten hazır. Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Esin Bozovalı, Gözde Gurbet Engin, İlkay Nadir, İrem Şanlı ile birlikte yaptık. 

Uzan v. Türkiye ve yine başka devletlere karşı verilen bazı kararların özet çevirilerini ayrı post olarak önümüzdeki günlerde yayımlayacağız, o yüzden bu bültende yer almıyorlar. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ali Gürbüz v. Türkiye kararının çevirisi: “Gazetecileri, sonunda beraat de etseler, yalnızca örgüt üyelerinin açıklamalarını yayımladıkları için uzun yıllar çok sayıda davayla ceza riski altında bırakmak, ifade özgürlüğü ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 12 Mart 2019 tarihinde gazeteciler ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanan pek çok kişi için oldukça önemli bir karar yayımladı. Açıkça şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermediği sürece, yalnızca Türk hukukuna göre terörist kabul edilen terör örgütü yöneticileri ve üyeleri tarafından yapılan açıklamalara yer verdikleri için gazetecilerin, sonunda beraat etseler dahi, haklarında açılan çok sayıda davayla ve uzun yıllar boyunca ceza tehdidi altında yaşamalarının oto-sansüre ve bir çeşit tacize neden olacağını, böylece kamusal tartışmaların yürütülmesi üzerinde caydırıcı bir etki doğuracağını söyleyen İHAM, bu davalarda Terörle Mücadele Kanunu’nun içerik ve bağlam bakımından hiçbir inceleme yapılmadan otomatik olarak kullanılmasını ifade özgürlüğüne aykırı buldu. 

Bu önemli kararı, avukat Ramazan Demir ile birlikte çevirdik. 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Petukhov v. Ukrayna kararının özet çevirisi: “Tüberküloz hastası müebbet hapis cezalısı kişiyi tahliye umudu ve yeterli tedavi imkanı olmadan cezaevinde tutmak, insanlıkdışı muamele yasağı ihlalidir.”

İHAM, 12 Mart 2019 tarihinde verdiği Petukhov v. Ukrayna (no. 2) kararında tükerbüloz hastası ve müebbet hapis cezası alan başvurucunun serbest kalma ve gözden geçirme olasılıkları olmadan ve hastalığı geri dönülemez noktaya gelmesine karşın Temmuz 2010’da cezaevi hastanesine transferinden beri yetkililerin başvurucunun sağlığını korumak için alması gereken pozitif önlemleri almadan cezaevinde tutulmasını, Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen insanlıkdışı muamele yasağına aykırı buldu. 

Kararı, stajyer avukat Gözde Gurbet Engin özetleyerek çevirdi. 

Petukhov ve Ukrayna Başvurusu (No.2), Başvuru no. 41216/13, Karar tarihi: 12.03.2019, Kararın İngilizcesi

Olayların Özeti

Başvurucu Volodymyr Petukhov, organize bir suç örgütünün faaliyetleri çerçevesinde, birden fazla nitelikli cinayet, silahlı soygun, ruhsatsız silah bulundurma ve araç kaçırma eylemlerinden suçlu bulunmuş ve ömür boyu hapis almış cezası almış Ukrayna vatandaşı bir hükümlüdür. Başvurucu daha önce de (2002 yılında) yetersiz tıbbi tedavi koşulları, yargılama sürecinin uzunluğu ve hazırlık evresinde tutuklu yargılanmasına dair Mahkeme’ye başvuru yapmıştır. Mahkeme, önceki başvuruda Sözleşmenin 3, 5, 6 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Sözleşme’nin 3. Maddesinde Düzenlenen İnsanlıkdışı Muamele Yasağının İhlal Edildiği İddiasıyla İlgili Olarak

Başvurucu tüberküloz hastasıdır ve bu hastalığa sahip kişilerin tutulduğu Kherson Cezaevi no.61 de bulunduğu süre boyunca kaldığı hiçbir hücrede (özellikle 3., 4. ve 5. hücrelerde) yeterli günışığı ve temiz hava bulunmadığı gibi pencereler doğal ışığı engelleyen opak bir filmle kaplıdır ve sadece kısmi olarak açılabilmektedir. Havalandırma sistemi sadece cezaevi koridorlarında etkilidir ve tıbbi bakım ve beslenme ihtiyaçları yeterli biçimde karşılanmamaktadır. Parlemento İnsan Hakları Komisyonu yetkilisi de cezaevine ziyarette bulunarak bu kötü koşulları gözlemlemiştir. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın 2015’te Cizre’de İlan Edilen Sokağa Çıkma Yasakları Sırasında Hayatını Kaybeden Orhan Tunç’un Başvurusunda Verdiği Tunç ve Yerbasan v. Türkiye Kararının Çevirisi

2015 yılının Ağustos ayında başta Cizre, Sur ve Silopi olmak üzere Türkiye’nin güneydoğusundaki pek çok il ve ilçede 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak kaymakam ve valiler tarafından hukuka aykırı olarak sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş, aylar boyunca ve kesintisiz olarak süren bu yasaklar sırasında Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) ile güvence altına alınan başta yaşam hakkı, işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, özel hayata saygı hakkı ve din ve vicdan özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükleri sistematik olarak ihlal edilmişti.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi (AYM) ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne (İHAM) çok sayıda başvuru yapılmış; bu başvurularda AYM ve İHAM’dan hak ihlallerinin önüne geçebilmek için geçici tedbir kararı vermeleri istenmişti. AYM bu tedbir taleplerinin hiçbirini kabul etmezken İHAM, Cizre’de yaralı halde ambulans bekleyen beş başvurucuya ambulans gönderilmesi ve yaşam hakları ile vücut bütünlüklerinin korunması için tedbir kararına hükmetmişti. [Tedbir kararları sırasıyla, Hüseyin Paksoy, Serhat Altun, Orhan Tunç, Helin Öncü ve Cihan Karaman için verildi. Bu başvurucular arasından yalnızca Helin Öncü şuan hala hayatta. Diğer başvurucular, Hükümet tedbir kararının gereğini yerine getirmediği için, hayatlarını kaybetti.] Tedbir kararı verilmeyen diğer başvurular bakımından ise İHAM, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 41. maddesi uyarınca başvuruların öncelikli olarak ele alınmasına karar vererek 15 Aralık 2016 tarihinde sokağa çıkma yasakları bağlamında 160’dan fazla kişiyi temsilen yapılan 34 başvuru hakkında Hükümet’ten savunma istemiş ve 13 Kasım 2018 tarihinde Mahkeme’nin bulunduğu Strazburg’ta bir duruşma yapılmıştı. Daha fazlasını oku…