İçeriğe geç

İHAM’ın Osman Kavala v. Türkiye kararının çevirisi: “İnsan hakları savunucusunun makul şüphe olmadan, insan hakları faaliyetlerini durdurmak amacıyla tutuklanması ve AYM’nin hızlı bir sürede karar vermemesi 5/1, 5/4 ve 18. madde ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 10 Aralık 2019 tarihli Kavala v. Türkiye (başvuru no. 28749/18) Daire[1] kararıyla:

Oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Madde 5/1’in (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine ve Sözleşme Madde 5/4’ün (tutuklamanın hukuka uygunluğu hakkında hızlı karar hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Altı oya karşı bir oyla, Madde 5/1 ile bağlantılı olarak 18. Maddenin (Haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlanması) ihlal edildiğine ve davalı Devlet’in başvurucunun tutukluluğunu sonlandırmak için her türlü tedbiri almasına ve başvurucunun derhal salıverilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Ele alınan davada, bir iş insanı olan ve insan haklarının korunması ve desteklenmesi alanlarında aktif birçok sivil kuruluşunun (“STK”) ve sivil toplum hareketinin kurulmasına katkıda bulunan Bay Kavala, tutuklanmasının ve tutuklu yargılanmasının haksız olduğunu öne sürmüştür.

Mahkeme, Kavala’nın iki suçu işlediğine dair “kuvvetli şüphe” bulunması sebebiyle tutuklu yargılandığını tespit etmiştir: cebir ve şiddet kullanarak, Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve anayasanın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Razvozzhayev v. Rusya ve Udaltsov v. Rusya kararının özet çevirisi: “Kitlesel eylem organize eden muhalif göstericilerin mahkumiyetle cezalandırılması, Sözleşme’deki çeşitli hakları ihlal eder.”

Razvozzhayev v. Rusya ve Ukrayna ve Udaltsov v. Rusya (başvuru no. 75734/12 ve iki diğerleri) davası, İHAM’ın önceki tarihli birçok kararında da esaslı bir olay ele aldığı Mayıs 2012 tarihli muhalif protestolar ve protestoların neticesinde Moskova şehir meydanında ortaya çıkan karışıklıklara ilişkin olarak, iki kişinin olaylardaki payları sebebiyle “kitlesel kargaşa” organize etme suçundan mahkûmiyet hükmü almaları ile ilgilidir.

İHAM, 19 Kasım 2019 tarihli Daire kararıyla iki başvurucunun da İHAS kapsamındaki çeşitli haklarının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.

Birinci başvurucu ile ilgili olarak, başvurucunun Ukrayna’da bulunurken Rusya Devlet yetkilileri tarafından kaçırıldığı ve Rusya’ya geri götürüldüğü yönündeki tartışmaya açık iddiaları üzerine hem Rusya’nın, hem de Ukrayna’nın etkili bir soruşturma yürütmemesi sebebiyle, başvurucunun 3. Madde (işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ve 5. Madde (özgürlük ve güvenlik hakkı) kapsamındaki haklarının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Daha fazlasını oku…

Peru’da tutuklu muhalefet lideri Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla serbest

Peru Anayasa Mahkemesi, bir yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunan muhalefet lideri Keiko Fujimori’nin habeas corpus başvurusunu kabul etti.

Mahkeme, kararının, çok sayıda ülkenin karıştığı rüşvet skandalının merkezinde yer alan Brezilyalı inşaat devi Odebrecht’ten para aldığı iddiasıyla ilgili Fujimori’nin suçlu veya masum olduğuna dair bir karar olmadığını belirtti.

Mahkeme Başkanı Ernesto Blume “Anayasa Mahkemesi temel meseleyle ilgili karar vermiyor” dedi. “Onun aklandığını veya suçlu olduğunu ilan etmiyor.”

Habeas corpus tutuklamayı gerekçelendirmek için ispat külfetini tutuklayanlara yüklüyor.

Fujimori 2011 seçimlerini ikinci sırada bitirmiş, beş sene sonra ise Pedro Pablo Kuczynski’ye yarım puandan daha az farkla mağlup olarak kıl payı farkla kaybetmişti. Kuczynski, geçen Mart ayında istifa etmişti ve şu an bir yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunuyor.

Savcılar, Fujimori’nin reddettiği, 2011 ve 2016’daki kampanyalarını finanse etmek için Odebrecht’ten aldığı paraları akladığı iddialarını araştırıyor. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın A. v. Rusya kararının özet çevirisi: “Babasının polislerce dövülerek gözaltına alınmasına tanık olan 9 yaşındaki çocuğun yaşadığı travma ve etkili soruşturma yürütülmemesi, kötü muamele yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 12 Kasım 2019 tarihli A. v. Rusya davasında o sırasında 9 yaşında olan başvurucunun olay yerinde olduğu gözetilmeksizin babasına karşı gerçekleştirilen ve şiddet içeren yakalamanın başvurucunun psikolojisini bozması ve buna yönelik kapsamlı bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3. maddesinin (İnsanlık Dışı ve Aşağılayıcı Muamele Yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, Başvurucunun dokuz yaşındayken babasının polis tarafından şiddetli bir şekilde yakalanmasına tanıklık etmesi sebebiyle travma geçirdiği iddiasıyla ilgilidir.

Mahkeme, Başvurucunun iddialarının inandırıcı olduğunu, buna karşı yetkililerin verdiği cevabın, soruşturma öncesinde gerçekleştirilen yüzeysel ve etkisiz bir araştırmadan ibaret olduğunu belirtmektedir.

Ayrıca, Başvurucunun operasyonun gerçekleştirildiği yerde bulunduğunun farkında olan veya olması gereken kolluk kuvvetleri, babasına karşı yürütülen operasyonun planlanması ve gerçekleştirilmesi aşamasında Başvurucunun menfaatini dikkate almamıştır. Böylelikle, Başvurucunun şiddet içeren bir sahneye maruz kalmasına sebep olmuşlardır. Bu olay, Başvurucuyu ciddi şekilde etkilemiş, özellikle olayı takiben birkaç yıl nörolojik rahatsızlık ve travma sonrası stres bozukluğu yaşamasına sebep olmuştur.

Mahkeme’ye göre, Başvurucunun bu şekilde şiddet içeren bir olaya tanık olması yetkililerin engellemekte başarısız olduğu, kötü muamele seviyesine ulaştığı bir 3. Madde ihlalidir.

Kararın tamamına buradan, Alp Cerrahoğlu tarafından yapılan özet çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

A v. Rusya, Başvuru no. 37735/09, Karar tarihi: 12.11.2019

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın S.A. Bio d’Ardennes v. Belçika kararının özet çevirisi: “Sağlık düzenlemelerine uygun davranmayan şirketin hastalıklı hayvanlarının kesilmesi nedeniyle şirkete tazminat ödenmemesi, mülkiyet hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 12 Kasım 2019 tarihinde Belçika’ya karşı verdiği kararda malta humması hastalığına yakalanan 253 hayvanın öldürülmesine karşı başvurucu şirkete tazminat ödenmemesi nedeniyle yapılan başvuruda başvurucu şirketin hayvanların sağlığına ilişkin yasal düzenlemelere aykırı davranması ve yerel makamların kamu sağlığı söz konusu olduğunda devletlerin daha geniş takdir yetkisine sahip olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. 

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan, Serkan Köybaşı tarafından yapılan özet çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

S.A. Bio d’Ardennes v. Belçika, Başvuru no. 44457/11, Karar tarihi: 12.11.2019

Daha fazlasını oku…

Polonya’da iktidar partisinin tartışmalı adayları Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak seçildi

Polonya Parlamentosu, muhafazakâr iktidar partisinin aday gösterdiği üç kişiyi Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak seçti. Aralarından ikisi muhalefet tarafından sert şekilde eleştiriliyordu.  

Polonya Parlamentosu’nun, aralarında muhalefet milletvekillerinin sert şekilde karşı çıktığı iki kişi de olmak üzere iktidar partisinin göstermiş olduğu üç adayı Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak seçmesi Mahkeme’nin bağımsızlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Parlamento’nun yargıçlarla ilgili oylaması muhalefet milletvekillerinin “utanın!” bağırışları arasında  hareketli bir oturumda yapıldı. Cumhurbaşkanı’nın görevlendirmeyi yapması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi’nin görevleri arasında yasaların anayasaya uygunluğunu sağlamak da bulunuyor.

Üç yargıçtan en fazla tartışma yaratanı, komünist dönemde devlet savcısı olan ve Avrupa Birliği’nin yargı bağımsızlığına zarar verdiğini belirttiği iktidardaki muhafazakâr Hukuk ve Adalet Partisi’nin son dört yılda kabul ettirdiği kanunların mimarı kabul edilen Stanislaw Piotrowicz oldu.  Piotrowicz, meclisteki sandalyesini Ekim’deki seçimlerde kaybetmişti.

Hukuk ve Adalet Partisi, yargı sistemini baştan aşağı yenilemenin gerekçesinin yolsuzluğu temizlemek ve 30 yıl önce sona eren komünist sistemin artıklarını süpürmek olduğunu söylüyor. Parti, eski bir komünist savcıyı reformların yüzü yaparak iki yüzlü davranmakla suçlanıyor. Bazıları Piotrowicz’in yeni konumunun, değişimlerin aslında devleti ele geçirmeye vardığının bir göstergesi olduğunu ifade ediyor. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Kırdök ve Diğerleri v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Ofis baskınında avukatların mesleki gizlilik uyarınca korunan elektronik verilerine usuli güvenceler olmadan el konulması özel hayata saygı hakkı ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 3 Aralık 2019 tarihli Kırdök ve Diğerleri v. Türkiye kararında avukatların elektronik verilerine ve USB’lerine el konulmasıyla ilgili önemli bir ihlal kararı verdi.

Avukat olan başvurucular, bu davada aynı büroyu paylaştıkları başka bir avukata (Ü.S) karşı yürütülen ceza soruşturması amacıyla yargısal makamlar tarafından elektronik verilerine elkoyulmasından şikayetçi olmuşlardır. Mahkeme, başvurucuların özellikle, avukat-müvekkil gizliliği tarafından korunan elektronik verilerine elkonulmasının ve bunların iade edilmesi ya da yok edilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesinin sosyal bir ihtiyaç baskısına karşılık gelmediğine ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığına hükmetmiştir. Mahkeme, ayrıca yargısal makamların yorumladığı ve uyguladığı şekliyle yeterli usuli güvencelerin bulunmadığını belirlemiştir.

Kırdök ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru No. 14704/12, Karar tarihi: 03.12.2019. Kararın tamamına buradan, başvuruyu İHAM’a taşıyan avukat Hasan Kemal Elban tarafından yapılan özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz. 

Hindistan Yüksek Mahkemesi: Eyaletler ya temiz hava ve su temin etmeli ya da halkın uğradığı zararı ödemeli

Yüksek Mahkeme yargıçları eyalet hükûmetlerine, kirliliği önleyememelerinden neden sorumlu olmamaları gerektiğini açıklamak için altı hafta süre tanıdı.

Hindistan Yüksek Mahkemesi, temiz hava ve su sağlayamamaları halinde eyalet hükûmetlerinin vatandaşlarına tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.

Konuya çözüm bulmakta sürekli şekilde başarısız olan eyalet hükûmetlerini mahkûm eden yargıçlar, halkın kirli olmayan bir hayat yaşama hakları olduğunu söyledi.

Yargıçlar Arun Mishra ve Deepak Gupta’dan oluşan Yüksek Mahkeme heyeti, “görevlerini yerine getirmedeki başarısızlıklarıyla ilgili” neden sorumlu tutulmamaları gerektiğini açıklamak için hükûmetlere altı hafta süre tanıdı.

Delhi’deki zehirli dumanla yaşayan milyonlarca insanın zararının giderilmesinden sorumlu tutulmaları gerektiği düşünülen Pencap, Hanyana, Delhi ve Uttar Pradesh hükûmetlerine dikkat çekildi.

Yargıç Mishra “maskara olduk” şeklinde konuştu. “Hükûmet, başkentindeki vatandaşları için temiz hava ve su tedarik edemiyor. Tüm bu kalkınmanın anlamı ne? Dünyanın önde gelen güçlerinden biri olmanın anlamı ne?” Daha fazlasını oku…

İngiltere’de seçimlerle ilgili tartışma programına çağrılmayan partilerin “program iptal edilsin” talebi reddedildi

Liberal Demokratlar (Lib Dem) ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) televizyondaki tartışma programıyla ilgili Yüksek Mahkeme’ye yaptıkları başvuru kabul edilmedi. Partiler, programa yalnızca İşçi partililerin ve muhafazakârların çağrılmasının yasa dışı ve adaletsiz olduğunu iddia etmişti.

Salı günü ITV’de gerçekleşen seçim tartışmasında, Lib Dem ve SNP’nin Yüksek Mahkeme’yi liderleri Jo Swinson ve Nicola Sturgeon’ın da dahil edilmesi gerektiğine ikna edememesi üzerine yalnızca Boris Johnson ve Jeremy Corbyn karşı karşıya geldi.

Tüm gün yasal gerekçeleri dinleyen iki kıdemli hâkim, Lord Yargıç Davis ve Yargıç Warby, yayıncı kuruluşun “bir kamu fonksiyonu” görmemesi nedeniyle mahkemelerde yargılanmaya uygun olmadığına karar verdi.

Yargıçlar, Lib Dem ve SNP için tek yolun, yayınları denetleyen Ofcom’a şikâyette bulunmak olduğunu ifade etti. Bundan önceyse Mahkeme’ye, Ofcom’un programların yayınlanmasından önceki şikâyetleri inceleyemediği belirtilmişti. Daha fazlasını oku…

Şili’de protestocuların istediği oldu: yeni anayasa için referanduma gidilecek

Şili’de, bazı anlarda şiddetin de görüldüğü halk ayaklanmalarının başlamasından yaklaşık bir ay sonra, protestocuların en önemli taleplerinden biri olan, diktatörlük zamanından kalma anayasanın değiştirilmesiyle ilgili referandum yapılacağı duyuruldu.

1980’den bu yana yürürlükte olan ve Augusto Pinochet’nin askerî cuntası sırasında hazırlanan bugünkü metin o zamandan bu yana birçok değişikliğe uğradı.

Ancak yine de devlete eğitim ve sağlık hizmeti sunma sorumluluğu yüklemiyor. Bunlar sokaklara çıkan milyonlarca Şililinin dile getirdiği isteklerdi.

Şili Ulusal Kongresi’nde milletvekilleri, iktidardaki koalisyonla muhalefet partileri arasında saatlerce süren yoğun müzakerelerin ardından halkoylamasının Nisan 2020’de yapılması üzerinde uzlaştı.

İçişleri Bakanı Gonzalo Blumel “bu anlaşma bir ilk adım, ancak yeni toplum sözleşmemizin inşa edilmesine başlanması için tarihî ve temel bir ilk adım ve bunda vatandaşların yol gösterici bir rolü olacak” şeklinde konuştu.

Senato Başkanı Jaime Quintana, referandumda seçmenlere anayasanın değiştirilmesini isteyip istemedikleri ve eğer istiyorlarsa yeni metnin nasıl yazılması gerektiğinin sorulacağını ifade etti. Daha fazlasını oku…