İçeriğe geç

İHAM’ın Fernandes v. Portekiz kararının özet çevirisi: “İstinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesinin beraat kararına etki eden delilleri dikkate almadan mahkumiyet kararı vermesi, adil yargılanma hakkı ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 27 Şubat 2020 tarihli kararında bir iş insanıyla yaptığı görüşmeyi kayda alan başvurucuya hapis cezası verilmesiyle ilgili başvuruda başvurucunun istinaf mahkemesi aşamasında adil yargılanmadığına karar verdi.

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan, Tuğçe Bozkurt tarafından yapılan basın özeti çevirisinde aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Gaughran v. Birleşik Krallık kararının özet çevirisi: “Alkollü halde araç kullanan kişinin DNA’sının, parmak izinin ve fotoğrafının belirsiz süreli muhafaza edilmesi, özel hayatın ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 13 Şubat’ta verdiği kararda alkollü halde araç kullanmakla suçlanan kişinin DNA’sının, parmak izlerinin ve fotoğrafının belirsiz süreli olarak muhafaza edilmesinin Sözleşme’nin 8.maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.

Mahkeme, verilerin elde tutulma süresinin kararlaştırılmış olup olmamasının değil, bazı güvencelerin bulunmadığının altını çizmiştir. Başvurucunun davasında, kişisel verilerinin, suçunun mahiyeti, süresiz olarak tutulmasının gerekliliği ve yeterli bir inceleme sebebi olup olmadığı dikkate alınmaksızın süresiz olarak saklanmıştır. Kullanılan teknolojinin, bu davada yerel mahkemeler tarafından değerlendirilenden daha karmaşık ve gelişmiş olduğu görülmüştür. Mahkeme, özellikle fotoğrafların depolanması ve analiziyle ilgili olarak, başvurucunun verilerinin saklanmasının, kamu yararı ve özel yarar arasında adil bir denge kuramadığını tespit etmiştir.

Kararın tamamını buradan, Ezgi Korkmaz tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Gaughran v. Birleşik Krallık, Başvuru Numarası 45245/15, Karar tarihi: 13.02.2020

Başvuruya konu olaylar

Başvurucu Fergus Gaughran, 1972 doğumlu bir İngiliz vatandaşıdır ve Newry’de (Kuzey İrlanda/Birleşik Krallık) yaşamaktadır. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın İsmayilova v. Azerbaycan (no. 2) kararının özet çevirisi: “Gazeteci başvurucunun yolsuzluk haberlerinden sonra yetkililerce suçlu ilan edilerek tutuklanması, susturma ve cezalandırma amaçlıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 27 Şubat 2020 tarihinde verdiği İsmayilova v. Azerbaycan (no. 2) kararında, Azerbaycan’daki yolsuzluğu ortaya çıkartan haberlerinden sonra tehdit edilen araştırmacı gazeteci İsmayilova’nın daha sonra baskı altında verilen yalan bir beyan olduğu anlaşılan ‘eski iş arkadaşını intihara teşvik etme suçu’ndan tutuklanması, tutuk halinin gerekçesiz bir şekilde devam ettirilmesi ve bu durumun ortaya çıkmasının ardından asılsız bazı finansal suçlamalarla suçlanmasını özgürlük ve güvenlik hakkına aykırı buldu.

Mahkeme ayrıca Savcılık tarafından başvurucuyla ilgili yayımlanan açıklamada başvurucunun suçlu olduğu izleniminin yaratılmış olmasını, masumiyet karinesine aykırı gördü. 

Yine Mahkeme, Azerbaycan’da gazetecilere, hak savunucularına, sivil topluma ve muhaliflere yönelik sistematik hale gelen tutuklama furyasının bu başvuruda da görüldüğünü belirterek, muhalif bir araştırmacı gazeteci olan başvurucunun susturma ve cezalandırma amacıyla tutuklandığına karar verdi. Bu, Mahkeme’nin milletvekilleri, insan hakları savunucuları ve avukatlardan sonra, gazetecilerle ilgili verdiği ilk 18. madde ihlali.

Kararın tamamını buradan, avukat Benan Molu tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Daha fazlasını oku…

Şubat 2020 – AYM Kararları Bülteni

Merhaba,

Şubat ayı içerisinde Anayasa Mahkemesi tarafından yayımlanan önemli bazı kararların yer aldığı bülten yayında.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ibrahimov ve Mammadov v. Azerbaycan kararının özet çevirisi: “Eski cumhurbaşkanının heykeline grafiti yapan gençlerin darp edilerek tutuklanması, 3., 5., 10. ve 18. maddeye aykırıdır.”

İbrahimov ve Mammadov v. Azerbaycan (başvuru numaraları 63571/16, 2890/17, 39541/17, 74143/16, 2883/17, 39527/17) davası, iki başvurucunun uyuşturucu isnatlarıyla tutuklanmaları ve yargılanmalarına ilişkindir, başvurucular suç isnadının yanlış olduğunu ve yetkililerin müdahalelerinin esas sebebinin eski cumhurbaşkanının heykeli üzerine politik bir grafiti çizmeleri olduğunu iddia etmektedir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 11 Şubat 2020 tarihli kararıyla, oybirliğiyle:

polisin başvuruculara kötü muamelede bulunması ve etkili soruşturma yapılmaması sebebiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3. Maddesinin (insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ihlal edildiğine,

başvurucuların suç işlediğini gösteren ilişkin makul bir şüphe bulunmaması sebebiyle Madde 5/1’in (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine,

yerel mahkemelerin başvurucuları keyfi tutuklamaya karşı korumaması ve başvurucuların uzun tutuklulukları sebebiyle Madde 5/4’ün (tutukluluğun hukuka uygunluğu) ihlal edildiğine,

başvurucuların gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarının esas sebebinin politik bir grafiti çizmeleri olması sebebiyle 5. Maddeyle bağlantılı 18. Maddenin (Sözleşme’deki kısıtlamaların uygunsuz kullanımı) ihlal edildiğine ve 10. Maddenin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme özel olarak, Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi ve Birleşmiş Milletler raporlarının da dahil olduğu delillere dayanarak, başvurucuların inandırıcı kötü muamele iddialarında bulunduklarını ve Hükümet’in bu iddiaların aksini ispat edemediğini tespit etmiştir. Mahkeme ayrıca keyfi gözaltı ve tutuklamaya ilişkin yerel mahkemelerin sistematik sorunları için yapmış olduğu önceki tarihli tespitlerini işbu dava için de uygulamıştır.

Bağlamsal unsurlar dikkate alındığında, yargılamadaki eksiklikler ve polislerin faaliyetlerinin zamanlamasından açıkça anlaşıldığı üzere, başvurucuların gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanması ardında yatan esas amaç başvurucuların politik sloganlar içeren bir grafiti çizmeleri olduğu anlaşılmaktadır.

Başvurucuların ifade özgürlüğüne netice itibariyle yapılan müdahale “ağır şekilde keyfi ve hukukun üstünlüğü ilkesi ile bağdaşmaz haldedir” ve söz konusu ilke Sözleşme’ye içkin durumdadır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Kruglov v. Rusya kararının çevirisi: “Avukatların ev ve ofislerinin aranması sırasında mesleki gizlilik kapsamındaki cihaz ve belgelerine el konulması, özel hayatın ve mülkiyet hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 4 Şubat 2020 tarihli Kruglov ve diğerleri v. Rusya kararında avukat ve hukuki danışman olan başvurucuların evlerinin ve işyerlerinin aranmasının ek usuli güvenceler olmaksızın mahkeme kararına dayanması ve bundan dolayı mesleki gizlilik kapsamındaki cihaz ve belgelerine el koyulmasının Sözleşme’nin 8.maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.maddesi anlamında bir ihlal teşkil ettiğine karar vermiştir.

Kararı buradan okuyabilirsiniz. Rumeysa Budak, kararın tamamını çevirdi.

Kruglov ve diğerleri v. Rusya, Başvuru no. 11264/04 ve diğer 15 başvuru, Karar tarihi: 04.01.2020. Çeviriyi de buradan okuyabilirsiniz. 

 

FORUM – Av. Esin Bozovalı – Sınırda İnsan Hakları: Yunanistan ve Türkiye’nin Sorumluluklarına Dair Bir Değerlendirme

 Av. Esin Bozovalı, İstanbul Barosu

afp

27 Şubat 2020 gecesinden beri Türkiye’nin sınırlarında yaşananları dehşet içerisinde takip ediyoruz. Siyasi kararların ortaya çıkardığı telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabilecek olan bu olayların karşısında Yunanistan’ın ve Türkiye’nin batı sınırında yaşanan düzensiz göç hareketliliğine ilişkin insan hakları ve sığınma hukuku açısından sorumluluklarını hatırlatmak zorunluluğu doğmuştur.

Daha fazlasını oku…

FORUM – Av. Polat Yamaner – Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı: Spor Tahkim Yargılamalarında Yapısal Adil Yargılanma Kriterlerine İlişkin Karşılaştırmalı Notlar

Av. Polat Yamaner

İstanbul Barosu

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (“İHAM” ya da “Mahkeme”) dört futbolcu ve bir hakemin Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Tahkim Kurulu önündeki yargılama süreçlerine ilişkin şikâyetlerini içeren Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye başvurusunu 28 Ocak 2020 tarihinde karara bağlamıştır. İHAM, Tahkim Kurulu’nun yapısal eksiklikleri sebebiyle bağımsız ve tarafsız olmadığına ve bu sebeple İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (“İHAS” ya da “Sözleşme”) 6. Maddesinin ilk fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş ve TFF uyuşmazlık çözüm sisteminin kurumsal anlamda yeniden yapılandırılması yönünde çağrıda bulunmuştur.

Söz konusu karar Türkiye’de bulunan futbol uyuşmazlık çözüm mekanizmasıyla ilgili olmakla birlikte, aynı zamanda geniş anlamıyla spor tahkim yargılamalarının yapısı ve yönetimine ilişkin önemli tespitler içermektedir. Bu anlamda kararın, Türkiye ile ilgili tespitlerin ötesine geçerek, spor hukukunda adil yargılanma hakkı rejiminin ne şekilde oluşturulup yönetileceğine ilişkin sistemik bir önemi bulunduğu söylenmelidir. Bu rejim kapsamında, kararın diğer Avrupa Konseyi üye Devletleri üzerinde etki doğuracağını öngörmek güç değildir; nitekim Birleşik Krallık temelli Manchester City Futbol Kulübü’nün, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (“UEFA”) ile yaşadığı uyuşmazlığı Spor Tahkim Mahkemesi’ne (“CAS”) götürürken bu karardan faydalanabileceği şimdiden tartışılmaya başlanmıştır. Daha fazlasını oku…

FORUM – İdil Özcan – Türkiye ve AİHM Kararlarının Uygulanmaması Sorunu

İdil Özcan

European Implementation Network

Son zamanlarda Türkiye ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (‘AİHM’) konusunda çok fazla tartışma yaşandı. İlk olarak 28 Ocak 2020’de ilk derece ceza mahkemesinin Osman Kavala’yı tahliye etmediği kararı çıktı. Mahkeme bu kararını, bir hak ihlali tespit eden ve Kavala’nın derhal tahliye edilmesi çağrısında bulunan AİHM kararının henüz kesinleşmemiş olduğu gerekçesine dayandırmıştı. 18 Şubat 2020’de Kavala ve diğer insan hakları savunucuları tüm suçlardan beraat etti. Fakat Kavala tahliye edildiğinde cezaevi dışında bekleyen polis memurları tarafından gözaltına alındı. Bir gün sonra, bu sefer farklı suçlamalarla tekrar tutuklandı. Aynı şey Selahattin Demirtaş’ın da başına gelmişti: ilk derece mahkemesi AİHM’de Büyük Daire önündeki dosyasında tahliye edilmesine karar vermiş, ancak Demirtaş farklı bir soruşturma dosyasındaki yeni suçlamalarla tekrar tutuklanmıştı. Bunlar her iki davada da AİHM kararlarını dolanmak için yapılmış ‘manevralardı’.[1]

Aynı tarihlerde AİHM tarafından yayımlanan istatistiklerde Türkiye ‘üst sıralarda’ yer aldı. 1959-2019 arası dönem için Türkiye, AİHM’in hakkında en fazla karar verdiği ülke oldu. Toplam karar sayısının 3645 gibi çarpıcı bir sayı olmasının yanı sıra, bu kararlardan %88,5’inde en azından bir maddenin ihlal edildiği tespit edilmişti.[2] Yalnızca 2019 yılı bakımından, verilen bütün kararlar içinde Türkiye 113 karar ile Rusya’dan (198 karar) sonra ikinci sıradaydı. En azından bir maddenin ihlal edildiği kararlar açısından ise Türkiye, Rusya (186 karar) ve Ukrayna’dan (109 karar) sonra üçüncü sırada yer aldı.[3] Daha fazlasını oku…

Ocak 2020 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Ocak ayı içinde çıkan 9’u Türkiye’ye karşı 17 İHAM kararının özet çevirilerinin yer aldığı bülten yayında. Bu çevirileri, Serde Atalay, İdil Özcan, İlkay Nadir, Gözde Gurbet Engin, Polat Yamaner, Muhammed Canpolat, Esin Bozovalı ile birlikte yaptık. 

Ocak ayında çıkan Anayasa Mahkemesi kararları bültenini de buradan okuyabilirsiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere. 

Daha fazlasını oku…