İçeriğe geç

İHAM’ın Adana TAYAD v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Yeterli delil ve gerekçe gösterilmeden üye ve yöneticilerinin örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla bir derneğin kapatılması, dernek kurma özgürlüğünün ihlalidir.”

by 30/07/2020

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 21 Temmuz 2020 tarihli Adana TAYAD v. Türkiye kararında TAYAD’ın Adana şubesinin bazı yöneticilerinin yasadışı eylemlerde bulunduğu iddiasıyla bu davalarda henüz kesinleşen bir yargı kararı olmamasına rağmen yetkililer tarafından kapatılmasının 11. maddede düzenlenen örgütlenme ve dernek kurma özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir.

Mahkeme, bir derneğin feshedilmesinin üyeleri üzerinde önemli sonuçlara yol açan çok ağır bir tedbir olduğunu ve sadece çok ciddi bir durumda böyle bir tedbire başvurulması gerektiğini vurgulamıştır. Sözleşme’nin 11. maddesi altında devletler, böyle bir tedbire neden başvurduklarını gösteren meşru sebeplerini ortaya koyma yükümlülüğü altındadır. Mahkeme, özellikle dernek kurma özgürlüğünün özüne dokunan bir müdahale olarak derneğin feshedilmesini meşru kılacak gerekçelerin varlığının gösterilmediğini belirtmiştir. Bu nedenle Mahkeme, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını söyleyerek 11. maddenin ihlaline karar vermiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Basın özeti çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Adana TAYAD v. Türkiye, Başvuru no. 59835/10, Karar tarihi: 21.07.2020

Başvuru konusu olaylar

Başvurucu, Adana TAYAD olarak bilinen Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’dir. Derneğin amacı, tutuklu ve hükümlü kişilerin ailelerine yardım etmek ve onlara destek sunmaktır.

18 Ocak 2008 tarihinde Adana İl Emniyet Müdürlüğü, Adana TAYAD’a teslim edilmek üzere üç ya da dört gün boyunca Abdullah Öcalan’a destek olmak amacıyla imza toplandığına dair gizli bir bilgi öğrenmiştir. Bu bilgiyi doğrulamak için Dernek binalarında yetkililer tarafından bir arama yapılmıştır.

Adana Valiliği’nin de onayıyla 31 Ocak 2008 tarihinde kurulan bir komisyon, 21 Nisan – 13 Mayıs 2008 tarihleri arasında dernek faaliyetlerini denetlemiştir. Komisyon, derneğin gelirlerine ilişkin orijinal ya da fotokopi olarak herhangi bir belge sunamadığını ve 24 Aralık 2006 tarihli genel kurul toplantısına katılan kişilerin imzalarıyla 8 Temmuz 2007 tarihli kurul toplantısına katılan kişilerin imzaları karşılaştırıldığında, bu imzalar arasında farklılıklar olduğunu belirtmiştir.

Daha önce 7 Nisan 2006 tarihinde, derneğin yönetim kurulu üyeleri hakkında Dernekler Kanunu’na aykırılıktan dava açılmıştır. 10 Nisan 2006 tarihinde ceza mahkemesi, bu nedenle altı ay hapis cezası vermiş, bu ceza para cezasına çevrilmiştir. Bu karar, 27 Mart 2012 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıştır.

Dernekte yapılan aramanın ardından derneğin bazı yöneticileri hakkında örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla ağır ceza mahkemeleri önünde davalar açılmıştır. 31 Mart 2009 tarihinde bu kişiler iki yıl hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. 19 Kasım 2012 tarihinde Yargıtay bu kararı, 6352 sayılı Yasa’da 5 Temmuz 2012 tarihinde yapılan değişiklik nedeniyle bozmuştur. Yeniden yargılamanın ardından 24 Ekim 2013 tarihinde mahkeme, verilen hapis cezalarının ertelenmesine karar vermiştir.

12 Ağustos 2008 tarihinde Adana savcılığı, derneğin kapatılması için iddianame hazırlamıştır. 17 Eylül 2009 tarihinde mahkeme, derneğin kapatılmasına karar vermiştir. Mahkeme, derneğin artık tüzüğünde tanımlanan amaçlarla uyumlu faaliyetlerde bulunmadığını, yasadışı terör örgütlerinin propagandasını yaptıklarını ve bunun bir sonucu olarak, amaçlarının ve varlığının Medeni Kanun’un 89. maddesi uyarınca ‘kanuna ve ahlaka aykırı hale geldiği’ni belirtmiştir.

TAYAD’ın 7 Ekim 2009 tarihli temyiz başvurusu, 3 Aralık 2009 tarihinde reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

Başvurucunun ihlal iddiaları

Başvurucu, yetkililer tarafından derneğin kapatılmasının Sözleşme’nin 11. maddesinde düzenlenen örgütlenme ve dernek kurma özgürlüğüne aykırı olduğunu iddia etmiştir.

Başvuru, 20 Eylül 2010 tarihinde yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

11. Madde

Mahkeme, yerel mahkemenin başvurucu derneği feshedip bir dernek olarak herhangi bir faaliyette bulunmasını engelleyerek derneğin varlığını sona erdirdiğini kaydetmektedir. Bu tedbir, Sözleşme’nin 11. maddesi altında dernek kurma özgürlüğüne müdahale noktasına ulaşmaktadır. Bu müdahale, Medeni Kanun’un 89. maddesinde düzenlenmiş, yani yasa ile öngörülmektedir ve düzenin bozulmaması meşru amacını taşımaktadır. Mahkeme için bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığına karar vermek kalmıştır.

Derneğin feshi süreci, Adana savcılığının talebi üzerine başlamıştır. Mahkeme bu talebi kabul etmiş ve derneği feshetmiştir.

İHAM, yerel mahkemenin derneğin feshi kararına baktığında, bu kararın Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31 Mart 2009 tarihli ve kesinleşmeyen kararına, dava dosyasında bulunan bilgiye ve derneğin bazı yöneticilerine para cezası verilen karara dayandığını gözlemlemiştir.

Mahkeme, Adana savcılığı tarafından derneğin bazı üyeleri ve yöneticilerine yöneltilen suçların ciddiyetinin farkındadır. Ancak Mahkeme’nin görüşüne göre, yerel mahkemeler, derneğin bazı üyeleriyle ilgili ceza mahkemeleri tarafından verilen özellikle de henüz kesinleşmeyen kararlara dair bağımsız bir değerlendirme yapmalıydı.

Mahkeme, bir derneğin kapatılmasının üyeleri üzerinde önemli sonuçlara yol açan çok ağır bir tedbir olduğunu ve sadece çok ciddi bir durumda böyle bir tedbire başvurulması gerektiğini vurgulamıştır. Sözleşme’nin 11. maddesi altında devletler, böyle bir tedbire neden başvurduklarını gösteren meşru sebeplerini ortaya koyma yükümlülüğü altındadır. Mahkeme’ye göre, derneğin feshedilmesine yönelik kararda dayanılan bulguların kendisi terörizme teşvik anlamına gelmemektedir. Söz konusu davada örgüt propagandası yapma noktasına ulaştığı söylenebilecek tek hareket, Sope Roje gazetesinin dağıtımıdır ki kararda bu gazetenin içeriğinin nasıl terörizme teşvik ettiği ikna edici bir şekilde açıklanmamıştır.

Mahkeme bu nedenle derneğin feshi kararının kabul edilebilir ve ikna edici gerekçelere dayanmadığına karar vermiştir. Bu, başvurucu dernek ve üyeleri üzerinde ve ayrıca genel olarak, insan hakları örgütleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratmaktadır.

Son olarak, bu iddiaların ispatlandığı varsayılsa bile Mahkeme, yerel mahkemelerin daha az katı bir tedbire başvurmayı düşünmediklerini ve Hükümet’in derneğin kapatılmasının yetkililerin amaçlarını sağlamaya elverişli tek seçenek olduğunu gösterecek yeterli delil sunmadığını gözlemlemiştir.

Yerel mahkemelerin dernek kurma özgürlüğünün özünü zedeleyen derneğin feshedilmesi kararı için ikna edici gerekçeler ortaya koymaması, yerel mahkemelerin bu tedbiri haklılaştırma yükümlülüğünü kaldırmamaktadır. Bu sebeplerle Mahkeme, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına ve Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar sadece Fransızca’dır.

 

From → İnsan hakları

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: