Skip to content

Global Review of Constitutional Law – 2016 kitabının Türkiye bölümü ayrı şekilde yayınlandı

Boston College’e bağlı The Clough Center for the Study of Constitutional Democracy tarafından, 2016 yılında dünyada yaşanan anayasal gelişmelerin derlendiği elektronik kitabın Türkiye bölümünü yazmış ve kitap yayınlandığında burada duyurmuştum.

Yukarıdaki linke tıkladıysanız görmüşsünüzdür ki sadece Türkiye bölümünü okumak için dahi bütün kitabı PDF formatında indirmeniz gerekiyordu ve istediğiniz ülkeyi bulmak oldukça zordu. Alanında bir ilk olan bu kitabın toplu yayınının ardından, büyük olasılıkla bu sorunlar nedeniyle, ülke raporları teker teker yayınlanmaya başladı. Sonunda kitabın Türkiye bölümü de geçen gün ayrıca yayınlandı. 2018’e girerken biraz geriye bakmak ve 2016 yılında Türkiye’de yaşanan anayasal gelişmeleri okumak isterseniz rapora buradaki linkten ulaşabilirsiniz. (2017 raporu da yılbaşından hemen sonra yazılmaya başlanacak ve muhtemelen yaz aylarında yayınlanacak.)

İyi okumalar.

İHAM’ın Işıkırık v. Türkiye Kararının Özet Çevirisi: TCK’nin 220/6 Maddesi Öngörülebilir Değil

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 14 Kasım 2017 tarihinde Türkiye’de Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220. maddesinin 6. fıkrası altında ‘örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği’ iddiasıyla yargılanan ve hapis cezasına mahkum edilen kişiler için çok önemli bir karara imza attı. İngilizce yazılan ve tamamını buradan okuyabileceğiniz ve aşağıda detaylı olarak anlatılacağı üzere, cenazeye katılan ve burada zafer işareti yaparak slogan atan bir kişiye 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiği kararda İHAM, TCK’nin 220. maddesinin 6. fıkrasının lafzının ve yerel mahkemeler tarafından yorumlanıp uygulanış biçiminin çok geniş olduğuna, bu nedenle öngörülebilir olmadığına ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi.

İHAM, daha önce benzer bir değerlendirmeyi Taner Akçam v. Türkiye kararında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi için yapmıştı. 2 Aralık 2014 tarihinde ise Güler ve Uğur v. Türkiye kararında, PKK gerillaları için düzenlenen mevlüde katıldıkları iddiasıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza alan başvuruculara verilen cezanın din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verirken, ilk kez, bu başvuru bağlamında Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) terör örgütü propagandası suçunu düzenleyen 7/2 maddesinin uygulanış biçiminin yeterince öngörülebilir olmadığı için kanun niteliğini haiz olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu.

Son yıllarda artan sayıda kişi başka bir delil olmaksızın sadece basın açıklamasına, eyleme ya da cenazeye katıldığı için TCK’nin 220/6. ve 314. maddesinden ya da TMK’nin 7/2 maddesinden yargılanıp hapis cezası aldığı için, bu kararın çevirisini özet olarak paylaşmak istedik.

Daha fazlasını oku…

Adil Yargılanma Hakkı ve Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi İhlali: Navalnyye v. Rusya Kararının Özet Çevirisi

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 17 Ekim 2017 tarihinde yayımladığı Navalnyye v. Rusya kararında; ünlü bir Rus politik aktivist, muhalif lider, yolsuzluk karşıtı kampanya önderi ve blog yazarı ile girişimci olan iki kardeşin yürütülen yolsuzluk karşıtı kampanya sırasında çalıştığı şirketteki bir müşterinin şikayeti üzerine dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarını işledikleri şüphesiyle Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri dayanak gösterilerek başlatılan soruşturma kapsamında 3.5 yıl hapis cezası ve para cezası ile cezalandırılmalarının Sözleşme’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ve Sözleşme’nin 7. maddesinde düzenlenen kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini ihlal ettiğine karar verdi.  Yolsuzluk karşıtı kampanya yürüttüğü için daha önce ve sonra Rusya Devleti’nin hedefi haline gelen ilk başvurucunun bu cezaların Sözleşmesi’nin 18. maddesine aykırı olarak politik ve kamusal faaliyetlerini baltalamaya yönelik olduğunu öne sürerek 6. ve 7. maddeyle bağlantılı olarak 18. maddenin de ihlal edildiği iddiasını ise Mahkeme kabul edilemez buldu.

Bu karar, Mahkeme’nin İHAS’ın 6., 7. ve bu maddelerle bağlantılı olarak 18. maddeyi ele alışı bakımından önemli bir karar. Navalnyye kararından birkaç hafta sonra benzer ihlal iddialarını içeren Mammadov v. Azerbaycan (no. 2) kararı da çıktı. Mahkeme bir süredir Türkiye’den Türk Ceza Kanunu’nun 220. ve 314. maddeleri ile Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinden hapis cezası alan bazı başvurucular adına yapılan başvurularda da Sözleşme’nin 6. ve 7. maddeleri altında Hükümet’ten savunma istiyor. Önümüzdeki günlerde ve yıllarda belli ki 6., 7. ve 18. maddeyi çok sık göreceğiz. O yüzden bu kararı özet şeklinde de olsa çevirmek istedik.

Aşağıda kararın stajyer avukat Serde Atalay tarafından yapılan özet çevirisini bulacaksınız. Kararın İngilizce yazılan ve 18. maddenin 6. ve 7. maddeyle bağlantılı olarak uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin önemli muhalefet şerhleri içeren orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz. Bu özenli ve önemli çevirisi için Serde’ye bir kez daha teşekkür ederim.

Daha fazlasını oku…

İHAM Kararlarının İcrası ve Davaların Kayıttan Düşürülerek Bakanlar Komitesi’ne Gönderilmesi: Burmych ve Diğerleri v. Ukrayna Kararının Özet Çevirisi

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 12 Ekim 2017 tarihinde yayımladığı Burmych ve Diğerleri v. Ukrayna Büyük Daire kararıyla;

  • yediye karşı on oyla, Mahkeme önünde, 15 Ekim 2009 tarihinde verilen İvanov v. Ukrayna pilot kararında belirlenen yükümlülüklerle ilgili bekleyen yeni 12.143 başvurunun birleştirilmesine,
  • yediye karşı on oyla, birleştirilen bu başvuruların İHAS’ın 37. maddesi uyarınca esaslarına girilmeksizin kayıttan düşürülerek İHAM kararlarının icrasını denetleyen organ olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderilmesine karar verdi.

İHAM tarafından ilk kez verilen bu karar, bireysel başvuru hakkının özü, Mahkeme’nin artan iş yüküne karşı geliştirdiği yeni yöntemler, Sözleşme sistemine etkileri ve taraf Devletlerin İHAM kararlarını uygulama yükümlülüklerine ilişkin yeni soruları beraberinde getiriyor. Bütün bu soru(n)ların cevaplarını yaşayıp göreceğiz ama öncesinde kararı özet olarak çevirmek istedik.

Aşağıda kararın stajyer avukat Serde Atalay tarafından yapılan özet çevirisini bulacaksınız. Kararın İngilizce yazılan ve önemli muhalefet şerhleri içeren orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz. Bu özenli ve önemli çevirisi için Serde’ye bir kez daha teşekkür ederim.

Daha fazlasını oku…

Ekim ve Kasım 2017 – AYM Kararları Bülteni

Merhaba,

Ekim ve Kasım 2017’de Resmi Gazete’de yayımlanan önemli bazı Anayasa Mahkemesi kararlarının yer aldığı bülten aşağıda. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarını önümüzdeki günlerde ayrı bir bültende yayımlayabilmeyi umuyorum.

Ağustos 2015’ten bu yana çıkan bültenlere buradan ulaşabilirsiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

Doğa ve Hukuk Konferansı 30 Kasım Perşembe günü Bahçeşehir Üniversitesi’nde

Gelecek hafta Perşembe günü benim de düzenleyicileri ve konuşmacıları arasında olduğum bir konferans gerçekleşecek: Doğa ve Hukuk Konferansı. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Raoul Wallenberg Enstitüsü ve Yeşil Düşünce Derneği’nin ortak şekilde düzenlediği etkinlikte “ekolojik krizin her gün daha fazla hissedildiği bugünlerde hukukun rolü ne olmalı?”, “uluslararası kurumların ve anayasa mahkemelerinin doğaya ve çevre hakkına bakış açısı ne?” ve “doğanın, çevrenin ve kentlerin hukuk tarafından ne kadar korunabildiği?” sorularına cevaplar aranacak.

Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş (Güney) Kampüsü’nde düzenlenecek bu ücretsiz konferansa kayıt için burayı ziyaret etmek gerekiyor. Programın da yer aldığı afiş aşağıda. Daha fazlasını oku…

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin bireysel başvuru projesi yayına başladı

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin anayasa yargısı alanındaki çalışmalara güncel katkı ve geri bildirim sunmayı amaçlayan ve özellikle Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru içtihadını saptanan lider kararlar temelinde tarayan ve analiz eden sistematik çalışması “Anayasa Takip” web sayfası yakın zamanda buradan yayına başladı. Ülkemizdeki önemli bir boşluğu dolduran web sayfası hem akademisyenler hem de uygulayıcılar için son derece değerli bilgiler barındırıyor.
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun etkilerini sınamayı hedefleyen bu TÜBİTAK 1001 projesine ilişkin araştırma forumu konferansı, 24 Kasım 2017 Cuma günü düzenlenecek.
“Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Yolunun Anayasal Yoruma, Uluslararası İnsan Hakları Hukuku Yorumuna ve Yargı Sistemine Etkileri Araştırma Forumu” başlığı altında yapılacak etkinlik Koç Üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü Kurucular Salonu’nda gerçekleşecek. Yabancı konuşmacıların da kendi ülkelerindeki bireysel başvuru sistemlerini değerlendireceği konferansın ayrıntılı programına ulaşmak için aşağıdaki görsele tıklamanız yeterli.

Daha fazlasını oku…

Almanya Anayasa Mahkemesi: Muhalefetin sorularını cevaplamayan Hükûmet Anayasa’yı ihlal etti

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, dün verdiği kararda, hükûmetin parlamentoda sorulan soruları cevaplamamasını, soruların sahibi Yeşiller/Birlik ’90 parti grubuna ve genel olarak da Parlamento’ya karşı işlenen bir hak ihlâli olarak kabul etti. Karlsruhe Mahkemesi’ne göre parlamentonun denetim araçlarından biri olan soruların cevaplanmaması veya nedeni açıklanmadan eksik açıklanması Federal Almanya Temel Yasası’nın 38(1) maddesinin ikinci cümlesini ve 20(2) maddesinin ikinci cümlesini ihlal etmekte.

Mahkeme’nin ilgili karara ilişkin açıklaması şu şekilde:

Daha fazlasını oku…

Almanya Anayasa Mahkemesi: Medenî Durum Kanunu’nda üçüncü bir cinsiyet seçeneği olmalı

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, bugün verdiği bir kararla kimlik belgelerinde “kadın” ve “erkek” dışında, üçüncü bir cinsiyetin yazılamamasını hak ihlali saydı ve Alman Parlamentosu’na gelecek senenin sonuna kadar bir düzenleme yapma emri verdi.

Doğum belgesindeki “kadın” ifadesini “inter” veya “farklı” şeklinde değiştirmek isteyen başvurucunun talebi, kanunda doğum sonrasında “kadın” veya “erkek” yazılmasından başka bir seçenek olmadığı, bunun dışında yalnızca -mümkün olduğu hallerde- bu kısmın boş bırakılabileceği gerekçesiyle reddedilmişti. Bu karara karşı yerel mahkemelerde verdiği mücadele başarısızlıkla sonuçlanan başvurucu Federal Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu.

Mahkeme’nin kararına ilişkin açıklaması şu şekilde: Daha fazlasını oku…

Hollanda’da gözetleme kanunu referanduma gidiyor

Hollanda Seçim Konseyi, tartışmalı bir gözetleme kanunu ile ilgili olarak gelecek sene bir referandum yapılacağını duyurdu.

Gözetleme kanunu, yıllar süren tartışma ve eleştirilerin ardından Haziran ayında kabul edilmişti. Kanunu savunanlar, modern çağda ulusal güvenliğe karşı tehlikeleri önleyebilmek için artırılmış yetkilerin zorunluluk olduğunu iddia ediyor. Düzenlemeye karşı çıkanlarsa kanunun hükûmete, kanunlara uyan vatandaşların hayatlarına da izinsiz şekilde girebilme yetkisi tanıdığı uyarısında bulunuyor.

Konsey, referandum talep eden 384.000 binden fazla vatandaşın imzasının kendisine ulaştığını doğruladı. Hollanda referandum kanununa göre halkoylamasına gidilebilmesi için 300.000 bin imza yeterli. Buna karşın referandum, yalnızca tavsiye niteliği taşıyor ve referandumun herhangi hukuksal bir etkisinin olabilmesi için seçmenlerin en az %30’unun sandık başına gitmesi gerekiyor.

Bazı milletvekilleri, referandumun sonucu ne olursa olsun, henüz yürürlüğe girmemiş olan kanunun korunması gerektiği kanaatinde olduklarını açıkladı. Oylama büyük olasılıkla, gelecek sene 21 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerle birleştirilecek.

 

Kaynak: JURIST