İçeriğe geç

FORUM – Av. Polat Yamaner – Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı: Spor Tahkim Yargılamalarında Yapısal Adil Yargılanma Kriterlerine İlişkin Karşılaştırmalı Notlar

Av. Polat Yamaner

İstanbul Barosu

 

28 Ocak 2020 tarihinde, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (“İHAM” ya da “Mahkeme”) dört futbolcu ve bir hakemin Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Tahkim Kurulu önündeki yargılama süreçlerine ilişkin şikâyetlerini içeren Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye başvurusunu karara bağlamıştır. İHAM, Tahkim Kurulu’nun yapısal eksiklikleri sebebiyle bağımsız ve tarafsız olmadığına ve bu sebeple İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (“İHAS” ya da “Sözleşme”) 6. Maddesinin ilk fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş ve TFF uyuşmazlık çözüm sisteminin kurumsal anlamda yeniden yapılandırılması yönünde çağrıda bulunmuştur.

Söz konusu karar Türkiye’de bulunan futbol uyuşmazlık çözüm mekanizmasıyla ilgili olmakla birlikte, aynı zamanda geniş anlamıyla spor tahkim yargılamalarının yapısı ve yönetimine ilişkin önemli tespitler içermektedir. Bu anlamda kararın Türkiye ile ilgili tespitlerin ötesine geçerek, spor hukukunda adil yargılanma hakkı rejiminin ne şekilde oluşturulup yönetileceğine ilişkin sistemik bir önemi bulunduğu söylenmelidir. Bu rejim kapsamında, kararın diğer Avrupa Konseyi üye Devletleri üzerinde etki doğuracağını öngörmek güç değildir; nitekim Birleşik Krallık temelli Manchester City Futbol Kulübü’nün, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (“UEFA”) ile yaşadığı uyuşmazlığı Spor Tahkim Mahkemesi’ne (“CAS”) götürürken bu karardan faydalanabileceği şimdiden tartışılmaya başlanmıştır. Daha fazlasını oku…

FORUM – İdil Özcan – Türkiye ve AİHM Kararlarının Uygulanmaması Sorunu

İdil Özcan

European Implementation Network

Son zamanlarda Türkiye ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (‘AİHM’) konusunda çok fazla tartışma yaşandı. İlk olarak 28 Ocak 2020’de ilk derece ceza mahkemesinin Osman Kavala’yı tahliye etmediği kararı çıktı. Mahkeme bu kararını, bir hak ihlali tespit eden ve Kavala’nın derhal tahliye edilmesi çağrısında bulunan AİHM kararının henüz kesinleşmemiş olduğu gerekçesine dayandırmıştı. 18 Şubat 2020’de Kavala ve diğer insan hakları savunucuları tüm suçlardan beraat etti. Fakat Kavala tahliye edildiğinde cezaevi dışında bekleyen polis memurları tarafından gözaltına alındı. Bir gün sonra, bu sefer farklı suçlamalarla tekrar tutuklandı. Aynı şey Selahattin Demirtaş’ın da başına gelmişti: ilk derece mahkemesi AİHM’de Büyük Daire önündeki dosyasında tahliye edilmesine karar vermiş, ancak Demirtaş farklı bir soruşturma dosyasındaki yeni suçlamalarla tekrar tutuklanmıştı. Bunlar her iki davada da AİHM kararlarını dolanmak için yapılmış ‘manevralardı’.[1]

Aynı tarihlerde AİHM tarafından yayımlanan istatistiklerde Türkiye ‘üst sıralarda’ yer aldı. 1959-2019 arası dönem için Türkiye, AİHM’in hakkında en fazla karar verdiği ülke oldu. Toplam karar sayısının 3645 gibi çarpıcı bir sayı olmasının yanı sıra, bu kararlardan %88,5’inde en azından bir maddenin ihlal edildiği tespit edilmişti.[2] Yalnızca 2019 yılı bakımından, verilen bütün kararlar içinde Türkiye 113 karar ile Rusya’dan (198 karar) sonra ikinci sıradaydı. En azından bir maddenin ihlal edildiği kararlar açısından ise Türkiye, Rusya (186 karar) ve Ukrayna’dan (109 karar) sonra üçüncü sırada yer aldı.[3] Daha fazlasını oku…

Ocak 2020 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Ocak ayı içinde çıkan 9’u Türkiye’ye karşı 17 İHAM kararının özet çevirilerinin yer aldığı bülten yayında. Bu çevirileri, Serde Atalay, İdil Özcan, İlkay Nadir, Gözde Gurbet Engin, Polat Yamaner, Muhammed Canpolat, Esin Bozovalı ile birlikte yaptık. 

Ocak ayında çıkan Anayasa Mahkemesi kararları bültenini de buradan okuyabilirsiniz.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere. 

Daha fazlasını oku…

İHAM Büyük Dairesi’nin Magyar Kétfarkú Kutya Párt v. Macaristan kararı: “Siyasi partiye referandumda geçersiz oy verilmesi çağrısı yapıp çıkarttıkları mobil uygulamayla seçmenlerinden oy pusulalarının fotoğrafını çekmelerini istediği kampanya için para cezası verilmesi, ifade özgürlüğü ihlali.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Büyük Dairesi, 20 Ocak 2020 tarihli kararıyla Macaristan’daki bir siyasi partinin 2016 yılında göçmenlerle ilgili referandum kampanyası kapsamında seçmenlerini geçersiz oy kullanmaya ve çıkarttığı mobil uygulamayla geçersiz oy pusulalarının fotoğrafını çekip sisteme yüklemeye davet etmesi nedeniyle para cezasıyla cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı buldu. 

Kararın tamamını buradan, av. Gözde Gurbet Engin tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Vinks ve Ribicka v. Letonya kararının özet çevirisi: “Sabah saatlerinde özel harekat tarafından yapılan ev baskını ve aramada usuli güvencelerin bulunmaması, 8. madde ihlali”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 30 Ocak 2020 tarihli kararında özel harekat polislerinin sabah saatlerinde ev halkında travma yaratan ve maddi kayıplara yol açan ev baskını ve aramalarda yetkililerini kötüye kullanmalarına karşı usuli güvencelerin olmamasını, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına aykırı buldu.

Kararın tamamını buradan, İdil Özcan tarafından yapılan kapsamlı çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Breyer v. Almanya kararının özet çevirisi: “Yasa değişikliğiyle telekomünikasyon şirketlerine ön ödemeli SİM kart kullanıcılarının kişisel bilgilerini toplama ve saklama yükümlülüğü getirilmesi, kişisel verilerin korunması hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 30 Ocak 2020 tarihli kararında telekomünikasyon şirketlerinin ön ödemeli SİM kart kullanıcılarının kişisel verilerini toplamalarına izin veren düzenlemenin Sözleşme’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına aykırı olmadığına karar verdi.

Mahkeme, ön ödemeli SİM kart kullanıcılarının isimlerinin ve adreslerinin toplanmasının haklarına sınırlı bir müdahale teşkil ettiğini, ilgili kanunun, yetkililerin veri taleplerine karşı denetleme yapabilecek bağımsız organlar ve gerektiğinde hukuki başvuru yolları gibi ek bazı güvenceler sağladığını  ve Almanya’nın söz konusu kanunu uygularken takdir yetkisinin sınırlarını aşmadığını söylemiştir. Bu nedenle başvurucuların kişisel verilerinin toplanmasında bir ihlal görmemiştir. 

Kararın tamamını buradan, Muhammed Canpolat tarafından yapılan özet çevirisini ise aşağıdan okuyabilirsiniz.

Breyer v. Almanya, Başvuru No: 50001/12, Karar Tarihi: 30.01.2020

Daha fazlasını oku…

FORUM – Av. Benan Molu – Kavala Başvurusu: İHAM’ın 18. Madde İhlalinin ve “Derhal Tahliye” Kararının Anlamı

Av. Benan Molu

İstanbul Barosu

Bu hafta, insan hakları savunucuları ve Türkiye’deki sivil toplum hareketi için çok önemli bir hafta. Yarın aralarında savcının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istediği Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı’nın da olduğu insan hakları savunucularının yargılandığı Gezi Parkı davası, 19 Şubat çarşamba günü ise Büyükada davası görülecek. Bu iki duruşmanın da karar duruşması olması bekleniyor.

Türkiye, uzun yıllardır ama özellikle darbe girişiminden sonra insan hakları savunucuları ve sivil toplum hareketi üzerindeki baskıları giderek arttırıyor. Tutuklamalar, yıllar süren davalar, ağır hapis cezası tehdidi – hapis cezaları ve sivil toplumu bu soruşturma ve kovuşturma riski altında, dava takipleri arasında çalışamaz hale getirmeye çalışmak, bu baskının en yaygın yolları.

Bu durum daha önce sayısız ulusal ve uluslararası rapora konu olmuştu ama ilk kez bir uluslararası mahkeme tarafından, Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşunun kurulmasına aracılık eden, insan haklarının korunması ve desteklenmesi için çalışan iş insanı Osman Kavala’nın başvurusunda adı açıkça konulmuş oldu: “Türkiye, insan hakları savunucularını tutuklayarak onları susturmaya ve cezalandırmaya çalışıyor.”

Bilindiği üzere Kavala, Gezi eylemlerini organize ettiği ve finansmanını sağladığı iddiasıyla cebir ve şiddet kullanarak Hükümet’i ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarını işlediği şüphesiyle 18 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alınmış, 1 Kasım 2017 tarihinde tutuklanmıştı. Bu yazının yayımlandığı gün, iki yılı aşkın bir süredir, 837 gündür tutuklu olan Kavala’nın başvurusunda Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal bulunmazken, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM ya da Mahkeme) 10 Aralık 2019 tarihinde son yıllarda Türkiye’ye karşı verilen en güçlü kararlardan biriyle Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkının, ifade özgürlüğünün ve siyasi amaçlı tutuklama yasağının ihlal edildiğine ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS ya da Sözleşme) 46. maddesi uyarınca derhal tahliye edilmesine karar verdi. [1] Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Buturuga v. Romanya kararının özet çevirisi: “Ev içi şiddet ve haberleşmenin gizliliğini ihlal yoluyla siber zorbalık şikayetlerinin cevapsız bırakılması, 3. ve 8. maddedeki pozitif yükümlülüklerin ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 10 Şubat 2020 tarihinde verdiği kararla siber zorbalığı ilk kez ev içi şiddetin bir türü olarak kabul edip, eski eşi tarafından ev içi şiddete ve haberleşmenin gizliliğinin ihlali yoluyla siber zorbalığa maruz kaldığını söyleyerek defalarca şikayette bulunan başvurucunun şikayetlerinin cevapsız ve korumasız bırakılmasını insanlık dışı muamele yasağı ve özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına aykırı buldu, Romanya devletinin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğine karar verdi. 

Söz konusu başvuruda başvurucu, eski eşi tarafından şiddete maruz kaldığını ve eski eşinin Facebook hesabı da dahil olmak üzere, elektronik hesaplarına girdiğini, özel konuşmalarını, belgeleri ve fotoğrafları kopyaladığını söyleyerek defalarca şikayette bulunmuştur. Ancak yerel mahkemeler bu şikayetleri gerektiği gibi dikkate almamış, yazışmaların gizliliğinin ihlali iddiasıyla ev içi şiddet iddiasının bir alakası olmadığını söylemiştir. Mahkeme, özellikle, yerel makamların soruşturma sırasında ev içi şiddeti özel olarak dikkate almadığını, bu yüzden başvurucu tarafından yapılan bu ciddi şikayetlere uygun çözümü sunamadığını tespit etmiştir. 

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan, avukat Benan Molu tarafından yapılan basın özeti çevirisini ise aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ali Rıza ve diğerleri v. Türkiye kararının çevirisi: “Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, tarafsız ve bağımsız değildir. Yapısal bir değişiklik için gerekli tedbirler alınmalıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 28 Ocak 2020 tarihli, futbol uyuşmazlıklarıyla ilgili Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye (başvuru numaraları 30226/10, 17880/11, 17887/11, 17891/11 ve 5506/16) Daire kararında, oybirliğiyle:

Profesyonel bir futbol oyuncusu olan Ömer Rıza ve bir hakem olan Serkan Akal ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin karar veren Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmaması sebebiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) Madde 6/1’in (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bay Rıza’nın uyuşmazlığı futbolcu sözleşmesi ile ilgiliyken, Bay Akal’ınki hakem klasman gerilemesine ilişkindir. Başvurucuların uyuşmazlıklarına ilişkin verilen TFF kararları yargı denetimine kapalıdır.

Mahkeme özel olarak, TFF’nin yürütme organı olan ve neredeyse her zaman için futbol kulüplerinin yöneticilerinden oluşan Yönetim Kurulu’nun, Tahkim Kurulu’nun oluşumu ve işleyişi üzerinde ağır bir etkisi olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca TFF Kanunu, Tahkim Kurulu üyelerini dışsal baskılardan koruyacak uygun güvenceler sunmamaktadır.

Davanın Türkiye’de futbol uyuşmazlık çözümüne ilişkin yapısal bir sorunu açığa çıkardığını tespit eden Mahkeme, 46. Madde (kararların bağlayıcılığı ve yerine getirilmesi) kapsamında Devlet’in Tahkim Kurulu’nun yapısal bağımsızlığına ilişkin tedbirler alması gerektiğini belirtmiştir.

Mahkeme ayrıca üç amatör futbol oyuncusunun başvurusunu, 6. Maddenin söz konusu davalara uygulanamaması sebebiyle kabul edilemez bulmuştur.

Kararın tamamına buradan, avukat Polat Yamaner tarafından çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru numaraları 30226/10, 17880/11, 17887/11, 17891/11 ve 5506/16, Karar tarihi: 28.01.2020

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın J.M.B. ve diğerleri v. Fransa kararının özet çevirisi: “Fransa, kötü cezaevi koşullarını düzeltmeli, önleyici başvuru yollarının etkili şekilde kullanılabilmesini sağlamalı.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 30 Ocak 2020 tarihinde Fransa’ya karşı verdiği kararda Fransa’nın çeşitli cezaevlerinden yapılan 32 başvuruyu incelemiş, çoğu başvuruda mahpusların asgari standart olan 3 metrekarenin altında bir kişisel alana sahip olduğunu, cezaevlerinin aşırı kalabalık  ve koşullarının yetersiz olduğunu, buna karşı mahpusların başvurup hızlı bir sonuç alabilecekleri yolların olmadığını, bu durumun yapısal bir sorun haline geldiğini tespit etmiş ve Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca Fransa’dan cezaevi koşullarını iyileştirmesini istemiştir. 

Kararın tamamına buradan, İlkay Nadir tarafından yapılan çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

J.M.B ve Diğerleri v. Fransa, Başvuru No: 9671/15, 9674/15, 9679/15 ve diğerleri. Karar Tarihi: 30.01.2020

Daha fazlasını oku…