Skip to content

Avrupa Konseyi’nden İnsan Hakları Savunucuları ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Baskılara Karşı Korunması İçin İki Yeni Rapor

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komitesi, 6 Haziran 2018 tarihinde Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerde İnsan Hakları Savunucularının Korunması ve 7 Haziran 2018 tarihinde Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerde Sivil Toplum Kuruluşlarının Faaliyetlerine Uygulanan Yeni Kısıtlamalar başlıklı iki yeni raporu ve tavsiye kararları kabul etti.

12 Aralık 2017 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komitesi, oybirliği ile, avukatların ve avukatlık mesleğinin korunması için hazırlanan taslak raporu da kabul etmişti.

Türkiye’deki mevcut duruma da geniş yer ayrılan raporların özetlerine ve kabul edilen tavsiye kararların çevirilerine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Çevirileri Polat Yamaner hazırladı.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın İmret v. Türkiye ile Bakır ve Diğerleri v. Türkiye Kararlarının Özet Çevirisi: TCK’nin 220/7 Maddesi Öngörülebilir Değil

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 10 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye’de Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220. maddesinin 7. fıkrası altında “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılanan ve hapis cezasına mahkum edilen kişiler için çok önemli iki karar verdi. Bir siyasetçi olarak 10 tane eyleme katıldığı, bu eylemlerde Kürtçe konuşmalar yaptığı, Abdullah Öcalan’a ‘sayın’ dediği için bir kişiye önce 6 yıl 3 ay daha sonra kanun değişikliği ile 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verildiği İmret v. Türkiye kararında ve başvuruculara değişik tarihlerde düzenlenen iki eyleme katıldıkları, MLKP sloganları attıkları, üzerinde ESP ve SGD yazan kıyafetler giydikleri gerekçesiyle 6 yıl 3 ay, 7 yıl 6 ay ve 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği Bakır ve Diğerleri v. Türkiye kararlarında İHAM, TCK’nin 220. maddesinin 7. fıkrasının lafzının ve yerel mahkemeler ve Yargıtay’ın 9. Ceza Dairesi tarafından yorumlanıp uygulanış biçiminin çok geniş olduğuna, bu nedenle öngörülebilir olmadığına ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine hükmetti. Bakır ve Diğerleri kararında ayrıca TMK’nin 7. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen örgüt propagandası yapma suçundan da önemli bir ihlal kararı verildi. İngilizce yazılmış olan her iki kararın tamamına, aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. 

İHAM, daha önce benzer bir değerlendirmeyi Işıkırık v. Türkiye kararında TCK’nin 220. maddesinin 6. fıkrası için yapmış ve cenazeye katılan ve burada zafer işareti yaparak slogan atan bir kişiye 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin öngörülebilir olmadığına karar vermişti. Mahkeme 2 Aralık 2014 tarihinde ise Güler ve Uğur v. Türkiye kararında, öldürülen PKK’liler için düzenlenen mevlüde katıldıkları iddiasıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza alan başvuruculara verilen cezanın din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verirken, ilk kez, bu başvuru bağlamında Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) terör örgütü propagandası suçunu düzenleyen 7/2 maddesinin uygulanış biçiminin yeterince öngörülebilir olmadığı için kanun niteliğini haiz olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu.

Cumhuriyet Gazetesi çalışanları ve yöneticileri ve Büyükada’da toplantı yaptıkları sırada gözaltına alınan insan hakları savunucuları gibi, son yıllarda artan sayıda kişi başka bir delil olmaksızın sadece basın açıklamasına, eyleme ya da cenazeye katıldığı için TCK’nin 220/7. ve 314. maddesinden ya da TMK’nin 7/2 maddesinden yargılanıp hapis cezası aldığı için, bu kararın çevirisini özet olarak paylaşmak istedik. Aşağıdaki çevirileri avukat Ramazan Demir ile birlikte yaptık.

Daha fazlasını oku…

Fransa Anayasa Konseyi: “‘Kardeşlik’ ilkesi çerçevesinde hareket edenler göçmen kaçakçılığıyla suçlanamaz”

“Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sadece Fransa’nın düsturu değil, hukuku da. Aslında, ülkenin en yüksek mahkemesinin kararından sonra artık yargılanmaya karşı bir savunma.

Anayasa Konseyi vermiş olduğu tarihî kararında, göçmenleri yasaya aykırı şekilde ülkeye sokan Fransız bir çiftçinin “kardeşlik ilkesi” çerçevesinde hareket etmesi nedeniyle suçlu olmadığına hükmetti.

Konsey, Anayasa’nın iki yerinde bahsi geçen söz konusu ulusal düsturun, birinin ülkeye yasadışı yollarla girmesini suç haline getiren kanundan üstün olduğuna karar verdi.

Konsey’in kararı, göçmenleri Fransa-İtalya sınırından geçiren ve Güney Fransa’daki Roya Vadisi’ne yönlendiren zeytin üreticisi Cédric Herrou davasıyla ilgili olarak verildi.

Onu Yeraltı Demiryolu organizatörlerine benzeten destekçileri Herrou’yu bir halk kahramanına dönüştürdü. Ancak bir mahkeme geçen yıl onu göçmenlere yardım etmekten 3.000 Avro para cezasına çarptırdı.

Anayasa Konseyi ise Herrou’nun hakları çerçevesinde hareket ettiğine karar verdi. «Kardeşlik ilkesi, ulusal sınırlar içindeki yasallığına bakılmaksızın, insancıl amaçlarla, başkalarına yardım etme özgürlüğünü de içerir» diyen Konsey, aynı savunmanın para karşılığı göçmen kaçakçılığı yapanlar için kullanılamayacağını belirtti. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın M.L. ve W.W. v. Almanya kararının özet çevirisi: Halkın internet arşivindeki haberlere erişim hakkı, başvurucuların ‘unutulma hakkı’ndan üstündür.

İHAM, 28 Haziran 2018 tarihinde yayımladığı M.L. ve W.W. v. Almanya kararında bir oyuncuyu öldürdükleri gerekçesiyle haklarında verilen hapis cezasıyla ilgili Deutschlandradio, Der Spiegel ve Mannheimer Morgen basın kuruluşlarının internet sayfalarında yer alan haberlere internet kullanıcılarının erişiminin engellenmesinin Federal Adalet Mahkemesi tarafından reddedilmesini, başvurucuların Sözleşme’nin 8. maddesi ile korunan özel hayatlarına saygı hakları ile Sözleşme’nin 10. maddesinin koruduğu basın kuruluşlarının ifade özgürlüğü hakkı ve kamunun bilgi alma hakkı arasında adil bir denge kurulduğunda halkın internet arşivindeki haberlere erişim hakkının başvurucuların ‘unutulma hakkı’ndan üstün olduğu gerekçesiyle Sözleşme’ye aykırı bulmadı.

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan, Ayşe Nur Keskiner tarafından yapılan özet çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

Eşcinsel evliliğin olmadığı Bulgaristan’da yabancı bir çiftin evlilikten doğan hakları tanındı

Sofya’da bir idare mahkemesi, evli eşcinsel bir çifte oturma izni verdi ve bundan doğan hakları tanıdı.

Avustralyalı Kristina ve Fransız Mariama, 2016’nın Haziran ayında Fransa’da evlendi. Bu yılın sonunda Kristina’ya, Avrupa Birliği (AB) içinde kişilerin özgürce dolaşma ve yerleşme hakkını düzenleyen 2004/38 / EC sayılı Yönetmeliği çerçevesinde Bulgaristan’da oturma izni verildi. Söz konusu yönetmeliğe göre her AB vatandaşının kendisi ve, Kristina’nın durumunda olduğu gibi eşi bir AB üyesi ülke vatandaşı olmasa dahi, ailesi için AB içerisinde dolaşım özgürlüğü sağlanıyor.

Buna karşın İçişleri Bakanlığı Göçmen Müdürlüğü, Bulgaristan Anayasası’nda eşcinsel evliliğe izin verilmediği için Avustralyalı eşin Bulgaristan’da oturma izni almasını 2017 yılında reddetti. İdare Mahkemesi ise, AB hukukunun bir üye devletin, bu devletin hukuku aynı cinsten kişiler arasında evlilik imkânı sağlamasa dahi, bir Birlik vatandaşıyla evli olan üçüncü ülke vatandaşlarının söz konusu üye devlet toprakları içerisinde yerleşme hakkını reddetmesini engellediğine karar verdi.

Kaynak: Novinite.com

Haziran 2018 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

Haziran 2018’de çıkan 7 Anayasa Mahkemesi ve 12’si Türkiye’ye karşı 19 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu on altıncı bültende İHAM karar çevirilerini Ayşenur Keskiner, İrem Şanlı, Tuğçe Bozkurt, İlkay Nadir ve Deniz Çelikkaya ile birlikte yaptık. Bir karar çevirisini ise Polat Yamaner hazırladı. İki kararı ise önümüzdeki günlerde ayrı bir yazı olarak yayımlayacağız. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

Endonezya Anayasa Mahkemesi milletvekillerine dokunulmazlık sağlayan kanunun en önemli maddelerini iptal etti

Endonezya Anayasa Mahkemesi, Temsilciler Meclisi milletvekillerine adlî soruşturmalara ve halktan gelen eleştirilere karşı dokunulmazlık sağladığı düşünülen 2018 tarihli Yasama Kurumları Kanunu’nun tartışmalı maddelerini oybirliğiyle iptal etti.

Dokuz yargıçlı Mahkeme, Meclis’in eleştirileri cezalandırmak için kullanabileceği 122. maddeyi yürürlükten kaldırdı.

Heyet ayrıca, 245. maddede bahsedilen, kolluk kuvvetlerinin yasa koyucularla ilgili soruşturma başlatması için Meclis’in etik konseyinden izin alma zorunluluğunu da iptal etti.

Yargıç Saldi Isra, kararı açıklarken, “etik konseyinin görevi Meclis’e kalkan olmak değildir” şeklinde konuştu. Daha fazlasını oku…

Güney Kore Anayasa Mahkemesi’nden tarihî karar: “Devlet askerlik hizmetine alternatif seçenekler sunmak zorunda”

Güney Kore Anayasa Mahkemesi hükûmete vicdanî retçiler için zorunlu hizmetin sivil seçeneklerini sunma emri verdi. Böylece Mahkeme, her yıl vicdanî veya dinî nedenlerle askerlik hizmetini reddeden yüzlerce genç erkeğin hapse gitmesini engellemiş oldu.

Tarihî kararda Mahkeme, ülkedeki Askerî Hizmet Kanunu’nun 5. maddesinin, alternatif hizmet seçeneği sunmaması nedeniyle Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verdi. Mahkeme, kanunu değiştirmeleri için hükûmete ve Parlamento’ya bu senenin sonuna kadar zaman tanıdı.

Güney Kore, vicdanî retçi oldukları gerekçesiyle bütün diğer ülkelerden daha fazla şekilde -neredeyse tamamı Yehova Şahidi olan- genç erkekleri yargılıyor ve ülke, farklı bir ulusal hizmet şekli sunmadan vicdanî reddi bir suç olarak kabul eden birkaç ülkeden biri. Uluslararası Af Örgütü, Kore Savaşı’nın sona erdiği 1953’ten bu yana 19.300 Güney Koreli vicdanî retçinin hapse atıldığını belirtiyor.

Mahkeme, 5. maddenin vicdanî retçilerin vicdan özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna vardığı ve 3’e karşı 6 oyla verdiği kararda “devlet sorunun çözümünü artık daha fazla erteleyemez” dedi. Daha fazlasını oku…

Raoul Wallenberg İnsan Hakları Hukuku Güz Okulu, 12-16 Eylül’de İzmir’de. Son başvuru: 20 Temmuz.

indirAylardır üzerinde çalıştığımız insan hakları okulunun duyurusunu yapabildiğimiz için çok mutluyum. Raoul Wallenberg Enstitüsü (RW) ile birlikte Türkiye Anayasası ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler ile Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma ve kabul edilebilirlik kriterlerine ilişkin “İnsan Hakları Hukuku Güz Okulu” düzenleyeceğiz.

Türkiye’de avukatlık mesleğini yürüten avukatlar ve eğitim tarihi itibarıyla stajı başlamış olan stajyer avukatların katılımına açık olan insan hakları okulu, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve güçlendirilmesi ile Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel başvuruların niteliğinin arttırılması amacıyla düzenlenecek. Eğitim, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nde çalışmış uzman hukukçular ile Anayasa Mahkemesi’nde görev yapmakta olan uzman raportörler tarafından verilecek. Katılımları ve destekleri için İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Türkiye bölüm şefi Atilla Nalbant’a, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nde çalışan uzman hukukçu Gökçe Türkyılmaz’a, avukat Tuğçe Duygu Köksal’a, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreter Yardımcısı Murat Azaklı ile Anayasa Mahkemesi uzman raportörlerine ve Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Proje ekibinden Yücel Erduran ve Ezgi Koçak’a çok teşekkür ederiz. 

Güz Okulu iki bölümden oluşacak: Temel hak ve özgürlüklerin konu alınacağı birinci bölüm 12 – 16 Eylül 2018 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilecek. Kabul edilebilirlik kriterleri ile nitelikli bireysel başvuru hazırlama uygulamalarını içeren ikinci bölüm ise Ekim ayında düzenlenecek. Eğitimin sonunda, her iki eğitimi de başarıyla tamamlayan katılımcılarla birlikte İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne bir ziyaret düzenlenmesi planlanmaktadır.

RW İnsan Hakları Hukuku Güz Okulu’nun kontenjanı 20 kişi ile sınırlıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve coğrafi dağılım değerlendirme sürecinde dikkate alınacak kriterler arasındadır. Eğitimlere katılmaya hak kazanan katılımcılardan herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Research Worldwide İstanbul tarafından düzenlenen bu etkinlik ve katılımcıların ulaşım ve konaklama masrafları “Türkiye’de İnsan Hakları, Eğitimi, Araştırmaları ve Uygulamalarının Desteklenmesi Projesi” kapsamında Raoul Wallenberg Enstitüsü tarafından desteklenmektedir.

Katılımcıların tüm oturumlara katılması beklenmektedir. RW İnsan Hakları Hukuku Güz Okulu’nun birinci bölümünü başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika verilecek ve bu katılımcılar Ekim ayında düzenlenecek “Anayasa Mahkemesi’ne ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuruda Kabul Edilebilirlik Kriterleri ve Nitelikli Başvuru Hazırlama” başlıklı ikinci bölüm eğitimine davet edebilecektir. 

Başvurmak isteyen avukat ve stajyer avukatların Online Başvuru Formunu en geç 20 Temmuz 2018 tarihine kadar doldurmaları; iki sayfayı geçmeyen özgeçmişlerini, bu eğitime katılma amaçlarını, çalışmalarının insan hakları ile ilişkisini ve şayet var ise, Anayasa Mahkemesi ve/veya İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurularını anlatan yazıyı online başvuru formunun son sayfasında bulunan araçları kullanarak sisteme yüklemeleri gerekmektedir. Bu tarihten sonra yapılacak başvurular incelemeye alınmayacaktır.

Daha fazlasını oku…

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi: “Heteroseksüel çiftler de medenî birliktelik yapabilir”

İngiltere’de heteroseksüel bir çift, evlilik yerine medenî birliktelik hakkını kullanmak için giriştikleri hukuk mücadelesini kazandı.

Yüksek Mahkeme oy birliğiyle Rebecca Steinfeld (37) ve Charles Keidan (41) lehine karar verdi.

Mahkeme, -yalnızca aynı cinsiyetten olan çiftlere uygulanan- 2004 tarihli Medeni Birliktelik Kanunu’nun İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne uyumlu olmadığını ifade etti.

Kampanyayı yürütenler hükûmetten «fırsatı değerlendirmesini» ve herkesin medenî birliktelik yapabilmesinin sağlanmasını talep etti.

Medenî birliktelik yapan çiftler, miras, vergi, emeklilik ve birinci dereceden akrabalıkla ilgili olarak bir evliliktekiyle aynı yasal muameleye hak kazanıyor.

2010’da tanışan ve iki çocuk sahibi olan çift, «yüzyıllardan beri kadınlara bir mal muamelesi yapan evlilik kurumunun mirasının» kendileri için bir seçenek olmadığını söyledi. Daha fazlasını oku…