İçeriğe geç

İHAM’ın Dareskizb Ltd v. Ermenistan kararının özet çevirisi: “Hükümetin olağanüstü hal sırasında siyasi muhalif olarak bilinen bir gazetenin yayımlanmasını engellemesi, ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 21 Eylül 2021 tarihli Dareskizb Ltd v. Ermenistan kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ve 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, 2008 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından başvurucu şirketin Haykakan Zhamanak adlı gazetesini yayımlamasının engellendiği olağanüstü hal sırasında Devlet yetkililerinin eylemleriyle ilgilidir. Ayrıca, müteakip mahkeme işlemleriyle de ilgilidir.

Mahkeme özellikle, yayım kısıtlamasının Hükümete yönelik eleştirileri sınırlamaktan başka bir amacı olmadığına ve dolayısıyla Sözleşme’de korunan ifade özgürlüğü hakkının özüne aykırı olduğuna karar vermiştir.

Ayrıca, İdare Mahkemesi’nin, yargı yetkisine ilişkin sorunları öne sürerek başvurucu şirketin davasına bakmayı reddetmesinin şirketin mahkemeye erişimini özellikle engellediğini tespit etmiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Sanchez v. Fransa kararının özet çevirisi: “Siyasetçinin herkese açık Facebook hesabından nefrete teşvik eden yorumları silmemesi nedeniyle ceza alması, ifade özgürlüğünü ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 2 Eylül 2021 tarihli Sanchez (başvuru no. 45581/15) kararında, oy çokluğuyla (altıya karşı bir) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme) madde 10’un (ifade özgürlüğü) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava; o sırada Parlamento seçimlerine aday yerel bir meclis üyesi olan başvurucunun, Facebook hesabının duvarında başkaları tarafından yayınlanan yorumların silinmesinde derhal harekete geçmemesine müteakip belirli bir dine mensup oldukları gerekçesiyle bir grup insana veya bir bireye karşı nefret veya şiddete teşvik suçundan mahkum edilmesine ilişkindir.

Mahkeme; tüm insanların eşit onuru için hoşgörü ve saygının demokratik, çoğulcu bir toplumun temellerini oluşturduğunu yinelemektedir. Sonuç olarak, hoşgörüsüzlüğe dayalı nefreti yayan, kışkırtan, teşvik eden veya meşru kılan her türlü ifadeyi cezalandırmak, hatta önlemek prensip olarak gerekli görülebilir.

Mahkeme; siyasi tartışma bağlamında ifade özgürlüğüne en yüksek derecede önem verdiğini vurgulayarak, siyasi konuşma kısıtlamalarını meşru kılmak için çok güçlü nedenlerin gerekli olduğunu ve seçimden önce her türlü görüş ve bilginin serbestçe dolaşımına izin verilmesi gerektiğini değerlendirmektedir. Bununla birlikte, davanın özel koşullarında Mahkeme, seçim kampanyasıyla bağlantılı olarak kullanılmış Facebook hesabının duvarında başkaları tarafından yayınlanan ve açıkça hukuka aykırı olan yorumları silmekte gecikmemesi nedeniyle yerel mahkemelerin başvuranı mahkûm etme kararının teyakkuz ve tepki eksikliğiyle bağlantılı yerinde ve yeterli nedenlere dayandırılmış olduğunu tespit etmiştir. Dolayısıyla, söz konusu müdahale “demokratik bir toplumda gerekli” olarak görülebilir ve Sözleşme madde 10’a aykırılık söz konusu değildir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Aarrass v. Belçika kararının özet çevirisi: “Belçika ve Fas çifte vatandaşı olan başvurucunun Fas hapishanesinde kötü muameleye maruz kaldığı ve kendisine Belçika konsolosluğu tarafından koruma sağlanmadığı iddiası, açıkça dayanaktan yoksundur.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 30 Eylül 2021 tarihli Aarrass v. Belçika kararında oybirliğiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.

Dava, Fas’ta hapsedildiği sırada maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik bütünlüğüne yönelik ciddi ihlallerden kendisini korumak için Belçika Devleti’nin konsolosluk koruması sağlamadığını iddia eden bir Belçikalı ve Fas vatandaşıyla ilgilidir. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. (insan haklarına saygı yükümlülüğü) ve 3. (işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı) maddelerine dayanmıştır.

Mahkeme, Belçikalı yetkililerin pasif veya kayıtsız kalmadıklarını ve başvurucunun durumunu iyileştirmek için hem diplomatik hem de insani gerekçelerle Fas makamlarıyla arabuluculuk yapmak için adımlar attıklarını kaydetmiştir. Bu çabalar başarılı olmamış ve başvurucunun tutukluluk koşulları üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Ancak bu durum, Fas’ta çalışan Belçika konsolosluk görevlilerinin ataletinden değil, başvurucunun şahsı üzerinde münhasır kontrol uygulayan Faslı yetkililerin sistematik olarak reddetmesinden kaynaklanmıştır.

Bu nedenle başvuru açıkça dayanaktan yoksundur. Karar kesindir.

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Eylül 2021 – İnsan Hakları Bülteni

İnsan hakları hukuku alanında meydana gelen gelişmeleri derlediğimiz İnsan Hakları Bülteni’mizin yedincisi hazır.

İnsan Hakları Bülteni’nin bir sonraki sayısında yayımlanması için ilgili gördüğünüz Ekim ayı gelişmelerini anayasagundemi@gmail.com adresine mail atarak öneride bulunabilirsiniz. Bültenden haberdar olmak için mail listesine abone olmayı da unutmayın.

İnsan Hakları Bülteni’nin Eylül 2021 sayısını aşağıdan okuyabilirsiniz. Bültenin bu sayısı, Benan Molu, Rumeysa Budak, İdil Özcan, Polat Yamaner ve Emre Karaman tarafından hazırlanmıştır.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ringier Axel Springer Slovakia, a.s. v. Slovakya (no. 4) kararının özet çevirisi: “Ünlü bir şarkıcının marihuanaya ilişkin ifadelerini yayınladığı için medya şirketine uyuşturucu kullanımını teşvik etmek nedeniyle para cezası verilmesi, ifade özgürlüğünün ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi  (İHAM/Mahkeme) 23 Eylül 2021 tarihli Ringier Axel Springer Slovakia, a.s. v. Slovakya (no. 4) kararında oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, ünlü bir şarkıcının marihuananın yasallaştırılmasını desteklediğini iddia ettiği ve gazetecinin onunla aynı fikirdeymiş gibi göründüğü ve yayıncının para cezasına çarptırıldığı bir televizyon programıyla ilgilidir.

Mahkeme, özellikle gazetecinin marihuanayı övmek veya kullanımını teşvik etmek niyetinde olmadığını, yalnızca bir ünlünün kamuyu ilgilendiren bir konu hakkındaki görüşlerini bildirmeyi amaçladığını tespit etmiştir. Verilen para cezası bu nedenle orantısızdır ve demokratik bir toplumda gerekli değildir.

İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Ringier Axel Springer Slovakia, a.s. v. Slovakya (no. 4), Başvuru No.26826/16, Karar Tarihi: 23.09.2021

Temel Olgular

Başvurucu, Ringier Axel Springer Slovakia, a.s. (şimdiki adıyla News and Media Holding, a.s.), 1990 yılında kurulmuş ve Bratislava’da kayıtlı bir Slovak şirketidir.

13 Temmuz 2012’de başvurucu şirket yayın akışına “[X.] [müzik ödüllerinde]: Ot için [şükrederken] şok etmek mi istedi?” başlığıyla bir program koymuştur. X, popüler bir Slovak şarkıcıdır. Programda X.’in sigara içen kliplerinin yanı sıra gazetecinin “Bu ot Slovak halkı tarafından zaten iyi biliniyor, tanıtmaya gerek yok” dediği ve X.’in “Sihirli yeşil ot için minnettarım. Takas ederdim. Alkolü yasaklar, marihuanaya izin verirdim.” diye gülerek yanıtladığı; gazetecinin ise cevap olarak güldüğü bir röportaj vardır.

Bu programın bir sonucu olarak başvurucu şirkete karşı idari takibat başlatılmış ve 2012 yılında uyuşturucu kullanımını teşvik etme yasağını ihlal ettiği için para cezasına çarptırılmıştır. Başvurucu şirketin X.’in görüşlerini onaylamadığını ileri sürdüğü yargılamanın ardından, ilk karar bozulmuştur.

2014 yılında Yayın Kurulu tarafından başvurucu şirket aleyhine ikinci bir karar verilmiştir. Başvurucu şirket temyize gitmiştir. Bu karar, Yüksek Mahkeme tarafından Mahkemenin içtihatlarına atıfta bulunularak başvurucu şirketin “toplumun korunmasına ilişkin anayasal ve yasal çerçeveyi ihlal etmemesi gereken bilgilerin ve içeriğinin işlenme şekli konusunda nesnel (kesin) sorumluluk taşıması gerektiği”ne hükmederek onanmıştır.

Başvurucu şirketin müteakip anayasa şikayeti, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

Şikayetler

Başvurucu, Sözleşme’nin 10. maddesine (ifade özgürlüğü) dayanarak, programlarından birinin içeriği nedeniyle kendisine para cezası verilmesinin haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur.

Başvuru, 11 Mayıs 2016 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne yapılmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

10.Madde

Başvurucu şirket, X.’in görüşlerini yalnızca kamuyu ilgilendiren bir konu hakkında halkı bilgilendirmek için sunduğunu ileri sürmüştür.

Mahkeme, başvurucu şirketin ifade özgürlüğüne bir müdahale olduğunu kabul ederek, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını belirlemeye karar vermiştir. Mahkeme, özellikle ifadelerin başvurucu şirketin kendisi tarafından değil, bir röportajda bir şovmen tarafından yapıldığını vurgulamıştır.

Demokrasi açısından önemi nedeniyle Mahkeme, gazeteciliğin belli sınırlar içinde 10. Madde korumasına tabi olduğunu yinelemiştir. Bir gazetecinin, bir başkasının görüşlerini yaydığı için cezalandırılması, çok iyi sebepler olmadan gerçekleşmemelidir.

Mahkeme, söz konusu programın güncel bir olay üzerine olduğunu ve kamu yararına yönelik bir tartışmaya katkıda bulunduğunu kaydetmiştir. Mahkeme, gazetecinin marihuanayı övmek veya kullanımını teşvik etmek niyetinde olduğu inancında değildir. Yerel mahkemelerin fikir alışverişine ilişkin yorumunun özellikle katı olduğunu ve ilgili tüm faktörlerin gerekli değerlendirmesinin yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu şirketin kötü niyetli veya sorumsuzca hareket ettiği gösterilmemiştir.

Sonuç olarak Mahkeme, para cezasının orantısız olduğunu ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığını ve bunun Sözleşme’nin ihlaline yol açtığını tespit etmiştir.

Adil Tazmin (Madde 41)

Mahkeme, Slovakya’nın başvurucuya maddi tazminat olarak 500 Euro, manevi tazminat olarak 2.600 Euro ve masraf ve giderler için 10.317 Euro ödemesine karar vermiştir.

Bu karar yalnızca İngilizce dilinde  yazılmıştır.

İHAM’ın Anagnostakis ve diğerleri v. Yunanistan kararının özet çevirisi: “Bir babanın çocuğuna erişimiyle ilgili düzenlemelerin belirlenmesine yönelik yargılamalardaki gecikmeler, babanın aile hayatına saygı hakkını ihlal etmiştir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 23 Eylül 2021 tarihli Anagnostakis ve diğerleri v. Yunanistan oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesinin (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, başvuruculara, (başvuru sırasında iki yaşında olan) söz konusu çocuğun babasına, büyükanne ve büyükbabasına tanınan erişim haklarına ve karşı tarafın çocuğun annesi olduğu çeşitli davaların uzunluğuna ilişkindir.

Çocuğun babasıyla ilgili olarak Mahkeme, 18 Aralık 2015’te başlayan yargılamaların, ara kararlar da dahil olmak üzere dört yargı derecesinin tamamı için şimdiye kadar beş yıl dokuz aydan fazla sürdüğünü kaydetmiştir. Mahkeme, bu tür davalarda, usule ilişkin herhangi bir gecikmenin, konunun fiili (de facto) olarak belirlenmesiyle sonuçlanması tehlikesinin her zaman bulunduğunu yinelemiştir.

Devletlerin çocukların ikamet ve erişim haklarını içeren bu tür durumlarda Sözleşme uyarınca özel bir özenle hareket etme pozitif yükümlülüğünü göz önünde bulundurarak Mahkeme, mevcut davada geçen sürenin makul kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Büyükanne ve büyükbabalarla ilgili olarak, Mahkeme, çocuklara erişim düzenlemelerinin belirlenmesi için altı aydan az olan yargılama süresinin uzun olarak görülemeyeceği ve sonuç olarak Sözleşme’nin 8. Maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüklere ulusal makamlar tarafından uyulması konusunda herhangi bir başarısızlık olmadığı kanaatindedir.

Fransızca yazılan kararım tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın X v. Polonya kararının özet çevirisi: “Annenin başka bir kadınla ilişki yaşaması nedeniyle çocuklarının velayetinin babaya verilmesi, ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 16 Eylül 2021 tarihli X. v. Polonya (B. no. 20741/10) kararında, bire karşı altı oyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 8. maddesiyle (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) bağlantılı olarak 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, başvurucunun, boşanma kararında kabul edilen velayet anlaşmasında eski eşinin yaptığı değişiklikle en genç çocuğunun velayetinin kendisinden alınması kararına karşı başlattığı yargısal sürece ilişkindir. Başvurucu, başka bir kadınla ilişkisi olduğu için yerel mahkemelerin eşi lehine hareket ettiğini iddia etmiştir. Sözleşme’nin 8. maddesiyle bağlantılı olarak 14. maddesine dayanan başvurucu, çocuğunun velayetinin kendisine verilmesi talebinin cinsel yönelimi sebebiyle yerel mahkemeler tarafından reddedildiğinden şikayet etmiştir.

Mahkeme, başvurucunun cinsel yöneliminin ve bir başka kadınla ilişkisinin kasıtlı olarak tartışmaların merkezine alındığını ve yargısal sürecin her aşamasında var olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucu ile çocuğunun velayetini almak isteyen herhangi bir ebeveyn arasında farklı bir muamele olduğuna karar vermiştir. Bu farklılık, başvurucunun cinsel yönelimine dayandırılmıştır ve bu sebeple ayrımcılığa yol açmıştır.

İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Eylül 2021 – AYM Kararları Bülteni

Merhaba,

Anayasa Mahkemesi tarafından Eylül ayında verilen önemli bazı kararların yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

İşkence, insanlık dışı ve kötü muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Mehmet Ali Oğuz Başvurusu, Başvuru Numarası: 2017/36977, Karar Tarihi: 8/6/2021

FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındığı karakolda kendisine işkence yaptıklarını, ailesine zarar vermekle tehdit ettiklerini belirten başvurucunun şikayetinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi – kötü muamele yasağı ihlali iddiasını etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali

Özgür Ulaş Armutcuoğlu Başvurusu, Başvuru Numarası: 2018/27396, Karar Tarihi: 29/6/2021

Kolluğun güç kullanması sonucunda gerçekleşen yaralanmadan ötürü açılan kamu davasında soruşturmanın etkisiz yürütülmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi – insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul yönünden ihlali

Ferit Kurt Ve Diğerleri Başvurusu, Başvuru Numarası: 2018/9957, Karar Tarihi: 8/6/2021

Terör örgütü mensuplarına yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan ve gözaltında makatına cop sokulması nedeniyle hayatını kaybeden yakınlarının davasında 26 yılı aşkın süredir faillerin cezalandırılmaması – yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının maddi ve usul yönünden ihlali

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

Mustafa Karaca Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/15967, Karar Tarihi: 20/5/2021

Eski kız arkadaşına şantaj, cinsel taciz, hakaret ve tehdit içerikli mesajlar, gizlice çekilmiş çıplak görüntü ve videolar gönderdiği iddiasıyla hakkında suç duyurusunda bulunulan başvurucuya 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen uzaklaştırma kararının ihlal edilmesi nedeniyle yedi gün zorlama hapis cezası verilmesi – kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından ihlal yok.

Daha fazlasını oku…

Kosta Rika Anayasa Mahkemesi zorunlu Covid-19 aşısını Anayasa’ya uygun buldu

Kosta Rika Anayasa Mahkemesi veya genelde anıldığı şekliyle Sala IV, ülkedeki zorunlu aşının anayasaya uygunluğunu onayladı. Yargıçlar, bu tutumlarını, geçen Mayıs ayında, Covid-19’e karşı aşı olmayı reddeden Caja Costarricense de Seguro Social (CCSS) çalışanları tarafından yapılan 13 başvuruyu dayanaktan yoksun bularak ortaya koydu.

13 başvurunun hepsinde yargıçlar, iddiaları reddetti ve 9 Ekim 2020 tarihli 19433-2020 genelgeden bu yana Mahkeme’nin aşılanmanın zorunlu olduğunu ortaya koyduğunu hatırlattı.

Yüksek hakimler, “(…) Bu Mahkeme, ilk olarak, herkesin temel sağlık hakkını korumak amacıyla Kosta Rika devletinin güvence altına almakla yükümlü olduğu temel sağlık hizmetinin bir parçası olan aşılanmanın önemini, ve ikinci olarak, kamu sağlığının korunması ve hastalıkların önlenmesinin aşının zorunlu olma niteliğini geçerli şekilde gerekçelendiren anayasal bir meşru amaç oluşturduğunu kabul etmiştir.” dedi.

İddiaları inceleyen Anayasa Mahkemesi, Ulusal Aşılama ve Edipemiyoloji Komisyonu’nun, şimdilik sadece CCSS, Sağlık Bakanlığı ve Instituto Nacional de Seguros (INS) çalışanlarının koronavirüsüne karşı aşılanmasını zorunlu hale getiren kararını destekledi.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın BURESTOP 55 Derneği ve Diğerleri v. Fransa kararının özet çevirisi: “Çevre örgütlerinin nükleer atık depolama projesi hakkında doğru ve güvenilir bilgi alması ve bu bilgilerin niteliğini etkili şekilde yargı denetimine götürebilmesi 10. maddeyi ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 1 Temmuz 2021 tarihli BURESTOP 55 Derneği ve Diğerleri v. Fransa davasında (başvuru numaraları 56176/18, 56189/18, 56232/18, 56236/18, 56241/18, 56247/18), oyçokluğuyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (mahkemeye erişim hakkı) MIRABEL-LNE Derneği için ihlal edildiğine ve Sözleşme’nin 10. maddesinin (bilgiye erişim hakkı) Burestop 55, ASODEDRA, Fédération Réseau Sortir du Nucléaire, Les Habitants vigilants du Canton de Gondrecourt dernekleri ve CEDRA 52 kolektifi için ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Dava, Grand Est idari bölgesinde bulunan Maas, Haute-Marne ve Vosges alanlarının sınırında bulunan ve Cigéoon the Bure alanı olarak bilinen bölgede jeolojik depolama merkezi kurulması planına karşı çıkan çevre koruma örgütlerine ilişkindir. Merkez, yüksek seviyede bulunan uzun ömürlü radyoaktif atıkların, derin jeolojik depolarda saklanması amacıyla tasarlanmıştır. Bu örgütler, Çevre Kanunu Madde L. 542-12 7° uyarınca zorunlu kamusal bilgiyi paylaşmamaları ve bunun sonucunda ortaya çıkan zararın tazmini için radyoaktif atıkların yönetiminden sorumlu Ulusal Ajans’a (ANDRA) karşı bir dava açmışlardır. Açılan davalar, örgütlerden birinin dava ehliyeti (locus standi) bulunmadığından, diğer beş örgüt yönünden de esastan reddedilmiştir.

Daha fazlasını oku…