İçeriğe geç

İHAM Büyük Dairesi’nin Centrum för rättvisa v. İsveç kararının özet çevirisi: “İletişimin istihbarat toplamaya, keyfiliğe ve kötüye kullanıma karşı yeterli güvence içermeyen bir şekilde kitlesel sinyallerle denetlenmesi, özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Büyük Dairesi 25 Mayıs 2021 tarihli Centrum för rättvisa v. İsveç (başvuru no. 35252/08) kararında, ikiye karşı 15 oyla,  İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesinin (özel ve aile hayatına, konut ve yazışmaya saygı hakkı) ihlaline karar vermiştir:

Dava, İsveç’teki ve yurtdışındaki bireyler, kuruluşlar ve şirketlerle günlük olarak e-posta, telefon ve faks yoluyla, genellikle hassas konularda iletişim kurduğu için başvurucu vakfın iletişimlerinin sinyal istihbaratı yoluyla ele geçirildiği ve incelendiği iddiasıyla ilgilidir.

Mahkeme, özellikle, İsveç kitlesel dinleme rejiminin temel özelliklerinin, hukukun kalitesine ilişkin Sözleşme gerekliliklerini karşılamasına rağmen, rejimin yine de üç kusurdan mustarip olduğuna karar verdi: Kişisel veri içermeyen ele geçirilen materyalin imhasına ilişkin açık bir kuralın olmaması, Sinyal İstihbarat Yasasında veya diğer ilgili mevzuatta, istihbarat materyalinin yabancı ortaklara iletilmesine karar verilirken, bireylerin mahremiyet menfaatlerinin dikkate alındığına dair bir gerekliliğin olmaması ve etkili bir geriye dönük incelemenin olmaması. Söz konusu eksikliklerin bir sonucu olarak, sistem “uçtan uca” güvencelerin gerekliliğini karşılamamış, bu konuda davalı Devlete bırakılan takdir marjını aşmıştır ve genel olarak, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlaline yol açan keyfilik ve suiistimal riskine karşı koruma sağlamamıştır.

Karar İngilizce ve Fransızca olarak mevcuttur. Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme’nin yayımladığı basın özetinin çevirisi Furkan Yaşar tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Association ACCEPT ve Diğerleri v. Romanya kararının özet çevirisi: “Polisin, aşırı sağcıların gey film gösterimine saldırarak katılımcılara homofobik tacizde bulunmalarını önlemede ve etkili soruşturma yürütmede başarısız olması ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 1 Haziran 2021 tarihli Association ACCEPT ve Diğerleri v. Romanya kararında (başvuru no.19237/16) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin, 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) 8. madde (özel ve aile hayatına saygı hakkı) ile bağlantılı olarak ihlal edildiğine oy çokluğuyla, 11. madde (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü) ile bağlantılı olarak ihlal edildiğine ise oy birliğiyle karar vermiştir. 

Söz konusu olay, başvurucu derneğin Şubat 2013 tarihindeki LGBT Tarihi Ayı’nda aynı cinsiyetten bir ailenin gösterildiği bir film esnasında yapılan gösteriler ile ilgilidir. Diğer beş başvurucu da film gösterimine katılmışlardır. Polis koruma sağlamış olsa da sinema, aşırı sağcı ibareler taşıdığı iddia edilen protestocular tarafından istila edilmiştir. Gösterime katılan herkes sözlü tacize uğramıştır.

Başvurucunun derneği ve diğer başvurucuların savcılara yönelttiği şikayetler herhangi bir iddianamenin hazırlanmasına yol açmamıştır. Mahkemeye yöneltilen itiraz üzerine faşist sembollerin kamusal alanda gösterildiğine dair makul şüpheyi aşacak nitelikte delil bulunamadığına karar verilmiştir.

Mahkeme özellikle, olay yerine yeterli çoğunluğu sağlamış olmasına rağmen, polisin homofobik söylemleri önleyemediğini ve söz konusu gösterimin yapılmasını sağlayamadığını saptamıştır. Mahkeme ayrıca yürütülen soruşturmanın başvuruculara karşı yöneltilmiş homofobik tacizi araştırmak için gerekli makul adımları takip etmediğine karar vermiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ancient Baltic dini derneği Romuva v. Litvanya kararının özet çevirisi: “Hıristiyanlığı zayıflatacağı endişesiyle dini derneğin devlet tarafından tanınması talebinin reddedilmesi, inanç özgürlüğüyle bağlantılı ayrımcılık yasağının ve etkili başvuru hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Romuva Antik Baltık Dini Derneği v. Litvanya (başvuru no: 48329/19) davasıyla ilgili olarak, 8 Haziran 2021 tarihinde oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 9. maddesiyle (düşünce, vicdan ve din özgürlüğü) bağlantılı olarak 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) ve 13. maddesinin (etkili başvuru hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, Seimas’ın (Litvanya Parlamentosu) başvurucu derneğe devlet tarafından tanınan dini dernek statüsü vermeyi reddetmesini konu almaktadır.

Mahkeme özellikle, devlet makamları tarafından başvurucu derneğe benzer durumda olan diğer dini derneklerden farklı davranılmasını gerektiren makul ve nesnel bir gerekçe sunulmadığını ve Seimas üyelerinin düzenleyici yetkilerini kullanırken tarafsız kalmadıklarını tespit etmiştir.

Mahkeme ayrıca, Seimas’ın dava konusu kararına ilişkin olarak başvurucu derneğin etkili bir iç hukuk yoluna sahip olmadığına ve Hükümet’in Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamındaki kriterleri karşılayan başka bir hukuk yolu belirtmediğine karar vermiştir.

Daha fazlasını oku…

Mayıs 2021 – İHAM Kararları Bülteni

Mayıs ayında İHAM tarafından verilen 7’si Türkiye’ye karşı 8 kararın Batuhan Karataş, Benan Molu, Günsu Karacaoğlan, Rumeysa Budak, Muhammed Canpolat ve Furkan Yaşar tarafından yapılan özet çevirilerinin yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Bişar Ayhan ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 42329/11 ve 47319 /11, Karar tarihi: 18.05.2021

2009 yılının Mart ayında yasadışı yollarla Türkiye sınırını geçtikleri iddiasıyla askerler tarafından üzerlerine ateş açılması nedeniyle Bişar Ayhan’ın ağır yaralanması ve akrabaları olan diğer dokuz kişinin hayatlarını kaybetmesi – Yaşam hakkının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlali

Özgürlük ve güvenlik hakkı

Öğreten ve Kanaat v. Türkiye, Başvuru No. 42201/17 ve 42212/17, Karar Tarihi: 18.05.2021

Gazetecilerin daha önce Wikileaks tarafından ifşa edilen ve bir bakana ait olan mailleri yayımlamaları sebebiyle tutuklanması, ifade özgürlüğünün ve özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalidir. Kararın basın özeti çevirisi buradan okunabilir.

Terheş v. Romanya, Başvuru No: 49933/20, Karar Tarihi: 20.05.2021

Dava, Romanya hükümeti tarafından COVID-19 salgınıyla mücadele için 24 Mart – 14 Mayıs 2020 tarihleri arasında insanların evden ayrılmasına kısıtlamalar getiren sokağa çıkma yasağıyla ilgilidir. Mahkeme, şikayet konusu tedbirin ev hapsi ile bir tutulamayacağına karar vermiştir. Başvurucunun dolaşım özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların düzeyi, yetkililer tarafından konulan genel karantinanın bir özgürlükten yoksun bırakma teşkil ettiği kabul edilebilecek düzeyde değildir. Mahkeme’ye göre, başvurucunun Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi anlamında özgürlüğünden yoksun bırakıldığı söylenemez. Verilen kabul edilemezlik kararının özet çevirisi buradan okunabilir.

İfade özgürlüğü

Kerestecioğlu Demir v. Türkiye, Başvuru no. 68136/16, Karar tarihi: 04.05.2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 4 Mayıs 2021 tarihinde HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in 20 Mayıs 2016 tarihli Anayasa değişikliği ile yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili başvuruda, milli hakim Yüksel’in karşı oyuyla ve oy çokluğuyla, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, daha önce Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 2) Büyük Daire kararında, Venedik Komisyonu’nun ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili görüşlerine yer vererek, Türkiye tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde ve anayasa değiştirme usulü kötüye kullanılarak yapılan bu anayasa değişikliğinin öngörülemez olduğuna karar vermişti. Bu karar, Büyük Daire kararını referans alarak, yalnızca dokunulmazlıkların kaldırılması özelinde verilen ilk İHAM kararı oldu. Kararın tamamının çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Terheş v. Romanya kararının özet çevirisi: “COVID-19 tedbirleri kapsamında ilan edilen ve çeşitli sebeplerle evden çıkmanın mümkün olduğu sokağa çıkma yasakları özgürlük ve güvenlik hakkı bağlamında ev hapsiyle eş değer değildir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 20 Mayıs 2021 tarihli Terheş v.Romanya başvurusunda (başvuru no. 49933/20) oy birliğiyle başvurunun kabul edilemez bulunmasına karar vermiştir.

Dava, Romanya hükümeti tarafından COVID-19 salgınıyla mücadele için 24 Mart – 14 Mayıs 2020 tarihleri arasında insanların evden ayrılmasına kısıtlamalar getiren sokağa çıkma yasağıyla ilgilidir.

Mahkeme, şikayet konusu tedbirin ev hapsi ile bir tutulamayacağına karar vermiştir. Başvurucunun dolaşım özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların düzeyi, yetkililer tarafından konulan genel karantinanın bir özgürlükten yoksun bırakma teşkil ettiği kabul edilebilecek düzeyde değildir. Mahkeme’ye göre, başvurucunun Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi anlamında özgürlüğünden yoksun bırakıldığı söylenemez.

Karar kesindir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Furkan Yaşar tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Sedat Doğan; Deniz Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneği; İbrahim Tokmak v. Türkiye kararlarının özet çevirisi: “Sporcu başvurucuların eleştirel açıklamaları nedeniyle TFF tarafından yaptırıma uğramaları ve TFF Tahkim Kuulu’nun tarafsız ve bağımsız olmaması, ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal eder.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Sedat Doğan v. Türkiye (Başvuru Numarası: 48909/14), Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneği v. Türkiye (Başvuru Numarası: 48924/16) ve İbrahim Tokmak v. Türkiye (Başvuru Numarası: 54540/16) başvurularında, oybirliği ile, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ve 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Üç başvuru, başvurucuların medyada yer alan açıklamaları, sosyal medyada ifade ettikleri veya paylaştıkları gönderiler üzerine Türkiye Futbol Federasyonu tarafından başvuruculara uygulanan yaptırımlar ve bu yaptırımlara karşı başvurucuların Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu önünde yürüttükleri itiraz sürecine ilişkindir.

Mahkeme, 28 Ocak 2020 tarihli Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye kararına atıf yaparak, Tahkim Kurulu’nun yapısal bozukluklarını ve Kurul üyelerinin dışarıdan gelecek baskılardan korunmasını sağlayacak yeterli korumanın bulunmadığını not etmiştir. Mahkeme, Tahkim Kurulu’nun bağımsızlığı ve tarafsızlığını eksik bularak üç başvuruda da Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca, üç başvuruda da ulusal makamlar tarafından başvuruculara yönelik yaptırım uygulanmasına ilişkin kararlarda yapılan gerekçelendirmelerin, bir tarafta başvurucuların ifade özgürlüğü ve diğer tarafta ise TFF yöneticilerinin özel hayata saygı hakkı ile futbol camiasında düzen ve huzurun korunması gibi diğer söz konusu menfaatler arasında uygun bir dengelemenin yapılmadığını ortaya koyduğunu not etmiştir. Mahkeme, üç başvuruda da ulusal makamların, Mahkeme’nin ifade özgürlüğüne ilişkin içtihadında ortaya konulan ve uygulanan kriterleri göz önünde bulundurarak uygun bir analiz gerçekleştirmediğini değerlendirmiştir. Mahkeme’ye göre Hükümet, ulusal makamlar tarafından tartışmalı yaptırımları haklı göstermek amacıyla ortaya koyulan sebeplerin ilişkili ve yeterli olduğunu ve bu yaptırımların demokratik bir toplumda gerekli olduğunu ortaya koyamamıştır. Bu sebeple üç başvuruda da ve aynı sebeplerle Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Sedat Doğan v. Türkiye kararının tamamına buradan, Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneği v. Türkiye kararının tamamına buradan, İbrahim Tokmak v. Türkiye kararının tamamına ise buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan kararların basın özetinin çevirisi Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Nisan ve Mayıs 2021 – İnsan Hakları Bülteni

İnsan hakları hukuku alanında meydana gelen gelişmeleri derlediğimiz İnsan Hakları Bülteni’mizin dördüncüsü hazır.

İnsan Hakları Bülteni’nin bir sonraki sayısında yayımlanması için ilgili gördüğünüz Haziran ayı gelişmelerini anayasagundemi@gmail.com adresine mail atarak öneride bulunabilirsiniz. Bültenden haberdar olmak için mail listesine abone olmayı da unutmayın.

İnsan Hakları Bülteni’nin Nisan – Mayıs 2021 sayısını aşağıdan okuyabilirsiniz. Bültenin bu sayısı, Benan Molu ve Rumeysa Budak tarafından hazırlanmıştır.

Ulusal ve Uluslararası Kurumların Raporları ve Yayınları

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, 47 Avrupa Konseyi üyesi ülkede demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinde yaşanan geri gidişe dair kapsamlı bir rapor yayımladı.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi raporunu paylaştı. 18 sayfalık rapora ve tavsiye kararlara buradan ulaşılabilir.

Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi, 2020 yılı raporunu yayımladı.

İHAM’a başvuru süresini 6 aydan 4 aya indiren İHAS’a ek 15 Numaralı Protokol, İtalya’yla birlikte tüm taraf devletler tarafından onaylandı. Protokol, 1 Ağustos 2021 itibarıyla yürürlüğe girecek ve 1 Şubat 2022 itibarıyla başvuru süresi 4 ay olacak.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Kanaat ve Öğreten v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Gazetecilerin daha önce Wikileaks tarafından ifşa edilen ve bir bakana ait olan mailleri yayımlamaları sebebiyle tutuklanması, ifade özgürlüğünün ve özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalidir.”

Dava, iki gazetecinin terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutukluğuna (2016 Aralık – 2017 Aralık) ilişkindir. Her iki gazeteci de hacklenen ve 2016 Aralık ayında Wikileaks sitesinde yayınlanan Türk enerji bakanına ait (Berat Albayrak, Cumhurbaşkanı’nın damadı) mailleri çalıştıkları basın kuruluşları üzerinden yayınlamışlardır.

Makamlar iki başvurucuyu ilgili bakanın maillerini indirmiş olmakla suçlamıştır. Ardından, başvurucular silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla tutuklanmıştır. Başvuruculardan Mahir Kanaat aynı zamanda “17-25 Aralık” ceza davalarının dosyalarını bulundurmakla da suçlanmıştır.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM, Mahkeme), İkinci Dairesi 18 Mayıs 2021 tarihli kararında, oybirliğiyle, aşağıdaki hakların ihlal edildiğine hükmetmiştir:

Sözleşme madde 5 § 1 (kişi özgürlüğü ve güvenliği) kapsamında Mahkeme, başvuruculara isnat edilen eylemlerinin, başta madde 10 olmak üzere, Sözleşme’de korunan haklarının kullanımına bağlı olduğunu belirtmiştir. Başvurucuların tutukluluklarının suç işlediklerine dair makul bir şüpheye dayandırılmadığı ifade edilmiştir. Yerel makamlarca tutuklamada dayanılan yasal hükümlerin bu denli mantık dışı bir şekilde yorumlanması ve uygulanmasının, başvurucuların tutukluluklarını yasadışı ve keyfi hale getirdiği belirtilmiştir. Mahkeme’ye göre söz konusu maillerin indirilmesi ve bunlar hakkında yazı yayınlanması hususları, tartışmasız bir şekilde ifade hürriyeti kapsamına girmektedir.

Sözleşme madde 5 § 4’ün (soruşturma dosyasına erişimin sağlanmaması) kapsamında Mahkeme, haklı sebep olmadan dosyaya erişimleri engellenen başvurucular ve avukatlarına, tutukluluğa sebep gösterilen hususlara gereğince itiraz etme imkânı verilmediği kanaatindedir. Başvurucular ve avukatlarının, iddianame yazılana kadar, başta teknik raporlar olmak üzere tutuklamaya dayanak yapılan savcılık delillerine erişimi olmamıştır.

Sözleşme madde 10’un (ifade özgürlüğü) kapsamında Mahkeme, başvurucuların gazetecilik faaliyetlerinden ötürü tutuklandıklarını ve suç işledikleri şüphesine yönelik makul sebepler olmaması sebebiyle ifade özgürlüğüne yapılan bu müdahalenin kanunla öngörülmüş olmadığını belirtmiştir.

Mahkeme aynı zamanda, muhalif görüşlerini ifade edenlerin tutuklanmasının, mevcut davada olduğu gibi özgürlükten mahrum bırakma yönünde tedbirler uygulanması sebebiyle, hem tutuklananlar hem de toplumun tamamı için çeşitli olumsuz etkiler yarattığını ve bu durumun muhalif sesleri susturmak ve sivil toplumu sindirmek vasıtalarıyla kaçınılmaz olarak bir caydırıcı etkiye sebep olduğunu not etmiştir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Muhammed Canpolat tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Mayıs 2021 – AYM Kararları Bülteni

Merhaba,

Mayıs ayında çıkan önemli bazı Anayasa Mahkemesi kararlarını derledik.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

İşkence, insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Şadiye Dilan Doğan Başvurusu, Başvuru Numarası: 2016/9604, Karar Tarihi: 7/4/2021

Gezi Parkı eylemleri sırasında Berkin Elvan’ın hayatını kaybetmesiyle ilgili düzenlenen eylem sırasında polis H.A. tarafından copla yüzüne vurulan, polis R.Y. tarafından ise Shortland marka araç kasıtlı olarak üzerine sürülen başvurucunun şikayeti sonucu H.A. hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı, R.Y. hakkında ise soruşturma izni verilmemesi kararı verilmesi – Eziyet yasağının maddi ve usuli yönden ihlali [Ayrıca bu hakla bağlantılı olarak etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün de ihlali]

Asım Barış Barışık Başvurusu, Başvuru Numarası: 2018/2697, Karar Tarihi: 21/4/2021

18 Aralık 2012 tarihinde ODTÜ’ye gelen başbakanı protesto eden üniversite öğrencileri arasında olan başvurucunun polis tarafından atılan gaz kapsülüyle başından yaralanması sonucu epilepsi hastası ve %5 engelli olmasıyla ilgili şikayetinde daimi arama kararı verilmesi ve başvurucunun açtığı tam yargı davasında “kanuna aykırı olarak izinsiz bir şekilde düzenlenen, demokratik gösteri sınırlarını aşan, şiddet olaylarının yer aldığı eyleme bilerek ve isteyerek üstelik öğrenim gördüğü üniversite kampüsü dışında farklı bir üniversite kampüsünde aktif bir biçimde katılmış olması nedeniyle takdiren yüzde elli oranında müterafik kusurunun bulunduğuna” karar verilerek istinaf talebinin reddedilmesi – Eziyet yasağının maddi ve usuli yönden ihlali [Ayrıca bu hakla bağlantılı olarak etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün de ihlali]

Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

Yeliz Erten Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/99, Karar Tarihi: 11/3/2021

Eşiyle birlikte Ereğli cezaevinde tutuklu olan başvurucunun çocuklarından ikisinin ilköğretime diğerinin ise anaokuluna devam ettiğini, Kurumun haftalık telefon görüşme saatini çarşamba günleri saat 9.00-11.00 olarak belirlemesi nedeniyle çocuklarıyla görüşemediğini belirterek çocukları ile telefon ile görüşme günlerinin haftaiçi saat 16.00-17.00 arası ya da hafta sonu yapılacak şekilde düzenlenmesi talebinin reddedilmesi – aile hayatına saygı hakkının ihlali

İfade özgürlüğü

Mutia Canan Karatay Başvurusu, Başvuru Numarası: 2017/37469, Karar Tarihi: 21/4/2021

4 Aralık 2014 tarihinde katıldığı bir televizyon programında, gebelere yapılan şeker yükleme testleriyle alakalı kullandığı ifadeler nedeniyle başvurucuya İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu tarafından 720 TL idari para cezası verilmesi – ifade özgürlüğü ihlali iddiası açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı

İHAM’ın Akdeniz ve diğerleri v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Yolsuzluk iddialarına ilişkin bir soruşturma hakkında bilgi yayma yasağı getirilmesi, başvurucu gazetecinin ifade özgürlüğünün ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 4 Mayıs 2021 tarihli Akdeniz ve diğerleri v. Türkiye[i] kararında (başvuru no. 41139/15 ve 41146/15) oybirliğiyle gazeteci Banu Güven’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, 17 ve 25 Aralık 2013’te İstanbul polisi ve savcılığı tarafından yürütülen bir operasyon sonrasında dört eski bakan aleyhinde başlatılan yolsuzluk iddialarına yönelik bir meclis soruşturmasına ilişkin bilgilerin (herhangi bir ortamda) yayılmasını ve (herhangi bir ortamda) yayınlanmasını yasaklayan yerel mahkemeler tarafından verilen bir ihtiyati tedbirle ilgilidir.

Başvurucular, Banu Güven (tanınmış bir gazeteci) ile Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak (sosyal medya platformlarının popüler kullanıcıları olan iki akademisyen) bilgi ve fikir aktarma özgürlüğü ve bilgi alma haklarına dayanarak söz konusu yasağın kaldırılmasını talep etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, ihtiyati tedbir kararından doğrudan veya kişisel olarak etkilenmemeleri nedeniyle mağdur statüsünde olmadıkları gerekçesiyle taleplerini reddetmiştir.

Mahkeme, bilginin herhangi bir ortamda yayınlanmasını ve yayılmasını yasaklamayı içeren bir tedbirin kendi başına bir bilgi edinme özgürlüğü sorunu yarattığına işaret etmiştir.

Mahkeme oybirliğiyle Banu Güven’in 10. madde (ifade özgürlüğü) kapsamındaki şikayetine ilişkin başvurusunu kabul edilebilir bulmuştur.

Söz konusu zamanda gazeteci, siyasi yorumcu ve TV haber sunucusu olan Bayan Güven’in, ilgili yasağın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini meşru olarak iddia edebileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle mağdur statüsünde olduğunu iddia edebilir. Bu bağlamda, Mahkeme basın özgürlüğünün doğasında bulunan bilgi toplamanın da gazeteci olarak faaliyet göstermenin hayati bir önkoşulu olarak görülmesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ve kamu menfaatini ilgilendiren bir konu hakkındaki tartışma bağlamında, bu tedbirin gazetecileri toplum yaşamı için önemli olan konuların kamuoyunda tartışılmasına katkıda bulunmaktan caydırmakla sorumlu olduğunu ifade etmiştir.

Mahkeme oybirliğiyle Banu Güven’e ilişkin olarak Sözleşme’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir. Doğrusu söylemek gerekirse, bilginin gelecekte herhangi bir şekilde yayılmasını veya yayınlanmasını yasaklamayı amaçlayan önleyici bir tedbir anlamına gelen ihtilaf konusu tedbir, başvurucunun güncel bir konuda ifade özgürlüğü hakkını kullanması üzerinde büyük yankı uyandırmıştır. Bu tür bir müdahale, 10. maddenin amaçları bakımından “yasal dayanaktan” yoksundur ve bu nedenle, Bayan Güven’in demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğünün gerektirdiği yeterli düzeyde korumadan yararlanmasına mâni olmuştur. Son olarak Mahkeme, Akdeniz ve Altıparmak’ın başvuru konusu yasağın kendilerini doğrudan nasıl etkilediğini göstermediklerine karar vermiştir. Bu nedenle mevcut davada mağdur statüsünden yoksunlardır. Bu nedenle Mahkeme, oyçokluğuyla başvurularının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Fransızca olan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…