İçeriğe geç

Kürtaj hakkını ilgilendiren karar taslağının sızdırılmasına ilişkin ABD Yüksek Mahkemesi’nin yaptığı basın açıklaması

ABD Yüksek Mahkemesi’nin sırasıyla 1973 ve 1992 yıllarından vermiş olduğu Roe ve Casey kararlarıyla ülke çapında tanımış olduğu kürtaj hakkından döneceğine dönük sinyaller içeren mevcut bir davaya ilişkin Yargıç Samuel Alito tarafından kaleme alınan karar taslağı yakın zamanda Politico haber sitesine sızdırılmıştı ve biz de bu haberi çevirmiştik. Konuya ilişkin Mahkeme’nin yapmış olduğu basın açıklamasını da bu kapsamda yayınlıyoruz.


Dün, bir haber kuruşu görülmekte olan bir davada taslak görüşün bir kopyasını yayınladı. Yargıçlar, Mahkeme’nin gizli müzakere çalışmasının rutin ve önemli bir parçası olarak taslak görüşleri dahilî olarak dağıtır. Dünkü haberlerde açıklanan belge sahih olmakla birlikte, mahkemenin bir kararını veya davaya ilişkin konulardaki herhangi bir üyenin nihaî tutumunu temsil etmez.

Başyargıç John G. Roberts, Jr.’ın ifadesi aşağıdadır:

Mahkemenin güvenine yapılan bu ihanet, işlemlerimizin bütünlüğünü baltalamayı amaçladığı ölçüde başarılı olamayacaktır. Mahkemenin çalışmaları hiçbir şekilde etkilenmeyecektir.

Biz Mahkeme’de, kuruma derinden sadık ve hukukun üstünlüğüne adanmış hem daimî çalışanlar hem de yargıca bağlı çalışan hukuk danışmanlarından oluşan bir işgücüne sahip olduğumuz için kutsandık. Mahkeme çalışanları, yargı sürecinin gizliliğine saygı gösterme ve mahkemenin güvenini koruma konusunda örnek ve önemli bir geleneğe sahiptir. Bu, Mahkeme’ye ve burada çalışan kamu görevlilerine hakaret anlamına gelen, Mahkeme’nin güvenilirliğinin tek ve berbat bir ihlaliydi.

Sızıntının kaynağı hakkında soruşturma başlatması için Mahkeme Güvenlik Amiri’ne talimat verdim.

Kaynak: Supreme Court

Bu haber, BAU Hukuk Fakültesi LAW 2018 Current Constitutional Developments dersi kapsamında çevrilmiştir.

İHAM’ın Wang v. Fransa ve Dubois v. Fransa kararlarının özet çevirisi: “Gözaltında ifadesi alınan kişilere avukat ve/veya çevirmen desteği alma fırsatı verilmeli ve susma hakkı konusunda bilgilendirilmelidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 28 Nisan 2022 günlü oturumunda gördüğü Wang v. Fransa (başvuru no. 83700/17) ve Dubois v. Fransa (başvuru no. 52833/19) başvurularında:

Wang v. Fransa (başvuru no. 83700/17) kararında oybirliği ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6 §§ 1 ve 3. fıkralarının ihlal edildiğine,

Dubois v. Fransa (başvuru no. 52833/19) kararında altı oya karşı bir oyla, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3 (c) bendinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

İki dosya da hukuka aykırı olarak hekimlik yapmakla suçlanarak mahkum edilmiş kişilerle ilgilidir. Başvurucular, gönüllü olarak girdikleri polis sorgularındaki koşullardan yakınmışlardır.

Mahkeme, gönüllü olarak sorguya giren kişilerin haklarını önemli ölçüde güçlendiren yasal reformların sonradan kabul edildiğini – ve bu nedenle başvurucuların durumu üzerinde pratik bir etkisi olmadığını – kaydederken, Sözleşme’nin 6 §§ 1 maddesi tarafından korunan savunma haklarına ilişkin olarak ve Sözleşme’nin 3. maddesi, gerekli güvencelerin polis nezaretine uygulananlarla aynı olması gerektiğidir. Yargılamaların genel adaletine ilişkin değerlendirmesinin bir parçası olarak bu güvencelere uygunluğu incelemeye devam etmiştir.

Daha fazlasını oku…

Sızan taslak karara göre ABD Yüksek Mahkemesi kürtajı hak olmaktan çıkarıyor

Yargıç Alito mahkemede dağıtılan ön çoğunluk taslağında “Roe ve Casey kararlarından dönülmesi gerektiğine inanıyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Yargıç Samuel Alito tarafından yazılan ve POLITICO tarafından ele geçirilen ön çoğunluk taslak kararına göre Yüksek Mahkeme, dönüm noktası niteliğindeki Roe v. Wade kararından dönmek için oy kullandı.

Taslak karar, kürtaj hakkına federal anayasal düzeyde koruma sağlayan 1973 kararının ve bu hakkı büyük ölçüde koruyan devamındaki 1992 -Aile Planlaması v. Casey- kararının tam anlamıyla bir reddi. Taslak kararda Alito “Roe en başından beri feci şekilde hatalıydı” şeklinde yorumlarda bulundu.

Mahkemenin görüşü olarak nitelendirilen belgede şu ifadelere yer verildi: “Roe ve Casey kararlarından dönülmelidir. Artık Anayasa’ya kulak verme ve kürtaj konusunu halkın seçilmiş temsilcilerine bırakma zamanıdır.”

Tartışmalı davalarla ilgili müzakereler geçmişten beri gelgitli bir şekilde devam ediyor. Taslak kararlar tartışmaya açıldıkça önemli kararlar birden fazla taslaktan oluşabildikleri ve bu kararlarda oy değiş-tokuşları yaşanabileceğinden bazen bir kararın açıklanmasından birkaç gün öncesine kadar yargıçlar oylarını değiştirebiliyorlar. Mahkemenin nihaî kararı önümüzdeki iki ay içinde yayınlanana kadar hâkimlerin kararını kestirmek güç.

Daha fazlasını oku…

İHAM Büyük Dairesi’nin NIT S.R.L. v. Moldova kararının özet çevirisi: “Tarafsız, bağımsız ve çoğulcu yayıncılık yapmadığı iddia edilen Moldova televizyon istasyonunun lisansının alınması, ifade özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 5 Nisan 2022 tarihli NIT S.R.L. v. Moldova Cumhuriyeti Büyük Daire kararında üçe karşı on dört oyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 10. maddesinin (ifade özgürlüğü), ikiye karşı on beş oyla Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokol’ün 1. Maddesinin (mülkiyet hakkı) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava, başvurucu şirket olan televizyon kanalının Hükümet’i aşırı derecede eleştirdiği için kapatıldığı ve özellikle iç hukukun, yerel halka açık ağlarında yayın yapan televizyon istasyonlarının haber bültenlerine tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüğü getirip getiremeyeceğine dair iddialarıyla ilgilidir.

Mahkeme, Moldova makamları tarafından seçilen ve 2006 Görsel-İşitsel Yasasında yer alan iç çoğulculuk politikasının Avrupa Konseyi uzmanları tarafından olumlu bir değerlendirme aldığını hatırlatmıştır.

Daha fazlasını oku…

Birleşmiş Milletler, Suriye’de uzun zamandır ertelenen anayasa görüşmelerinin sekizinci oturumunda ilerleme umuyor

Birleşmiş Milletler (“BM”), uzun zamandır ertelenen Suriye’deki yeni anayasa görüşmelerinin sekizinci oturumu için rejim ve muhalefete davetiye gönderdi.

Suriye BM Özel Temsilcisi, Suriye Rejimi ve muhalefete Mayıs’ın sonunda başlayacak olan ve çatışmaların parçaladığı ülkenin anayasasını revize etmeyi amaçlayan görüşmelerin sekizinci oturumu için davetiye gönderdiğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

Suriye BM Özel Temsilcisi Geil Pedersen, revize edilmiş bir anayasa üzerine oluşacak uzlaşının 11 senelik çatışmanın politik bir çözüme kavuşturulmasına katkıda bulunabileceğini BM Güvenlik Konseyi’ne bildirdi.

Pedersen ayrıca delegelerin “oturumda sunumu yapılan bazı metinlerde birkaç revizyon yapılmasını” önerdiği Suriye Anayasa Komitesi’nin yedinci oturumunun 25 Mart’ta bittiğini belirtti.

BM Özel Temsilcisi Yardımcısı Khawla Matar’ın daha sonrasında komitenin eş başkanlarıyla müzakerelerin ileri safhasını yürütmek üzere Şam ve İstanbul’u ziyaret ettiğini aktaran Pedersen, kendisinin de Cenevre’de 28 Mayıs’tan 3 Haziran’a kadar sürecek olan görüşmelerin sekizinci oturumu için davetiye gönderdiğini söyledi.

Daha fazlasını oku…

Yehova Şahitleri Anderlecht Hristiyan Meclisi ve diğerleri v. Belçika kararının özet çevirisi: “2018’den beri Brüksel Başkent Bölgesi’nde Yehova Şahitlerinin cemaatlerine emlak vergisinden muafiyet tanınmaması din özgürlüğü ve mülkiyetin korunması hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 5 Nisan 2022 tarihli Yehova Şahitleri Anderlecht Hristiyan Meclisi ve diğerleri v. Belçika kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 9.maddesi (düşünce, vicdan ve din özgürlüğü) ve Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokol’ün 1. Maddesiyle (mülkiyetin korunması) bağlantılı olarak Sözleşme’nin 14. Maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava, Brüksel Başkent Bölgesi’nde dini ibadet için kullandıkları mülklerle ilgili olarak bir emlak vergisi (précompte immobilier) ödemeden muaf tutulmamaktan şikayet eden Yehova Şahitleri’nin cemaatleriyle ilgilidir. Brüksel Başkent Bölgesi yasama meclisi tarafından çıkarılan 23 Kasım 2017 tarihli bir karara göre, 2018 mali yılı itibariyle muafiyet, başvurucu cemaatleri kapsamayan bir kategori olan yalnızca “tanınmış dinler” için geçerli olmuştur.

Mahkeme, söz konusu vergi muafiyetinin önceden tanımaya bağlı olması ve ayrımcılığa karşı yeterli güvence sağlamayan kurallara tabi olması nedeniyle, başvurucu cemaatlerin maruz kaldığı uygulama farklılığının makul ve nesnel bir gerekçesi olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, diğer hususların yanı sıra, tanımanın ancak Adalet Bakanının inisiyatifiyle mümkün olduğunu ve akabinde yasama organının tamamen takdire bağlı kararına bağlı olduğunu kaydetmiştir. Bu tür bir sistem, doğası gereği bir keyfilik riski taşımaktadır ve dini toplulukların, söz konusu vergi muafiyetinden yararlanma hakkını talep etmek için, asgari hakkaniyet garantilerine dayanmayan ve iddiaların objektif bir değerlendirmesini garanti etmeyen bir sürecin takdirine bırakılmaları makul olarak beklenemez bir durumdur.

Fransızca yazılan karara buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Almanya, Nazi tazminatlarıyla ilgili iddialarını devam ettiren İtalya’yı Uluslararası Adalet Divanı’nda dava etti

Uluslararası Adalet Divanı (“UAD”), yaptığı açıklamada Almanya’nın Cuma günü UAD’ye İtalya aleyhine bir dava getirdiğini, bu davanın temelinde Roma’nın İkinci Dünya Savaşı konusundaki tazminat iddialarını devam ettirmesinin bulunduğunu ve bu durumun Almanya’nın “yargısal dokunulmazlığını ihlal ettiğini” öne sürdüğünü söyledi.

BM’nin en yüksek yargı makamı olan UAD, 2012 yılında verdiği kararda, 1943-1945 yılları arasında Nazilerin işledikleri suçlar nedeniyle mağdur olanların Almanya’dan tazminat talep etmelerine izin verdiği gerekçesiyle İtalya’nın yükümlülüklerini ihlal ettiğine karar vermişti.

Berlin, UAD’ye yaptığı başvuruda, ilgili karara rağmen İtalya mahkemelerinin “2012’den beri önemli sayıda yeni tazminat talebiyle Almanya’nın egemenlikten doğan yargısal dokunulmazlığını ihlal etmeyi sürdürdüğünü” belirtti.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Wikimedia Foundation, Inc. v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Wikipedia’ya erişimin engellenmesiyle ilgili başvuruda Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ihlali kararı vermesi nedeniyle, mağdur statüsü kalmamıştır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 24 Mart 2022 tarihli Wikimedia Foundation, Inc. v. Türkiye davasında (başvuru no. 25479/19) oy çokluğuyla başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.

Söz konusu dava, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, başvurucunun web sitesinden bazı sayfaların kaldırılmasına yönelik isteği ve bunu müteakiben belirli sayfalara erişim engeli getirmenin teknik olarak mümkün olmaması nedeniyle bütün sitenin erişime kapatılması ile ilgilidir.
Mahkeme, ifade özgürlüğü ile ilgili çok sayıda davada, şikayet bağlamında Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruyu, Sözleşme’nin 35. maddesinin birinci fıkrası kapsamında tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak gördüğünü gözlemlemektedir.
Mahkeme, mevcut davada ortaya çıkan sorunun sistemik yapısını dikkate almıştır. Mahkeme, buna rağmen, Türk Anayasa Mahkemesinin sorunu çözebilecek bir kapasitede olmadığını ileri sürebilecek kadar yeterli bilgiye sahip değildir. Anayasa Mahkemesi, web sitelerine erişim engeli getirilmesine dair yeterince karara hükmetmiş, ulusal makamlar ve erişim engeli kararlarını incelemekle görevli mahkemeler tarafından takip edilmesi gereken çok sayıda kriteri ortaya koymuştur.

Mahkeme, önüne gelen bireysel başvuru hakkında daha önceden Anayasa Mahkemesi’nin esasında Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini kabul ettiği ve buna ilişkin olarak başvurucu kuruma uğradığı zararlar için uygun ve yeterli miktarda tazminata hükmettiği görüşündedir. Mahkeme, bu nedenle başvurucu kurumun  artık mağdur statüsü ileri süremeyeceğine ve söz konusu başvurunun Sözleşme’nin hükümlerine uygun olmadığına karar vermiştir.

Karar nihaidir. Fransızca olan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Emre Karaman tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Nuh Uzun ve diğerleri v Türkiye kararının özet çevirisi: “Mahpusların yazışmalarının UYAP’a yüklenmesi, kanunilik ilkesine aykırı ve özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 29 Mart 2022 tarihli Nuh Uzun ve diğerleri (başvuru no. 49341/18 ve diğer 13 başvurucu) kararında;

  • oybirliği ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme) madde 8’in (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı / haberleşmeye saygı hakkı) ihlal edildiğine,
  • oyçokluğu ile (6’ya karşı 1 oy ile) başvurucuların uğradıkları zarar bakımından ihlalin tespit edilmesinin tek başına yeterli adil tazmin oluşturduğuna karar vermiştir.

Dava esas olarak, başvurucuların cezaevindeyken yazışmalarının Ulusal Yargı Ağı Sunucusuna (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi – “UYAP”) yüklenmesine ilişkindir.

Mahkeme, tutuklu ve hükümlülerin yazışmalarının UYAP sunucusuna yüklenmesinin doğrudan ve özel olarak Adalet Bakanlığı tarafından 10 Ekim 2016’da yayınlanan ve 1 Mart 2017’de yeniden yayınlanan bir talimatnameden kaynaklandığını tespit etmiş, talimatnamenin savcılara ve cezaevi yetkililerine iletildiğini kaydetmiştir. Bu nedenle, söz konusu belgeler, ilke olarak bağlayıcı güce sahip olmayan, yayınlanmamış dahili belgelerdir. Mahkeme’nin görüşüne göre, herhangi bir kural koyma yetkisi kapsamında yayımlanmayan bu tür metinler, Mahkeme’nin içtihadının amaçları açısından yeterli düzeyde bir hukuk normu (kanun) olarak göz önüne alınamaz. Sonuç olarak, başvurucuların özel hayatlarına ve haberleşmelerine saygı gösterilmesi haklarına yapılan müdahalenin Sözleşme madde 8 anlamında “kanuna uygun” olduğu söylenemez.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

Kazakistan Devlet Başkanı Tokayev’den Anayasa Değişikliği İçin Referandum Çağrısı

Devlet Başkanı Kassym-Jomart Tokayev 29 Nisan 2022 tarihinde gerçekleşen Kazakistan Halk Meclisi’nin yıllık toplantısında, Kazakistan Anayasası’ndaki değişiklik önerilerini oylamak için ulusal bir referandum düzenleme girişimi de dahil olmak üzere önemli duyurular yaptı.

 Referandumun tarihi henüz açıklanmadı ancak Kazakistan yasalarına göre referandumlar, Devlet Başkanı’nın resmi onayını takip eden bir ila üç ay arası bir sürede gerçekleşebilir.

Tokayev’in makamı, ülkenin anayasasının üçte birinden fazlası olmak üzere değiştirilecek otuz üç maddeye ilişkin özel teklifler içeren bir yasa tasarısını Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmesine gönderdi.

 Önemli anayasa değişikliklerinin arasında devlet başkanının yetkilerinin sınırlandırılması, parlamento seçimlerinde uygulanan nispî temsil sistemini çoğunluk ve nispî temsil sistemi karması bir sistemle değiştirerek parlamentoyu güçlendirmek, bölgesel ve yerel idarî birimlere daha fazla yetki vererek merkezî otoritenin gücünü dağıtmak, ombudsmanlık kurumu da dahil olmak üzere insan hakları koruma mekanizmalarını geliştirmek ve vatandaşların başvuruda bulunabilecekleri bir anayasa mahkemesi kurmak gibi gelişmeler var.

Daha fazlasını oku…