İçeriğe geç

İHAM’ın Navalnyy ve Gunko v. Rusya kararının özet çevirisi: “Protesto yürüyüşüne katılan kişilerin kolları bükülerek gözaltına alınması ve lehe deliller dikkate alınmadan yalnızca polis beyanıyla haklarında idari yaptırım uygulanması, 3., 5. ve 11. maddenin ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 10 Kasım 2020 tarihli kararında, Mayıs 2012’de Bolotnaya Meydanı’ndaki siyasi bir yürüyüş sırasında polisin yasal uyarılarına uymayı reddeden ve yakalanmalarının ardından bir gece polis karakolunda gözaltında tutulan iki göstericiye idari yaptırım uygulanması nedeniyle Sözleşme’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının, 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ve 11. maddesinde düzenlenen toplanma ve gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca özellikle, internette yayınlanan ve yakalanma anını gösteren bir videoya dayanarak, başvurucu Aleksey Navalnyy’ye gözaltına alınması sırasında polisler tarafından aşırı fiziksel güç uygulandığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen insanlıkdışı muamele yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir. Videoda polis tarafından Bay Navalnyy’ye uygulanan gücün -kolunun bükülmesi ve çığlık atmasına sebep olunması- onu karakola götürmek için kesinlikle gerekli olmadığı görülmektedir, zira söz konusu kişi gözle görülür bir direnişte bulunmamıştır.

Geri kalan şikayetlerle ilgili olarak Mahkeme, olayların ve ortaya çıkan hukuki sorunların çoğunun, ihlallerin tespit edildiği diğer benzer davalarda zaten incelendiğini ve mevcut davada farklı bir sonuca varmak için hiçbir neden görmediğini tespit etmiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, Gizem Demir tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Dupate v. Letonya kararının özet çevirisi: “Kamu figürü olan kişinin doğumdan çıkarken gizlice çekilen fotoğraflarının bir dergide yayımlanması, özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 19 Kasım 2020 tarihli kararında, avukat olan ve partneri bir siyasi partinin başkanı olan başvurucunun doğum servisinden çıkarken gizlice çekilen fotoğraflarının ve ardından fotoğraflarla birlikte bir yazının bir dergide yayımlanmasını, başvurucunun özel hayatına saygı hakkının ihlali olarak görmüştür.

Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucunun özel hayatının gizliliği ve dergi yayınlamaktaki ifade özgürlüğü arasında denge kurduğuna fakat bunun yeterli şekilde ya da Mahkeme’nin içtihatlarıyla uyumlu şekilde yapılmadığına karar vermiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ćwik v. Polonya kararının özet çevirisi: “Özel kişiler tarafından işlenen kötü muamele sonucunda elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılması adil yargılanma hakkını ihlal eder.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 5 Kasım 2020 tarihli Ćwik v. Polonya davasında özel kişiler tarafından yapılan işkence neticesine alınan tanık beyanlarının başvurucunun yargılanmasında kullanılmasını Sözleşme’ye aykırı bulmuştur.

Mahkeme, Daire kararıyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine beş oya karşı iki oyla karar vermiştir.

Dava, uyuşturucu kaçakçılığı için Bay Ćwik’e karşı yürütülen yargılamaların adil olmadığı şikâyetine dayanmaktadır. Başvurucu özel olarak, bir suç çetesinin yaptığı işkence sonucunda elde edilen ve üçüncü kişiler tarafından sunulan beyan delillerinin mahkemeler tarafından esas alınmasından şikâyetçi olmuştur.

Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucunun davasını görürken, söz konusu beyanların 3. madde tarafından yasaklanan kötü muamele neticesinde elde edildiğine dair hiçbir şüpheye yer bırakmadığını tespit etmiştir. Bununla birlikte mahkemeler, başvurucu hakkında mahkumiyet kararı verilirken esas alınan ilgili beyanların kullanılmasının, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca mutlak nitelikteki kötü muamele yasağının ihlali olduğunu kabul etmiş; ancak Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adil yargılanma hakkı perspektifinden herhangi bir değerlendirmede bulunmamışlardır.

Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca yasaklanan işkence veya kötü muamele sonucunda elde edilen beyan delillerinin yargılamaya esas alınmasının, yargılamayı bir bütün olarak adaletsiz hale getirdiğini kararında özel olarak tekrarlamıştır. Bu dava Mahkeme’nin bu kuralı özel kişiler tarafından işlenen kötü muamele sonucu elde edilen deliller için uyguladığı ilk davadır. Şimdiye dek geçmiş bütün davalar, kamu yetkilileri tarafından işlenen kötü muamele sonucu elde edilen delilleri konu almıştır.

Kararın tamamını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Bakır v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Başvurucu ve avukatının yokluğunda dinlenilen gizli tanık beyanının güvenilirliği sorgulanmadan mahkumiyete esas alınması, adil yargılanma hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) Bakır v. Türkiye kararı, olayların yaşandığı tarihte DTP Ergani ilçe başkanı olan başvurucunun bir köy kahvesinde yaptığı ve PKK ve Abdullah Öcalan’ı övdüğü iddia edilen konuşmalarına ve yeğeninin düğününde kırmızı, yeşil, sarı bir kumaş parçası salladığı ve slogan attığı iddialarına ilişkin ceza davasına ilişkindir.

Gizli tanıkların başvurucu ve avukatının yokluğunda, ancak savcının huzurunda dinlenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen güvencelere rağmen gizli tanık ifadelerinin güvenilirliği ve inandırıcılığına karşı çıkmak için başvurucuya imkan sağlanmamış olması, başvurucunun savunma hakkını kısıtlamış ve Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (d) maddeleri ihlal edilmiştir. Mahkeme, başvurucunun yeğeninin düğününde kırmızı, yeşil, sarı bir kumaş sallaması ve slogan atması sebebiyle, başvurucunun hareketlerinin şiddete teşvik içerip içermediği incelenmeden başvurucuya üç yıl hapis cezası verilmesinin de başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın özet çevirisi av. İdil Özcan tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın B ve C v. İsviçre kararının çevirisi: “Eşcinsel kişiyi cinsel yönelimi nedeniyle kötü muameleye maruz kalma riskini dikkate almadan sınırdışı etmek, insanlıkdışı muamele yasağını ihlal edebilir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 17 Kasım 2020 tarihli B ve C v. İsviçre kararında, eşcinsel bir çift olan başvurucuların aile birleşimi taleplerinin reddedilmesinin ardından başvuruculardan birinin Gambiya’ya gönderilmesi ve burada kötü muameleye maruz kalma riski altında olmasının Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen insanlıkdışı veya aşağılayıcı muamele yasağını ihlal edebileceğine karar vermiştir.

Mahkeme, eşcinselliğin suç haline getirilmesinin tek başına ilgili ülkeye dönme kararının Sözleşme’ye aykırı olmayacağına karar vermiştir. Ancak Mahkeme, İsviçre yetkililerinin, eşcinsel bir kişi olan birinci başvurucunun Gambiya’ya dönmesi halinde kötü muameleye maruz kalma riskini ve Devlet dışı aktörlerden gelecek kötü muameleye karşı Devlet korumasının mümkün olup olmadığını yeterli bir şekilde değerlendirmediğini tespit etmiştir. Çok sayıda bağımsız makam, Gambiya yetkililerinin LGBTI bireyleri koruma konusunda isteksiz olduğunu belirtmiştir.

Mahkeme ayrıca, karar kesinleşene kadar, İç Tüzük’ün 39. maddesi altında verilen geçici tedbir kararının da yürürlükte kalmasına karar vermiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Sabuncu ve Diğerleri v. Türkiye kararının çevirisi: “Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin tutuklanması, özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 10 Kasım 2020 tarihli Sabuncu ve Diğerleri v. Türkiye kararında, Cumhuriyet gazetesi gazetecileri ve Cumhuriyet Vakfı yöneticileri Mehmet Murat Sabuncu, Akın Atalay, Önder Çelik, Turhan Günay, Mustafa Kemal Güngör, Ahmet Kadri Gürsel, Hakan Karasinir, Hacı Musa Kart, Güray Tekin Öz ve Bülent Utku’nun 2016 yılında tutuklanmasının özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin başvurucuların başvuruları hakkında süratle karar vermediği ve Sözleşme’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği iddiasında Anayasa Mahkemesi’nin OHAL sonrası artan istinai iş yükünü ve başvuruların niteliğini dikkate alarak ihlal bulmadı.

Başvurucuların siyasi sebeplerle tutuklandıkları ve Sözleşme’nin 18. maddesinin ihlal edildiği iddiası da reddedildi ve 18. maddenin ihlal edilmediğine karar verildi.

Karara milli hakim Yüksel ve Litvanyalı hakim Kuriş, kısmi muhalefet şerhi yazdı.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın çevirisi, Benan Molu, Rumeysa Budak, İdil Özcan ve Emre Karaman tarafından yapıldı.

Sabuncu ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 23199/17, Karar tarihi: 10.11.2020 Çeviriyi okumak için:

İtalya’da LGBTQ+ kişileri, kadınları ve engellileri şiddetten koruyan yasa Parlamento’nun alt kanadı tarafından kabul edildi

İtalya Parlamentosu’nun alt kanadı, ayrımcılık karşıtı korumayı kadınlara, engellilere ve LGBTQ+ kişilere genişleten ve bu gruplara şiddeti nefret suçu haline getiren bir kanun tasarısını kabul etti. Mevcut nefret suçu düzenlemesi kişileri yalnızca ırksal, dinsel ve etnik ayrımcılığa karşı koruyor.

Bu yeni yasayla, koruma altına alınan bu yeni gruplara karşı nefret suçu işleyenler dört yıla kadar hapis cezası alabilecek. Yasa aynı zamanda okullarda bir farkındalık kampanyası yapılmasını öneriyor ve ayrımcılık karşıtı örgütlerin finansal desteğinin artırılmasını öngörüyor.

Yasanın hazırlanmasında, yakın zamanlarda yaşanan kuir ve trans bireylere yönelik şiddet olayları etkili oldu. Haziran ayında 25 yaşında bir öğrenci, partnerinin elini tuttuğu için yedi kişi tarafından saldırıya uğraması nedeniyle hastaneye yatırılmıştı. Eylül ayında ise 22 yaşındaki Maria Paola Gaglione, bir trans erkek olan Ciro Migliore’yle ilişkisini onaylamadığı için erkek kardeşi Michele Antonio tarafından öldürülmüştü.

Daha fazlasını oku…

Peru Devlet Başkanı Martin Vizcarra Kongre tarafından görevinden alındı

Peru Kongresi, hükûmet anlaşmalarının dağıtılmasıyla ilgili olarak rüşvet aldığı gerekçesiyle Devlet Başkanı Martin Vizcarra’yı görevden aldı.

Vizcarra kararı kabul ettiğini, herhangi bird ava yoluna gitmeyeceğini ve Devlet Başkanlığı Sarayı’nı terk edeceğini açıkladı.

Kongre sözcüsü Manuel Merino’nun, Vizcarra’nın görev süresinin sonu olan 2021 Temmuz’una kadar devlet başkanlığını üstlenmesi bekleniyor.

Bu, Devlet Başkanı’nın görevden alınması için son iki aydan beri gerçekleştirilen ikinci girişim.

57 yaşındaki Vizcarra, ülkenin güneyindeki Moquegua bölgesi valisiyken 640.000 dolar rüşvet aldığı yönündeki suçlamaları daha önce reddetmişti.

Oylamadan önce de Vizcarra, herhangi bir görevden almanın, zaten Corona salgını nedeniyle ciddi bir durgunlukla mücadele eden ülkeyi karmaşaya sürükleyeceği uyarısında bulunmuştu.

Daha fazlasını oku…

Ekim 2020 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Ekim ayında yayımlanan 13’ü Türkiye’ye karşı 29 İHAM kararının yer aldığı bülten yayında. Bu bültendeki çeviriler, Benan Molu, Pınar Baysal, Dicle Demir, Batuhan Karataş, Emre Karaman, İlkay Nadir, Nur Beril Nalbantoğlu, Gizem Demir, Rumeysa Budak, Efekan Sadak, Gözde Gurbet Engin, İdil Özcan tarafından yapıldı.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Yosifov v. Bulgaristan kararının özet çevirisi: “Belediye başkanının hakim karşısına çıkartılmadan ve hakim kararı olmadan dört gün gözaltında tutulması ve ofisinde arama yapılması, özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), yolsuzluk yaptığı iddiasıyla hakkında dava açılan belediye başkanının 24 saati polis, sonraki 72 saati savcılık kararıyla olmak üzere dört gün boyunca hâkim karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulması ve ofisinin aranmasına ilişkin Marin Yosifov v. Bulgaristan kararında Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının ve 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, Yosifov’un dört gün boyunca hakim ya da kanun tarafından bu yargısal yetki verilmiş başka bir yetkili karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulduğuna, bu sebeple, Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasındaki amaç doğrultusunda derhal serbest bırakılmadığına karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca, olaylar sırasında Yosifov’un, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dört günlük gözaltısının hukukiliğini ve gerekliliğini yerel mahkemeler önüne taşıyabilmesini sağlayabilecek bir başvuru yolunun olmadığına karar vermiştir.

Son olarak Mahkeme, önceden bir hakim tarafından alınmış bir karar olmadan başvurucunun ofisinin aranmasının Bulgaristan kanunları tarafından öngörülmemiştir. Bu sebeple başvurucunun keyfiliğe karşı korunmaktan mahrum bırakılması ve özel hayatına saygı hakkına yönelik müdahale maruz kalması, kanuna uygun değildir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, av. Benan Molu ve Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…