İçeriğe geç

İHAM’ın Kövesi v. Romanya kararının özet çevirisi: “Yolsuzlukla mücadele başsavcısının yolsuzlukla ilgili reform çalışmasını eleştirmesi nedeniyle görev süresi bitmeden görevden alınması, yargı bağımsızlığına aykırıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 5 Mayıs 2020 tarihli Kövesi v. Romanya davasında [1], oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6 § 1 maddesinin (adil yargılanma hakkı) ve 10. maddesinin (ifade özgürlüğü hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, yolsuzluk alanındaki yasama reformları eleştirisini takiben, başvurucunun ikinci dönem görev süresinin bitiminden önce Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Başsavcılığı görevinden alınmasına ilişkindir. Başvurucu, bu karara itiraz etme olanağı bulunmadığını iddia etmiştir.

Mahkeme özellikle, başvurucunun görevinden alınmasına karşı mahkemede bir dava açmasının bir yolu bulunmadığını tespit etmiştir. Çünkü bu tür işlemlerle, başvurucunun yolsuzluk yasasındaki yasal değişiklikleri eleştirdiği için görevden haksızca alındığına ilişkin savunmasının esası değil, görevden alınmasına ilişkin cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yalnızca şekli yönleri incelenebilmektedir.

Başvurucunun ifade özgürlüğü hakkı ihlal edilmiştir, çünkü büyük bir kamu yararı meselesinde görevlerini yerine getirirken yaptığı eleştiriler nedeniyle görevden alınmıştır. Yolsuzlukla mücadele başsavcısı olarak görevlerinden biri de, yargı, yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele üzerinde etkisi olabilecek yasama reformları hakkındaki görüşlerini ifade etmektir.

Zamanından önce görevinden alınmasının yargı bağımsızlığını koruma esas amacını boşa çıkardığı, yargıyı ve yargı bağımsızlığını etkileyen yasama reformları hakkındaki kamusal tartışmalara katılmada kendisinin, diğer savcıların ve hakimlerin üzerinde caydırıcı etki yaratmış olduğu ortaya çıkmıştır.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Hazal Polat tarafından yapılan çeviriyi aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Kövesi v. Romanya, Başvuru no. 3594/19, Karar tarihi: 05.05.2020

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın G.B. ve Diğerleri v. Türkiye kararının çevirisi: “Bir anne ve 3 çocuğunun Kumkapı ve Gaziantep geri gönderme merkezlerinde tutulmaları ve koşullarıyla ilgili AYM’nin tedbir talepli başvuruyu reddetmesi ve çok geç karar vermesi, 3., 5. ve 13. maddenin ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 17 Ekim 2019 tarihinde verdiği G.B. ve Diğerleri v. Türkiye (Başvuru No: 4633/15) kararında üç çocuk ve annelerinden oluşan ve birlikte  Kumkapı ve Gaziantep Geri Gönderme Merkezlerinde tutulan Rusya vatandaşı olan sığınmacı başvurucuların, geri gönderme merkezlerindeki tutulma koşullarının özellikle çocuklar açısından 3. maddede düzenlenen insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağını ihlal ettiğine, tutulma koşullarına ilişkin olarak başvurulabilecek etkili bir başvuru yolu olmamasının 13. maddede düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine, çocukların haklarında idari gözetim kararı verilmeden Kumkapı’da tutulmasının 5/1 maddesinde düzenlenen keyfi gözaltı yasağını ihlal ettiğine ve tutulmaya ilişkin etkili ve hızlı karar verebilen bir hukuki mekanizma olmamasının 5/4 maddesinde düzenlenen tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında mahkeme tarafından kısa bir sürede karar verilmesi hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.

Kararın tamamına buradan, Serde Atalay, İdil Özcan ve Efekan Sadak tarafından yapılan çevirisine buradan ulaşabilirsiniz.

* Bu çeviri, Hafıza Merkezi tarafından yürütülen “Ağır İnsan Hakları İhlallerinde Cezasızlıkla Mücadele” projesi kapsamında, Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle gerçekleştirilmiştir. 

FORUM – Av. Polat Yamaner – LGBTİ+’lara karşı ayrımcı işkence: İnsan Hakları İnter-Amerikan Mahkemesi’nin Çığır Açıcı İçtihadı (Azul Rojas Marín ve Diğerleri v. Peru)

[Av. Polat Yamaner tarafından yapılan bu çeviri, orijinali EJIL:Talk! uluslararası hukuk blog’unda yayımlanan ve Chris Esdaile, Alejandra Vicente ve Clara Sandoval tarafından hazırlanan yazının çevirisidir. Söz konusu çeviri EJIL:Talk! editörlerinin ve yazarların izni alınarak hazırlanmıştır. Yazının orijinaline buradan, REDRESS tarafından hazırlanan dava bilgi notuna buradan ulaşabilirsiniz.A]

Korona virüs krizinin tam ortasında İnsan Hakları İnter-Amerikan Mahkemesi, Azul Rojas Marín ve Diğerleri v. Peru davasında çığır açan bir karar vermiş ve LGBTİ+’ların[1] haklarını genişleterek, bu topluluğun Amerika çapında ve ötesinde maruz kaldığı şiddet seviyesinin azalması potansiyelini taşıyan yeni standartlar belirlemiştir. İnter-Amerikan Mahkemesi bu dava aracılığıyla “önyargı kaynaklı şiddet” kavramını geliştirmiş; cinsel yönelim temelli ayrımcılığın LGBTİ+’ların keyfi şekilde alıkonulmasına sebep olabileceği sonucuna ulaşmış; ayrımcı işkence anlayışını geliştirmiş ve bu olayların etkili şekilde soruşturulması için bir dizi özel özen yükümlülüğü standardı belirlemiştir. Mahkeme, ihlalin tekrarlanmaması için önemli teminatların tanınması da dahil olmak üzere, Peru’nun başvurucu Azul’a bir dizi onarım imkanı sağlaması gerektiğine karar vermiştir. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Anzelika Simaitiene v. Litvanya kararının çevirisi: “Mahkumiyet hükmü olmadan, hakimin görevden uzaklaştırıldığı süre boyunca maaşını alamaması, öngörülebilir değildir ve mülkiyet hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 21 Nisan 2020 tarihli Anželika Šimaitienė v. Litvanya kararında bir mahkumiyetin yokluğunda, ceza yargılaması sırasında görevden uzaklaştırıldığı dönemde bir hakime maaşının ödenmemesinin başvurucu için öngörülebilir olmadığına karar vererek mülkiyet hakkından ihlal bulmuştur.

Kararın tamamına buradan, İdil Özcan tarafından yapılan çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

Anželika Šimaitienė v. Litvanya, Başvuru No. 36093/13, Karar Tarihi: 21.04.2020

Daha fazlasını oku…

FORUM – Dr Ahmet Mert Duygun – Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kararlarına Dair İlk Gözlemler

Dr Öğr.Üyesi Ahmet Mert Duygun

İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı

 

I. Giriş

Osmanlı-Türk Anayasacılığında 1909 senesinden beri uygulanan parlamenter rejimin yerine başkancı bir hükümet sistemi olan Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ne[1] (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) geçilmesini öngören 6771 Sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından yaklaşık 2 sene geçmesine karşın hükümet sistemine ilişkin gerek akademik gerek siyasal düzlemde tartışmalar sönümlenmemiştir. Bu tartışmaların başında ise Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Aslan’ın tabiriyle ‘’yeni rejimin alamet-i farikaları’’[2] olan cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin hukuki niteliği, hangi alanlarda çıkarılabileceği; normlar hiyerarşisindeki yeri ve kanunlarla olan ilişkisi gelmektedir. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı kararnameleri için Anayasa’da mahfuz bir alanın olup olmadığı tartışması başta olmak üzere çok sayıda konuda AYM’nin vereceği kararlardaki tespitler uzun zamandır beklenmekteydi. İlk cumhurbaşkanı kararnamesinin yayımlanmasından sonra neredeyse 2 senelik bir sürenin ardından nihayet 13.05.2020 tarihinde yayımlanan 3 kararı[3] ile AYM, cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin hukuki rejimine ilişkin bazı tespitlerde bulunmuştur.

Bu kısa yazıda öncelikle Mahkeme’nin bu 3 kararda varmış olduğu ortak tespitler ve çelişkiler kısaca özetlenecek; ardından bu kararlar değerlendirilecektir. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Sudita Keita v. Macaristan kararının çevirisi: “Mülteci statüsü verilmeyen vatansız kişinin 15 yıl boyunca hukuki durumunun belirsiz bırakılması nedeniyle sağlık, evlenme ve istihdam hakkından yararlanamaması, 8. madde ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 12 Mayıs 2020 tarihli Sudita Keita v. Macaristan kararında, mülteci statüsü tanınmasının reddine dair 29 Kasım 2002 tarihli karardan sonra 2002 yılından beri vatansız bir kişi olarak 15 yıl boyunca Macaristan’da yaşamasına rağmen başvurucunun herhangi bir hukuki statüden yoksun bırakılması nedeniyle çeşitli kurslara katılmasına rağmen sağlık hizmeti, evlenme ve istihdam gibi temel haklarından mahrum bırakılmasını özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak gördü.

Kararın tamamını buradan, İdil Özcan tarafından yapılan çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Sudita Keita v. Macaristan, Başvuru no. 42321/15, Karar tarihi: 12.05.2020

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Mraovic v. Hırvatistan kararının çevirisi: “Tecavüz mağduru kadınının mahremiyetinin ve onurunun korunması için duruşmaların kapalı yapılması, adil yargılanma hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), başvurucunun tecavüz suçuyla yargılandığı davada kamuya açık duruşmalarda yargılanma hakkıyla mağdurun özel hayatının korunması hakkı arasındaki dengeye ilişkin 14 Mayıs 2020 tarihli Mraovic v. Hırvatistan kararında, altıya karşı bir oyla, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Mahkeme, yerel mahkemenin duruşmanın kamuya kapatılması kararının gerekçesinin, yani mağdurun özel hayatını korumanın, makul olduğuna karar vermiştir. Mahkeme özellikle, Devletlerin, hayatının en mahrem anlarına dair bilgilerin ortaya çıkacağı çapraz sorgu gibi oldukça hassas bir süreci de barındıran yargılamalar sırasında tecavüz mağduru kadınları ikincil bir mağduriyetten koruma yükümlülüğü olduğunu vurgulamıştır. Dahası, bu bilgiler, sadece mağdurun çapraz sorguya alındığı anlarda değil, ceza davasının her aşamasında açığa çıkabilir. Bu sebeple, yargılamanın sadece bir bölümünü kapatmak, mağduru daha fazla utanmaktan ve damgalamaktan korumaya yetmez. Adalet sistemi, bu suçun mağdurlarının çektiği ızdırabı arttırmamalı ya da onları bu olayları bildirmekten vazgeçirmemelidir.  

Kararın tamamına buradan, av. Benan Molu tarafından yapılan çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Megrelishvili v. Gürcistan kararının özet çevirisi: “Arama sırasında polisler tarafından yerleştirildiği iddia edilen ve şüpheli hale gelen delilin mahkumiyete esas delil olarak kullanılması, adil yargılanma hakkı ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 7 Mayıs 2020 tarihli Megrelishvili v. Gürcistan kararıyla, oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Söz konusu dava, esas alınan başlıca delillerin elde edilme ve başvurucuya karşı kullanılma şekli bakımından yürütülen ceza davasının adil olmadığı iddiasına dayanmaktadır.

Mahkeme, ceza davasında başvurucuya karşı kullanılan esaslı delilin elde edilme şeklinin, delillin güvenilirliğini ve doğruluğunu şüpheli hale getirdiğine karar vermiştir. Mahkeme ilgili delilin önemi göz önüne aldığında, kümülatif olarak; aramalarla ilgili usuli düzensizliklerin, başvurucunun uyuşturucuların kendisine ait olmadığı iddiasının değerlendirilmemesi de dahil olmak üzere, dava öncesi ve dava esnasındaki yargısal denetim yetersizliğinin ve destekleyici delillerin zayıflığının başvurucunun yargılanmasını bir bütün olarak adaletsiz hale getirdiğini tespit etmiştir.

Kararın tamamını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan özet çevirisini ise aşağıdan okuyabilirsiniz.

Megrelishvili v. Gürcistan, Başvuru no. 30364/09, Karar tarihi: 07.05.2020

Daha fazlasını oku…

FORUM – Av. Esin Bozovalı ve Av. Barış Birol – İHAM Büyük Dairesi’nin Sığınmacıların Vize Başvurusuyla İlgili M.N. ve Diğerleri v. Belçika Kararına İlişkin Bir Değerlendirme

Av. Esin Bozovalı

Av. Barış Birol

İstanbul Barosu

İHAM Büyük Dairesi’nin Sığınma Talep Etme Amacıyla Konsolosluk ve Elçiliklere Vize Başvurusu Yapılmasıyla İlgili M.N. ve Diğerleri v. Belçika Kararına İlişkin Bir Değerlendirme

İHAM Büyük Dairesi, Suriye uyruklu ve iki çocuklu bir çiftin Belçika’da sığınmaya başvurmak amacıyla Beyrut’taki Belçika Büyükelçiliği’ne yaptıkları kısa dönem vize başvurularının reddedilmesine ilişkin 5 Mayıs 2020 tarihinde verdiği M.N. ve Diğerleri v. Belçika davasında (Başvuru no: 3599/18) başvuruyu çoğunluk oyuyla kabul edilemez bulmuştur.

Başvurucular, İHAS madde 3 (işkence, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı), madde 13 (etkili başvuru hakkı) ve madde 6 § 1 (adil yargılanma hakkı) ihlallerinin gerçekleştiğini iddia etmişlerdir.

Mahkeme, İHAS madde 1 (insan haklarına saygı yükümlülüğü) hükmünün kapsamının taraf devletlerin yetki alanlarıyla sınırlı olduğunu hatırlatmıştır. Mahkeme bunun yanında, başvurucuların Sözleşme’nin 3. maddesi ve 13. maddesi kapsamında şikayette bulunduğu olayın Belçika’nın yetki alanında gerçekleşmediğini tespit etmiştir. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Castellani v. Fransa kararının çevirisi: “Şüphelinin silahlı özel polis birimlerince iyi planlanmamış bir operasyon sırasında evde eşi ve kızı önünde aşırı güç kullanılarak yakalanması, insanlık dışı muamele yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), silahlı özel polis birimi tarafından evinde eşinin ve kızının gözleri önünde yakalanması sırasında şiddet içeren eylemlerin mağduru olduğuna dair başvurucunun şikâyetini içeren Castellani v. Fransa kararında[i] (Başvuru No. 43207/16), başvurucunun evindeki polis operasyonunda kullanılan yöntemlerin bir şüphelinin yakalanması nihai amacını gerçekleştirmek için kesinlikle gerekli olacak biçimde planlanmadığı ve gerçekleştirilmediği sonucuna vararak oybirliğiyle  Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Kararın tamamına buradan, Mahkeme’nin değerlendirmesine ilişkin bölümü bire bir çeviren Rumeysa Budak’ın çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Castellani v. Fransa, Başvuru No. 43207/16, Karar tarihi: 30.04.2020

Daha fazlasını oku…