İçeriğe geç

Haziran 2020 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Haziran 2020’de 12’si Türkiye’ye karşı 24 İHAM kararının yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Sarı v. Türkiye, Başvuru no. 2429/13, Karar tarihi: 23.06.2020

19 Aralık 2000 tarihinde cezaevlerinde gerçekleştirilen ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nda güvenlik güçleri tarafından öldürülen başvurucunun yakını için açılan davada güvenlik güçleri hakkında beraat kararı verilmesi – Yaşam hakkının ihlali

İşkence, insanlık dışı ve kötü muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

N.T. v. Rusya, Başvuru no. 14727/11, Karar tarihi: 02.06.2020

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 2 Haziran 2020 tarihinde verdiği N.T. v. Rusya kararında, müebbet hapis cezası alan başvurucunun cezasını çektiği ilk on senede yalnızca müebbet hapis cezası aldığı için düzenli olarak kelepçelenmesini ve katı cezaevi rejimine tabi tutulmasını Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yasağını ihlal ettiğine karar verdi. Sonuç olarak Mahkeme, başvurucunun beş yıldan uzun süre düzenli olarak kelepçelenmesi, tecritte tutulması, günün 22.5 saatini iş ya da eğitim gibi hiçbir faaliyette bulunmadan hücresinde geçirmek zorunda kalması gibi muamelelerin başvurucuda ciddi bir strese yol açtığına, bunun da insanlıkdışı olduğuna karar verdi. Mahkeme ayrıca, bu başvurunun Rusya’da hapis cezalarının ilk on senesini çeken müebbet hapis cezası alan mahpuslara yönelik cezaevi rejiminin sistematik bir sorunu ortaya çıkarttığını belirterek reform için bazı tedbirler önerdi. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Y.T. v. Bulgaristan kararının özet çevirisi: “Trans erkek başvurucunun cinsiyet kimliğinin hukuken tanınması taleplerinin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedilmesi, özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 9 Temmuz 2020 tarihli Y.T. v. Bulgaristan Daire kararıyla, oybirliğiyle:

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesinin (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

İlgili dava, fiziksel görünümünü değiştirmek için çeşitli adımlar atan Y.T. isminde bir trans erkekle ilgili olup, Bulgaristan mahkemeleri tarafından cinsiyet kimliğinin hukuken tanınması taleplerinin reddedilmesine dayanmaktadır. Başvurucu, cinsiyet kimliğinin ergenlik döneminden beri farkında olduğunu ve toplumsal hayatını bir erkek olarak sürdürdüğünü ifade etmektedir.

Mahkeme, yargı yetkililerinin, Y.T.’nin fiziksel görünümünü değiştirmeye başlamasıyla bir cinsiyet uyum süreci içinde olduğunu ve kendisinin sosyal ve ailesel hayatını uzun süredir erkek olarak devam ettirdiğini ortaya koyduğunu tespit etmiştir. Bununla birlikte, söz konusu cinsiyet kimliğinin hukuken tanınması talebinin kamu yararıyla bağdaşmadığını ve talebin reddedilmesi gerektiği kanaatinde olan yetkililer, ilgili kamu yararı niteliğini ortaya koyamamış ve Y.T.’nin cinsiyet kimliğinin hukuken tanınması hakkıyla ilgili yarar arasında bir dengeleme faaliyetinde bulunmamışlardır.

Mahkeme, yerel mahkemelerinin gerekçelendirmesindeki katılığın, Y.T.’yi –makul bir sebep olmaksızın ve kesintisiz bir süre için– oldukça sorunlu bir konuma yerleştirdiğini, başvurucunun kırılganlık, aşağılanma ve kaygı duymakla mesul kılındığını tespit etmiştir. Mahkeme, Y.T.’nin cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmaması için, yerel mahkemelerin ilgili ve yeterli ağırlıkta gerekçeler sunmadığını ve diğer davalarda ilgili iznin verilmesinin neden mümkün olduğunun açıklanmadığını ifade ederek, bu sebeplerle Y.T.’nin özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin haksız nitelikte bir müdahale teşkil ettiğine karar vermiştir.

Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, av. Polat Yamaner tarafından yapılmıştır. 

Daha fazlasını oku…

FORUM – Dr Bezar Eylem Ekinci – 6284 Sayılı Kanun’da Düzenlenen Önleyici Tedbirin Niteliğine Yönelik Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Kapsamında Bir Değerlendirme

5eb3e2595542871ca4ed60c56284 Sayılı Kanun’da Düzenlenen Önleyici Tedbirin Niteliğine Yönelik Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Kapsamında Bir Değerlendirme

Bezar Eylem Ekinci – Dr. Öğretim Üyesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı.

Giriş

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un[ii] (6284 sayılı Kanun) amacı, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesidir (md. 1). Bunu gerçekleştirebilmek için 6284 sayılı Kanun’da koruyucu ve önleyici olmak üzere iki tür tedbir öngörülmüştür. İlgili Kanun’da düzenlenen bu tedbirler, geçici hukuki koruma tedbiri niteliğindedir.[iii]

6284 sayılı Kanun’da düzenlenen koruyucu ve önleyici tedbirler arasında nitelikleri ya da yöneldikleri amaçları gibi bazı temel farklılıkları vardır. Bu farkların doğru anlaşılması ve uygulanması, ilgili Kanun’un şiddetin önlenmesi amacının gerçekleştirilebilmesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun’da düzenlenen bu tedbir kararları bakımından hak ihlali olup olmadığı yönünde incelemeler yaparken, her iki tedbir kararının farklarına yönelik değerlendirmelerde de bulunmuştur. Bu çalışmada esas olarak önleyici tedbir kararının hukuki niteliğine ve amacına ilişkin Anayasa Mahkemesinin yaptığı bazı temel belirlemelere yer verilecektir.

Burada ilk olarak, 6284 sayılı Kanun’da öngörülen, koruyucu ve önleyici tedbir kararlarına genel hatlarıyla bakmak yol gösterici olacaktır. Ardından Anayasa Mahkemesinin, her iki tedbir türü arasındaki fark kapsamında önleyici tedbirin hukuki niteliğine yönelik değerlendirmelerde bulunduğu bireysel başvuru kararları ele alınacaktır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Bagirov v. Azerbaycan kararının çevirisi: “Polis şiddetini ve yargı sistemini eleştiren avukatın önce 1 yıl süreyle avukatlık yapmaktan yasaklanması, daha sonra barodan atılması, 8. ve 10. maddenin ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 25 Haziran 2020 tarihinde verdiği Bagirov v. Azerbaycan kararıyla, bir avukatın ülkedeki polis şiddetini ve yargı sistemini eleştirmesi nedeniyle bir yıl avukatlık yapmaktan yasaklanmasını ve akabinde barodan atılmasını ifade özgürlüğüne ve özel hayata saygı hakkına aykırı buldu. Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca, başvurucunun baroya yeniden kabul edilmesi de dahil, ihlalden önceki hale dönülmesi amacıyla yol gösterdi.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın av. Benan Molu ve av. Ramazan Demir tarafından yapılan çevirisini ise buradan indirerek okuyabilirsiniz.

İHAM’ın Miljevic v. Hırvatistan kararının özet çevirisi: “Savaş suçu yargılamasında kişinin savunmasında kullandığı ifadeler nedeniyle mahkumiyetine hükmedilmesi, ifade özgürlüğüne aykırıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), başvurucunun kendisine yönelik bir savaş suçları yargılaması sırasında kendi savunması kapsamında ortaya koyduğu ifadeler sebebiyle aldığı hakaret sebepli mahkûmiyete ilişkin 25 Haziran 2020 tarihli Miljevic v. Hırvatistan davasında, oybirliğiyle, Sözleşme’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Spesifik olarak başvurucu kapanış ifadesinde, savaş suçu yargılamasında herhangi bir rolü olmayan ve üçüncü taraf niteliği taşıyan Hırvat Ordusu’ndan emekli bir albayı tanıkların ifadelerini değiştirmelerini sağlamakla suçlamıştır.

Mahkeme, özellikle yerel mahkemelerin bir tarafta yer alan başvurucunun kendisini savunma hakkı bağlamındaki ifade özgürlüğü ve diğer tarafta yer alan Albay’ın saygınlığını koruma hakkı arasında adil bir denge kuramadığına hükmetmiştir.

Bilhassa, Albay’ın başvurucunun duruşmalarına katılmak ve savaş suçlarının ortaya çıkarılması yönündeki dikkat çekici aktiviteleri sebebiyle kamuoyunun göz önünde bulunduğu gerçeği de düşünüldüğü zaman eleştirilere karşı daha geniş boyutlarda tolerans göstermiş olması gerekmektedir. Aynı zamanda başvurucunun ifadeleri kötü niyetli değildir ve kendisine yönelik süren yargılama süreciyle yeterince ilişkilidir.

Mahkeme önceliğin, ifadeleri yargılama sürecinde yer alan bir katılımcıya veya üçüncü bir kişiye/tarafa yönelmiş haksız ve yanlış suç şüphesi oluşturmadığı sürece savunmasını yapmak amacıyla ve hakaret/adını lekeleme/iftira sebebiyle dava edilme korkusu olmadan özgürce kendisini ifade etmek isteyen sanığa verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olay, başvurucunun ithamları Albay’a yönelik herhangi bir adli soruşturma ile sonuçlanmadığı için bu kapsamda değildir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Basın özeti çevirisi Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır. 

Daha fazlasını oku…

FORUM – Av. Melis Gebeş – Geçmişin Ağır Hak İhlalleriyle Yüzleşmede Başka Bir Zaman Sınırlaması: Anayasa Mahkemesinin Süre Aşımından Kabul Edilemezlik Kararları

memoria-860x280

Geçmişin Ağır Hak İhlalleriyle Yüzleşmede Başka Bir Zaman Sınırlaması: Anayasa Mahkemesinin Süre Aşımından Kabul Edilemezlik Kararları

Av. Melis Gebeş – Hafıza Merkezi Hukuk Çalışmaları Ekibi

Giriş

Anayasa Mahkemesi (AYM), Ocak 2018’den bu yana doksanlı yılların ağır insan hakları ihlalleriyle ilgili yapılan bir dizi bireysel başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdi. Bugüne dek bu konuda yapılan bireysel başvurular hakkında yayımlanan toplam 32 kabul edilemezlik kararından[1] 28’inin gerekçesi ise aynı: ‘süre aşımı.’ AYM’ye göre, olayların üzerinden uzun zaman geçmesine ve yürütülen soruşturmalarda bir ilerleme sağlanmamasına veya sağlanacağına dair umut verici gelişmeler yaşanmamasına rağmen, soruşturmaların etkisizliğinin farkına varması gereken başvurucuların, bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmaların sonlanmasını beklemesi, süresi içerisinde bir başvuru yapmadıkları anlamına geliyor. AYM’nin usuli kabul edilemezlik gerekçelerinden birine dayanarak oluşturduğu bu içtihadı, bireysel başvuru mekanizmasının etkili bir başvuru yolu olup olmadığına dair tartışmaları kuvvetlendiriyor.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Baldassi ve Diğerleri v. Fransa kararının özet çevirisi: “İsrail’den ithal edilen ürünleri boykot eden BDS Hareketi aktivistlerinin yeterli dayanaktan yoksun cezai mahkumiyetleri, ifade özgürlüğünü ihlal etmektedir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), İsrail’den ithal edilen ürünlerin boykot edilmesi amacıyla başlatılan “BDS: Boycott, Divestment and Sanctions” kampanyasının bir parçası olarak süpermarketlerde eylem yapan başvuruculara ekonomik ayrımcılığa teşvik suçlamasıyla ceza verilmesiyle ilgili Baldassi v. Fransa kararında, Sözleşme’nin 7. maddesinde düzenlenen kanunsuz ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediğine, Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, söz konusu davada, başvurucuların İsrail’den ithal edilen ürünleri boykot ettikleri için 29 Temmuz 1881 tarihli Kanun’un 24. bölümünün 8. maddesi uyarınca ceza alabileceklerini bilebilecek durumdaydı. Fakat Mahkeme’ye göre, başvurucuların yaptığı boykot, siyasi ya da ‘militan’ ifade biçimi olarak kabul edilmekte ve kamu yararı içermektedir.

Mahkeme daha önce çok sayıda davada, şiddete, nefrete ya da hoşgörüsüzlüğe teşvik etmediği sürece, kamu yararı barındıran konularda ya da siyasi ifadelerde Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca uygulanacak sınırlandırmanın daha dar olduğunun altını çizmiştir. Mahkeme, başvuruculara verilen hapis cezalarının ilgili ya da gerekli bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Saadet Nur Duyar tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Ghoumid ve diğerleri v. Fransa kararının özet çevirisi: “Terör eylemlerine katılarak ülke ile sadakat bağlarını kopartan kişilerin, vatandaşlıktan çıkartılmaları özel hayata saygı hakkını ihlal etmez”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), daha önceden çifte uyruklu olan ve terör eylemi yapmak için bir suç örgütüne katılmaktan mahkum olan beş kişinin mahkumiyet kararından sonra Fransız vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin 25 Haziran 2020 tarihli Ghoumid ve Diğerleri v. Fransa davasında, başvurucuların Sözleşme’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine, oy birliğiyle, karar verdi.

Mahkeme, daha önce çok sayıda kararında, terör eylemlerinin kendisinin insan haklarına ciddi bir tehdit oluşturduğuna karar verdiğinin altını çizmiştir. Başvurucuların halihazırda başka bir vatandaşlığı olduğu için, onların Fransız vatandaşlığından çıkartılması, onların vatansız bırakılması etkisi yaratmayacaktır. Buna ek olarak, Fransa vatandaşlığının kaybı, otomatik olarak sınırdışı edilmelerini gerektirmemektedir. Fakat, şayet aleyhlerine böyle bir karar verilseydi, başvurucuların buna karşı haklarını arayabilecekleri uygun başvuru yolları da olacaktı.

Son olarak; Mahkeme, Medeni Kanun’un 25. maddesi uyarınca vatandaşlıktan çıkarma cezai bir yaptırım olmadığından, 7 Numaralı Ek Protokol’ün 4. maddesi mevcut davada uygulanabilir değildir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, av. Benan Molu ve Aysel Güzel tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Mediation Berti Sports v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Uluslararası şirketin, futbol kulübünden alamadığı paranın tahsili için açtığı davalarda yargı yetkisine sahip yargı makamı bulunmadığı iddiası, konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), amaçlarından biri sporcuların, özellikle futbolcuların sözleşmelerinin müzakerelerinin yapılması olan bir şirket olan Mediation Berti Sports şirketinin Vestel Manisa Spor Kulubü’nden alamadığı 96.000 Euro açtığı davalarda yargı yetkisine sahip yargı makamı eksikliği nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasını, medeni bir hakka yönelik olmadığı için konu bakımından yetkisiz bularak kabul edilemezlik kararı verdi. 

Kararın tamamını buradan, Deniz Akbay tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM Büyük Daire’nin S.M. v. Hırvatistan kararının özet çevirisi: “Bir kadını insan ticaretiyle fuhuşa zorlamak, kölelik ve zorla çalıştırma yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 25 Haziran 2020 tarihinde S.M. v. Hırvatistan (Büyük Daire) kararında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 4. maddesinin (kölelik ve zorla çalıştırma yasağı) ihlal edildiğine oybirliği ile karar verdi.

Hırvat bir kadının insan ticaretine ve fuhuşa zorlandığına ilişkin şikayetiyle ilgili başvuruda Mahkeme, başvurucunun şikayetini incelerken fuhuş amacıyla insan ticaretine ilişkin içtihadını netleştirdi. Mahkeme, özellikle Sözleşme’nin 4. maddesi kapsamında hangi fiil ve durumların insan ticareti oluşturacağını ve bir başvuruda bu maddenin uygulanıp uygulanamayacağını uluslararası hukukun tanımlarına dayandırdığını ifade etti.

Mahkeme ayrıca Sözleşmenin 4. maddesindeki “zorla çalıştırma” ifadesinin, somut olayda insan ticareti bağlamının bulunmasından bağımsız olarak fuhuşa zorlama gibi ciddi sömürü olaylarına karşı koruma sağlama amacı taşıdığını açıklığa kavuşturdu.

Mahkeme, insan ticareti ve fuhuşa zorlamanın yaralanabilir bir kişi üzerindeki gücün sömürülmesi, baskı, kandırma, yataklık etme gibi ayırt edici özelliklerini taşımasa bile başvurucunun olayında 4. maddenin uygulanabileceğini kabul etmiştir. Özellikle, 10 yaşından itibaren çocuk esirgeme sisteminin içinde olan başvurucuyu sömüren kişi bir polis memurudur ve başvurucuyla Facebook üzerinden iletişime geçip ona iş bulacağına inandırmıştır. Bunun yerine bu kişi, kendi kiraladığı evde veya müşterilerle buluşmaya götürerek başvurucunun cinsel hizmetlerde bulunmasını ayarlamıştır.

Bu durum, soruşturma makamlarının başvurucunun iddialarını araştırma yükümlülüğü altında olduğu anlamına gelmektedir. Buna rağmen soruşturma makamları, soruşturmanın açık kurallarına uymamışlardır; özellikle tüm muhtemel tanıklar dinlenmemiş ve bu sebeple duruşmalar esnasında başvurucunun ifadesiyle sanık ifadesi karşı karşıya gelmiştir. Bu eksiklikler, başvurucu ve sanık arasındaki ilişkinin doğasına ve başvurucunun gerçekten sömürülmüş olup olmadığına ilişkin yerel makamların karar verme yetilerini azaltmıştır.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme’nin yayımladığı basın özeti Dicle Demir tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…