İçeriğe geç

İHAM’ın J.L. v. İtalya kararının özet çevirisi: “Tecavüze uğrayan başvurucunun ceza yargılaması boyunca cinsiyetçi kalıp yargılarla ikincil mağduriyete uğratılması özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 27 Mayıs 2021 tarihli J.L. v. İtalya (başvuru no. 5671/16) kararıyla altı oya karşı bir oyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesinin (özel hayata ve kişisel bütünlüğe saygı hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, başvurucuya toplu tecavüz ettikleri isnadıyla yedi erkeğe karşı yürütülen ceza yargılaması ve İtalyan mahkemeleri tarafından beraat ettirilmeleri hakkındadır.

Mahkeme, Floransa Temyiz Mahkemesi kararının lafzına bakıldığında, başvurucunun 8. madde kapsamındaki hak ve menfaatlerinin yeterince korunmadığına karar vermiştir. Özel olarak, yerel yetkililerin başvurucuyu yargılamaların tamamı boyunca ikincil mağduriyetten koruyamamasında, yargılamaların kamusal niteliği de özel olarak göz önünde tutulduğunda, kararların lafzının büyük rol oynadığı görülmektedir.

Diğer hususların yanı sıra, Mahkeme başvurucunun biseksüelliği, söz konusu olaylar öncesi ilişkileri ve gündelik cinsel birlikteliklerine atıfta bulunulmasının herhangi bir haklı zemine dayanmadığı kanaatindedir. Mahkeme, Temyiz Mahkemesi tarafından kullanılan dilin ve argümanların İtalyan toplumunda kadının rolüne ilişkin mevcut önyargıları taşıdığını ve tatmin edici hukuki çerçeveye rağmen, bu durumun toplumsal cinsiyet temelli şiddet mağdurlarının etkili şekilde korunmasında engel oluşturabileceğine karar vermiştir.

Mahkeme, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele ve cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması adına üretilecek kurumsal yanıtlar arasında, ceza yargılamalarının ve yaptırımların kilit rol oynadığına emindir. Bu sebeple yargı yetkililerinin mahkeme kararlarında cinsiyetçi kalıp yargılar kullanmaktan, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önemini hafifletmekten, mağdurların adalet sistemine inancını sarsma sonucunu doğurabilecek, kadınları suçlayıcı ve yargılayıcı beyanlarla ikincil mağduriyete uğratmaktan kaçınması gerekmektedir.

Kararın Fransızca aslını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İspanya Anayasa Mahkemesi COVID-19 salgınında vatandaşların eve kapatılmasını anayasaya aykırı buldu

İspanya Anayasa Mahkemesi, geçen sene COVID-19 salgının ilk dalgasının önlenmesi için ülke çapında ilan edilen olağanüstü hal önlemleri içinde yer alan sıkı evde kalma zorunluluğunu anayasaya aykırı buldu.

Geçen sene Mart ayında yürürlüğe sokulan olağanüstü hal, hükûmetin, neredeyse tüm İspanyolları eve kapatmak ve temel ihtiyaçlar dışındaki tüm üretimi durdurmak suretiyle geçici olarak sivil hakları sınırlamasına imkân sağlamıştı.

Yaptığı açıklamada Anayasa Mahkemesi, vatandaşların serbestçe seyahat özgürlüğüne ilişkin olağanüstü hal yönetmeliğinin bazı maddelerini basit çoğunlukla iptal ettiğini duyurdu. Gerekçeli karar yakında açıklanacak.

Olağanüstü hal yönetmeliğini ortadan kaldıran karar, yürürlükte olduğu süre boyunca kapanma önlemlerini ihlal edenlere kesilmiş cezaların da iptal edilmesinin yolunu açıyor.

Mahkeme’nin kararı, önlemlerin aşırı sert olduğunu ve temel hakların sınırlanmasından çok askıya alınması anlamına geldiğini iddia eden aşırı-sağ Vox partisinin başvurusu üzerine verildi.

Vox, önlemlerin ancak, olağanüstü halden bir seviye üstte olan ve yalnızca hükûmetin kabulündense parlamentonun onayını da gerektiren “istisna halinin” ilan edilmesiyle alınabileceğini iddia etmişti.  

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Fedotova ve diğerleri v. Rusya kararının özet çevirisi: “Eşcinsel çiftlerin birlikteliklerini resmi olarak tanıyacak yasal düzenlemelerin olmaması ve eşcinsel çiftlerin evlilik başvurularının reddedilmesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 13 Temmuz 2021 tarihli Fedotova ve diğerleri v. Rusya kararında, eşcinsel çiftlerin evlenmek üzere yaptıkları bildirimin reddedilmesinin ve eşcinsel birliktelikleri tanıyacak yasal düzenlemelerin olmamasını, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak gördü.

Mahkeme, Rusya’nın eşcinsel başvurucuların ilişkilerini iç hukukta tanıyacak ve koruyacak yasal düzenlemeler hazırlayarak başvurucuların özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı duyulduğunu güvence altına alma yükümlülüğü olduğuna karar verdi. Eşcinsel çiftlerin ilişkilerinin resmi olarak tanınmasını sağlayacak imkanın olmaması, başvurucuların sosyal gerçekliği ile hukuk arasında bir çatışma yaratmaktadır. Mahkeme, Hükümet’in toplum menfaati gereği eşcinsel çiftlerin ilişkilerini resmileştirme imkanından yoksun bırakılmalarının meşru olduğu argümanını reddetmiştir.

Mahkeme’ye göre, eşcinsel çiftlerin ilişkilerinin statülerinin resmi olarak tanınmasını reddederek Rus yetkililer, kendilerine tanınan takdir yetkisinin ötesine geçmiştir. Mahkeme, eşcinsel birlikteliklerin hangi biçimde kaydedilmesinin en uygun olacağını seçmek, hala ilgili devletin takdirindedir.

Daha fazlasını oku…

İspanya’da ötanazi kanunu yürürlüğe girdi

İspanya’da ötanazi ve yardımlı intiharı yasal hale getiren bir kanun yürürlüğe girdi. Böylece ülke, ölümcül hastalar ve ağır yaralıların acılarını sonlandırmasına izin veren az sayıdaki ülkeden biri haline geldi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mart ayında kabul edilen kanunun “konu hakkındaki mevcut toplumsal talebe cevap verdiği” ve ötanazinin uygulanmasına ilişkin bazı “güvenceler” içerdiği ifade edildi.

Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’un ardından İspanya, yardımlı intiharı suç olmaktan çıkaran dördüncü Avrupa ülkesi oldu.

Kanun, kamuoyu baskısı yaratan bazı yüksek profilli davanın ardından kaleme alınmıştı. Bu davalar arasında, Oscar ödüllü 2004 yapımı “İçimdeki Deniz” filmiyle ölümsüzleşen Ramon Sampedro’nunki önemli bir yer teşkil ediyor.

Düzenleme, acıyı sona erdirmek amacıyla tıp görevlilerinin hastanın hayatına son verdiği ötanaziye ve süreci hastanın yerine getirdiği yardımlı intihara izin veriyor.

Artık “dayanılmaz acıdan” kurtulmak amacıyla “ciddî veya tedavi edilemez bir hastalığı” olan veya “kronik veya güçten düşüren” bir durumu olan herkes ölmek için yardım talebinde bulunabilecek.

Daha fazlasını oku…

Haziran 2021 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Haziran ayında verilen 9’u Türkiye’ye karşı 15 İHAM kararının özet çevirilerinin yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Özgürlük ve güvenlik hakkı

Ali Bulaç v. Türkiye, Başvuru no. 25939/17, Karar tarihi: 08.06.2021

Zaman gazetesi yazarı olan başvurucunun yazı köşe yazıları sebebiyle darbe girişiminden sonra tutuklanması – Özgürlük ve güvenlik hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlali

Uca v. Türkiye, Başvuru no. 45801/12, Karar tarihi: 28.06.2021

16 yaşındayken örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan başvurucunun tutuk incelemelerinin duruşma yapılmadan incelendiği iddiası – 5/4 ihlali

Tercan v. Türkiye, Başvuru no. 6158/18, Karar Tarihi: 29.06.2021

Darbe girişimi sonrası Anayasa Mahkemesi üyesinin usuli güvencelere aykırı olarak evinin aranması, tutuklanması ve tutukluluk halinin devam ettirilmesi, özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlalidir. Basın özeti çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın A.M. ve diğerleri v. Rusya kararının özet çevirisi: “Cinsiyet uyum sürecinde olan trans kadın başvurucunun cinsiyet kimliği nedeniyle çocukları ile görüşmesinin mahkeme kararıyla yasaklanması, ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 6 Temmuz 2021 tarihli A.M. ve diğerleri v. Rusya kararında, yerel mahkemenin başvurucunun cinsiyet uyum sürecinde olduğu için çocukları ile görüşmesine izin vermemesinin Sözleşme’nin 8. maddesi (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ile bağlantılı olarak 14. maddesini (ayrımcılık yasağı) ihlal ettiğine karar vermiştir.

Mahkeme, özellikle, cinsiyet uyum sürecinin çocuklara herhangi bir zarar verme ihtimaliyle ilgili hiçbir delil olmamasını ve yerel mahkemelerin ailenin özel koşullarını hiç değerlendirmediğini dikkate almıştır. Dahası, Mahkeme, yerel mahkemenin kararının açıkça başvurucunun cinsiyet kimliğine dayandığını, dolayısıyla önyargı içerdiğini belirtmiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Broda ve Bojara v. Polonya kararının özet çevirisi: “Hakim başvurucuların görev sürelerini zamanından önce sonlandıran Adalet Bakanlığı kararlarına itiraz edebilecekleri kanun yolunun olmaması, mahkemeye erişim hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Broda ve Bojara v. Polonya (Başvuru Numaraları: 26691/18 ve 27367/18) başvurularında oy çokluğuyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 6. maddesinin 1. fıkrasının (mahkemeye erişim hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvuru, Kielce Bölge Mahkemesi’nin başkan vekilleri olan başvurucuların, görev sürelerini zamanından önce sona erdiren Adalet Bakanı’nın kararlarına itiraz etmelerini sağlayan herhangi bir kanun yolu olmadığı gerekçesiyle şikayetlerine ilişkindir.

Mahkeme, yargıçların kariyerlerine ilişkin davalarda yargının bağımsızlığının korunmasının ve usul adaletine saygının önemini vurgulamıştır. Mahkeme, başvurucuların görevden alınmalarına uygulanabilecek yasal mevzuatın mahkeme başkanlarının görevden alınabileceği koşulları, bir yargıcın görev süresi boyunca hakimlik teminatının garanti edilmesi gerektiği yönündeki ilkeye istisna yoluyla belirlemediğini gözlemlemiştir. Bu hususlardaki tüm yetkiler yürütme erkinin temsilcisinin ellerinde toplanmış ve özellikle Ulusal Yargı Konseyi gibi yargısal öz-yönetim kurumları süreçten dışlanmışlardır. Mahkeme ek olarak başvuruculara açıklama yapma hakkının sağlanmadığı ve başvurucuların bakanlık kararlarının gerekçeleri hakkında bilgilendirilmediklerini not etmiştir. Son olarak, görevden alma kararları Adalet Bakanlığı’ndan bağımsız bir kurum tarafından incelenmemiştir.

Bir mahkemenin başkan vekilleri olan başvurucuların görev sürelerinin zamanından önce sona erdirilmesinin ne bir adli mahkeme tarafından ne de yargısal görevleri yerine getiren başka bir makam tarafından incelenmemesi sebebiyle davalı Hükümet başvurucuların mahkemeye erişim hakkının esasını ihlal etmiştir.

Broda ve Bojara v. Polonya kararının tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan kararın basın özetinin çevirisi Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Tkhelidze v. Gürcistan kararının özet çevirisi: “Polislerin ev içi şiddete maruz kalan kadının ısrarlı şikayetlerine rağmen harekete geçmemesi nedeniyle kadının öldürülmesi, yaşam hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 8 Temmuz 2021 tarihli Tkhelidze v. Gürcistan kararında başvurucunun kızının ev içi şiddete karşı korunmasına ve bu konuda etkili soruşturma yürütülmesine karşı yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüyle bağlantılı olarak 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahkeme, polislerin, başvurucunun kızının tehlikede olduğunu bilebilecek durumda olduğuna karar vermiştir. Polisler çeşitli önleyici tedbir alabilecek durumda olmalarına rağmen, kızın toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalmasını önlemekte başarısız olmuş, bu da kızın ölümüyle sonuçlanmıştır. Mahkeme, polislerin eylemsizliğinin sistematik olabileceğine karar vermiştir. Polisin hareketsiz kalmasının ardında önyargı ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık olma ihtimali olmasına karşı soruşturma başlatılmasında acil bir ihtiyaç bulunmaktadır.

İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Tercan v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Darbe girişimi sonrası Anayasa Mahkemesi üyesinin usuli güvencelere aykırı olarak evinin aranması, tutuklanması ve tutukluluk halinin devam ettirilmesi, özgürlük ve güvenlik hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

Söz konusu dava, 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında bir terör örgütüne üye olduğu şüphesiyle Anayasa Mahkemesi eski üyesinin gözaltında tutulması, tutukluluğun devamına karar verilmesi ve bunlarla birlikte evinin aranması ile ilgilidir. 

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 29 Haziran 2021 tarihli Tercan v. Türkiye kararında (başvuru no.6158/18) oy birliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin:

5. maddesinin 1.fıkrasının (özgürlük ve güvenlik hakkı) Bay Tercan’ın hukuka aykırı olarak gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, kendisinin tutuklanmasının Anayasa Mahkemesi üyelerine tanınan usuli güvenceleri ihlal ettiği gerekçesiyle hukuka uygun olmadığını saptamıştır. 

5. maddesinin birinci fıkrasının (özgürlük ve güvenlik hakkı) Bay Tercan’ın tutuklu bulunduğu süre nezdinde kendisinin suçu işlediğine dair mevcut şüphenin makul gerekçelerden yoksun olması nedeniyle ihlal edildiğine karar vermiştir. Bay Tercan’a dair şüpheler, tutuklandığı esnada asgari koşul olarak aranan makul düzeye ulaşmamıştır. Söz konusu tedbir adalet sisteminin gözetimi altında uygulanmış olsa da sadece silahlı bir terör örgütüne üye olunduğuna dair şüpheye dayandırılmıştır. Bu denli bir şüphe seviyesi bir kişinin tutuklanmasını meşru kılamaz. 

5. maddesinin üçüncü fıkrasının (özgürlük ve güvenlik hakkı: kişinin gözaltında tutulması ve cezanın süresi ile ilgili kararların gerekçelendirilmesi) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, Bay Tercan’ın iki yıl ve sekiz ayı aşan bir süre için tutuklu kalmasını meşru kılacak herhangi bir durumun mevcut olmadığı görüşündedir. Mahkeme ayrıca bu cezaya yönelik başka alternatiflerin nazara alınmadığını not etmiştir. 

8. maddesinin (özel ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Bay Tercan’ın evinde yapılan aramanın Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu konuyla ilgili karar vermeden önce (6216 sayılı Kanunun 17. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen prosedür) yapılmış olması, Bay Tercan’ın konutuna saygı gösterilmesi hakkına yapılan müdahalenin “hukuka uygun olmadığını” göstermektedir. 

Mahkeme, iddiaların açıkça dayanaksız olması nedeniyle, başvurucunun hakimlerin tarafsız ve bağımsız olmadığına dair iddiasının incelenebilir olmadığına oy çokluğuyla karar vermiştir.  

Fransızca yazılan karara buradan, İngilizce basın özetine buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Emre Karaman ve Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır. 

Tercan v. Türkiye, Başvuru no. 6158/18, Karar Tarihi: 29.06.2021

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Selma Melike v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Kamu personeli başvurucunun bir Facebook gönderisini beğenmesi nedeniyle işten çıkarılması, ifade özgürlüğünün ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 15 Haziran 2021 tarihli Selma Melike (başvuru no. 35786/19) kararında, oy birliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava; Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözleşmeli personeli olan başvurucunun, (üçüncü kişiler tarafından bir sosyal medya ağında paylaşılan) çeşitli Facebook gönderilerini beğenmesi nedeniyle işten çıkarılmasına ilişkindir. Yetkililer; söz konusu gönderilerin, öğretmenlerin tecavüz suçu işlediğine ilişkin, siyasi partilerle ilişkili ve siyasi liderlere karşı suçlamalar içeren iddialarda bulunması nedeniyle işyerinde huzur ve sükuneti bozabileceğine kanaat getirmişlerdir.

Mahkeme, söz konusu içeriğin; yetkililer tarafından yapılan baskılayıcı uygulama iddialarının ağır bir siyasal eleştirisini oluşturduğuna, bu uygulamalara karşı tepki gösterilmesine çağrı yaptığına ve teşvik ettiğine, baro başkanının öldürülmesi hakkında öfkeli ifadeler, yetkililer tarafından denetlenen kurumlardaki öğrencilerin istismar edildiğine ilişkin suçlamalar ve tanınmış dini bir figür tarafından yapılan cinsiyetçi bir ifadeye karşı keskin bir tepki içerdiğine işaret etmektedir.

Mahkeme, bu durumun esasen ve tartışmasız bir şekilde kamu menfaatini ilgilendirdiğine karar vermiştir. Mahkeme’ye göre ifade özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar Sözleşme madde 10 § 2 kapsamına iki alana biraz girmektedir: siyasal söylem ve kamu yararı konusu. Ayrıca Mahkeme; Disiplin Kurulu ve ulusal mahkemelerin, başvurucunun eylemlerinin işyerindeki huzur ve sükuneti bozduğu sonucuna ulaşırken ilgili olguları ve unsurları dikkate almadıklarını belirtmiştir. Özellikle ulusal yetkililer; başvurucunun işyerinde olumsuz bir tepkiye neden olan ilgili “Beğeniler”in potansiyelini, ilgili materyalin içeriğini, gerçekleştirildikleri mesleki ve sosyal bağlamı ve potansiyel etkisi ile kapsamlarını değerlendirmeye çalışmamışlardır. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun işten çıkarılmasını meşrulaştırmak için sayılan nedenler, yerinde ve yeterli olarak addedilemez. Ayrıca Mahkeme, başvurucuya verilen cezanın (tazminat hakkı olmaksızın iş akdinin derhal feshi), özellikle başvurucunun görevindeki kıdemi ve yaşı göz önüne alındığında, son derece ağır olduğuna hükmetmiştir. Son olarak Mahkeme’ye; ulusal mahkemelerin, dava konusu tedbiri haklı çıkartmak için yerinde ve yeterli sebepler sunamadıkları göz önüne alındığında, Sözleşme madde 10 ile güvence altına alınan ilkelere uygun standartları uygulayamadıkları sonucuna varmaktadır. Her halde, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale ile ulusal yetkililerce izlenen meşru amaç arasında makul bir ölçülülük ilişkisi mevcut değildir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…