İçeriğe geç

İHAM’ın S.A. Bio d’Ardennes v. Belçika kararının özet çevirisi: “Sağlık düzenlemelerine uygun davranmayan şirketin hastalıklı hayvanlarının kesilmesi nedeniyle şirkete tazminat ödenmemesi, mülkiyet hakkını ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 12 Kasım 2019 tarihinde Belçika’ya karşı verdiği kararda malta humması hastalığına yakalanan 253 hayvanın öldürülmesine karşı başvurucu şirkete tazminat ödenmemesi nedeniyle yapılan başvuruda başvurucu şirketin hayvanların sağlığına ilişkin yasal düzenlemelere aykırı davranması ve yerel makamların kamu sağlığı söz konusu olduğunda devletlerin daha geniş takdir yetkisine sahip olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. 

Fransızca yazılan kararın tamamına buradan, Serkan Köybaşı tarafından yapılan özet çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

S.A. Bio d’Ardennes v. Belçika, Başvuru no. 44457/11, Karar tarihi: 12.11.2019

Daha fazlasını oku…

Polonya’da iktidar partisinin tartışmalı adayları Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak seçildi

Polonya Parlamentosu, muhafazakâr iktidar partisinin aday gösterdiği üç kişiyi Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak seçti. Aralarından ikisi muhalefet tarafından sert şekilde eleştiriliyordu.  

Polonya Parlamentosu’nun, aralarında muhalefet milletvekillerinin sert şekilde karşı çıktığı iki kişi de olmak üzere iktidar partisinin göstermiş olduğu üç adayı Anayasa Mahkemesi’ne yargıç olarak seçmesi Mahkeme’nin bağımsızlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Parlamento’nun yargıçlarla ilgili oylaması muhalefet milletvekillerinin “utanın!” bağırışları arasında  hareketli bir oturumda yapıldı. Cumhurbaşkanı’nın görevlendirmeyi yapması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi’nin görevleri arasında yasaların anayasaya uygunluğunu sağlamak da bulunuyor.

Üç yargıçtan en fazla tartışma yaratanı, komünist dönemde devlet savcısı olan ve Avrupa Birliği’nin yargı bağımsızlığına zarar verdiğini belirttiği iktidardaki muhafazakâr Hukuk ve Adalet Partisi’nin son dört yılda kabul ettirdiği kanunların mimarı kabul edilen Stanislaw Piotrowicz oldu.  Piotrowicz, meclisteki sandalyesini Ekim’deki seçimlerde kaybetmişti.

Hukuk ve Adalet Partisi, yargı sistemini baştan aşağı yenilemenin gerekçesinin yolsuzluğu temizlemek ve 30 yıl önce sona eren komünist sistemin artıklarını süpürmek olduğunu söylüyor. Parti, eski bir komünist savcıyı reformların yüzü yaparak iki yüzlü davranmakla suçlanıyor. Bazıları Piotrowicz’in yeni konumunun, değişimlerin aslında devleti ele geçirmeye vardığının bir göstergesi olduğunu ifade ediyor. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Kırdök ve Diğerleri v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Ofis baskınında avukatların mesleki gizlilik uyarınca korunan elektronik verilerine usuli güvenceler olmadan el konulması özel hayata saygı hakkı ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 3 Aralık 2019 tarihli Kırdök ve Diğerleri v. Türkiye kararında avukatların elektronik verilerine ve USB’lerine el konulmasıyla ilgili önemli bir ihlal kararı verdi.

Avukat olan başvurucular, bu davada aynı büroyu paylaştıkları başka bir avukata (Ü.S) karşı yürütülen ceza soruşturması amacıyla yargısal makamlar tarafından elektronik verilerine elkoyulmasından şikayetçi olmuşlardır. Mahkeme, başvurucuların özellikle, avukat-müvekkil gizliliği tarafından korunan elektronik verilerine elkonulmasının ve bunların iade edilmesi ya da yok edilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesinin sosyal bir ihtiyaç baskısına karşılık gelmediğine ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığına hükmetmiştir. Mahkeme, ayrıca yargısal makamların yorumladığı ve uyguladığı şekliyle yeterli usuli güvencelerin bulunmadığını belirlemiştir.

Kırdök ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru No. 14704/12, Karar tarihi: 03.12.2019. Kararın tamamına buradan, başvuruyu İHAM’a taşıyan avukat Hasan Kemal Elban tarafından yapılan özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz. 

Hindistan Yüksek Mahkemesi: Eyaletler ya temiz hava ve su temin etmeli ya da halkın uğradığı zararı ödemeli

Yüksek Mahkeme yargıçları eyalet hükûmetlerine, kirliliği önleyememelerinden neden sorumlu olmamaları gerektiğini açıklamak için altı hafta süre tanıdı.

Hindistan Yüksek Mahkemesi, temiz hava ve su sağlayamamaları halinde eyalet hükûmetlerinin vatandaşlarına tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.

Konuya çözüm bulmakta sürekli şekilde başarısız olan eyalet hükûmetlerini mahkûm eden yargıçlar, halkın kirli olmayan bir hayat yaşama hakları olduğunu söyledi.

Yargıçlar Arun Mishra ve Deepak Gupta’dan oluşan Yüksek Mahkeme heyeti, “görevlerini yerine getirmedeki başarısızlıklarıyla ilgili” neden sorumlu tutulmamaları gerektiğini açıklamak için hükûmetlere altı hafta süre tanıdı.

Delhi’deki zehirli dumanla yaşayan milyonlarca insanın zararının giderilmesinden sorumlu tutulmaları gerektiği düşünülen Pencap, Hanyana, Delhi ve Uttar Pradesh hükûmetlerine dikkat çekildi.

Yargıç Mishra “maskara olduk” şeklinde konuştu. “Hükûmet, başkentindeki vatandaşları için temiz hava ve su tedarik edemiyor. Tüm bu kalkınmanın anlamı ne? Dünyanın önde gelen güçlerinden biri olmanın anlamı ne?” Daha fazlasını oku…

İngiltere’de seçimlerle ilgili tartışma programına çağrılmayan partilerin “program iptal edilsin” talebi reddedildi

Liberal Demokratlar (Lib Dem) ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) televizyondaki tartışma programıyla ilgili Yüksek Mahkeme’ye yaptıkları başvuru kabul edilmedi. Partiler, programa yalnızca İşçi partililerin ve muhafazakârların çağrılmasının yasa dışı ve adaletsiz olduğunu iddia etmişti.

Salı günü ITV’de gerçekleşen seçim tartışmasında, Lib Dem ve SNP’nin Yüksek Mahkeme’yi liderleri Jo Swinson ve Nicola Sturgeon’ın da dahil edilmesi gerektiğine ikna edememesi üzerine yalnızca Boris Johnson ve Jeremy Corbyn karşı karşıya geldi.

Tüm gün yasal gerekçeleri dinleyen iki kıdemli hâkim, Lord Yargıç Davis ve Yargıç Warby, yayıncı kuruluşun “bir kamu fonksiyonu” görmemesi nedeniyle mahkemelerde yargılanmaya uygun olmadığına karar verdi.

Yargıçlar, Lib Dem ve SNP için tek yolun, yayınları denetleyen Ofcom’a şikâyette bulunmak olduğunu ifade etti. Bundan önceyse Mahkeme’ye, Ofcom’un programların yayınlanmasından önceki şikâyetleri inceleyemediği belirtilmişti. Daha fazlasını oku…

Şili’de protestocuların istediği oldu: yeni anayasa için referanduma gidilecek

Şili’de, bazı anlarda şiddetin de görüldüğü halk ayaklanmalarının başlamasından yaklaşık bir ay sonra, protestocuların en önemli taleplerinden biri olan, diktatörlük zamanından kalma anayasanın değiştirilmesiyle ilgili referandum yapılacağı duyuruldu.

1980’den bu yana yürürlükte olan ve Augusto Pinochet’nin askerî cuntası sırasında hazırlanan bugünkü metin o zamandan bu yana birçok değişikliğe uğradı.

Ancak yine de devlete eğitim ve sağlık hizmeti sunma sorumluluğu yüklemiyor. Bunlar sokaklara çıkan milyonlarca Şililinin dile getirdiği isteklerdi.

Şili Ulusal Kongresi’nde milletvekilleri, iktidardaki koalisyonla muhalefet partileri arasında saatlerce süren yoğun müzakerelerin ardından halkoylamasının Nisan 2020’de yapılması üzerinde uzlaştı.

İçişleri Bakanı Gonzalo Blumel “bu anlaşma bir ilk adım, ancak yeni toplum sözleşmemizin inşa edilmesine başlanması için tarihî ve temel bir ilk adım ve bunda vatandaşların yol gösterici bir rolü olacak” şeklinde konuştu.

Senato Başkanı Jaime Quintana, referandumda seçmenlere anayasanın değiştirilmesini isteyip istemedikleri ve eğer istiyorlarsa yeni metnin nasıl yazılması gerektiğinin sorulacağını ifade etti. Daha fazlasını oku…

Rusya Yüksek Mahkemesi önde gelen sivil toplum kuruluşu “İnsan Hakları İçin”in kapatılmasına karar verdi

For Human Rights'ın Moskova'daki ofisi boşaltılırken Ponomaryov'un direnişi

Rusya Yuksek Mahkemesi, ülkenin önde gelen insan hakları örgütlerinden “İnsan Hakları İçin”in birçok kez “düzenlemeleri ihlal ettiği” gerekçesiyle kapatılmasını emretti. Karar, insan hakları aktivistlerinin ve Kremlin karşıtlarının şiddetli tepkisiyle karşılaştı.

Mahkeme 1 Kasım’da sivil toplum kuruluşu İnsan Hakları İçin’in, tüzüğünün Medenî Kanun’la çelişmesi nedeniyle kapatılması gerektiğine karar verdi.

Mahkeme ayrıca, Batılı ülkeler tarafından eleştirilen 2012 tarihli bir kanun uyarınca grubun kendini yabancı ajan olarak kaydettirmeye direnmesine de kararında değindi.

İnsan Hakları İçin’in lideri Lev Ponomaryov karara karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne gideceklerini ifade etti.

Ponomaryov ayrıca, mahkeme kararının örgütün işlerini yapmasına engel olmayacağını söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) Avrupa ve Orta Asya yönetici yardımcısı Tanya Lokshina, mahkeme kararını, Rus mahkemelerinin “muhalefeti boğmak için iktidar politikalarına hizmet” etmelerinin “yıkıcı bir örneği” olarak tanımladı. Daha fazlasını oku…

FORUM – Altı Soruda Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Değişiklikleri

Yazarın isteği üzerine adı yayınlanmamıştır.

1- YUKK nedir ve değişiklik teklifleri neleri içermektedir?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) Türkiye’nin, yabancıların ülkeye giriş, ülkede kalış ve ülkeden çıkışlarına, ikamet izni ve uluslararası koruma türlerinin ayrıntılarına ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün teşkilatına dair hükümler bulunduran, yabancılara ilişkin temel kanundur.

Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri tarafından verilen 18.11.2019 tarihli “Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”[1] pek çok kanun değişikliğinin yanında YUKK’a ilişkin değişiklikler öngörmektedir. Aşağıdaki sorularda, değişikliklerin içinde uluslararası koruma başvurucularına yönelik önemli olan ve hak ihlali yaratması beklenenler açıklanmaya çalışılacaktır. Bunlar arasında, sınır dışı kararlarına, idari gözetime alınacaklara, gönüllü geri dönüşlere, geçerli seyahat belgesi bulunmayan kişilere konaklama ve barınma yardımı yapılması ile bu kişilerle kira sözleşmesi ihdas edilmesine ve uluslararası koruma başvuru sahibi kimliklerinin geçerlilik süreleri ile genel sağlık sigortasına erişimlerine ilişkin değişiklik teklifleri bulunmaktadır.

2- Sınır dışı kararlarına ilişkin değişiklikler nelerdir? Bunların önemi nedir?

Mevcut düzenlemede sınır dışı kararına karşı itiraz süresi 15 gün iken öngörülen değişiklikte sınır dışı kararına karşı itiraz süresi yedi güne inmektedir. Ayrıca, mevcut düzenlemede sınır dışı kararını gerektirecek hallerden biri olan yasal giriş ya da yasal çıkış hükümlerini ihlal etmek eylemine, bu eyleme teşebbüs hali eklenmektedir. Bunların dışında, Kanunun ilk halinde İHAM içtihadıyla uyumlu olan ancak KHK ile değiştirilen otomatik durdurucu etki, eski ve dolayısıyla İHAM içtihadıyla uyumlu hale getirilmektedir. Daha fazlasını oku…

FORUM – Dr Oya Yeğen – Şili’de Yeni Anayasa Sözü: 1980 Anayasası ve Temel Sorunları

Dr Oya Yeğen

Sabancı Üniversitesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi

Şili’de Yeni Anayasa Sözü

Şili’de 18 Ekim’den beri süren eylemlerin açıkça ortaya koyduğu yeni anayasa talebi konusunda iktidar ve muhalefet partileri tarihi bir anlaşmaya vardılar. Askeri rejim döneminde yazılan ve demokrasiye geçişten sonra çeşitli değişikliklere uğrayan ve “otoriter” unsurlarından arındığı iddia edilen 1980 Anayasası’nın nasıl değişeceği konusunda bir yol haritası ilan edildi. Hükümet koalisyonundaki partiler ile muhalefet partilerinin vardığı 12 maddelik anlaşmaya göre[1], Nisan 2020’de gerçekleşecek referandumda halka yeni bir anayasa isteyip istemedikleri ve istiyorlarsa da bunun nasıl bir yöntemle hazırlanmasını talep ettikleri sorulacak.

Halkoylamasının sonucuna göre, kurucu meclis veya “karışık anayasal kongre” mekanizmalarından biri yeni anayasayı hazırlayacak. Birinci yöntem tercih edildiği takdirde, yeni anayasayı yapacak organın üyelerinin tamamı halk tarafından seçilecek. İkinci yöntem tercih edilir ise, üyelerinin yarısının vekillerden, diğer yarısının bu kongre için yapılacak bir seçim ile belirlenecek temsilcilerden oluşması planlanıyor. Yeni anayasayı hazırlayacak olan organın bir yıla yakın bir süre çalışmasına, oluşacak teklifin onaylanması için 2/3 oy çokluğu aranmasına ve sürecin sonunda katılımın zorunlu olduğu bir halkoylamasına gidilmesine karar verildi. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Hatice Çoban v. Türkiye kararının özet çevirisi: “Başvurucunun basında da çıkan konuşmaları ile polis raporu arasındaki çelişkiler dikkate alınmadan örgüt propagandası suçundan hapis cezası verilmesi, ifade özgürlüğü ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 29 Ekim 2019 tarihli Hatice Çoban v. Türkiye davasında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, başvurucu Çoban’ın yaptığı bir konuşma nedeniyle terör örgütü lehine propaganda yapmak suçundan mahkum edilmesine ilişkindir. Mahkeme, ifade özgürlüğüne müdahalenin orantılılığını değerlendirirken, yapılan işlemlerin adilliğinin ve gerekli usûlî güvencelerin sağlanmasının dikkate alınması gereken faktörler olduğunu yinelemiştir.

Mahkeme, ulusal mahkemelerin, mahkumiyetini desteklemek için kullanılan ana delilin güvenilirliğini ve doğruluğunu sorgulayan Çoban’ın ortaya koyduğu ilgili argümanları ele almadığını saptamıştır. Yargıtay, özetle Ağır Ceza Mahkemesi’nin bulgularını, Çoban tarafından öne sürülen argümanları daha dikkatli incelemeden onaylamıştır. Bu nedenle, yerel mahkemeler, Sözleşmenin 10. maddesi uyarınca söz konusu çeşitli menfaatleri değerlendirme görevlerini yerine getirmemişlerdir.

Kararın tamamını buradan, Efekan Sadak tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Hatice Çoban v. Türkiye, Başvuru no. 36226/11, Karar tarihi: 29.10.2019

Daha fazlasını oku…