İçeriğe geç

İHAM’ın Ismayilova v. Azerbaycan kararının özet çevirisi: Muhalif gazetecinin mahrem görüntülerini gazetecilik faaliyetleri nedeniyle ifşa etmek, özel hayata saygı hakkına ve ifade özgürlüğüne aykırıdır.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 10 Ocak 2019 tarihinde verdiği Khadija Ismayilova v. Azerbaycan kararında muhalif bir gazetecinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tehdit edilmesinin ardından evine gizli kamera yerleştirilerek erkek arkadaşıyla olan görüntülerinin kamuya sızdırılmasının Sözleşme’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkını ve yine Sözleşme’nin 10. maddesiyle korunan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.

Dava, tanınan bir gazeteci olan Khadija Rovshan qizi Ismayilova’ya karşı yürütülen karalama kampanyaları iddialarına ilişkindir. Temel olarak, başvurucu araştırmacı gazetecilik faaliyetlerini sonlandırmadığı takdirde kamusal aşağılanmaya maruz bırakılacağını belirten bir tehdit mektubu almıştır. Gazetecilik yapmaya devam edeceğini beyan etmesi üzerine, başvurucunun ve erkek arkadaşının haberi olmaksızın çekilen bir “seks videosu” internette yayınlanmıştır. Söz konusu olaydan önce, gazetelerde kendisini hükümet-karşıtı taraflılık ve ahlaka aykırı davranışlarla suçlayan haberler yayınlanmıştır. Başvurucu sonradan apartman dairesinin dört bir yanında gizli kameralar olduğunu keşfetmiştir.

Mahkeme, söz konusu eylemlerin Ismayilova’nın onurunu kırıcı nitelikte olduğunu ve Devlet’in soruşturma yükümlülüğü altında bulunduğunu tespit etmiştir.

Bununla birlikte, apaçık emarelere rağmen soruşturma sürecinde önemli hatalar ve gecikmeler yaşanmıştır. Örneğin, Devlet’e ait bir kurum olan Baktelekom’a bağlı çalışan ve Ismayilova’nın apartman dairesine ikinci bir telefon hattı kurulması ve bu hattın izlenmesine ilişkin talimat aldığını itiraf eden telefon mühendisinin resmi bir ifadesi alınmamıştır. En önemlisi, İsmayilova’nın Hükümet’e oldukça eleştirel ve tanınan bir araştırmacı gazeteci olması ile kendisine işlenen suçlar arasında herhangi bir soruşturma bağlantısı kurulmamıştır.

Bu durum, Hükümet-yanlısı olduğu iddia edilen gazeteler tarafından yayınlanan haberler ve yetkililerin soruşturma durumuna ilişkin raporları kamuya açmasıyla yoğunlaşmış, söz konusu rapor ortada herhangi bir sebep bulunmaksızın Ismayilova’nın özel hayatına ilişkin bilgiler içermiştir.

Mahkeme, Azerbaycan’da zulme uğrayan gazetecilere ilişkin raporları ve bu yapıda eylemlere ilişkin algılanan cezasızlık iklimini özellikle değerlendirme konusu yapmıştır.

Aşağıda stajyer avukat Polat Yamaner ile birlikte yaptığımız özet çeviriyi okuyabilirsiniz.

Khadija Ismayilova v. Azerbaycan, Başvuru no. 65286/13 ve 57270/14, Karar tarihi: 10.01.2019 (Kararın İngilizce yazılan tam metni)

Olayların Özeti

Başvurucu Khadija Rovshan qizi Ismayilova, 1976 doğumlu bir Azerbaycan vatandaşıdır ve Bakü’de yaşamaktadır. Kendisi 2005’ten bu yana araştırmacı gazeteci olarak çalışmaktadır ve özellikle Azadliq Radyo (Özgür Avrupa Radyosu/Özgürlük Radyosu) için haber yapmaktadır. Başvurucunun çalışmaları genellikle Hükümet’e karşı oldukça eleştirel niteliktedir. Özellikle, 2010-2012 yılları arasında başvurucu Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın ailesine ilişkin yolsuzluk iddialarını araştırmış ve haberleştirmiştir.

Mart 2012’de İsmayilova, kendisini ve erkek arkadaşını cinsel birliktelikleri esnasında kaydeden bir videodan durdurularak alınmış fotoğrafların beraberinde olduğu bir tehdit ve şantaj mektubu almıştır. Söz konusu video, başvurucunun apartman dairesinin yatak odasında gizli kamera ile kaydedilmiştir. Moskova’dan yollanan mektup “Orospu, yaptıklarından vazgeç, yoksa rezil olursun!” (“Whore, refrain from what you are doing, otherwise you will be shamed!”) şeklinde bir metin içermektedir.

Kısa süre sonra, video internette yayınlanmıştır. Başka iki mahrem video daha 2013’te dolaşıma sokulmuştur. İlk videonun yayınlanmasıyla aynı zamanlarda, Devlet kontrollü gazeteler kendisini profesyonellikten yoksun olmakla, Hükümet karşıtı taraflılıkla ve ahlaka aykırı davranışlarla suçlayan haberler yayınlamışlardır.

İsmayilova, apartman dairesinin birçok yerinde bulunan gizli kameraları, yeni kurulmuş ikinci bir telefon hattını ve kamera görüntülerinin aktarılmasını sağlayan veri kablolarını keşfetmiştir.

Savcılık makamları, tehdit mektubu ve gizli video kayıtlarına ilişkin ceza soruşturması başlatmışlardır. İsmayilova’nın ifadesinin alınması ve başvurucunun dairesine ikinci bir telefon hattı kurulması ve bu hattın izlenmesine ilişkin talimat aldığını itiraf eden telefon mühendisinin (Devlet’e ait bir kurum olan Baktelekom çalışanının) ifadesinin alınması talebinin kabulünü içeren birkaç soruşturma işleminde bulunulmuştur.  Nisan 2012 ile Ağustos 2013 arası, yetkililer ayrıca tehdit mektubunun posta paketine, mektubun beraberindeki fotoğraflara ve apartman dairesinde bulunan kablolara ilişkin bilirkişi incelemesinde bulunulması kararı vermişlerdir.

Ismayilova’nın soruşturmanın etkisizliği iddiasıyla yaptığı kamu şikayetine cevaben, savcılık makamı Nisan 2012’de bir soruşturma durum raporu yayınlamıştır, raporda Ismayilova’nın erkek arkadaşını, arkadaşlarını ve aile üyelerini de içeren birçok kişinin ifadesinin alındığından söz edilmektedir.

Ismayilova, raporun; arkadaşlarının, meslektaşlarının ve ailesinin tam isimleri ve mesleklerini, ayrıca videoda görülmekte olan erkek arkadaşının ev adresini ve kimliğini ifşa etmesi sebebiyle özel hayatına ilişkin bilgilerin açığa vurduğu iddiasıyla bir hukuk davası açmıştır.

Başvurucunun davası ve devamındaki kanun yolu başvuruları reddedilmiştir. Mahkemeler, söz konusu raporun Ismayilova’nın soruşturmanın etkisizliğine ilişkin şikayeti üzerine savcılık makamıyla ilgili kamuda olumsuz izlenim oluşması ihtimaline karşılık verme amacıyla yayınlandığını özellikle tespit etmişlerdir.

2013-2014 arası Ismayilova yerel mahkemelere bir dizi başarısız başvuruda bulunmuştur, başvurucunun iddialarına göre savcılık makamları soruşturmayı ertelemekte ve bilgi edinme taleplerine karşılık, yalnızca muğlak ve belirsiz cevaplar vererek soruşturmanın devam ettiğini belirtmektedirler.

Ismayilova’nın Avrupa Mahkemesi önünde başka bir başvurusu (no. 30778/15) daha bulunmakta olup, başvuru 2014’te geniş çaplı zimmet, vergi kaçakçılığı ve başvurucunun Azadliq Radyo’da çalıştığı sürece işlediği iddia edilen güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla yakalanması ve alıkonulmasına ilişkindir. Kendisi isnat edilen suçların bir kısmından beraat etmiş ve 2016’da salıverilmiştir.

Başvurucunun Şikayetleri

Ismayilova 8. maddeye dayanarak (özel hayata, aile hayatına, konuta ve yazışmaya saygı hakkı); tehdit mektubu, yatak odasında bulunan gizli kameralar, mahrem video kayıtlarının internette yayınlanması ve her hâlükârda, etkili soruşturma yürütmeme ve sorumlu kişilerin tespit edilmemesi temelinde özel hayatın gizliliği hakkının korunması için önlem alma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi başta olmak üzere, özel hayatına yapılan ağır müdahalelerden Devlet’in doğrudan sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca aynı madde kapsamında, soruşturma durum raporunun kendisi hakkında soruşturma sırasında toplanan oldukça fazla hassas kişisel bilgiyi ifşa ettiğini iddia etmiş ve bu durumun kendisini tehlike altında hissettirdiğini belirtmiştir.

Son olarak, 10. maddeye dayanarak (ifade özgürlüğü), başvurucu Devlet’in kendisine karşı yürütülen sistematik karalama kampanyalarına doğrudan dahil olduğunu, ya da kampanyaların önlenmesi için gerekli adımları atmadığını iddia etmiştir. Başvurucu davaya konu taciz olaylarının, Azerbaycan’da gazetecilere karşı yürütülen politik amaçlı karalama kampanyaları örüntüsünün bir parçası olduğunu özellikle belirtmiştir.

Başvuru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne 26 Eylül 2013 tarihinde ulaşmıştır.

Mahkeme’nin Kararı

8. Madde (tehdit mektubu, gizli kamera kayıtları ve mahrem videoların internette yayınlanması yönünden)

Mahkeme bir yandan, Ismayilova’nın özel hayatının gizliliğine yapılan ağır müdahalelerden Devlet’in sorumlu olduğunun “makul şüphenin ötesinde” tespitinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Başvurucunun bu bahisteki argümanı, bağlamsal kanıtlara ya da daha fazla destek ve ayrıntılı soruşturma gerektiren iddialara dayanmaktadır.

Diğer yandan, Devlet’in 8. madde kapsamında Ismayilova’ya karşı işlenen insanlık onurunu kırıcı eylemleri soruşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvurucunun tehdit mektubu alması, apartman dairesine izinsiz şekilde girilerek veri kablolarının ve video kameraların kurulması, başvurucunun hayatının en mahrem veçhelerinin, evinin kutsallığı içerisinde gizlice kaydedilmesi ve devamında video kayıtlarının dolaşıma sokulmasıyla gelen kamusal aşağılanma; başvurucunun özel hayatına oldukça ağır, aleni ve inanılmaz derecede yoğun bir müdahale teşkil etmiştir.

Bununla birlikte, yetkililerin soruşturmayı yürütme şeklinde önemli hatalar ve gecikmeler yaşanmıştır. Bu durum, Ismayilova’ya karşı işlenen suçların dikkatli bir şekilde planlandığı ve hareketlerin icrasında bir dizi kişinin koordineli bir operasyon ile sürece dahil olduğuna ilişkin birçok apaçık emarenin bulunmasına rağmen yaşanmıştır.

İlk olarak, Hükümet yalnızca usuli aşamaların takip edilmesini öngören mahkeme kararları kopyalarını sunmuştur, ancak bu aşamaların gerçekten takip edilip edilmediğini gösterememiştir.  Ayrıca, son derece önemli bir tanık olan ve kendisine kim tarafından talimat verildiğine ışık tutabilecek olan Baktelekom mühendisinin ifadesinin alındığına ilişkin herhangi bir resmi belge gösterilememiştir. Gerçekten de, Ismayilova’nın iddialarına göre, Ismayilova’nın gizli kameraları ve veri kablolarını keşfettikten sonra, apartman dairesinde planladığı ve soruşturmaya bakan savcı ve mühendisin karşı karşıya geldiği bir buluşmada, savcı aktif olarak mühendisin ifadesini almaktan kaçınmıştır.

Ek olarak, Moskova’dan gönderildiği anlaşılan tehdit mektubu ve beraberindeki dondurulmuş video kesiti fotoğraflarının soruşturmaya konu yapıldığına ilişkin davada herhangi bir maddi gerçekliğe rastlanmamaktadır. Örneğin, Rus yetkililere karşı resmi bir talepte bulunulabilinirdi.

Derhal atılması gereken bir diğer acil soruşturma adımı ise, videoların yayınlandığı iki web sitesinin sahiplerinin ve/veya operatörlerinin tespit edilmesi ve video kaynağının öğrenilerek video yükleyicilerinin tanımlanması olabilirdi.

En önemlisi, İsmayilova’nın Hükümet’e oldukça eleştirel ve tanınan bir araştırmacı gazeteci olması ile kendisine işlenen suçlar arasında herhangi bir soruşturma bağlantısı kurulmamıştır.

Ismayilova’nın şikayetlerine rağmen, Ağustos 2013’ten itibaren soruşturmada herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir.

Özetle, Mahkeme, Azeri yetkililerin 8. madde kapsamında, soruşturmadaki ciddi eksiklikler ve dava sürecinin bütünüyle uzunluğu göz önüne alındığında, başvurucunun özel hayatının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmetmiştir.

8. Madde (soruşturma durum raporunda yayınlanan bulunan kişisel bilgilerin yayınlanması yönünden)

Ismayilova, soruşturma durum raporu ile birlikte kendisine ait hassas kişisel bilgilerin orantısız biçimde ve gereksizce yayınlanmasından ötürü şikayetçi olmuştur.

Mahkeme, 8. maddede tanımlanan ‘özel hayat’ kavramının kapsamının bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş olduğunu, yerel makamlar tarafından toplanan ve saklanan bilgilerin ve hatta bir kişinin ev adresinin dahi özel hayat kapsamında korunan kişisel bir bilgi olarak kabul edilebileceğini vurgulamıştır.

Söz konusu davada, savcılık tarafından basınla paylaşılan ve yayınlanan soruşturma durum raporun başvurucunun ev adresini, aile üyelerinin ad ve soyadlarını, erkek arkadaşının adını, soyadını, mesleğini ve arkadaşları ile meslektaşlarının ad, soyad ve mesleklerini açıkça içermektedir. Her ne kadar başvurucu bu bilgilerin ‘özel hayatı’nın yanı sıra ‘aile hayatı’nın da bir parçası olduğunu söylese de, Mahkeme, bütün bu kişisel bilgilerin başvurucunun yalnızca ‘özel hayatı’ ile ilişkili olduğunu, Hükümet’in de buna karşı çıkmadığını belirtmiştir.

Başvurucu ve Mahkeme, bir ceza soruşturması kapsamında bu bilgilerin elde edilmesinde bir sorun görmemektedir, fakat söz konusu bilgilerin savcılık tarafından düzenlenen bir basın açıklaması ile kamuya ifşa edilmesi, başvurucunun özel hayatına saygı hakkına yönelik bir müdahale teşkil etmiştir.

Mahkeme söz konusu bilgilerin kamuya ifşasının özel hayatın gizliliği hakkına açıkça bir müdahale teşkil ettiğini ve müdahalenin meşru görülemeyeceğini tespit etmiştir.

Soruşturma durum raporunun, “soruşturma hakkında kamunun bilgilendirilmesi” amacını taşıyıp taşımadığı tartışmasından ziyade; Hükümet, evlerinin gizliliği içinde cinsel birliktelikte bulunurken gizlice ve hukuka aykırı şekilde kayıt altına alınan başvurucunun partnerinin, adresinin ve kimliğinin yayınlanmasının nasıl bir meşru amaca hizmet ettiğini açıklayamamıştır.

Esasen, soruşturmanın özel hayata yapılan haksız ve aleni bir müdahaleye ilişkin olduğu göz önüne alındığında, yetkililerin başvurucunun haklarının ihlal edilmemesi için daha fazla özen göstermesi gerekirdi.

10. Madde (ifade özgürlüğünün korunamaması yönünden)

Mahkeme, daha önce de sıklıkla vurguladığı üzere, demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün bilginin alınması ve paylaşılmasında temel bir rol oynadığını, Devlet’in, bireyler arasındaki ilişki de dahil olmak üzere ifade özgürlüğünü korumak için pozitif tedbirler almakla yükümlü olduğunu, bu pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi için  de Devlet’in gazetecileri koruyan, ilgili herkesin toplumsal tartışmaya katılabileceği, yetkililere ya da toplumun önemli bir bölümüne ters gelse hatta onları rahatsız ya da şok etse dahi düşüncelerini ve fikirlerini korkmadan ifade edebilecekleri bir sistem yaratması gerektiğini hatırlatmıştır.

Söz konusu davada, tanınan ve ödüller almış muhalif bir gazeteci olarak başvurucu gazetecilik faaliyetleri nedeniyle söz konusu suçun mağduru olmuştur. Başvurucu, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hakkında başlatılan kampanyadan ciddi şekilde endişe ve korku duymuştur ve bunu da defalarca yetkili makamların dikkatine sunmuştur.

Mahkeme, Ismayilova tarafından alınan tehdit mektubunun profesyonel gazetecilik faaliyetleriyle ilişkili olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Azerbaycan’da gazetecilerin genel durumuna ilişkin raporlar, fiziksel saldırılar ve bu yapıdaki eylemlerin sorumlularının ortaya çıkarılmasına ilişkin algılanan cezasızlık iklimi başta olmak üzere, gazetecilerin gördüğü zulme ilişkin iddialar yapılan değerlendirmede dikkate alınmıştır. Ismayilova, gazetecilik çalışmalarıyla ilgili bir misilleme kampanyasının mağduru olduğuna ilişkin duyduğu korkuyu bizzat ifade etmiştir.

Böyle bir durum karşısında, Devlet’in yalnızca, özel hayata yapılan müdahalelere karşı gerekli önlemleri alması yeterli olmayıp, 10. madde kapsamında ifade özgürlüğünün korunmasına ilişkin ayrıca bir yükümlülüğü daha bulunmaktadır. Bununla birlikte Mahkeme’nin tespit ettiği üzere; ceza soruşturması hatalı ve gecikmeli olarak ilerlemiş, Hükümet-yanlısı olduğu iddia edilen gazeteler tarafından yayınlanan haberler ve yetkililerin soruşturma durumuna ilişkin raporları kamuya açmasıyla söz konusu durum yoğunlaşmış ve soruşturma durum raporu ortada herhangi bir sebep bulunmaksızın Ismayilova’nın özel hayatına ilişkin bilgiler içermiştir. Bu durum, gazeteciliğin korunduğu bir çevrenin ruhuna aykırıdır.

Ayrıca, yetkililer başvurucunun 10. madde kapsamındaki ifade özgürlüğünün korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerini de yerine getirememişlerdir.

Adli Tazmin (41. Madde)

Mahkeme, Azerbaycan’ın Ismayilova’ya 15,000 Euro manevi tazminat ve 1,750 Euro olan masraf ve giderleri ödemesine hükmetmiştir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2018 Yılı Raporunu Yayımladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü – Human Rights Watch, 29 yıldır 90’dan fazla ülkede insan hakları alanında meydana gelen önemli gelişmelere yer verilen raporunun 2018 yılı versiyonunu yayımladı. 

Raporun Türkiye bölümünde olağanüstü halin kaldırılmasına rağmen uygulamaların kalıcı hale geldiği, Türkiye’nin hala Dünya’da en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülke olduğu, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik saldırıların her geçen gün arttığı, insan hakları savunucularının ve avukatların hedef haline geldiği, ülkede bağımsız bir medyadan ve yargıdan söz edilemeyeceği, siyasi saiklerle ve uydurma delillerle uzun süreli ve keyfi tutuklamanın ülkenin normali haline geldiği belirtiliyor ve eleştiriliyor.

Raporun 346 sayfadan oluşan ve İngilizce yazılan tamamına buradan, Türkçe de yazılan Türkiye bölümüne ise buradan ulaşabilirsiniz. 

İnternet Üzerinden Yürütülecek İnsan Hakları Okulu Başvuruları Açıldı. Son Başvuru: 27 Ocak.

Alternatif bir düzlemde alternatif bir eleştirel ve akademik alan yaratmayı, insan hakları akademisini sivil topluma taşımayı ve sivil toplumdan beslenerek insan hakları çalışmalarını hem teorik hem de pratik bağlamda geliştirmeyi ve derinleştirmeyi amaçlayan ve AB Delegasyonu Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı (DİHAA) tarafından desteklenen İnsan Hakları Okulu, 11 Şubat 2019 tarihinde başlayacak.

14 Ocak – 27 Ocak 2019 tarihleri arasında başvuru yapan kişiler arasından seçilecek 100 katılımcının internet üzerinden eğitim alacağı ve herhangi bir ücret ödemeyeceği okulun en az 6 atölyesini tamamlayan kişilere katılım belgesi verilecek. 

Başvuru için:
http://insanhaklariokulu.org/basvuru/view.php?id=10688   

Ayrıntılar için bkz:
http://insanhaklariokulu.org

http://insanhaklariokulu.org/category/biz-kimiz/

http://insanhaklariokulu.org/198-2/

Şili Anayasa Mahkemesi insan hakları ihlallerinden mahkûm olanlara daha ağır şartlar öngören düzenlemeyi haklı buldu

Şili Anayasa Mahkemesi, insan haklarını ihlal edenlerin şartlı salıverilmesini daha sıkı şartlara bağlayan düzenlemeyi anayasaya uygun buldu. Getirilen yeni şartlar arasında cezanın üçte ikisinin çekilmiş olması, davanın çözülebilmesi için yetkililerle işbirliği yapmak ve yapılan fiilin doğru olmadığını kabul etmek bulunmakta.

Karar, Kongre’deki merkez-sol muhalefet tarafından kabul edilen şartların anayasaya aykırı bulunmasını talep eden iktidar partisi içindeki muhalif kanat için bir yenilgi olarak görüldü. Gerekçesi 2 Ocak’ta açıklanan karar temyiz edilemiyor.

Muhalefet milletvekilleri tarafından kabul edilen üç değişiklikten ikisi anayasaya uygun bulundu; üçüncü ise anayasaya aykırı bulunmasına karşın, insanlığa karşı işlenen suçların kamuoyu önünde olmasına gerek olmaksızın doğru bulunmadığının ifade edilmesinin yeterli olacağı şeklinde düzeltildi.

İktidar partisi, diğer mahkûmlarla insan haklarını ihlal edenler arasında farklı şartlar ön görülmesinin kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olacağını iddia ediyordu. Daha fazlasını oku…

AYM’ye Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Projesi’nden Adil Yargılanma, Yaşam Hakkı, Mülkiyet Hakkı ve Usul Hukuku El Kitapları

Siac logo 870x489Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Konseyi tarafından birlikte finanse edilen ve Avrupa Konseyi tarafından yürütülen Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Ortak Projesi kapsamında dört yeni el kitabı yayımlandı. 

Prof. Dr Sibel İnceoğlu tarafından yazılan adil yargılanma hakkı kitabına buradan, Prof. Dr Osman Doğru tarafından yazılan yaşam hakkı kitabına buradan, Doç. Dr Burak Gemalmaz tarafından yazılan mülkiyet hakkı kitabına buradan, Doç. Dr Tolga Şirin tarafından yazılan bireysel başvuru usul hukuku kitabına buradan ulaşabilirsiniz. Proje kapsamında çıkartılan bütün el kitapları bu linkte toplanıyor. 

Proje kapsamında hakim ve savcılara temel hak ve özgürlükler, avukatlara ise kabul edilebilirlik kriterleri ve nitelikli başvurular hazırlama üzerine aylardır uzman eğitmenler tarafından eğitimler de veriliyor. Projeyle ilgili daha fazla bilgi alabileceğiniz ve eğitimleri takip edebileceğiniz sosyal medya hesapları: Twitter ve Facebook.

2018’de İHAM’ın Türkiye’ye Karşı Verdiği İhlal Kararları ve Türkçe Özetleri

Merhaba,

Olağanüstü halin kalıcılaştığı bir yılı geride bıraktık.

Aşağıda bütün bu hukuksuzlukları yargıya taşıyacak avukatların ve insan hakları savunucularının başvurularında ya da kendilerine karşı açılan soruşturma ve davalarda kullanması amacıyla 2018 yılında İHAM tarafından Türkiye’ye karşı verilmiş bütün ihlal kararlarını, bazı önemli kabul edilemezlik kararlarını ve gelecek başvurularda kullanılması amacıyla Hükümet’ten savunma istenilen bazı önemli başvuruları bulacaksınız.

Artık geleneksel hale getirdiğimiz bu çalışmada kararları İHAS’ta yer alan madde başlıkları ve sırası altında, kronolojik olarak özetledim. 

2017 yılında Sözleşme’de düzenlenen hak ve özgürlüklerin en az birinin ihlal edildiğine dair Türkiye’ye karşı verilmiş 116 ihlal kararı vardı. 2018 yılında, gözümden kaçan bir karar olmadıysa, Sözleşme’de düzenlenen hak ve özgürlüklerin en az birinin ihlal edildiği (en az) 145 ihlal kararı verilmiş Türkiye’ye karşı. Bu kararlardan 10 tanesinde yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü, 13 tanesinde işkence ve kötü muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü, 10 tanesinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ve 9 tanesinde toplantı ve gösteri düzenleme ve dernek kurma özgürlüğü ihlali tespit edilmiş. 

En vahim ihlal sayıları ise, Türkiye’nin insan hakları durumunu da en somut şekilde ortaya koyan 5., 6. ve 10. maddelerine ilişkin. Benim görebildiğim kadarıyla İHAM, 2018 yılında verdiği 19 kararda özgürlük ve güvenlik hakkının, 43 kararda ifade özgürlüğünün ve 47 kararında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. 

2014 yılında2015 yılında, 2016 yılında ve 2017 yılında İHAM’ın Türkiye’ye karşı verdiği ihlal ve bazı kabul edilemezlik kararlarını da buradan okuyabilirsiniz.

2016’dan bu yana kadın hukuk fakültesi öğrencilerini insan hakları ve anayasa hukuku alanında çalışmaya teşvik etmek için her ay onlarla birlikte düzenli olarak AYM ve İHAM kararlarını bültenler halinde yayımlamaya devam ediyoruz. Her ayın ilk haftası, bir önceki ay çıkan önemli AYM ve İHAM kararlarını paylaştığımız bültenlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz: https://anayasagundemi.com/tag/bulten/

Daha fazlasını oku…

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Formu, 1 Ocak 2019 İtibarıyla Değişti.

6 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük” ile İçtüzük’te bir dizi değişiklik yapılmış, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda kullanılan bireysel başvuru formu yenilenmiştir.

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunacak kişilerin 1 Ocak 2019 itibarıyla, yani bugünden itibaren, bu yeni formu kullanarak başvuru yapması gerekmektedir. Yeni forma buradan, Anayasa Mahkemesi tarafından hazırlanan bireysel başvuru formu kılavuzuna ise buradan ulaşabilirsiniz. 

Aralık 2018 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

8 Anayasa Mahkemesi, 6’sı Türkiye’ye karşı 17 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararının özetlerinin yer aldığı, 2018 yılının son bülteni hazır. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, Esin Bozovalı, Gözde Gurbet Engin, İlkay Nadir, İrem Şanlı ile birlikte yaptık. Ayrıca Polat Yamaner’in çevirisine de yer verdik. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Toranzo Gomez v. İspanya Kararının Özet Çevirisi: “Bir kişinin yaşadıklarını ‘işkence’ olarak tanımlayarak basın açıklaması yapması nedeniyle iftira suçundan cezalandırılması, ifade özgürlüğüne aykırıdır”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 20 Kasım 2018 tarihinde yayımladığı Toranzo Gomez v. İspanya kararında, işgal ettikleri binanın polisler tarafından tahliye edilmesini protesto eden bir aktivistin basın toplantısı düzenleyerek, elinde polislerin fotoğrafıyla, polisler tarafından fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını anlatması nedeniyle hakkında iftira suçundan dava açılmasını ve para cezası ödemeye mahkum edilmesini, Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğüne aykırı buldu. 

Kararın Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Oğuzhan Ürün tarafından yapılan özet çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

Avrupa Adalet Divanı’nın kararına uyan Polonya’da emekliye sevk edilen Anayasa Mahkemesi yargıçları yeniden göreve başlayacak

Polonya Hükûmeti, daha önce zorla emekliye sevk ettiği Anayasa Mahkemesi yargıçlarından bazılarını eski konumlarına iade etti.

Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, yüksek yargıçların üçte birini göreve iade eden işlemi Pazartesi günü imzaladı.

Hükûmet, bu senenin başında, tartışmalı şekilde yargıçların emeklilik yaşını düşürmüş ve böylece birçoğunu görevini terk etmeye zorlamıştı. Muhalifler bunu, Hukuk ve Adalet Partisi’nin siyasal bir hamlesi olarak görmüştü.

Muhalifler, kanunun Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) Yüksek Mahkeme üzerinde kontrol sağlamasına hizmet ettiğini ifade etmişti.

PiS, kanunları veto edebilen ve Polonya’daki tüm yargıçların atanmasından sorumlu kurumu kontrol eden Anayasa Mahkemesi’nin çoğu yargıcını hali hazırda belirlemiş durumda.

Reformların, komünist dönemde atanan yargıçların görevden uzaklaştırılması ve mahkemenin daha verimli çalışabilmesi için gerekli olduğu iddia edilmişti. Daha fazlasını oku…