İçeriğe geç

Rusya Anayasa Mahkemesi Çeçenistan ve İnguşetya arasındaki sınır anlaşmasını anayasaya uygun buldu

Rusya’daki en yüksek yargı organı olan Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi, Çeçenistan ve İnguşetya Cumhuriyetleri arasında sınır çizilmesine yönelik anlaşmayı onadı.

İki Cumhuriyet Eylül ayında aralarındaki sınırı belirlemek üzere anlaşmıştı. Böylece, Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bölünmesinden bu yana ilk kez sınır belirlenmişti. Anlaşma her iki Cumhuriyet’te Ekim ayında kanun haline gelmişti.

Bir grup İnguş milletvekili kanuna karşı İnguş Cumhuriyeti’nde harekete geçti. Dava İnguş Anayasa Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, kanunun ve anlaşmanın, bir referandumla onaylanmadan hukuken bağlayıcı olamayacağına karar verdi.

Yunus-Bek Yevkurov bu karara karşı Rusya Anayasa Mahkemesi’nde temyize gitti. İddiası, İnguş Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda karar verme yetkisinin olmadığıydı. Onun yerine, bu durum, Rusya Federasyonu içindeki iki bölgenin hükûmetlerinin arasındaki bir anlaşma olduğu için Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi’nin yetkisi dahilindeydi. Daha fazlasını oku…

Ekim ve Kasım 2018 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

İşlerin yoğunluğundan bir süredir bülten çıkartamıyorduk, önce Ekim ve Kasım ayında İHAM tarafından yayımlanan 32’si Türkiye’ye karşı 51 İHAM kararının özet çevirilerinden oluşan bülteni yayına açıyoruz, daha sonra AYM kararlarından oluşan bülteni ayrıca paylaşacağız. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, Esin Bozovalı, Gözde Gurbet Engin, İlkay Nadir, İrem Şanlı ve Elifsu Erdem ile birlikte yaptık. Ayrıca Polat Yamaner ve Devrim Kılıçer’in çevirilerine de yer verdik. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalonya Parlamentosu’nun aldığı krallık karşıtı kararın iptali için yapılan başvuruyu görüşmeye karar verdi

İspanya Kralı’nı eleştiren ve başında olduğu kurumun lağvedilmesini talep eden metin Ekim ayında Katalan Meclisi tarafından kabul edilmişti.

İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalonya Parlamentosu’nun Ekim ayında kabul ettiği monarşi karşıtı kararına karşı temyiz başvurusunu değerlendirmeye karar verdi.

Metin Kral Felipe’yi eleştiriyor ve başında olduğu kurumun lağvedilmesini talep ediyor.

Yine de yargıçlar, genelde olduğu gibi, metnin yasallığıyla ilgili kesin bir karar verirken önleyici olarak askıya alınmasına karar vermedi.

Bunun sebebi, İspanya Hükûmeti’nin bir ay önce kararı Mahkeme’ye taşımasına karşın yürürlüğü durdurma talebinde bulunmamış olması.

Madrid yürütme organı sözcüsü kararın “anayasal sadakat ilkesinin ciddi şekilde ihlal edilmesi” ve “bir cumhuriyet ilanına yönelik tek taraflı bağımsızlık yol haritasına” devam eden bir adım olduğunu iddia etti.

Kral karşıtı karar

Karar, sol eğilimli Catalunya en Comu-Podem (CatECP) tarafından teklif edilmiş ve en önemli iki bağımsızlık yanlısı ve hükûmet ortağı Junts per Catalunya (JxCat) ve Esquerra Republicana (ECR) oylarıyla kabul edilmişti. Daha fazlasını oku…

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri: “Terör-karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılması, ifade özgürlüğünü tehdit ediyor”

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatović, 4 Aralık 2018 tarihinde, insan hakları alanındaki çeşitli meselelere ilişkin olarak hazırladığı yorumlardan en sonuncusunu, terör-karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılmasının ifade özgürlüğü üzerinde yarattığı olumsuz etkiye ilişkin hazırladı.

Komiser’in Avrupa’da bugün ifade özgürlüğüne yönelik en büyük tehditlerden biri olarak algılanan bu kötüye kullanma eğiliminin yaygınlaşmasına ilişkin gözlemlerini ve önerilerini paylaştığı açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’ye de ayrı bir yer ayrılan açıklamayı, bazı bölümleri bire-bir çevirerek avukat Serde Atalay aktardı. 

“Terör-karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılması, ifade özgürlüğünü tehdit ediyor”

Avrupa’da rahatsız edici bir eğilim

Terörizmin insan haklarına ve demokrasiye yönelik ciddi bir tehdit olduğunun ve bu değerlerin korunması için terörizmin önlenmesinin ve terörist eylemlerin yaptırıma uğratılmasının öneminin vurgulandığı yazıda, bu amaç uğruna terörizm karşıtı yasal düzenlemelerin kötüye kullanılmasının ifade özgürlüğü bakımından yarattığı tehdit dile getirildi. Bu durumun Avrupa’da yaygınlaşma eğiliminde olduğu vurgulanarak, terör tehlikesinin eskiliğine ve bugüne kadar pek çok biçimde tezahür etmesine karşın devletlerin terörizm karşıtı politikalarını oluştururken geçmiş deneyimleri hala yeterince göz önünde bulundurmadığı vurgulandı. Özellikle de, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasının terörle mücadelede bir fayda göstermemesine rağmen, teröre verilen ani tepkilerle insan hakları üzerinde yaratılan olumsuz etkilerin dikkate alınmadığı belirtildi.

Değinilen bir diğer husus ise, terörle bağlantılı olarak yaratılan çeşitli suç tiplerindeki belirsizlik oldu. Bu bağlamda “terörizmin özendirilmesi”, “radikal eylemler”, terörizmi “övmek”, “yüceltmek”, “meşrulaştırmak” gibi eylemleri cezalandıran yasaların Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde arttığı belirtilerek, bu suçların tanımlarındaki belirsizlikler ve geniş ifadeler nedeniyle terör-karşıtı yasal düzenlemelerin, hukuka uygun haberciliği ve eleştirileri kısıtlamakta ve susturmakta kullanılan tehlikeli birer araç haline gelmesinin ifade özgürlüğünü tehlikeye atabileceği ve gereksiz ve orantısız sınırlamaların önünü açabileceği vurgulandı. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Magyar Jeti Zrt v. Macaristan kararının özet çevirisi: “Haber sitesinin, bağlantı link verdiği videoda hakaret içeren içerik bulunmasından sorumlu tutulması, ifade özgürlüğü ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 4 Kasım 2018 tarihli Magyar Jeti Zrt v. Macaristan davasında (Başvuru no. 11257/16) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. Maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetti.

Dava, başvurucu şirketin Youtube’da bulunan bir röportaja yönlendiren hyperlink (köprü bağlantı linki) eklemesi ve sonradan bağlantının kişilik haklarını ihlal eden içerik muhteva ettiğinin anlaşılması üzerine sorumlu bulunmasına dayanmaktadır.

Mahkeme, internetin sorunsuz işletilmesi yönünden hyperlinklerin önemini özellikle vurgulamış ve hyperlink kullanımını geleneksel yayıncılık yöntemlerinden ayırmıştır. –hazır bir içerikten ziyade, hyperlinkler kişileri ulaşılabilir başka bir içeriğe yönlendirmektedir.

Bu konudaki içtihadını güncelleyerek, Mahkeme hyperlink ekleme üzerine kişilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için 10. Madde kapsamında değerlendirilmesi gereken unsurları sıralamış ve her dava için kişiselleştirilmiş incelemenin gerekli olduğunu belirtmiştir. 

Mahkeme, Macar yerel hukukunun karalayıcı içerik muhteva eden yayın için öngördüğü objektif (katı) sorumluluk halinin, başvurucu şirketin ifade özgürlüğü için yapılacak anlamlı bir değerlendirme ihtimalini ortadan kaldırdığını ve mahkemelerin konuyu daha büyük bir dikkatle incelemesi gerektiğini belirtmiştir.

Hyperlink kullanımı için öngörülen objektif sorumluluk halinin, İnternetteki bilgi akışını aksatabileceği ve yazarları ve yayıncıları, yönlendirdikleri bilgiyi kontrol edememeleri sebebiyle hyperlink kullanmaktan caydırabileceği tespit edilmiştir. Bu durum İnternette ifade özgürlüğü üzerinde dondurucu etki yaratacaktır. Bütünüyle bakıldığında, başvurucu şirketin haklarına uygunsuz bir müdahalede bulunulmuştur.

Mahkeme’nin internetteki ifade özgürlüğü konusunda içtihadını geliştirdiği bu kararın basın özetini stajyer avukat Polat Yamaner çevirdi. 

Daha fazlasını oku…

ETA Üyelerinin Davasında Mahkeme Başkanının Sorduğu Sorunun Benzer Davalarda Hakimin Tarafsızlığını İhlal Ettiğine Dair İHAM’ın Mondragon ve Diğerleri v. İspanya Kararının Çevirisi

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 6 Kasım 2018 tarihinde verdiği Otegi Mondragon ve Diğerleri v. İspanya kararında ETA örgütü üyesi başvurucunun yargılandığı davada mahkeme başkanının sorduğu sorunun hakimin diğer ETA üyelerinin yargılandığı benzer diğer davalarda da tarafsızlığına gölge düşürdüğüne karar verdi.

Mart 2010’da ilk başvurucu Mondragon’un üç hakimden oluşan bir heyet tarafından ‘terörizmi teşvik etme’ suçundan iki yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığı yargılamada mahkeme başkanı, başvurucuya, “ETA’nın şiddet eylemlerini kınayıp kınamadığını” sormuş, başvurucunun cevap vermeyi reddetmesinin ardından “cevap vermeyeceğinizi biliyordum” demiştir. Başvurucu, hakimin tarafsız olmadığını ileri sürmüştür. 

İlk başvurucu Mondragon gibi ETA üyesi olduğu iddia edilen diğer beş başvurucu hakkında da farklı suçlardan davalar açılmış, bu dava da birinci başvurucuya ceza veren heyetin olduğu mahkemede görülmüştür. Diğer başvurucular da, ilk başvurucuya ceza veren heyetin kendilerine karşı da tarafsız olamayacağı görüşündedir.

İHAM, bu başvuruda başvurucuların tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkı bağlamında adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

Bu kararın özellikle örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla haklarında açılan davalarda neredeyse hiçbir usul kuralının dikkate alınmadan yargılanan Barış İçin Akademisyenler’in davalarında ve Anayasa Mahkemesi başvurularında işe yarayacağını düşündüğümüz için çevirisini yapmayı planlıyorduk ki, kendisi de Barış İçin Akademisyenler’den biri olan Devrim Kılıçer hocanın kararın tamamını çevirdiğini öğrendik. Kendisine hem kararı çevirdiği hem de sitede yayımlamamıza izin verdiği için bir kez daha çok teşekkür ederiz.

Karara buradan, Devrim hoca tarafından yapılan çevirisine ise buradan ulaşabilirsiniz. 

 

İHAM Büyük Daire: “Rusya’nın muhalif lider Navalnyy’i katıldığı eylemler sırasında defalarca yakalayıp gözaltına alması, çoğulculuğu baskı altına alma amacı taşımaktadır.”

Rusya’nın muhalif lideri Navalnyy’nin 2012 – 2014 yılları arasında katıldığı kamusal eylemler sırasında yedi kez yakalanıp gözaltına alınması ve hakkında idari hüküm kurulması nedeniyle yaptığı başvurularda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 2 Şubat 2017 tarihinde kararını açıklamış, yapılan itiraz sonucu başvuru Büyük Daire’nin önüne gelmişti.

Navalnyy v. Rusya (başvuru no. 29580/12 ve dört diğerleri) Büyük Daire davası, 2012 ve 2014’te yedi sefer gerçekleşen yakalama, gözaltına alma ve kurulan idari hükmün başvurucunun haklarını ihlal ettiği ve siyasal saiklerle gerçekleştirildiği şikayetine dayanmaktadır.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Büyük Dairesi, 15 Kasım 2018 tarihinde verdiği kararda, oybirliğiyle hükmetmiştir: Daha fazlasını oku…

Uluslararası Adalet Divanı: “Bolivya Şili’yi kendisine Pasifik Okyanusu’na geçiş hakkı vermeye zorlayamaz.”

Uluslararası Adalet Divanı, denize kıyısı olmayan Bolivya’nın komşusu kıyı ülkesi Şili’yi, kontrol altında tuttuğu Pasifik Okyanusu’nun bir parçasında kendisine geçiş hakkı vermeye zorlayamayacağına karar verdi.

Kararda “Divan, kendisine iletilen materyaller temelinde Şili’nin, Bolivya’ya Pasifik Okyanusu’na geçiş hakkı verilmesi için bir anlaşmaya varmak amacıyla Bolivya’yla görüşme yapma zorunluluğu olduğu sonucuna varamamıştır.” dendi.

Şili ve Bolivya, Pasifik Okyanusu’na erişim konusunda uzun süredir münakaşa halinde. Bolivya, kıyı şeridinin bir bölümünü, 1904 yılında Şili ilgili bölgeyi kendi topraklarına katıncaya kadar kontrolü altında tutmuştu. Bu gün, üzgün Bolivyalılar tarafından her sene anılıyor ve ülke 100 yıldan fazla bir zamandır su haklarını yeniden görüşmeyi talep ediyor.

Uluslararası Adalet Divanı ilk olarak 2015 yılında, iki tarafın da 1948 tarihli Bogota Anlaşması uyarınca Divan’ın Pasifik Okyanusu ile ilgili tüm hak davalarını görmesinde anlaşıldığını ileri sürmesi nedeniyle davayı görmeye karar verdi. Daha fazlasını oku…

Eylül 2018 – AYM ve İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Eylül 2018’de çıkan 11 Anayasa Mahkemesi ve 19’u Türkiye’ye karşı 31 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, İrem Şanlı, İlkay Nadir ile birlikte yaptık. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

İHAM: Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) tarafsız ve bağımsız bir mahkeme ancak duruşmaların aleni olmaması adil yargılanma hakkı ihlali.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 2 Ekim 2018 tarihinde yayımladığı Mutu ve Pechstein v. İsviçre kararında profesyonel atletlerin Spor Tahkim Mahkemesi’nin (CAS) önüne getirdiği davalara konu adli süreçlerin hukuka uygunluğuna ilişkin bir değerlendirmede bulunmuş ve başvurucuların CAS’ın tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu iddiasına ilişkin Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ihlal edilmediğine; ikinci başvurucu için (Pechstein) CAS önündeki duruşmaların aleni olmaması sebebiyle, 6. maddenin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Mahkeme, Başvurucuların tarafı olduğu CAS tahkim süreçlerinin, adil yargılamaya ilişkin bütün güvenceleri sağlaması gerektiğine hükmetmiştir. İkinci başvurucunun CAS’ın yapısal olarak bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu iddiası ve birinci başvurucunun belirli hakemlerin tarafsızlığına ilişkin eleştirileri reddedilmiştir.

Bunun yanında, ikinci başvurucunun doping kullandığı iddiasıyla uğradığı yaptırımların esasına ilişkin yapılan sorgulamanın ve CAS önündeki incelemenin, kamu denetimine konu bir mesele olması hasebiyle bir duruşma gerektirdiği Mahkeme tarafından hükmedilmiştir.

Karar, Mahkeme’nin CAS’la ilgili ilk kararı olduğu ve son iki yıl içerisinde Türkiye’den çok sayıda sporcu ve takımın İHAM’a başvuru yaptığı ve bu başvurularda Hükümet’ten savunma istenildiği (benim takip edebildiğim kadarıyla bazıları: Deniz Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Klubü Derneği v. Türkiye, Tokmak v. Türkiye, Ekşioğlu ve Mosturoğlu v. Türkiye, Sedat Doğan v. Türkiye) için özet olarak çevirisini yapmak istedik. Stajyer avukat Polat Yamaner, basın özetine dayanarak kararın özet çevirisini yaptı.

Daha fazlasını oku…