Skip to content

Polonya Cumhurbaşkanı anayasa referandumu için sorular hazırladı

Polonya Cumhurbaşkanlığı Ofisi, Salı günü, ülkenin anayasasında yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili olarak, halkın fikrini almak üzere, Cumhurbaşkanı’nın Kasım’da yapılmasını istediği referanduma ilişkin 15 soru önerdi.

Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, bu senein başında, Polonya halkına, komünizmden 30 sene önce çıkan Polonya’nın mevcut anayasasında değişikliğe mi gidilmesi yoksa yeni bir tanesinin mi yapılması gerektiği konusunda görüşünü bildirmesi için şans verilmesi gerektiğini söylemişti.

Önerilen sorulardan biri Polonyalıların, ülkenin Avrupa Birliği ve NATO üyesi olmasıyla ilgili anayasaya bir güvence konulmasını isteyip istemedikleriyle ilgili.

Bir diğer soru ise Polonyalıların, Leh hukukunun AB hukukundan üstünlüğünün anayasaya eklenmesini isteyip istemediklerine ilişkin.

Polonya Cumhurbaşkanlığı Ofisi ayrıca, seçmenlere emeklilik yaşının kadınlar için 60, erkekler içinse 65 olmasının güvence altına alınıp alınmamasını sormayı önerdi.

Bir diğer soru, Polonyalıların, anayasanın giriş kısmında Polonya’nın “bin yıllık Hıristiyan mirasına” referans yapılmasını isteyip istemedikleriyle ilgili oldu. Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Rashad Hasanov ve Diğerleri Kararının Özet Çevirisi: “Sivil toplum aktivistlerinin molotof kokteyli bulundurduğu iddiasıyla tutuklanması 5. ve 18. madde ihlali”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 7 Haziran 2018 tarihinde verdiği Rashad Hasanov ve Diğerleri v. Azerbaycan kararında NIDA isimli sivil toplum kuruluşunun üyeleri olan başvurucuların molotof kokteyli bulundurma ve tedarik etme suçlarından gözaltına alınıp tutuklanmasının tutarsız ve açıklıktan yoksun olduğu ve soruşturmacılar ile savcıların öne sürdükleri isnatlara dayanak oluşturacak hiçbir delilin sunulmadığı, başvurucuların makul bir şüphe olmaksızın özgürlüklerinden alıkonulduğu gerekçesiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, başvuruculara karşı yürütülen sürecin NIDA’ya üye olmaları sebebiyle başlatıldığını ve Azerbaycan’da sivil toplum üzerindeki geniş baskı ve engelleme ortamının bir parçası olduğunu tespit ederek, Sözleşme’nin 18. maddesinin (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Kararın İngilizce yazılan metnine buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti temel alınarak kararın özet çevirisini yapan Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Polat Yamaner’e teşekkür ederiz.

Rashad Hasanov ve Diğerleri v. Azerbaycan, Başvuru numaraları; 48653/13, 52464/13, 65597/13 ve 70019/13, Karar tarihi: 07.06.2018

Olayların Özeti

Başvurucular; Rashad Zeynalabdin oğlu Hasanov, Zaur Araz oğlu Gurbanlı, Üzeyir Mahammad oğlu Mammadli ve Rashadat Fikret oğlu Akhundov; 1982, 1987, 1987 ve 1984 yıllarında doğmuş Azeri vatandaşlarıdır ve sırasıyla Lankaran, Khirdalan, Barda ve Bakü’de ikamet etmektedirler.

Başvurucular, 2011 yılında bir grup genç tarafından kurulan, Azerbaycan’a özgürlük, adalet ve değişim getirmeyi amaçlayan şiddet karşıtı bir sivil toplum örgütü olan NIDA üyesidir.

2013 yılında NIDA, savaşçı statüsünde bulunmayan askerlerin ölümleriyle ilgili bir dizi barışçıl gösteri düzenlenmiştir. 10 Mart 2013 tarihi için planlanan gösteriden bir gün önce, NIDA’nın üç üyesi; S.N., B.G. ve M.A., Milli Savunma Bakanlığı tarafından tutuklanmış ve uyuşturucu madde ve Molotof kokteyli bulundurma suçu ile suçlanmıştır. Ayrıca, yetkililer üç üyenin şiddete ve ayaklanmaya teşvik planlarında bulunduklarını iddia etmiştir.

Akabinde, dört başvurucu Mart ve Nisan aylarının çeşitli zamanlarında gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Her bir kişi için kelimesi kelimesine aynı olan suç isnatları, başvurucuların 22 adet Molotof kokteylini yasadışı şekilde bulundurduklarını ve daha önce tutuklanan NIDA üyelerine tedarik edildiğini ifade etmektedir. Bu kararlara karşı yapılan itirazlar ve temyiz başvuruları reddedilmiştir. Başvurucular suç isnatlarının hiçbirini kabul etmemekte ve siyasi amaç taşıdıklarını iddia etmektedirler. Ayrıca aleyhlerine hiçbir delil olmadığına dair şikâyetçidirler.

Başvurucuların İhlal İddiaları

Başvurucular; Sözleşme’nin 5. maddesinin, 1. fıkrasının, (c) bendini ve maddenin 3. fıkrasını ileri sürerek, (özgürlük ve güvenlik hakkı / makul süre içinde yargılanma ya da yargılanma süresince serbest bırakılma hakkı) suç işlendiğine dair herhangi bir makul şüpheye dayanılmadığı ve alıkonulmalarının devamına ilişkin yeterli gerekçelendirme yapılmadığı hususlarında şikâyetçidirler.

Başvurucular, ayrıca 18. madde kapsamında da şikâyetçi olup yakalama ve alıkoyma işlemlerinin kendilerini siyasi ve sosyal aktivizm faaliyetlerinden ötürü cezalandırma amacı taşıdığını iddia etmektedirler.

Mahkeme’nin Değerlendirmesi

İHAS’ın 5. Maddesinin 1. Fıkrasının İhlali

Mahkeme ilk olarak, başvuruculara karşı açılan davalarda tutarsızlıklar olduğunu tespit etmiştir. Her bir kişi için kelimesi kelimesine aynı olan suç isnatları, başvurucuların 22 adet Molotof kokteyli bulundurduklarını ve bunları S.N. ile B.G.’nin dairesinde sakladıklarını itham etmektedir. Ancak daha önceden kamu yetkilileri, S.N. ve B.G.’nin Molotof kokteyllerini kendilerinin hazırladıklarını iddia etmişlerdir.

Ek olarak, soruşturma makamları başvurucuların yanabilir aygıtlar için malzemeleri nereden tedarik ettiklerini hiçbir zaman detaylarıyla öne sürmemişlerdir ve bu bağlamda başvurucular üzerlerine yüklenen suçun düzenlendiği patlayıcı maddelere dair Ceza Kanunu hükmünün kapsamı dışındadırlar. Yalnızca iki Molotof kokteylinin patlayıcı madde olarak değerlendirilebileceğini tespit eden bilirkişi raporuna rağmen, isnat değişikliğine gidilmemiştir.

Mahkeme ayrıca başvurucular aleyhine açılan davada büyük boşluklar olduğuna işaret etmiştir: başvurucuların Molotof kokteylleriyle olan bağlantısına ilişkin hiçbir delil ya da bilgi savcılık makamı tarafından sunulmamıştır ya da başvurucuların söz konusu maddeleri tedarik ettiği ve dairelerde depolanmasına dair plan yapıldığı sonucuna nasıl ulaşıldığı bilinmemektedir.

Ayrıca kamu yetkilileri, ne söz konusu isnatlarda bulunurken ne de başvurucuların gözaltına alınmasını talep ederken  hiçbir delil sunmamışlardır. Mahkemeler savcılık makamının gözaltı taleplerini, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun da gerektirdiği üzere, detaylı inceleme konusu yapmamıştır.

Genel olarak Mahkeme, yakalama ve alıkoymayı meşrulaştıran ve minimum Sözleşme standardı olan makul şüphe kriterinin yerel kamu yetkilileri tarafından ortaya konan maddi olgularla karşılanmadığına ve bu sebeple başvurucuların hak ihlaline uğradığına hükmetmiştir.

Bu nedenle Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrası altında ayrıca bir değerlendirme yapma gereği duymamıştır.

Sözleşme’nin 18. Maddesinin İhlali

Mahkeme, başvurucuların 5. madde kapsamındaki haklarına yapılan müdahalenin gizli bir amaç taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerektiğini kaydetmiştir. Başvurucular aleyhine yürütülen süreçteki makul şüphe yokluğu ve davanın genel bağlamı dikkate alındığında, Mahkeme gizli amaç güdüldüğüne dair kanıtlar bulunduğunu tespit etmiştir.

Mahkeme varmış olduğu sonucu, kamu yetkilerinin öncelikli olarak NIDA’yı hedef aldığına ve S.N., B.G. ve M.N.’nin ilk tutukluluğunun STK eylemleriyle ilişkilendirildiğine dayandırmaktadır. Mahkeme ayrıca, hiçbir gerekçe ya da kanıt olmaksızın NIDA’nın eylemlerinin, başvurucuların tutuklanmasından yalnızca birkaç gün önce, kamu yetkilileri tarafından yasadışı olarak addedilmesine özel önem atfetmiştir.

Mahkeme, başvurucuların muhalefet liderleri olmaması sebebiyle cezai sürecin siyasi amaç taşımadığı yönündeki Hükümet savunmasını reddetmiştir. Başvurucular, çeşitli gösteriler organize eden, ülkedeki en aktif gençlik kurumlarından birine üyedirler ve alıkonulmaları bir dizi gösterinin hemen ardından meydana gelmiştir.

Davaya konu olaylara ve koşullara bakıldığında ve Azerbaycan’da sivil toplum üzerinde kurulan baskı ve engelleme ortamına ilişkin uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporları dikkate alındığında; Mahkeme, başvurucuların gözaltına alınıp tutuklanması işlemlerinin NIDA’ya olan aktif katılımlarından ötürü kendilerini susturmak ve cezalandırmak amacıyla yapıldığı sonucuna varmaktadır. Başvurucular, Sözleşme kapsamı dışında bir amaçla özgürlüklerinden alıkonulduklarından, 5. maddeyle bağlantılı olarak 18. madde de ihlal edilmiştir.

Adli Tazmin (41. Madde)

Mahkeme, Azerbaycan’ın her başvurucuya 20,000 Euro manevi zarar tazminatı ödemesine hükmetmiştir. Masraf ve giderler içinse Devlet’in birinci ve üçüncü başvurucuya ortaklaşa 5,000 Euro; ikinci başvurucuya 3,000 Euro ve dördüncü başvurucuya 3,000 Euro ödenmesine hükmedilmiştir.

 

 

Mayıs 2018 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Nisan 2018’de çıkan 6’sı Türkiye’ye karşı 18 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu on yedinci bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, Sude Elverdi, Büşra Lena Mısır, Tuğçe Bozkurt, İlkay Nadir, İrem Şanlı ve Deniz Çelikkaya ile birlikte yaptık. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Daha fazlasını oku…

ABD Yüksek Mahkemesi eşcinsel bir çift için düğün pastası yapmayı reddeden pastacıyı haklı buldu

Coloradı Eyalet Mahkemesi, pastacı Jack Phillips’in 2012’de David Mullins ve Charlie Craig’in talebini reddetmesinin yasadışı ayrımcılık olduğuna karar vermişti.

Ancak Yüksek Mahkeme, Pazartesi günü 2’ye karşı 7 oyla, bu kararın Phillips’in haklarını ihlal ettiği sonucuna vardı.

Phillips, talebi reddetmesinin gerekçesi olarak dinsel görüşlerini öne sürmüştü.

Muhafazakar bir Hıristiyan olan Phillips “yaratıcı sanatçıların” ne sattıkları konusunda karar verme hakkı olduğunu iddia etmişti.

Yüksek Mahkeme çoğunluğu kararda, pasta senaryosunun “yeni bağlamlarda anayasal özgürlüklerin uygulanmasının öğretici bir örneği” olduğunu ifade etti.

Colorado, ayrımcılık karşıtı yasanın cinsel yönelimi de kapsadığı 22 eyaletten biri ve bu durum Craig ve Mullins’in eyaletin Medeni Haklar Komisyonu önündeki davalarını kazanmalarını sağlamıştı.

Ancak Yüksek Mahkeme kararı, Colorado komisyonunun Phillips’e karşı önyargılı olduğu sonucuna vardı.

 

Kaynak: BBC

İHAM’ın Abu Zubaydah v. Litvanya kararı: Litvanya, yasa dışı yollarla gözaltına alıp hapsettiği kişiye işkence yapan CIA’in ‘suç ortağı’

İHAM, 31 Mayıs 2018 tarihinde açıkladığı Al Nashiri v. Romanya ve Abu Zubaydah v. Litvanya kararlarında Romanya ve Litvanya’nın Amerikan savaş gemisine ve 11 Eylül’de düzenlenen saldırıların planlayıcısı olduğu iddia edilen iki terör şüphelisinin gizlice alıkonularak şüphelilere CIA tarafından işkence yapılmasında Amerika Birleşik Devletleri ile suç ortaklığı yaptığına karar verdi. 

Aşağıda Litvanya kararının Kadir Has Üniversitesi hukuk fakültesi öğrencisi Polat Yamaner tarafından yapılan özet çevirisini okuyabilirsiniz. Kararın tamamı ise burada

Daha fazlasını oku…

İnsan Hakları Derneği’nden Yargı Tacizi Altındaki Avukatlar ve İnsan Hakları Savunucuları İçin Rapor

libra-696x435

İnsan Hakları Derneği, 1 Haziran 2018 tarihinde iki rapor yayımladı.

Bu raporlardan ilki Türkiye’de özellikle toplumsal sorunlarla ilgilenen ve sürekli mağdurların yanında yer alarak savunuculuk faaliyeti yapan ve bu nedenle mesleki faaliyetleri, savunmanlık ve insan hakları faaliyetlerinden dolayı soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalan ve tutuklu yargılanan avukatlarla ilgili “Yargı Baskısı Altındaki Avukatlar Raporu”. Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

İkinci rapor ise, özellikle OHAL ilanından sonra artan hak ihlallerine karşı mücadele eden insan hakları savunucularına yönelik giderek artan baskıları ortaya koymayı amaçlayan “İnsan Hakları Savunucularına Yönelik Baskılar Raporu”. İnsan Hakları Derneği’ne yönelik saldırıların ayrı bir başlık altında incelendiği raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

İHAM’ın Roj TV v. Danimarka Kararının Özet Çevirisi – İfade Özgürlüğü Bağlamında Hakların Kötüye Kullanılması Yasağı

İHAM, 24 Mayıs 2018 tarihinde yayımladığı Roj TV v. Danimarka kararında, Roj TV’nin kapatılmasına ilişkin başvuruyu 2006-2010 yılları arasındaki yayınlarda PKK’ye yönelik örgüt propagandası yapıldığı ve bu yayınların İHAS’ın 17. maddesinde düzenlenen ‘hakları kötüye kullanma yasağı’ uyarınca ifade özgürlüğü kapsamında sayılamayacağını söyleyerek kabul edilemez buldu. Bildiğim kadarıyla, 10. maddede korunan ifade özgürlüğü davalarında daha önce nefret söylemi ve soykırım inkarı durumunda kullanılan 17. madde, ilk kez PKK propagandasıyla ilgili kullanıldı. Bu nedenle kararın basın özetinin çevirisini yayımlamak istedi. Çeviriyi İrem Şanlı yaptı.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Roboski Katliamıyla İlgili Encu ve Diğerleri v. Türkiye Kabul Edilemezlik Kararının Çevirisi

Merhaba,

Biliyorsunuz İHAM, 17 Mayıs 2018 tarihinde yayımladığı Encu ve Diğerleri v. Türkiye kararında Uludere – Roboski’de çoğu çocuk 34 kişinin ve hayvanların bombalanarak öldürülmesiyle ilgili başvuruyu iç hukuk yolları tüketilmediği için kabul edilemez buldu. İHAM’ın gerekçesi ise, 2016 tarihli AYM kararında olduğu gibi, AYM’ye başvuru yapan avukatların kendilerine verilen süre içerisinde eksik belgeleri tamamlamamış olması. AYM kararını buradan okuyabilirsiniz.

İHAM’ın kararı, tıpkı AYM kararında olduğu gibi, ağır yaşam hakkı ihlalleri karşısında aşırı şekilci davranıldığı için oldukça eleştirildi. AYM başvurusunu yapan avukatlardan davayı devralarak İHAM başvurusunu hazırlayan insan hakları hukukçusu Kerem Altıparmak, aşağıda yer alan not ile birlikte İHAM’a yaptıkları başvurunun bir örneğini de paylaştı.

“Gerek iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair tartışmanın neden AİHM tarafından yanlış değerlendirildiğini göstermek, gerekse katliamın arkasındaki hukuki arka planı göstermek açısından yaptığımız başvurunun uzun halini paylaşmanın yerinde olacağını düşündük.

Umuyoruz bu metin bir yandan Roboski katliamının unutulmamasına bir yandan da dünden beri süren avukat ve AİHM sorumluluğu konularına ışık tutar.”

Biz de Fransızca yazılan kararın Türkçe çevirisini yaparak kararı herkesin okumasını ve böylece gerçek bir özeleştiri ve tartışma sürecinin başlayabilmesini sağlamayı umuyoruz.

Kararı anayasa ve insan hakları hukukçusu Ar. Gör. Atagün Mert Kejanlıoğlu çevirdi.

Kararın word haline buradan Encu ve diğerleri v. Türkiye (1), pdf haline buradan Encu ve diğerleri v. Türkiye (2) ulaşabilirsiniz. 

 

Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Öğrencileri İçin 16-24 Temmuz’da İnsan Hakları Hukuku Yaz Okulu Düzenliyor

İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, 16-24 Temmuz 2018 tarihleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santral İstanbul kampüsünde bir insan hakları hukuku yaz okulu düzenleyecek.

Bu sene dördüncüsü yapılacak yaz okulunda, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri ve insan hakları alanında çalışan akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından verilecek derslere Türkiye’deki üniversitelerin 2018-2019 güz döneminde 3. veya 4. sınıfta okuyacak olan ve 2017-2018 bahar döneminde 4. sınıfta okumakta olan hukuk fakültesi öğrencileri katılabilecek. 30 kişilik kontenjan sınırı olan yaz okulu ücretsiz ve katılımcılara sertifika da verilecek.

Daha fazlasını oku…

“Erdoğan Teziç’i Anma Günü: Türkiye’nin Güncel Anayasa Hukuku Sorunları” Konferansı 9 Mayıs’ta GSÜ’de

23 Nisan 2017 tarihinde hayatını kaybeden anayasa hukuku profesörü Erdoğan Teziç’i anmak için uzun yıllar çalıştığı Galatasaray Üniversitesi’nde 9 Mayıs 2018 Çarşamba günü bir konferans düzenlenecek. Türkiye’de anayasa hukukunun güncel sorunlarının konuşulacağı konferansa katılmak için 8 Mayıs’a kadar balkis@gsu.edu.tr adresinden kayıt yaptırmak gerekiyor.

Konferans programı:

IMG-20180503-WA0007