İçeriğe geç

Mayıs 2018 – İHAM Kararları Bülteni

by 05/06/2018

Merhaba,

Nisan 2018’de çıkan 6’sı Türkiye’ye karşı 18 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarının yer aldığı bülten aşağıda. 

Kadın hukuk fakültesi öğrencileriyle hazırladığımız bu on yedinci bültende İHAM karar çevirilerini Serde Atalay, Ayşenur Keskiner, Sude Elverdi, Büşra Lena Mısır, Tuğçe Bozkurt, İlkay Nadir, İrem Şanlı ve Deniz Çelikkaya ile birlikte yaptık. 

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Yaşam Hakkı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğünün İhlali

Mihdi Perinçek v. Türkiye, Başvuru no. 54915/09, Karar tarihi: 29.05.2018

28 Mayıs 2004 tarihinde PKK saldırılarını önlemek iddiasıyla başlatılan operasyon sırasında vurulan Şiyar Perinçek’in ölümü hakkında başlatılan soruşturmada savcının olay yeri incelemeye gitmemesi, olay yerindeki delillerin polisler tarafından kaldırılması, kıyafetlerin kaybedilmesi, parmak izi ve atış artığı alınmaması, olaydan altı hafta geçtikten sonra polislerin ifadelerinin alınması, Yargıtay beraat kararını iki yıl sonra ve tek sayfalık bir karar ile onaması gibi usuli eksikliklerin varlığı ve polis hakkında beraat kararı verilmesi – Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü ihlali 

İşkence Yasağı ve Etkili Soruşturma Yürütme Yükümlülüğünün İhlali

Baran v. Türkiye, Başvuru no. 4370/02, Karar tarihi: 15.05.2018

21 Mayıs 2010 tarihinde Batman’da jandarmalar tarafından düzenlenen operasyon sırasında gözaltına alınan, ilk kontrolde gözünde kanama, yüzünde çizik, kesik ve yanık tespit edilen başvurucunun daha sonraki kontrollerde göğsünde, kolunda ve vücudunun diğer bölgelerinde yara izleri ve yaralar bulunmasına rağmen 4 Nisan 2011 tarihinde savcının başvurucunun yerde yuvarlanıp kaçmaya çalışırken kendiliğinden yaralandığını, jandarma ve doktorlar hakkında yeterli delil olmadığını söyleyerek takipsizlik kararı vermesi – Usul ve esas yönünden 3. maddenin ihlali

Vatandaş v. Türkiye, Başvuru no. 37869/08, Karar tarihi: 15.05.2018

6 Nisan 2002 tarihinde İstanbul’da düzenlenen bir eyleme katıldığı sırada polisler tarafından gözaltına alınan ve sol dirseği kırılan başvurucunun gözaltında kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki şikayetinin sorumlu polisler bulunmadığı gerekçesiyle beraatle sonuçlanması ve Yargıtay’ın zamanaşımı nedeniyle dosyayı kapatması – 3. Madde ihlali

Pilalis ve diğerleri v. Yunanistan, Başvuru no. 5574/16, Karar tarihi: 17.05.2018

Sırası ile 1941, 1977 ve 1973’te doğmuş olan başvurucuların, uzun süreli cezaya çarptırılan kişileri barındıran Domokos Hapishanesi’ndeki hücrelerin 17 Haziran 2004 tarihli Bakanlar Kurulu kararına göre 15 m² olması gerekirken hükümlülere ayırılan kişisel alanın 3 m²den az olduğu, hücrelerin 2 kişi için tasarlanmış olmasına rağmen en başından beri hücrede üç kişi oldukları ve zaman zaman yerde dördüncü bir başka kişinin yatırıldığı, hücrenin kalabalık olmasının kalp problemleri ve %80 engellilik oranına sahip olması sebebiyle bütün zamanını hücrede geçirmek zorunda olan birinci başvurucu için daha büyük problem oluşturduğu, yemeklerin ihtiyaçları karşılamaya yeterli olmadığı ve bununla beraber cezaevi kantininde birinci derece ihtiyaç duyulan ürünlerin oldukça pahalı olduğu, su sürekli kesildiği için hijyen problemleri yaşandığı, cezaevinde daimi bir doktor, psikolog veya sosyal hizmet uzmanı olmadığı, bütün tıbbi sorunların cezaevine 40 km uzaklıktaki Lamia hastanesinde tedavi edildiği ve bu durumun uzun süre beklemeye sebebiyet vermesinin hükümlülerde rahatsızlık uyandırdığı iddiaları — Mahkeme, cezaevindeki tutukluluk koşullarını değerlendirirken Muršić v. Hırvatistan kararındaki prensipleri göz önünde bulundurur ve kaçınılmaz acı eşiğini aşmadığını (Muršić, §§ 99-101) belirtir. İşkence yasağının ihlali yok. [Mahkeme, ayrıca, İHAS m.13’ün ihlal edildiğine karar vermiştir.]

Goruinov v. Moldova, Başvuru No: 14466/12, Karar Tarihi: 29.05.2018

10 yıl kadar önce bilinmeyen bir tarihte müebbet hapis cezasına çarptırılan ve halen cezasını çeken başvurucu Igor Goruinov’un hücresinde cezaevi yönetiminin Mart 2011’de bir cep telefonu bulması ve başvurucuya kınama cezası vermesi, Haziran 2011’de cezaevi kurulunun hücresinden her çıkarıldığında başvurucuya kelepçe takılmasına karar vermesi, karara ilişkin olarak başvurucuya yapılan bildirimde bir gerekçe sunulmaması ve kararın uygulanma süresinin de belirtilmemesi, başvurucunun ifadesine göre kararın, alındığı tarihten beş ay kadar sonra kurulun olağanüstü bir toplantısında iptal edilmesi, başvurucunun Temmuz 2011’de cezaevi yönetimine kararın gerekçesini sorması ancak uygulamanın “Cezaevleri Bölümü’nün (“Prisons Department”) 4 no.lu emrine dayandığı” dışında bir cevap alamaması, Eylül 2011’de Cezaevleri Bölümü’nün başvurucunun talebine cevaben bir mektup yazması ve kelepçe uygulamasının bir hükümet kararnamesine dayandığını bildirmesi, aynı gün başvurucunun soruşturmacı hâkim nezdinde karara itiraz etmesi ve kararın hukuki dayanağı olmadığını, aynı eylemden ötürü iki farklı yaptırıma tabi tutulamayacağını, kelepçelenmeyi içeren yaptırımın ancak bahsi geçen kararnameye dayanabileceğini ve herhangi bir gizli cezaevi emrine dayanamayacağını ve bu şekliyle kararın alınma şeklinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca kararnameye göre hangi hallerin kelepçe kullanımını gerektirdiğinin kararda kendisine bildirilmediğini belirtmesi, cezaevi yönetiminin ise kararın hukuka uygun olduğunu ve başvurucunun usulünce bilgilendirildiğini, savcının da uygulamanın başvurucunun diğer hükümlülere tehlike arz etmemesi için gerekli olduğunu belirtmesi, yerel mahkemenin yaptırımı hukuka uygun bularak başvurucunun şikâyetini reddetmesi ve bu kararın kesin olması, başvurucunun olağanüstü bir kanun yolunu işleterek mahkemenin kararını Yüksek Mahkeme’ye taşımaya çalışması ancak talebinin Yüksek Mahkeme tarafından reddedilmesi, bunun üzerine başvurucunun beş ayı aşkın bir süre boyunca hücresinden her seferinde kelepçelenmek suretiyle çıkarılması nedeniyle insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldığı, dolayısıyla İHAS m. 3’ün ihlal edildiği gerekçesiyle İHAM’a başvurması –  Mahkeme, başvurucunun hücresinden her çıkarıldığında kelepçelenmesinin, başvurucunun özel koşulları ile yaptırım kararının alınma ve uygulanma şekli göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun arz edeceği potansiyel güvenlik ya da sağlık risklerine dair hiçbir iddia veya delil olmaksızın, açıkça önleyici ve cezalandırıcı amaçla ve yaptırıma dayanak teşkil eden hükmün kapsamını aşar şekilde uygulandığından bahisle aşağılayıcı olduğuna ve dolayısıyla İHAS m. 3’ün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

Gafa v. Malta, Başvuru no. 54335/14, Karar Tarihi: 22.05.2018

2010 yılında eski partnerini öldürdüğü şüphesiyle gözaltına alınan başvurucunun kasten öldürme suçundan tutuklu yargılanmasına karşı kefaletle serbest bırakılması amacıyla yaptığı başvuruların ve mahkemenin hükmettiği kefalet bedelinin yirmi aydan beri tutuklu olduğu ve işsiz olduğu gerekçesiyle düşürülmesi için yaptığı başvuruların maktulün ailesinin başvurucu yüzünden korkuyla yaşadığı, başvurucunun kefaletle serbest bırakılmak için öngörülen şartları yerine getirmediği takdirde teminat bedelini de ödeyemeyeceği gerekçesiyle reddedilmesi – Mahkeme, başvurucunun kefalet ücretinin azaltılması için yaptığı başvuruların işlenilen suçun ciddiliğine dayanılarak reddedildiği, kefalet ücretinin neye göre belirlendiğinin açık olmadığı, başvurucunun finansal durumunun gözetilmediği gerekçeleriyle Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Adil Yargılanma Hakkı

Sancaklı v. Türkiye, Başvuru no. 1385/07, Karar tarihi: 15.05.2018

Hotel Sancak adında bir otel sahibi olan başvurunun fuhuşa yer temin ettiği gerekçesiyle verilen cezanın yasal değişiklik sonrası ‘kabahat’ kapsamına alınması ve cezanın 100 TL para cezasına cevrilmesine karşı otelinde fuhuş yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle verilen cezanın ve yapılan yargılamanın adil olmadığı iddiası – İhlal yok.

Taşarsu v. Türkiye, Başvuru no. 47628/11, Karar tarihi: 15.05.2018

8 Mart 2002 tarihinde örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan başvurucunun 9 Mart 2002 tarihinde emniyette ve 10 Mart 2002 tarihinde savcılıkta ve hakim karşılısında avukat yokluğunda ifade vermesi – İHAS’ın 6. maddesinin 1. ve 3. fıkrasının c bendinin ihlali 

Yaman ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 46851/07, Karar tarihi: 15.05.2018

29 Haziran 1999 yılında Şırnak’ta düzenlenen operasyonda gözaltına alınan üç başvurucunun avukat yokluğunda ifadesi, iki başvurucuya tercüman getirilmeden zorla ifadelerin imzalatılması ve başvurucuların iki duruşmaya getirilmemesi, İçişleri Bakanlığı’ndan beklenen rapor nedeniyle duruşmaların sürekli ertelenmesi – Adil yargılanma hakkının üç kez ihlali 

Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı

Laurent v. Fransa, Başvuru no: 28798/13, Karar tarihi: 24.05.2018

Resmi olarak suçlanan ve polis nezaretinde bulunan iki kişinin 1 Nisan 2008’de savunmasını üstlenen avukat başvurucunun, sorgu hakimi ile adliyede yapılan sorgudan sonra adliyenin koridorunda avukat cübbesini giymiş vaziyette iki müvekkili ile oturmaktayken müvekkillerinin kendisinden kartvizitini istemeleri üzerine bir parça katlanmış kağıda iletişim bilgilerini yazmak suretiyle bu kağıdı müvekkillerinden birine vermesi, polis memurunun bu kağıdı görmek istemesi üzerine başvurucunun polis memuruna müvekkiliyle yazışmasının gizliliğine saygı duymaması nedeniyle itiraz etmesi ve aynı olay silsilesinin diğer müvekkil açısından da gerçekleşmesi, 8 Nisan 2008’de başvurucunun kamu görevini icra eden bir kişinin yazışmasının gizliliğinin ihlal edildiğine dair savcıya şikayette bulunması fakat şikayeti üzerine herhangi bir soruşturma başlatılmaması, bunun üzerine başvurucunun üst derece mahkemesinin soruşturma hakimine davaya katılma talebi ile beraber bir şikayette daha bulunması, 4 Ocak 2010’da soruşturma hakiminin takipsizlik kararı vermesi, bu kararın Rennes Temyiz Mahkemesi tarafından onanması, Fransız Yargıtayı tarafından başvurucunun itirazının reddi- Mahkeme içeriği veya şekli ne olursa olsun, göndereni veya alıcısı bir mahkum dahi olsa yazışmaların gizliliğinin 8. Madde altında korunduğunu, özellikle avukat ile müvekkil arasındaki yazışmaların 8. Madde altında korunduğunu ve bu hususta cezaevi görevlilerinin bile avukatla yapılan yazışmanın içeriğinin yasa dışı olduğuna dair makul sebebi olmadığı sürece haberleşmeye müdahale edemeyeceğini belirtmiştir. Mevcut davada ise hükumetin yazışmaya müdahaleyi meşrulaştıracak herhangi bir makul neden ortaya koyamadığını belirtmiş ve başvurucu avukatın müvekkiliyle yaptığı yazışmanın açılıp okunmasının acil sosyal ihtiyaç teşkil etmediğine ve bu nedenle de demokratik toplumda gerekli olmadığına karar vererek Sözleşme’nin 8. Maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

İfade Özgürlüğü

Roj TV A/S v. Danimarka, [Kabul Edilemezlik Kararı], Başvuru No: 24683/14 , Karar Tarihi: 17.04.2018

İHAM, 24 Mayıs 2018 tarihinde yayımladığı Roj TV v. Danimarka kararında, Roj TV’nin kapatılmasına ilişkin başvuruyu 2006-2010 yılları arasındaki yayınlarda PKK’ye yönelik örgüt propagandası yapıldığı ve bu yayınların İHAS’ın 17. maddesinde düzenlenen ‘hakları kötüye kullanma yasağı’ uyarınca ifade özgürlüğü kapsamında sayılamayacağını söyleyerek kabul edilemez buldu. Bildiğim kadarıyla, 10. maddede korunan ifade özgürlüğü davalarında daha önce nefret söylemi ve soykırım inkarı durumunda kullanılan 17. madde, ilk kez PKK propagandasıyla ilgili kullanıldı. Bu kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz. 

Stomakhin v. Rusya Karar No: 52273/07 Karar Tarihi: 09.05.2018

Rus vatandaşı başvurucu Boris Vladimirovich Stomakhin’in çoğunlukla o zamanlarda gerçekleşen Çeçenistan savaşını konu alan 2000-2004 yılları arasında yayıncısı, distribütörü ve editörü olduğu aylık bülteninde ekstrem eylemlere yönelik itirazları içeren görüşlerini dile getirme ve ırksal, ulusal ve sosyal nefrete teşvik şüphesiyle soruşturma başlatılması ve tutuklanması, yerel mahkemelerce şüphelerin sabitlenmesi, başvurucunun bültenini sadece kendisi için bastığını ve dağıtımını yapmadığını, sadece Rusya’daki siyasi olaylar hakkındaki, özellikle Çeçenistan’daki çatışma ile ilgili görüşünü dile getirdiğini ve ekstrem aktiviteleri desteklemeyi reddettiğini iddia etmesi, beş yıl hapis cezasına ve üç yıl gazetecilik mesleğinden men cezasına çarptırılması, cezasını tam olarak çektikten sonra Mart 2011’de serbest bırakılması. – Mahkeme, bültende yer alan makalelerden sadece bazılarının kabul edilebilir eleştiri sınırlarının ötesine geçip şiddet çağrısı ve terörün meşrulaştırılması anlamına geldiğine, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkının sınırlanmasını gerektiren acil toplumsal gereksinim bulunmadığına ve başvurucuya verilen cezanın orantılı olmadığı nedenleriyle sözleşmenin 10. Maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Unifaun Theatre Productions Limited ve diğerleri v Malta, Başvuru No: 37326/13, Karar Tarihi: 15.05.2018

Aralık 2008’de bir erkek ve kadın arasındaki sorunlu ilişkiyi konu alan “Stitching” adlı oyunun sahnelenmesinden önce Film ve Sahne Sanatları Sınıflandırma Kurulu’na sertifika için başvurulması ve Kurul’un, oyunun sergilenmesini “devlet dinine karşı küfür, Auschwitz kurbanlarının aşağılanması, oyundaki baş kadın karakterin çocuk katillerini övmesi, cinsel saldırı ve aşağılama konularını içermesi” nedenleriyle kamu ahlakını korumak adına yasaklaması üzerine Unifaun Theatre Production Limited Şirketi’nin yönetmen ve oyuncuları da içeren beş başvurucunun yasağın meşru bir amaç içermediği ve demokratik toplum gereklerine uymadığı iddiası –  Mahkeme, Kurul’un yasaklamada dayandığı kılavuz ilkelerin yerel mahkemede davanın görülmesi sırasında çıkarılması, çıkış tarihi veya yayınlanması ile ilgili herhangi bir bilgi içermemesi, kılavuza kamunun erişiminin söz konusu olmaması dolayısıyla kılavuzun gerekli hukuki yeterliliği sağlamadığı ve bu nedenle oyunu “ahlak, namus ve kamusal davranış” açısından inceleme yetkisi veren söz konusu kılavuzun uygulanmasının otoriteye sınırsız ve açık olmayan bir yetki vermiş olacağı gerekçeleriyle Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Toplantı ve Gösteri Özgürlüğü

Lutskevich v. Rusya, Başvuru No: 6312/13 ve 60902/14, Karar Tarihi: 15.05.2018
 
Olay tarihinde üniversite birinci sınıf öğrencisi olan başvurucunun da katıldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hileli olduğu iddiasıyla şehir otoritelerinden izin alınarak Moskova’da halka açık barışçıl bir protesto yapılması,  yürüyüş ve ardından meydanda buluşma şeklinde gerçekleşmesi planlanan protestonun protestocuların yürüyüşten sonra meydanda buluştuklarında polis tarafından beklenmedik bir şekilde bariyerlerle meydana girişin daraltılması dolayısıyla alanın fazla insanla dolması sebebiyle protestocularla polis arasında bariyerlerin ardında kalmaları için çatışma olması, aynı gün Rusya Federasyonu Araştırma Komitesi tarafından başvurucu hakkında meydandaki çatışma sırasında kamu düzenini bozma ve kamu görevlisine karşı şiddetten ötürü cezai soruşturma açılması, aynı gün Moskova Bölge Mahkemesi’nin başvurucu hakkında babasının Ukrayna’da yaşaması sebebiyle kaçma ihtimalinin olduğu; özgür olduğu sürece suç oluşturan faaliyetlerine devam edeceği, tanıkları etkileyeceği, kanıtları yok edeceği ve genel olarak soruşturmanın işleyişini tehlikeye sokacağı gerekçeleriyle gözaltına alma kararı vermesi, mahkemenin başvurucunun gözaltına alınma sebeplerinde bir değişiklik olmaması gerekçesiyle üç defa gözaltı süresinin tutuklandığı günden mahkum edildiği güne kadar toplamda bir yıl sekiz ay olmak üzere uzatılması ve başvurucunun alternatif önleyici tedbir isteğinin geçerli bir sebep olmaksızın reddedilmesi, başvurucunun tutuklama sırasında polisler tarafından kötü muameleye maruz kaldığı iddiasının ve bu iddiası hakkında soruşturma açılması talebinin polisin güç kullanımının protestocuların çatışma sırasındaki davranışları yüzünden meşru olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatılmaması, cezaevinden mahkemeye transferlerinin sıklığı ve uzunluğunun duruşma günlerinde yeterli uykuyu alamamasına yol açması; mahkemedeki bekleme odasının aşırı kalabalık olması başta olmak üzere genel olarak kötü koşulda olması, duruşma sırasında cam kabin ve metal kafese hapsedilmesi ve mahkum arabasındaki kötü koşulların başvurucuyu fiziksel yorgunluk ve mental sıkıntıya sokması, sonuç olarak otoritelerce izin verilmiş bir eylemden dolayı başvurucunun kamu düzenini bozma ve polis memuruna karşı şiddet eylemlerinde bulunmaktan ötürü üç yıl altı ay hapis cezasına çarptırılması fakat başvurucunun şiddetli eylemlerde bulunması hakkında yeterince kanıt ve tanık olmaması ve kamu düzenini bozma açısından da yerel mahkemenin polislerin başvurucunun vücudunda morluk ve yaralar olmasına rağmen aşırı güç kullanmasını dikkate almaması- 11. madde ihlali [Mahkeme bu başvuruda ayrıca Sözleşme’nin 3. ve 5. maddelerinin de ihlal edildiğine karar vermiştir.]

Ayrımcılık Yasağı

Ibrogimov v. Rusya, Başvuru No: 32248/12, Karar Tarihi: 15.05.2018

Özbekistan doğumlu başvurucu Firuzzhon Bakhronovich Ibrogimov’un ailesinin 2003 yılında Rusya, Vladivostok’a yerleşerek Rus vatandaşlığını alması ancak başvurucunun büyükbabası ile birlikte Bukhara, Özbekistan’da yaşamaya devam edip ailesini yaz aylarında ziyarete gitmesi, büyükbabasının ölmesinden ve liseyi bitirmesinden sonra 2011 Haziranında başvurucunun da Rusya’ya ailesinin yanına taşınması, başvurucunun geçici ikamet izni almak için sağlık raporu temin etmesi gerektiğinden zorunlu kan testine tabi tutulması ve HIV+ olduğunun anlaşılması, bunun üzerine HIV+ olması nedeniyle Tüketicinin Korunması Otoritesi’nin (“Consumer Protection Authority“) başvurucunun Rusya’da bulunmasını uygun görmemesi, başvurucuya yönelik ülkeye giriş yasağının, Rus hukukuna uygun olduğu gerekçesiyle mahkeme tarafından hukuki görülmesi ve akabinde kararın onanması, bunun üzerine başvurucunun yasağa uyarak ülkeyi terk etmesi, başvurucunun sağlık durumuna dayalı olarak farklı muameleye maruz kalmasının İHAS m. 8 ile bağlantılı şekilde m. 14 ihlali teşkil ettiğinden bahisle İHAM’a başvurması – Mahkeme, Rus hükümetinin, başvurucunun HIV+ taşıyan yabancı uyruklu bir kişi olması nedeniyle farklı muameleye maruz bırakılmasını somut ve objektif gerekçelerle ortaya koyamadığından bahisle İHAS m. 8 ile bağlantılı şekilde m. 14’ün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Seyahat Özgürlüğü

Navalnyy v. Rusya, Başvuru No: 32963/16, Karar Tarihi: 15.05.2018

Başvurucu Aleksey Anatolyevich Navalnyy’nin pasaport almak için Haziran 2015’te Federal Göç Servisi’ne (“Federal Migration Service”) başvurması ancak iki kez hüküm giydiği ve hakkında ertelenmiş ve süresi halen bitmemiş cezalar verildiği gerekçesiyle başvurusunun reddedilmesi, başvurucunun işlemin iptali için İHAM’ın Nalbantski v. Bulgaristan kararını da gerekçe göstererek mahkemeye başvurması, yerel mahkemenin “başvurucunun kişiliği” de göz önünde bulundurulduğunda “kamu yararının” başvurucunun seyahat özgürlüğünden üstün olduğu gerekçesiyle ret işlemini hukuka uygun bulması, akabinde kararın onanması ve karar tarihindeki maddi hatanın düzeltilmesi, Nisan 2017’de başvurucunun ofisinden çıkarken yüzüne yeşil boya atılmak suretiyle saldırıya maruz kalması ve saldırı nedeniyle sağ gözünde kimyasal yanık oluşması, görme yetisini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan başvurucunun göz ameliyatı için İspanya’ya gitmesinin gerekmesi ve insani gerekçelerle kendisine bir pasaport verilmesi, başvurucunun kendisine pasaport verilmemesinin İHAS’a Ekli 4 Numaralı Protokol’ün 2. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle İHAM’a başvurması – Mahkeme, başvurucuya yönelik otomatik bir seyahat yasağı uygulamasının, gösterilen gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda demokratik bir toplumda gerekli olmadığına ve dolayısıyla İHAS’a Ekli 4 Numaralı Protokol’ün 2. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Ljatifi v. Makedonya, Başvuru no. 19017/16, Karar tarihi: 17.05.2018

1999 yılında ailesi ile beraber Kosova’ya kaçan ve daha sonra 2005 yılında kendisine sığınma ve oturma izni verilen başvurucunun 3 Şubat 2014 yılında ulusal güvenliğe karşı tehdit oluşturduğu gerekçesi ile İçişleri Bakanlığı tarafından sığınmacı statüsüne son verilmesi ve nihai karardan itibaren 20 gün içerisinde ülkeyi terk etmesinin emredilmesi, bu sebeple başvurucunun her an ülkeden sınır dışı edilme riski altında olması, Bakanlık kararının İstihbarat Teşkilatı’nın gizli raporuna dayanması, başvurulan her iki idare mahkemesinin de sadece Bakanlığın İstihbarat Dairesi’nden alınan gizli belgeye dayanarak karar alması, başvurucuya ilgili rapor hakkında bilgi verilmemesi ve Bakanlık kararına karşı itiraz etme imkanı olmaması — Mahkeme, başvurucu hakkında açılmış bir soruşturma ya da dava bile olmamasına rağmen başvurucunun  neden ulusal güvenliği tehlikeye düşürdüğünün açıklanamadığını ve sadece istihbarat raporunun dikkate alınmasını gerekçe göstererek İHAS’a Ek 7. no.lu Protokol’ün 1. Maddesinin (a) ve (b) bentlerinin ihlal edildiğine karar vermiştir. [Başvurucu, ayrıca, idare mahkemelerinin etkili inceleme yapmadığını belirterek madde 13’ün ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkeme İHAS’a ek 7. no.lu Protokol’ün 1. Maddesinin ihlal edildiğini dikkate alarak İHAS’ın 13. Maddesinin ihlal edilip edilmediği incelemesinin gerekli olmadığına karar vermiştir.]

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: