İçeriğe geç

İHAM’ın Erkizia Almandoz v. İspanya kararının özet çevirisi: “Siyasetçi başvurucunun eski bir ETA üyesi için düzenlenen halka açık anmadaki sözleri nedeniyle hapis ve hak mahrumiyeti cezası alması, ifade özgürlüğünün ihlalidir.”

by 29/06/2021

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 22 Haziran 2021 tarihli Erkizia Almandoz (başvuru no. 5869/17) kararında, oy çokluğuyla (altıya karşı bir) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava, bir ayrılıkçı Bask siyasetçi olan başvurucunun, eski bir ETA terör örgütü üyesinin anma törenine katılması ve terörizmi alenen savunması nedeniyle bir yıl hapis cezası ve yedi yıl hak mahrumiyeti cezası almasına ilişkindir.

Mahkeme; nefret söylemi ile terörizmi tasvip eden veya savunan ifadeleri niteleyen çeşitli unsurları analiz ederek, başvurucunun ifadelerini gergin bir siyasal ve sosyal bağlamda eski bir ETA üyesinin hatırasına düzenlenen bir törende yapmış olsa da, ifadelerdeki sözcük kullanımının ve içeriğin, başvurucunun insanları şiddete tahrik etmek ya da terörizmi tasvip etmek veya savunmak niyetinde olmadığını gösterdiğini tespit etmiştir.

Mahkeme’nin görüşüne göre, terör şiddetine doğrudan ya da dolaylı teşvikin unsurları oluşmamıştır ve iddia edilenin aksine başvurucu, törendeki söylemi ile abertzale solunun belirli siyasal hedeflerine ulaşmak için demokratik bir yol izlemesini desteklemektedir. Mahkeme, yetkililerin başvurucunun ifade özgürlüğüne yapmış olduğu müdahalenin “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile bağdaşmadığına hükmetmiştir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Erkizia Almandoz v. İspanya, Başvuru No. 5869/17, Karar Tarihi: 22.06.2021

Temel Olaylar

1943 doğumlu ve İspanyol vatandaşı olan başvurucu Tasio Erkizia Almandoz, Biskay ilinin Bilbao şehrinde ikamet etmektedir.

21 Aralık 2008 tarihinde başvurucu, “Argala” kod adıyla bilinen José Miguel Beñaran’ın ailesi tarafından Bask Özerk Bölgesi’nin Arrigorriaga kasabasında düzenlenen “Bağımsızlık ve Sosyalizm” isimli bir anma törenine konuşmacı olarak katılmıştır. Bu etkinliğin amacı, 30 yıl önce aşırı sağ terör örgütü Batallón Vasco Español (BVE) tarafından öldürülen eski bir ETA terör örgütü üyesi Argala’yı anmaktır.

Başvurucu; söz konusu tarihte herhangi bir siyasi görevde bulunmamaktadır, fakat Bask Özerk Bölgesi’nde “abertzale sol” (Izquierda Abertzale) olarak bilinen ayrılıkçı hareketin kollarından birisinde simgesel bir siyasal figürdür.

3 Mayıs 2011 tarihinde İspanyol Ulusal Mahkemesi’nin (Audiencia Nacional – Ulusal Mahkeme) Ceza Dairesi, başvurucuyu terörizmi tasvip etme suçundan İspanyol Ceza Kanunu 578. maddesini ve 579 § 2 maddesi uyarınca 12 ay hapis cezası ile yedi yıl hak mahrumiyeti cezasına mahkum etmiştir. Ceza Dairesi, başvurucunun, faaliyetlerini haklı çıkartacak şekilde Argala’yı savunduğuna hükmetmiştir. Ulusal Mahkeme; başvurucunun Bask Özerk Bölgesi’nin bağımsızlığı ve sosyalizm lehine siyasal bir konuşma yapmaktan çekinmediği, fakat konuşmasını ikircikli şekilde dile getirdiği, “Devlete en çok zarar verecek” ve “halkı yeni bir demokratik senaryoya doğru götürecek yol” olan “ileriye dönük en iyi yolun seçimi üzerine derinlemesine düşünme” çağrısında bulunduğu görüşündedir. Başvurucu, konuşmasının sonunda “Çok yaşa Argala” diye, bir teröristi överek bağırmıştır. Ulusal Mahkeme, başvurucunun konuşmasının belirli terör faaliyetlerini destekleyen bir çizgide ilerlediği değerlendirmesinde bulunmuştur. Son olarak Ulusal Mahkeme, ceza gerektiren bir suçun oluşması için önkoşul olan yüksek derecede kamu menfaatinin bulunması kriterinin, söz konusu etkinliğin medyada geniş yer bulmasıyla sağlandığına işaret etmektedir.

Başvurucu kararı temyiz etmiştir. 14 Mart 2012 tarihinde İspanyol Yüksek Mahkemesi temyiz talebini reddetmiştir.

Başvurucu İspanyol Anayasa Mahkemesi’ne hak ihlali gerekçesiyle bireysel başvuruda (amparo) bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, 20 Haziran 2016 tarihli kararında başvurucunun dikkate alınması gereken bir toplumsal etkiye sahip olduğunu ve sözlerinin “nefret söylemi” olarak tayin edilebileceğini belirterek başvuruyu reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, davadaki yarışan menfaatleri dengelemiş ve başvurucunun, başkalarının terörizmi tasvip eden bir konuşma ile tehdit edilmeme haklarını ihlal etmek suretiyle ifade özgürlüğünün sınırını aştığına hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre başvurucu, ifadelerinin “nefret söylemi” seviyesine ulaşmasından itibaren Sözleşme’nin 10. maddesi ve İspanyol Anayasası’nın 20. maddesi hükümleri ile garanti altına alınan ifade özgürlüğünün sınırlarını aşmıştır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, siyasi bir sonuca ulaşmak için şiddet kullanımına göz yumma ve nefret söylemi içeren ifadeleri temel alan mahkumiyet kararlarının yer aldığı davalarda, Mahkeme’nin kabul edilemez birçok karara hükmettiğine işaret etmektedir.

Şikâyetler

Başvurucu, Sözleşme’nin 10. maddesine dayanarak, yalnızca Bask Özerk Bölgesi’nin bağımsızlığını garanti altına almak için demokratik ve barışçıl bir süreç başlatmak amacıyla yaptığı konuşması üzerine terörizmi alenen savunduğu gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararı ile ifade özgürlüğünün ihlal edilmesinden şikayetçi olmuştur.

Başvuru, Mahkeme’ye 11 Ocak 2017 tarihinde sunulmuştur.

Mahkeme’nin Kararı

Madde 10 (İfade Özgürlüğü)

İlk olarak Mahkeme, başvurucunun söz konusu dönemde siyasetçi sıfatıyla hareket etmediğini belirtmektedir. Mevzubahis ifadeler, İspanyol toplumu bağlamında, özel olarak ise Bask Özerk Bölgesi bağlamında kamu yararını konu edinmektedir. Fakat belirli bir konunun kamu yararına ilişkin olması, ifade özgürlüğünün sınırsız olduğu anlamına gelmemektedir.

Dolayısıyla Mahkeme; nefret söylemini oluşturan unsurları ve terörizmi tasvip etme veya savunma olgusunu göz önüne alarak, başvurucuya verilen cezanın, izlenen meşru amaç ile orantılı olup olmadığına karar verilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.

Nefret söylemini tanımlayan ilk kriter bakımından Mahkeme, başvurucunun ifadelerini gergin bir siyasal ve sosyal bağlamda dile getirdiğine işaret etmektedir.

İkinci kriter bakımından ise dava konusu söylemlerin; doğrudan veya dolaylı bir şiddet çağrısı mı yoksa şiddetin, nefretin ve hoşgörüsüzlüğün bir savunması mı olarak değerlendirileceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Her ne kadar başvurucu tanınmış bir ETA terör örgütü üyesini anmak ve övmek için düzenlenen bir etkinliğe ana konuşmacı olarak katılmışsa da Mahkeme, bir bütün olarak ele alındığında başvurucunun konuşmasının ne şiddet kullanımını ne de silahlı direnişi doğrudan ya da dolaylı olarak desteklemediğini vurgulamaktadır. Başvurucu, açıkça, halkın demokratik bir senaryoya giden en uygun yolu seçmesini önermektedir. Başvurucunun bazı ifadeleri belirsiz olarak nitelendirilebilse de Mahkeme’ye göre başvurucunun terör şiddetini tasvip etme ve övme, halkı şiddete başvurmaya tahrik etme niyeti olduğuna kanaat getirmek için herhangi bir sebep yoktur.

Ayrıca Mahkeme, başvurucunun etkinliğin düzenlenmesinden ve maskeli ETA üyelerinin fotoğraflarının gösterilmesinden sorumlu tutulamayacağına işaret etmektedir. Bu nedenle Mahkeme, başvurucunun etkinlikte yer almasının, nefret söyleminde ve şiddet kullanımı çağrısında bulunmak olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmektedir.

Son olarak, nefret söylemini tanımlayan üçüncü kriter, yani sözcüklerin kullanım şekli ve söylemlerin doğrudan ya da dolaylı olarak zararlı sonuçlara yol açmaya yeterliliği bakımından Mahkeme; başvurucunun ifadelerinin Bask ayrılıkçı hareketinin destekçilerinin katıldığı bir etkinlik çerçevesinde sözlü olarak dile getirildiğini, davanın özel koşulları dahilinde, başvurucunun sözcüklerini kullanım şeklinin olumsuz sonuçlar doğurmayı bariz şekilde hedeflemediğini gözlemlemektedir.

Dava kapsamındaki ilgili tüm kriterleri göz önünde bulundurarak Mahkeme, başvurucunun mahkumiyetine sebebiyet veren yerel mahkeme değerlendirmesine uyamamaktadır. Dava konusu etkinliğin koşulları ışığında, başvurucunun konuşması nefret söylemi niteliğini haiz değildir. Mahkeme, başvurucunun terörizmi övmeye ve terör faaliyetlerini tasvip etmeye çalışmadığına hükmetmektedir. İddia edilenin aksine, başvurucu tarafından dile getirilen söylemler, demokrasiye giden yeni bir yol fikrine çağrı niteliği taşımaktadır. Söz konusu zamanda ETA tarafından işlenen terör şiddeti acı bir gerçek de olsa, Argala’nın anmasında gerçekleşen tüm eylemlerden sorumlu tutulan başvurucunun mahkumiyeti, tamamen hukuksuzdur.

Doğrudan ya da dolaylı herhangi bir şekilde terör şiddetine teşvikin unsurlarının oluşmadığı ve daha ziyade başvurucunun söylemlerinin dinleyicilerini abertzale solunun siyasal hedeflerine giden demokratik bir yol izlemeleri için teşvik ettiği göz önüne alındığında, yetkililerce başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ile bağdaşmamaktadır. Bu nedenle Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

Adil tazmin (Madde 41)

Mahkeme, İspanya Hükümeti’nin başvurucuya 6.000 Euro maddi tazminat ödemesine ve 5.000 Euro’luk yargılama masraf ve giderlerini karşılamasına karar vermiştir.

Karşı Oylar

Hakim Lemmens çoğunluk görüşüne katılmış, fakat kararın gerekçesine katılmamıştır. Hakim Dedov ise çoğunluk görüşüne muhalefet etmektedir. Söz konusu şerhler, karara ekli halde bulunmaktadır.

From → Haberler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: