Lüksemburg Anayasası hakkında referandum yapılması yönünde oluşturulan kamu dilekçesi, bu hafta 18.000’den fazla imzaya ulaştı. Bu netice, parlamentoda görüşülmesi anlamına gelirken, halk oylamasını başlatacak ikinci bir süreç de devam ediyor.
Ekim ayı ortalarında kamuoyuna sunulan dilekçe, milletvekilleri ve hükümet temsilcileriyle yapılacak parlamento müzakeresi için gereken 4 bin 500 imzaya ulaştı. 8 Kasım’daki 18.579 ismin nihai çetelesinin mükerrer veya geçersiz imzalar açısından kontrol edilmesi gerekiyor.
Lüksemburg’un en büyük muhalefet partisi olan CSV’nin girişimin arkasında durması için 25.000 imza gerekiyordu. Fakat belge 25.000 imzayı elde edemedi. Parti geçen ay açıklamasında, eğer yeterli sayıda seçmen talep ederse referandumu destekleyeceğini açıklamıştı.
Parlamento üyeleri, 16 milletvekilinin hükümete resmi dilekçe vermesi halinde referandumu zorlayabilir. CSV, mecliste bunu tek başına yapacak kadar sandalyeye sahip tek parti.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 26 Ekim 2021 tarihli Toplak ve Mrak v. Slovenya kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne (İHAS/Sözleşme) Ek 12 Numaralı Protokol’ün 1.maddesi (genel ayrımcılık yasağı) ile birlikte ele alındığında Sözleşme’nin 13.maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir.
İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın kapsamlı çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…
Bogota’da bir mahkeme, gelecek yıl yapılacak seçimlerde hile yapılmasına kapı aralayacak tartışmalı bir anayasa değişikliği teklifinin Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque tarafından onaylanmasını yasakladı.
İlgili mahkeme, 2022 bütçesinde bulunan bir maddede, seçim kampanyalarında kamu fonlarının kullanılmasını önleme amacı olduğu gerekçesiyle yasanın Devlet Başkanı tarafından imzalanmasına izin vermedi.
Hukukçular, seçim uzmanları ve muhalif siyasetçiler, anayasaya aykırı olduğunu ve halkın parasıyla oyların satın alındığını iddia ederek Güvenceler Kanunu olarak bilinen kanunun bazı maddelerinin 2022 seçimlerine kadar askıya alınmasına itiraz etmişti.
Anayasaya aykırı olduğu iddia edilen 2022 bütçesini kabul eden 71 milletvekili hakkında da suç duyurusunda bulunulmuştu.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 14 Eylül 2021 tarihli Tuncer Bakırhan v. Türkiye (başvuru no. 31417/19) kararıyla, oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 3. fıkrasının (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine ve 10. maddenin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.
Söz konusu dava, Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan Siirt’in eski belediye başkanının, eylemleri ve beyanları sebebiyle ilk ve devam eden tutukluğuna ilişkindir. Başvurucu 2014 Mart’ta muhalefet partisi adayı olarak, seçilmiştir. Yetkililer başvurucuya terör örgütü (PKK, Kürdistan İşçi Partisi) propagandasını yayma ve örgüt üyeliği suçlarını isnat etmişlerdir.
Mahkeme, başvurucunun iki yıl on bir ay boyunca cezaevinde tutulduğunu, bu süre boyunca başvurucunun iki yıl sekiz ayı aşkın süredir tutuklu bulunduğunu kaydetmiştir. Mahkeme, derdest yargılama boyunca başvurucunun tutukluluğu için yeterli sebepler bulunmadığını tespit etmiştir.
Mahkeme ayrıca başvurucunun bir belediye başkanı olduğunu ve muhalefet partisini temsil etmek için seçildiğini kaydetmiştir. Mahkeme’nin görüşüne göre, başvurucunun eleştirdiği eylemler açık bir şekilde politik niteliktedir. Demokratik bir toplumda özgür politik tartışma ortamının temel yapısını dikkate alan Mahkeme, söz konusu tedbirin ciddiyetini haklılaştıran herhangi bir zorunlu sebep algılayamamıştır. Halkın seçtiği bir temsilci olan başvurucunun politik eylemleri sebebiyle bu kadar uzun süre tutulması, güdülen meşru amaçla açıkça orantısız bir müdahale teşkil etmektedir. Mahkeme bu sebeplerle söz konusu alıkoymanın demokratik bir toplumda gereksiz olduğuna karar vermiştir.
Kararın Fransızca aslını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan basın özeti çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.
Daha fazlasını oku…
Google, Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi’nde, kişisel verileri izlediği iddiasıyla 4 milyondan fazla Apple iPhone kullanıcısı adına İngiliz mahkemelerinde açılan ABD tarzı toplu davayı (class-action) engelleterek çığır açan bir temyizi kazandı.
Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, tüketici grubu Which?’in eski yöneticisi Richard Lloyd’un, ABD’de Google hakkında yasal belgeler sunmasını engelledi ve Apple iPhone kullanıcıları adına 2011 ve 2012 yılları arasında Google tarafından internet faaliyetlerinin gizlice izlendiği iddiasıyla açılan 3,3 milyar sterlinlik davaya son verdi.
Hukukçulara göre, Lloyd’un davasının İngiliz mahkemelerinde devam etmesine izin verilseydi milyonlarca tüketicinin, ABD’deki “toplu dava” tarzı davalarda bir araya gelebilmesinin yolu açılacak ve teknoloji şirketleri için yasal ortamı değişecekti. Böylece bilişim teknolojileri şirketlerine karşı veri ihlalleri nedeniyle toplu dava açılabilecekti.
Daha fazlasını oku…
Togo’nun tamamında kamu binalarına giriş yapan herkesin Covid sağlık kartı ibraz etmesi artık zorunlu. Togo Anayasa Mahkemesi, daha önce sadece Golfe ve Agoè-nyivé vilayetlerinde uygulanan tedbirin genişletilmesini geçtiğimiz günlerde onayladı.
İlgili yasanın 1.maddesi şunu belirtiyor: “Ulusal topraklar genelinde herhangi bir kamu binasına kabul aşağıdaki belgelerden birinin sunulmasına tabidir. Covid-19’a karşı aşı belgesi, son 72 saat içinde yapılmış ve negatif sonuçlanmış PCR testi ya da yasal olarak doktor tarafından onaylanan aşıdan muafiyet belgesi. Başbakan, salgının gelişimine bağlı olarak ülkenin her bölgesinde yukarıdaki hükümleri güçlendirmek veya hafifletmek adına önlemler alabilir.”
Togo Anayasa Mahkemesine göre yasanın 2. maddesi, yukarıda belirtilen belgeleri sağlamaktan muaf tutulanları göz önünde bulundurmakta.
Daha fazlasını oku…
İtalyan Senatosu, LGBTQ+ topluluğu üyelerine yönelik şiddet eylemlerini cezalandırmak amacıyla önerilen değişikliği gizli oylama ile reddetti.
Adını, yasayı öneren parlamento üyesinden alan ve halk arasında DDL Zan (disegno di legge Zan – Zan yasası) olarak bilinen yasa; gey, lezbiyen ve transseksüel bireylere yönelik şiddetin katlanarak artmasına karşılık olarak, Alessandro Zan tarafından 2018’de tartışmaya sunulmuştu.
Yasa ırksal, etnik, dini veya ulusal nedenlerle eşcinsel, transseksüel, kadın ve bedensel engelli bireylere karşı nefret, şiddet ve ayrımcılığı teşvik etmeyi amaçlayan ifadeleri, jestleri, eylemleri ve sloganları yaptırıma bağlayan Mancino Yasası’nı genişletme amacını taşıyor. Yasaya göre LGBTQ+ topluluğunun üyelerine karşı veya cinsiyete dayalı şiddet uygulayanlar genişletilen kapsam uyarınca dört yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.
Daha fazlasını oku…
Avustralya’da bir düzenleme kurumu, ABD’li yazılım şirketi Clearview Al’a kişilerin yüz görüntülerini internetten toplamayı durdurma ve toplamış olduğu verileri de imha etme emri verdi. Avustralya Bilgi Komisyonu Ofisi (ABKO) ve Gizlilik Komisyonu üyesi Angelene Falk, Clearview AI’ın, Avustralya’nın gizlilik yasalarını, biyometrik bilgilerin internetten gizli bir şekilde toplanması ve ardından bir yüz tanıma aracına dahil edilmesi yoluyla ihlal ettiğini tespit etti.
Düzenleme kurumuna göre Clearview Al, Avustralyalıların kişisel bilgilerini rızaları dışında topladı ve bu bilgileri kullanan teknolojiyi Avustralya’daki kolluk kuvvetlerine sattı. Güvenlik güçlerinin Avustralya’daki kişileri aramak için yüz tanıma teknolojisi kullandığı iddia ediliyor.
Rıza dışı bilgi toplamanın yanı sıra ABKO, Clearview Al’ın, kullanım amacı açısından açıkladığı kişisel bilgilerin doğruluğu konusunda gerekli önlemleri almayarak Avustralya gizlilik yasalarını ihlal ettiğini tespit etti. Komisyon Üyesi Falk’a göre, Clearview AI’ın uygulamaları, “görüntüleri Clearview AI’ın veritabanında aranabilen çocuklar ve suç mağdurları gibi savunmasız gruplar da dahil olmak üzere bireylere önemli ölçüde zarar verme riski” taşıyor. Bu bilgiler “yeniden yayınlanamaz veya iptal edilemez. Ayrıca bu bilgiler çoğaltılabilir ve kimlik hırsızlığı için kullanılabilir.”
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 12 Ekim 2021 tarihli Moldova Araştırmacı Muhabirler ve Yayın Güvenliği Derneği ve Sanduta v. Moldova Cumhuriyeti kararında (başvuru no. 4358/19) oy birliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 10. maddesinin (İfade Özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava, bir STK ve bir gazeteciden oluşan başvurucuların 2016 başkanlık seçimlerinde Moldova Sosyalist Partisi’nin Rusya bağlantılı bir offshore finansmanının varlığı iddialarına dair makalelerine yönelik geliştirilen iftira davası sürecine ilişkindir. Sosyalist Parti lideri Igor Dodon söz konusu seçimde Moldova başkanı olarak seçilmiştir.
Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucuların aleyhine olarak iftira davasını reddetmesiyle sonuçlanan kararın revizyonu ve ardından 2020 yılında davanın esasa ilişkin yeniden açılması süreçlerinin ve davaların amaçları doğrultusunda yerel mahkemelerin Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini kabul etmesi anlamına geldiğini varsaymıştır. Buna rağmen Mahkeme, yerel mahkemeler herhangi bir tazminata hükmetmediğinden başvuruculara karşı yeterli bir giderim sağlanmadığını değerlendirmiştir. Bu sebeple Mahkeme, mağdur statüsünün yokluğu sebebiyle davayı ret talebini reddetmiş ve başvuruculara manevi tazminat, masraf ve giderler olarak 3.800 Euro ödenmesine hükmetmiştir.
Daha fazlasını oku…


