İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 20 Ocak 2022 tarihli Milanković v. Hırvatistan kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 7. maddesinin (kanunsuz ceza olmaz) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.
Dava, başvurucunun, 1991 yılı Ağustos ayı ortası ile 1992 yılı Haziran ayı ortası arasında Hırvatistan topraklarında, komutası altındaki polis birimleri tarafından Sırp sivil nüfusa ve bir savaş esirine karşı işlenen savaş suçlarından mahkum edilmesiyle ilgilidir. Başvurucu, yerel mahkemelerin kendisini bu suçlardan mahkum ederken, olayların Hırvatistan’ın bağımsızlığından önce ve dolayısıyla uluslararası olmayan bir silahlı çatışma sırasında gerçekleşmesine karşın, yalnızca uluslararası silahlı çatışmalara uygulanabilir bir protokol uyguladıklarından şikayetçi olmuştur.
Mahkeme başvurucunun komuta sorumluluğuna dayanarak savaş suçlarından mahkum edilmesinin, olayların gerçekleştiği sırada, uluslararası hukukta uluslararası olmayan silahlı çatışmaları da kapsayan yeterince açık bir yasal temele sahip olduğu ve komutası altındaki polis birimleri tarafından işlenmelerini engellememesinin kendisini cezai sorumlu kılacağını bilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu suçların Hırvatistan’ın bağımsızlığından önce mi sonra mı işlendiği önemli olmamıştır.
İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özetinini çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), Freitas Rangel v. Portekiz başvurusunda oybirliği ile, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava, başvurucunun bir meclis komisyonunun duruşmasında hakimler ve savcı meslek birlikleri hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle mahkum edilmesine ilişkindir. Başvurucu diğer şeylerin yanı sıra, özellikle hakim ve savcıların siyasi alana müdahale ettiğini ve adli gizliliği düzenli olarak ihlal ettiğini açıklamıştır. Toplam 56.000 Euro para cezası ve tazminata mahkum edilmiştir.
Mahkeme özellikle para cezası ve tazminatın tamamen orantısız olduğunu tespit ve özellikle siyasi tartışmalar için caydırıcı etkisi olduğunu tespit etmiştir. Yerel mahkemeler, demokratik bir toplumun gerekliliği olan ifade özgürlüğü hakkına neden böyle bir müdahale gerektiğine ilişkin uygun gerekçe sunmamıştır.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi av. Benan Molu ve av. B. Günsu Karacaoğlan tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 18 Ocak 2022 tarihli Faysal Pamuk v. Türkiye davasında, oy birliği ile, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) Madde 6 §§ 1 (adil yargılanma hakkı) ve 3 (d)’nin (tanıkların katılımının ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme) ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava, Bay Pamuk’un terörizmle bağıntılı suçlamalarla yargılanması, özellikle farklı yetkiye sahip mahkemelerce, Bay Pamuk ya da müdafiinin yokluğunda talimatla dinlenen tanıkların beyanlarının delil olarak kullanılmasıyla ilgilidir.
Mahkeme, özellikle talimat istemlerinin ve farklı yargı alanlarındaki mahkemelerin tanıkları dinlemesinin, mevcut davanın koşullarında adil muhakemeyi sağlamak için yeterli bir yöntem olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir.
İlk olarak, yerel mahkemelerin tanıkların mahkemede hazır bulunmamasına ilişkin geçerli nedenlerinin olup olmadığını incelemekten imtina ettiği anlamına gelmiştir. İkinci olarak, sanığın ve/veya müdafiinin tanıkların beyanda bulunacakları duruşmalara katılmak üzere, onları sorgulama hakkından yararlanabilmeleri için farklı yerlere seyahat etmeleri gerektiği anlamına gelmekte ve savunma makamına orantısız bir yük getirmiştir. Üçüncü olarak, ilgili iç hukukta, bir tutuklunun, alıkonulduğu yargı alanı dışındaki bir duruşmadan hariç tutulduğu anlaşılmaktadır. Son olarak, ilk derece mahkemesinin belirli tanıkların tutumunu ve güvenilirliğini doğrudan gözlemleme olanağına sahip olmayacağından, bu yaklaşım dolaysızlık ilkesini tehlikeye atmıştır.
Buna göre, dört tanığın duruşmada bulunmamasının, tanıklar ile başvurucu arasında bir yüzleşme gerçekleştirilememesinin ve delillerin mahkeme tarafından gerekli usuli güvenceler olmaksızın mahkumiyetin ve müebbet hapis cezasının temel taşı olarak kullanılmasının, savunmanın delillerinin güvenilirliğinin test edilmesini önemli ölçüde engellediği ve mevcut davanın koşullarında yargılamanın adilliğinin bozulduğu sonucuna varılmıştır.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Basın özeti çevirisi av. Deniz Yazgan tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…Elektrik, doğalgaz ve akaryakıta üst üste yapılan zamlar, pek çok kişiyi olumsuz etkiledi. Bazı işyeri sahipleri gelen elektrik faturalarını işyerlerinin camlarına yapıştırarak zamları protesto etti. Bu zamlardan etkilenen yerlerden biri de cemevleri. Alevi Federasyonları Derneği, cemevlerine gelen elektrik faturalarına tepki göstererek “Bu ülkede diğer ibadethanelere ne hak tanınıyorsa bize de onun sağlanmasını istiyoruz. Eşit yurttaşlık istiyoruz.” diyerek faturaları ödememe kararı aldıklarını ve mahkemeye başvuracaklarını duyurdu.[1]
Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve buna bağlı olarak Alevilerin maruz kaldığı ayrımcılık, daha önce iki başvuruda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM/Mahkeme) önüne gelmişti: Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı v. Türkiye[2] ve İzzettin Doğan ve Diğerleri v. Türkiye (Büyük Daire)[3].
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 25 Ocak 2022 tarihli Negovanović ve diğerleri v. Sırbistan kararında ikiye karşı beş oyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne (İHAS/Sözleşme) ek 12 Numaralı Protokol’ün 1. maddesinin (genel ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava, Sırp makamlarının, başta Körler Arası Satranç Olimpiyatı olmak üzere önemli uluslararası etkinliklerde madalya kazanan kendi vatandaşları kör satranç oyuncularına yönelik ayrımcılık iddiasıyla ilgilidir. Aynı veya benzer spor sonuçlarını elde etmiş diğer engelli ve görebilen Sırp sporcuların aksine, başvuruculara, başarılarından dolayı belirli mali yardımlar ve ödüller verilmemiş, başvurucuların kendilerine verilmemesi dolayısıyla itibarlarını olumsuz yönde etkilediğini iddia ettikleri bir onur sertifikası aracılığıyla resmi tanınma reddedilmiştir.
Mahkeme, Sırp makamlarının ödül sisteminde en yüksek sportif başarılara ve en önemli yarışmalara odaklanmasının meşru olmasına rağmen, başvuruculara engellilik hallerine göre farklı muamele göstermesinin nesnel ve makul bir gerekçesi olmadığına karar vermiştir.
İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 25 Ocak 2021 tarihli İlker Deniz Yücel v. Türkiye (Başvuru no. 27684/17) kararında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) üç maddesinin ihlal edildiğine, bir maddesinin ise ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Dava, gazeteci İlker Deniz Yücel’in gazetecilik faaliyetleri sebebiyle tutuklandığı iddiasına ilişkindir. Söz konusu tarihte Yücel, Die Welt isimli Alman gazetesinde Türk bir muhabir olarak çalışmaktadır. Başvurucu 14 Şubat 2017-16 Şubat 2018 tarihleri arasında tutuklu kalmıştır. Tahliye olduktan sonra Almanya’ya dönmüştür.
Mahkeme, ilk olarak, Anayasa Mahkemesi’nin 28 Mayıs 2019 tarihli kararında Yücel’in kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ve başvurucuya manevi tazminat ve masraf ve harcamalar için bir miktar ödenmesine karar verdiğini gözlemlemiştir. Ancak Mahkeme, verilen tazminat miktarının açıkça yetersiz olduğunu, Yücel’in hala Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca mağdur olarak kabul edilebileceğini belirtmiştir.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 20 Ocak 2022 tarihli D.M. ve N. v. İtalya (Başvuru No. 60083/19) kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinin (özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava, sonradan evlat edindiği için aynı zamanda kızı adına da hareket eden başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Mahkeme, bir çocuğun gelişimi için daha elverişli olan bir yere nakledilmesinin tek başına biyolojik ailesinden uzaklaştırılmasını haklı çıkarmayacağına dikkat çekmiştir.
Mahkeme, başvurucunun kızının evlat edinilme süreci başlatılmadan önce mahkemelerin annenin ebeveynlik yeterliğini, çocuğun psikolojik işleyişi ve gelişimsel ihtiyaçları ile annenin bunları karşılama yeterliğine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermesinin tercih edilir olduğu kanaatindedir. Mahkeme, yerel mahkemeler tarafından evlat edinme sürecini haklı çıkarmak için ileri sürülen argümanların yetersiz olduğuna karar vermiştir. Annenin ebeveynlik yeterliğini yeniden kazanması için gereken süre dışında, böylesi radikal bir tedbirin neden çocuğun menfaati için gerekli olduğunun yerel mahkemelerce gerekçelendirilmediği kaydedilmiştir.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), Karuyev v. Rusya kararında, bire karşı altı oyla, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava, başvurucunun Rusya devlet başkanı Putin’in 2012 yılında yeniden seçilmesi arifesinde Putin’in tablosuna tükürmesi nedeniyle mahkum olmasına ilişkindir. Başvurucu, kamu düzenini bozma suçundan ceza almış ve 15 gün tutuklu kalmıştır.
Mahkeme, ilgili iç hukukta başvurucuya isnat edilen “kamu düzenini bozma” suçunun unsurlarının oluştuğu konusunda ikna olmamıştır. Başkan Putin’in tablosuna tükürmek, siyasi düşüncenin ifade edilmesidir ve kamuda rahatsızlığa yol açmamış ya da bu eylem, herhangi bir küfür, taciz ya da mülkiyete zarar içermemiştir. Başvurucunun bu sebeple mahkum edilmesi, Sözleşme uyarınca “kanun ile öngörülmüş” sayılamaz.
Mahkeme’nin kararının tamamını buradan okuyabilirsiniz. Basın özeti çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…
32.5 milyar dolarlık iddialı proje Endonezya’nın aşırı kalabalık, kirli ve batmakta olan başkenti Cakarta’yı Borneo’daki seyrek nüfuslu ormanlık alana taşıyacak.
Endonezya parlamentosu, ülkenin başkentini Cakarta’dan Borneo adasındaki ormanlık alana taşıyacak kanunu kabul etti.
Devletin yeni başkentiyle ilgili kanun, Devlet Başkanı Joko Widodo’nun 32.5 milyar dolarlık iddialı mega projesine yasal bir çerçeve sunuyor ve projenin nasıl finanse edileceğini ve yönetileceğini belirtiyor.
Yeni şehrin adını devlet başkanı seçti. Nusantara, Cava dilinde Endonezya takımadaları için kullanılan bir isim.
Kanunun parlamentoda kabul edilmesinin ardından Planlama Bakanı Suharso Monoarfa, “yeni başkentin merkezî bir işlevi var ve milletin kimliği için bir sembol, aynı zamanda ekonomik ağırlığın da yeni merkezi” şeklinde konuştu.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 18 Ocak 2022 tarihli Atristain Gorosabel v. İspanya kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ve 3.fıkrasının (c) bendinin (kişinin kendi seçeceği avukat yardımını alma hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava, başvurucunun tecritte tutulması ve polis tarafından avukatı olmadan kendi aleyhinde ifadeler vererek sorgulanmasıyla ilgilidir. Bu ifadeler, terör suçlarından mahkumiyetinin sebeplerinin bir kısmını oluşturmuştur.
Mahkeme özellikle, bireyselleştirilmiş gerekçeler sunmadan başvurucunun avukata erişiminin engellenmesinin, başvurucuyu suçlayıcı ilk ifadesinin delil olarak kabul edildiği kadarıyla müteakip ceza yargılamalarının adilliğini baltaladığını tespit etmiştir. Duruşma sırasında düzeltici tedbirlerin alınmaması, başvurucunun savunma haklarına telafi edilemez bir şekilde zarar vermiştir.
İngilizce yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…

