İçeriğe geç

Macaristan’da muhalefetin ortak adayı Orbán’ı yenmesi halinde yeni anayasa sözü verdi

Muhalefet lideri Péter Márki-Zay, önümüzdeki Nisan seçimlerini kazanması halinde hukukun üstünlüğünü yeniden tesis edeceğini söyledi.

Macaristan’ın otokratik hükümdarı Viktor Orbán’ı devirmeyi uman muhalefet lideri, gelecek Nisan seçimlerini kazanırsa yeni bir anayasa hazırlama ve “hukukun üstünlüğünü geri getirme” sözü verdi.

Altı muhalefet partisinin sürpriz başbakan adayı olan ve küçük bir kasaba belediye başkanı olan Péter Márki-Zay, üst düzey AB yetkilileri ve politikacılarla bir araya geldiği Brüksel ziyareti sırasında, önceliklerinin mesajını verdi: demokrasi ve Avrupa entegrasyonu.

Márki-Zay gazetecilere verdiği demeçte, “Macaristan’da demokrasi yok, basın özgürlüğü yok, hukukun üstünlüğü yok, her şeye sıfırdan başlamalıyız” dedi. Márki-Zay, muhalefet ittifakının zafer kazanması halinde referanduma sunulacak yeni bir anayasanın hazırlanmakta olduğunu söyledi.

“Bu bir rejim değişikliği, biz rejim değişikliğinden bahsediyoruz, hükümet değişikliğinden değil” dedi.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Mucha v. Slovakya kararının özet çevirisi: “Suç ortaklarının davasında mahkumiyet kararı veren aynı mahkeme heyetinin daha sonra bu cezayı gerekçe göstererek başvurucuyu da mahkum etmesi, adil yargılanma hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), 25 Kasım 2021 tarihli Mucha v. Slovakya kararında, oy birliği ile, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 6. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, şiddet içeren suçlar dahil olmak üzere çeşitli organize suç eylemleri sebebiyle başvurucunun hükümlü hale gelmesi ve 23 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkindir. Yerel mahkemelerin gerekçelerinin bir bölümü iddia pazarlığı anlaşmaları yapan suç ortaklarının ifadelerine dayandırılmıştır. Başvurucunun mahkumiyeti, iddia pazarlığı anlaşmalarını mahkum eden ve bu mahkumiyet kararlarını daha sonra başvurucuya karşı açılan davanın bir parçası olarak gören aynı üç hakimden oluşan heyet tarafından verilmiştir.

Aynı mahkeme heyetinin kendi yargılamasında oynadıkları rol göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun mahkemenin tarafsızlığına ilişkin şüpheleri nesnel olarak haklı çıkmıştır.

İngilizce yazılan kararı buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti çevirisi av. Deniz Yazgan ve av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Turan ve diğerleri v. Türkiye kararının çevirisi: “Yargı mensuplarının darbe girişimi sonrası özel usuli güvencelere uyulmadan suçüstü hali gerekçe gösterilerek tutuklanması, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 23 Kasım 2021 tarihli Turan ve diğerleri v. Türkiye kararında oybirliği ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

427 başvurucu, başvurulara yol açan olayların meydana geldiği tarihte Yargıtay, Danıştay üyesi olan ve yerel mahkemelerde görev yapan hakim ve savcılardır.

Dava, tümü yargı mensubu olan başvurucuların 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi sonrasında, Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapısı” olarak tanımlanan bir örgüte üye oldukları şüphesiyle gözaltına alınması ve tutuklanmasına ilişkindir.

Başvurucular, 5. maddenin 1. fıkrasına (özgürlük ve güvenlik hakkı) dayanarak, yargı mensuplarının gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını düzenleyen özel usuli güvencelere aykırı olarak tutuklandıklarından, davaya ilişkin olguların kendilerini tüm hakim ve savcılara tanınan usuli güvencelerden alıkoyduğundan ve sulh ceza hakimliklerinin kendilerini tutuklama yetkisine ve görevine sahip olmadığından şikayet etmektedirler. Başvuruculardan bazıları ayrıca, 5. maddenin 1. fıkrasının c bendi ve 3. fıkrası uyarınca, ilgili ve yeterli sebepler olmaksızın tutuklu yargılandıklarından ve bu tutukluluk süresinin aşırı olduğundan şikayet etmişlerdir. Ayrıca 5. maddesinin 4. fıkrası kapsamında yerel mahkemeler tarafından tutuklamalara ilişkin yapılan incelemelerin belirli usuli güvencelere uymadığı ve 5. maddenin 5. fıkrası tazminat hakkı güvencelerinin söz konusu olmadığını iddia etmişlerdir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Shortall ve diğerleri v. İrlanda: “Cumhurbaşkanı yemininde geçen ‘Tanrı’nın huzurunda’ ifadesinin inanç özgürlüklerini ihlal edebileceğini ileri süren başvurucuların potansiyel mağdur olduklarını makul ve ikna edici şekilde ortaya koymamaları sebebiyle başvuru kabul edilemez bulunmuştur.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 18 Kasım 2021 tarihli Shortall ve diğerleri v. İrlanda davasında (Başvuru No. 50272/18) başvuruyu oybirliğiyle kabul edilemez bulmuştur. Karar kesindir.

Başvuru, İrlanda Anayasası’nda (Bunreacht na hÉireann) İrlanda Devlet Başkanı (Uachtarán na hÉireann) ve Danışma Kurulu üyeleri için zorunlu olan beyanlarda yer alan dini dile ilişkindir. Başvurucular, 9. madde altında, dini beyan gerekliliğinin din ve vicdan özgürlüklerini ihlal etmesinden şikayetçi olmuştur.

Mahkeme kabul edilemezlik kararında başvurucuların, bu gereklilikten doğrudan etkilenme riski olduğuna ilişkin makul ve ikna edici kanıtlar sağlayamadıklarını ve bu nedenle Sözleşme’nin ihlal edilmesi sonucu mağdur olduklarını iddia edemeyeceklerini tespit etmiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi B. Günsu Karacaoğlan tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın M.H ve diğerleri v. Hırvatistan kararının özet çevirisi: “Sığınmacı ailenin toplu olarak sınır dışı edilmesi ve idari gözetim alınması, zorla geri gönderilme sırasında ölen çocuklarına ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi Sözleşme’nin birden çok maddesini ihlal etmiştir. ”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 18 Kasım 2021 tarihli M.H ve diğerleri v. Hırvatistan kararında Afgan ailenin kızının ölümüne ilişkin soruşturmayla ilgili olarak oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 2.maddesinin(yaşam hakkı) ihlal edildiğine; bire karşı altı oyla çocuk başvurucular açısından Sözleşme’nin 3.maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı) ihlal edildiğine; oybirliğiyle yetişkin başvurucular açısından Sözleşme’nin 3.maddesinin ihlal edilmediğine; oybirliğiyle tüm başvurucular açısından Sözleşme’nin 5.maddesinin 1.fıkrasının(özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine; oybirliğiyle başvurucu anne ve beş çocuğu bakımından Sözleşme’ye Ek 4 Numaralı Protokol’ün 4.maddesinin (yabancıların toplu sınır dışı edilmesi yasağı) ihlal edildiğine ve oybirliğiyle tüm başvurucular açısından Sözleşme’nin 34.maddesinin (bireysel başvuru hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, iddiaya göre Hırvat makamları tarafından sığınma talebinde bulunma başvurusu reddedilen ve tren yoluyla Sırbistan’a dönmesi emredilen altı yaşındaki Afgan çocuk MAD.H.’nin Sırbistan’a dönerken bir trenin çarpması sonucu gerçekleşen ölümüyle ilgilidir. Başvuru ayrıca, özellikle başvurucuların uluslararası koruma talep ettiği sırada idari gözetim altında tutulmalarına ilişkindir. Mahkeme, hususi olarak, ölüme ilişkin soruşturmanın etkisiz olduğuna, çocuk başvurucuların idari gözetim altında tutulmasının kötü muamele teşkil ettiğine ve başvurucuların idari gözetim altında tutulmalarına ilişkin kararların özenle ele alınmadığına karar vermiştir. Ayrıca, başvuruculardan bazılarının Hırvatistan’dan toplu olarak sınır dışı edilmeye maruz kaldığına ve Devlet’in, diğer şeylerin yanı sıra, avukatlarına erişimi kısıtlayarak başvurucuların bireysel başvuru haklarını etkili bir şekilde kullanmasını engellediğine karar vermiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Ürdün Parlamentosu’nda anayasa değişikliği müzakereleri başladı 

Ürdün parlamentosu anayasa değişikliği önerisinin müzakerelerine Pazartesi günü başladı. Önerilen değişikliklerin, monarşiyi yeniden canlandıracağı ve uzun zamandır vaat edilen siyasi reformları gerçekleştirme çabasının bir parçası olduğu söyleniyor.

Kral Abdullah tarafından görevlendirilen bir kraliyet komitesi, ülkenin siyasi sistemini modernize etmeye ve mevcut “siyasi partiler ve seçim yasasını” yenilemeye yönelik öneriler hazırladı.

Eski veliaht prens Hamza, Nisan’da kraliyet ailesindeki çatlakları ortaya sererek, Ürdün’ü sınır komşuları Suriye ve Irak’ı tüketen kargaşalardan koruyan Abdullah’a ve kraliyet ailesine karşı kışkırtıcı davranmakla suçlanmıştı.

Başbakan Bisher al Khasawneh, anayasa değişikliği taslağının, İslamcılar ve aşiretler tarafından talep edilen reformist gündemin en önemli destekçisi olan kral tarafından değil, parlamento çoğunluğu tarafından seçilecek bir başbakanın yolunu açacağını söyledi.

Daha fazlasını oku…

Sudan Ordusu devrik sivil başbakan Hamduk’u görevine iade etti

Sudan’ın devrik Başbakanı Abdullah Hamduk, geçen ay ev hapsindeyken gerçekleştirilen darbenin ardından görevine iade edildi.

Başbakan, devam eden kitlesel protestolar sırasında darbe lideri General Abdülfettah El-Burhan ile yeni bir güç paylaşımı anlaşması imzalamak için televizyona çıktı.

Ancak iki yıl önce  Hamduk’u başbakan olarak aday gösteren sivil koalisyon yeni bir anlaşmayı kabul etmedi.

Bir sözcü BBC’ye verdiği demeçte, anlaşmanın zorla dayatıldığını söyledi. 

Özgürlük ve Değişim Güçleri (FFC) koalisyonundan Sıddık Abu-Fevvaz, BBC’nin Newshour programına “Ülkenin geleceği sokaklardaki gençler tarafından belirlenecek” şeklinde konuştu.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Zambrano v. Fransa kararının özet çevirisi: “Covid-19 tedbirleri kapsamında Fransa’da uygulamaya konulan sağlık kartı kullanımına ilişkin yapılan başvuru, iç hukuk yollarının tüketilmemesi ve başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.”  

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme), Zambrano v. Fransa kararında oybirliğiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Karar kesindir.

Dava, 2021’de Fransa’da uygulamaya konulan “sağlık kartı”ndan şikâyet eden ve buna karşı bir protesto hareketi gerçekleştiren üniversite öğretim görevlisi Guillaume Zambrano ile ilgilidir. İnternet sitesinde, ziyaretçilerin İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvuru sayısını artırmak ve böylece bir tür toplu başvuruda bulunmak için önceden doldurulmuş bir formu tamamlamalarını önerirken, amacının Mahkeme’de “tıkanıklık, aşırı iş yükü ve birikmiş iş”e zemin hazırlamak, operasyonlarını felç etmek” hatta “sistemi raydan çıkarmak için “mahkemenin giriş kapısını zorlamak” olduğunu oldukça açık bir ifadeyle vurgulamaktadır.

Mahkeme, Bay Zambrano’nun başvurusunun, özellikle iç hukuk yollarının tüketilmemesi ve Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 3 (kabul edilebilirlik kriterleri) maddesi anlamında başvuru hakkının kötüye kullanılması gibi çeşitli nedenlerle kabul edilemez olduğunu kaydetmiştir. Bu karar kesindir. Mahkeme bilhassa, Bay Zambrano’nun 5 Ağustos 2021 tarihli Kanun’un, Mahkeme önünde dayandığı Sözleşme hükümlerine uyup uymadığı konusunu idare mahkemelerinde gündeme getirmediğini kaydetmiştir. Mahkeme, bir kanunun uygulanmasına ilişkin bir kararnamenin veya bu tür bir kararnamenin yürürlükten kaldırılmasını reddeden bir kararın yargı denetimine tabi tutulması için Danıştay’a talepte bulunan başvurucunun, istisnai olarak, kanunun bir kenara bırakılması yönündeki argümanlarını desteklemek için kanunun Sözleşme ile uyumsuz olduğunu iddia edebileceğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca Bay Zambrano’nun yaklaşımının bireysel başvuru hakkının amacına açıkça aykırı olduğu belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun bu yaklaşımının “yasal strateji” olarak tanımladığı şeyin bir parçası olarak kasıtlı şekilde Sözleşme sistemini ve Mahkeme’nin işleyişini baltalamayı amaçladığını ve gerçekte Sözleşme’nin ruhuna ve onun izlediği hedeflere aykırı olduğunu tespit etmiştir.

Ayrıca Mahkeme, Bay Zambrano’nun yaklaşımının bir sonucu olarak yapılan yaklaşık 18.000 tek tip başvurunun, Mahkeme İçtüzüğü’nün bireysel başvurunun içeriği ile ilgili 47.maddesinin 1.fıkrasında (başvuruların içeriği) belirtilen temsilcilerine ilgili gerekliliklere uymaları için verilen süre sınırı gibi koşulları yerine getirmediğini kaydetmiştir. Başvurular, bu nedenle Mahkeme tarafından incelenmemiştir.

Mahkeme ayrıca Thevenon v. Fransa (no. 46061/21) davasındaki kararı 7.10.2021 tarihinde tebliğ ettiğini de belirtmiştir. Bunun, 5 Ağustos 2021 tarihli sağlık krizinin yönetimine ilişkin yayınlanan Kanun kapsamında belirli mesleklere (bu davada, itfaiye teşkilatına) uygulanan zorunlu Covid aşısı ile ilgili ayrı bir dava olduğunu belirtmiştir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Necdet Üstündağ ve Rumeysa Budak tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

Şili alt meclisi Başkan Pinera’nın azil sürecini başlattı

Pinera, Pandora Belgeleri sızıntılarının ardından başkanlığını ticari kazanç için kullanmakla suçlanıyor.

Şili Kongresi’nin alt meclisi, Başkan Sebastian Pinera’nın Pandora Belgeleri sızıntılarıyla ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle görevden alınma sürecine onay verdi.

Yapılan oylama, muhalefet üyelerinin son dakika çabasıyla meclis oturumunu uzatması ve bu sayede bir milletvekilinin karantinası süresinin bitmesinin ardından gelip oy kullanabilmesiyle mümkün oldu. 

Bu durum, Temsilciler Meclisi’ndeki parlamenterlere görevden alma talebinde bulunmak ve jüri görevi görecek Senato’ya dava açmak için gereken 78 oyu sağladı.

Oylama, Şilililerin yeni bir Devlet Başkanı’nı seçtiği 21 Kasım genel seçimlerine iki haftadan daha az bir süre kalmışken sonuçlandı. Bu seçim, Şili halkının Pinera’nın 2 dönemlik görev süresini sona erdireceği ve yeni bir Devlet Başkanı seçeceği seçim. 

Daha fazlasını oku…

Eylül ve Ekim 2021 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba, Eylül ve Ekim ayında verilen önemli İHAM kararlarının özet çevirilerinin yer aldığı bülten yayında. Bu bültendeki çeviriler, Benan Molu, Rumeysa Budak, Pınar Baysal, Emre Karaman, Muhammed Canpolat, Polat Yamaner, Doğukan Kalınoğlu, Dadlez Sabak, Necdet Üstündağ, Nazlı Ecem Coşkun tarafından yapılmıştır.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

İşkence, insanlıkdışı ve kötü muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

Aarrass v. Belçika, Başvuru no.16371/18, Karar Tarihi: 30.09.2021

Belçika ve Fas çifte vatandaşı olan başvurucunun Fas hapishanesinde kötü muameleye maruz kaldığı ve kendisine Belçika konsolosluğu tarafından koruma sağlanmadığı iddiası, açıkça dayanaktan yoksundur. Kararın özet çevirisi buradan okunabilir.

Özgürlük ve güvenlik hakkı

Kerem Çiftçi v. Türkiye, Başvuru no 35205/09, Karar Tarihi: 21.09.2021

Hakkında çıkartılan yakalama emrinin iade edilmesine yönelik karara rağmen bu kararın makul kabul edilebilecek bir sürede, bir ay, uygulamaya konmaması sonucunda başvurucunun yaklaşık bir buçuk saat haksız şekilde gözaltında kalması ve CMK. 141 kapsamında tazminat taleplerinin reddi – Sözleşme madde 5/1 ve 5/5’in ihlali

Daha fazlasını oku…