İçeriğe geç

İHAM’ın Jarrand v. Fransa kararının özet çevirisi: “Soruşturma kapsamında evi basılarak yakalanan başvurucunun yasanın öngördüğü usullere aykırı olarak zorla götürüldüğü karakolda ifadesinin alınması, özgürlük ve güvenlik hakkına aykırıdır.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 9 Aralık 2021 tarihli Jarrand (başvuru no. 56138/16) kararında, oybirliği ile; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS – Sözleşme) 5. maddesinin 1. fıkrasının (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 5. fıkrasının (hukuka aykırı gözaltı nedeniyle tazminat hakkı) ihlal edildiğine, 8. maddesinin ise (konuta saygı hakkı) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava; başvurucunun bakmakla yükümlü olduğu, yaşlı ve son derece savunmasız annesini, bir yerleştirme emrini ihlal ederek huzurevine geri gönderememesinin ardından evine yapılan bir polis baskınına, başvurucunun gözaltına alınmasına ve resmi şekilde polis nezaretine alınmadan karakolda ifadesinin alınmasına ilişkindir.

Öncelikle başvurucu, evine yapılan polis müdahalesinin özel hayatına saygına hakkına müdahalenin gerekliliğine itiraz etmiştir. Mahkeme, “savunmasız bir kişiye kötü muamele” suçundan açılan bir ivedi polis soruşturması bağlamında, başvurucunun davranışının polis müdahalesini gerekli kıldığı görüşündedir. Bu tür davalarda davalı Devlete tanınan takdir marjını, davanın özel koşullarını ve ev baskınına yönelik acil toplumsal ihtiyacı göz önünde bulunduran Mahkeme; bunun demokratik bir toplumda gerekli olduğunu kabul etmiştir.

Daha fazlasını oku…

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi’nin COVID-19 Salgınına Karşı Kabul Edilen “Federal Acil Durum Frenine” İlişkin Nihaî Kararları

Roman Hensel

Almanya, pandeminin dördüncü dalgasından ağır bir şekilde etkilendi. Geçen hafta içinde bazı bölgelerdeki enfeksiyon sayıları, 100.000 kişi arasında önceden tahmin edilemeyen 1.000 onaylanmış enfeksiyon sınırını aştı. Eylül 2021 seçimlerinden sonra henüz oluşturulamayan yeni Federal hükümetle mevcut hükümet arasındaki geçici dönemde tıkanan siyaset, uygun yanıtları bulmakta zorlanırken başka bir ulusal bir karantinadan da kaçınmakta.

Bu durumda, Karlsruhe’deki Federal Anayasa Mahkemesi’nin Birinci Senatosu, 30 Kasım 2021’de ‘Federal Acil Durum Freni’ (‘Bundesnotbremse’) ile ilgili ana davada uzun zamandır beklenen kararlarını açıkladı ve nihayet düzenlemenin anayasallığını onayladı. Covid-19 salgını sırasında en kısıtlayıcı önlemlerden bazıları, özellikle özel toplantılara yönelik katı kısıtlamalar, gece sokağa çıkma yasağı ve (yüz yüze) okulların kapatılması, yerel enfeksiyon sayılarına bağlı olarak Nisan 2021’de Federal Meclis tarafından çıkarılan federal bir yasa olan ‘Federal Acil Durum Frenine’ dayanarak uygulandı.

Yasanın Haziran 2021’in sonunda otomatik olarak yürürlükten kalkması nedeniyle, mahkemenin asli yargılamalardaki iki kararı aslında 2021’in ilk yarısına bakıyor. 

Bununla birlikte, sebepsiz yere olmayan şekilde hızlı (altı aydan bile kısa bir sürede) karar veren mahkeme, kararlarının önümüzdeki siyasal gidişat için temel yasal parmaklıklar olarak iş göreceğinin gayet farkındaydı. 

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Karpenko v. Ukrayna kararının özet çevirisi: “Müebbet hapis cezası verilen kişinin diğer hücrelerde kalan mahpuslarla konuşmasının yasaklanması, insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yasağının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 16 Aralık 2021 tarihli Ivan Karpenko v. Ukrayna kararında, oy birliği ile, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 3. maddesinde düzenlenen insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yasağının ve 3. maddeyle bağlantılı olarak 13. maddede düzenlenen etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, müebbet hapis cezasını çektiği cezaevinde başvurucu Karpenko’nun diğer hücrelerde kalan mahpuslarla konuşmasını yasaklayan rejime ilişkindir. Mahkeme, bu yasağın özellikle Avrupa Cezaevi Kuralları’na aykırı olduğuna ve çeşitli ciddi ağırlaştırıcı etkenin bir araya gelmesiyle bu muamelenin Sözleşme’nin ihlaline yol açtığına karar vermiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Slovenya Yüksek Mahkemesi kamu sektörü çalışanlarının aşılanmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etti

Slovenya Yüksek Mahkemesi, pazartesi günü, COVID-19 geçirmemiş kamu çalışanları için aşıyı zorunlu kılan düzenlemenin anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Slovenya Hükümeti, düzenlemeyi 1 Ekim’den itibaren yürürlüğe sokmayı planlıyordu. Ancak Yüksek Mahkeme tarafından nihai karar verilmemiş olduğundan düzenlemenin uygulanması gecikmişti.

Ulusal STA haber ajansına göre Yüksek Mahkeme, “Böyle bir durum zorunlu aşılama anlamına gelmektedir ve bu öncelikle bulaşıcı hastalıklar kanununda değişiklik yapmayı gerektirir” dedi.

Hükümet yetkilileri kararın ardından bir açıklamada bulunmadı. Slovenya, şimdiye kadar iki milyonluk nüfusunun yaklaşık %55’ini aşıladı. Bu oran Avrupa Birliği ortalamasının altında ve hükümet aşı oranını yükseltmek için uğraşıyor.

Avusturya ve Almanya gibi bazı Avrupa Birliği ülkelerinin herkes veya çalışırken başkalarıyla muhatap olanlar için zorunlu aşı hamleleri ya da aşılanmayanları karantinaya almaları kişisel özgürlük ihlalleri konusunda protestolara neden oldu.

Daha fazlasını oku…

Kasım 2021 – İHAM Kararları Bülteni

Merhaba,

Kasım ayında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) tarafından verilen bazı kararların yer aldığı bülten yayında.

Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü

M.H ve diğerleri v. Hırvatistan, Başvuru no. 15670/18 ve 43115/18, Karar Tarihi: 18.11.2021

Sığınmacı ailenin toplu olarak sınır dışı edilmesi ve idari gözetim alınması, zorla geri gönderilme sırasında ölen çocuklarına ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi Sözleşme’nin birden çok maddesini ihlal etmiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz. 

Özgürlük ve güvenlik hakkı

Turan ve diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 75805/16 ve diğer 426 başvuru, Karar Tarihi: 23.11.2021

Aralarında Yargıtay ve Danıştay üyelerinin de olduğu 427 hakim ve savcının 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıyla özel usuli güvencelere uyulmadan suçüstü hali gerekçe gösterilerek tutuklanması, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalidir. Kararın çevirisini buradan okuyabilirsiniz.

Daha fazlasını oku…

Barbados bir cumhuriyete dönüştü ve Kraliçe ile yollarını ayırdı

Barbados, resmî olarak Kraliçe II. Elizabeth’in devlet başkanlığı sıfatını kaldırdı ve dünyanın en yeni cumhuriyeti oldu.

Başkent Bridgetown’da gece düzenlenen bir törende Dame Sandra Mason cumhurbaşkanı olarak yemin etti.

Ülkenin bağımsızlığının 55. yıldönümüne denk gelen etkinliğe Galler Prensi ve Barbadoslu bir şarkıcı olan Rihanna da katıldı.

Prens Charles, törende yaptığı konuşmasında, Karayip Adası’nın maruz kaldığı “korkunç kölelik vahşeti”ni dile getirdi.

200 yılı aşkın süredir transatlantik köle ticareti için bir merkez olan ada üzerinde Britanya’nın yüzyıllardır süren nüfuzu sona erdi ve Barbados’ta yeni bir dönem başladı.

Resmi iktidar değişikliğini belirtmek için İngiliz monarşisine son bir selam verildi ve Kraliyet’in sembolü olan bayrak indirildi ve değiştirildi.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Sassi ve Benchellali v.  Fransa kararının özet çevirisi: “Başvurucuların Guantánamo Körfezi’nde istihbarat ziyaretleri sırasında verdikleri ifadelerin ceza yargılamasında aleyhlerinde delil ve mahkumiyet gerekçesi olarak kullanılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlal edilmemiştir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 25 Kasım 2021 tarihli Sassi ve Benchellali v.  Fransa kararında (başvuru no. 10917/15 ve 10941/15) oy çokluğuyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava, Fransa’da başvurucular hakkında yürütülen ceza yargılamasının adil olup olmadığına ilişkindir. Başvurucular, ülkelerine iade edilmeden önce Guantánamo Körfezi Askeri Üssü’nde tutulmuştur. Bu tutulma döneminde verdikleri ifadelerin, daha sonra aleyhlerine ceza yargılaması kapsamında kullanıldığını ve Mahkeme’nin haklarında verdiği mahkûmiyet kararına dayanaklık ettiğini iddia etmektedirler.

Fransız uyruklu başvurucular, 2002 yılı Ocak ayından itibaren Küba’nın güneydoğu kıyısındaki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) üssünde konumlanan Guantánamo Körfezi’nde tutuldukları süre boyunca, Dışişleri Bakanlığı, Dış Güvenlik Genel Müdürlüğü (DGSE) ve Bölgesel Gözetim Müdürlüğünün (DST) İstihbarat Birimi temsilcilerinden oluşan “üçlü misyon” tarafından üç kez ziyaret edilmiştir. 2004 yılı Temmuz ayında ABD yetkilileri başvurucuların Fransa’ya iadesine izin vermiştir. Başvurucular, Fransa’ya dönüşleri üzerine yakalanmış ve 27 Temmuz 2004 tarihinde gözaltına alınmışlardır.

Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlaline ilişkin iddiayı değerlendirmek için, Fransa’da ceza yargılamasının adil yapılıp yapılmadığını bir bütün olarak incelemiştir.

Daha fazlasını oku…

Brezilya Yüksek Mahkemesi Bolsonaro’nun Aşı Yorumlarına Soruşturma Açtı

Brezilya Yüksek Mahkemesi, Covid-19 aşılarının AIDS’e yakalanma ihtimalini artırabileceğini iddia ettiği yorumlarla ilgili olarak Başkan Jair Bolsonaro hakkında soruşturma başlattı.

Ekim ayında gerçekleşen sosyal medya canlı yayını aracılığıyla yapılan bu yorumlar, sahte haber olma sebebiyle Facebook ve YouTube tarafından geçici olarak yasaklanmıştı.

Bolsonaro, aşıların etkileri konusunda toplumda sık sık şüphe uyandırdı.

Brezilya Başkanı, salgını ele alış biçimiyle ilgili ayrı bir soruşturmayla da karşı karşıya.

24 Ekim’deki canlı yayın sırasında Bolsonaro, raporların “Covid-19’a karşı tam aşılanmış kişilerde Kazanılmış Bağışıklık Yetmezliği Sendromu’nun (AIDS) beklenenden çok daha hızlı gelişim gösterdiği” iddiasında bulundu. İddia, bilim insanları ve tıp uzmanları tarafından şiddetle reddedildi.

Aşı olmayı reddeden Balsonaro, tepkiler üzerine yorumlarını savunmaya devam etti ve sadece bir dergideki makaleden alıntı yaptığını iddia etti.

Cuma günü Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes, Bolsonaro’nun “sosyal ağlarda kitlesel haber yayma yöntemlerinin işleyiş metodunu kullandığına” karar verdi ve bunun daha fazla soruşturma yapılmasını gerektirdiğini ifade etti.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Yasin Özdemir v. Türkiye kararının çevirisi: “2015’teki açıklamaları nedeniyle 2016 darbe girişiminden sonra TCK’nin 215. maddesinin öngörülemez bir şekilde yorumlanması sonucu başvurucuya suçu ve suçluyu övmekten hapis cezası verilmesi, ifade özgürlüğünün ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 7 Aralık 2021 tarihli Özdemir v. Türkiye kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS/Sözleşme) 10.maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava, öğretmen olan başvurucunun Nisan 2015’te sosyal medyada Gülenist yapı ve lideri (Fethullah Gülen) lehine yaptığı yorumlardan dolayı suçu ve suçluları övmekten mahkum edilmesiyle ilgilidir.

Mahkeme aşağıdaki noktalara dikkat çekmiştir:

  • Başvurucunun yorumları belirli hassas konularda kamuoyunda yapılan tartışmalar çerçevesinde ifade edilen görüşleri içermektedir (17 ve 25 Aralık 2013’te yolsuzluk iddialarına yönelik başlatılan adli soruşturmaların temelindeki olaylara ilişkin bakış açısı, siyasi otoriteler tarafından muhalefete karşı yürütülen politikaların eleştirisi ve siyasi otoriteler ile silahlı İslamcı bir örgüt arasındaki iddia edilen ilişkilere yönelik eleştirisi). Bu görüşler insanları şiddete veya isyana teşvik etmemiştir.
  • Söz konusu zamanda, Gülenci hareketin hiçbir üyesi, yasadışı örgüt veya terör örgütü lideri veya üyesi hakkında nihai bir mahkumiyet kararı bulunmamaktadır.
  • Türk Ceza Kanunu’nun 215(1) maddesi, diğerlerinin yanı sıra, suç veya suçluları övdüğü düşünülen yorumların cezalandırılmasını, bu yorumların kamu düzeni için açık ve mevcut bir tehlikeye yol açması koşuluna bağlı kılmıştır. Başvurucuyu mahkum eden ceza mahkemesi, başvurucunun yorumlarını yayınlamasından (Nisan 2015’te) çok sonra, Temmuz 2016’da gerçekleşen başarısız askeri darbenin böyle bir tehlike oluşturduğunu değerlendirmiştir.

Bu bağlamda Mahkeme’ye göre, başvurucunun, Hükümet’in çizgisine açıkça karşı çıkan, ancak bir kamu tartışmasına barışçıl katkı sağlayan ve insanları isyana teşvik etmeyen uyuşmazlık konusu yorumlarının bir yıl sonra askeri darbe girişimi gibi gerçek ve yakın bir tehlikeye yol açabileceğini makul olarak öngörmesi beklenemez.

Daha fazlasını oku…

Portekiz Cumhurbaşkanı Ötanazi Yasasını Veto Etti

Parlamento, güç dengesini bozabilecek nitelikteki Ocak seçimlerinden sonra tartışmaya geri dönmek zorunda kalacak.

Portekiz Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa, ötanaziyi yasalaştırmak için bu ay mecliste kabul edilen bir yasa tasarısını, tıbbi yardımla ölüme izin verme koşullarının çok belirsiz ve muhtemelen çok radikal olduğunu iddia ederek veto etti.

Milletvekilleri, Cumhurbaşkanın vetosunu geçersiz kılabilir veya tartışmalı maddeleri düzeltebilir, fakat konuyu tartışmak için zamanları, ancak 30 Ocak’ta yapılması planlanan seçimlerin ardından olacak. Ama yasalaştırmanın ardındaki milletvekili çoğunluğunun yeniden seçileceği kesin değil.

Kanunun bir maddesinde tıbbi yardımlı ölüm izni için ölümcül bir hastalığın gerektiği belirtilmekte, ancak başka kısımlarında bu izin için gereklilik “tedavi edilemez hastalık” şeklinde genişletilmiş durumda ve başka bir maddede ise izin için yalnızca “ciddi hastalık” gerekiyor.

Daha fazlasını oku…