İçeriğe geç

Usulsüzlük İddialarının Ardından Berlin Anayasa Mahkemesi, Eylül Seçimlerini İncelemeye Karar Verdi

Berlin Anayasa Mahkemesi, yayılan usulsüzlük iddialarının ardından Almanya’nın Eylül ayında yapılan seçim sonuçlarını gözden geçireceğini açıkladı. Federal, eyalet ve yerel konsey seviyeleri için seçimler 26 Eylül’de yapılmıştı.

Seçim günü, seçmenlerin birçoğu seçim merkezlerinde yaşanan oy pusulası eksikliği nedeniyle saatlerce sıra beklemek zorunda kaldı. Ayrıca, bazı yasal boşluklar sebebiyle henüz reşit olmayanların da oy kullanmasına izin verildiğine dair spekülasyonlar var.

Seçimle aynı gün yapılması planlanan Berlin Maratonu için sokaklar trafiğe kapatıldığından, fazla oy pusulası olan sandıklardan, oy pusulası tükenen sandıklara pusulaların gönderilmesinde önemli bir gecikme yaşandı. Seçimlerin yapılma şekline dair önemli miktarda eleştiri bulunuyor; bunlardan bazıları seçimin kötü yapıldığını söylüyor. Bu seçim Almanya’nın seçimleri idare etme konusundaki itibarının sorgulanmasına neden oldu.

Seçim günü meydana gelen birçok aksaklık, seçimlerin yakından incelenmesi yönündeki talepleri artırdı.

Berlin’in seçim komisyonunun üyesi Petra Michaelis, seçimlerin ardından istifa etti. Michaelis, eyalet seçimlerinin sonuçlarının çeşitli ihlaller nedeniyle etkilenmiş olabileceğini itiraf etti.

Daha fazlasını oku…

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, Erdoğan’a hakareti yasaklayan kanunu mahkûm etti

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakareti yasaklayan kanunu mahkûm etti.

Mahkeme, devlet başkanının “şahsına” yönelik saldırılara cezalandıran düzenlemenin “Avrupa Sözleşmesi’nin ruhuna uygun olmadığını” söyledi.

Mahkeme’nin kararı, Facebook’ta Erdoğan hakkında iki karikatür paylaşan genç vatandaşın hüküm giymesinin ardından geldi.

30’lu yaşlardaki kişi, 2014 yılında, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı, zamanın ABD Başkanı olan Barack Obama’yı öpen bir kadın olarak tasvir eden bir görüntü paylaşmıştı.‎

‎Kişi, 2017 yılında suçlu bulunarak 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Ayrıca iki aydan fazla bir süre tutuklu kalmıştı.

‎Strazburg mahkemesi, cezanın “ölçüsüz” olduğunu ve kişinin cezaevinde tutulmasının “hiçbir gerekçesi olmadığını” söyledi.‎

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın M.L. v. Slovakya kararının özet çevirisi: “Başvurucunun oğlunun vefatının ardından unutulma hakkını dikkate almadan yapılan gazete haberleri, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 14 Ekim 2021 tarihli M.L. v. Slovakya kararında (başvuru no. 34159/17) oy birliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 8. maddesinin ihlaline hükmetmiştir.

Dava, başvurucunun eski bir kilise rahibi olan oğlunun vefatının ardından 2006 yılında yayınlanan üç gazete makalesi ve bunlara müteakip gelişen mahkeme işlemlerine ilişkindir. Makaleler, başvurucunun oğlunun mahkûmiyetine ilişkin ceza davası dosyalarından belirli unsurlarla; başvurucunun oğlunun ölümü ve hakkında iddia edilen doğruluğu kanıtlanmamış, anlamsız ifadeleri birleştirmiştir.

Mahkeme özellikle, bir ceza mahkumiyetinin hüküm giymiş bir kişinin unutulma hakkından mahrum olamayacağını ve başvurucunun oğlunun 8. madde kapsamında korumasından mahrum bırakılamayacağını tespit etmiştir. Söz konusu makaleler Katolik din adamlarının cinsel istismarları konusundaki tartışmalara katkıda bulunmamakla birlikte oldukça sansasyonel olmuştur. Yerel mahkemeler, genel olarak, gazetelerin ifade özgürlüğü ile başvurucunun mahremiyet hakkı arasında yeterince denge kuramamıştır.

İngilizce olan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi ise Ecem Coşkun tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Samsin v. Ukrayna kararının özet çevirisi: “Ukrayna Hükümeti Arındırma Yasası uyarınca Yüksek Mahkeme yargıcının görevden alınması ve kamu hizmetinde çalışmasının yasaklanması, özel hayata saygı hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 14 Ekim 2021 tarihli Samsin v. Ukrayna kararında (başvuru no. 38977/19) oy birliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 8. maddesinin ihlaline hükmetmiştir.

Dava, Yüksek Mahkeme yargıcı Igor Samsin’in, eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in iktidarda olduğu dönemde kamu hizmetindeki olumsuz gelişmeleri ele almak için getirilen Hükümet Arındırma (Aklanma) Yasası (HAY/GCA) uyarınca görevden alınmasına ilişkindir. Kanun, 2010 ile 2014 yılları arasında görev yapan belirli memur kategorilerine sistematik olarak uygulanmıştır. Bay Samsin’in 2024’ün sonuna kadar kamu hizmetinde çalışması yasaklanmış ve adı halka açık bir Aklanma Servisi’ne kaydedilmiştir. Ayrıca istifa başvurusu dikkate alınmadığı için emeklilik yaşına yakın olmasına rağmen adli emekliliğe ilişkin haklardan mahrum bırakılmıştır.

Mahkeme özellikle, HAY tarafından öngörülen ve başvurucuya uygulanan tedbirlerin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar vermiştir.

İngilizce olan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi ise Ecem Coşkun tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

FORUM – Av. Can Yavuz – Cinsel İçerikli Görüntülerin Rıza Dışı Paylaşımı: İntikam Pornosu

Av. Can Yavuz – İstanbul Barosu

Giriş: Cinsel içerikli görüntülerin rıza dışı paylaşımı son günlerde Türkiye’nin gündemine bir kez daha girdi. Bu blog yazısı bu olguyu mağdur odaklı bir yaklaşımla ve toplumsal cinsiyet perspektifi gözeterek kısaca ele almaya çalışacaktır. Blog yazısı sırasıyla intikam pornosu teriminin anlamına, bunun niçin sorunlu bir terim olduğuna, cinsel içerikli görüntülerin rıza dışı paylaşımının ardındaki nedenlere, intikam pornosunun toplumsal cinsiyet perspektifine, mağdurlar üzerindeki olumsuz etkisine, ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına ve intikam pornosu ile ifade ve basın özgürlüğü ilişkisine değinilecektir.

Olguyu adlandırma: Türkiye’de mahrem, cinsel içerikli görüntüleri rıza dışı paylaşımı için çoğunlukla kaset skandalı terimi tercih edilmektedir. İngilizce literatürde genelde tercih edilen terim intikam pornosudur (revenge porn) ve bu kullanımın farklı dillere aynen geçtiği gözlemlenmiştir.

İntikam pornosu nedir: İntikam pornosu bireyin mahrem, cinsel içerikli görüntülerinin rıza dışı paylaşımıdır. Rıza dışı paylaşılan görüntüler paylaşım öncesi rıza ile elde edilmiş olabileceği gibi (örneğin sevgililerin rızayla birbirlerine yolladıkları görüntüler) rıza dışı şekilde ele geçirilmiş (örneğin hackleme, gizli çekim) olabilir. İntikam pornosuna konu olan görüntüler hem gerçek görüntüleri hem de yapay zekâ ile üretilen gerçekçi yapay görüntüleri (deepfake) kapsamaktadır.

Sorunlu bir terim: İntikam pornosunun sorunlu ve mağdurları yadsıyıcı bir terim olduğu düşünülmektedir. Çünkü bu terimdeki intikam ve pornografi sözcükleri ilgili olguyu karşılamamaktadır. Bir intikam pornosu mağduruna göre “intikamın tanımı sizin birine kötülük yapmanız yüzünden birinin size bir şey yapmasıdır. Bu mağdurun bunu hak edecek bir kötülük yapmış olduğunu ima etmektedir.[1]” Terimdeki pornografi kelimesine dönüldüğünde, pornografinin rıza dâhilinde çekilip yine rızayla yayımlandığı ve sadece yetişkinleri konu edindiği görülmektedir. Bu özellikleri düşünüldüğünde pornografinin de mahrem görüntülerin rıza dışı paylaşımını tanımlamak için yerinde bir sözcük olmadığı söylenebilir. Bir kadın hakları savunucusunun belirttiği üzere “bu konu hakkındaki kelimelerimiz önemlidir. Bu intikam değil, bu porno değil. Bu tacizdir.[2]

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Şorli v. Türkiye kararının çevirisi: “Facebook paylaşımları nedeniyle kişiye Cumhurbaşkanına hakaret suçundan hapis cezası verilmesi, ifade özgürlüğü ihlalidir. TCK’nin 299. maddesi değiştirilmeli.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 19 Ekim 2021 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla ilgili uzun zamandır beklenen kararını açıkladı. Vedat Şorli v. Türkiye başvurusunda Mahkeme, 2014 ve 2016 yılında Facebook hesabında yaptığı iki paylaşım (Cumhurbaşkanı’nın yer aldığı bir karikatür ve fotoğraf) nedeniyle başvurucunun Cumhurbaşkanına hakaret suçundan iki ay iki gün tutuklu kalmasını, 11 ay 20 gün hapis cezası almasını ve hükmün açıklanmasının beş yıl süreyle geri bırakılmasını Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğüne aykırı buldu.

Mahkeme, daha önce kral, başbakan gibi devlet başkanlarına hakaret edilmesiyle ilgili içtihadını tekrarlayıp Venedik Komisyonu ve Avrupa Konseyi organlarının TCK’nin 299. maddeyle ilgili görüşlerine atıfta bulunarak özel bir suç yasasıyla artırılmış korumanın ilke olarak Sözleşme’nin ruhuna uygun olmadığının ve bir devletin kendi devlet başkanının itibarını korumadaki çıkarı ile devlet başkanı hakkında bilgi verme ve görüş açıklama hakkı arasında bir ayrıcalık veya özel bir koruma verilmesini haklı kılamayacağının altını çizmiştir.

Bu bağlamda Mahkeme, verilecek sembolik para cezalarının dahi ifade özgürlüğüne bir müdahale teşkil edeceğini, başvurucu gibi tutuklanan ve hapis cezası ile cezalandırılan kişiler için bu müdahalenin evleviyetle caydırıcı etki yaratacağını; TCK’nin 299. maddesinin düzenleniş ve uygulanış biçiminin Sözleşme’nin ruhuna aykırı olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme’ye göre, böyle bir ihlalin giderilmesi ancak madde metninin değiştirilmesi ile mümkündür. Bu sebeple Mahkeme, Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca TCK’nin 299. maddesinin İHAM içtihadı ile uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın bire bir çevirisi Anayasa Gündemi ve İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi ile birlikte Benan Molu, Elif Baban, Günsu Karacaoğlan ve Muhammed Canpolat tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın M.P. v. Portekiz kararının özet çevirisi: “Boşanma ve velayet davalarında eski eşinin başvurucunun e-postalarını delil olarak sunması, özel hayata saygı hakkının ihlali değildir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM-Mahkeme), M.P. v. Portekiz (başvuru no. 27516/14) davasıyla ilgili olarak, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS-Sözleşme) 8. maddesinin (özel hayata ve yazışmalara saygı hakkı) ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir.

Dava, başvurucunun eski eşinin, başvurucunun sıradan bir flört sitesindeki yazışmalarını içeren e-postalarına erişerek bu e-postaları başvurucuya karşı Portekiz mahkemelerinde açtığı boşanma ve velayet davalarında delil olarak sunması sonucunda başvurucunun eski eşinin Portekiz mahkemeleri tarafından ceza yargılaması sonucunda cezalandırılmamasını konu edinmektedir. Uyuşmazlık öncelikle, başvurucunun eşinin sonradan başvuruda bulunduğu Portekiz mahkemelerinde değil, başvurucunun ilk olarak başvurduğu İspanya mahkemelerinde görülmüştür; İspanya mahkemeleri boşanmaya karar vermiş ve çocuğun velayetini ise, başvurucunun eşine çocukla görüşme hakkı tahsis ederek anneye vermiştir.

Mahkeme, diğer hususların yanı sıra, bahse konu e-postaların ifşa edilmesinin başvurucunun özel hayatı üzerindeki etkilerinin sınırlı olduğuna, zira bunların yalnızca açılan hukuk davasında ifşa edildiğine kanaat getirmiştir ve bu tür davalarda dava dosyalarına kamu tarafından erişim sınırlıdır. Mahkeme ayrıca söz konusu e-postaların incelenmediğini, zira Lizbon Aile Mahkemesi’nin eşin taleplerinin esası hakkında karar vermediğini belirtmiştir. Mahkeme’nin görüşüne göre, Portekiz’deki yetkililer, yarışan çıkarlar arasında, Mahkeme içtihatlarında belirtilen kriterlere uygun olarak bir denge bulmuşlardır. Ayrıca, başvurucunun ceza yargılaması bağlamında her türlü hukuk davası hakkından feragat ettiği göz önüne alındığında, karara bağlanması gereken tek husus, Mahkeme’nin karar veremeyeceği bir husus olan eşin cezai sorumluluğudur. Böylece Portekiz Devleti, başvurucunun özel hayatına saygı haklarını ve yazışmalarının gizliliğini korumaya yönelik pozitif yükümlülüğünü yerine getirmiştir.

Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…

Belçika Anayasa Mahkemesi iki bölgedeki dinî kesim yasağını anayasaya uygun buldu

Yıllarca süren yargılamanın ardından Belçika Anayasa Mahkemesi, Flanders ve Valonya bölgelerinin dinî hayvan kesimini yasaklayan kararnamelerini hukuka uygun buldu.

Anayasal konularda ülkenin en üst makamı olan Anayasa Mahkemesi böylece, Avrupa Adalet Divanı’nın, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin, hayvanlar bayıltılmadan gerçekleşen dinî kesimi yasaklayabileceğine dair kararını onaylamış oldu.

Flanders ve Valonya parlamentoları tarafından alınan yasak kararı, Avrupa Birliği (AB) tarafından bir hak olarak korunan din özgürlüğü kapsamında AB mevzuatının, izinli mezbahalarda olmak şartıyla, dinsel nedenlerle bayıltmadan kesime bir istisna olarak izin verdiğini iddia eden Musevi bir grup tarafından mahkemeye taşınmıştı. Koşer eti elde etmek amacıyla Yahudiliğe özgü kesim yöntemi Şehita’ya göre, onları saniyeler içinde öldüren çok keskin özel bir bıçakla boğazları kesilirken hayvanların bilinçli olması gerekiyor. Eleştirenler tarafından canice bulunan bu uygulamanın taraftarları, koşer olmayan mezbahalarda uygulanan mekanik yöntemlere göre bu yöntemin daha insanî olduğunda ısrar ediyor.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Z.B. v. Fransa kararının özet çevirisi: “Kreşe giden üç yaşındaki yeğenine üzerinde ‘Ben bir bombayım’ ve ‘11 Eylül doğumlu Cihat’ yazan tişört giydiren kişinin mahkum edilmesi, ifade özgürlüğünü ihlal etmez.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – Mahkeme), 2 Eylül 2021 tarihli Z.B. (başvuru no. 46883/15) kararında, oybirliği ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme) madde 10’un (ifade özgürlüğü) ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Dava; başvurucunun yeğenine 3. yaş günü hediyesi olarak verdiği bir tişörtün üzerindeki sloganlardan (“Ben bir bombayım” ve “11 Eylül doğumlu Cihat”) ötürü kasten öldürme suçunun övülmesi nedeniyle mahkum edilmesine ilişkindir. Başvurucunun yeğeni, söz konusu tişörtü anaokuluna giderken giymiştir. Yerel mahkemeler ve İHAM önünde başvurucu, sloganların mizahi olduğunu iddia etmiştir.

Mahkeme; mizahi etki için kullanılan mizahi konuşma veya ifade biçimlerinin, bu hüküm kapsamında izin verilen sınırlar içinde kalmaları koşuluyla Sözleşme madde 10 tarafından korunduğunu yinelemiştir. Mizah hakkı sınırsız değildir ve ifade özgürlüğüne dayanan herkesin “görev ve sorumluluk” alması gerekmektedir. Mahkeme, bu davadaki genel bağlamın önemini ve ağırlığını göz ardı edemeyeceğini vurgulamıştır. 11 Eylül 2001 olaylarının üzerinden 11 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen yine de, mevcut davanın olaylarının gerçekleştiği tarihten kısa bir süre önce başka terör saldırılarının, özellikle de bir okulda üç çocuğun ölümüne neden olan terör saldırısının gerçekleşmesi dikkate değerdir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun bir terörist grupla hiçbir bağlantısının olmamasının ve bir terör ideolojisini benimsememiş olmasının, rahatsız edici mesajın önemini azaltamayacağını belirtmiştir. Davanın özel koşullarında, mesajın farkında olmadan taşıyıcısı olarak üç yaşındaki çocuğun araçsallaştırıldığını kaydeden Mahkeme, yerel mahkemeler tarafından başvurucunun mahkum edilmesi yönünde gösterilen ve kitlesel şiddetin yüceltilmesini önleme ihtiyacına dayanan gerekçeleri, söz konusu müdahaleyi meşru kılmak için hem “yerinde” hem de “yeterli” görmektedir. Ayrıca Mahkeme, başvurucuya uygulanan yaptırımın (para cezası ve ertelenmiş hapis cezası), izlenen meşru amaçla orantısız olmadığını kaydetmiştir. Dolayısıyla, söz konusu müdahale “demokratik bir toplumda gerekli” olarak görülebilir ve Sözleşme madde 10’a aykırılık söz konusu değildir.

Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özeti, Doğukan Kalınoğlu tarafından çevrilmiştir.

Daha fazlasını oku…

İHAM’ın Dareskizb Ltd v. Ermenistan kararının özet çevirisi: “Hükümetin olağanüstü hal sırasında siyasi muhalif olarak bilinen bir gazetenin yayımlanmasını engellemesi, ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlalidir.”

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM/Mahkeme) 21 Eylül 2021 tarihli Dareskizb Ltd v. Ermenistan kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ve 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava, 2008 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından başvurucu şirketin Haykakan Zhamanak adlı gazetesini yayımlamasının engellendiği olağanüstü hal sırasında Devlet yetkililerinin eylemleriyle ilgilidir. Ayrıca, müteakip mahkeme işlemleriyle de ilgilidir.

Mahkeme özellikle, yayım kısıtlamasının Hükümete yönelik eleştirileri sınırlamaktan başka bir amacı olmadığına ve dolayısıyla Sözleşme’de korunan ifade özgürlüğü hakkının özüne aykırı olduğuna karar vermiştir.

Ayrıca, İdare Mahkemesi’nin, yargı yetkisine ilişkin sorunları öne sürerek başvurucu şirketin davasına bakmayı reddetmesinin şirketin mahkemeye erişimini özellikle engellediğini tespit etmiştir.

İngilizce yazılan kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Kararın basın özetinin çevirisi av. Rumeysa Budak tarafından yapılmıştır.

Daha fazlasını oku…