Merhaba,
Mart ayı içerisinde çıkan önemli Anayasa Mahkemesi kararlarının yer aldığı bülten yayında.
Önümüzdeki ay görüşmek üzere.
Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü
Tochukwu Gamaliah Ogu Başvurusu, Başvuru no. 2018/6183, Karar Tarihi: 13/1/2021
Beyoğlu polis karakolunda tutulan Festus Okey’in kolluk görevlisince öldürülmesi ve olaya ilişkin olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi – Yaşam hakkının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlali [Ölümle sonuçlanan şiddetin ırk temelli ayrımcılık saikiyle gerçekleştirilmesi nedeniyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulundu]
İşkence, insanlıkdışı ve kötü muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü
ASİYE KARAASLAN BAŞVURUSU, Başvuru Numarası: 2017/36555, Karar Tarihi: 10/2/2021
Eski hakim olan ve FETÖ/PDY operasyonları kapsamında gözaltına alındığı sırada hamile olan başvurucunun gözaltında düşük yapması ve gözaltına alındığı tarihte gebe olduğunu, düzenli olarak vurulması gereken iğneler bulunduğunu, bunların uygulanması için her gün hastaneye götürüldüğünü, araba yolculukları ve gözaltındaki tutma koşulları nedeniyle gebeliğinin riske girdiğini, gebelik için uygun olmayan gözaltı şartlarında sandalye üzerinde beklediğini veya sandalyeleri birleştirerek uzanmak zorunda kaldığını, bu koşullarda bulunmaması gerektiğini doktorlara söylemesine rağmen kendisine rapor verilmediğini, gözaltında ve sonrasında yaşadıklarından dolayı bebeğinin kalp atışlarının durduğunu belirterek yaptığı suç duyurusunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi – kötü muamele yasağından ihlal yok.
ALP ALTINÖRS BAŞVURUSU, Başvuru Numarası: 2018/2790, Karar Tarihi: 25/2/2021
11/6/2013 tarihinde Gezi Parkı eylemlerine katılan ve polisin attığı göz yaşartıcı gaz fişeğiyle başından yaralanıp kafa travması geçiren başvurucunun yaptığı suç duyurusunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi – insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlali
İBRAHİM AKAN BAŞVURUSU (2), Başvuru Numarası: 2017/32078, Karar Tarihi: 25/2/2021
1 Mayıs 2013 tarihinde polislerin attığı gaz kapsülünün gözüne isabet etmesi sonucu yaralanıp sol gözünü kaybeden başvurucunun suç duyurusunda soruşturma izni verilmemesi – eziyet yasağının maddi ve usul yönünden ihlali
DOĞAN BAŞAK BAŞVURUSU, Başvuru Numarası: 2017/32745, Karar Tarihi: 3/11/2020
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla evinde bulunduğu sırada kapısı kırılmak suretiyle evine giren kolluk görevlileri tarafından eşinin önünde yumruk ve silah dipçikleriyle darp edilen, göz ve ağız çevresinde lezyonlar oluşan başvurucunun şikayetinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi – kötü muamele yasağı ihlali iddiasını etkili şekilde yürütme yükümlülüğünün ihlali
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı
Mehmet Osman Kavala Başvurusu (2), Genel Kurul, Başvuru Numarası: 2020/13893, Karar Tarihi: 29/12/2020
15 Temmuz darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan (TCK madde 309) tahliye edildiği sırada başvurucunun başsavcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınıp tutuklanması – tutuklanmasının hukuki olmadığı ve tutukluluğun makul süreyi aştığı şikayetleri yönünden ihlal yok; soruşturma aşamasındaki tutukluluk süresinin kanunda öngörülen azami sınırı aştığı şikayeti yönünden ise kabul edilemezlik kararı
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleyen organ olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kararlarının uygulanması hakkında 2020 yılı raporunu 31 Mart 2021 tarihinde yayımladı. İngilizce yazılan raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
31 Aralık 2020 itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde uygulanmayı bekleyen karar sayısının toplamı 5.233. Bunların 1,258’i öncü dava. Öncü davaların 634’ü, beş yıldan uzun süredir uygulanmayı bekliyor.
Bu yıl 14. yayımlanan rapora göre, 2020 yılı içerisinde uygulanmayı bekleyen 218 kararla Rusya birinci, 103 kararla Türkiye ikinci, 84 kararla Ukrayna üçüncü sırada. Nitelikli izleme altındaki davaların %18’i Rusya’ya, %15’i Ukrayna’ya ve %11’i Türkiye’ye karşı.
Bakanlar Komitesi önünde taraf devletler tarafından uygulanmayı bekleyen davaların %15’ini güvenlik güçlerinin eylemlerinden kaynaklanan ihlaller, %10’unu haksız gözaltı ve tutuklama kararları, %10’unu cezaevi koşulları, %9’unu makul sürede sonuçlanmayan yargılamalar, %8’ini yaşam hakkı ve işkence yasağı ihlalleri, %7’sini mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler, %4’ünü yerel mahkeme kararlarının geç uygulanması ya da hiç uygulanmaması oluşturuyor.
Rapora göre 2020 yılında Romanya 37 455 775 Euro, Rusya ise 11 458 094 Euro’luk tazminat ile en çok tazminat ödeyen ülkeler. Türkiye ise 1 548 027 Euro tazminat ödemeye mahkum edildi. Toplam ödenen tazminat miktarı ise 76 452 187 Euro.
Türkiye’nin Bakanlar Komitesi önünde olan diğer davalarının listesi buradan görülebiliyor. İHAM kararlarının uygulanması ve Bakanlar Komitesi’nin rolü için daha detaylı bilgi ise şurada: Türkçe video
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 9 Mart 2021 tarihinde Bilgen v. Türkiye davasında oybirliğiyle Sözleşme’nin 6.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde görevli olan kıdemli bir hâkimin rızası olmadan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yargısal denetime tâbi olmayan bir kararıyla daha alt yargı çevresindeki başka bir mahkemeye nakledilmesiyle ilgilidir.
Mahkeme, kuvvetler ayrılığının önemini yineledikten sonra, özellikle, başvurucunun önemli bir mesleki meselesi için mahkemeye erişiminin reddedilmesinin meşru bir amaç gütmediğini ve bunun potansiyel olarak yargı bağımsızlığına zarar verebileceğini ve dolayısıyla haklarını ihlal ettiğini tespit etmiştir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Av. Rumeysa Budak tarafından yapılan kararın mahkeme değerlendirmelerinin birebir çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Bilgen v. Türkiye, Başvuru no. 1571/07, Karar Tarihi: 09.03.2021
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 9 Mart 2021 tarihinde Eminağaoğlu v. Türkiye davasında oybirliğiyle Sözleşme’nin 6.maddesinin, 8.maddesinin ve 10.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava, bir yargı mensubuna, kamuoyu tarafından iyi bilinen bazı davalar hakkında medyaya verdiği ifadeler ve yaptığı eleştiriler nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından karar verilen disiplin cezası (tehcir sonrası) uygulanmasına ilişkindir. Başvurucu, aynı zamanda, hâkimler ve savcılar derneği olan Yarsav’ın da başkanıdır.
Mahkeme, Vilho Eskelinen ve diğerleri v. Finlandiya içtihadının ikinci koşulu ışığında, mevcut davada Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin medeni yönünün uygulanabilir olduğuna karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, yetkili disiplin makamı tarafından Eminağaoğlu’na uygulanan yaptırımın yargısal yetkilere haiz başka bir organ veya olağan bir mahkeme tarafından incelenmediğine karar vermiştir.
Mahkeme, ceza soruşturması bağlamında Eminağaoğlu’nun telefonunun dinlenmesi yoluyla elde edilen kayıtların kendisine karşı açılan disiplin soruşturması bağlamında da kullanıldığını kaydetmiştir. Karabeyoğlu v. Türkiye davasında, bu tür verilerin toplandıkları amaç dışında kullanılmasının ulusal hukuka uygun olmadığını tespit etmiştir.
Mahkeme, özellikle karar alma sürecinin kusurlu olduğunu ve başvurucunun yargı görevlisi ve bir yargıçlar ve savcılar derneğinin başkanı olarak statüsünü dikkate alarak, başvurucunun Sözleşme’nin 10. maddesi uyarınca ifade özgürlüğü hakkına getirilen kısıtlamalara, istismara karşı etkili ve yeterli güvenceler eşlik etmediğine karar vermiştir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Av. Rumeysa Budak tarafından yapılan kararın mahkeme değerlendirmelerinin birebir çevirisine ise aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Eminağaoğlu v. Türkiye, Başvuru no. 76521/12, Karar Tarihi: 09.03.2021
Merhaba,
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) başvuru formu güncellendi. Formun içeriğinde herhangi bir değişiklik olmamakla birlikte, sağ üst köşede bulunan ‘TUR-2018/1’ ibaresi ‘TUR-2021/1’ olarak değiştirildi.
Mahkeme’nin internet sitesinde başvuruların bundan sonra bu formla yapılması gerektiğine ve eski formlarla başvuru yapılması halinde başvurunun İç Tüzük’ün 47. maddesi uyarınca reddedileceğine dair bir duyuru henüz yok ancak yapılacak başvuruların yeni formla yapılmasında fayda olacaktır.
Formun Türkçesini buradan indirebilirsiniz.
Küba Hükûmeti, hayvan hakları yasasıyla ilgili vatandaşların onyıllardan beri süren taleplerinin ardından uzun zamandır beklenen bir hayvan refahı kanununu kabul etti. Hayvan Refahı Kanunu, devlet kurumlarından ve hayvan refahı örgütlerinden hayvanların fiziksel ve ruhsal sağlığına ilişkin sorumluluklar almasını talep ediyor ve ihlali halinde 7000 peso’ya kadar çıkan cezalarla hayvana her türlü kötü muameleyi yasaklıyor. Bu sorumluluklar hayvancılıkla uğraşanlar, hayvanları sporlarda kullananlar ve evinde hayvan besleyenlere de yükleniyor.
Tarım Bakanlığı, konuya ilişkin yayınladığı basın açıklamasında düzenlemenin “hayvanların iyiliğini güvence altına almak amacıyla onların bakımı, sağlığı ve kullanımına ilişkin ilkeleri, sorumlulukları, kuralları ve amaçları düzenlemek” amacını taşıdığını belirtti. Milletvekilleri bu yeni düzenlemeyle, Küba’daki hayvan haklarına ilişkin ortak inançların değişmesini sağlayacak ulusal bir diyaloğun başlamasını umuyor.
Daha fazlasını oku…İnsan hakları hukuku alanında meydana gelen gelişmeleri derlediğimiz İnsan Hakları Bülteni’mizin ikincisi hazır. İlk bülteni buradan okuyabilirsiniz.
İnsan Hakları Bülteni’nin bir sonraki sayısında yayımlanması için ilgili gördüğünüz Mart ayı gelişmelerini anayasagundemi@gmail.com adresine mail atarak öneride bulunabilirsiniz. Bültenden haberdar olmak için mail listesine abone olmayı da unutmayın.
Benan Molu, İdil Özcan, Rumeysa Budak, Polat Yamaner ve Emre Karaman tarafından hazırlanan İnsan Hakları Bülteni’nin Şubat 2021 sayısını aşağıdan okuyabilirsiniz.
Daha fazlasını oku…Merhaba,
Şubat ayı içerisinde verilen 10’u Türkiye’ye karşı 14 İHAM kararının yer aldığı İHAM bülteni yayında. Bu bültendeki çeviriler, Benan Molu, Günsu Karacaoğlan, Batuhan Karataş, Pınar Baysal, Dicle Demir, İlkay Nadir, Muhammed Canpolat ve Serde Atalay tarafından yapıldı.
Önümüzdeki ay görüşmek üzere.
Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü
Hanan v. Almanya, Büyük Daire, Başvuru No: 4871/16, Karar Tarihi: 16.02.2021
İHAM, Afganistan’daki NATO operasyonları sırasında yaşanan hava saldırısında başvurucunun oğullarının ölümüne ilişkin Alman makamları tarafından yürütülen soruşturmanın, etkili soruşturma yürütme yükümlülüklerine uygun olduğuna karar vermiştir. Kararın özet çevirisi buradan okunabilir.
İşkence, insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yasağı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü
N.Ç. v. Türkiye, Başvuru No. 40591/11, Karar tarihi: 09.02.2021
İHAM, 14 yaşında cinsel istismara uğrayan başvurucunun destekten yoksun bırakılmasının, sanıklara karşı güvenliğinin sağlanmamasının, tecavüz olaylarının gerekli olmaksızın tekrar canlandırılmasının, tekrarlanan tıbbi muayenelerin, duruşmalarda sakin ve güvenli bir ortam bulunmamasının, mağdurun rızası değerlendirmesinin, yargılamaların aşırı uzun olmasının ve son olarak suçlamaların ikisinin zamanaşımına uğramasının başvurucu açısından ciddi bir ikincil mağduriyete sebep olduğunu, bunun da insanlıkdışı muamele yasağı ve özel hayata saygı hakkının ihlali olduğunu tespit etmiştir. Kararın çevirisini buradan okuyabilirsiniz.
İltümür Ozan ve diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 38949/09, Karar tarihi: 16.02.2021
ESP üyesi başvurucuların 28 Şubat 2008 tarihinde sosyal güvenlik yasasında yapılacak değişikliğe karşı bildiri dağıttıkları sırada polisler tarafından gözaltına alınırken ve gözaltında şiddete maruz kaldıkları, gözlerinde ve vücutlarında yaralanmalar olduğu iddiasıyla yaptıkları şikayette takipsizlik kararı verilmesi – Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını etkili şekilde soruşturma yükümlülüğünün ihlali
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 16 Şubat 2021 tarihinde V.C.L ve A.N. v. Birleşik Krallık davasında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 4. maddesinin (kölelik ve zorla çalıştırma yasağı) ve 6. maddenin 1. fıkrasının (Adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava, polis memurlarının kenevir çiftliklerinde çalışırken bulduğu iki Vietnamlı genci konu almaktadır. Tutuklanmışlardır ve suçlamaları kabul ettikleri uyuşturucuyla ilgili suçlarla suçlanmışlardır. Haklarında verilen hükmün ardından genç suçluların bulunduğu bir kuruma yerleştirilmişlerdir. Ardından, yetkili bir makam, bu kişileri insan ticareti mağduru olarak görmüştür. Fakat savcılık, kovuşturma kararını gözden geçirdikten sonra, bu kişilerin insan ticareti mağduru olmadıkları sonucuna varmış ve Temyiz Mahkemesi, her iki davanın da olaylarına dayanarak kovuşturma kararının haklı olduğuna karar vermiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 4. maddesi kapsamında mağdurların ve potansiyel insan ticareti mağdurlarının yargılanması arasındaki ilişkiyi ilk kez değerlendirmiştir. İnsan ticareti mağdurlarının veya potansiyel mağdurlarının yargılanmasının her koşulda Sözleşme’nin 4. maddesini ihlal etmeyebileceğini değerlendirmiştir. Bununla birlikte, yetkili makamın bu alandaki uzmanlığı göz önüne alındığında, Mahkeme, savcılığın, yetkili makamın bulgularına katılmamak için insan ticareti tanımıyla tutarlı açık gerekçeler sunması gerektiğini ve bunun ilgili davalarda gerçekleştirilmediğini değerlendirmiştir. Fakat, insan ticareti mağdurlarını korumak için aktif tedbirler alma görevini göz önünde bulunduran Mahkeme, bir kişinin insan ticareti mağduru olduğuna dair yetkili kişilerde güvenilir bir şüphenin oluşması halinde, bu kişinin nitelikli bir kişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Herhangi bir kovuşturma kararı, böyle bir değerlendirmeyi takip etmelidir ve karar bir savcı için bağlayıcı olmak zorunda olmasa da, savcının farklı bir sonuca varmak için açık nedenlere sahip olması gerekmektedir. V.C.L. ve A.N. bakımından Mahkeme, insan ticareti mağduru olduklarına dair güvenilir şüpheler bulunmasına rağmen, polisin de savcılığın da onları değerlendirme için yetkili bir makama sevk etmediğini tespit etmiştir; her iki dava da daha sonra savcılık tarafından incelenmiş olsa da, yetkili makamın vardığı sonuçları çürütecek açık nedenler sunulmadan yetkili makamın kararına karşı çıkılmıştır; ve Temyiz Mahkemesi, kovuşturma kararının sürecin kötüye kullanımı olup olmadığını ele almakla sınırlı kalmıştır. Mahkeme, bu nedenle, her iki başvurucunun davasında da 4. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Mahkeme, yetkililerin suçlu bulundukları kararlardan sonra başvuruculara kalacak yer sağlamış olsalar da, başvurucuların insan ticareti mağduru olup olmadıklarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamasının, savunmalarına yardımcı olabilecek önemli kanıtlar elde etmelerine engel olabileceğini tespit etmiştir. Bu nedenle yargılamalar adil olmamıştır ve 6. maddenin 1. fıkrasının ihlali söz konusudur.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 16 Şubat 2021 tarihinde verdiği Hanan v. Almanya Büyük Daire kararında oybirliğiyle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAS) 2. maddesinin (yaşam hakkı ihlali iddiasını etkili şekilde soruşturma yükümlülüğü) ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Dava, NATO komutasındaki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (International Security Assistance Force (ISAF)) Alman askeri birliğinin bir albayının emriyle, başvurucunun iki oğlunun Afganistan’ın Kündüz kenti yakınlarındaki bir hava saldırısında öldürülmesinin ardından yürütülen soruşturmalara ilişkindir.
Mahkeme, Almanya’nın Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü bünyesinde konuşlandırılan askeri birlikleri üzerinde ağır suçlara ilişkin olarak münhasır yargı yetkisine sahip olmasının ve ayrıca uluslararası hukuka ve iç hukuka göre soruşturma yapmak zorunda olmasının “özel nitelikler” teşkil ettiğine karar vermiştir. Bu durum, birlikte ele alındıklarında, 2. madde kapsamındaki soruşturma yapma usul yükümlülüğüne ilişkin olarak Sözleşme’nin 1. maddesinin amaçları doğrultusunda bir yargı yetkisi bağlantısının oluşmasına neden olmuştur.
Mahkeme, Federal Başsavcı’nın, Albay K.’nın hava saldırısı emrini verdiği sırada sığlıkta hiçbir sivilin bulunmadığına ikna olmuş olması sebebiyle kendisine cezai sorumluluk yüklenmeyeceğini tespit ettiğini gözlemlemiştir. Nitekim Başsavcı’ya göre, Albay K., Uluslararası Hukuka Karşı Suçlar Kanunu’nun ilgili hükmü uyarınca sorumlu tutulmasını gerekli kılacak olan ağır sivil kayıplara neden olma kastı ile hareket etmemiştir. Başsavcı, hava saldırısının uluslararası hukuk uyarınca yasaya uygunluğunun, sorumluluğu ortadan kaldıran bir savunma işlevi görmüş olması nedeniyle Ceza Kanunu kapsamında da sorumluluğun oluşmadığını kabul etmiştir. Albay K., iki yakıt tankerini kaçıran silahlı Taliban savaşçılarının silahlı çatışmaya taraf olan organize bir silahlı örgütün üyeleri olduğuna ve dolayısıyla meşru askeri hedefler olduklarına inanmaktaydı. Mahkeme, Alman mülki savcılık makamlarının Afganistan’da ISAF Kuvvetler Statüsü Anlaşması (ISAF Status of Forces Agreement) kapsamında soruşturma tedbirleri almak için yasal yetkilere sahip olmadıklarını, ancak bu amaçla uluslararası adli yardıma başvurmaları gerektiğini kaydetmiştir. Bununla birlikte, Federal Başsavcı, hava saldırısının koşulları ve etkisine ilişkin olarak itibar edebileceği önemli miktarda materyal bulunmaktaydı.
Federal Anayasa Mahkemesi, soruşturmanın başvurucunun anayasal şikâyeti üzerindeki etkililiğini gözden geçirmiştir. Federal Anayasa Mahkemesi’nin bir cezai soruşturmayı durdurma kararını iptal edebildiğini kaydeden Mahkeme, başvurucunun, soruşturmanın etkililiğine itiraz etmesine imkân veren bir hukuk yoluna sahip olduğu sonucuna varmıştır.
Son olarak Mahkeme, parlamento araştırma komisyonu tarafından gerçekleştirilen hava saldırısı soruşturmasının, davanın yüksek düzeyde kamu denetimine tabi tutulmasını sağladığını gözlemlemiştir.
Hanan v. Almanya (BD) kararının tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan kararın basın özetinin çevirisi Hazal Polat tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…

