İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 19 Kasım 2020 tarihli kararında, avukat olan ve partneri bir siyasi partinin başkanı olan başvurucunun doğum servisinden çıkarken gizlice çekilen fotoğraflarının ve ardından fotoğraflarla birlikte bir yazının bir dergide yayımlanmasını, başvurucunun özel hayatına saygı hakkının ihlali olarak görmüştür.
Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucunun özel hayatının gizliliği ve dergi yayınlamaktaki ifade özgürlüğü arasında denge kurduğuna fakat bunun yeterli şekilde ya da Mahkeme’nin içtihatlarıyla uyumlu şekilde yapılmadığına karar vermiştir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 5 Kasım 2020 tarihli Ćwik v. Polonya davasında özel kişiler tarafından yapılan işkence neticesine alınan tanık beyanlarının başvurucunun yargılanmasında kullanılmasını Sözleşme’ye aykırı bulmuştur.
Mahkeme, Daire kararıyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine beş oya karşı iki oyla karar vermiştir.
Dava, uyuşturucu kaçakçılığı için Bay Ćwik’e karşı yürütülen yargılamaların adil olmadığı şikâyetine dayanmaktadır. Başvurucu özel olarak, bir suç çetesinin yaptığı işkence sonucunda elde edilen ve üçüncü kişiler tarafından sunulan beyan delillerinin mahkemeler tarafından esas alınmasından şikâyetçi olmuştur.
Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucunun davasını görürken, söz konusu beyanların 3. madde tarafından yasaklanan kötü muamele neticesinde elde edildiğine dair hiçbir şüpheye yer bırakmadığını tespit etmiştir. Bununla birlikte mahkemeler, başvurucu hakkında mahkumiyet kararı verilirken esas alınan ilgili beyanların kullanılmasının, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca mutlak nitelikteki kötü muamele yasağının ihlali olduğunu kabul etmiş; ancak Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adil yargılanma hakkı perspektifinden herhangi bir değerlendirmede bulunmamışlardır.
Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca yasaklanan işkence veya kötü muamele sonucunda elde edilen beyan delillerinin yargılamaya esas alınmasının, yargılamayı bir bütün olarak adaletsiz hale getirdiğini kararında özel olarak tekrarlamıştır. Bu dava Mahkeme’nin bu kuralı özel kişiler tarafından işlenen kötü muamele sonucu elde edilen deliller için uyguladığı ilk davadır. Şimdiye dek geçmiş bütün davalar, kamu yetkilileri tarafından işlenen kötü muamele sonucu elde edilen delilleri konu almıştır.
Kararın tamamını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan çevirisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) Bakır v. Türkiye kararı, olayların yaşandığı tarihte DTP Ergani ilçe başkanı olan başvurucunun bir köy kahvesinde yaptığı ve PKK ve Abdullah Öcalan’ı övdüğü iddia edilen konuşmalarına ve yeğeninin düğününde kırmızı, yeşil, sarı bir kumaş parçası salladığı ve slogan attığı iddialarına ilişkin ceza davasına ilişkindir.
Gizli tanıkların başvurucu ve avukatının yokluğunda, ancak savcının huzurunda dinlenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen güvencelere rağmen gizli tanık ifadelerinin güvenilirliği ve inandırıcılığına karşı çıkmak için başvurucuya imkan sağlanmamış olması, başvurucunun savunma hakkını kısıtlamış ve Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (d) maddeleri ihlal edilmiştir. Mahkeme, başvurucunun yeğeninin düğününde kırmızı, yeşil, sarı bir kumaş sallaması ve slogan atması sebebiyle, başvurucunun hareketlerinin şiddete teşvik içerip içermediği incelenmeden başvurucuya üç yıl hapis cezası verilmesinin de başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın özet çevirisi av. İdil Özcan tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 17 Kasım 2020 tarihli B ve C v. İsviçre kararında, eşcinsel bir çift olan başvurucuların aile birleşimi taleplerinin reddedilmesinin ardından başvuruculardan birinin Gambiya’ya gönderilmesi ve burada kötü muameleye maruz kalma riski altında olmasının Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen insanlıkdışı veya aşağılayıcı muamele yasağını ihlal edebileceğine karar vermiştir.
Mahkeme, eşcinselliğin suç haline getirilmesinin tek başına ilgili ülkeye dönme kararının Sözleşme’ye aykırı olmayacağına karar vermiştir. Ancak Mahkeme, İsviçre yetkililerinin, eşcinsel bir kişi olan birinci başvurucunun Gambiya’ya dönmesi halinde kötü muameleye maruz kalma riskini ve Devlet dışı aktörlerden gelecek kötü muameleye karşı Devlet korumasının mümkün olup olmadığını yeterli bir şekilde değerlendirmediğini tespit etmiştir. Çok sayıda bağımsız makam, Gambiya yetkililerinin LGBTI bireyleri koruma konusunda isteksiz olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme ayrıca, karar kesinleşene kadar, İç Tüzük’ün 39. maddesi altında verilen geçici tedbir kararının da yürürlükte kalmasına karar vermiştir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, av. Benan Molu tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…
İtalya Parlamentosu’nun alt kanadı, ayrımcılık karşıtı korumayı kadınlara, engellilere ve LGBTQ+ kişilere genişleten ve bu gruplara şiddeti nefret suçu haline getiren bir kanun tasarısını kabul etti. Mevcut nefret suçu düzenlemesi kişileri yalnızca ırksal, dinsel ve etnik ayrımcılığa karşı koruyor.
Bu yeni yasayla, koruma altına alınan bu yeni gruplara karşı nefret suçu işleyenler dört yıla kadar hapis cezası alabilecek. Yasa aynı zamanda okullarda bir farkındalık kampanyası yapılmasını öneriyor ve ayrımcılık karşıtı örgütlerin finansal desteğinin artırılmasını öngörüyor.
Yasanın hazırlanmasında, yakın zamanlarda yaşanan kuir ve trans bireylere yönelik şiddet olayları etkili oldu. Haziran ayında 25 yaşında bir öğrenci, partnerinin elini tuttuğu için yedi kişi tarafından saldırıya uğraması nedeniyle hastaneye yatırılmıştı. Eylül ayında ise 22 yaşındaki Maria Paola Gaglione, bir trans erkek olan Ciro Migliore’yle ilişkisini onaylamadığı için erkek kardeşi Michele Antonio tarafından öldürülmüştü.
Daha fazlasını oku…
Peru Kongresi, hükûmet anlaşmalarının dağıtılmasıyla ilgili olarak rüşvet aldığı gerekçesiyle Devlet Başkanı Martin Vizcarra’yı görevden aldı.
Vizcarra kararı kabul ettiğini, herhangi bird ava yoluna gitmeyeceğini ve Devlet Başkanlığı Sarayı’nı terk edeceğini açıkladı.
Kongre sözcüsü Manuel Merino’nun, Vizcarra’nın görev süresinin sonu olan 2021 Temmuz’una kadar devlet başkanlığını üstlenmesi bekleniyor.
Bu, Devlet Başkanı’nın görevden alınması için son iki aydan beri gerçekleştirilen ikinci girişim.
57 yaşındaki Vizcarra, ülkenin güneyindeki Moquegua bölgesi valisiyken 640.000 dolar rüşvet aldığı yönündeki suçlamaları daha önce reddetmişti.
Oylamadan önce de Vizcarra, herhangi bir görevden almanın, zaten Corona salgını nedeniyle ciddi bir durgunlukla mücadele eden ülkeyi karmaşaya sürükleyeceği uyarısında bulunmuştu.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), yolsuzluk yaptığı iddiasıyla hakkında dava açılan belediye başkanının 24 saati polis, sonraki 72 saati savcılık kararıyla olmak üzere dört gün boyunca hâkim karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulması ve ofisinin aranmasına ilişkin Marin Yosifov v. Bulgaristan kararında Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının ve 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Mahkeme, Yosifov’un dört gün boyunca hakim ya da kanun tarafından bu yargısal yetki verilmiş başka bir yetkili karşısına çıkartılmadan gözaltında tutulduğuna, bu sebeple, Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasındaki amaç doğrultusunda derhal serbest bırakılmadığına karar vermiştir.
Mahkeme ayrıca, olaylar sırasında Yosifov’un, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dört günlük gözaltısının hukukiliğini ve gerekliliğini yerel mahkemeler önüne taşıyabilmesini sağlayabilecek bir başvuru yolunun olmadığına karar vermiştir.
Son olarak Mahkeme, önceden bir hakim tarafından alınmış bir karar olmadan başvurucunun ofisinin aranmasının Bulgaristan kanunları tarafından öngörülmemiştir. Bu sebeple başvurucunun keyfiliğe karşı korunmaktan mahrum bırakılması ve özel hayatına saygı hakkına yönelik müdahale maruz kalması, kanuna uygun değildir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi, av. Benan Molu ve Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…Peşimizi Bırakmayan İhlaller, İç Sıkıntıları ve Büyüyen Karanlıklar: “Berû: Klakson Borîzan û Birt”’in Temsilinin Yasaklanması
Arş. Gör. Atagün Mert Kejanlıoğlu[i] – MEF Üniversitesi / McGill University
İtalyan yazar Dario Fo’nun Teatra Jiyana Nû (Yeni Hayat Tiyatrosu) tarafından sahneye konulan “Berû: Klakson, Borîzan û Birt” (Yüzsüz: Klakson, Borazanlar ve Bırtlar) adlı oyununun İBB Şehir Tiyatroları’nın Tiyatrolara Destek Projesi kapsamındaki Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde yapılacak olan 13 Ekim 2020 tarihli temsili, oyunun başlangıç saatinden dört saat önce yasaklandı.
Bu yasak maalesef Türkiye’deki sanatsal ifade özgürlüğü üzerindeki baskılara yeni bir halka daha ekliyor. Özellikle İHAM içtihadı yönünden hukuka aykırılığı son derece net olan bu yasağın hala idare tarafından uygulanıyor olması bu alanda çalışan hukukçular için de oldukça iç karartıcı bir hal alıyor. Sonucu belli ve mesleki bir tatmin vermeyen bir tartışmayı sürekli yapmak zorunda kalmak sürekli bir kapana kısılmışlık hissi yaratıyor. Bu karanlığın yarattığı iç sıkıntısından kurtulmak mümkün değil gibi gözükse de hukuka aykırılık hakkında inatla birkaç kelam etmek mühim.
Esasa girmeden önce, diyeceklerimin ağırlıklı olarak yasağın İHAM içtihadına aykırılığına dair olduğunu hemen belirteyim. Bu aykırılığın önemli olmasının en büyük sebebi, neredeyse herkesin malumu olduğu gibi Anayasa’mızın 90. maddesinin son fıkrasına göre milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olması ve hatta temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunlar aynı konuda farklı hükümler içerirse andlaşma hükümlerinin esas alınıyor olması. Bu çerçevede, önce akla mantığa aykırılıklardan –bu yasağın temelindeki bazı sorunlu noktaları başka türlü ifade etmek mümkün değil – sonra da muhtemel hukuka aykırılıklardan bahsedeceğim. Yanlış anlaşılmasın, yasağın hukuka aykırılığı kesin, fakat yasak akla ve mantığa aykırı olduğundan hukuka nasıl aykırı olduğunu ancak olasılıklar üzerinden değerlendirebiliyorum. Son olarak da bu tip yasakların yarattığı umutsuzluğa değineceğim.
Daha fazlasını oku…


