İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 19 Ocak 2021 tarihli Lăcătuş v. İsviçre kararı, Cenevre’de kamusal alanda dilenmesi sebebiyle başvurucuya verilen yaklaşık 464 Euroluk para cezası ve bu cezayı ödeyememesi üzerine beş gün hapsedilmesiyle ilgilidir.
Mahkeme, okur yazar olmayan ve aşırı yoksul bir aileden gelen başvurucunun işinin olmadığını ve sosyal yardım almadığını gözlemlemiştir. Dilenmek, onun hayatta kalması için bir yöntemdir. Açıkça hassas bir durumda olan başvurucunun, insan onuru gereği, dilenerek müşkül durumunu açıklama ve temel ihtiyaçlarını karşılama hakkı vardır.
Mahkeme, başvurucuya uygulanan yaptırımın organize suçla mücadele amacıyla ya da yayaların, bölge sakinlerinin ve dükkan sahiplerinin haklarını koruma amacıyla orantılı olmadığı kanaatindedir. Mahkeme, Federal Mahkemenin daha az kısıtlayıcı tedbirlerin benzer bir sonuca ulaşamayacağı savına katılmamaktadır.
Mahkemeye göre, uygulanan yaptırım başvurucunun insan onurunu ihlal etmiş, Sözleşmenin 8. maddesinde korunan hakların özüne dokunmuştur. Mevcut davada Devlet, böylelikle takdir alanını aşmıştır.
Kararın Fransızca aslını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi B. Günsu Karacaoğlan tarafından yapılmıştır.
Lăcătuş v. İsviçre, Başvuru No. 14065/15, Karar Tarihi: 19.01.2021
Olgular
Violeta-Sibianca Lăcătuş 1992 doğumlu Romanya vatandaşıdır ve Bistrita-Nasaud (Romanya)’da ikamet etmektedir. Roman topluluğuna dahildir.
İş bulamayan başvurucu, 2011’de Cenevre’de sadaka istemeye başlamıştır. Cenevre Ceza Kanunu uyarınca kamu alanlarında dilenme suçunu işlediği için 22 Temmuz 2011 tarihinde başvurucuya yaklaşık 93 Euroluk para cezası verilmiştir. Yaklaşık 15.50 Eurosu olay sırasında polisin üstünü araması üzerine ödenmiştir. Sonraki iki yıl boyunca kendisine sekiz kez daha aynı tutarlık para cezası kesilmiş, iki kez ise üç saat polis gözetiminde tutulmuştur. Ödenmemesi halinde her para cezası bir gün hapis cezasına çevrilebilmektedir.
Başvurucu, cezalara itiraz etmiştir. 14 Ocak 2014 tarihli Cenevre Kantonu Kolluk Mahkemesi, başvurucuyu dilenmesi sebebiyle suçlu bulmuştur. Bu mahkeme, başvurucunun para cezası ödemesine ya da ödemediği ihtimalde beş gün hapsedilmesine hükmetmiştir. Başvurucu tarafından yapılan istinaf başvurusu Cenevre Kantonu Adalet Mahkemesi Cezai İstinaf ve İnceleme Bölümü tarafından reddedilmiştir. Başvurucu bunun üzerine Federal Mahkemeye başvurmuş, ancak bu başvurusu da 10 Eylül 2014 tarihinde reddedilmiştir.
Başvurucu, para cezasını ödeyememesi sebebiyle 24-28 Mart 2015 tarihlerinde Champ-Dollon Hapishanesinde tutulmuştur.
İhlal iddiaları
Sözleşmenin 8. maddesine dayanan başvurucu, kamusal alanda dilenme yasağının, onun geçim yolunu kapattığı için, özel hayatına kabul edilemez bir müdahale oluşturduğunu iddia etmiştir. 10. madde (ifade özgürlüğü) kapsamında ise, bu yasağın yardım talebinde bulunarak müşkül durumunu ortaya koymasını engellediğini ileri sürmüştür. 8. madde ile bağlantılı olarak 14. maddeye (ayrımcılık yasağı) dayanan başvurucu, sosyal ve ekonomik durumu ile tabiiyeti sebebiyle ayrımcılık kurbanı olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemenin Kararı
8. madde (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı)
Mahkeme, Sözleşmenin 8. maddesi kapsamında hakların başvurucu tarafından kullanılmasına müdahale edildiğini tespit etmiştir. Bu müdahalenin Cenevre Ceza Kanununda yasal dayanağı mevcuttur.
Mahkeme, kanunun ilgili maddesinde “dilenme para cezası ile cezalandırılır” hükmü olduğunu görmüştür. Dolayısıyla, bu hüküm genel anlamda dilenen kişileri cezalandırmaktadır. Mahkeme, belli bir davranış tipinin bir bütün halinde yasaklanması kuvvetli gerekçelendirme ve söz konusu çeşitli menfaatleri tartabilecek mahkemelerin titiz incelemesini gerektiren radikal bir tedbirdir.
Mevcut davada uygulanan mevzuat söz konusu menfaatlerin dengelenmesini engellemekte ve kapsamlı olarak dilenmeyi cezalandırmaktadır.
Mahkeme başvurucunun aşırı yoksul bir aileden geldiğini, okuryazar olmadığını, işsiz olduğunu ve sosyal yardımdan yararlanmadığını gözlemlemiştir. Dilenme, başvurucu için hayatta kalma aracıdır. Mahkeme, açıkça hassas durumda olan başvurucunun insan onuru gereği müşkül durumunu ortaya koyabilme ve temel ihtiyaçlarını dilenerek karşılayabilme hakkı olduğunu göz önünde bulundurmuştur.
Cezanın doğası ve ağırlığı ile ilgili olarak Mahkeme başvurucuya, ödenmemesi durumunda beş günlük hapis cezasına çevrilecek olan para cezası verildiğini görmüştür. Bu meblağı ödeyemeyecek durumda olan başvurucu, bu sebeple hapse girmiştir. Mahkeme, bunu ciddi bir yaptırım olarak değerlendirmektedir. Böylesi bir tedbirin kamu menfaatine yönelik sağlam gerekçeleri olmalıdır, bu olayda bu gerekçeler ortaya konmamıştır.
Daha az sert tedbirlerin de benzer sonuca ulaşıp ulaşamayacağına ilişkin olarak Mahkeme, 9 Mayıs 2008 tarihli kararında Federal Mahkemenin önceki kararlarından yola çıkarak daha az kısıtlayıcı mevzuatın etkisiz olacağını tespit ettiğini kaydetmiştir.
Karşılaştırmalı hukukta dilenmeye ilişkin hükümler Avrupa Konseyi üye devletlerin çoğunluğunda genel bir yasaktansa daha ince ayrıntılı kısıtlamalar uygulandığını göstermektedir. Bu konuyla ilgili olarak Devletlerin bir takdir alanı olmasına karşın 8. maddeye uyma, yerel mahkemelerin önlerindeki dosyadaki özel durumu bütün yanlarıyla incelemesini gerektirmiştir. Dolayısıyla Mahkeme, Federal mahkemenin daha az kısıtlayıcı tedbirle benzer sonuca ulaşılamayacağı tespitine katılmamaktadır.
Mahkeme, başvurucuya uygulanan cezanın ne organize suçla mücadele amacı için ne de yayaların, sakinlerin ve dükkan sahiplerinin haklarını koruma amacı için orantılı olduğu kanaatindedir. Başvurucu, hayatta kalmak için en iyi ihtimalle dilenmekten başka bir seçeneğin olmadığı durumdayken yaptığı hareketlerden dolayı cezalandırılan başvurucu son derece hassas bir kişidir. Mahkemeye göre, uygulanan yaptırım başvurucunun insan onurunu ihlal etmekte ve 8. maddede korunan hakların özüne dokunmaktadır. Devlet, bu sebeple mevcut davada takdir alanını aşmıştır.
Mahkeme, başvurucunun 8. Madde kapsamındaki haklarına yapılan müdahalenin 8. maddenin 2. fıkrasındaki anlamıyla “demokratik bir toplumda zorunlu” olmadığına ve Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
10. madde (ifade özgürlüğü)
Mahkeme 8. maddenin ihlal edildiğini tespit ettiği için, 10. madde kapsamındaki şikayetlerin ayrı ve temel bir sorun ortaya koymadığına ve bu sebeple bunların ayrıca değerlendirilmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
8. madde ile bağlantılı 14. madde (ayrımcılık yasağı)
Mahkeme 8. maddenin ihlal edildiğini tespit ettiği için, 8. madde ile bağlantılı 14. maddenin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
Adil tazminat (41. madde)
Mahkeme, İsviçre’nin başvurucuya manevi tazminat olarak 922 EUR ödemesine hükmetmiştir.
(Yargıç Keller ayrık görüş, Yargıç Lemmens ve Ravanni kısmen ayrık kısmen muhalif görüş bildirmişlerdir. Bu görüşler karara eklenmiştir.)
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (Kırım hakkındaki) Ukrayna v. Rusya kararında başvuruyu oy çoğunluğuyla kısmen kabul edilebilir bulmuştur. Kararı ileri tarihte verilecek bir hüküm takip edecektir. Dava, Ukrayna’nın, Kırım’da[1] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Rusya Federasyonu tarafından ihlal edildiğine dair iddiaları konu almaktadır.
Mahkeme ilk olarak kendisine yöneltilen sorunun kapsamını saptamış ve karar verilmesi gereken hususun 27 Şubat 2014 ve 26 Ağustos 2015 tarihleri arasındaki dönemde Rusya’nın Kırım’da insan hakları ihlalinde bulunup bulunmadığı olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, Kırım’ın Rusya hukuku kapsamında Rusya’ya katılmasının uluslararası hukuka uygunluğunun kararının verilmesinin istenmediğine karar vermiştir.
Mahkeme idari uygulamalar hakkındaki iddiaların incelemeden önce Rusya’nın, 27 Şubat 2014 tarihinden itibaren, Sözleşmenin 1. maddesi bakımından, Kırım üzerinde “yetki” sahibi olup olmadığını ve dolayısıyla kendisinin başvuruyu incelemeye yetkin olup olmadığını kararlaştırmak durumundadır.
Mahkeme, Ukrayna Hükümeti’nin şikayet ettiği olguların, ilgili tarih itibariyle Kırım üzerinde uyguladığı etkin kontrol temelinde Rusya’nın “yetkisi” içinde olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme bu karara varırken, 2014 yılının Ocak ayından Mart ayına kadar olan dönemde Kırım üzerinde, Ukrayna yetkililerinin rızası ya da taraflar arasında geçerli İkili Anlaşmalar kapsamında Rus birliklerinin bölgede konuşlanmasına ilişkin herhangi bir tehditin varlığını kanıtlayacak delil olmaksızın artan Rus askeri kuvvetlerinin ölçek ve gücünü hesaba katmıştır. Ayrıca Mahkeme, Ukrayna Hükümeti’nin beyanlarını yargılamalar boyunca mantıklı ve tutarlı bulmuştur; Rus birliklerinin pasif seyirciler olmadıklarını ve iddia edilen olaylara aktif olarak karıştıklarını kanıtlamak için yeterli kanıtla desteklenen ayrıntılı ve spesifik bilgiler sağlanmıştır.
Varılan karar Mahkeme’nin usulünün esas safhasına ait olan şikayette bulunulan fiillere ilişkin olarak Rusya’nın Sözleşme kapsamındaki sorumluluğu sorununa halel getirmez.
Mahkeme, delillerin uygulanabilme eşiğini, Mahkeme’nin delilin niteliği ve ispat yüküne karşı olan tutumunu inceleyerek, esasa halel getirmeksizin, Ukrayna Hükümeti’nin Rusya’nın idari uygulamaları kapsamında insan hakları ihlallerine ilişkin şikayetlerinin birkaçı dışında hepsini kabul edilebilir bulmuştur.
Mahkeme son olarak, Ukraynalı “hükümlülerin” Rusya’ya transfer edildiğine yönelik, 2018 yılına kadar gündeme gelmeyen şikayete ilişkin olarak Rusya’ya uyarı vermeye karar vermiştir; başkaca bir devletler arası başvurunun, Ukrayna v. Rusya (no.383334/18), varlığı ve kesişimi göz önüne alınarak sonraki başvuruyu güncel davaya dahil etmeye karar vermiş ve o başvurunun kabul edilebilirliği ve esaslarının sonraki başvurunun esas aşamasıyla birlikte incelemeye karar vermiştir.
Bu davanın yanı sıra, Kırım, Doğu Ukrayna ve Azak Denizi’ndeki olaylarla ilgili olarak Mahkeme önünde bekleyen iki başka devletler arası dava ve 7.000’den fazla bireysel başvuru bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için, Devletler Arası Davala ilgili Soru ve Cevap bölümüne bakınız.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın basın özeti çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Ryser v. İsviçre başvurusuna ilişkin kararında, oyçokluğuyla, Sözleşme’nin 8. maddesi (özel ve aile hayatına saygı hakkı) ile bağlantılı olarak 14. maddenin (ayrımcılık yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir.
Başvuru, başvurucunun sağlık sebepleri nedeniyle hizmete elverişsiz olarak nitelendirilmesine rağmen askerlik hizmetinden muafiyet vergisi ödeme yükümlülüğüne ilişkindir. Başvurucu sağlık durumuna dayalı olarak ayrımcılığa uğradığı şikayetinde bulunmuştur.
Mahkeme, başvurucunun sağlık durumu temelinde ayrımcı muameleye maruz kaldığına karar vermiştir. Mahkeme bu bağlamda askerlik hizmetini yerine getirmeye elverişsiz olup söz konusu vergiyi ödemekten muaf olan kişiler ile askerlik hizmetini yerine getirmeye elverişsiz olup yine de söz konusu vergiyi ödemekle yükümlü kişilere ilişkin ayrımın makul olmadığını not etmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun askerlik hizmetini yerine getirmeye elverişli olan ancak alternatif sivil hizmete atanarak söz konusu vergiyi ödemekten kaçınabilen vicdani retçiler ile kıyaslandığı zaman açıkça dezavantajlı konuma sokulduğunu not etmiştir. Mahkeme yine söz konusu verginin tutarının görece düşük olmasının kendi başına belirleyici olmadığını ifade etmiştir. Mahkeme ek olarak başvurucunun o dönemde öğrenci olduğunu gözlemlemiştir.
Mahkeme Glor kararının ardından yapılan yasal düzenlemeleri dikkate almıştır. Ancak söz konusu düzenlemeler mevcut başvurudan daha ileri tarihlidir ve başvurucuya uygulanamayacak durumdadır.
Ryser v. İsviçre kararının tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan kararın basın özetinin çevirisi Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.
Ryser v. İsviçre, Başvuru Numarası: 23040/13, Karar Tarihi: 12.01.2021
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 2020 yılı istatistiklerini İHAM Başkanı Robert Spano’nun katılımıyla gerçekleştirilen bir basın toplantısı ile açıkladı. İstatistiklerin tamamını buradan ve buradan okumak mümkün.
Genel istatistik
İHAM, 2020 yılı içerisinde toplam 871 karar yayımladı. 2019 yılında Mahkeme’ye 41.700 başvuru yapıldı. 37.289 başvuru kabul edilemez bulundu ya da kayıttan düşürüldü. 7.681’i ilgili Hükümet’e bildirildi. Geçen sene 2.187 başvuru hakkında karar verilirken, bu sene %13 oranında bir düşüşle 1.901 karar verildi. Bu kararlarda başvurular birleştirildiği için aslında 871 karar verilmiş oldu. İHAM’a bu yıl İç Tüzük madde 39 uyarınca 2.204 geçici tedbir talepli başvuru yapıldı. Mahkeme, bu başvurulardan 253’ü hakkında geçici tedbir kararı verdi.
Mahkeme, 30 Mayıs 2017 tarihinde yayımladığı açıklama ile 22 Mayıs 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 2009 yılından bu yana uyguladığı ‘öncelik’ politikasını değiştirdiğini duyurmuştu. Mahkeme’nin en önemli gördüğü ilk üç kategoriye giren başvurulara öncelik verilmesini amaçlayan değişiklik sonucu, 31 Aralık 2020 itibarıyla Mahkeme önünde öncelikli olarak incelenmeyi bekleyen başvuru sayısı, bu yıl 24.444’e çıktı. Bunun nedeni olarak Rusya’daki cezaevi koşulları ve Türkiye’deki hukuka aykırı tutuklama ile ilgili başvurular gösteriliyor. 2019 yılında öncelikli incelenmek üzere seçilen 3.138 başvuru Hükümet’e bildirilirken, 2020 yılında bu sayı 3.953’e yükseldi.
2020 yılında verilen 185 karar Rusya’ya, 97 karar Türkiye’ye, 86 karar Ukrayna’ya ve 82 karar Romanya’ya karşı verildi. Bu karar içinde İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ni (İHAS) en çok ihlal eden ülkeler sıralamasında İHAS’ın en az bir maddesinin ihlal edildiği 173 karar ile Rusya birinci sırada. Rusya’yı 85 ihlal kararı ile Türkiye, 82 ihlal kararı ile Ukrayna ve 64 ihlal kararıyla Romanya takip ediyor. Mahkeme önünde bekleyen davaların %22’si (13.650) Rusya’ya, %19’u (11.750) Türkiye’ye, %16.8’i (10.400) Ukrayna’ya, %12.2’si (7550) Romanya’ya ait.
2020 İstatistikleri ve Türkiye
2020 sonu itibarıyla İHAM önünde Türkiye’ye karşı yapılmış toplam başvuru sayısı 11.750. Türkiye 2017, 2018 ve 2019 yılından sonra, 2020 yılında da 31 ihlal kararıyla ifade özgürlüğünü Avrupa Konseyi üyesi ülkeler içerisinde en fazla ihlal eden ülke oldu. [2016 yılı içerisinde verilen 37 ifade özgürlüğü ihlali kararının 7’si Türkiye’den. 2015 yılı içerisinde verilen 28 ifade özgürlüğü ihlali kararının 10’u Türkiye’dendi.] Türkiye ayrıca, 1959-2020 yılları arasında hakkında verilen 3.742 karar ile İHAM’ın en çok karar verdiği ülke. 3.309 ihlal kararıyla, İHAS’ı en fazla ihlal eden ülke. 953 adil yargılanma, 387 ifade özgürlüğü, 108 toplanma ve örgütlenme özgürlüğü ihlaliyle bu maddeleri en çok ihlal eden Avrupa Konseyi üyesi devlet de yine Türkiye.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 19 Ocak 2021 tarihli X ve Y v. Romanya davasında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 8. maddesinin (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Dava, iki trans başvurucunun cinsiyet kimliklerinin hukuken tanınması amacıyla ilgili idari düzenlemelerin yapılması için talepte bulunmaları üzerine, başvurucuların cinsiyet uyum ameliyatı olduklarına dair kanıt sunmamaları gerekçesiyle bu taleplerin reddedilmesine dayanmaktadır.
Mahkeme, cinsiyet uyum ameliyatı olmak istemeyen başvurucuların, yerel mahkemeler tarafından çözümsüz bir ikilem içinde bırakıldığını gözlemlemiştir: başvurucular ya aksini düşünmelerine rağmen ve bedensel bütünlüklerine saygı haklarından tamamen feragat etme pahasına cinsiyet uyum ameliyatı olmalı, ya da, yine ayrıca özel hayata saygı hakkı kapsamına girdiği üzere, cinsiyet kimliklerinin hukuken tanınmasından feragat etmelidirler. Mahkeme’nin görüşüne göre, bu durum üye Devletlerin kamu yararı ile ilgili kişilerin bireysel yararları arasında kurması gererken adil dengeye aykırıdır.
Mahkeme, başvurucuların cinsiyet uyum ameliyatı olmaması gerekçesiyle cinsiyet kimliklerinin yerel yetkililerce tanınmamasının özel hayata saygı hakkına haksız bir müdahale teşkil ettiğine karar vermiştir.
Kararın Fransızca aslını buradan, av. Polat Yamaner tarafından yapılan çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.
X ve Y v. Romanya, Başvuru no. 2145/16 ve 20607/16, Karar tarihi: 19.01.2021
Daha fazlasını oku…Merhaba,
2014 yılından bu yana her yıl, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi tarafından o yıl Türkiye’ye karşı verilen ihlal kararlarını, bazı önemli kabul edilemezlik kararlarını ve Hükümet’e bildirilen başvuruları derliyorum. 2020 yılında Türkiye’ye karşı verilen bütün ihlal kararlarını ve bazı kabul edilemezlik kararlarıyla Hükümet’e bildirilen başvuruları derlediğim blog yazımı geçtiğimiz günlerde paylaşmıştım. Buradan 2014-2020 arası derlemelerin tamamına ulaşabilirsiniz.
2016’dan bu yana hukuk fakültesi öğrencilerini, stajyer avukatları ve meslek hayatlarının başındaki avukatları insan hakları ve anayasa hukuku alanında çalışmaya teşvik etmek için ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan bir ekiple birlikte düzenli olarak Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını bültenler halinde yayımlıyoruz. Her ay, bir önceki ay çıkan önemli mahkeme kararlarını paylaştığımız bültenlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yıl benzer bir derlemeyi Anayasa Mahkemesi kararları için de yapmak istedim. 2020 yılında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar arasından 200 kararı derledim.
Faydalı olması dileğiyle.
Merhaba,
Aralık ayında çıkan bazı Anayasa Mahkemesi kararlarının yer aldığı bülten yayında.
Önümüzdeki ay görüşmek üzere.
Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü
Cemile Demirel Açıkalın Başvurusu, Başvuru Numarası: 2017/28025, Karar Tarihi: 13/10/2020
19/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve müdafii tarafından sağ gözünde koyu mor renkte bir iz, göz içinde kan pıhtısı, sol yanakta kahverengi bir iz, el bileklerinde kelepçe izlerinin bulunduğu belirtilerek ifade veren, ardından tutuklanan, intihar eğilimi teşhisiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkine karar verilen kişinin Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda koğuşta bulunan banyonun havalandırma penceresi demirlerine çamaşır ipi ile kendisini asmak suretiyle intihar etmesi – Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlali
Mehmet Aypan Başvurusu, Başvuru Numarası: 2016/4868, Karar Tarihi: 30/9/2020
Askerliğe elverişlidir raporu verilerek askere alınan kişinin şikayetleri üzerine kaldırıldığı hastanede göz ve akciğer enfeksiyonu olduğu söylenmesi, birer ay süreyle üç kez hava değişimi raporu verildikten sonra askerliğe elverişli olmadığı raporu verilerek terhis edilmesi ancak sağ göz görme yetisini tamamen kaybetmesi – kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlali
Daha fazlasını oku…Merhaba,
İnsan haklarının, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunması için mücadele etmeye devam edenler için yine oldukça zor bir yılı geride bıraktık.
Aşağıda bütün bu hukuksuzlukları yargıya taşıyacak avukatların ve insan hakları savunucularının başvurularında ya da kendilerine karşı açılan soruşturma ve davalarda kullanması amacıyla 2020 yılında İHAM tarafından Türkiye’ye karşı verilmiş bütün ihlal kararlarını, bazı önemli kabul edilemezlik kararlarını ve gelecek başvurularda kullanılması amacıyla Hükümet’ten savunma istenilen bazı önemli başvuruları bulacaksınız.
Artık geleneksel hale getirdiğimiz bu çalışmada kararları İHAS’ta yer alan madde başlıkları ve sırası altında, kronolojik olarak özetledim.
2020 yılında, Türkiye’ye karşı, gözümden kaçan bir karar olmadıysa, 92 karar verildi. 30’unda ifade özgürlüğünün, 12’sinde toplanma ve gösteri yapma özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verildi.
2014 yılında, 2015 yılında, 2016 yılında, 2017 yılında, 2018 yılında ve 2019 yılında İHAM’ın Türkiye’ye karşı verdiği ihlal ve bazı kabul edilemezlik kararlarını da buradan okuyabilirsiniz.
2016’dan bu yana kadın hukuk fakültesi öğrencilerini, stajyer avukatları ve meslek hayatlarının başındaki avukatları insan hakları ve anayasa hukuku alanında çalışmaya teşvik etmek için ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan bir ekiple birlikte düzenli olarak AYM ve İHAM kararlarını bültenler halinde yayımlamaya devam ediyoruz. Her ay, bir önceki ay çıkan önemli AYM ve İHAM kararlarını paylaştığımız bültenlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
2021’in daha sağlıklı, adil, eşit, özgür ve bağlayıcı olan mahkeme kararlarının uygulandığı bir yıl olması dileğiyle.
Daha fazlasını oku…Merhaba,
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) Aralık 2020’de verdiği 7’si Türkiye’ye karşı 17 İHAM kararının yer aldığı bülten yayında. Bu bültendeki çeviriler, Benan Molu, Rumeysa Budak, Polat Yamaner, Emre Karaman, Ramazan Demir, Gözde Gurbet Engin, Serde Atalay, İlayda Öner, Muhammed Canpolat, Günsu Karacaoğlan, Pınar Baysal, Batuhan Karataş tarafından yapıldı.
Önümüzdeki ay görüşmek üzere.
Daha fazlasını oku…

