İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Ayoub ve Diğerleri v. Fransa kararında, Fransa’da kapatılan aşırı sağcı derneklerin yaptığı başvurulardan birinde ifade özgürlüğü (10. madde) ışığında ele alınan dernek kurma özgürlüğünün (11. madde) ihlal edilmediğine ve diğer başvuruların da hakları kötüye kullanma yasağına aykırı olduğundan kabul edilemez bulunması gerektiğine hükmetmiştir.
Mahkeme’ye göre, siyasi programı şiddete teşvik eden ve hatta bir üniversite öğrencisinin ölümüne neden olan aşırı sağcı dernek Troisieme Voie ve onun güvenlik kanadı olan Jeunesses nationalistes révolutionnaires derneklerinin kapatılması kamu düzeninin ve başkalarının haklarının korunması meşru amacını gütmüştür. Kapatma tedbiri bu amaçla orantılıdır ve Mahkeme derneğin kapatılmasının demokratik toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir.
Diğer başvurucular L’Oeuvre française ve Jeunesses nationalistes ise Sözleşme’nin temelinde yer alan tolerans, toplumsal barış ve ayrımcılık karşıtlığı gibi değerlere karşı amaçlar gütmüş ve dernek kurma özgürlüklerini kötüye kullanmışlardır. Bu nedenle başvuruları Sözleşme’nin 17. maddesi altında kabul edilemez bulunmuştur.
Kararın basın özetini buradan okuyabilirsiniz. Basın özetinin Türkçeye çevirisi İdil Özcan tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 13.10.2020 tarihli Adam ve diğerleri v. Romanya kararında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 12 no’lu Protokolü’nün 1. maddesinin (ayrımcılık genel yasağı) ihlal edilmediğine beşe karşı iki oyla karar vermiştir.
Başvuru, Macar azınlığın üyeleri olan başvurucuların mezuniyet sınavlarında ayrımcılığa uğradıkları iddialarına ilişkindi: aynı süre içinde etnik Romanlardan daha fazla sınava girmeleri gerekiyordu ve bu sınavlar, başvurucuların ana dilleri Romence olmadığından onlar için daha zordu.
Mahkeme özellikle, ırksal bir azınlık topluluğunun Devlet’in resmi dilini öğrenmelerinin önemi ve üniversite sınavlarında bu dilin kullanılması gerekliliği hakkında bir tartışmanın başvuruda yapılmamış olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme ayrıca, sınavlarda hangi konulardan soruların hangi sırayla bulunduğunun Devlet’in yetkisinde (takdir marjı içinde) olduğunu ve bu konuda yorum yapmanın kendi yetkisinde olmadığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucuların girmek zorunda oldukları fazladan sınavlar, kendi anadillerinde eğitim alma kararlarının sonucu olup müfredat içeriği ve sınav programı da başvurucuların haklarının ihlali niteliği taşımamaktadır.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme’nin yayınladığı basın özeti Dicle Demir tarafından çevrilmiştir.
Daha fazlasını oku…İHAM, BDP siyaset akademilerinde ders verdiği için KCK davasında tutuklanan Ragıp Zarakolu’nun başvurusunda BDP’nin yasal bir siyasi parti olduğunu, akademide ders vermenin suç sayılamayacağını söyleyerek özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlaline karar verdi.
Bu karar, KCK davalarıyla ilgili 5/1-c ve 10. maddeden çıkan ilk ihlal kararı. Dahası, bu delillerin TCK madde 314 (örgüt üyeliği) için yeterli olmadığını söyleyerek tutuklamanın keyfi olduğuna, ifade özgürlüğü bakımından ise kanunilik şartını taşımadığına karar verdi. İHAM’ın son yıllarda TCK madde 220/6-7, 301 ve 312 ile ilgili geliştirdiği içtihadı, ilk kez 314’e de uygulanmış oldu. Bu konuda Işıkırık v. Türkiye, İmret v. Türkiye, Mehmet Altan ve Şahin Alpay v. Türkiye, Kavala v. Türkiye kararları için yaptığımız çevirileri okuyabilirsiniz.
Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Gizem Demir, kararın tamamını Türkçe’ye çevirdi.
Ragıp Zarakolu v. Türkiye, Başvuru no: 15064/12, Karar tarihi: 15.09.2020 –
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) , I.S. v. İsviçre kararında, ilk derece mahkemesi kararı ile beraat edilmesine rağmen Nisan-Aralık 2015 tarihleri arasında önleme amacıyla tutukluluğunun uzatılması kararı verilmesi nedeniyle yapılan başvuruda, oybirliği ile, ihlal kararı vermiştir.
Mahkemeye göre, İHAS 5 § 1 kapsamında I.S.’ye verilen ceza, ilk derece mahkemesinin kararıyla son bulmuştur. Mahkeme, iç hukukun kişinin temyiz sürecinde mahkeme karşısına çıkmasını sağlayacak, ancak özgürlüğünü daha düşük ölçüde ihlal edecek yaptırımlar öngörmesi gerektiğinden bahsetmiştir.
Başvurucunun temyiz süreci devam ederken daha fazla suç işleyebileceğine ilişkin genel bir endişe hali, İHAS 5 § 1(b) kapsamında yeterince somut ve belirli bir durum olarak kabul edilmemiştir.
Kararın basın özetini buradan okuyabilirsiniz. Basın özetinin Türkçeye çevirisi Emre Karaman tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 6 Ekim 2020 tarihinde verdiği Jecker v. İsviçre, (Başvuru No: 35449/14) kararında, oybirliğiyle Sözleşme’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava, uyuşturucu kaçakçılığına yönelik adli bir soruşturma sırasında ifade vermeye ve yetkili makamlarca kendisine bilgi sağlayan bir hafif uyuşturucu satıcısı hakkındaki gazete makalesinin yayınlanmasının ardından kaynaklarını açıklamaya zorlanan bir gazetecinin şikayetine ilişkindir.
Federal Yüksek Mahkeme, uyuşturucu kaçakçılığının ağır bir suç olması sebebiyle başvurucunun tanıklık yapmayı reddetme hakkını kullanamayacağına hükmetmiştir. Somut olaya konu menfaatler arasında kanunda kurulan dengeye atıf yaparak, ağır bir uyuşturucu suçunu soruşturmadaki kamu menfaatinin haber kaynaklarını korumaktaki kişisel menfaate ağır bastığını ifade etmiştir.
Mahkeme, kamu menfaatine ilişkin daha ağır basan bir sebep ile meşru gösterilmediği sürece, demokratik bir toplumda basın özgürlüğü için haber kaynaklarının korunmasının önemi ışığında bir gazeteciye haber kaynaklarını açıklaması için sunulacak herhangi bir zorunluluğun Sözleşme’nin 10. maddesi ile uyumlu olmadığını ifade etmiştir.
Somut olayda, ilgili hakka müdahale edilebilmesi için, özel şartlar altında bu müdahalenin gerekliliği belirtilmiş olmalıyken somut olaya konu suçun belirli bir kategoride yer alması veya genel kavramlarla formülize edilmiş bir hukuki kurala konu olması sebebiyle yeterli zemin oluşmamıştır. Federal Yüksek Mahkeme tarafından kanun koyucunun genel ve soyut terimlerle belirlediği dengelemeye atıf yapılarak karar verilmiştir. Bu sebeple Federal Yüksek Mahkeme’nin başvurucunun ifade vermesinin zorunlu olduğuna yönelik kararının böyle bir müdahale için ağır basan kamu yararı şartını sağladığı söylenemeyecektir.
Kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çeviri Batuhan Karataş tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…Karastelev ve diğerleri v. Rusya davası insan hakları alanındaki bir sivil toplum kuruluşunun başkanı ve başkan vekilinin Rusya’daki radikalizm karşıtı bir yasaya karşı şikayetlerini konu almaktadır. Rus yetkililer, reşit olmayanlarla ilgili bir yasaya karşı bir posterin sergilenmesinin ve gençlerin ilerideki protestolara katılmaları için teşvik edilmesinin mevzuatta düzenlenmiş olan “radikal etkinlik” olduğuna ve suçtan sorumluluk doğurabileceğine karar vermişlerdir. Başvuruculara karşı üç hukuki süreç işlemiştir, esas olarak ihtar edilerek ileride protestolarda yer almamaları, yoksa haklarında kovuşturma başlatılacağı belirtilmiştir ve sonuç olarak başkan görevinden istifa etmiştir.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Vadim Karastelev ve Tamara Karasteleva bakımından İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Mahkeme, ilgili radikalizm karşıtı mevzuatın geniş olarak düzenlendiğini ve savcıya çok fazla takdir yetkisi alanı bırakarak yasanın uygulanmasını öngörülemez hale getirdiğini belirtmiştir. Ayrıca mevzuat ve uygulama, başvurucuların davasında kullanılan hukuki işlemlere keyfi olarak başvurulmasına karşı yeterli koruma sağlamamıştır.
Nitekim, başvurucuların davasında bu eksiklikler vurgulanmıştır; Mahkeme, posterin ve başvurucuların iki gençle iletişiminin, kamu yetkililerinin hukuka uygun faaliyetlerine şiddet veya şiddet tehdidiyle engel teşkil edecek şekilde anlaşılabileceği sonucuna varmanın yetkililer bakımından aşırı olduğunu tespit etmiştir.
Mahkeme ayrıca oybirliğiyle, Bay Karastelev’in başvurduğu yargısal denetim bakımından Madde 6’nın ilk fıkrasının (mahkemeye erişim hakkı) ihlaline karar vermiştir.
Kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Mahkeme tarafından yayımlanan basın özetinin çevirisi Pınar Baysal tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…Merhaba,
Ağustos ve Eylül ayında yayımlanan 6’sı Türkiye’ye karşı 13 İHAM kararının yer aldığı bülten yayında. Bu bülten, Benan Molu, Pınar Baysal, Emre Karaman, Batuhan Karataş, Dicle Demir, Polat Yamaner ve Günsu Karacaoğlan’ın çevirileriyle hazırlandı.
Önümüzdeki ay görüşmek üzere.
Yaşam hakkı ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü
Tershana v. Arnavutluk, Başvuru no. 48756/14, Karar tarihi: 04.08.2020
4 Ağustos 2020 tarihli Tershana v. Arnavutluk davasında 2009 yılında yüzüne asit atılan başvurucunun yaşam hakkının ihlal edilmediğine ancak yaşam hakkı ihlali iddiasını etkili şekilde soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Söz konusu davada başvurucu kadın, ev içi şiddete maruz kaldığını ve saldırının arkasındaki şüphelinin eski eşi olduğunu iddia etti. Mahkeme, söz konusu saldırıdan Arnavutluk’un sorumlu tutulamayacağına karar verdi. Eğer Arnavutluk, başvurucunun risk altında olduğunun farkında olsaydı, bunu önleyecek tedbirler almak devletin yükümlülüğü olurdu. Ancak söz konusu davada yerel makamlar, başvurucunun eski eşinin şiddet içeren davranışından olayın ardından haberdar olmuştur. Öte yandan, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete dair belirtiler içeren ve bu nedenle yetkililerin özel bir özen yükümlülüğüyle hareket etmesi gereken saldırıya yönelik soruşturmada, başvurucuya atılan maddenin ne olduğu belirlenememiştir. Soruşturma 2020 yılında kalmış, fail tespit edilememiş, başvurucu tekrar eden sorularına karşın süreç hakkında bilgilendirilmemiştir. Mahkeme, bu koşullarda, yerel makamların asit saldırısına karşı etkili bir cevap verdiğini kabul etmemiştir. Kararın özet çevirisini buradan okuyabilirsiniz.
Daha fazlasını oku…İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 10 Eylül 2020 tarihli G.L. v. İtalya kararında, on üç yaşında sözel iletişim becerisi düşük otizmli bir kız olan başvurucunun ilkokulun ilk iki yılı boyunca (2010/2011 ve 2011/2012) kanunda düzenlenmiş olmasına rağmen, özellikle ekonomik yetersizlikler olduğu gerekçesiyle özel eğitim desteğinden yararlanamamasının eğitim hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlali olduğuna karar vermiştir.
Mahkeme, engeli nedeniyle diğer çocuklardan ayrı koşullara tabii tutulan başvurucunun ilkokula devam edememesinde yetkililerin küçük kızın gerçek ihtiyaçlarını gözetmemesinin ve ona gerekli desteği sağlamamalarının etkili olduğunu, ekonomik yetersizlikleri gidermek için başka ihtimallerin hiç düşünülmediğini, bir çocuğun eğitim hayatının ve sosyal entegrasyonun temelini oluşturan ilkokul eğitimi sırasında böyle bir ayrımcılığa maruz kalmasının ayrı bir önem arz ettiğini belirtmiştir.
Bu karar, Mahkeme’nin otizmli öğrencilerin eğitim hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağına maruz kaldığının tespit edildiği ilk ihlal kararı.
Fransızca yazılan kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kararın tamamının çevirisini, Güncu Karacaoğlan yaptı.
HIV Pozitif Mahpuslara Yönelik Ayrımcılık: Dikaiou – Yunanistan Kararı ve İHAM’ın Değişken Yorumu
Dr. Pınar Dikmen – Marmara Üniversitesi, SBKY (Fransızca)

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM; Mahkeme) bu yaz verdiği Dikaiou – Yunanistan[1] kararında HIV pozitif mahpusların, ayrımcılığa uğradıkları ve tecrit edildikleri yönündeki iddialarını değerlendirdi. Kararda başvurucuların bu statüleri sebebi ile diğer mahpuslardan farklı hücrelerde tutulmasının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS; Sözleşme) 3. maddesi ile bağlantılı olarak Sözleşme’nin 14. maddesi çerçevesinde bir ayrımcılık teşkil edip etmediği incelendi ve Mahkeme tabi olunan “farklı muameleyi” bir hak ihlali olarak görmedi. Bu yazıda İHAM’ın daha önceki içtihatlarından daha farklı bir yorumu benimsemiş olduğu ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Daha fazlasını oku…Söz konusu dava, kesinleşmiş mahkumiyet kararının ardından Thebes (Yunanistan) kadın kapalı ceza infaz kurumunda bulunan ve HIV ile yaşayan ve/veya AIDS evresinde bulunan altı başvurucunun tutulma koşullarını ve bu koşullar hakkında şikâyette bulunabilmek için etkili başvuru yolu eksikliklerini konu almaktadır.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), 16 Temmuz 2020 tarihli Dikaiou ve Diğerleri v. Yunanistan (başvuru no. 77457/13) Daire kararında, oybirliğiyle; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 3. maddesinin (işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ve bununla bağlantılı ve ayrı olarak ele alınan Sözleşme’nin 14. maddesinin (ayrımcılık yasağı) ihlal edilmediğine ve Sözleşme’nin 13. maddesinin (etkili başvuru hakkı) 3. maddeyle bağlantılı olarak ihlal edildiğine karar vermiştir.
Mahkeme, başvurucuların genel tutulma koşullarının tatmin edici olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme ayrıca, başvurucuların aynı kolektif hücrede tutulmasının meşru bir amaç taşıdığı (söz konusu grubun etkili bir şekilde idare edilmesi ve cezaevi yönetimine ilişkin hususlar) görüşünü benimsemiş ve başvurucuların ayrı tutulması [segregation] niyetinin güdüldüğüne dair bir emareye rastlamamıştır. Mahkeme son olarak, başvurucuların sağlık ihtiyaçları doğrultusunda tıbbi destek sağlanmasına ilişkin olarak, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirdiğini gözlemlemiştir.
Tutulma koşullarına ilişkin Yunanistan hukuku kapsamındaki başvuru yolları konusunda, özellikle Yunanistan’ı ilgilendiren davalar başta olmak üzere, Mahkeme yerleşik içtihadına atıfta bulunmuştur. Mahkeme, Yunanistan hukuku kapsamında ne önleyici başvuru yollarının, ne de tazmin edici başvuru yollarının, başvuruculara maruz kaldıkları tutulma koşulları hakkında şikâyette bulunmaya olanak tanıdığını tespit etmiştir.
Mahkeme, sağlık durumu sebebiyle salıverilme kurumunu düzenleyen mevzuat doğrultusunda, mahpuslar hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü verilmesinden önce ve sonra ayrı bir muamelede bulunulmadığını tespit etmiştir. Mahkeme bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun bulunduğuna karar vermiştir.
Kararın Fransızca aslını buradan okuyabilirsiniz. Basın özeti çevirisi av. Polat Yamaner tarafından yapılmıştır.
Daha fazlasını oku…

